Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

                                                                      DEPREMDEN SONRA:

Deprem sonrasında nasıl davranacağınız önemli.

Paniğe girmemek, fısıltılara kulak asmamak, kurtarma çalışmalarına katılmak gerekiyor.

Deprem öncesi önlemlerinizi aldınız ve depremi az ya da çok hasarla atlattınız. Bu kez başka sorumluluklar sizi bekliyor. Ön koşul paniğe kapılmamak, uyanık ve hızlı davranmak.

Eviniz hayatınıza zarar vermeyecek ölçüde hasar görüp, sizin dışarı çıkmanıza izin veriyorsa, binayı terk etmeden önce çevrenizdeki seslere kulak verin. Bu sesler, sizden çok daha zor durumda olan insanlara ait olabilir. Sese olan yakınlığınız sayesinde binanın dışından yapılacak bir yardımdan çok daha hızlı bir şekilde göçük altındakileri hayata kavuşturabilirsiniz.

Kalabalık mekanları boşaltırken sakin olmak, hasarı en az ölçüde atlatmak açısından önem taşır.

Toplu ve düzenli hareket bu safhada çok önemlidir. Binaların dışına çıktığınız andan itibaren de kurtarma çalışmalarına katılmak gerekir. Verebileceğiniz küçücük bir destek, bir insan hayatı, daha büyük yardımlar birden çok insanın hayatı demektir.

Felaket sonrası olası karmaşa ortamı için dikkatli olunmalı. Özellikle de söylentilere, dilden dile dolaşan deprem fısıltılarına yenilerini eklememeli ve kulak asmamalıyız. Bu tür söylentilerle, Marmara Depremi’nin ardından da yaşandığı gibi halkta daha büyük panik oluşturduğunu ve normal yaşamın bir türlü geri kazanılamadığını gördük.

Sükunetinizi koruyun.

Durumunuzu değerlendirin. Yaralı olup olmadığınızı belirleyin.

Bulunduğunuz yapı yıkılmamışsa, kontrollü, hızlı ve dikkatli bir şekilde binayı terk edin. Hemen ardından gelebilecek bir artçı şok, o ana kadar yıkılmamış, ancak taşıyıcı elemanlarına zarar vermiş olan binayı yıkabilir.

Sarsıntı anında merdivenler bağlantı yerlerinden ayrılmış, tavandan dökülebilecek sıva, beton parçası olabilir. Binadan ayrılırken kapıları dikkatli bir şekilde açın, bu gibi tehlikelerden sakının ve başınızı koruyun.

Eğer enkaz altında iseniz…

Kıpırdayacak durumunuz varsa ve kesin bir çıkış yolu görebiliyorsanız hareketlenin. Aksi takdirde pozisyonunuzu koruyun ve sakin olun. Fazladan her çaba, size gelecekte gerekli olacak enerjiyi ve suyu tüketecektir.

Dışarıdan bir müdahale sesi duyana kadar bağırmaya çalışmayın. Bu enerjinizi zamansız tüketmenize yol açacaktır. Bir ses duyduğunuzda cevap verin ve pozisyonunuzu anlatmaya çalışın.

İlerleyen saatlerde dışarıya ses verebilecek bir ses kaynağı yaratma yolu bulun. Tencere benzeri bir metale vurulacak bıçak sapı, sert bir yüzeye vurabileceğiniz diğer sert bir cismin olup olmadığını kontrol edin. Çünkü saatler geçtikten sonra böyle bir şey edinme gücünü kaybetmiş olabilirsiniz.

Kurtarma ekipleri, olay yerine ulaştıklarında bakacakları ilk yer enkaz üzerinde kabarmış bölgelerdir. Kabaran bu bölgeler muhtemel yaşam üçgenlerinin olduğu noktalardır. (Buzdolabı, bulaşık ve çamaşır makinesi, çelik para kasası, demir dolap v.b.) Böyle bir pozisyona sahipseniz, ilk ulaşılacak kurtarma bölgesindesiniz demektir.


Kitap hayat kurtarır...

