Bush, Oscar töreninde sanatçıların sert tepkilerine hedef oldu. En iyi belgesel film ödülünü alan Michael Moore, "Bu savaşa karşıyız, Mr. Bush utanmalısın" dedi. Adrien Brody ise barış için dua edilmesi çağrısında bulundu.
Irak savaşının gölgesi altında düzenlenen Oscar ödül töreninde, ABD Başkanı George Bush'a tepki yağdı.The Pianist filmiyle en iyi erkek oyuncu ödülünü alan Adrien Brody, konuşmasının sonunda müziği kestirerek barış mesajı verirken, Bowling for Columbine filmiyle en iyi belgesel film ödülünü alan Michael Moore, Bush'a sert tepki göterdi. Moore yaptığı konuşmada, "Bu savaşa karşıyız, Mr. Bush utanmalısın" dedi.
Barış için dua edelim
Kurgu başkan olarak tanımladığı George Bush'un uydurma gerekçelerle kendilerini savaşa soktuğunu söyleyen Moore, tamamıyla kurgulanmış bir sürecin yaşanmakta olduğunu belirtti. Moore, konuşmasıyla Oscar töreni katılımcılarından alkış aldı.
Adrien Brody ise ödülünü alırken yaptığı konuşmada, Irak'taki savaşa değinerek, "Film aşamasındaki tecrübelerim, beni hüzünden ve savaşın insanları insanlıktan çıkarmasından korkmaya itti. Neye inanırsanız inanın, çabuk ve barış yoluyla bir çözüm için dua edelim'' dedi.
Utanç duyuyorum
75. Oscar ödül töreninde, en iyi senaryo ödülünü "Talk to Her" filmiyle kazanan İspanyol yönetmen Pedro Almodovar da savaş karşıtı gösterilere katılanlara teşekkür etti. "İspanya'nın Irak savaşına desteğinden utanç duyduğunu" söyleyen Almodovar konuşmasında, "Bu ödülü barış, insan hakları ve demokrasi lehine sesini yükseltenlere adıyorum" dedi.
Savaş karşıtı protestolar salon dışında da sürerken, göstericiler "Bush ABD'yi cezalandırıyor", "Bush: Ahmak ve Tehlikeli" yazılı pankartlar taşıdı.
Kara savaşında komik duruma düşen ve daha şiddetli saldıracağız diyen koalisyon güçleri, dün Bağdat'ı kana buladı. Bağdat'ta bir pazar yerini hedef siçin Amerikan ve İngiliz güçleri, çoğu çocuk ve kadın 55 sivili katletti. Bombardımanda 50'denf azla kişi de yaralandı. Geçtiğimiz günlerde Bağdat'ta yine bir pazar yerini bombalayan koalisyon güçleri 15 sivili öldürmüşlerdi. En büyük katliam Bağdat'ın El Şula mahallesindeki pazar yerinde dün yerel saatle 18.30'da şiddetli patlamalar meydana geldi. Çoğu kadın ve çocuklardan oluşan ve günlük alışverişini yapmaya çalışan sivil halkı hedef alan bombardıman ardından, büyük bir kargaşa yaşandı. Hastane kaynaklarının verdiği bilgilerde, bombardıman sonucu çoğu çocuk ve kadın 55 sivilin öldürüldüğünü açıkladı. Hastane kaynakları aynı bölgeden 50'dan fazla yaralının geldiğini kaydetti. Dünkü saldırının bugüne kadar sivil hedeflere yönelik yapılan en büyük saldırı oldu. El Cezire televizyonu, Iraklı yetkililere dayanarak verdiği haberinde, enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğünü ve ölü sayısının daha da artabileceğini duyurdu. Bağdat'a 10 tomahawk füzesi Bağdat'ın önceki gece ve dün sabah da yoğun biçimde bombalandığı ve kente tomahawk tipi 10 füze fırlatıldığı bildirildi. Bombardımanlarda kentteki genel iletişim merkezi, Alviya iletişim merkezi ve bazı devlet daireleri isabet aldı. Basra'daki Büyük Köprü yakınlarında İngiliz