MEKTUPLAR

Okurlarımızdan gelen mektuplar aşağıda. Bunları değerlendirmeyi size bırakıyoruz. Bazılarına verdiğimiz cevapları da ekliyeceğiz.

Sayın ATADİYAR,

Hacettepe Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu (HUADT), bir üniversite topluluğudur ve birinci amacı üniversite gençliğine Atatürk'ü ve devrimlerini anlatmaktır. Biz Atatürk'ü sadece ne yaptığıyla değil, ne yapmak istediğiyle de anlatırız. Bunu yaparken de web sitemizden yapmayız. İncelemiş olduğunuz sitede biz Atatürk'ü anlatmadık; HUADT'yi anlattık ve Atatürk'ü tanıtan sitelerle ilgilenen arkadaşlar için de İnternet Servisleri olarak adlandırdığımız bir sayfa hazırladık.

Bahadır Kürşat / 9.1.1999

----------------------

Laikliğin kabulu (1928-1937):

Saltanatın kaldırılması, hilafetin kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılarak yalnızca din işleriyle uğraşacak Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kurulması, tarikat ve zaviyelerin kapatılması aşamalarından geçen laikliğin tam anlamıyla yasal tabana oturtulması için, 1924 Anayasası'nda yeralan "Türkiye devletinin dini islâm'diı" deyimini tartışmaya koyulan TBMM, 10 Nisan 1928'de Anayasa'nın ikinci maddesini değistirip, 16. ve 38. maddeler gereğince milletvekilleri ile cumhurbaşkanının ant içerken söylemek zorunda oldukları "vallahi" sözcüğünü maddelerden çıkardı. Ayrica, 26. maddedeki "ahkâmı şeriyenin tenfizi" (şeriat hükümlerinin yürütülmesi) sözcükleri de Anayasa'dan çıkarıldı. İnananların ibadetlerini kendi dilleriyle yapmalarını doğal bir hak olarak gören Mustafa Kemal'in, aydın din adamlarıyla yaptığı görüşmelerden sonra, 3 Şubat 1928'de hutbelerin Türkçe okunmasının kabul edilmesini, dualar ve ezanın Türkçeye çevrilmesi çalışmaları izledi. 5 Şubat 1937'de Anayasa'nın ikinci maddesinde laiklik ilkesine yer verilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin laik bir devlet olduğunun yazılmasıyla, laiklik devrimi tamamlanmış oldu.

İyice okudun umarım. Türkiye Cumhuriyeti laikdir.

- Kemal ER / 9.1.1999

CEVAP: TÜRKİYE CUMHURİYETİ lâiktir de, lâiklik nedir? İstersen bizim LÂİKLİK BİR ATATÜRK İLKESİ VEYA İNKILÂBI MIDIR? sayfasına bir bakıver.

----------------------

Merhaba, sayın Atadiyar,

sınavlarım nedeniyle cevap vermekte geciktim, özür dilerim. sayfalarınızı gördükçe neden daha önce haberim olmadı diye hayıflandım. internete getirmiş olduğunuz düşünsel icerik; yalancı atatürkçülerle, halkından ve dolayısıyla Atatürk'ten kopuk, milli kültürden uzaklaşmış batı hayranı sözüm ona 'aydın'larla dolu iletişim araçlarında gerçekten aramış olduğum ama tabii ki pek bulamadığım türdendi. "hiç duymadığınız" demişsiniz. ben şu ana kadar okuduklarımın içinde duyduğum veya duymadığım türden çok şey var, ancak bunların yıllardır halkımızdan saklı tutulması nedeniyle birçok kişinin duymamış olduğundan eminim. Çalışmanız için sizi hem tebrik eder, hem de size teşekkür ederim.

bu arada size bizim çalışmalarımızdan bahsetmek isterim. görmüş olduğunuz site, bizim en başlıca çalışmamız. Gerçi geçen eylülden beri yenileyemedik ancak, bugünden (15 ocak cuma) başlayarak yenileme çalışmalarına giriyoruz.

Sayfamızda görmüş olduğunuz aydınlanma 1923 dergisi "itu aydınlanma 1923 grubu" adlı öğrenci grubunun çıkarmış olduğu bağımsız bir kemalist dergi. Bunu belki de okudunuz, bilemiyorum. Sitemizde yakında Ankara'da çıkan "ulusal" dergisinin ve İstanbul'da yayınlanan "yeni hayat" dergisinin tanıtımı olacak (bu dergileri sanırım duymuşsunuzdur, duymamışsanız size bu dergileri tanıtabilirim). Böylelikle elimizdeki internet olanaklarını kullanarak, anti-emperyalist, kemalist yayınları internet üzerine taşımayı amaçlıyoruz.

Web siteniz çok geniş. Bu sitenizi acaba kâğıda aktarıp okuyabilir miyim? Aynı şekilde bunlardan arkadaşlarımın da yararlanmasını istiyorum. Bu nedenle çoğaltmam için izin verir misiniz?

saygılarımla,

Çağrı YALGIN / 15.1.1999

CEVAP: Sitede yer alan her türlü bilgiyi basmak, çoğaltmak, dağıtmak, başkalarına göndermek serbesttir. Hiç bir talebimiz, kısıtlamamız yok, bir tek şartımız var: Kısaltma yaparsanız, anlam değişmesin, bozalmasın!

----------------------

Yılbaşı tatili için Türkiye'ye gitmiştim. Yeni döndüm. Siteniz için kendi sayfalarımdan link koydum. Turkish History bölümünde "Atatürkçülük Nedir" başlığı ile linki görebilirsin. Selamlar

Mehmet SAYAL / 15.1.1999

CEVAP: Çok teşekkür ederiz.

----------------------

"Artık İtalyan Lisesi, Alman Lisesi, adı (Tevfik Fikret ama), Fransız Lisesi'ne Yahudiler, Rumlar değil, daha çok TÜRKLER gidiyor. Ama Avrupalılar'ın amacı değişmedi. O dönemde kontrole alınmış Robert Kolej, Sen Josef gibi okullar şimdi tamamen zıvanadan çıktı, ülkemizin ortasında adeta bir "yabancı ajan yetiştirme merkezi" haline geldi."

Kemal Bey, Atatürk ile ilgili bir araştırma yaparken sayfalarınıza rastgeldim, bazı fikirleriniz enteresan... Ancak yukardaki gözleminizde bayağı bir saçmalamışsınız, zira ben Robert Kolej mezunuyum ve de sapına kadar Türk'üm. Bu "ajan yetiştirme merkezi" fikrini nereden aldınız bilemiyorum. Okulumuzda bize Atatürkçülük tam anlamıyla aşılandı, hiçbir zaman da "hristiyanlık propagandası" yapılmadı, diğer yabancı okullarda da bu şekilde bir uygulama yok. Neyse, yani herkese giydirirken arada saçmalamışsınız, insanları ve eğitim kurumlarını internette herkesin okuyabileceği sayfalarda etiketlemeden önce biraz daha düşünün...

Saygılar,

Can BALCIOĞLU / 24.4.1999

----------------------

Aman Allahım

Senin İsmet İnönü hakkında yazdıklarını biraz okudum ve hayretler içinde kaldım.Daha önce İsmet İnönüden hoşlanmayan insanlarla tartışmıştım ama senin gibi bağnaz, iki yüzlü, alçak, gerçekleri saptıran, Atatürkçüyüm diyen ama buram buram ırkçılık ve şeriat kokan söylemler içindeki birisini hiç görmedim. Sen bu ülke için şimdiye kadar ne yaptın da bu ülkeye büyük hizmetler eden birisine dil uzatabiliyorsun?

Daha başka ne söylesem boş o yüzden sana tek sözüm 'ALLAH sana akıl fikir versin ve umarım en kısa zamanda ALLAH'ın huzuruna çıkarsın ve bu yaptıklarının hesabını tek tek verirsin.'

q.q. / 27.4.1999

CEVAP: Her şeyi bir kitaptan almak gerekmiyor. Gözleme dayanıyor.

----------------------

sayın kemal atadiyar

sitenizi bir link ararken buldum. fevkalade araştırmacı bir kimlikle hazırlamış olduğunuz site için tesekkür ederim.......

inanın sizleri merak ettim, biyografiniz ile ilgili sitenizde veya email ile kısa da olsa bilgi edinmeyi arzu edeerdim.

sitenizle, bazı kötü niyetli kisilerin ipliğini pazara çıkarmış oldunuz....... tekrar tebrikler

Ali Remzi MELİKOĞLU / 3..8. 1999

----------------------

Subject: Çok teşekkür ediyorum

Sayın "Atadiyar" hazırlayıcısı,

Adınızı (veya adlarınızı) bilemediğim için size ancak böyle hitap edebiliyorum. Hazırladığınız sayfaların büyük bölümünü kısa bir sürede inceledim, tamamını da yakın zamanda bitireceğim. Size özellikle yazmak, sizi tebrik etmek ve daha önemlisi size teşekkür etmek istedim.

