Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!
Utanmalısın Mr. Bush

Bush, Oscar töreninde sanatçıların sert tepkilerine hedef oldu. En iyi belgesel film ödülünü alan Michael Moore, "Bu savaşa karşıyız, Mr. Bush utanmalısın" dedi. Adrien Brody ise barış için dua edilmesi çağrısında bulundu.

Irak savaşının gölgesi altında düzenlenen Oscar ödül töreninde, ABD Başkanı George Bush'a tepki yağdı.The Pianist filmiyle en iyi erkek oyuncu ödülünü alan Adrien Brody, konuşmasının sonunda müziği kestirerek barış mesajı verirken, Bowling for Columbine filmiyle en iyi belgesel film ödülünü alan Michael Moore, Bush'a sert tepki göterdi. Moore yaptığı konuşmada, "Bu savaşa karşıyız, Mr. Bush utanmalısın" dedi.

Barış için dua edelim

Kurgu başkan olarak tanımladığı George Bush'un uydurma gerekçelerle kendilerini savaşa soktuğunu söyleyen Moore, tamamıyla kurgulanmış bir sürecin yaşanmakta olduğunu belirtti. Moore, konuşmasıyla Oscar töreni katılımcılarından alkış aldı.

Adrien Brody ise ödülünü alırken yaptığı konuşmada, Irak'taki savaşa değinerek, "Film aşamasındaki tecrübelerim, beni hüzünden ve savaşın insanları insanlıktan çıkarmasından korkmaya itti. Neye inanırsanız inanın, çabuk ve barış yoluyla bir çözüm için dua edelim'' dedi.

Utanç duyuyorum

75. Oscar ödül töreninde, en iyi senaryo ödülünü "Talk to Her" filmiyle kazanan İspanyol yönetmen Pedro Almodovar da savaş karşıtı gösterilere katılanlara teşekkür etti. "İspanya'nın Irak savaşına desteğinden utanç duyduğunu" söyleyen Almodovar konuşmasında, "Bu ödülü barış, insan hakları ve demokrasi lehine sesini yükseltenlere adıyorum" dedi.

Savaş karşıtı protestolar salon dışında da sürerken, göstericiler "Bush ABD'yi cezalandırıyor", "Bush: Ahmak ve Tehlikeli" yazılı pankartlar taşıdı.

Barbarlar kana doymuyor

Bağdat'ta bir pazar yerini bombalayarak 15 sivili katleden koalisyon güçleri, dün yine bir pazar yerini hedef aldı. Bombardımanda çoğu kadın ve çocuk 55 sivil hayatını kaybederken 50'den fazla kişi yaralandı.

Kara savaşında komik duruma düşen ve daha şiddetli saldıracağız diyen koalisyon güçleri, dün Bağdat'ı kana buladı. Bağdat'ta bir pazar yerini hedef siçin Amerikan ve İngiliz güçleri, çoğu çocuk ve kadın 55 sivili katletti. Bombardımanda 50'denf azla kişi de yaralandı. Geçtiğimiz günlerde Bağdat'ta yine bir pazar yerini bombalayan koalisyon güçleri 15 sivili öldürmüşlerdi.

En büyük katliam

Bağdat'ın El Şula mahallesindeki pazar yerinde dün yerel saatle 18.30'da şiddetli patlamalar meydana geldi. Çoğu kadın ve çocuklardan oluşan ve günlük alışverişini yapmaya çalışan sivil halkı hedef alan bombardıman ardından, büyük bir kargaşa yaşandı. Hastane kaynaklarının verdiği bilgilerde, bombardıman sonucu çoğu çocuk ve kadın 55 sivilin öldürüldüğünü açıkladı. Hastane kaynakları aynı bölgeden 50'dan fazla yaralının geldiğini kaydetti. Dünkü saldırının bugüne kadar sivil hedeflere yönelik yapılan en büyük saldırı oldu.

El Cezire televizyonu, Iraklı yetkililere dayanarak verdiği haberinde, enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğünü ve ölü sayısının daha da artabileceğini duyurdu.

Bağdat'a 10 tomahawk füzesi

Bağdat'ın önceki gece ve dün sabah da yoğun biçimde bombalandığı ve kente tomahawk tipi 10 füze fırlatıldığı bildirildi.

Bombardımanlarda kentteki genel iletişim merkezi, Alviya iletişim merkezi ve bazı devlet daireleri isabet aldı. Basra'daki Büyük Köprü yakınlarında İngiliz ve Irak güçleri arasında şiddetli çatışmalar çıktığı bildirildi. ABD tankçı ve topçu birliklerinin Irak'ın Necef kenti yakınında gece boyu 1500 kişilik Irak savunma birliğiyle çatışmaya girdiği bildirildi. ABD subayları iki tarafın kayıpları konusunda bilgi veremeyeceklerini ancak duruma hakim olduklarını ileri sürdüler. Bu arada Irak Savunma Bakanı Sultan Haşim Ahmet, ABD birliklerinin Bağdat'a 140 kilometre mesafede olduklarını ve şehri 5-10 gün içinde kuşatmalarını beklediklerini söyledi.

'Misket bombası kullanıyorlar'

Irak Enformasyon Bakanı Muhammed Essahaf, saldırı düzenleyen Amerikan-İngiliz güçlerinin sivillere karşı misket bombası kullandığını söyledi. Essahaf, Necef'te önceki gece düzenlenen bombardımanda 27 Iraklının öldürüldüğünü, 60'ının da yaralandığını kaydetti. Irak güçlerinin "4 istilacıyı öldürdüğünü, 33 tank ve zırhlı aracı imha ettiklerini" ifade eden Essahaf, İngiltere ve ABD'nin kitle imha silahı kullanabileceğini bildirdi. Essahaf, savaşın başlangıcından bu yana Basra'da 116 kişinin öldüğünü, 695 kişinin yaralandığını söyledi. Bağdat'ta önceki geceki bombardımanda 7 sivilin öldürüldüğünü, 92'sinin yaralandığını belirten Essahaf, "Düşman, cesur kuvvetlerimizin geri püskürtmesinden önce Necef'teki sivil bölgeleri vurdu" dedi.

Kitle imha silahı kullanabilirler

İngiltere ile ABD'nin kitle imha silahı kullanabileceğini belirten Sahaf, ABD ve İngiltere'nin "Irak'ın kitle imha silahına sahip olduğu" yönündeki iddialarının propaganda olduğunu da söyledi. Essahaf, "Irak'ın kitle imha silahına sahip olduğu" yönündeki iddialarının propaganda amacı taşıdığını kaydetti. Essahaf, koalisyon güçlerini bir yılana benzeterek, "Her yere süzülüyorlar, ama hiçbir yeri kontrol edemiyorlar" dedi. Essahaf, "Irak silahlarıyla, halkıyla ve toprağıyla, işgalciler için bir cehennem olacak" şeklinde konuştu.

Ne dediler, ne oldu...