ve Irak güçleri arasında şiddetli çatışmalar çıktığı bildirildi. ABD tankçı ve topçu birliklerinin Irak'ın Necef kenti yakınında gece boyu 1500 kişilik Irak savunma birliğiyle çatışmaya girdiği bildirildi. ABD subayları iki tarafın kayıpları konusunda bilgi veremeyeceklerini ancak duruma hakim olduklarını ileri sürdüler. Bu arada Irak Savunma Bakanı Sultan Haşim Ahmet, ABD birliklerinin Bağdat'a 140 kilometre mesafede olduklarını ve şehri 5-10 gün içinde kuşatmalarını beklediklerini söyledi. 'Misket bombası kullanıyorlar' Irak Enformasyon Bakanı Muhammed Essahaf, saldırı düzenleyen Amerikan-İngiliz güçlerinin sivillere karşı misket bombası kullandığını söyledi. Essahaf, Necef'te önceki gece düzenlenen bombardımanda 27 Iraklının öldürüldüğünü, 60'ının da yaralandığını kaydetti. Irak güçlerinin "4 istilacıyı öldürdüğünü, 33 tank ve zırhlı aracı imha ettiklerini" ifade eden Essahaf, İngiltere ve ABD'nin kitle imha silahı kullanabileceğini bildirdi. Essahaf, savaşın başlangıcından bu yana Basra'da 116 kişinin öldüğünü, 695 kişinin yaralandığını söyledi. Bağdat'ta önceki geceki bombardımanda 7 sivilin öldürüldüğünü, 92'sinin yaralandığını belirten Essahaf, "Düşman, cesur kuvvetlerimizin geri püskürtmesinden önce Necef'teki sivil bölgeleri vurdu" dedi. Kitle imha silahı kullanabilirler İngiltere ile ABD'nin kitle imha silahı kullanabileceğini belirten Sahaf, ABD ve İngiltere'nin "Irak'ın kitle imha silahına sahip olduğu" yönündeki iddialarının propaganda olduğunu da söyledi. Essahaf, "Irak'ın kitle imha silahına sahip olduğu" yönündeki iddialarının propaganda amacı taşıdığını kaydetti. Essahaf, koalisyon güçlerini bir yılana benzeterek, "Her yere süzülüyorlar, ama hiçbir yeri kontrol edemiyorlar" dedi. Essahaf, "Irak silahlarıyla, halkıyla ve toprağıyla, işgalciler için bir cehennem olacak" şeklinde konuştu. Ne dediler, ne oldu... ABD Başkanı ve savaş koalisyonunun lideri Geroge Bush, Irak savaşının amacının Irak lideri Saddam Hüseyin rejiminin düşürülmesi olduğunu söyledi.
|

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, '5 aydır sağlıksız
bir yönetimin elinde ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu'
savundu. Baykal, 'Siyaset söz ile yapılır. Bizim yöntemimiz silah değil
bomba değil. Biz doğruları söyleriz. Bunu toplum, milli şuur
değerlendirir. Bunun sorumluluğu söylediklerimizi anlaması
gerekip anlamayanlardadır. Demokrasi budur. Biz muhalefet olarak Türkiye'nin
iyi yönetilmesinden korkmuyoruz' diye konuştu. Bir gazetecinin, 'Irak'ta
acı görüntüler var. Siz bu savaşı insani boyutuyla değerlendirmiştiniz,
şimdi bu görüntüleri nasıl karşılıyorsunuz?' diye
sorması üzerine Baykal, savaş başlarsa 'ABD'nin savaşı
kazansa da kaybedeceğini' söylediğini anımsattı. 'Bu savaşı
insanlık kaybedecek diyorduk. Şimdi haklı olduğumuz ortaya
çıkıyor'' diyen Baykal, ''Pazar yerine düşen Tomahawk Türkiye'nin
açtığı hava koridorundan geçerek halkı vurmuştur'
dedi.Kaynak:AA (Net Haber, 31 mart 2003)
MİLYONLARCA İNSAN AÇ VE SUSUZ
11 gündür Irak'a tonlarca bomba ve füze yağdıran
işgal kuvvetlerinin ortaya çıkardığı tablo korkunç.
