Anlat
alevli bir çölün üstünde ansızın!
Billur
sesinle hıçkırarak doğduğun günü!
Binbir
diyarda binbir ilahi güzel kızın
Anlat
nasıl terennümün inletti gönlünü!
Neydin
gönülde, şimdi ne oldun zavallı sen,
Hıçkır
benim de bari bu son gizli nalemi.
Timsalin
asumanda ziyalarla işlenen
Bir
pembe gül mü, yoksa bir altın piyale mi?
Akşam
gruba karşı tüten bir buhurdanın
Hüznüyle
şahit olma nihayet zevaline!
İran
yoluyla Zühre tacın, nağme kervanın
Şahane
geldiğin gibi şahane git yine!
Biz
şimdi başka bir ahenge bağlıyız:
Aşık
naziıya geldi erenler bu meclise,
Yalnız
bugün senin gibi ölgün sadalıyız,
Zira
bu saz da parçalanır gülmek istese...
İncitmeden
rübabını insafsız ellerin
Zalim
temaslarıyla zamanın sitemleri,
Ah
ayrılırken, inleyerek paslı tellerin,
Ey
eski dost, yad edelim eski demleri...
Halit Fahri Ozansoy