Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!
  
KIŞ BAHÇELERİ
Dinmiş denizin şarkısı, rüzgar uyumakta,
Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı
Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,
Mazi gibi sislenmiş Emirgan Çınaraltı.

Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden
Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda,
Üstündeki son dallar ağarmış diye birden
Pas tuttu nihayet suların rengi havuzda.

Yerlerde gezen hatıralar var korulukta;
Yapraklar, atılmış nice mektuplara eştir.
Mehtaba çalan sapsarı benziyle ufukta,
Binlerce dalın verdiği tek meyve güneştir.

İçlenme tabiattaki yekpare kederden,
Yas tutma dağılmış diye kuşlarla çiçekler.
Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
Onlarla giden günlerimiz dönmeyecektir.

                                          Faruk Nafiz Çamlıbel
 

RUH
Şekilden kesildi ruhun nasibi,
Karıştı vücudum karanlıklara.
Zerrede Rabbini bulan kul gibi
Aşkı sen gözümün yaşında ara!

İçlenme, saçında aklar belirdi,
Yüzünde gözyaşı yeretti diye:
Ateşin gönlüme bir kere girdi,
Ayırdı içimden beni ikiye.

Nasıl titriyorsa, senin yerine,
Bir çile saçının üstünde ömrüm,
Dünyaya gözünü yumarsan yine
Bir avuç toprakta seni görürüm.
                                       Faruk Nafiz Çamlıbel
 

GENÇLİK
Anlattı erenler bir bahar değil,
Aşıkın ömründe bin bahar varmış.
Hicranla ağaran bu saçlar değil,
Sevgisiz kalan kalp ihtiyarlarmış...

Sorardım sırrını hiç düşünmeden ;
"Bu fani gönlümün sevinci neden?"
Beni günden güne meğer genç eden
Daima değişen maceralarmış!

Gönlümde kovalar eskiden beri
Sarışın kumralı, kumral esmeri.
Dolmadan boşalmaz birinin yeri.
Gönlümde, anladım, her dem baharmış.
                                        Faruk Nafiz  Çamlıbel


FİRARİ
       Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin,
       Sana kafir dediler, diş biledim Hakka bile.
    Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin,
     Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile...

   Sana çirkin demedim ben, sana kafir demedim,
  Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin,
   Yaşadın beş sene kalbimde misafir demedim.
    Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin?

      Zülfünün yay gibi çelik tellerine
  Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.
  Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
    Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek...
                                         Faruk Nafiz Çamlıbel
 

SEN NERDESİN?
Caddeden sokaklara doğru sesler elendi,
Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi.
Bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar,
Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar...
Son yolcunun gömüldü yolda son adımları,
Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları.
Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda:
Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda,
Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye,
Yollarını bekledim görüneceksin diye.
Senin için kandiller tutuştu kendisinden,
Resmine sürme çektim kandillerin isinden.
Saksıda incelendi yapraklar senin için,
Söylendi gelmez diye uzaklar senin için...
Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,
Saatler son gecemin geçti cenazesiyle,
Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü  güldü,
Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...
                                        Faruk Nafiz Çamlıbel
 

BEN VE SEN
Bendedir gülleri açmaz bahçeler,
Üstünde kuş uçmaz bağlar bendedir.
O coşkun gönül, ki durmadan eser,
O göz , ki durmadan çağlar, bendedir.

Gözlerin dalınca biraz derine
Alıyor gönlümü beraberine
İçinden kan akıyor pınar yerine,
Ferhat' ın deldiği dağlar bendedir.

Senin her dalında bir gül açarsa
Bana da bir diken verir bu arsa.
Sendedir eğlenen, gülen ne varsa
Ne varsa ah eder, ağlar, bendedir.
                                       Faruk Nafiz Çamlıbel