Bağdat'ta, Basra'da, Musul ve Kerkük'te sayıları milyonları
bulan Irak halkı, yersiz yurtsuz kaldıkları yetmezmiş gibi
bir de açlık ve susuzluğun pençesine düştül. Basra'dan kaçmaya
çalışan Iraklı kadın ve çocukları şehrin dışındaki
İngilizler engelliyor. (Yeni Şafak, 31 mart 2003)
| İNSANLAR
KIRILIYOR KİMSE SORUMLULUĞU ÜSTLENMİYOR... BM GENEL
SEKRETERİ ANNAN IRAK'A İNSANİ YARDIMIN SALDIRAN AMERİKA'NIN
SORUMLULUĞUNDA OLDUĞUNU SÖYLEDİ AMA YAPTIRIMIN NE OLDUĞUNU
SÖYLEMEDİ. (Bugün, 16:49) (Haber X, 28 mart 2003) |
|
Sözcüsü Fred Eckhard'in açıklamasına
göre, Annan, bu konudaki görüşünü, ABD Başkan George
Bush'un ulusal güvenlik danışmanı Condoleeza Rice'a
iletti.
BM'nin, güvenlik koşulları elverir
vermez kendi personelini bölgeye göndererek insani yardım dağıtımına
yeniden başlamaya hazır olduğunu bildiren Annan, o zamana
kadar yardımın, savaşa giren koalisyon güçleri tarafından
koordine edilmesi gerektiğini'' kaydetti.
|
| Bülent
Arınç; Bu savaş meşru değil ABD'nin
Irak'a operasyon düzenlemesine karşı çıkan ve ikinci
tezkerenin Meclis'te reddedilmesinde önemli rol oynayan TBMM Başkanı
Bülent Arınç, savaşın bir an önce son bulmasını
istedi. Arınç, "Bu savaş meşru değil"
dedi. "FEDAKARLIK
GEREK" |
Katarda her gün basının karşısına çıkan ABD generalleri büyük bir "gururöla anlatıyorlar: - Bakın bu fotoğrafta binanın bombalamadan önceki halini görüyorsunuz. Bakın şimdi de bombalandıktan sonraki hali. Dikkat ederseniz, bina kompleksi içinde sadece hedefler vurulmuş, binanın duvarlarına bile zarar verilmemiştir. General bu sözlerinden sonra neredeyse alkış bekliyor. Bekliyor ki, ABD uçaklarının bina duvarlarına karşı bile gösterdikleri bu hassasiyet takdirle karşılansın. Öyle ince ayar bombalama yaptıkları bütün dünya tarafından görülsün ve ayakta alkışlansın. ABDli generallerin seçtikleri bombalamadan önce - bombalamadan sonra, kareleri ile televizyon ekranlarına yansıyan vahşet sahneleri karşısında insan, "alay mı ediyorsunuz" demekten kendini alamıyor. Basın karşısında duvar hesapları yapan ABD generalleri, herhalde, naklen yayınlarda dünyanın içini buran çığlıkları görmüyorlar. Dicle kıyısında duvarı sağlam bırakmaya çalışan ABD, pazar yerlerine inen füzelerden haberdar değil, herhalde... Pazar yerlerinden ve morglardan ekrana yansıyan görüntülere ne "şok" ne "dehşet" demek mümkün. Düpedüz vahşet... Morg çekmecelerine çifter çifter sıralanmış çocuk ölülerine ne diyeceksiniz? "Şok" mu? "Dehşet" mi? "Iraka gelen özgürlük" mü? Beş yaşına gelmemiş çocuk cesetleriyle mi, ABD, Irak halkına özgürlük getirecek? Gün geçtikçe savaşın vahşet yönü artık saklanamıyor. ABD ve İngiltere, savaşı vicdanlarda çoktan kaybettiler. Dünyanın birçok yerinde ve özellikle Ortadoğuda görecekleri muamele, dün Urfanın Viranşehir mezralarında gördüklerinden farklı olmayacaktır. Şanlıurfa köylüleri, tarlalarına düşen Tomahawk füzesini