Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

OİDİPUS EFSANESİ

 

 

 

 

Kadmos'un dört kızından başka bir de Polydoros adında oğlu vardı. İşte bahtsız Kadmos'un biricik oğlu, Nykteus ile evlenerek Labdakos'un babası oldu. Labdakos'un da Laios adlı bir oğlu vardı.

 

Thebai krallığını Amphion ile Zethos, zorla ele geçirdikleri zaman Laios, şehrin kralı idi. İki kardeş krallığı ele alınca eski kralı sürgün ettiler. Fakat Amphion ile Zethos'un ölümünden sonra Laios menfadan geldi, yine krallığı ele aldı. Tekrar tahtı ele geçiren kral; Kreon'un kızkardeşi İokaste ile evlendi. Bu evlenme sonunda hiç çocukları olmadığından Laios, karısını yanına alarak Apollon'a danışmak üzere Delphi'ye gittiler. Çocukları olması için yalvardılar, yakardılar. Tanrı krala bir erkek çocuğu olacağını, fakat çocuğun büyüyünce kendisini öldürerek anası ile evleneceğini ve aileyi mateme sokarak, kana boyayacağını haber verdi. Gerçekten de çok geçmeden kraliçe İokaste bir erkek çocuk doğurdu

 

Fakat kral, Tanrının uğursuz katil ve namussuz olacağını haber verdiği bu çocuğu, öldürtmek istedi. Annesi bu buyruğu yerine getirecek adama rica ederek, çocuğun öldürülmemesini, ancak kendi kendine ölmesi için ıssız bir yere bırakılmasını temin etti.

 

Bu vazifeyi alan adam, çocuğu Kithaeron dağına götürerek tek ayağından bir ağaca astı. Fakat Tanrılar öldürmek istemediklerini öldürmezler. Korinthos, kralının sürülerini güden çobanlar, bir ayağından asılmış bulunan bu yavrunun feryadını duyarak koştular. Onu kurtardılar. Ve krallarına götürdüler. Kraliçe, bulunan bu çocuğu görmek istedi. Kendisinin çocuğu olmadığından bu masumu evlat edindi. Ve ona Oidipus adını koydu.

 

Bu kelimenin Yunanca manası "Ayağı şişmiş, incinmiş" demektir. Gerçekten onu ağaca bağladıkları için ip yavrunun nazik topuğunu incitmiş, şişirmişti. Kral Polybos'un sarayında büyütülen bu çocuk kralı öz baba, kraliçeyi de öz ana sanıyordu.

 

İlk gençlik çağına basınca bir gün, arkadaşları onunla alay ettiler ve kral ailesine mensup olduğuna dair hiçbir hak iddia edemeyeceğini söyleyerek onu küçük gördüler. Bunun üzerine doğumunu perdeleyen esrarı aydınlatmak için Delphi şehrine giden kutsal yolu tuttu. Onun aslının ne olduğuna kimin oğlu bulunduğuna dair hiçbir şey söylememekle beraber Tanrı Apollon, ona babasını öldüreceğini ve annesiyle evleneceğini anlattı. Kendini Korinthos kralının öz evladı sanarak Oidipus, bu felaketten sakınmak için kral ve kraliçenin yanına yani saraya dönmedi.

 

"Hakim-i-hükm-i-ezel infaz için takdirini, Selbeder erbab-i-aklın, re'yini, tedbirini." dediği gibi, gerçekten aciz, zavallı insanlar tedbirle, takdirin önüne geçemezler.

 

 

Ana sayfa  -  Felsefe  - Antoloji - Makaleler - Psikoloji - Arkeoloji - Astroloji -  Edebiyat  -  Tarih ve Bilim  -  Seçmeler  -  Resimler  -  Fıkralar  -  Şarkı sözleri  -  Ayın filmleri 

Oscar Ödülleri  -  Ne ? Nerede  -  Aylık özel bölüm  -  En iyi mp3'ler   -   En çok arananlar  -  Programlar  -  Hacker  -  Crack   -  Warez  -  Ayın en iyileri  -  Sizden Gelenler

 

 

Thebai şehrini terkeden Oidipus, Phokis'e gitmek üzere yola çıktı, iki yolun kavuştuğu bir noktada bir araba ile karşılaştı, içinde öz babası Laios bulunuyordu. Araba o kadar hızla yanından geçti ki tekerleklerden biri onun ayağım ezdi.

