SONBAHAR
Fani ömür biter,Bir uzun sonbahar olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, tarümar olur.
Mevsim  boyunca kendini hissettirir veda;
Artık bu dağdağayla uğuldar  deniz ve dağ.

Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.
Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere.
Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere.

Dünyanın ufku gözlere gittikçe tar olur.
Her gün sürüklenip yaşamak ruha bar olur.
İnsan duyar yerin dile gelmiş sükutunu;
Bir başka  musikiiye geçiş farz eder bunu.

Teslim olunca vadesi gelmiş zevaline,
Benzer cihana gelmeden evvelki haline.

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya 
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya:
Duymaz bu anda taş  gibi kalbinde bir sızı;
Fark etmez anne - toprak ölüm maceramızı.

                                                 Yahya Kemal BEYATLI

SESSİZ  GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki,giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
                                                    Yahya Kemal BEYATLI






















 

SES
Günlerce ne gördüm  ne de kimseye sordum,
"Yarab! hele kalp ağrılarım durdu!" diyordum.
His var mı bu alemde nekahat gibi tatlı
Gönlüm bu sevincin heyecanıyla kanatlı
Bir taze bahar alemi seyretti felekte,
Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te,
Akşam!.. Lekesiz,,saf, iyi bir yüz gibi akşam!..
Ta karşı bayırlarda tutuşmuş iki üç cam;
Sakin koyu,şen cepheli kasrıyle Küçüksu,
Ardında vatan semtinin ormanları kuytu;
Bir neşeli hengamede çepçevre yamaçlar
Hep aynı tehassüsle  meyillenmiş ağaçlar
Dalgın duyuyor rüzgarın ahengini dal dal.
Baktım  süzülüp geçti açıktan iki sandal.
Bir lahzada bir pancur açılmış  gibi yazdan
Bir bestenin engin sesi yükseldi boğazdan
Coşmuş yine bir aşkın uzak hatırasıyla,
Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla,
Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi:
Görmüş ve geçirmiş denizin kalbine sindi.
Ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım.
Tekrar o alev gömleği giymiş gibi yandım,
Her yerden o,hem aynı bakış ,aynı emelde,
Bir kanlı gül ağzında ve mey kasesi elde;
Her yerden o, hem aynı güzellikte göründü,
Sandım bu biten gün beni ram ettiği gündü.
                                                    Yahya Kemal BEYATLI

ENDÜLÜSTE RAKS
Zil, şal ve gül.Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında endülüs üç defa kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpaze çevrilir gibi   birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, örtünüşleri...

Her rengi istemez  ,gözümüz şimdi aldadır.
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır
.
Alnında halka halkadır aşüfte kakülü
Göğsünde yosma gırnatanın en güzel gülü..

Altın kadeh her elde,güneş her gönüldedir
İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle  bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudaklı,kömür gözlü sürmeli,
Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kereöpmeli.

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle
Her kalbi dolduran zile, her sineden "Ole!"
                                                     Yahya Kemal BEYATLI


 
Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!