Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!
KIRK İKİNDİ YAĞMURLARI
Sabahları aşık değilim dedim
Hakikaten de öyleyimdir
Her sabah rahat, neşeli olurum
Hatta sesime  bakmadan türkü söylerim

Herkes gibi işime giderim bende
Çalışmak sanki özlediğim bir şeydir 
Sonra yavaş yavaş o aklıma gelir
Havam bulutlanır gitgide
Peşinden koşmaktan yorgun düşerim

Çekilmez  olur artık şehir
Bilirim şimdi kırlarda
Bir hayvan  sakince  suya eğilmiştir
Trenler geçip giderken küçük kuşlar
Durmadan yer değiştirir telgraf tellerinde

Gitsem gezinsem derim limanda
Rıhtım kahvelerinden birinde otursam
Bir şey içsem ve dönsem
Değiştirsem elbisemi,
Yahut uzanıp saatlerce uyusam 
Belki bu dertten kurtulurum
Derim ama akşam olur
Gene kapına düşer yolum.
                           Necati CUMALI

UÇANA'LI ZÜLFİKAR BEY'E AĞIT
Sağlığında yüzüne gülenler
Sofrasında ekmeğini yiyenler
Uykusunda pusu kurdular
Zülfikar  Bey'i  vurdular
Zülfikar beyi vuran Uçana'lı İsmail
Cellat olmasına cellat, çingene değil

Zülfikar Bey mertti yiğitti,
Fakir ağlatmadı, mazlum ezmedi
Hile nedir, şüphe nedir bilmezdi
Korkusuz uyudu, korkusuz  gezdi

Var git İsmail var git, namert  kişisin
Hem sen düşün  hem de sana yol gösteren düşünsün

Varmayın üstüme, yeter, beni söyletmeyin
Ben bilirim dost kim, düşman kim
Bilirim kim   sinsi adımlarla peşimde gezer de
Göz  göze  gelince  başını eğer

Nolaydın Zülfikar Bey nolaydın
İsmail'e  güvenmeyip teslim  olaydın

Bu dağlar  uçana dağlarıdır
Manastırdan Filorina'ya  uzanır
Uçana dağlarında  akan sular,  uçan  kuşlar
Zülfikar Bey diye ağlaşır
Gayri  İsmail netse neylese
İçine korku düşmüştür, yüzü karadır
Uçana dağlarına gözü pek,  yüreği pek
Zülfikar Bey gibi adam yaraşır
                                          Necati CUMALI