ABD Başkanı ve savaş koalisyonunun lideri Geroge Bush, Irak savaşının amacının Irak lideri Saddam Hüseyin rejiminin düşürülmesi olduğunu söyledi.

 

  • Geçtiğimiz günlerde pazar yerine düşen bomba nedeniyle 15 sivil yaşamını yitirirken, dün de yine bir pazar yerinin vurulması sonucu çoğu çocuk ve kadın 55 sivil öldürüldü.

     

  • İrık'a demokrasi getireceklerini vaat eden ABD yönetimi, Irak halkının askerlerini çiçeklerle karşılayacağını açıkladı.

     

  • Kendi içinde parçalanmanın işaretlerini veren aşiretler, ABD işgaline karşı direneceklerini ilan etti. Irak halkı Saddam'a bağlılıklarını ilan etti.

     

  • Bush, ''büyük ilerlemeler'' kaydedildiğini söyledi.

     

  • Bağdat'ta bomba yağdıran 'dehşet ve Şok' operasyonunun ardından kara harekatına girişen koalisyon güçleri çölde ilerledi. Kum fırtınasına takıldı ve savaşın ilk günü "kontrolü ele geçirdik" dedikleri kasabalarda ummadıkları bir direnişle karşılaştı.

     

  • Bush ve Blair, savaşın kısa sürede biteceğini açıkladı.

     

  • Savaşta 9. gün geride kalırken, ABD ve İngiliz güçleri dünya kamuoyunda gülünç duruma düştü. Savaşın mimarı Perle istifa etti, Generaller eleştiri yağmuruna tutuldu. Koalisyon gücüne dahil askerler birbirlerini öldürmeye başladı.

    Yeni Şafak,
    29 Mart 2003
Baykal'dan tüyler ürperten iddia:
'Irak'ta pazara düşen füze Türkiye üzerinden gitti'

harekat9
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, '5 aydır sağlıksız bir yönetimin elinde ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu' savundu. Baykal, 'Siyaset söz ile yapılır. Bizim yöntemimiz silah değil bomba değil. Biz doğruları söyleriz. Bunu toplum, milli şuur değerlendirir. Bunun sorumluluğu söylediklerimizi anlaması gerekip anlamayanlardadır. Demokrasi budur. Biz muhalefet olarak Türkiye'nin iyi yönetilmesinden korkmuyoruz' diye konuştu. Bir gazetecinin, 'Irak'ta acı görüntüler var. Siz bu savaşı insani boyutuyla değerlendirmiştiniz, şimdi bu görüntüleri nasıl karşılıyorsunuz?' diye sorması üzerine Baykal, savaş başlarsa 'ABD'nin savaşı kazansa da kaybedeceğini' söylediğini anımsattı. 'Bu savaşı insanlık kaybedecek diyorduk. Şimdi haklı olduğumuz ortaya çıkıyor'' diyen Baykal, ''Pazar yerine düşen Tomahawk Türkiye'nin açtığı hava koridorundan geçerek halkı vurmuştur' dedi.Kaynak:AA (Net Haber, 31 mart 2003)

MİLYONLARCA İNSAN AÇ VE SUSUZ
11 gündür Irak'a tonlarca bomba ve füze yağdıran işgal kuvvetlerinin ortaya çıkardığı tablo korkunç. Bağdat'ta, Basra'da, Musul ve Kerkük'te sayıları milyonları bulan Irak halkı, yersiz yurtsuz kaldıkları yetmezmiş gibi bir de açlık ve susuzluğun pençesine düştül. Basra'dan kaçmaya çalışan Iraklı kadın ve çocukları şehrin dışındaki İngilizler engelliyor. (Yeni Şafak, 31 mart 2003)

İNSANLAR KIRILIYOR KİMSE SORUMLULUĞU ÜSTLENMİYOR... BM GENEL SEKRETERİ ANNAN IRAK'A İNSANİ YARDIMIN SALDIRAN AMERİKA'NIN SORUMLULUĞUNDA OLDUĞUNU SÖYLEDİ AMA YAPTIRIMIN NE OLDUĞUNU SÖYLEMEDİ.
(Bugün, 16:49) (Haber X, 28 mart 2003)
Sözcüsü Fred Eckhard'in açıklamasına göre, Annan, bu konudaki görüşünü, ABD Başkan George Bush'un ulusal güvenlik danışmanı Condoleeza Rice'a iletti.
BM'nin, güvenlik koşulları elverir vermez kendi personelini bölgeye göndererek insani yardım dağıtımına yeniden başlamaya hazır olduğunu bildiren Annan, o zamana kadar yardımın, savaşa giren koalisyon güçleri tarafından koordine edilmesi gerektiğini'' kaydetti.
Annan, insani yardım operasyonlarının savaş nedeniyle ciddi biçimde aksadığına, yardımın gecikmesi yüzünden Irak'ta büyük insani felaketler yaşanabileceğine işaret etti.
Bush'un Irak'a kısa süre içinde insani yardım ulaştırılacağını açıklamasına karşın, şu ana kadar bu alanda herhangi bir gelişme olmadığı bildiriliyor.
Savaştan önce BM'nin ''gıda karşılığı petrol'' uygulaması, 22 milyonluk Irak halkının yüzde 60'ı olan yaklaşık 13 milyon kişinin ihtiyacını karşılıyordu.
Güvenlik Konseyi, bugün yapacağı toplantıda, bu programın yeniden nasıl canlandırılabileceği konusunu ele alacak.
Bülent Arınç; Bu savaş meşru değil

ABD'nin Irak'a operasyon düzenlemesine karşı çıkan ve ikinci tezkerenin Meclis'te reddedilmesinde önemli rol oynayan TBMM Başkanı Bülent Arınç, savaşın bir an önce son bulmasını istedi. Arınç, "Bu savaş meşru değil" dedi.

Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, hükümetin güvenoyu alması nedeniyle "tebrik" ziyaretinde bulundu. Tayyip Erdoğan Başbakanlık merdivenlerinde karşıladığı Arınç ile yaklaşık bir saatlik bir görüşme yaptı.

Başbakanlık'tan ayrılırken Irak savaşı ile ilgili soruları yanıtlayan Arınç, "Savaşın soğuk yüzü, insanların yürek parçalayan feryatları, çocuklar, bombalanan şehirler, yaralananlar, ölenler, doğrusu hoş bir görüntü değil. Bundan dolayı hepimiz ıstırap duyuyoruz. Bu savaşın bir an önce son bulması gerekir" dedi.

"FEDAKARLIK GEREK"
Arınç, bir televizyon kanalında yaptığı konuşmada ise şunları söyledi "Bu savaş kesinlikle meşru değildir. Ekonomimiz zorlanabilir ama ekmek parası olmayanlar 'fedakarlık yaparım' diyorsa, sırça köşkte oturanlar da fedakarlık yapsın."
(Sabah, 26 mart 2003)

Irak: 24 saate 36 sivil öldü                                               Hürriyet, 27.03.2003  

Bağdat ve Basra'da bombardıman aralıklı olarak devam ediyor. Nasıriye'deki çatışmalarda ''dost ateşi'' ile 37 ABD askeri yaralandı. Irak Sağlık Bakanı ise son 24 saatteki saldırılarda 36 Iraklının öldüğünü açıkladı.