Uzun yıllardan beri bütün gücümüzle Türkiye'de yıllardan beri çarpıtılmış olan gerçeklerin meydana çıkması için gayret sarfediyoruz. Türk'ün silkinerek kendine gelebilmesi ve yıllardır kaybettiği aslına dönebilmesi için uyandırılması gerektiğine inanıyoruz.

Bir yandan dini inanışı âlet ederek toplumumuz üzerinde kendi kişisel menfaatlerine dayalı hegemonya kurmak isteyen alçak hainler, diğer yandan ise aynı sizin işaret ettiğiniz gibi "Atatürkçülük", "Demokrasi ve İnsan Hakları" kisveleri altında bizi olabildiğince küçük parçalar halinde bölmek isteyen fakat aslında küçük bir azınlığı geçmeyen sefiller sürüsü hep birlikte elele vermişler ve asıl sahiplerinin direktifleri doğrultusunda Türkiyemiz'in kuyusunu kazmakla uğraşmaktadırlar. Fakat bu amaçlarına hiç bir zaman uluşamayacaklardır. Bugün neredeyse bütün dünya ülkelerinde etkili olan "Masonizm" ve buna bağlı olarak yahudi lobisi ; diğer yandan da ülkemizi içten sarsmaya çalışan ermeni lobisi tüm güçleriyle çalışmaktadırlar. Ancak henüz uyanmamış olan halkımız hiç bir şeyin farkında değildir ve esasen en ince mevkilere kadar sızmış olan bu pisliklerin uyutmaları ve diretmeleri karşısında iyice kendini kaybetmiş durumdadır.

İşte yıllar öncesinde kaldığı düşünülen "Kurtuluş Savaşımız" bu sebeplerden dolayı halen devam etmektedir ve aslında çok daha şiddetlidir. Bizlerle aynı düşünceleri paylaşan ve gerçek durumun farkına varmış olan sizi bulmuş olmak bizim için bir sevinç kaynağı oldu. Bir tek kişi dahi olsanız bu gayretiniz ile 1>'ü kanıtlamış oluyorsunuz.

Size bu yazıyı tümüyle kişisel olarak ve aynı düşünceleri paylaşan bir grup arkadaşımız adına yazıyorum. Eğer benimle temasa geçer ve düşüncelerimizi paylaşmamıza vesile yaratırsanız çok sevinirim.

Saygılarımla,

Ali Hakan VELİDEDEOĞLU / 9.1.2000

----------------------

Sn. ATADİYAR ,

Gerçek Türklerin, gerçekleri korkmadan, cesurca söyleyebildikleri zamanlara özlemimizi siteniz sayesinde bir nebze de olsa giderebildik. Tesekkur ederiz.

Ortaya koyduğunuz çalışma, Gerçek Türk'ün nasıl olması gerektiğini yine gerçekleri söyleyerek hatırlattığı için ancak ve ancak gerçekten Türk olanların takdirini kazanacaktır.

Satır satır inceleyerek okuduğumuz, pek çoğunu zaten bildiğimizi gördüğümüz çalışmanızı, genelin bilgisine sunmanızdan duyduğumuz memnuniyeti ifade etmeye sözler kifayet etmeyecektir.

Ben, ailem, yakın dost ve arkadaşlarımdan oluşan kalabalık bir topluluk çalışmanızı takdir ediyor ve sizi destekliyoruz.

Saygılarımızla ,

Şenay VELİDEDEOĞLU / 25.1.2000

----------------------

Size bu siteyi hazırladığınız için teşekkür ederim. Ne varki çoğu insan bunları internetten okumaktan çok elinde yazılı olarak bulunmasını isteyeceğinden eğer izin verirseniz bu bilgileri kaynak gösterip kullanmak istiyorum. teşekkürler. Mümkünse mesleğinizi öğrenebilir miyim?

Özkan KAHRAMAN / 18.3.2000

CEVAP: BİR KERE DAHA TEKRARLIYORUM: Sitede yer alan her türlü bilgiyi basmak, çoğaltmak, dağıtmak, başkalarına göndermek serbesttir. Hiç bir talebimiz, kısıtlamamız yok, bir tek şartımız var: Kısaltma yaparsanız, anlam değişmesin, bozalmasın!

----------------------

gercekten ancak bu kadar iyi bir sayfa hazırlanabilir, inanınız ki duyduğum mutluluk ve gurur; kelimelerle ifade edilemeyecek boyutlardadır. Bir Türk genci olarak hazırlamış olduğunuz bu değerli webpage için size bütün Türk halkı adına şükranlarımı sunuyorum.

Erkan ÖZCAN / 14.5.2000

----------------------

Geçtiğimiz günlerde Yunanistan'a yaptığım ziyarette konuşma imkânını bulduğum Orta Anadolu bölgesinden gelen Rumların Türkçesi beni çok etkiledi. Papa Eftim'in İstiklal Harbindeki katkılarınıda nutuktan anlayabiliyoruz. Mübadaleye tabi tutulan bu insanların yaklaşık nüfusunun ne olduğu, bunların mevcut durumlarının nasıl olduğu konusunda yayınlar var ise öğrenmek istiyorum.Teşekkürler.

e.k. / 28.5.2000

----------------------

sayın yetkili,

yapmakta olduğumuz bir çalışma için Kâzım Karabekir'in internet ortamındaki resimlerine ihtiyacımız bulunmaktadır. Sizde bu resimlerden mevcut olan var mı? Yahut da adı gecen türde resimlere ulaşabileceğimiz bildiğiniz bir adres yahut kurum var mı? Yardım ve ilginiz için şimdiden teşekkür ederiz. Çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Çağatay BENHUR / 5.12.2000

CEVAP: Bu konuda yapabileceğim bir şey yok.

----------------------

İsmet İnönü ve İnönü Savaşları ile ilgili yazılanları okudum. Konu çarpıtılmış, sanki bu savaş hiç olmamış, uydurulmuş gibi gösteriliyor. Benim annem ve babam sizin fiyaskoların yaşandığı yer olarak bahsettiğiniz Metris Tepenin bulunduğu köyde doğmuşlar. rahmetli anneannem sizin yazdığınız olmayan savaşları yaşayan bir insandı. Onun anlattıklarını ve sizin yazdıklarınızı düşündükçe bu ülkeye sizin yaptıklarınızdan daha fazla zarar verilemiyeceğini anladım. İnsanların kendi tarihlerini sırf birilerini karalamak için çarpıtmasını anlayamıyorum.

Son olarak size teessüflerimi bildirirken, girdiğiniz bu yanlış yoldan bir gün döneceğinizi umut ediyor ve cenab-ı allaha dua ediyorum.

Ahmet DÖNMEZ / 7.12.2000

CEVAP: Elbette ki çarpışma ve çatışmalar var. Ama İsmet Paşa'ya atfedilen bir meydan muharebesi yok, zafer de ona ait değil! Nutuk'ta 1. İnönü Muharebesi sadece üç satırlık bir paragraf olarak geçer. Onun da yarısı coğrafî yer tarifitir.

----------------------

Merhaba Arkadaş

Hazırlamış olduğun site bir harika. çalışmalarında başarılar diliyorum.

Frankfurt'dan Volkan AYDIN / 26.12.2000

----------------------

Ben sitenizi ziyaret ettim çok güzel. Dönem ödevi hazırlıyorum ve konum "her yönüyle atatürkçülük". Ödevimde hangi konulara yer vermem gerektiği hakkında email atarsanız çok mutlu olurum.

Witch Death / 13.2.2001

CEVAP: Ödevleri ben değil, siz yapacaksınız. İşte önününüzde koca site. İstediğin konuyu seç, yaz.

----------------------

selamlar

Atürkçülük ile alakalı güzel bir sayfanız vardı. fakat şu aralar web sayfanıza ulaşamadım nedenini sormak istiyordum? kapatıldı mı ? yoksa güncellemek için mi ara verdiniz? eğer kapatılmışsa cok yazık olur. cevabınızı bekliyorum

hayırlı günler dilerim

Kürşad GÜZTOKLUSU / 24.5.2001

CEVAP: Sitemizi maalesef bilinmeyen bir sebepten dolayı sildiler. Ancak tekrardan yükleniyor. Yeni adres:

ATATÜRKÇÜLÜK NEDİR?

----------------------

Subject: internet sayfanızı tebrik

Kemalizm ile ilgili hazırlamış olduğunuz internet sayfasını hakikaten çok faydalı ve çok başarılı buldum. Ben Atatürk'ün nasıl bir doğu lideri ve batı düşmanı bir devrimci olduğunu Attila İlhan'ın yazılarından öğrenmiştim. Sizin internet sayfanız Atatürkçülüğü bir ideoloji haline getirme yolunda önemli mesafeler katetmektedir.

