H. B. Paksoy
          TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK
             (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)  
                 Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa  
                      ISBN 975-96079-0-5

Copyright 1993 H. B. Paksoy TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK kitabinin butun yayin haklari, Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca, H. B. Paksoy adina ABD Kongre Kutuphanesi Copyright kutugune kayitlidir.

Asagidaki Belgeleme Yazisi, ABD de kurulmasi ongorulen VAKIFLI TURK TARIHI KURSUSU calismalarini desteklemek amaci ile, ABD'nin ileri gelen arastirma universitelerinde gorev yapmakta olan bir ogretim uyesince, 1991 Mayis ayinda yazilmistir. Bu Belgeleme'nin Birinci Bolumu gene ayni ogretim uyesince, 1990 yili Mayis, Ikinci Bolumu ise 1990 yili Eylul aylarinda kaleme alinmistir.

05 DUSUNCE AKIMLARI, "YENI DUNYA DUZENI" VE GORUNTULERI

Ortaya atilan her yeni "dusunce akimi"nin yandaslari, ileri surdukleri goruslerin bir "yeni dunya duzeni" olusturacagini soyler. Bu "yeni dunya duzeninin" dunyaya baris, ozgurluk ve bolluk getirecegini savunur. Gunumuz olaylari, sol egilimli politik ve ekonomik dusunce akimlarinin buyuk insan topluluklarinca istenmedigini gostermektedir. Buna karsilik, sol akimlarin karsisindaki butun politik ve ekonomik dusunce akimlarinin insan topluluklarinca uyumlukla karsilandigini soylemek guctur. En azindan, dunyada bu ikinci tur dusunce akimlari icinde de cok sayida kisi yoksulluk icinde yasamaktadir. Dolayisi ile, ilerde yeni akimlarin ortaya cikmayacagi one surulemez. Gelecekte olusabilecek akimlarin nitelikleri uzerinde kafa yormadan once, ozet olarak birkac gecmis dusunce akimi orneklerine goz atmak yararli olabilir. Ondokuzuncu yuzyilin cogunlugu ve Yirminci yuzyilin ilk yarisi, "somurgecilik cagi" olarak bilinir. Bu donemde Avrupa imparatorluklari, askeri guclerinden yararlanarak Asya, Afrika ve Guney Amerikada somurgeler kurmuslardi. Bu yoldan endustrilerine bol ve ucuz hammadde kaynaklari saglamis ve urunlerine genis pazarlar yaratmak yollari aramislardir. Bu hareketlerini de, gunlerinde gecerli "dusunce akimi" olan "beyaz irk'in ustunlugu" ne dayamislardir. "Bu ustunlugun getirdigi gorevler" arasinda, "az gelismis irklara medeniyet goturmek," Bati Medeniyetinin temelini olusturan Hristiyanligi da bu "azgelismis irklar" arasinda yaymak gibi bir tutum yaratilmistir. Aslinda ise, butun bunlar, bu imparatorluklarin birbirleri ile yapmakta olduklari "yaris" in gereklerinden dolayi idi. Bu "yaris" ta yeni olmayip, "yeni duzen" adi altinda tekrar ortaya surulen goruslerin kokeni en az Milattan Onceki Roma Imparatorluguna kadar geri gider. Gunumuz "dunya duzeninin" temeli Onsekizinci yuzyilda baslayan bir akim olan, "imparatorluk" ve "demokrasi/cumhuriyet" turu politik duzenleri aralarindaki yaris'ta atilmistir. Ingiltere imparatorlugu ve kitasal Avrupadaki diger uc buyuk imparatorluk (Carlik Rusyasi; Avusturya-Macaristan; ve