IRAK: ABD VE İNGİLTERE'Yİ AYRIM GÖZETMEDEN SALDIRIYOR
    
Irak Sağlık Bakanı Ümit Mithat Mübarek, savaşın başından beri 350 Iraklı sivilin öldüğünü belirterek,ABD ve İngiltere'yi ayrım gözetmeden saldırmakla suçladı. Mübarek, yaptığı basın toplantısında, ''Bu şehitlerin ve kurbanların çoğu, kendilerini koruyamayacak durumda olan çocuk, kadın ve yaşlılardır'' dedi. 

Bağdat'ta son 24 saatteki saldırılarda 36 kişinin öldüğünü, 215 kişinin yaralandığını bildiren Mübarek, ''Görüyorsunuz ki, bu saldırganlar; Amerikalılar ve İngilizler ve onların müttefikleri yaşlarına bakmaksızın sivilleri hedef alıyorlar'' diye konuştu. Mübarek, savaşta ölen ve yaralanan sivillerin toplamının 4 binden fazla olduğunu söyledi. 

Sağlık Bakanı, ABD ve İngiltere'yi kasıtlı olarak sivilleri hedef almakla suçlayarak, Bağdat'ta pazaryerine yapılan saldırının ''ahlaksız askeri saldırıların tipik bir örneği'' olduğunu söyledi. Mübarek, ''Morallerini bozmak için Irak'ta insanları hedef alıyorlar. Ayrım gözetmiyorlar'' dedi. Amerikan ve İngiliz güçlerinin sivil hedeflere misket bombası attığını belirten Mübarek,

koalisyon güçlerinin Necef'te bir tıp merkezini bombaladıklarını, bir ambulansa yaptıkları saldırıda şoförün öldüğünü söyledi. 

Rastgele saldırılara karşın tıbbi stoklarının iyi durumda ve morallerinin yüksek olduğunu belirten Mübarek, özellikle ülkenin güneyinde suyun kirlenmesi yüzünden salgın hastalıklardan korktuklarını dile getirdi.   

Özgürlük katliamı                                   Akşam, 29 mart 2003  

ABD, yine 'Özgürlük getireceğim' dediği halkı vurdu. 2. pazaryeri füzesi, çoğu kadın ve çocuk 55 kişiyi katletti

Çarşı kan gölüne döndü

Cephede zor günler yaşayan ABD, öfkesini sivillerden çıkarmaya başladı. 15 kişinin öldüğü pazaryeri katliamının benzeri, dün akşam Bağdat'ın Şule semtinde gerçekleşti. Ateş topu gibi düşen füze, çarşıyı bir anda kan gölüne çevirdi.

Ölüm çığlıkları yükseldi

Korkunç patlamada bazı binalar yerle bir oldu. Ortalık ceset parçalarıyla doldu. Bağdat semaları çığlıklarla yankılandı. Feci şekilde can veren 55 kişiden çoğu kadın ve çocuk. Yüzlerce kişi yakınlarının fotoğraflarıyla hastanelere koştu.

Koridorlarda ameliyat

El Nur Hastanesi'ne kaldırılan 47 yaralıya narkozsuz müdahale edildi, ameliyatlar koridorlarda yapıldı. El Arabiye ve El Cezire'nin ekrana getirdiği görüntüler, dünyada infial yarattı. ABD TV'leri ise olayı küçük haberlerle geçiştirdi. Haberi +*bPazar alanına özgürlük bombası

Özgürlük götürecekleri iddiasıyla Irak'a savaş açan ABD ve İngiltere, dün yine sivilleri hedef aldı. Müttefikler bir haftada ikinci kez pazaryeri vurdu. Çoğu çocuk 55 kişi öldü, en az 60'da yaralı var

Irak'ın başkenti Bağdat'ta savaşın başından beri sivillere yönelik en kanlı saldırı düzenlendi. Şula semtindeki bir pazar yerine düzenlenen saldırıda 55 sivil öldü, aralarında çocukların da bulunduğu 60 kişi yaralandı. Geçtiğimiz günlerde bir pazar yerini vurarak 15 kişinin ölümüne yol açan müttefik güçlerin son saldırısında ölenlerin ikisinin çocuk olduğu açıklandı. Görgü tanıklarının ifadesine göre bombaların yağmasından sonra pazaryeri kan gölüne dönerken, çok sayıda bina yıkıldı ve ortalığı cesetler kapladı. Bağdat'ın El Nur Hastanesi doktoru Usame Sakhari, saldırıdan sonra 55 ölü, 47'den fazla yaralı saydığını kaydetti. Doktor Sakhari, hastane morgunda yer kalmadığını belirtirken, ölü sayısının artmasından endişe ediliyor. El Cezire ve Dubai'deki El Arabiye televizyonları saldırıdan hemen sonra pazaryeri saldırısına yönelik görüntüleri dünyaya aktarırken, Iraklı siviller saldırıya isyan etti. Türkiye saati ile 18:00 sularında gerçekleştirilen saldırıda 1 ya da 2 füze kullanıldı. Hastaneler ellerinde fotoğraf, yakınlarını arayan gözü yaşlı Iraklılar'la dolarken, saldırı sonrasında

caddede dev bir çukur açıldı ve otomobiller büyük hasar gördü.

Bu ilk değil

Dünyanın büyük tepki gösterdiği pazaryeri saldırısı ilk değil. 26 Mart'ta da ABD uçakları yine bir pazar yerini vurdu. Bu saldırıda da 15 sivil öldü, 30 kişi yaralandı. İngiliz Independent Gazetesi sivillere yönelik bu saldırının ardından, 'Zulüm ve İğrençlik' başlığı attı. Robert Fisk, 'Kurtarıcılar diri diri yakıyor' diye yazdı.

2 sığınak delici kullanıldı

Dün sabahtan itibaren kente en yoğun bombardımanı düzenleyen ABD uçakları saldırıda Irak Lideri Saddam Hüseyin'in iletişim ve komuta merkezlerini hedef aldı. Cumhuriyet Muhafızları'nın karargahına yönelik saldırıda radara yakalanmayan hayalet uçak B-2'lerden 2 tonluk 2 adet sığınak delici bomba atılırken, bu bombaların savaşın başından beri ilk kez kullanıldığı ve 9 günlük sürede atılan en büyük bomba olduğu açıklandı. Saldırılarda, enformasyon, planlama ve dışişleri bakanlıklarının da arasında bulunduğu devlet dairelerine yakın bir bölge de vuruldu. Baas Partisi'nin bürosuna da bir hava saldırısı düzenlendi. Bombardımanda 8 kişi hayatını kaybetti, 33 kişi yaralandı. Bombardımanda bir ev yerle bir olurken, 3 bina da büyük hasar gördü. Çatışmalar Musul, Necef, Kerkük ve Nasıriye kentlerinde de sürdü. Necef'te ABD birlikleri 1500 kişilik Irak savunma birliğiyle çatışırken, akşam saatlerinde kente 6 adet füze atıldı. Nasıriye yakınlarında 4 Amerikan deniz piyadesi kayboldu.