Bu husus, yani Atatürkçülüğü bir ideoloji haline getirme çabası hep engellenmiş ve gerekçe olarak da Atatürk'ün "donar kalırız" demesi öne sürülmüştür. Oysa Herakleitos'tan beri her şeyin değişeceğini biliyoruz ve bu 'donar kalırız' söylemini yapan kişilerin Atatürkçülüğü dondurduğunu bugün tarih bilincine sahip olduğumuz için görmekteyiz.

Üçüncü Dünya ülkeleri, Bandung Konferansı yoluyla diğer bloklara karşı bir bloklaşma çabasına girmesi ve bu çabanın düşünsel yapısının Atatürk'ün düşünce yapısıyla neredeyse özdeş olması, Atatük Türkiyesi'ni bu bloğun potansiyel önderi konumuna getirmiştir, ancak Türkiye'nin başında bulunan yeni-tanzimatçı kadro Bandung Konferansı'nda katılan ülkelere batının sözünden çıkmamayı öğütlemiştir. Bu hastalıklı, aşağılık zihniyet Cumhuriyet nesilleri üzerinde öyle etkili olmuştur ki, bugün Kemalizm sıradan bir laiklik savunuculuğuna indirgenmekte, genç kuşaklar Türk Sanat Musikisi dinlemeyi gericilik, Klasik Batı Müziği dinlemeyi çağdaşlık sanmaktadır.

İletimin sonunda size bazı şeyler sormak istiyorum.

(1) İnsanımızdaki aşağılık hissini ve batı hayranlığını nasıl bertaraf edebiliriz?

(2) Tavsiye ettiğiniz yazar veya fikir adamları var mıdır Atatürkçülük hususunda?

(3) Haklı davanızda size nasıl yardım edebilirim?

Başarılar dileklerimle...

Sercan DOĞAN / 20.4.2003

ÇEVAP: BATI sadece para ve teknoloji demektir!.. Parası onun olsun, biz sadece teknolojisini alarız. BATI'dan başka hiç bir şey alınmaz! Ne akıl, ne fikir, ne nasihat, ne kültür, ne müzik, ne kanun, ne ideoloji, ne din, ne felsefe!.. Başka hiç bir şey alınmaz! Ala ala bu hâle geldik!

ATATÜRK'ün lehine ve aleyhine yazan herkesi okuyup siz gerçekleri ortaya çıkaracaksınız. Onu hatalarıyla, sevaplarıyla kabul edecek, doğruları ile hareket edecek, yanlışlarını düzeltmeye çalışacaksınız. Bu açıdan bakınca Hasan İzzettin Dinamo, Attila İlhan, Şevket Süreyya, Doğan Avcıoğlu, Falih Rıfkı Atay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Mustafa Armağan, Kadir Mısıroğlu'nu tavsiye edebilirim.

Bana ve ülkeye yardımlarınız, siteyi okuyarak, okutarak ve ATATÜRK'ün gerçek ilke ve ülküsünü çevrenize duyurarak olabilir.

----------------------

İyi Günler,

Sitenizi ilk kez bugün okuma imkânı buldum. (Atatürk hakkında bilgi ararken...)

Benim merak ettiğim şu, belki sitede yer verdiniz, belki ben göremedim. Size göre gerçekten Atatürkçü olan bir siyasetcimiz var mı? Geçmiş zamanlar da buna dahil, şimdiki zaman da.

Şimdiden teşekkür ederim.

Eda ÖZTÜRK / 21.8.2003

CEVAP: Var mı?.. Siteyi okudunuz, siz söyleyin! Aslında olmadığını göstermek için ATATÜRK sonrası gelmiş geçmiş politikacıların dönemlerini kronolojik olarak verdik. Bizce hiç bir ATATÜK'ün tırnağı bile olamaz!

----------------------

Sayın Atadiyar,

İsmet Paşa Muamması yazınızda Eskişehir bozgunu sırasında İsmet Paşa'nın iki teğmen idam ettiğini anlatan kısmı ilgiyle okudum. Bu olay konusunda bir sorum var: acaba bu iki subay 61nci Fırka'dan mıydı? Bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi nerede bulabilirim?

Reha UZSOY, Ph.D, P.E. / 3.9.2003
Director, Laboratory for Extended Enterprises at Purdue
Professor of Industrial Engineering, Purdue University

CEVAP: Değerli Kardeşim, İsmet Paşa'nın cumhurbaşkanlığı sırasında kendi hatalarıyla ilgili evrakı arşivlerden aldırıp yok ettiği söyleniyor. Bu sebeple bulabileceğinizi sanmıyorum ama, Genel Kurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi'nden araştırabilirsiniz. Selam ve Sevgiler.

----------------------
Subject: RE: Eskişehir-Kütahya muharebesi üzerine bir soru...

Mesajınız için çok teşekkürler, bununla ilgilenmeğe devam edeceğim. Sormamın sebebi, söz konusu subayların rahmetli dedem 61nci fırka komutanı Miralay Münip Uzsoy'un himayesinde olduğunu zannetmemdendir. Bizim ailede anlatılana göre, bu subayların idamı dedemle İsmet Paşa'nin arasında büyük bir tartışmaya yol açmış, dedem iki ay sonra fırka komutanlığından alınarak subay divan-ı harp mahkemesi komutanlığına atanmış, ve 1921'de ordunun en genç albayı olan dedem, 1931'de albay olarak emekli oldu. Sizin yazınız ilk defa bizim ailenin dışından bu iki subayın idamından bahseden bir kaynak benim için. Genelkurmaydaki kayıtlar yok edildiyse, siz bu meseleyi nereden öğrenebildiniz?

İlginize teşekkürler,

Reha UZSOY / 6.9.2003

CEVAP: Ben de yazdıklarımın bir ağızdan doğrulanmasına sevindim... Aslında o sayfalarda da belirttiğim gibi yazılanlar çeşitli hatıralardan derlenmiştir. Hatırladığım kadarıyla o olay Rıza Nur'un MİLLİ KIYAM adlı eserinden alınmıştı. Ayrıca Hasan İzzettin Dinamo'nun hemen hiç bilinmeyen 15 ciltlik Kutsal İsyan - Kutsal Barış adlı eserinde de olabilir. Selam ve sevgiler.

----------------------

Sayın K. Atadiyar

Sitenizi gördüm ve ilgiyle okumaktayım. Sizden rica Atatürk'ün sözlerinin birbirinden daha ayrı olarak yazılması ve görsel olarak biraz iyileştirme yapmanızdır. Üyesi olduğum 600 üyeli bir topluluğa sizin sitenizi okunması için önermek istiyorum. Eleştirilerimi dostça alacağına olan inancımla, çabalarınız için Türk milletinin bir ferdi olarak teşekkür ederim.

Hülya YALÇIN / 12.11.2003

----------------------

Subject: teşekkür

bugün sitenizdeki bilgileri okudum da, gerçekten çok aydınlatıcı öğretici bilgiler veriyorsunuz. tebrik ve teşekkür etmek için bu maili çekiyorum, çalışmalarınız da başarılar diliyorum.

Mert AKEL / 14,12.2003

----------------------

Subject: çalışmalarınız...

Öncelikle size bu siteyi yaptığınız için,bütün Türk gençleri adına teşekkür ederim!!! bu siteyi yaklaşık 2 yıldan beri ziyaret ediyorum... hergün en az bir kere giriyorum!!! çalışmalarınızdan notlar çıkarıp,benim gibi bilinçli gençlerle paylaşıyorum, hatta bu bilgileriniz sayesinde okulda olsun, dersanede olsun hocalarımızla münakaşalara girip, haklı çıkan taraf oluyorum... amacımızın haklı çıkmak olmadığını, amacımızın ülkemiz ve Türk alemi için neler yapabileceğimizi kendi kendimize sormaktan ve geçmişten hesap çıkarmakta yattığını da biliyorum... sizin kim olduğunuzu çok merak ediyorum, şu an ben ve benim gibi gençlerin görevinin cahil (kim olduğunu bilmeyen) insanları bilinçlendirmek olduğunu da biliyorum...

sitenizi 2-3 yıl önce arama motorlarında arama yaparken keşfetmiş ve bağımlısı olmuştum... yaptığınız bu site; çok önemli bir site olduğunu biliyor, türk devletlerinin geleceğini belirleyeceğini umud ediyorum... biz ve bizim gibi gençler oldukça sitenize giren kişiler artacak ve ilerde bu ülkeyi yönetecek insanların bu zihinle vatana millete yarar sağlayacak!!!

TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYORUM !!!