Alman), "imparatorluk duzeninin" yasatilmasi icin butun guclerini kullaniyorlardi. Karsilarinda ise, Amerikan (1776) ve Fransiz (1789) Devrimleri ve bu devrimlerin yer almasina yol acan dusunce akimlari bulunuyordu. Baska bir deyisle, bu "yaris," mutlakiyet ve bagimsiz cumhuriyet dunya gorusleri arasindaki cekisme idi. Ek olarak, Avrupa devletleri daha onceden birbirlerine karsi bir olum-kalim yarisina girmislerdi. Devletlerarasi bir "Guc Dengesi" kuruldugunda, hic bir taraf bu "Guc Dengesi oyunununda kendi yasamini kaybetmeyecegini" biliyordu. "Guc" ise, askeri guc'e dayanmakta idi. Ancak, ordu beslemek icin de, ekonomik gucun onemi acikliga kavusmus idi. Ekonomik guc, yalnizca bir devlet'in uyesi olan bireylerin kisisel atilimlariyla gerceklesemiyordu. Devletin de, atilim yapmakta olan bireylerin ve ticari kuruluslarin guvenligini saglamasi, is yapmalarina yardimci olacak alt-yapi'yi gelistirmesi ve iyi calisir halde tutmasi geregi de anlasilmis idi. Acik savas'a girildiginde, alis-veris aksadigi, gelir azaldigi gibi, can ve mal guvenligi de ortadan kalkiyordu. Boylece, yasalarin guvenligi altinda, esit vergi yuku ile bireyler de uluslarinin yarisina katilmanin kendi cikarlarina uygun oldugunu gormekte idiler. Ondokuzuncu yuzyil'a girildiginde, "dusunce akimlari yarisina," ekonomik konulardaki yarisma da koklu olarak eklenmis bulunuyordu. Ekonomisi gucsuz olan devletlerin ve yanlisi olduklari dusunce akimlarinin yarisi kaybedecekleri iyice anlasilmisti. Bu yuzden, birbirlerine karsi Avrupa'da yaptiklari yarisin sinirlanmasi dolayisi ile, Ondokuzuncu yuzyil baslarinda Avrupa devletlerinin "Guc Dengesi oyunu" Avrupa sinirlari disina tasti. Oncekile Asya (ve daha kisitli olmak uzere de Afrika) sinirlari icinde yer almaya basladi. Marks ve Engels'in Ondokuzuncu yuzyilda ortaya attiklari Komunizm, genis Avrupa toplumlarinca benimsenmedi. Ekonomik gucsuzlugu yuzunden Avrupali devletler kapsamina alinmayan mutlakiyetci ve somurgeci Rus Carlik imparatorlugu, icten cokmekte idi. Bu cokuntunun bas nedenlerinden biri, Carlik Rusyasinin kendi vatandaslarini gunundeki dunya duzeninde egitmekten kacinmasi gelmekte idi. Bu ekonomik ve getirdigi politik kargasaliga, "Yeni dunya duzeni" icinde son verecegi "soylenen" Komunizm, Yirminci Yuzyil baslarinda Carlik Rusyasi'nin bir kesim aydinlarinca benimsendi. Bu yeni "Dusunce Akimini" benimseyenlerin buyuk bir cogunlugu (1789 Fransiz ihtilalinde oldugu gibi), gene bu dusunce akiminin geregi olarak hayatlarini kaybettiler. Diger "Dusunce Akimlarinda" oldugu gibi, Rus Komunizm'i de kendine ozgu birtakim "gerekceler" ileri suruyordu. Bu ileri surulen "nitelikler" bir gercegi ortemedi: Komunizm, yalnizca Rus ulusunun yararina calismakta idi. [Carlik imparatorlugunun nufusunun %50 sinden az'i Rus idi]. Bu yoldan, yuzyillardir oynanmakta olan "oyun" un "kurallarini" degistirerek, Bolsevik Ruslar oyun'u kazanmak cabasinda idiler. Amaclari, dunyada surup gitmekte olan yaris'i kazanmaktan baska bir sey degildi. "Oyunun kurallarini