DOLUNAY

Çoook çok eskiden, yeşil bir vadinin içinde
bir ırmak kıyısında kurulu bir köy varmış,
taa dünyanın öbür ucunda.
Çok eski dedik ya,
o zamanlar gündüzleri pek güneşli geçermiş,
yağmur yağmadıkça;
geceleri hep yıldızlı olurmuş, bulutlar olmadıkça.
Köy sakinleri tarımla uğraşırlarmış,
hayvanlar avlarlarmış, uçsuz, bucaksız arazilerinden,
sularını, kaynağı çok uzakta olan köylerinin içinden geçen,
ırmaktan alırlarmış.
Köyde herkes birbirini sever,sayarmış.
Köyde bir tek kişinin kalbinde, öyle büyük bir sevgi
varmış ki, bütün köyünkine bedelmiş;
Metehan'nin Aybala'ya olan aşkıymış bu.
Kız, Metehan’ı bilirmiş de tanımazmış yakından.
Metehan dayanamamış; bir gün gitmiş kızın yanına,
sormuş Aybala 'ya onunla evlenip evlenmeyeceğini.
Aybala demiş ki, Metehan'a: "Evlenirim evlenmeye ama
benim isteyenim çoktur, her gelen kişiden
aynı şeyi ister benim babam. Ancak babamın
bu isteğini yerine getiren benimle evlenir.
"Metehan şaşırmış. "Sensin benim kalbimin sahibi"
diyerek başlamış sözüne "Senin dileğin benim için bir
emirdir, söyle isteğini hemen yapayım" demiş aşkına.
Aybala demiş ki; "Bir çiçek vardır;
yaprakları gümüşten tomurcukları elmastan,
onu ister babam, benle evlenmek isteyenden".
Metehan, "Bekle beni" demiş Aybala 'ya,"hemen
gidip getireyim o çiçeği ama nerededir yeri?
" Aybala parmağıyla göstermiş akan ırmağı;
"İşte bu ırmağın kaynağındadır der babam,
kırk gün yürümek gerekirmiş oraya varmak için
ama bir giden bir daha gelmedi şimdiye dek çünkü
oralar büyülüymüş derler, giden geri gelmezmiş
çünkü, buralardan çok daha güzelmiş oralar.
Metehan; "Senden daha güzel ne olabilir ki,
bu dünyada" demiş Aybala 'ya "Döneceğim, o çiçekle,
döneceğim çünkü seviyorum seni, çünkü sensiz
anlamı olmaz benim için o güzelliğin".
Metehan çıkmış yola sonra.
Kırk gün yürümüş ırmağın yanından. Hep
ne kadar sevdiğini düşünmüş Aybala 'yı yol boyunca.
Aklındaki Aybala 'ymış, tek amacı ise; o çiçek.
Kırkıncı gün kalkmış Metehan sabah erkenden,
yüzünü yıkamış ırmaktan,
anlamış çok yaklaştığını kaynağına
ırmağın suyunun serinliğinden.
Devam etmiş yoluna sonra. Biraz sonra varmış
kaynağa, bütün yeşilliklerle çevrili bir göl varmış
kaynakta, gölün ortasında bir adacık,
adacığın üstünde de o çiçek duruyormuş.
Anlamış Aybala’nın anlattığı çiçek olduğunu, güzelliğinden.
Yüzmeye başlamış adaya doğru hemen.
Adaya çıkınca karsısında bir adam belirmiş Metehan'ın.
Adam Dolun'a; "Her gülün bir dikeni, koruyucusu
olduğu gibi, ben de bu çiçeğin koruyucusuyum, eğer
almaya geldiysen; ben Zebani, izin vermem buna" demiş.
Metehan şaşkın ve de kararlı bir tonla
"Ben o çiçeği alacağım sonra aşkıma kavuşacağım"
demiş. "Hiç bir şey beni kararımdan çeviremez".
"O zaman beni biraz dinleyeceksin" demiş Zebani...
"Sana neden koparmaman gerektiğini anlatacağım,
eğer halâ ikna olmazsan o zaman izin veririm
almana". Metehan ikna olmuş ve çökmüş
yoncaların üstüne, başlamış dinlemeye...
"Eğer bir şeyi çok fazla istersen
ve engelin yoksa önünde; onu alırsın.
Hayat da böyledir, insan engelleri aşarsa
yaşamına devam edebilir. Bu çiçek de
sadece yaşam için bir şeyler yapacaksan
engelleri kaldırır önünden çünkü, onun da bir görevi
var. Bu çiçek, sadece 28 gecede bir açar
yapraklarını ve döker parlayan tohumlarını göle,
bu sayede buradaki sular yükselir ve
ırmaktan taşar gider zamanla. Bu ırmak sayesinde
yaşar bu doğadaki yeşillikler, insanlar, hayvanlar."
demiş Zebani. Metehan başlamış düşünmeye,
eğer çiçeği koparırsa kavuşacaktır sevdiğine
ama kuruyacaktır ırmakları bunun yanında.
Sonunda çiçeğin basına çöker kalır Metehan.
Gümüş yapraklarında kendini görür Metehan, çiçeğin.
Yanında Aybala vardır ama niye mutsuzdur ikisi de.
Aslında kalbindeki tek endişeyi görür Metehan.
Zaman geçtikçe Metehan 'nın düşünceleri
yoğunlaşır kafasında. Mutsuzluğunu düşünür,
çiçeksiz, Aybala'sız bir yaşam düşünür.
Koparamaz çiçeği günlerce Metehan,
artık yaşamaktan zevk almaz şekilde sadece
aşkını düşünerek beklemeye başlar olacakları.
Bir gece çiçek tohumlarını bırakırken göle
bir tomurcuk da Metehan 'nın
sertleşmiş kalbinin üstüne düşmüş,
aniden Metehan kalbindeki aşkının
büyüklüğü kadar kocaman bir taşa dönmüş,
taş o kadar büyükmüş ki, dünyaya sığmamış,
gökyüzüne yükselmiş ve Dünya ile dönmeye başlamış.
Böylece Ay olmuş Metehan 'ın kalbi Dünya'ya.
O günden sonra sadece 28 gecede bir göstermiş
Metehan kalbinin tüm yüzünü,
aşkının bütün parıltısını diğerlerine;
sadece o gecelerde aydınlatmış Dünya’yı
aynı çiçek gibi...