Entelektüellikten söylemiyoruz, gerçekten öyle. Evin ortasına koyacağınız kitap dolu bir sandık, depremde en sağlam bir sığınak oluyor.

Marangoza kenarları 1 metre uzunluğunda tahta küp şeklinde bir sandık yaptırın ve içini tıka basa kitapla doldurun. Dikkat! Sandık mukavva değil, mutlaka masif tahta olmalı. Sandığın içine doldurulan kitaplar kırılmaz, parçalanmaz, ezilmez.

Kitapla doldurulmuş sandığın çevresini çamaşır ipinden daha kalınca bir naylon iple sıkıca sarın. Böylece sandık darbelerle parçalansa bile ip kutunun dağılmasını önleyecektir. İçi kitap dolu sandığı evdeki kolonlardan herhangi birinden 1 metre uzağa yerleştirin.

Deprem anında sandığın yanına sığının. Dizlerinizi karnınıza çekerek ve başınızı da dizlerinize dayayarak pozisyon alın. Sandığın üzerine devrilecek bir kolon yada beton plaka sandığı en fazla 10-15 santim ezebilir. Sandığın yanında her durumda depremzedeye yetebilecek bir yaşama alanı kalır.

DİKKAT: Sandığı daha sağlam olur diye çivi yada benzeri malzemelerle sağlamlaştırmaya çalışmayın. Çiviler, sandığın üzerine bir şey düştüğünde basınçla tahtadan fırlar ve depremzedeyi yaralayabilir. Kalın çamaşır ipi kullanın.


Depremle yaşamayı öğrenmek
17 Ağustosta yaşadığımız büyük felaketin ardından sık sık duyduğumuz bu cümle artık beyinlerimize kazındı. Herkes depreme alışalım, tedbir alalım diyor. Deprem çantası hazırlayalım, evimizi sağlamlaştıralım tamam da peki her an etrafımızdaki herşeyi yerle bir edecek, ölümlere yol açacak bir felakete nasıl alışalım. Bunun cevabını uzman psikologlar veriyor:

DEPREMİN YARATTIĞI PSİKOLOJİK SORUNLAR

Uz.Dr.Can Güngen

Nasıl başedebiliriz?

Depremin günlük hayatımızın bir parçası olduğu şu günlerde ,hepimiz bu konuyla ilgili ciddi korku ve kaygılar taşımaktayız.Ve yine hepimiz içimizde hissettiğimiz bu duygusal kargaşanın ayrımına varmaya çalışmakta; tanımadığımız bu tuhaf duyguların nasıl üstesinden gelebileceğimizi düşünmekteyiz. Çoğu insanın bu konuda yol gösterici olabileceğini düşündükleri kaynaklara ulaşmaya çalıştıkları gözlenmektedir. Bu nedenle konuyla ilgili elimizde bulunan aydınlatıcı olabilecek bazı bilimsel verileri ve günlük hayatımızda tüm bu alt üst edici duygulanımla baş etmekde kullanabileceğimiz startejileri bu yazıda sizlerle paylaşmak istiyorum.

Deprem ve ilişkili psikiyatrik bozukluklar nelerdir?

Deprem ve benzeri doğal afetlerden sonra sıklıkla görülen bazı psikiyatrik bozukluklar bulunmaktadır.Bunlar arasında travma sonrası görülen stres bozukluğu,şiddetli korku biçiminde yaşanan deprem nörozu,panik bozukluğun fobi benzeri ve bedensel belirtilerle giden farklı birer tipi,depresif sendromlar sayılabilir. 

1.Travma sonrası görülen stress bozukluğu: Deprem felaketini ciddi boyutlarda yaşayan depremzedelerde rastlanan en önemli psikiyatrik sorun travma sonrası görülen stress bozukluğu olmaktadır.Çeşitli ülkelerde yapılan değişik araştırmalar şiddetli depremlerin üssünde ve çok yakın çevresinde , bu rahatsızlığın %30 a varan oranlarda görülebildiğini ortaya koymuştur.