Kuveyt'e sürpriz füze

Kuveyt'in merkezinde büyük bir alışveriş merkezinin ortası Irak'ın gönderdiği bir füzeyle vuruldu. Patlamanın ardından kent siyah bir duman tabakasıyla kaplandı. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken maddi hasar meydana geldi. İlk defa Irak'ın fırlattığı bir füze Patriotlarca düşürülemedi. Bu arada 2 Apaçi helikopteri Irak içlerinde çarpıştı. Helikopterlerin acil iniş yaptığı olayda ciddi yaralanma olmadı. Ülkenin güneyinde ise bir İngiliz asker dost ateşiyle öldü, üçü de yaralandı.

Vahşet...

Fikret Bila, 30 mart 2003

     Katar’da her gün basının karşısına çıkan ABD generalleri büyük bir "gururöla anlatıyorlar:
     - Bakın bu fotoğrafta binanın bombalamadan önceki halini görüyorsunuz. Bakın şimdi de bombalandıktan sonraki hali. Dikkat ederseniz, bina kompleksi içinde sadece hedefler vurulmuş, binanın duvarlarına bile zarar verilmemiştir.
     General bu sözlerinden sonra neredeyse alkış bekliyor.
     Bekliyor ki, ABD uçaklarının bina duvarlarına karşı bile gösterdikleri bu hassasiyet takdirle karşılansın. Öyle ince ayar bombalama yaptıkları bütün dünya tarafından görülsün ve ayakta alkışlansın.
     ABD’li generallerin seçtikleri bombalamadan önce - bombalamadan sonra, kareleri ile televizyon ekranlarına yansıyan vahşet sahneleri karşısında insan, "alay mı ediyorsunuz" demekten kendini alamıyor.
     Basın karşısında duvar hesapları yapan ABD generalleri, herhalde, naklen yayınlarda dünyanın içini buran çığlıkları görmüyorlar. Dicle kıyısında duvarı sağlam bırakmaya çalışan ABD, pazar yerlerine inen füzelerden haberdar değil, herhalde...
     Pazar yerlerinden ve morglardan ekrana yansıyan görüntülere ne "şok" ne "dehşet" demek mümkün. Düpedüz vahşet...
     Morg çekmecelerine çifter çifter sıralanmış çocuk ölülerine ne diyeceksiniz?
     "Şok" mu?
     "Dehşet" mi?
     "Irak’a gelen özgürlük" mü?
     Beş yaşına gelmemiş çocuk cesetleriyle mi, ABD, Irak halkına özgürlük getirecek?
     Gün geçtikçe savaşın vahşet yönü artık saklanamıyor. ABD ve İngiltere, savaşı vicdanlarda çoktan kaybettiler.
     Dünyanın birçok yerinde ve özellikle Ortadoğu’da görecekleri muamele, dün Urfa’nın Viranşehir mezralarında gördüklerinden farklı olmayacaktır. Şanlıurfa köylüleri, tarlalarına düşen Tomahawk füzesini almaya gelen ABD konvoyunu yumurta ve taşla kovmaya çalıştılar. Arabaların camlarını indirdiler.
     Bu sadece, "sizin füze bizim tarlaya niye düştü" tepkisi değildi. Bu ABD’ye Irak savaşı nedeniyle gösterilen bir tepkiydi.
     ABD ve İngiltere, sadece çıkar hesabıyla savaşa karşı çıkan devletleri değil, dünya kamuoyunu da, Şanlıurfa köylülerini de ikna edemediler. Durum böyleyken, sabah akşam tepelerine füze yağan Irak halkını ikna etmeleri bir hayaldi. Hayal olduğu da kısa sürede ortaya çıktı.
     ABD ve İngiltere, şoku ve dehşeti bir yana bırakıp, yarattıkları vahşeti izah etmeye çalışsalar daha iyi olur.
     Tabii, "var mı bize yan bakan" dışında bir izahları varsa!
     
     fbila@milliyet.com.tr

Ganimet Savaşı                                                                                             Akşam, 28 mart 2003

Irak'ta savaş sonrası yapılacak ihalelerde ABD'nin şimdiden kararlar alması koalisyonu çatlattı. Savaşa aktif destek veren İngiltere'nin iş çevreleri, pasta paylaşımında kenara itilmekten rahatsız olduklarını belirttiler

ABD'nin, Irak'a karşı savaşında en büyük desteği veren İngiltere'nin iş çevreleri, savaş sonrası ganimet paylaşımında geri plana atılmaktan rahatsızlık duyuyarlar.

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAİD) daha savaşın resmen başlamasından önce, 10 Mart'ta 5 ABD'li mühendislik şirketini savaş sonrasında Irak'ta yapılacak inşaat işleri için teklif vermeye çağırmıştı. USAİD, pazartesi günü aldığı bir kararla da ABD şirketi Stevedoring Services of America'ya (SSA) Umm Kasr limanının 'işletme hakkını'' vermişti.

Yabancılara taşeronluk

Öte yandan Amerikan Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (AID) yöneticisi Andrew Natsios'un açıklamasına göre ABD yönetimi, Amerikan yardım programları çerçevesindeki Irak'ın yeniden inşası ve imarı projelerinde yabancı firmaların katılımını taşeronluk işleriyle sınırlandıracak.

ABD Başkanı George W. Bush'un salı günü önerdiği ek bütçe çerçevesinde, AID, Irak'ın yeniden inşasına ayrılan 19 milyar doları kullanabilecek. Ancak, federal hukuk uyarınca, bütçeden finanse edilen projeler için sadece Amerikan şirketleri esas müteahhitler olarak hizmet edebilecek, yabancı şirketler taşeron olarak katılabilecek.
(Yıkmak için 100 milyar Dolar'dan çok fazla harcadılar ve daha harcayacaklar. Burada hesabı yapılan 19 milyar Dolar Irak halkı için değil, yeniden petrol üuretimi, taşınması ve şirketlerin diğer altyapı giderleri için harcanacak. Irak halkı hiçbirşekilde bu hesabın içinde yok ve önce ülkede denetim kurmaları gerekiyor.- Yusuf Küpeli)

Reuters Ajansı'nın görüşlerine başvurduğu bir İngiliz inşaat şirketi yöneticisi, 1991 yılındaki Körfez Savaşı'ndan sonra inşaat ihalelerinin ABD şirketlerinin tekeline geçtiğini hatırlatarak, ''durum yine öyle olacak'' diye yakındı.

Avrupa devredışı

ABD'nin kendisine gerekli desteği vermeyen Avrupa'ya karşı ise daha da katı davranacağı bildiriliyor. Alman MAN Grubu'nun Baş İcra Yetkilisi Rudolf Rupprecht, 'ABD'lilerin bütün işleri kendilerine saklama için kararlı davranacaklarından tamamıyla eminim'' dedi.