Halil ŞİMŞEK / 1.1.2004

----------------------

Subject: Ynt: teşekkür

Öncelikle, sizin gibi birinin varolduğunu bilmek bana gurur verdi... Bende herhangi bir TÜRK genci olarak yaşadığım toprağa saygıyı, milletime devletime güveni, atalarıma hürmeti, dinime bağlılığımı herşeyden önce tutarım... Ama bazı gerçekleri gözardı edemeyiz, ülkenin durumu ortada, milletin de öyle... 7000 yıllık türk beşiğine ihanetten başka ne yapıyoruz?.. Sizin çalışmalarınıZ, SİZE GÖRE her ne kadar basit, kişisel, sıradan yazılar gibi bile olsa, onlardan çıkarılacak bilgiler,DÜNYANIN EN BÜYÜK MİLLETİ OLAN TÜRK MİLLETİNİ YENİDEN DİRİLTECEK BİLGİ DÜZEYİNDEDİR... BU YAZI DİZİSİNİ GERÇEKLEŞTİRDİĞİNİZ İÇİN, ÖLSENİZ BİLE SEVAP KAZANACAKSINIZ BUNUN GARANTİSİNİ VEREBİLİRİM, ÇÜNKÜ İÇİNDE BULUNDUĞUM ÇEVREDE BİLE, İNSANLARI ETKİLEMEYE BAŞLADIM, ALLAH NASİP EDERSE ÜNİVERSİTEYE GİDERSEM, İNSANLARI BİLİNÇLENDİRMEYE DEVAM EDECEĞİM... BEN BUNU KENDİME İLKE EDİNDİM, HİÇ BİR GÜÇ BENİ BU ŞEREFLİ GÖREVDEN ALIKOYAMAYACAK....TANRI UTNDIRMASIN...

ŞUNU DA BELİRTMEK İSTERİM... SİZ DE ELBETTE FARKINDASINIZDIR. ÜLKEMİZ DE ÜLKEMİZİ SEVENLERİN SAYISI GÜN GEÇTİKÇE AZALMAKTADIR. ÜLKEMİZDE BÜTÜN SİYASİLER ÜLKEMİZİN MENFAATLERİNİ DÜŞÜNMEDİKLERİ GİBİ HEPSİ TESLİMİYETÇİ POLİTİKA İZLEMEKTEDİRLER. İYİ DE O ZAMAN MUSTAFA KEMALLER NEREDEN ÇIKACAK??? (BU SORU HAKKINDa YORUMLARINIZI BEKLEYECEĞİM...) ŞU AN LİSE SON SINIFTA OKUMAKTAYIM, ÜLKEME, MİLLETİME, DEVLETİME NASIL EN İYİ ŞEKİLDE HİZMET VEREBİLİRİM (YANİ GİTÇEĞİM BÖLÜM OLARAK BANA GÖRÜŞLERİNİZİ ARZEDERSENİZ SEVİNİRİM.)

SON OLARAK ŞUNU BELİRTMEK İSTİYORUM, SİTENİN ADRESİ UZUN VE YABANCI, güzel bir adres (örn:)www.ataturkculuk.com adresini neden kullanmyıyorsunuz... bu konuda bana düşen bir görev olursa büyük bir şerefle yaparım. en azından UCRETİSİZ (www.yonlendır.com) adresinden çok güzel adresler alıp, gençlere verirsek daha etkili olur. inanın çok etkili olur. bana böyle bir görev verirseniz büyük şeref duyarım... saygılarımla...

Halil ŞİMŞEK / 13.1.2004

----------------------

Subject: SUSMAK VE KAHROLMAK!!!

ÇOK DEĞERLİ BÜYÜĞÜM;

YAPTIĞIM ŞEY ÇOK BASİT VE ZAHMETSİZ BİR İŞ! ÖNEMLİ OLAN; BU DAVAYA İNANMAK! HER TÜRK GENCİNİ, KENDİNİ TÜRK HİSSEDENİ BU YOLA TEŞVİK ETMEK DEĞİL Mİ???

SİZE DAHA ÖNCE BİR TAKIM SORULARIM OLMUŞTU, BUNLARI SİZİNLE PAYLAŞMIŞTIM, SİZİNDE BENİMLE PAYLAŞMANIZI RİCA EDİYORUM.

ÜLKEMİZİN KARIŞ KARIŞ SATILDIĞI BUGÜNLERDE İÇİM KAN AĞLIYOR, ASLINDA BENİ ÜZEN, BENİ AĞLATAN OLAY BU DEĞİL, BENİ ÜZEN, BİZİM GİBİ DÜŞÜNENLERİN AZLIĞI...

BEN ANTALYANIN MANAVGAT İLÇESİNDE OTURMAKTAYIM, VE MAALESEF, ECNEBİLER BURALARA GÖZ DİKMİŞ, MANAVGATIN YUKARISINDA Kİ BARAJ GÖLLERİNİ ALDILAR ALMAYA ÇALIŞIYORLAR. BEN BUNU DUYUNCA GÖZLERİM YAŞARDI, ---VATAN TOPRAĞI SATILIR MI???(BE ŞEREFİZLER)--- ANTALYA DA VE ALANYADA DA BU FAALİYETLER HIZ KAZANMIŞ, YABANCILAR TEK TEK KAPIYORLAR!!!TAYYİP DE YABANCILARI TEŞVİK EDİYOR!!!

DEĞERLİ BÜYÜĞÜM,DERİN BİR SÜRECE GİRDİK, BÜTÜN GELİŞMELER ALEYHİMİZE, KARŞIMIZDAKİLER AŞIRI PROFESYENELLER-DEDELERİNİ ARATMIYORLAR- AMA BİZ TÜRK GENÇLİĞİ, HER ZAMAN İSTİKLAL VE BAĞIMSIZLIK UĞRUNA CANIMIZI VERECEK NEFERLERİZ!!! LAFI UZATMADAN SON BİR SÖZ SÖYLEMEK İSTİYORUM, SÖYLEDİĞİM SÖZÜN DOĞRULUĞUNU VEYA YANLIŞLIĞINI BANA GÖNDERECEĞİNİZ CEVAPTA VERİRSİNİZ!

"EĞER BUGÜN SUSARSAK,TARİHİN TOZLU SAYFALARINA VATAN HAİNİ OLARAK GEÇECEĞİMİZDEN KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN"

Saygılarımla.

Halil ŞİMŞEK / 2.2.2004

----------------------

DEĞERLİ BÜYÜĞÜM;

BANA SABRETMEM GEREKTİĞİNİ,"DOĞACAK GÜZEL GÜNLERİN" YAKIN OLDUĞUNU SÖYLEDİNİZ! BEN DE SABRETMEYE VE BÜTÜN OLUMSUZLUKLARA KARŞI BİR "TÜRK" GİBİ DİKİLMEYE ÇALIŞIYORDUM! AMA NEREYE KADAR...

HER GÜN,HER HABER ,HER --MANŞET-- İNSANIN MORALİNİ ÇÖKERTMEYE YETİYOR!!!BÜTÜN OLUMSUZLUKLARA,SATILMIŞLIKLARA KARŞI İYİ NİYETLİ OLMAYA ÇALIŞIYORSUN YİNE OLMUYOR!!!

BİR DEHAP'LI KÜRT BATMANDA ÇIKIYOR; ATATÜRK'E "FAŞİST P...İ" DİYOR ATATÜRK'ÜN TÜRKİYESİNDE !!! BASINDA ÇIKMIYOR!!! ZATEN BASINIMIZIN DA MAŞŞALLAHI VAR TÜRKLERDEN BAŞKA HERKESİ SAVUNUYORLAR!!!

GENÇLİĞE HİTABEYE OKUDUKÇA UTANIYORUM!!! HELE (SAYENİZDE) GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜĞÜ ÖĞRENDİĞİM GÜNDEN BERİ TÜRKİYEDE Kİ BÜTÜN SİYASİ İDEOLOJİLERE LANET EDİYORUM!!!

ÖSS ye hazırlanan bir genç olarak, şu an için yapmam gerekenin sadece ders çalışmak olduğuna inanıyorum! Size daha önce sorduğum bazı soruların cevaplarını bu iletinin cevabıyla bekliyorum!!! saygılarımı sunarım....

Halil ŞİMŞEK / 15.3.2004

----------------------

ilginize teşekkür ederim! ne yazık ki Türkiye de sizin gibi düşünenlerin yokluğu ve yönetenlerimizin durumu insanı telaşlandırmaya yetiyor!!! yine de bir türk gibi dikilmesini bileceğiz!!!

Halil ŞİMŞEK / 21.3.2004

----------------------

Değerli büyüğüm;

hukuk fakültesi 3. sınıfta ankara da, okuyan bir abim var, kendisine siteyi tavsiye ettim ve çok beğendi! ve sizinle tanışmak isteğinde bulundu! eğer bu mümkünse ve benimle irtibata geçerseniz bahtiyar olacağım! saygılarımla....

Halil ŞİMŞEK / 31.3.2004

----------------------

değerli büyüğüm, uzun zamandır sınavlar yüzünden pek internete giremiyorum. üniversitelerin durumu sizinde bildiğiniz gibi içler acısı, bunun için atatürkün sözlerini ve "batı denen bilinmez"bölümlerini derleyerek kitapçık şeklinde gençlere yönelik bir çalışma hazırlamayı düşünüyoruz. kaynak olarak da sitenin adını ve sizi göstermek istiyorum. NE DÜŞÜNÜRSÜNÜZ???

saygılarımla...

