BIR
ÖYKÜ
Kaba
saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaslı çift, İstanbul treninden
inip
utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından
fırlayarak önlerini kesti... Öyle ya, bunlar gibi ne idiğü belirsiz taşralıların
Hacettepe gibi üniversitede ne isleri olabilirdi?
Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İste bu imkansızdı..
Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu..
Yaslı kadın, çekingen bir tavırla; "Bekleriz" diye mırıldandı...
Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadan
masasına döndü.. Saatler geçti, yaslı çift pes etmedi.. Sonunda sekreter,
dayanamayarak yerinden kalktı. "Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa
gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare
yoktu..
Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı
tablo içini
bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi.
Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu?
Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.
Yaslı kadın hemen söze başladı. Hacettepe'de okuyan oğullarını bir yıl
önce
bir kazada kaybetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun
anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.
Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Bayan"
dedi, sert bir sesle, "Biz Hacettepe'de okuyan ve sonra ölen herkes için
bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner..."
"Hayır, hayır" diyerek haykırdı yaşlı kadın.. "anıt değil...
Belki, Hacettepe'ye
bir bina yaptırabiliriz". Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir
nazar
fırlatarak, "Bina mı?" diyerek tekrarladı, "Siz bir binanın
kaça mal olduğunu
biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyardan
fazlasına çıktı..."
Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan
kurtulabilirdi.. yaslı kadın, sessizce kocasına döndü: "Üniversite
inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin
kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?"
Rektör'ün yüzü karmakarışıktı.. yaslı adam başıyla onayladı.
Bay ve bayan dışarı çıktılar.
Doğdukları şehre geldiler. Ve
Hacettepe'nin artık umursamadığı oğulları için
onun adını ebediyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.