Onarıma 1 milyar $ lazım

Irak Savaşı'na katılan İngiliz birliklerinin komutanı Hava Mareşal Brian Burridge, Irak'ın koalisyon güçlerinin denetimine geçen güneydeki Rumaila petrol yataklarından ihracatın 3 ay sonra başlayabileceğini söyledi.

Mareşal Burridge, Rumeila petrol yataklarının uzun yılların bakımsızlığından dolayı ''çok kötü durumda'' olduğunu belirterek, yeniden üretime geçmenin çok zaman ve para gerektireceğini belirtti. İngiliz komutan, Rumaila yataklarında yaklaşık 1 milyar dolara mal olacak 3 aylık bir altyapı onarım çalışmasından sonra günde 1.8 milyar varillik bir üretim kapasitesine ulaşılacağının tahmin edildiğini ifade etti.

Savaş ihaleleri Mr. Cheney'e

ABD, Irak'taki petrol kuyularını söndürme işini "Halliburton" şirketine ihale etti. ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney, şirketin gizli yöneticisi.

Operasyon sonrasında Irak'ın yeniden yapılanması için yetkiyi sadece kendinde bulan ABD'nin, petrol kuyularındaki yangını söndürmek için anlaştığı Halliburton adlı petrol şirketinin, uzun yıllar ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney tarafından yönetildiği ortaya çıktı. İddialara göre Cheney şirketin hâlâ gizli yöneticisi. Sadece petrol kuyularındaki yangınla uğraşmayan Halliburton'un asıl işi petrol çıkartmak ve rafine etmek. ABD'nin saygın gazetelerinden Washington Post'ta yer alan bir habere göre, Cheney'nin görevde olduğu dönemde, Halliburton iki yan kuruluşu vasıtasıyla Irak ile 73 milyon dolarlık anlaşma yaptı.

Operasyon öncesinde Cheney'nin, Irak'la yaptığı anlaşma dikkat çekmemiş, şirketin, BM'nin yiyecek programı için Irak'ta petrol aradığı düşünülmüştü. Bu anlaşma kapsamında şirketin sadece petrol çıkartmadığı anlaşıldı. Cheney'nin şirketi, Irak'a yiyecek yardımı kapsamındaki satışları da Halliburton'ın yan kuruluşları olan Dresser Rand ve Ingersoll vasıtası ile Fransa üzerinden yapıyordu. ABD yönetiminin Irak'ın yeniden yapılandırılmasında tekelci zihniyeti İngilizleri de kızdırdı. The Gurdian gazetesi, İngiliz yetkililerin, Irak'ın tek derin su limanının, ülkenin ileride yeniden yapılandırılmasına örnek teşkil edecek biçimde, Iraklı işletmecilere geri devredilmesini istemelerine karşın, Bush yönetiminin ihaleyi bir Amerikan şirketine verdiğini duyurdu.

KAAN İPEKÇİOĞLU, ANKARA (Yeni Şafak, 30 mart 2003)

Savaşın parası Irak petrolünden                                         (aa) (Hürriyet, 28 mart 2003)

Amerika 'savaş ganimeti'ni paylaşmaya başladı!.. Umm Kasr'ın işletmesi ABD şirketine verildi  (Net Haber, 27 mart 2003)
Washington, Amerikan askerlerinin günlerce süren direnişten sonra temsil alabildiği Umm Kasr Limanı'nın işletmesini, daha cesetler bile gömülmeden, ABD şirketi Stevedoring Services of America'ya verdi

harekat9Irak'a karşı savaşında ABD'ye en büyük destek veren ülke olan İngiltere'nin iş çevreleri, savaş sonrası ganimet paylaşımında geri plana atılmaktan yakınıyor. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAİD) daha savaşın resmen başlamasından önce, 10 Mart'ta 5 ABD'li mühendislik şirketini savaş

sonrasında Irak'ta yapılacak inşaat işleri için teklif vermeye çağırmıştı. USAİD Irak birliklerinin ABD ve İngiliz ordularına karşı burada gösterdiği şaşırtıcı direniş daha kırılmamışken, Pazartesi gün aldığı bir kararla da ABD şirketi Stevedoring Services of America'ya (SSA) Ümmü Kasr limanının ''işletme hakkını'' vermişti. Bu gelişmelerden sonra ABD yönetiminin savaş sonrası için planlarında Irak'ın altyapı sistemlerinin imarı için açılacak milyarlarca dolarlık ihalelerde aslan payını ABD firmalarına ayırdığını gören İngiliz inşaat ve müteahhitlik firmaları, kendilerinin ''ayazda bırakılacağını'' bildiriyor. Reuters Ajansı'nın görüşlerine baş vurduğu bir İngiliz inşaat şirketi yöneticisi, 1991 yılındaki Körfez Savaşı'ndan sonra inşaat ihalelerinin ABD şirketlerinin tekeline geçtiğini hatırlatarak, ''durum yine öyle olacak'' dedi. İngiliz şirketleri, İngiliz hükümetinin ABD ile yakın ilişkilerini kullanarak Irak'ın yeniden inşasında kendilerine ayrılan payı biraz daha artırmasını umuyor.

AVRUPA İYİCE DEVRE DIŞI

Sadık müttefiki İngiltere'ye savaş sonrası için bu kadar az pay veren ABD'nin kendisine gerekli desteği vermeyen Avrupa'ya karşı daha da katı davranacağı bildiriliyor. ABD yönetiminin özellikle Alman ve Fransız firmalarını Irak pazarına sokmamak için var gücüyle gayret göstereceği belirtiliyor. ''ABD'lilerin bütün işleri kendilerine saklama için kararlı davranacaklarından tamamıyla eminim'' diyen Alman Man grubunun Baş İcra Yetkilisi Rudolf Rupprecht, Avrupa şirketlerinin savaş sonrası Irak'taki projelere katılıp katılmamasının ABD ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin bundan sonra alacağı yöne bağlı olduğunu düşünüyor.

 

Akşam, 28 mart 2003

Pazaryeri saldırısı zulüm ve iğrençlik'

 İngiltere'nin saygın gazetelerinden The Independent, Bağdat'ta patlayan bombanın sivillerin feci ölümüne yol açmasına, 'Zulüm ve iğrençlik' başlığıyla tepki gösterdi. Deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk olayla ilgili izlenimlerini aktarırken, parçalanan cesetlerden söz etti ve bu manzaranın sorumlusunun, bir Amerikan uçağından atılan iki füze olduğunu belirtti. Ölen siviller için, 'Sözde kendilerini kurtarmaya gelenler tarafından parçalandılar, yaşamları mahvedildi' ifadesini kullanan Fisk, kimsenin bu manzarayı 'savaşın tali kayıpları' diye geçiştiremeyeceğini kaydetti ve herkesin Iraklı sivillerin neden öldürüldüğü konusunda kendisini çok iyi sorgulaması gerektiğini vurguladı.