Halil ŞİMŞEK / 22.5.2005

CEVAP: Öğrenci olduğunuz için önce derslere ağırlık vermenizi, çalışmalarınızı ileriye bırakmanızı tavsiye ederim. Tam İstiklâl, Batı Emperyalizmi ile Mücadele, Devletçilik ve Batı Denen Bilinmez bölümleri arkadaşlarınız için de aydınlatıcı olacaktır, verebilirsiniz.

----------------------

CEVABINIZ için teşekkürler fakat bu çalışmayı seneye yapmaya karar verdim! bu dönem bütün üniversitelerde sınavlar başladı, yapacağımız çalışmalarda esas olan insanları etkilemek olduğu için seneye uygun bir zamanda böyle bir çalışmayı yapmayı düşünüyorum. hatta seneye üniversite bünyesinde üniversite gençlerine yönelik bir dergi çıkartıp düşüncelerimizi yaymayı düşünüyorum. zaman birşeyler yapma zamanı olduğunun farkındayım.......... (istanbul veya çevresinde bulunuyorsanız sizin bir çayınızı içmek isterim....)

saygılarımısunarım.....

Halil ŞİMŞEK / 1.6.2005

CEVAP: Tanışmak ve karşılıklı görüşmek şimdilik mümkün değil, çünkü çoğu zaman seyyahatteyim.

----------------------

kesinlikle bende o bölümlerden yararlanmayı düşünüyorum. Batı Denen Bilinmez bölümünden de yararlanarak, bizlere muasır medeniyet diye avrupa faşizmini aşılamaya çalışanların oyunlarını sergilemeye çalışırız. en azından biz elimizden geleni yaparız türklüğün ve müslümanlığın vermiş olduğu gururla zorlukları aşacağımızdan eminim. inşallah birgün çay içme fırsatı da buluruz!

Halil ŞİMŞEK / 2.6.2005

----------------------

değerli büyüğüm,

öncelikle saygılarımı sunarak sözlerime başlamak isterim, bölgemizde ve özellikle yöremizde yabancılara arsa tahsisi hızla sürüyor, en değerli yerler gizli ihalelerle yabancılara peşkeş çekiliyor! ÜLKENİN DURUMU BELLİ LOZAN YIRTILIYOR! İŞGAL ALTINDAYIZ! ULUS DEVLET PARÇALANDI! KUZEY IRAK'TA FEDERASYON KURULUYOR! ORDU SEYREDİYOR,MECLİS ALKIŞLIYOR,BİZLERDE AĞLIYORUZ!!! VATANSEVERLER NE YAPIYOR!!! NERDE TÜRK GENÇLİĞİ!!!

saygılarımla.

Halil ŞİMŞEK 8.7.2004

----------------------

merhaba internet adresinizde istediğim bütün bilgileri buldum çok güzel ve geniş kapsamlı bir site benim sizden ayrı bir isteğim olacaktı mümkün ise karakeçili aşiretinin kurtuluş savaşı sırasındaki mücadalesini bana gönderebilirmisiniz!

Karno / 17.5.2004

CEVAP: Karakeçili aşireti üzerine yapılmış bir çalışmamız yok.

----------------------

Subject: Soru - Laiklik

Sayın Kemal bey

LAİKLİK BİR ATATÜRK İLKESİ VEYA İNKILABI MIDIR?.. konusunda Atatürk'ün hiç bir yerde Laiklik ile ilgili beyanatı olmadığını yazmışsınız. Ataturk.net sitesinde Atatürk'ün laiklik için şu sozleri söylediği yazıyor.

Atatürk'ün Laiklik ile İlgili Bazı Sözleri

- Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti demektir. (1930)

- Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. (1930)

- Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)

http://www.ataturk.net/ilkeler/?sayfa=ailaiklik

Bu konuda biraz kafam karıştı eğer aydınlatırsanız sevinirim, şimdi Laiklik sistemi Atatürk'ünmü, İsmet İnönü'nünmü, Rıza Nur'unmu.

Saygılar

Mesut / 4.6.2004

CEVAP: Bizim koskoca dört bölümlük LÂİKLİK BİR ATATÜRK İLKESİ VEYA İNKILABI MIDIR?.. yazımızı iyice incelerseniz, orada bu sorularınızın hepsinin cevabını bulursunuz.

"Beyanat"tan kastımız uzun açıklamadır. ATATÜRK'ün 57 yıllık hayatında, 15 yıllık cumhurbaşkanlığı görevi sırasında lâiklik üzerine söylediği, içinde "lâiklik" kelimesi geçen topu topu 9 cümle vardır! Yani sizin yazdıklarınızdan daha fazlası... Hepsine sayfamızda yer verdik, ve açıklamasını da yaptık. Onlardan başka da lâiklik üzerine söylediği, yazdığı bir şey bulamadık. Bulan varsa, beri gelsin! Zamanımızda en sıradan "lâik" bile bir günde 9-10 cümleden daha fazla lâf ediyor!

Ayrıca ne Cumhuriyet Halk Fırkası tüzüğünde, ne de Anayasa'da bunun bir tarifinin olmadığını belirttik. Tarifi olmadığı için de herkes birbirini yiyor.

----------------------

Aşağıda bu Mesut kardeşimizin bir başka mektubunu bulacaksınız. Kendisinin merak ve itirazını gidermek isteriz.

Mektup uzun ve değişik konulardan bahsettiği olduğu için, önce paragrafları birleştirecek, sonra cevaplarımızı her bölüm altında vereceğiz.

Subject: Atatürk, yayınınız taraflı. Atatürk Müslüman değildir, muhafazakâr da değildir.

CEVAP: Önce yine koskoca dört bölümlük İSLAMİ ESASLARA BAĞLILIK İLKESİ sayfamızı incelerseniz, ATATÜRK'ün bütün müslüman geçinen liderlerimizden çok daha samimi bir müslüman olduğu görülecektir. Kendisinin arada fevrî çıkışlarla ettiği bir kaç cümleyi alıp onun dinsiz biri olduğunu öne sürmek büyük haksızlıktır... Bugün TÜRKİYE'de adına en çok rahmet okunan, dua edilen iki kişiden biri peygamberimiz HAZRET-İ MUHAMMED'dir, öteki de ATATÜRK'tür.

MEKTUP - "Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fenin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir."

CEVAP: Bu ifadelerin ne dinle, ne de lâiklikle alâkası var!.. Hiç kimsenin, hiç bir din adamının reddemiyeceği ilmî bir hakikati dile getirmektedir.

MEKTUP - "Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkûmdur."

- "Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lâzımdır."

- "Ben, manevî miras olarak hiç bir âyet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır."

CEVAP: İlk paragraf örf diye, töre diye günümüzde bile uygulanan, kıskançlık ve bencillikten başka temeli olmayan yobazca, cahilce uygulamaları kastetmektedir. Meselâ, kızları, kadınları namus bahanesiyle öldürmek, kan davası ne İSLÂMİYET'te, ne de TÜRK TÖRESİ'nde yeri olmayan eski Arap âdetlerinden kalma uygulamalardır. TÜRKLER tecavüze uğrayan kadını değil, tecavüzcüyü cezalandırırlardı. Cengiz Han kaçırılan karısını kkurtarınca hamile olduğunu görmüş, en ufak bir ters davranışta bulunmamış, tersine bu çocuğu en sevdiği evlâdı yapmıştı. "Mongol" filminde bunu görürsünüz. Peygamberimiz de veda haccında gayrımeşrû ilişkilerden doğanları "Çocuk kimin yatağında doğmuşsa, ona âittir," diyerek korumuştu.

MEKTUP- "Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir."

- "Biz her görüş açısından medenî insan olmalıyız. Çok acılar gördük. Bunun sebebi dünyanın vaziyetinin anlamayışımızdır. Fikrimiz, düşüncemiz, tepeden tırnağa kadar medenî olacaktır. Şunun bunun sözüne ehemmiyet vermeyeceğiz. Bütün Türk ve İslâm âlemine bakın; düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve yükselmeye uydurmadıklarından ne büyük felâket ve ıstırap içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız, en nihayet son felâket çamuruna batışımız bundandır. 5-6 sene içinde kendimizi kurtarmışsak zihniyetlerimizdeki değişmedendir. Artık duramayız. Mutlaka ileri gideceğiz; çünkü mecburuz. Millet açıkça bilmelidir, medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder. İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde lâyık olduğumuz yeri bulacak ve onu koruyacak ve yükselteceğiz."

- "İnkılâbın temellerini her gün derinleştirmek, desteklemek lâzımdır. Birbirimizi aldatmayalım. Medenî dünya çok ilerdedir. Buna yetişmek, o medeniyet dairesine dahil olmak mecburiyetindeyiz. Bütün boş ve temelsiz sözleri ortadan kaldırmak lâzımdır. Şapka giyelim mi, giymeyelim mi gibi sözler mânâsızdır. Şapka da giyeceğiz, Batının her türlü medenî eserlerini de alacağız. Medenî olmayan insanlar, medenî olanların ayakları altında kalmağa maruzdurlar."