almaya gelen ABD konvoyunu yumurta ve taşla kovmaya çalıştılar. Arabaların camlarını indirdiler. Bu sadece, "sizin füze bizim tarlaya niye düştü" tepkisi değildi. Bu ABDye Irak savaşı nedeniyle gösterilen bir tepkiydi. ABD ve İngiltere, sadece çıkar hesabıyla savaşa karşı çıkan devletleri değil, dünya kamuoyunu da, Şanlıurfa köylülerini de ikna edemediler. Durum böyleyken, sabah akşam tepelerine füze yağan Irak halkını ikna etmeleri bir hayaldi. Hayal olduğu da kısa sürede ortaya çıktı. ABD ve İngiltere, şoku ve dehşeti bir yana bırakıp, yarattıkları vahşeti izah etmeye çalışsalar daha iyi olur. Tabii, "var mı bize yan bakan" dışında bir izahları varsa! fbila@milliyet.com.tr
|
|||||||||||
|
|
|
Pazaryeri saldırısı zulüm ve iğrençlik' İngiltere'nin
saygın gazetelerinden The Independent, Bağdat'ta patlayan bombanın
sivillerin feci ölümüne yol açmasına, 'Zulüm ve iğrençlik'
başlığıyla tepki gösterdi. Deneyimli Ortadoğu
muhabiri Robert Fisk olayla ilgili izlenimlerini aktarırken, parçalanan
cesetlerden söz etti ve bu manzaranın sorumlusunun, bir Amerikan uçağından
atılan iki füze olduğunu belirtti. Ölen siviller için, 'Sözde
kendilerini kurtarmaya gelenler tarafından parçalandılar, yaşamları
mahvedildi' ifadesini kullanan Fisk, kimsenin bu manzarayı 'savaşın
tali kayıpları' diye geçiştiremeyeceğini kaydetti ve
herkesin Iraklı sivillerin neden öldürüldüğü konusunda
kendisini çok iyi sorgulaması gerektiğini vurguladı. |
Müttefik uçaklarının bombardımanı
sürerken, askeri kayıplarından çok sivil zaiyat haberleri geliyor.
İki gündür kuşatma altında olan Basraya önceki gece gerçekleştirilen
bombardımanda 77 sivilin öldüğü, 366 sivilin yaralandığı
öne sürüldü. Açıklamayı yapan Irak Enformasyon Bakanı
Muhammed Said Essahaf, müttefik uçaklarının misket bombası
kullandığını da iddia etti."Salkım bombası"
olarak da bilinen, yaklaşık 30 çeşidi bulunan misket bombaları,
sivil halka çok zarar verdiği için sivil toplum kuruluşları
tarafından şiddetle eleştiriliyor. ABD ordusunun elinde bulunan
bu bomba, havada patlıyor ve çevreye yüzlerce mini bomba saçılıyor,
bunlar da geniş bir alanda çarptıkları yerde infilak ediyor.
Essahaf, koalisyon güçlerinin Bağdatta sivillerin yaşadığı
bölgeleri vurduğunu da iddia etti. Bağdatın Kadisiye
Mahallesinde yıkılmış binaları gösteren Essahaf,
saldırılarda 7 evin yıkıldığını, bazılarının
da büyük hasar gördüğünü belirtti (Milliyet, 24
mart 2003)
|
DIŞ
HABERLER SERVİSİ, Milliyet, 29 mart 2003
Carşamba günkü çöl
fırtınasının dinmesinin ardından önceki günden
itibaren Amerikan ve İngiliz güçlerinin başkent Bağdata
karşı başlattığı yoğun hava bombardımanında
dün akşam isabet alan bir pazaryeri cehenneme döndü. İlk
belirlemelere göre, 2si çocuk 58 kişi öldü, çoğunun durumu ağır
50den fazla da yaralı var. Bu saldırıyla Bağdat, savaşın
başlamasından bu yana en büyük sivil katliamına sahne oldu.