Fisk'in yazısında bazı bölümler şöyle:

'Bu çok büyük ve korkunç bir olay. Metal kapının üstünde kopmuş bir el, yola yayılmış kan ve çamur bataklığı, garajın içine sıçramış insan beyni, Iraklı bir anne ve üç küçük çocuğunun kül ve iskelet kalıntılarını, hala yanmakta olan arabanın içinde görmek. Amerikan jetinden atılan iki füze hepsini öldürdü.' Bu arada Uluslararası Af Örgütü, 15 sivilin ölümüne yol açan pazaryeri saldırısıyla ilgili tarafsız bir soruşturma başlatılmasını istedi.

‘Misket’ler Basra’da 77 can aldı

     Müttefik uçaklarının bombardımanı sürerken, askeri kayıplarından çok sivil zaiyat haberleri geliyor. İki gündür kuşatma altında olan Basra’ya önceki gece gerçekleştirilen bombardımanda 77 sivilin öldüğü, 366 sivilin yaralandığı öne sürüldü. Açıklamayı yapan Irak Enformasyon Bakanı Muhammed Said Essahaf, müttefik uçaklarının misket bombası kullandığını da iddia etti."Salkım bombası" olarak da bilinen, yaklaşık 30 çeşidi bulunan misket bombaları, sivil halka çok zarar verdiği için sivil toplum kuruluşları tarafından şiddetle eleştiriliyor. ABD ordusunun elinde bulunan bu bomba, havada patlıyor ve çevreye yüzlerce mini bomba saçılıyor, bunlar da geniş bir alanda çarptıkları yerde infilak ediyor. Essahaf, koalisyon güçlerinin Bağdat’ta sivillerin yaşadığı bölgeleri vurduğunu da iddia etti. Bağdat’ın Kadisiye Mahallesi’nde yıkılmış binaları gösteren Essahaf, saldırılarda 7 evin yıkıldığını, bazılarının da büyük hasar gördüğünü belirtti (Milliyet, 24 mart 2003)

Pazaryerine bomba: 55 ölü, 47 yaralı                                     Hürriyet, 29.03.2003

Bağdat'a bu akşam pazaryerine düzenlenen hava saldırısında 55
kişi öldü, en az 47 kişi de yaralandı.

Bağdat'a düzenlenen hava saldırılarında bugün bir pazar yeri isabet aldı. Bağdat'ın El Nur Hastanesi doktoru Usame Sakhari, saldırıdan sonra 55 ölü, 47'den fazla yaralı saydığını kaydetti. 

Katar'dan yayın yapan El Cezire televizyonu muhabiri, Bağdat'ın Şula mahallesindeki pazaryerinde 51 kişinin öldüğünü, 49 kişinin yaralandığını söyledi. Muhabir, ''Bir Iraklı yetkili, enkaz altında kalanlar için arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü söyledi'' dedi.

CESETLER TV'DE

Aralarında iki çocuğunkinin de bulunduğu cesetler televizyonda gösterildi. Dubai'deki El Arabiye televizyonu da 52 kişinin öldüğünü duyurdu ve hastanedeki yaralıların görüntülerini yayınladı.

İKİNCİ PAZARYERİ OLAYI

Koalisyon güçleri 26 Mart'ta de bir pazaryerine füze saldırısı düzenlemişlerdi. Saldırıda 15 kişi hayatını kaybetmiş, 30 kişi yaralanmıştı.
(aa)

Yine siviller kurban

Dün akşam saatlerinde Iraklıların cuma alışverişi yaptığı Bağdat’taki bir pazaryeri isabet aldı. Cehenneme dönen pazaryerinde 2’si çocuk 58 kişi öldü, 50’den fazla ağır yaralı var

     DIŞ HABERLER SERVİSİ, Milliyet, 29 mart 2003

     Carşamba günkü çöl fırtınasının dinmesinin ardından önceki günden itibaren Amerikan ve İngiliz güçlerinin başkent Bağdat’a karşı başlattığı yoğun hava bombardımanında dün akşam isabet alan bir pazaryeri cehenneme döndü. İlk belirlemelere göre, 2’si çocuk 58 kişi öldü, çoğunun durumu ağır 50’den fazla da yaralı var. Bu saldırıyla Bağdat, savaşın başlamasından bu yana en büyük sivil katliamına sahne oldu.
     
     BÜYÜK BİR PATLAMA
     Bağdatlıların resmi tatil olan cuma günü alışveriş için akın ettiği başkentin batısındaki El Şule Halk Pazarı’nda yoğun uçak sesleri duyuldu. Ardından saat 19.00 sıralarında büyük bir patlamayla sarsılan meydan, savaş alanına döndü. Tomahawk Cruise füze saldırısının savaş uçağından mı, yoksa savaş gemilerinden mi yapıldığı konusu ise henüz netlik kazanmadı.
     Katliam haberini önce Katar’ın El Cezire ve Dubai’deki El Arabiye TV’si duyurdu. Saldırıyı bir süre sadece haber olarak Amerikan kamuoyuna aktaran başta CNN olmak üzere diğer ABD TV’lerinin daha sonra görüntüleri de ekrana getirdiği öğrenildi.
     El Cezire Televizyonu muhabiri, "Bir Iraklı yetkili, enkaz altında kalanlar için arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü söyledi" dedi. Televizyon, aralarında iki çocuğunkinin de bulunduğu cesetleri gösterdi. El Arabiye Televizyonu da hastanedeki yaralıların görüntülerini yayımladı.
     
     KISITLI İMKÂNLAR
     Görgü tanıkları, kan gölüne dönen pazarın her tarafına ceset parçalarının saçıldığını, enkaz altında kalanların çıkarılmaya çalışıldığını söyledi. Hastanede ise, kısıtlı imkanlardan dolayı yaralıların tedavi edilemsinde büyük zorluklar çekildiğini ifade edildi.
     Bu arada Bağdat’a önceki gün 32 Tomahawk Cruise füze ateşleyen koalisyon güçleri, dün de füze yağdırmayı sürdürdü. Koalisyon uçakları hedeflere Tomahawk füzeleri atarken, bir B - 2 de Dicle kıyısındaki bir iletişim kulesine, koalisyon cephaneliğindeki en büyük bombalardan olan 2 bin 350 kiloluk, uydu güdümlü "sığınak delen" iki bomba bıraktı. Yerel saatle 12.30 sıralarında gerçekleşen bombardımanda en az 8 sivilin öldüğü, iki füzenin düştüğü Mansur Mahallesi’nde de 33 kişinin yaralandığı belirtildi.
      Üç gün önce yine Bağdat’ta bir pazaryerine isabet eden bir veya iki füze, 15 kişinin ölümüne 30 kişinin de yaralanmasına neden olmuştu.
     

sivil öldü..  (Net Haber, 31 mart 2003)
Irak'ın başkenti Bağdat civarını önceki gece hedef alan Amerikan-İngiliz bombardımanlarında 20 sivilin öldüğü bildirildi. AFP muhabirinin bugün görüştüğü tanıklar, Bağdat'ın banliyölerinden birinde bulunan çiftliğe bomba isabet ettiğini, ölenler arasında 11 de çocuk bulunduğunu söylediler. Bombardımandan salimen kurtulabildiklerini anlatan tanıklar, üç evin yerle bir olduğunu, 10 kişinin yaralandığını bildirdiler.
ÖZGÜR AMERİKA(!) EL CEZİRE'YE TAHAMMÜL EDEMİYOR...