CEVAP: Bunların da lâiklikle doğrudan ilgisi yok, sadece yobazlıktan geri kalışımız söylenebilir. Eğer din gelişmeye mâni olsaydı, ne papalığın bulunduğu İtalya, ne de İsrail gelişmiş bir ülke olurdu.

MEKTUP - "Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır."
(Atatürk-1926 Andrew Mango, Syf.447)

CEVAP: Bu ifade sözde ATATÜRK'ün bir röportaj sırasında bir yabancı gazeteciye verdiği beyanat olarak geçer. O gazetecinin iddiasından öteye gitmez. Mango da oradan almış.

MEKTUP - "Medeniyet yolunda muvaffakiyet yenileşmeğe bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadî hayatta, ilim ve fen sahasında muvaffak olmak için yegâne olgunlaşma ve ilerleme yolu budur. Hayat ve yaşayışa hâkim olan hükümlerin zaman ile değişme, gelişme ve yenileşmesi zaruridir. Medeniyetin ihtirasları, fennin harikaları, cihanı değişiklikten değişikliğe sürüklediği bir devirde asırlık köhne zihniyetlerle, maziye düşkünlükle mevcudiyetin muhafazası mümkün değildir. Medeniyetten bahsederken şunu da kesinlikle söylemeliyim ki medeniyetin esası, ilerleme ve kuvvetin temeli aile hayatındadır. Bu hayatta fenalık, muhakkak sosyal, iktisadî siyasî acze sebep olur. Aileyi teşkil eden kadın ve erkek unsurlarının tabiî haklarına malik olmaları, aile vazifelerini idareye yetenekli bulunmaları lâzımdır."

- "Millî ahlâkımız, medenî esaslarla ve hür fikirlerle beslenmeli ve takviye olunmalıdır. Bu çok mühimdir; bilhassa dikkatinizi çekerim. Tehdit esasına dayanan ahlâk, bir fazilet olmadıktan başka itimada da lâyık değildir."

- "Evet Karabekir, Arapoğlu’nun saçmalıklarını Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler."
(Kâzım Karabekir-Paşaların Kavgası Syf,159)

CEVAP: İşte burada çok güzel söyledin. ATATÜRK "en üstün müslüman" sayılan Araplar'ın yobazlıklarının Türkler'e bulaşmasından rahatsızdır. TÜRK MİLLETİ'nin gerçek İSLÂM'ın ne olduğunu anlaması için KUR'AN-I KERİM'i ve BUHARİ HADİSLERİ'ni TÜRKÇE'ye tercüme ve tefsir ettirmiş, yayınlatmıştır. ATATÜRK'ün İSLÂM'a hizmeti, müslüman liderlerimiz Erbakan'dan da, Özal'dan da, Erdoğan'dan da fazladır.

MEKTUP- "Biz, ilhamlarımızı, gökten ve görünmez âlemlerden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir."

- "Zaman sür'atle ilerliyor. Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümlerin geldiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişmesini inkar etmek olur.."

- "Aziz Millet Vekilleri!"

- "Dünyaca mâlûm olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat, bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir."

CEVAP: ATATÜRK'ün çok çarpıtılan ifadelerinden biri de bu "gökten ve gaipten ilham" almak ifadesidir. Bunu peygamberimizi reddettiğine yorarlar!.. Halbuki ATATÜRK "Biz falcı da, kâhin de, astrolog da değiliz," demek istemiştir. ATATÜRK'ün TÜRK MİLLETİ'ne vasiyeti olarak son beyanını İSLAMİ ESASLARA BAĞLILIK İLKESİ sayfasında verdik.

MEKTUP - "Memleketler muhteliftir; fakat medeniyet birdir ve bir milletin gelişmesi için bu tek medeniyete iştirak etmesi lâzımdır."

- "Benim milliyetçilik anlayışım, bu topraklarda yaşamış olan bütün kültürlerin, Hititlerden bu yana gelip geçen tüm uygarlıkların mirasçılarının biz olduğumuz düşüncesine dayanır."

- "Bir başka çağdan kalma âdetlerinizde, alışkanlıklarınızda direnirseniz, cüzzamlılar, paryalar gibi tek başınıza kala kalırsınız."

CEVAP: Dikkat ettiniz mi, bu verilen onca paragraf içinde bir defa dahi "lâiklik" kelimesi geçmediği gibi, hemen hiç biri de lâiklikle alâkalı değildir. Üstelik sondan ikinci paragraf ATATÜRK tarafından söylenmiştir ama, onun

- "Benim yaradılışımda FEVKALÂDE olan bir şey varsa, TÜRK olarak dünyaya gelmemdir!.."

- "Benim hayatta YEGÂNE fahrim, servetim TÜRKLÜK'ten başka bir şey değildir!.."

- "BİZ doğrudan doğruya milletperveriz ve TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ!.. Ama biz öyle milliyetçiyiz ki, bizimle İŞBİRLİĞİ EDEN bütün MİLLETLERE HÜRMET ve riayet EDERİZ... Bizim MİLLİYETÇİLİĞİMİZ herhalde BENCİLCE ve MAĞRURCA bir milliyetçilik DEĞİLDİR!.."

şeklindeki ifadeleri yanında sönük kalır.

"Medeniyet birdir" ifadesi de çarpıtılmakta, Batıcılık için ATATÜRK'ü Batı hayranı göstermek için kullanılmaktadır. Halbuki ATATÜRK'ün kastı, ulaşılan en üstün MEDENİYET seviyesinin bütün insanların hakkı olduğudur. Bu yüzden tektir. Avrupa Medeniyeti diye her türlü yenilik ve teknoloji sadece Hıristiyan Batılılar'a tahsis edilemez!

Bu arada, sürekli "yeni anayasa" tartışmaları yapılıyor, "düşünce özgürlüğü"nden bahsediliyor ya, ben derim ki, aslında ihtiyaç yok. Halkın, TÜRK MİLLETİ'nin böyle bir talebi yok!.. Bu, ABD ve AB'nin bastırması, ATATÜRK'ün kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni yıkmak, TÜRK MİLLETİ'ni Türkler ve Kürtler diye bölmek, TÜRK DEVLETİ'ni federasyonlara ayırıp parçalamak, ve TÜRK VATANI'nı Türkiye, Kürdistan, Lazistan, Pontus diye bölmek için başlatılmış bir girişimdir!.. Ama bir yeni ANAYASA olacaksa, ilk maddesi şöyle olmalıdır:

- "HİÇ BİR DÜŞÜNCE; TÜRK MİLLÎ MENFAATLERİ'nin, TÜRK VARLIĞI'nın, DEVLET'i, MİLLET'i ve ÜLKESİ'yle BÖLÜNMEZLİĞİ esasının, TÜRKLÜĞÜN TARİHÎ ve MANEVÎ DEĞERLERİ'nin, MİLLİYETÇİLİK ve MEDENİYETÇİLİK KARŞISINDA KORUMA GÖREMEZ! (1932 Anayasası'ndan)

----------------------

Sayın Kemal bey

LAİKLİK BİR ATATÜRK İLKESİ VEYA İNKILABI MIDIR?.. konusunda Atatürk'ün hiç bir yerde Laiklik ile ilgili beyanatı olmadığını yazmışsınız.Ataturk.net sitesinde Atatürk'ün laiklik için söylediği sozleri yazıyor.

http://www.ataturk.net/ilkeler/?sayfa=ailaiklik
DÜNYA , 22 Mart 1964

Falih Rıfkı ATAY

Mütareke günlerinde ortaklarından olduğum Aksam gazetesindeki odamda oturuyordum: «Rıza Nur Bey geldi» dediler: Meşrutiyet meclislerinden adını bilirdim. Hürriyet -ve- İtilaf soysuzları ile birlikte Ulah, Bulgar, Rum, Sirp, Ermeni; ve İstiklâlci Arnavut ve Arap mebusları ile işbirliği ederek Osmanlı İmparatorluğu'nun bütünlüğünü parçalamağa çalışanlar arasında idi. Böylelerinden bir haylisi İttihatçıların listesinde seçilerek Meclis'e gelmişler, aradıkları ikbali bulamayınca 1908 devrimcilerine karşı Türklüğün bütün yıkıcıları ile elbirliği etmislerdir. Rıza Nur, politikacı oluncaya kadar, sünnet âletlerinde değişiklik yapan bir cerrah olarak tanınmakta idi. Her ne ise biz Türkçüler için o bir Türk dûşmanı idi: «Akşam» gazetesinden ne isteyeceğini merak ettim. Içeri girdi. Sinop'tan mebusluğa adaylığını koyacakmış. Bize bir kitap yazmış getirmiş. Yazdığı eser Hürriyet -ve- İtilâf Partisinin İçyüzü ve bütün dedikoduları idi. Anadolu'da Kuva-yı Milliyetçilik geçtiği için bu yazılar onun seçim propagandasında işine yarayacaktı. Mütareke hükûmetlerini durmadan tenkid eden bir gazete için eski bir Hürriyet ve İtilâfçıdan kendilerinin rezalet hikayelerini öğrenmek pek isimize geldi. Onu böyle tanirim. . .