BÜYÜK BİR PATLAMA
Bağdatlıların resmi tatil olan
cuma günü alışveriş için akın ettiği başkentin
batısındaki El Şule Halk Pazarında yoğun uçak
sesleri duyuldu. Ardından saat 19.00 sıralarında büyük bir
patlamayla sarsılan meydan, savaş alanına döndü. Tomahawk
Cruise füze saldırısının savaş uçağından
mı, yoksa savaş gemilerinden mi yapıldığı konusu
ise henüz netlik kazanmadı.
Katliam haberini önce Katarın El Cezire
ve Dubaideki El Arabiye TVsi duyurdu. Saldırıyı bir süre
sadece haber olarak Amerikan kamuoyuna aktaran başta CNN olmak üzere diğer
ABD TVlerinin daha sonra görüntüleri de ekrana getirdiği öğrenildi.
El Cezire Televizyonu muhabiri, "Bir Iraklı
yetkili, enkaz altında kalanlar için arama kurtarma çalışmalarının
sürdüğünü söyledi" dedi. Televizyon, aralarında iki çocuğunkinin
de bulunduğu cesetleri gösterdi. El Arabiye Televizyonu da hastanedeki
yaralıların görüntülerini yayımladı.
KISITLI İMKÂNLAR
Görgü tanıkları, kan gölüne dönen
pazarın her tarafına ceset parçalarının saçıldığını,
enkaz altında kalanların çıkarılmaya çalışıldığını
söyledi. Hastanede ise, kısıtlı imkanlardan dolayı yaralıların
tedavi edilemsinde büyük zorluklar çekildiğini ifade edildi.
Bu arada Bağdata önceki gün 32
Tomahawk Cruise füze ateşleyen koalisyon güçleri, dün de füze yağdırmayı
sürdürdü. Koalisyon uçakları hedeflere Tomahawk füzeleri atarken,
bir B - 2 de Dicle kıyısındaki bir iletişim kulesine,
koalisyon cephaneliğindeki en büyük bombalardan olan 2 bin 350 kiloluk,
uydu güdümlü "sığınak delen" iki bomba bıraktı.
Yerel saatle 12.30 sıralarında gerçekleşen bombardımanda
en az 8 sivilin öldüğü, iki füzenin düştüğü Mansur
Mahallesinde de 33 kişinin yaralandığı belirtildi.
Üç gün önce yine Bağdatta bir
pazaryerine isabet eden bir veya iki füze, 15 kişinin ölümüne 30 kişinin
de yaralanmasına neden olmuştu.
| ÖZGÜR AMERİKA(!) EL CEZİRE'YE TAHAMMÜL EDEMİYOR... |
|
ERTUĞRUL ACAR,
IV. Kuvvet Medya, 31 mart
2003 Amerikalılar öncelikle El Cezire'nin New York Borsası'ndan yayın yapmasını yasakladılar. Daha sonra iki muhabirin akreditasyonunun iptal edildiği duyuruldu. New York Borsası yöneticileri, ''güvenlik gerekçesiyle'' bu kararı aldıklarını belirtirken hiç de inandırıcı değillerdi. El Cezire internette de saldırılara maruz kalıyor. El Cezire televizyonunun internet sitesi Amerikalı bilgisayar korsanlarınca çökertildi. Bu saldırıların devam edeceğini tahmin etmek zor değil... Ali Kırca bugünkü yazısında El Cezire'yle ilgili ilgi çekici tesbitlerde bulunmuş. Kırca, "Bu savaşın kaderini El Cezire belirleyecektir!" diye yazmış ve Amerika'nın El Cezire'yi hesaba katmadığının altını çizmiş... Pentagon ve İngiliz Savunma Bakanlığı kendi kontrollerindeki ABD ve İngiliz TV'leriyle, dünya kamuoyunu etkileyebileceğini düşünüyordu... Ancak yanıldılar.. Hiç hesapta olmayan "El Cezire" çıktı ve "pişmiş aşa ve pişirilmiş savaşa" su kattı.. CNN'lere, BBC'lere, ITN'lere kalsaydık, ele geçirilmiş ABD esirlerinden belki haberimiz dahi olmayacaktı.. Mansur Forutan'ın El