ERTUĞRUL ACAR, IV. Kuvvet Medya, 31 mart 2003
Amerika'nın özgürlükler ülkesi olduğuna artık kimse inanmayacak. El Cezire'ye Amerika'da uygulanan baskılar ve sindirme hareketleri bunu açıkça gözler önüne seriyor. Dünya'daki haber dolaşımını elinde tutan Amerikan Medyası ve haber ajanslarının ne kadar aciz olduğunu hükümetlerine ne kadar bağımlı olduğunu herkes gördü. Diğer tarafın görüşlerini yayınladığı için Amerikanlılar tarafından her alanda saldırıya maruz kalan El Cezire, NY Borsası'ndan yayın yapması yasaklandı ve internet sitesi çökertildi. Şu sıralarda Amerikalılar'ın Saddam'dan sonra duymak istemedikleri ikinci isim El Cezire...

El Cezire'nin maruz kaldığı baskılara ve saldırılara bir bakalım...

Amerikalılar öncelikle El Cezire'nin New York Borsası'ndan yayın yapmasını yasakladılar. Daha sonra iki muhabirin akreditasyonunun iptal edildiği duyuruldu. New York Borsası yöneticileri, ''güvenlik gerekçesiyle'' bu kararı aldıklarını belirtirken hiç de inandırıcı değillerdi.

El Cezire internette de saldırılara maruz kalıyor. El Cezire televizyonunun internet sitesi Amerikalı bilgisayar korsanlarınca çökertildi. Bu saldırıların devam edeceğini tahmin etmek zor değil...

Ali Kırca bugünkü yazısında El Cezire'yle ilgili ilgi çekici tesbitlerde bulunmuş. Kırca, "Bu savaşın kaderini El Cezire belirleyecektir!" diye yazmış ve Amerika'nın El Cezire'yi hesaba katmadığının altını çizmiş...

Pentagon ve İngiliz Savunma Bakanlığı kendi kontrollerindeki ABD ve İngiliz TV'leriyle, dünya kamuoyunu etkileyebileceğini düşünüyordu... Ancak yanıldılar.. Hiç hesapta olmayan "El Cezire" çıktı ve "pişmiş aşa ve pişirilmiş savaşa" su kattı.. CNN'lere, BBC'lere, ITN'lere kalsaydık, ele geçirilmiş ABD esirlerinden belki haberimiz dahi olmayacaktı..

Mansur Forutan'ın El Cezire ile ilgili yazdıkları da dikkate değer. Forutan Sabah'taki yazısında El Cezire'nin savaştaki fonksiyonunu şöyle anlatıyor...

El Cezire, harekata tek taraflı bakmamızı engelleyen en önemli haber kaynağı şu günlerde. "Bir dakika o kadar da değil" türünden görüntüler ve haberlerle dünya kamuoyunu şaşırtmaya devam ediyor. İlk önce, Pazar günü yayınlanan Amerikalı esirlerin görüntülerini izledik. Daha sonra bir çiftçinin, büyük olasılıkla Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma tüfeğiyle helikopter avlamasıyla gülümsedik.

Ali Kırca haklı bu savaşın kaderini El Cezire belirleyecek. Amerikan Medyası ise özgürlük edebiyatıyla kendini avutup duracak...

Artık Amerika'daki Özgürlük Anıtı'nın bir anlamamı kalmamıştır...

Batı Medyası'na karşı El Cezire gibi birkaç medya organı daha olsa inanın Dünyanın durumu daha farklı olur...

---------------------------------------
ERTUĞRUL ACAR
E Mail:
ertacar@dorduncukuvvetmedya.com

Umur Talu  (Star, 28 mart 2003)

ÜSTÜMÜZDE BİR LEKE

Maalesef, gazetecilerin savaş suçlarını yargılayacak bir mahkeme yok.

Ne yapıyorlarsa, önce kendi vicdanlarına, sonra da okur ya da izleyici vicdanlarına emanet.

Ancak, gözü dönmüş bazı Amerikalı gazetecilerin yanında, 'Bizden birileri' de bu mesleğin tarihine lekeli bir miras olarak kalacak.

Onlarınkinden de daha büyük kara lekeler olarak.

* * *

Ellerinde beyaz bayrakla öldürülmüş iki Iraklı'nın üstünden sözde diktatörlük eleştirisi yapan bir zat, orada sadece bir 'diktatör'ü görüyor.

Ölümün nasıl, neden, hangi gerekçeyle, hangi hakla geldiği üstüne en ufak bir sorgulaması yok.

'İran ile savaştan beri' derken... O gün, bu Iraklılar'ı İran'ın üstüne, şimdi onları öldüren ABD'nin saldığına dair en ufak bir hafızası bile yok.

Ve bu adam sadece yazı yazıp sadece kendi süfli fikirlerini kusmakla kalmıyor; aynı zamanda bir gazeteyi, aynı zamanda bir medya grubunu yönetiyor.

Yine de, grubunun diğer gazetelerinde örneğin, bu denli bir vicdansızlık, bu kertede bir ruh sefilliği hüküm sürmüyor.

O, Türkiye'nin ortak bilincine, kollektif vicdanına, adı 'Özgürlük' olan bir gazetede, insanların en temel hakları olan yaşama, hadi biraz daha ileri gideyim, 'vatanlarını savunma hakkı'na küfür ederek, onların cesetlerine adeta tükürerek mesleki, insani bir alçaklık anıtı dikti.

* * *

'Tam gaz Bağdat'mış!

Sanırsın ki, ralli.

Her gazlamada, ama Arap, ama Kürt, ama Amerikalı, ama İngiliz, insanların, gençlerin, çocukların, kadınların ölümü; bu insanlık trajedisi, bu haksızlık şahikası yüreğinin ücra bir köşesine dahi sızamıyor.

Yaramaz çocuk masumiyetleriyle kendine katmaya çalıştığı insanlık halleri bile yakasından düşüyor, yazı yazı, manşet manşet leş kargalığı kusuyor.

Hiç bu kadar olmamıştı.

İnanın, 'milli davalar'da filan çok gözü dönmüş çıkmıştı elbet ama, elin silahıyla cehennem zebanisi kesilen, bir 'halk gazetesi'ni, her gün bu ülke insanlarının suratına suratına insanlıktan nasipsiz çarpan böylesi bir acımasız küstahlık hiç çıkmamıştı.

* * *

Çok merak ediyorum... Çok.