 

Bu dikkatsizliğe çok kızan ve canı yanan Oidipus, kral Laios'un arabacısına öldürücü bir darbe vurdu. Thebai kralı, adamın öcünü almaya hazırlanırken, kendi öz evladı tarafından öldürüldü. Laios'un katlinden sonra Kadmos'un tahtı Oidipus'un annesi olan İokaste’nin kardeşi Kreon’un eline geçti.

 

Bu sıralarda Sphinks adında acayip bir yaratık ortaya çıktı ve memleketi mahvetmeye başladı. Bunun göğsü, yüzü kadına, gövdesi aslana, kanatları bir kartala benziyordu. Thebai civarında; şehre gelen ana yola hakim bir kayanın üstünde yer tutan bu yaratık her geçene bir bilmece soruyor, çözemeyeni öldürüyordu.

 

Kron, bu felaketten vatandaşlarını kurtarana krallığını bağışlayacağını ve kardeşiyle evlendireceğini ilan etti. Bu sırada Thebai'deki Oidipus, Sphinks ile karşılaştı. Yaratık ona şunu sordu: " Sabahları dört, öğleleri üç, akşamları iki ayak üstünde yürüyen hayvan hangisidir?" Oidipus biraz düşünür ve yanıt verir: "İnsan. Çünkü insan sabahleyin, yani bebekken dört; öğleyin, yani erişkinken iki; akşam, yani yaşlılıkta üç ayak üstünde bastonladır".

 

Bilmecenin çözüldüğünü gören Sphinks, kayadan atlayıp intihar etti. Böylece Oidipus, kral oldu ve annesi İokaste ile evlendi. Dört çocukları oldu: Eteokles ve Polyneikes, erkek; Antigone ve İsmene, kız idiler. Bu evlenmeden Tanrılar iğrenip Oidipus'tan öç almak istediler.

 

Gerçekten o sıralarda Thebai bölgesinde anlaşılmaz bir afet kendini gösterdi. Toprağın yetiştirdiği meyvalar daha çiçek halinde iken yandı, kavruldu. doğurmak üzere olan hayvanlar ve gebe kadınlar vaktinden evvel yavrularını, çocuklarını düşürmeye başladılar. Memleket baştan başa bir felaket ve ıstırap kaynağı oldu. Bu müthiş afetin, bu tahammül edilmez belanın sebebini Tanrılara danıştılar. Tanrılar: bütün bu musibetlere; Laios'un öldürülmesinin sebep olduğunu; bu felaketlerden; belalardan kurtulmanın biricik çaresinin, suçluyu bulup cezalandırmak gerektiğini söylediler. Bunun üzerine Oidipus, kralı öldürenin, yani Labdakos'un oğlunun katilinin aleyhinde, kin ve nefret dolu ateşin bir hitabede bulundu. Sonra hemen katilin kim olduğunu öğrenmek için meşhur sihirbaz rahip Teiresiad'a gitti. Kör ve çok ihtiyar olan sihirbazı, müthiş hakikati söylemeye zorladı.

 

Oidipus; babasını kendisinin öldürdüğünü ve anasıyla zina ettiğini öğrenince dünyanın en bahtsız, en iğrenç adamı sayıldı. Anası ve karısı İokaste kendini astı. Oidipus, eliyle kendi gözlerini oyarak çıkardı ve bu uğursuz iğrenç mahluk Kreon tarafından bir uyuz köpek gibi kovuldu.

 

Yurdundan, tahtından kovulan ve kalbinde teselli bulmaz iç ağrıları, vicdan azapları bulunan Oidipus, kendi öz evlatlarının da hakaretine maruz kaldı. Evlatlarından teselli beklerken hakaret gördü. Bir baba için yalnız bu acı yetmez mi? Halbuki Oidipus, bütün Tanrıların ve insanların, iğrendikleri bir zavallı idi. Bilmeden işlediği günahların acısını çeken kral şimdi artık kör bir dilenci olmuştu. Bereket versin iyi kalpli kızı, Sadık Antigone, ihtiyar ve kör babasını bırakmadı. Elinden tuttu, onunla beraber dolaştı.