Cezire ile ilgili yazdıkları da dikkate değer. Forutan Sabah'taki yazısında El Cezire'nin savaştaki fonksiyonunu şöyle anlatıyor... El Cezire, harekata tek taraflı bakmamızı engelleyen en önemli haber kaynağı şu günlerde. "Bir dakika o kadar da değil" türünden görüntüler ve haberlerle dünya kamuoyunu şaşırtmaya devam ediyor. İlk önce, Pazar günü yayınlanan Amerikalı esirlerin görüntülerini izledik. Daha sonra bir çiftçinin, büyük olasılıkla Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma tüfeğiyle helikopter avlamasıyla gülümsedik. Ali Kırca haklı bu savaşın kaderini El Cezire belirleyecek. Amerikan Medyası ise özgürlük edebiyatıyla kendini avutup duracak... Artık Amerika'daki Özgürlük Anıtı'nın bir anlamamı kalmamıştır... Batı Medyası'na karşı El Cezire gibi birkaç medya organı daha olsa inanın Dünyanın durumu daha farklı olur... --------------------------------------- |
| Umur
Talu (Star, 28 mart 2003)
ÜSTÜMÜZDE BİR LEKE Maalesef, gazetecilerin savaş suçlarını yargılayacak bir mahkeme yok. Ne yapıyorlarsa, önce kendi vicdanlarına, sonra da okur ya da izleyici vicdanlarına emanet. Ancak, gözü dönmüş bazı Amerikalı gazetecilerin yanında, 'Bizden birileri' de bu mesleğin tarihine lekeli bir miras olarak kalacak. Onlarınkinden de daha büyük kara lekeler
olarak. * * * Ellerinde beyaz bayrakla öldürülmüş iki Iraklı'nın üstünden sözde diktatörlük eleştirisi yapan bir zat, orada sadece bir 'diktatör'ü görüyor. Ölümün nasıl, neden, hangi gerekçeyle, hangi hakla geldiği üstüne en ufak bir sorgulaması yok. 'İran ile savaştan beri' derken... O gün, bu Iraklılar'ı İran'ın üstüne, şimdi onları öldüren ABD'nin saldığına dair en ufak bir hafızası bile yok. Ve bu adam sadece yazı yazıp sadece kendi süfli fikirlerini kusmakla kalmıyor; aynı zamanda bir gazeteyi, aynı zamanda bir medya grubunu yönetiyor. Yine de, grubunun diğer gazetelerinde örneğin, bu denli bir vicdansızlık, bu kertede bir ruh sefilliği hüküm sürmüyor. O, Türkiye'nin ortak bilincine, kollektif vicdanına, adı 'Özgürlük' olan bir gazetede, insanların en temel hakları olan yaşama, hadi biraz daha ileri gideyim, 'vatanlarını savunma hakkı'na küfür ederek, onların cesetlerine adeta tükürerek mesleki, insani bir alçaklık anıtı dikti. * * * 'Tam gaz Bağdat'mış! Sanırsın ki, ralli. Her gazlamada, ama Arap, ama Kürt, ama Amerikalı, ama İngiliz, insanların, gençlerin, çocukların, kadınların ölümü; bu insanlık trajedisi, bu haksızlık şahikası yüreğinin ücra bir köşesine dahi sızamıyor. Yaramaz çocuk masumiyetleriyle kendine katmaya çalıştığı insanlık halleri bile yakasından düşüyor, yazı yazı, manşet manşet leş kargalığı kusuyor. Hiç bu kadar olmamıştı. İnanın, 'milli davalar'da filan çok gözü dönmüş çıkmıştı elbet ama, elin silahıyla cehennem zebanisi kesilen, bir 'halk gazetesi'ni, her gün bu ülke insanlarının suratına suratına insanlıktan nasipsiz çarpan böylesi bir acımasız küstahlık hiç çıkmamıştı. * * * Çok merak ediyorum... Çok. Sadece bir köşe yazısında kalsa, alt tarafı 