İngilizler o meclisden bir takımını Malta'ya sürmeleri üzerine Ankara'ya giderek Mustafa Kemal'e sığınanlar arasında idi. Bize o tefrikayı yazdıktan sonra Istanbul iktidarindaki eski kafadarları ile anlaşmasına ve onlardan bir kötülük görmeyerek yahut yardım umarak Istanbul'da kalmasının ihtimali yoktu. Bakanların Meclis'de milletvekilleri tarafından seçildiği rejimde o da ikinci grup bozguncularının işbirliği ile hükümet koltuklarından birine oturdu. Birinci Kuva-yı Milliye Meclisi'nin «Menfii»lerinden ve Mustafa Kemal'in tenkidçilerinden idi. Rıza Nur eski arkadaşları arasında akılsızlığı ile, arasıra hırsından gösterişcî atılganlıklarda bulunuşu ile; deli saçması fikirler ortaya atması ile, hiç kimse ile uyuşamamazlığı ile tanınmıştır. Doğrusunu isterseniz o bir ruh hastası idi.

Lozan Barış Konferansı'na delegeler seçileceği zaman Atatürk'ün neden onu da heyet arasına kattığını eski bir tanışı: "Belki de muhalifleri arasında en budalası o olduğu için..." sözü ile yorumlamıştır. Belki de eğer Ankara`da kalğrsa, delege olamamak hırsından, en fazla bozgunculuğu yapacaklardan olduğu için Atatürk böyle davranmıştır. Bilindiği üzere birinci Kuva-yı Milliye Meclisinde ikinci grup denen bozguncu muhaliflerin azgınlığı pek aşırı idi...

O vakitler Lozan'a gitmesi konuşulan, ve adı bir savaş kahramanlığı ile Türk tarihine geçen bir sahsiyet için:

- O Çerkestir, Türklüğü temsil edemez,

diye gürültü çıkardığını duymuştuk.

Birinci Kuva-yı Milliye Meclisinde "Beş yıl Türkiye'nin bir şehrinde oturmayan milletvekili oIamaz," teklifi ile Atatürk'ün bile milletvekilliği hakkını almak isteyen ve Ziya Gökalp'le beraber Türkçülüğü, Türkçeciliği kuranları bile yabancı sayan, medresecilerle elele tuhaf bir ırkçılık, o günlerde kendini göstermiştir. Bu ırkçılara göre Türkçülüğün ve Türkçeciliğin fikir temellerini atan Ziya Gökalp dahi, Diyarbekirli olduğu için bir Kürt'tür. Meselâ ben anam Çerkes oldugu için Çerkes'im. Akılsız ve ruh hastası Riza Nur çok geçmeden Ankara devrim politikacıları arasından ayıklandı, gitti. Kendisinden bende kalan, son hatıra. şudur: Rahmetli Abdülhalik Renda pek vatansever bir Türk'tü. Dahiliye Nazırı Talat Paşa'nın müsteşarlığında ve Halep valiliğinde tanımıştım. Medine ve Sina cephelerindeki orduyu beslemek için nasıl fedakârca çalıştığını görmüştüm. Bütün ömrü Osmanlı devrinin tehlikeli idare hizmetlerinde geçmişti. Bir Rumeli Türkü olduğu için Rıza Nur Meclis'de onun Arnavut olduğunu iddia etmeye kalktı. Avrupa Türkiye'sinden memlekete göçen Türklerden pek çoğu hakkındaki dâvası da bu hesapça bu Türklere Rumlar'ın bıraktığı mallar verilmeli idi. Hiçbir zaman hiç kimse ile sertçe bir tartışma bile yaptığın görmediğim sessiz yiğitlerden Mustafa Abdülhalik'in öfkeden köpürerek kürsüye nasıl fırladığı hâlâ gözümün önüne gelir. Atatürk de locasında idi. Mustafa Abdülhalik, Rıza Nur'a dönerek:

- Ben devletin kaymakamı olarak sırtında tüfek, Arnavutluk dağlarında isyan edenleri takip ederken, sen Hürriyet ve İtilâfçı Rıza Nur Arnavutlar'ı devlete karşı isyan etmeğe teşvik edenlerle beraberdin. Onlarla yanyana çalışıyordun, diye bağırıyordu Rıza Nur'un dili tutuldu idi.

Sonra kaybolup gitdi Avrupa'da vermiş kendini ırkçılığa. Meğer bir de Türkiye'yi yeniden diriltecek bir parti programı yaparak British Museum'un Şark eserleri bölümüne bırakmış. 196O`dan önce açılmamasını da tavsiye etmiş. Şimdi ruh hastasının «Cumhuriyet»te arkadaşımızın bir yazısında çıkan programından şu maddelere bakınız:

1- Mustafa Kemal Paşa'yı düşürmek ve cezalandırmak,
2 - Mevkide kalmak ve zengin olmak îçin onun âleti olarak her türlü kötülüğü yapan Ismet Paşa'yı cezalandırmak,
3 - Ordunun başından şerre mesnedlik eden Fevzi Paşa'yı atmak
4 - Hilâfeti yeniden kurmak ve tekkeleri hilâfete bağlamak
5 - Eski yazıyı geri getirmek,
6 - CHP yerîne Türkçü Parti'yi kurmak ve mallarını ona vermek,
7 - Mustafa Kemal'in heykellerini yok etmek, ve yapanları cezalandırmak,
8 - Mustafa Kemal ve o gibilerin köy, cadde, ve sokaklâra konan isimlerini kaldırmak;
9 - Cumhuriyet dcvrinde çıkan bayramları kaldırmak
10 - Öz Türk olmayan subay, memur ve ögretmenleri çikarmak,
11- Türklerin Anadolu ve Rumeli'den olanları nüfuslârı nisbetinde devlet hizmetine almak,
12 - Milletvekili seçilecek olanlar vilâyetlerin iki göbek yerli halkından olmak,
13 - Bütün Türkler'den bir devlet kurnak,
14 - Türkiye'yi sanayi memleketi yapmamak
15 - Başbakanlığa bağlı bir ırk müdürlüğü kurmak,
16- Kadını sokaktan eve-almak.

Hangi tarafından neresini tutar da tenkid edebilirsinîz? Düşününüz, biz hilâfeti geri getireceğiz de Araplar ve Asya müslümanları Türkiye Türklerinin Halifesini tanıyacaklar. Yahut Sovyetler Birliği nin, Türkler'in bulunduğu bütün ülkeleri, Irak'ın, Bulgaristan'ın Türk vilâyetlerini geri almak davasını güdeceğiz. Sonra da öz Türkiye Türkleri bile Anadolucu; Rumelici diye ikiye ayıracağız.

Ama geçen hâftaki Koalisyon yazımı size hatırlatmak isterim. Gerçekte DP'ye AP'ye ışık tutan sapık fikirlerin kaynaklarını görüyorsunız. Asıl Nûrcu da Saidi Nursîciler değil, işte bu Rıza' Nurcular! Pirleri, üstadları o!

Türk'ü ve Türkiye'yi kurtaranlar, Türkçülük ve Türkçeciliği kuranlar Türk değil de, son Türk İmparatorluğunu dağıtıp batıranlar, Osmanlı geleneklerini ve müesseselerini hortlatmak isteyenler Türk! Şeriatçılar devrimci!

Tanrı polisliği eden yobazların camilerdeki egemenliği ile bu sapık fikirlerin bir mistik gibi, bir din görevi gibi halk yığınlarına sindiğini düşünürüz. Gericilikle savaşmanın önemi, gerçekte, bütün davalarımızın üstünde yer almış olduğuna inanmaz mısınız? İşte Nurculuğun da, gericiliğin de ırkçılığıin da şeriatçiliğin de içyüzünü gorüyorsunuz. Bunların 1919`da vatan topraklarını kirleten düşman istilâsından tehlikece ne farkı var? Hepsine karşı Kuva-yı Milliyeciler iradesi ve cesareti ile savaşalım! (F.R.ATAY)

Bu konuda biraz kafam karıştı eğer aydınlatırsanız sevinirim, Şimdi Lâiklik sistemi Atatürk'ün mü, İsmet inönü'nün mü, Rıza Nur'un mu?.