 

Bu yüzden Antigone, evlatların babalara karşı gösterdikleri muhabbet ve şefkatin timsali olarak kaldı. Nasıl kalmasın ki o fedakar kız bahtsız babasıyla tozlu yollarda dolaşmayı, dilenmeyi güzel bir delikanlı ile evlenmeye hatta krallık tacına bile tercih etti.

 

Nihayet kral Oidipus, kızı ile beraber Attika'ya geldi. Kolone kasabasına yakın, ölüm ve öç perileri olan huysuz Eumenid'ler ormanında sefil ve perişan bir halde can verdi.

 

Fakat Oidipus 'un ölürken, lanet ettiği oğullarının başlarına felaket yağmakta gecikmedi. Çünkü bir baba ne kadar günahkar olursa olsun evlatları hakkındaki dileklerini Tanrılar daima dinlerler.

 

Babalarının feci bir şekilde ölümünden sonra Eteokies ile Polyneikes sıra ile birer sene Thebai krallığı yapmaları hakkında bir anlaşmaya vardılar. İlk defa krallık tacını Eteokies aldı, fakat hükümdarlık tatlı geldiği için bir sene müddet geçince sözünde durmadı. Tahtı kardeşine bırakmadı. Bir hadise çıkarmasın diye Thebai'yi terk etmeye zorlanan Polyneikes, Argos'a vardı ve oranın kralından haksız ve sözünde durmayan kardeşini zorla yola getirmek için yardım istedi. Yedi şef tarafından kumanda edilen muazzam bir ordu Argos'dan hareket ederek geldi, Thebai şehrinin göründüğü bir yere kamp kurdu.

 

Yedi kapılı bu meşhur şehre zarar vermemek için son bir defa olarak Argos'lular zorba krala bir elçi göndererek tahtı Polineikes'e bırakmasını istediler. Elçi bir şey yapamadan dönünce muhasara başladı.

 

Orduyu idare eden yedi şeften her bin Thebai'nin yedi kapısından birinin karşısında yer tuttu. Şehrin dört tarafı güneş vurunca kıvılcımlar saçar kalkanlar, miğferler, kan dökmeye susamış ve ekin tarlası gibi sallanan mızraklarla sarılmıştı.

 

Şehirdekiler kendilerini kahramanca müdafaa ediyorlardı. Fakat kuşatma sonuç alınmadan uzayıp gidiyordu. Çok uzun süren ve çok kanlı olan savaştan iki taraf da bıktı.

 

Neticede Thebai'lilerle, Argos'lular, krallık isteyen iki kardeşin başa baş vuruşmasına ve hangisinin kazanırsa onun kral olmasına karar verdiler Eteokles ile Polyneikes arasında müthiş bir mücadele başladı. Sonunda iki kardeş de bir biçimine getirip aynı zamanda mızraklarım birbirlerine saplayarak ikisi de öldü.

 

Oidipus'un iki oğlunun da bu şekilde ölümünden sonra Argos'lular çekildi gittiler. Thebai'nin krallığı tekrar Kreon'a geçti. Kreon kral olur olmaz; yurdunu kahramanca müdafaa ettiğini ileri sürerek Eteokles'in naaşını özenle gömdürdü. Polyneikes'e gelince onun naaşım olduğu gibi bıraktı. Hakaret olsun diye ona hiç bir merasim yaptırmadı. Hatta onun için ağlayanları bile şiddetle cezalandıracağını ilan etti.

 

Taç, taht peşinde koşarak, memleketi ateşe veren, bir çok kadınları kocasız, bir çok babaların evlatsız kalmasına sebep olan Polyneikes'in naaşı ile köpeklere ve yırtıcı kuşlara ziyafet çekildi.

 

Fakat bu bahtsız prensin kız kardeşi Antigone, babasına koştuğu gibi kardeşinin naaşım da ihmal etmedi.

 

Konulan yasağa rağmen, herşeyi göze alarak; zavallı kardeşinin cesedini gömdü.

 

Bu dini bir vazife idi, Tanrıların emrini dinlemek, zalim bir kralın buyruğuna boyun eğmekten elbette kıymetli idi.

 

Fakat bu vazifeyi yaparken muhafızlar tarafından görüldü; neticede diri diri toprağa gömülmeye mahkum edildi. Bu, bir ölüye karşı gösterilen muhabbetin cezası idi. O da kapatıldığı karanlık yeraltı hücresinde kendisini astı.