degistirmek" ise, kale onunde sayi yapmaya hazirlanan futbol oyuncusunun hakem tarafindan durdurularak, kalenin ornegin onbes metre oteye alinmasi gibi bir durum idi. Butun bu olaylarin anlasilmasi ise, dunya duzeyinde egitimi gerektirmektedir. Rus imparatorlugu da, Avrupa devletlerinin Onyedinci yuzyildan bu yana yaptigi gibi, yarismayi yapacak --ve yarismanin niteliklerini toplumlarina anlatacak-- bilim adamlari yetistirmekte idi. Ancak, Rus imparatorlugunun yetistirdigi bilim adamlari, Avrupa devletlerinin yetistirdigi bilim adamlarinca yenilgiye ugratildi. Carlik Rus imparatorlugunun yerine kurulan Sovyet imparatorlugu da, 1917 ihtilalinin ilk gunlerinden baslayarak, "Sovyet yarismasini" yurutecek bilim adamlarinin yetistirilmesine oncelikle onem verdi. "Sovyet bilimi:" Marr, Lysenko, Solovyev gibi kisilerin yonetiminde, ve Marks/Lenin "dusunce akimlari" yonunde kati saplantilara baglantili olarak duzenlendigi icin, bu bagimlilik altinda coktu. Baska bir deyisle, Sovyet bilimi, dunyadaki gelismelere sirtini dondugu icin kisir kaldi. Yenildi, ve hezimete ugratildi. Boylelikle, dunyadaki diger bilim merkezleri ile alis-veris yapmadan, tek bir "dusunce akiminin" saplantisi ile bilim yapmanin sakincalari da vurgulanmis oldu. Sonucunda faturayi odeyenler de, yalmizca Ruslar ve Sovyetler Birligi icinde yasayan diger halklar degil, soguk harp ve getirdigi silahlanma yarisi dolayisi ile butun dunya oldu. Dunya yarismasini kaybetmekte olan Sovyetler Birligi ise, Birinci Dunya savasi oncesinde Carlik Rusyasinin da yaptigi gibi, gunumuzde askeri guc kullanarak icten parcalanmayi durdurmak yolunu secip-secmemek arasinda bocalamakta. Sovyetlerin bu seciminin sonucu ne olursa olsun, Turkiye Cumhuriyeti dunyadaki gelismelere yalnizca seyirci kalacak olursa, sonucunu bugunden bilmek olanak disidir. Ancak, bilinmesi gereklidir ki, Carlik Rusyasi cokmekte oldugu 1916 yilinda bile Erzincan'a kadar Turkiye'yi askeri guc ile almis bulunuyordu. Sovyetler Birligi ise, 1940larin ikici yarisinda Erzincan'a kadar olan bu bolge'yi, onceden "Rus topragi" oldugu gorusu ile Dunya kamu oyu onunde gene "istemis idi." Bilinen gerceklerden biri de Turklere karsi degisik nedenlerle baslatilmis olan "sevgisizlik" goruntulerinin ilk belgesi, 1473 yilinda basilmistir. 1473 ile Onyedinci yuzyil arasinda, bu tur basilmis belgelerden bilinenlerin sayisi uc yuz ustundedir. Bu basili "yalanci belgelere" bugune dek karsilik verilmemistir. [Bak: ROTARY DERGISI ]. Ek olarak, Yirminci yuzyil basinda, Turkler'in dunyadaki yerini almasini engellemek amaci ile yazilmis kitaplarin toplamini yapmak bile guctur. "Gec olsun da guc olmasin" ata-sozu bile, Turklerin kendi secimleri dolayisi ile bugun karsi karsiya kaldigi gucluklerin kapsamini anlatamiyor. Turkler bu gibi "yalanci belgelere" dunya bilim duzeyinde karsilik vermek yeteneginde bilim adamlari yetistirilmesine onem vermeyecek olurlarsa, belki yeniden bir Kurtulus Savasi vermek gerekebilecektir.

This counter has been placed here on 25 February 1999