Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!
Savaşa yuvarlanıyor muyuz? Taha Kıvanç, Yeni Şafak, 19/03-2003 (kısaltıldı)

...İkinci tezkereyi bir kez daha ülke gündemine sokmak için kullanılan son gerekçe ekonomi… Borsa düşmüş, dolar fırlamış, faiz oranları yükselmiş… "Battık" çığlıkları bu sebeple yükseliyor. Peki, biz savaşa girmiyoruz diye ekonomik değerler altüst oluyor, "Savaş da savaş" diye bağıran George W. Bush'un memleketinde durum nasıl? Orada, borsa sevinçten uçuyor, faiz oranları mahcubiyetten sokağa mı çıkamıyor? Ne gezer… Savaş ihtimali yüzünden, ABD ekonomisi, son yılların en ciddi krizlerinden birini yaşıyor…

Ekonomiyi bahane ederek savaştan yana karar alınırsa, dünyanın dört bir köşesinde nefretle karşılanan bir gelişmeye 'para' mukabili dahil olan tek ülke haline geleceğiz. Amerika'da kimse "Savaş çıkacak, Irak petrollerine el koyacağız" lâfını etmiyor; aklından bu fikir hiç çıkmayanlar bile… İngiltere'de, Tony Blair, Musul-Kerkük petrolleri konusundaki gizli mutabakatı fâş etse, belki fiyakasını sürdürecek… Ama hayır, Bush da Blair de, paraya 'elin kiri' gözüyle bakıyormuş görüntüsü vermeye devam ediyorlar… Parayı 'savaş sebebi' sayan herhalde bir tek biz varız…

Burada, birileri, geçen yıl bu zamanlarda, hem de ülkemize kadar gelip "Sizin en önemli ihraç malzemeniz ordunuz" diyen 'para sihirbazı' George Soros'u hatırlatmasın. Hatırlatmasın, çünkü ben dahil bir çoğumuzun Paul Wolfowitz'in başını çektiği lobi üyeleri gibi düşünmesini bekleyeceğimiz Soros bile, Irak'a savaşa şiddetle karşı çıkıyor. Aklı başındaki herkes gibi… Soros'un karşı çıkışı, "Para her şeydir" ölçüsünü benimsemiş bizdeki birilerine ders olmalı… Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma ihtimali de var bu işte…

Geçen gün, bütün dünyaya ulaşan CNN'de savaş hazırlıklarıyla ilgili bir programı izlerken kulaklarımla duydum: Başkan Bush'un çaresizliğini anlatan savaş yanlısı bir yorumcu, "En yakın müttefikimiz Türkiye'yi bile yanına çekemedi bizim başkan" dedi ve ekledi: "Tam 26 milyar dolarlık yardımı reddetti Türkiye…" Bu cümleden sonra, aynı yorumcu, "O 26 milyar dolarlık paket rüşvetti" demeyi de ihmal etmedi…

Bizde 'Simyacı' adlı romanıyla tanınan Brezilyalı yazar Paulo Coelho, dünyayı savaşa sürükleyen ekibin lideri Bush'a nazire olarak yazdığı teşekkür mektubunun başlarında, birkaç kez ziyaret ettiği ülkemizi de unutmamış… Şu cümleyle teşekkür ediyor Bush'a Coelho: "Türk halkının ve parlamentosunun 26 milyar dolar için bile satılık olmadığını herkese gösterdiğiniz için teşekkür ederim."

Süreç, Coelho'yu utancından yerin dibine geçmeyi isteyecek hale getirdi. Türkiye, ekonomik dengeler savaş rüzgârları sebebiyle sarsıldığı, ABD'nin yapabileceği yardımlar gelmezse durum daha kötüye gideceği endişesiyle savaşa sürükleniyor… Hem de, "Rızkı veren Allah değil mi?" sorusu eşliğinde nüfus kontrolüne karşı çıkan bir başbakan döneminde… Her ağızlarını açışta paradan söz edenlere "Ayıp değil mi?" diye sormayı bile zorlaştıran bir hava estiriliyor ülkede…

Oysa, önceki gün, adı Rachel Corrie olan 23 yaşında Amerikalı bir genç kız, ezilmesinler diye önüne geçtiği çocukları koruyayım derken, bir İsrail buldozeri altında kaldı. Kızın üzerinden iki kez geçti buldozer, âdeta öldürdüğünden emin olmak için… Rachel'in orada bulunması için bir sebebi yoktu. Ancak, insanlar, bazen başkalarının dertleriyle de dertlenirler…

