Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!
Osmanlı'dan sonraki 'ikinci büyük çöküş'e imza atmayın

İbrahim Karagül, 01.03.2003

CIA eski Başkanı James Woolsey, "Irak'ta rejim değişikliğinden sonra Suriye ile ilgilenmeliyiz" demişti. ABD Dışişleri Müsteşarı John Bolton, Ariel Şaron'a, "Irak'tan sonra Suriye ve İran'ın hedef alınacağını" taahhüt etti. Bolton gibi, ABD'nin İslam dünyasını köleleştirme projesinin aktörlerinden olan Richard Perle de, Washington'ın Irak'tan sonra "Suriye, İran ve Libya'da rejim değişikliğine ilişkin bir süreç başlatacağı"nın işaretini verdi. Yahudi lobisinin etkin ismi olan Perle, "Bu üç ülke ile birlikte Ortadoğu'da birkaç ülkede daha rejimlerin değişmesi gerektiği"ni söylüyor. Bu "bazı ülkeler"in içine Suudi Arabistan, Sudan ve Somali var.

"Rejim değişikliği"nin de tıpkı "İslamcı terör" palavrası gibi, küresel yağma harekatına zemin hazırlamak için kullanıldığını herkes gördü. ABD'nin birkaç "sadık destekçi"si dışında dünya bu saldırganlığa direniyor. BM Güvenlik Konseyi'nin önceki günkü kapalı oturumu sonrası İngiltere dışındaki bütün ülkeler, "Irak'a saldırının gerekçesi yok" derken Almanya, Fransa, Rusya ve Çin önderliğinde oluşan küresel blok güç kazanıyor. "Alman-Fransız ekseni" daha da güçlendi ve dünyayı yeni "Amerikan hegemonyasına karşı isyan"a çağırıyor.

Rusya ve Çin, Pekin'de ortak bir deklarasyon yayınlayarak saldırıya karşı tavırlarını netleştirdi. Rusya Dışişleri Bakanı İgor İvanov dün Irak'a askeri harekat için çıkarılacak BM kararını "veto" edebileceklerini açıkladı. Dünya nüfusunun yüzde ellisini temsil eden Bağlantısızlar Hareketi "şer ekseni" suçlamasını kınadı ve saldırıya karşı çıkacaklarını duyurdu.

Irak'a saldırının arkasındaki gerçekleri Türkiye kamuoyundan gizlemeye yönelik zihinsel kuşatma harekatı yürütülüyor. Milletvekilleri ve kamuoyu, "Kürt Devleti" tehdidi ve "Ulusal çıkarlar" söylemi ile öylesine bunaltıldı ki, kimse saldırının gerekçesini ve sonuçlarını göremez oldu. "Savaş zaten çıkacak. Dışarıda kalmayalım" gibi, dünyanın içinde bulunduğu bunalımı kamufle eden söylem, bir taraftan "meşruiyet" derken diğer taraftan meşruiyete ilişkin süreci çok gerilerde bırakan bir "şahin atılım" gerçekleştirdi.

İtiraz noktamız, savaşa ilişkin yaklaşımın "Kuzey Irak'ta güvenlik"'ten ziyade, Ankara'nın yeni uluslararası süreçte Amerika'nın tezlerine teslim olması, ABD-İngiltere-İsrail'le aynı cephede yer almayı içine sindirmiş olması, diplomaside "Şaron lisanı"nı kabil etmesidir. Oluşmakta olan yeni dünya sistemi içinde Ankara'nın kozlarını hoyratça harcaması, "Haçlı savaşı" / "küresel işgal harekatı" / yeni "Amerikan imparatorluğu" olarak anılan projede dünya Müslümanları'nı, Arap dünyasını, Alman-Fransız-Rus-Çin cephesini, insanlığı karşısına alacak şekilde rol üstlenmesidir.

Petrol, Dicle, Fırat'ın suyu ve Büyük İsrail projesi için

 

Bugün tezkere oylanacak. Türkiye'de hiç bir güç bu işin faturasını AK Parti ile paylaşmayacak. Evet kararı, Türkiye'ye yakın tarihinin en hazin dönemini yaşatacak. Türkiye Kuzey Irak'ta ABD'nin isteklerinin dışına çıkamayacak. ABD hem Türkiye'ye hem de Kürtler'e garantiler veriyor. Türkiye, bu en hassas konuda bile ikili oynayan ABD'ye güvenip nasıl bölgesel bir maceraya giriyor? Irak'ın petrolü, Musul ve Kerkük gibi söylemlerin hepsi yalan. Amerika sadece Irak'ın petrollerine değil, Fırat ve Dicle'nin suyuna da sahip olacak. Bu konudaki tartışmalar Türk basınına da yansıdı İsrail'in Lübnün ve Suriye ile en büyük probleminin su olduğu, Ortadoğu'da bir su savaşının çıkma ihtimalinin yüksek olduğu gerçeğinden hareketle, Fırat ve Dicle'nin suyu İsrail için mi denetim altına alınacak?

Irak gibi, Suriye, İran, Lübnan, Filistin, S. Arabistan gibi ülkelere karşı cepheye sürüleceğiz. İsrail dışınki bölge ülkeleri "yeni düşmanlarımız" olacak. Türkiye'ye gelen ABD askerleri yıllarca "işgal kuvvetleri" gibi bu topraklarda kalacak. Çekiç Güç 3 aylığına oluşturuldu, 12 yıldır Türkiye'de. Onbinlerce ABD askeri 6 aylığına Türkiye'ye geliyor, yıllarca kalacak. ABD hiçbir ülkeden askerlerini çekmedi, çekmiyor. Pakistan, Güney Kore ve S. Arabistan'a bakın. ABD askerlerini gönderemiyorlar. ABD, Güney Kore'den asker çekmemek için yeni bir Kore krizini ateşledi. Orta Asya'ya girdiler, çıkmıyorlar. Almanya'da hâlâ onbinlerce ABD askeri var.

Basra Körfezi, Hint Okyanusu, Kızıldeniz kuşatıldı. Sadece Türkiye'de ABD askeri yoktu, geliyorlar. Ortadoğu'da topyekün savaş savaşı için geliyorlar. "Büyük İsrail" için savaşmaya geliyorlar. İstila ve yağma için geliyorlar. İslam coğrafyasından Beyrut'tan kaçtıkları gibi kaçacaklar. Ancak, Ortadoğu, yıllarca kanlı bir hesaplaşma yaşayacak. Yeni Arap düşmanlığı, Kürt düşmanlığı, İran düşmanlığı zihinlerimizi esir alacak. Başkaları için savaşacağız, onlar için öleceğiz, onların diliyle konuşacağız, onların düşündüğü gibi düşüneceğiz, onlar için birbirimize düşman olacağız.

Türkiye tarihinin en stratejik kararı bugün verilecek. "Evet" diyenler, kendilerine sunulan gerekçelerin ne kadar anlamsız olduğunu görecekler. Ancak Müslümanlar'ın Osmanlı'nın çöküşünden bu yana yaşadığı "ikinci büyük çöküş" olan küresel kampanyaya "evet" demiş insanlar olarak tarihe geçecekler.


ikaragul@yenisafak.com

(Yeni Şafak'tan) http://www.simbad.sida.nu/