Söz konusu rahatsızlık kişinin ciddi ölüm yahut yaralanma tehlikesi geçirmesini veya çevresinde geçirildiğine şahit olmasıyla birlikte yaşananlara şiddetli korku , çaresizlik duyguları ile tepki vermesini takiben kısa bir zaman sonra çıkar. Ancak bazı durumlarda söz konusu olaydan haftalar, aylar hatta yıllar sonra dahi çıkabildiği bilinmektedir. Felaketi takip eden günlerde olayın flashbackler (olay anına dönme hissi) ile yeniden yaşanması ve şiddetli sıkıntı hissi, zihnin sürekli söz konusu olayla meşgul oluşu, kabuslar, bedensel gevşemede zorluk, kolayca irkilme ve hafif uyaranlara bile verilen abartılı cevaplar (zil yada kapı çalmasına aşırı korku ve sıkıntıyla cevap verme vb.), kolayca öfkelenme, uykuya dalmada ve konsantrasyonda güçlük şeklinde belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtileri çoğunlukla iş veya okul performansında düşme, duygusal hayatın canlılığını yitirmesi, gelecekle ilgili planların azalması takip eder. Kişi umutsuz ve sosyal - mesleki çevresinde kayıtsız bir kişilik sergilemeye başlar. Bu ruhsal rahatsızlığın daha çok kadın,çocuk ve yaşlıları etkilediğine dair tıbbi yayınlar vardır.Zaman içersinde %90 a yakın oranlarda iyileşme görülmektedir.

2.Fobik Deprem Nörozu: Deprem ve benzeri doğal afetlere maruz kalan kişilerde sıklıkla olayın tekrarlanacağı korkusu ,sanki bir anlık yeniden deprem oluyormuş hissi ile ani korku ve hatta paniğe kapılmalar görülebilmektedir.Deprem sonrası yoğun yaşanan bu duyguların zaman geçtikçe hafifleme eğilimi gösterdiği bilinmektedir.

3.Hafif depresif belirtiler ve psikosomatik rahatsızlıklarda alevlenme: Nedeni açıklanamayan çeşitli bedensel belirtiler,ağrı ve uyku bozuklukları ile psikosomatik rahatsızlıklar olarak bilinen kolit ve on iki parmak bağırsağı ülseri gibi rahatsızlıklarda alevlenmeler ile duygu durumunda majör bir depresif rahatsızlık boyutlarında olmayan çeşitli depresif semptomlar (iştah uyku bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü,halsizlik vb;) diğer psikiyatrik belirtiler arasında sayılabilir

Neden Deprem sonrası psikolojik rahatsızlıklar görülüyor?

Deprem ve benzeri doğal afetler insan sinir sisteminde ani ve şiddetli bir tehlike uyarısı oluşturmaktadır.İnsan zihni yeterince tanımadığı ve baş etmek de güçlük çektiği bu uyaran seli altında kalma süresi ve uyaran şiddeti ile orantılı olarak etkilenmekte ve başa çıkamadığı ölçüde çeşitli psikolojik rahatsızlıklar gelişmektedir.

Neden Deprem geçtiği halde korku ve rahatsızlıklar bu kadar uzun sürüyor?

İnsan siniri sisteminin bir özelliği de başa çıkamadığı travma etkisi yaratabilen olaylarla hayaller ve rüyalar yolu ile tekrar tekrar yaşayarak başa çıkmaya çalışma eğilimidir. Örneğin bizi üzen ve yetersiz kaldığımızı hissettiğimiz bir olayı defalarca rüyamızda görerek yada zihnimizde canlandırarak başka türlü davranma yollarını deneriz. Ancak deprem söz konusu olduğunda sinir sisteminin yaklaşım biçimi aynı kalmakla beraber sorunun bir çözümü bulunmamakta ve derinde hissedilen yetersizlik duygusu şiddetli bir kaygı eğilimi oluşturmaktadır.Ancak verilen reaksiyon zaman içinde bütün bu tür olaylarda olduğu gibi kendiliğinden sönme eğilimi göstermektedir.