Rachel, Filistin'e gelir gelmez ailesine göndermeye başladığı mektupların ilkinde şunları yazmış: "Buraya gelmeden iki gün önce sekiz yaşındaki bir çocuk bir İsrail tankından açılan ateşle öldürülmüş. Çocuklar ismini 'Ali' diye kulağıma fısıldadılar… Çok az bildiğim Arapçamı kullanmama da yardımcı oluyor çocuklar. 'Keyf Şaron?' ve 'Keyf Bush?' diye soruyorlar… Ben, 'Şaron mecnun' ve 'Bush mecnun' deyince de gülüyorlar… Düşüncem tam da o cevabımdaki gibi değil; zaten bazı yetişkinler 'Bush çılgın değil' diye beni düzeltiyorlar. Bush işadamı. Bugün 'Bush bir âlet' demeyi öğrendim. Neyse. Burada sekiz yaşında çocuklar 'global güç yapısı'nın nasıl çalıştığını, birkaç yıl öncesine kadarki benden daha iyi biliyorlar…"

Sahi, savaşa yuvarlanıyor muyuz?


tkivanc@yenisafak.com

 

Melih Aşık, Patlıcan + İmaj da gitti... + Vatikan (kisaltma, Milliyet, 19/03-2003)


     ABD’nin dostluğu da pazara kadar değil mezara kadar!
     

Patlıcan
     ABD vatandaşlarının Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki 23 ilden ayrılmasını tavsiye etti... Bizim o illerde yaşayan vatandaşlarımız ne olacak? Onların canı can değil mi? Elbet can, hatta patlıcan...
     Türk Hükümeti de hiç kuşkunuz olmasın o illerdeki vatandaşlarımızla ilgili önlem alıyor... Ve alacaktır... Her yurttaşın evinin duvarına bilumum dualar, nazar boncukları, maşallah yazılı levhalar asılacaktır.

Çanakkale geçilmez... Mardin geçilir...
Akif Kökçe

İmaj da gitti...
     Güvenlik Konseyi’nin Afrikalı üyeleri Gine, Angola ve Kamerun ile Meksika, Şili ve Pakistan’a ABD envai çeşit baskı yaptı. Fakat bu ülkeleri Güvenlik Konseyi’nde kendi tasarısına oy vermeye ikna edemedi. Bu ülkeler de fakir. Onların da inip çıkan borsaları var. Ama ABD önünde borsamız düşüyor, faizimiz yükseliyor diye diz çökmediler. Üstelik onların Irak’la komşu olmak gibi bir handikapları da yoktu. Gelecekte yüzleri kızarmazdı... Türk Hükümeti ise ABD’yi uzun süre oyaladıktan sonra birden teslim bayrağını çekti. Tezkere ikinci denemede geçtiği takdirde TBMM dayatmayı görünce geri basan bir Meclis kimliği kazanacak...
     ***
     Türkiye’nin BM kararı doğrultusunda hareket edeceği hem Çankaya toplantılarında ifade edildi. Hem Tayyip Erdoğan birkaç kez söyledi.
     ABD bastırınca BM kararı falan unutuldu... Dış dünya sözümüze ne kadar güvenir bundan sonra?
     Ayrıca Deniz Baykal’ın şu tespitini akılda tutmalı:
     "BM kararı olmadan savaşa destek verirsek yarın bize karşı bir savaş halinde BM’ye gidecek yüzümüz kalır mı?"
     
Vatikan...
     Vatikan radyosundan yaptığı açıklamada "Savaş barışa karşı bir cinayettir" diyor Piskopos Raffaele Martino... 12 yıldır bizden ekmek isteyen bir halka bombalarla yanıt veriyoruz, diye ekliyor.
     Vatikan’ın Bağdat Büyükelçisi başkenti terk etmeyen 4 elçiden biri...
     Katolik Vatikan Irak’ı savunuyor.
     İslamcı AKP iktidarı ise ABD’nin katliamına omuz veriyor.
     ABD destekli İslamcılığın Müslümanlık ve insanlıkla ne ölçüde ilgili olduğu bilvesile tabak gibi gözler önüne seriliyor.

     
     
      Başbakan Erdoğan bakanlara "Bana cek - cak’lı cümle kurmayın" demiş. Devamı da şöyle olmalı:
     "Ben vatandaş değilim ki o cümleleri yutayım."
Haldun Ertem


m.asik@milliyet.com.tr

http://www.simbad.sida.nu/