Saygılar

Mesut / 4.6.2004

CEVAP: Rıza Nur'un karakter olarak ruh hastası olduğu doğrudur. Ayrıca sıkı bir ATATÜRK düşmanıdır. Ancak aynı zamanda iyi bir tarihçidir. Gidip Mısır'a yerleşmiş, 14 ciltlik bir TÜRK TARİHİ yazmıştır. Bunun son iki cildi TÜRKİYE'de hâlâ yasaktır. Fanatik denecek kadar TÜRKÇÜ'dür. Şöyle ifade eder bu kitabının başında:

- "Dünyada en büyük iftiharım, TÜRK yaratıldığımdır!"

- Bu kadar tarih okudum, TÜRK kadar kahraman, mert, iyi yürekli, zeki ve akl-ıselim sahibi insan, TÜRK kadar büyük ve yüksek bir tarihe mâlik bir millet görmedim!"

- "Bu kadar millet tanıdım, bugünkü medeniyet âleminde en yüksek mevkiye çıkmak lâzım olan kaabiliyetleri kendinde ve yurdunda toplamış olanını görmedim!"

- "TÜRK yaradılışımın şükrünü ne türlü ve nasıl bir hizmetle edâ edebileceğimi bilmiyorum. Belki bu şükrü birazıcık edâ eder diye bu eseri yazıyorum."

Kendisinin "Millî Kıyam" diye Millî Mücadele'yi anlatan bir eseri ile "Lozan Hatıraları" adında bir kitabı daha vardır. O kitapta "azınlıklara imtiyazlar tanınması konusunda baskı yapıldığı sırada lâikliği ortaya attığını" anlatır. Ardından da Meclis'te bu konuda bir tartışma olur. ATATÜRK o tartışmaya hiç karışmaz!

İşte bu yüzden biz lâkliğin ilk defa Rıza Nur'un dile getirdiğine inanıyoruz. Sonra ATATÜRK, Batı'dan alınan bu lâik liği sünnet edip "müslüman" yapmış, ve öyle uygulamıştır. Bugünkü çarpıtılmış lâiklik ise, kaynağını İsmet Paşa'dan alır.

----------------------

EZANIN ÖYKÜSÜ
Necati AKGÜN

Yaşları ellinin altında olanlar, yani gençler pek bilmezler. Türkiye minarelerinde "Tanrı uludur" diye Türkçe ezan okunurdu. 18 yıl devam eden Türkçe ezanın öyküsü şöyledir.

Atatürk, Kuran ve ezanın anlaşılarak ibadet edilmesi için Türkçeleştirmeye karar verince Bursa'ya gelmiş ve din adamlarını toplayarak "Ezan nedir?" diye sormuş. Din adamları "İbadete ve namaza çağrıdır" cevabını vermişler. Atatürk'ün bu cevap üzerine "Kur'an'da ve peygamberimizin hadislerinde ezan Arapça okunacak diye bir emir var mı?" diye sorunca, din adamları "Yok" demişler. Bunun üzerine "Öyleyse Türk halkını ibadete kendisinin anlayacağı dille çağırmak daha doğru olmaz mı?" sorusunu yönelten Atatürk'e "Doğru olur" cevabı gelmiş. Ezanın;

Tanrı uludur; Tanrı uludur
Şüphesiz bilirim bildiririm
Tanrıdan başka yoktur tapacak
Şüphesiz bilirim bildiririm
Tanrının elçisidir Muhammed
Haydin namaza, haydin felaha
Namaz uykudan hayırlıdır
Haydi namaza, haydi namaza

Şeklinde Türkçe okunmasına 15 Temmuz 1932 tarihinde karar verildi. Çok dikkat çekicidir; Atatürk'ün Bursa'dan ayrılmasından ve Meclis'ten yasa çıkmadan Bursa'da "Türkçe ezan" okunmaya başlanmış olmasına rağmen, ilk ve son başkaldırı 1 Şubat 1933 günü Bursa'da oldu. Kozanlı İbrahim namındaki Nakşibendi tarikatı Şeyhi cuma namazından sonra müritleriyle beraber "Şeriat istiyoruz. Arapça ezan istiyoruz" bağrıylarıyla nümayiş yaptıktan sonra aynı grup, camiden çıkarak Allahüekber tekbir sesleriyle Yeniyol'daki Evkaf Müdürlüğü önüne geldi. Oradan tekbir getirerek Vilayet önüne gelip eylemlerine devam ederken, gelen güvenlik güçleri hepsini toparlayarak gözaltına aldılar. Vali, emmiyet müdürü, jandarma komutanı ve savcı olayın büyütülmemesini istemişlerse de, zamanın Belediye Başkanı Ali Muhiddin Dinçsoy, Atatürk'e çektiği yıldırım telgrafında "Bursa'da irticai ayaklanma oldu" diye bildirmiş. Telgraf Atatürk'ün eline geçer geçmez, trene binerek soluğu Karaköy istasyonunda alıyor, oradan da otomobille sabaha karşı Bursa'ya geliyor ve başta vali olmak üzere bütün yetkilileri olayı hemen kendisine bildirmedikleri için sigaya çekiyor. Gece köşkte olay tartışılırken Atatürk "Gençler siz neden mürtecilere karşı çıkmadınız?" diye sorunca ayağa kalkan bir genç "Biz Bursa gençliıi olarak..." diye söze başlayınca Atatürk sözünü keserek "Bursa gençliği yok. Türk gençliği var" demiş.

Bu olayın zanlıları topluca Çorum'a götürülerek mahkeme tarafından çeşitli cezalara mahkûm edildiler. Türkçe ezan 195O yılı temmuz ayına kadar sürdü. Çok dikkat çekicidir ki; Türkçe ezan dahil olmak üzere Atatürk'le beraber tüm devrimlerde milletvekili, bakan ve başbakan olarak imzası bulunan Celal Bayar'ın genel başkanı olduğu Demokrat Parti'nin iktidara geldikten sonra ilk çıkardığı yasa, "Türkçe ezanın Arapça'ya" dönüştürülmesidir. Zaten o zaman kopan ip, bizi bugünlere getirdi. (Necati Akgün)
www.bursa.turkhaber.com

ynick / 8.5.2004

CEVAP: Olay doğru olmasına rağmen, (dikkatinizi çekeriz, ATATÜRK'ün tepkisi yobazlığa) varılmak istenen sonuç yanlış!.. Atatürk pek çok konuda olduğu gibi, bu konuda da bir denemeye girişmiş, "Türkçe Ezan"ı kanunla, karaname ile, tebliğle meşrulaştırmaya kalkmamıştır. Onun zamanında ezan belirli yerlerde Türkçe okundu ve bir zorlama olmadı. Türkçe Ezan kanununu 1941'de çıkartıp zorunlu hale getiren İsmet Paşa'dır. Lâikliği de bugünkü hale sokan, Allah kelimesini kullanmaktan özellikte kaçınan da odur.

Ezanın Arapça olması önemlidir, çünkü o sadece TÜRKLER'e değil, bütün müslümanlara bir çağrıdır. Arapça ise KUR'AN dolayısıyla bütün müslümanların ortak anlaşma dilidir. Yani siz Arapça bilmeseniz bile, yabancı bir müslüman "Merhaba" dedi mi, "Selamün aleyküm" dedi mi, "İnşallah, maşallah, el Fatiha" dedi mi anlarsınız.

ATATÜRK çok açık fikirli idi. Onun zamanında "Hıristiyan olursak, emperyalist Batı saldırısından kurtuluruz," fikri dahi dile getirlmiş, bazı doktorlar erkek çocukların sünnet olmasından vazgeçilmesi üzerine yazılar yazmışlardır. Bunlar ATATÜRK'ü dinsiz yapmaz. Onun TÜRK MİLLETİ'ne ve DÜNYA MÜSLÜMANLARI'na son söz olarak vasiyetini şöyledir:

- "BÜTÜN DÜNYANIN MÜSLÜMANLARI ALLAH'IN SON PEYGAMBERİ HZ.MUHAMMED'İN (S.A.V.) GÖSTERDİĞİ YOLU TAKİP ETMELİ VE VERDİĞİ TALİMATLARI TAM OLARAK TATBİK ETMELi!. TÜM MÜSLÜMANLAR HZ.MUHAMMED'İ ÖRNEK ALMALI VE KENDİSİ GİBİ HAREKET ETMELİ!.. İSLÂMİYET'İN HÜKÜMLERİNİ OLDUĞU GİBİ YERİNE GETİRMELİ!.. ZİRA ANCAK BU ŞEKİLDE İNSANLAR KURTULABİLİR VE KALKINABİLİR! " (Ekim, 1938)

ATATÜRK'ün bir başka denemesi de "Öz Türkçecilik"tir. 1930'da başlayan bu denemenin saçmalığını görüp 1935'de vazgeçmiş, Nurullah Ataç'ı da kovmuştur. "Öz Türkçe" diye uydurukçayı tekrar dirilten, yahudi dönmesi Ataç'ı tekrar göreve getiren İsmet Paşa'dır.

*****

> MEKTUPLAR/ 2 <> ATATÜRK DÖNEMİ < > İÇİNDEKİLER <