GİDEN GELMEZ
İşittim ki, benim için ağlıyormuşsun,
Hala adım düşmüyormuş dudaklarından!
Geçenlerde bir yolcudan beni sormuşsun,
Metrük, ıssız bir manastır gibiymiş odan!

Çamlıklarda tek başına geziyormuşsun,
Gözyaşların anıyormuş eski günleri...
Ümidini siyah ufuklarda yormuşsun,
Sanmışsın ki, giden günler gelecek geri!

Artık ela gözlerinin altı çürümüş,
Bahçemdeki kuşlar gibi susmuş kahkahan!
Kalbin bir dal mevsimin hüznü bürümüş...

Akşamları son yolcular geçerken kırdan
Nazarların dalıyormuş, yıllardan beri
Bir seyyahın bekleniyor gibi haberi!
                                                  Yusuf Ziya ORTAÇ

BİR GÜN
 Kavuşmak bir gün toprağa,
Bir bahar cümbüşü olmak,
Dört mevsimde ayrı ayrı
Tabiatın düşü olmak...

Bir buluttan düşen yağmur,
Bir yıldızdan damlayan nur,
Bir yeşil yaprakta huzur,
Bir gonca gülüşü olmak...

Yazın savrulmak harmanda,
Kışın şahlanmak ummanda,
Fecre karşı bir ormanda,
Bir kuşun ötüşü olmak...
                                                     Yusuf Ziya Ortaç

BİR SELVİ GÖLGESİ
  Ruhumu bu çarmıha kendi elimle gerdim:
   Bir nebi ızdırabı kaynıyor her yerimde.
   Ölüm, siyah bir tütsü aykıyor gözlerimde;
   Ağladığım her nefesi son nefes gibi verdim!
 
   Neşeler,ihtiraslar,arzular,artık gidin:
   Kahkahalar içimde kaynayan birer zakkum
   Işıklar, gozlerime serpilen bir avuç kum!
   Bir selvinin gölgesi :Son cenneti ümidin...

   Bir selvinin gölgesi: Kırk yılın son emeli,
   Son hıçkırık bu selvi gölgesinde dinecek;
   Son damla yaş bu selvi gölgesine sinecek
   Alnımı okşayınca ölümün anne eli
                                             Yusuf Ziya Ortaç
 
 
 
 
 


Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!