'birileri de böyle düşünüyor' denebilecek bu kafayla, sanki ABD'nin en gerici unsurları, en azgın dini, ideolojik, militer çetesi tarafından hazırlanıyormuşçasına çıkarılan bu gazeteye her gün ortak olanlar ne hissediyor? Muhabirler, editörler, bir sürü müdürler, köşe yazanlar, idarede çalışanlar, getir götür işlerinde koşturanlar, haber için direksiyon sallayanlar, künyelerde oturanlar, ilan alanlar, muhasebe yapanlar... Nasıl bir muhasebe yapıyorlar? İtildikleri bu mesleki, insani çukur içinde, nasıl bir huzursuzluk yahut nasıl bir huzur buluyorlar? İnanın hiç böylesi olmamıştı! Türkiye'yi nereye sürüklemiş olurlarsa olsunlar, bu ülkeyi yöneten siviller ve askerler bile böyle olmadı. Kimsenin aklına, rejimleri ne olursa olsun, kendilerinden aşırı üstün bir askeri güç karşısında 'vatanlarını savunmaya çalışan' insanları, sözde acır gibi yapıp aşağılamak gelmemişti. * * * Burası, henüz külleri taze olan derin bir acının içinden süzülürken, en yetkili ağızların bile, 'ölü ele geçen PKK'lılar' için dahi, 'onlar da bu vatanın çocukları' demeye çalıştığı bir ülke. Düşük yoğunluklu savaşında verdiği ölü sayısını, 'ötekiler'i de içine alarak, '30 bin' diye telaffuz etmeye alışan bir ülke. Birbirimize yaşattığımız tüm acıların içinden bile, insanlığımızı yerin dibine sokmaktan hiç olmazsa biraz utanarak geçmeye çalıştığımız topraklar burası. Fetih savaşlarıyla övünme mirasını da üstlenmişsek her ne kadar, en çok Çanakkale direnişi ile, en fazla Bağımsızlık Savaşı ile gururlanılan bir ülke burası. Biliyor musunuz, yani tabii biliyorsunuz da, Çanakkale'de İngilizler'in, Fransızlar'ın, Anzaklar'ın 'demokratik' ülkelerin askerleri olması, bu toprakların ise, bir padişah yönetimi diyelim ki bir 'dikta rejimi' altında bulunması, saldırıyı meşrulaştırır mıydı? Bu kafanın sonu orası. Göğüs göğüse çarpışmalardan, o günkü düşmanları Avustralyalı, Yeni Zelandalı askerlerden bir yiğitlik ortaklığı, bir dostluk mirası edinebilen bu topraklardan... Şimdi, 12 yıldır ambargoya hapsedilen, sadece bundan dolayı yüzbinlerce çocuğunu kaybeden bir halkın, çok ezici bir askeri saldırı karşısında, yapayalnız direnişini bile lanetlememizi isteyen hödükler çıkıyor. 'Hödük' mü dedim? Daha çok şey, daha fazlasını, içimden geçenlerin tümünü diyebilmeliydim. Demeliydim. Diyebilirdim belki. Bilseydim ki, biraz olsun bir utanma duygusu yaratacak. Ama, nafile bir rezillik bu. Yani, o! |
| Yine sivil katliamı: 66 ölü | |||
|
Faruk ZABCI / BAĞDAT, Hürriyet, 29 mart 2003 Cephe savaşında başarısızlığını itiraf eden ABD, sivillerin yaşamını yitirdiği kent bombardımanlarını yoğunlaştırdı. Dün Bağdat gün boyunca bombalanırken, Necef başta olmak üzere diğer kentlere de füzeler fırlatıldı, Bağdatta toplam 66 kişi öldü. Dün, büyük
can kaybına yol açan ilk bombardıman, yerel saatle
12:30da yapıldı. Tanıklara göre, iki füzenin düştüğü
Mansur mahallesinde 8 kişi öldü, 33 kişi de yaralandı.
Bombardımanda bir evin yerle bir olduğu, üç binanın
da büyük hasar gördüğü kaydedildi. |
|||