Sadece bir köşe yazısında kalsa, alt tarafı 'birileri de böyle düşünüyor' denebilecek bu kafayla, sanki ABD'nin en gerici unsurları, en azgın dini, ideolojik, militer çetesi tarafından hazırlanıyormuşçasına çıkarılan bu gazeteye her gün ortak olanlar ne hissediyor?

Muhabirler, editörler, bir sürü müdürler, köşe yazanlar, idarede çalışanlar, getir götür işlerinde koşturanlar, haber için direksiyon sallayanlar, künyelerde oturanlar, ilan alanlar, muhasebe yapanlar... Nasıl bir muhasebe yapıyorlar?

İtildikleri bu mesleki, insani çukur içinde, nasıl bir huzursuzluk yahut nasıl bir huzur buluyorlar?

İnanın hiç böylesi olmamıştı!

Türkiye'yi nereye sürüklemiş olurlarsa olsunlar, bu ülkeyi yöneten siviller ve askerler bile böyle olmadı.

Kimsenin aklına, rejimleri ne olursa olsun, kendilerinden aşırı üstün bir askeri güç karşısında 'vatanlarını savunmaya çalışan' insanları, sözde acır gibi yapıp aşağılamak gelmemişti.

* * *

Burası, henüz külleri taze olan derin bir acının içinden süzülürken, en yetkili ağızların bile, 'ölü ele geçen PKK'lılar' için dahi, 'onlar da bu vatanın çocukları' demeye çalıştığı bir ülke.

Düşük yoğunluklu savaşında verdiği ölü sayısını, 'ötekiler'i de içine alarak, '30 bin' diye telaffuz etmeye alışan bir ülke.

Birbirimize yaşattığımız tüm acıların içinden bile, insanlığımızı yerin dibine sokmaktan hiç olmazsa biraz utanarak geçmeye çalıştığımız topraklar burası.

Fetih savaşlarıyla övünme mirasını da üstlenmişsek her ne kadar, en çok Çanakkale direnişi ile, en fazla Bağımsızlık Savaşı ile gururlanılan bir ülke burası.

Biliyor musunuz, yani tabii biliyorsunuz da, Çanakkale'de İngilizler'in, Fransızlar'ın, Anzaklar'ın 'demokratik' ülkelerin askerleri olması, bu toprakların ise, bir padişah yönetimi diyelim ki bir 'dikta rejimi' altında bulunması, saldırıyı meşrulaştırır mıydı?

Bu kafanın sonu orası.

Göğüs göğüse çarpışmalardan, o günkü düşmanları Avustralyalı, Yeni Zelandalı askerlerden bir yiğitlik ortaklığı, bir dostluk mirası edinebilen bu topraklardan...

Şimdi, 12 yıldır ambargoya hapsedilen, sadece bundan dolayı yüzbinlerce çocuğunu kaybeden bir halkın, çok ezici bir askeri saldırı karşısında, yapayalnız direnişini bile lanetlememizi isteyen hödükler çıkıyor.

'Hödük' mü dedim?

Daha çok şey, daha fazlasını, içimden geçenlerin tümünü diyebilmeliydim.

Demeliydim.

Diyebilirdim belki.

Bilseydim ki, biraz olsun bir utanma duygusu yaratacak.

Ama, nafile bir rezillik bu.

Yani, o!

utalu@bahcesehir.edu.tr

Yine sivil katliamı: 66 ölü  

Faruk ZABCI / BAĞDAT, Hürriyet, 29 mart 2003

Cephe savaşında başarısızlığını itiraf eden ABD, sivillerin yaşamını yitirdiği kent bombardımanlarını yoğunlaştırdı. Dün Bağdat gün boyunca bombalanırken, Necef başta olmak üzere diğer kentlere de füzeler fırlatıldı, Bağdat’ta toplam 66 kişi öldü.

Dün, büyük can kaybına yol açan ilk bombardıman, yerel saatle 12:30’da yapıldı. Tanıklara göre, iki füzenin düştüğü Mansur mahallesinde 8 kişi öldü, 33 kişi de yaralandı. Bombardımanda bir evin yerle bir olduğu, üç binanın da büyük hasar gördüğü kaydedildi.

YİNE PAZAR YERİ

İkinci büyük bombardıman, yerel saatle 18:30'da geldi. Bağdat'ın batı kesiminde Şula mahallesindeki bir pazar yerini hedef alan ABD bombardımanında 58 sivil öldü, 49 kişi de yaralandı. Bağdat'ın El Nur Hastanesi doktoru Usame Sakhari, ölü sayısının artabileceğini söyledi.

Başta Irak televizyonu olmak üzere Arap televizyonları, pazar yeri bombardımanının görüntülerini yayınladı. Görüntülerde iki çocuğun cesetleri de yeraldı.

Bağdat'a düşen füze ve bombalara rağmen Irak halkı hala soğukkanlı ve korkusunu gizlemesini biliyor. Fotoğraf çekmek istediğimizde zafer işareti yapıyorlar. En az 15 kişinin öldüğü Şaab semtindeki halkın soğukkanlılığı beni çok şaşırttı. Annesi Hayriye Abbas'ın bombalamada nasıl öldüğünü anlatan oğlu Riyad Ahmed Hüseyin de diğerleri gibi dövünmüyor, işi Allah'a emanet ediyordu.

Bağdat'ın tanınmış her yeri yara almış. Şehri otobüsle turlarken, hiç kullanılmayan Başkanlık Sarayı'nın tam ortasından isabet aldığını farkettim. Bana en çok koyan da Bağdat'ın turistik sembolü sayılan Uluslararası Saddam Kulesi'nin yan binalarının bombalanmasıydı.

Kent gezimizde Enformasyon Bakanlığı yakınlarındaki sokakların trafiğe kapalı olduğunu saptadık. Bağdat'ın her yöresinde bomba izi vardı. Iraklılar, asıl hedefleri çok önceden boşaltmışlardı. Belki de siviller bombalardan daha çok kayıp veriyorlardı.

SANKİ DEPREM OLUYORDU

Önceki geceyi Bağdat'ın şehir merkezinde geçirdim. Filistin Oteli'ne bakan 6 katlı bir turistik tesisin 5. katında bir daire tuttum. Sözüm ona 10 gündür bomba altında kalmanın yorgunluğunu atacaktım. Ne dinlenmesi, traş olup, banyomu aldıktan sonra yatağa kendimi atar atmaz füze atışları başladı. Füze atışları tüm gece durmadı. 5. katta olduğum için yüksek bina her bomba atışıyla sallanıyordu. Sabaha karşı atılan büyük bir bombanın etkisiyle zelzele oluyor sandım. Sabah saat 8'deki bombalarla uyandım ve Filistin Oteli'ne indim. Bağdat'ı terkeden gazeteciler, arkadaşlarıyla vedalaşıyordu.  

NE OLURSA OLSUN VURMAYA DEVAM EDECEKLER... İngiltere Savunma Bakanı, hava saldırılarının artmasıyla birlikte sivil kayıpların artacağını, ancak bunun, savaşın hızını kesmeyeceğini söyledi. (Haber X, 28 mart 2003)
http://www.simbad.sida.nu/