Ne zaman uzmana başvurulmalı?

Bu soruya bir psikiyatristin verdiği yanıt çoğu diğer psikiyatrik sorunlarda verilen yanıta benzer. Eğer kişinin hissettikleri günlük sosyal ve mesleki yaşantısını aksatacak ölçüde ise, performansında belirgin düşmeye neden oluyorsa bir uzmana başvurması yerinde olur. Örneğin uyku düzeniniz aksamaya başladı,uykuya dalmakta büyük güçlük çekiyor ve ertesi gün kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız veya işinizde eski heyecanı duyamıyor ve bir boşvermişlik duygusu içinde performansınızdaki düşüklük sizi ve çevrenizdeki insanları rahatsız edecek boyuta ulaşıyorsa yada eskiden hoşlandığınız şeyler artık size o denli güzel gelmiyor ve herşey değerinden kaybetmiş gibi duruyorsa bir uzmana başvurma zamanı gelmiş demektir.

Belirtiler zamanla artar mı azalır mı? 

İyi haber: Bütün bu belirtiler zaman içinde artma değil azalma eğilimi gösterir. Aslında zihniniz olayı tüm yönleriyle sindirmeye ve bir çeşit bağışıklık kazanmaya çalışmaktadır. Sık sık tekrarlanan kasırga bölgelerinde yapılan çalışmalarda daha önce kasırgayla karşılaşmış deneyimli bireylerin yaşanan bir kasırga sonrası daha az psikolojik sorun ürettiği gösterilmişdir. 

“Bu hisleri neden ben hissediyorum da amcaoğlum hissetmiyor?”

Bu duyguları insanlar sıklıkla bir dayanıksızlık ve acizlik belirtisi olarakda alabilmekte ,diğer insanlardan daha zayıf oldukları için bu tür korkulara kapıldıklarını düşünmekte ve kendi değerlerine duydukları inançda sarsılma görülebilmektedir. Bu noktada olayın doğru yorumu,hissedilenlerin evrensel boyutta olduğu ve uyaran şiddet ile süresine bağlı olarak tüm insanların benzer duygular hissetmekten kaçamayacakları bir gerçekle karşı karşıya olunduğudur. Ancak insanlar her zaman olayları birbirinden zamana ,mekana ve geçmişlerinden gelen kişisel tecrübelerine bağlı olarak küçük farklarla algılarlar.Amcaoğlunuzun olayı daha farklı algılaması bu sayılanlara yada deprem esnasında uyanamamış olmasına bağlı olabilir

Kendi başıma bir şeyler yapabilir miyim?

Evet yapabilirsiniz. Buna da duyduğunuz insanca duygular için kendinizi suçlamaktan vazgeçmekle başlayabilirsiniz. Dünyada yılda onlarca şiddetli kasırga ve deprem oluyor. Doğayla yaşamak kolay değil. Güzellikleri olduğu kadar kaprisleri de olan sevgili tabiat bize ona saygı duymaktan ve akıllı davranarak kendimiz için önlemler almaktan başka çare tanımıyor. Eşiniz fazla kapris yaptığında boşanabilirsiniz ama tabiattan boşanmak mümkün değildir.Lütfen ne siz ne de ben bunu unutmayalım....

“Bunlar güzel sözlerde pratik önerileriniz var mı?”

Evet var. Deprem bölgesinde yaşayan insanlara yardım edin.Yardım eden kuruluşlara destek olun. Acıyı paylaşın. Paylaşılan acılar eskisi kadar acıtmaz olur sonunda. Ayrıca nefis bir kış geliyor.Atkı ve eldivenlerinizi hazırlayın,yeni yılı karşılamak için planlar yapın, çocuklarınıza ne hediyeler alacağınızı düşünerek çaktırmadan bu günlerde ne arzu ettiklerini sorun ve onları çılgına çevirecek hediyeleri alırken sinsice gülün. Güzel kar manzaraları için fotoğraf makinanıza film alın.Hayat devam ediyor unutmayın.