Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

‘Haysiyet’ çok önceden gitti

27 Şubat 2003 Perşembe

     IMF yardımı olmadan ekonomi ayakta duramaz, memur maaşını ödeyemez hale gelmişiz. İki yıldır IMF komiserleri "yat derse yatıyor, kalk derse kalkıyoruz".
     IMF kapısında para dilenmekten kimsede yüz kalmadı. Ekonomiyi yönetmek için IMF Washington’dan adam gönderdi. IMF ne ister ise, TBMM bu istekleri kanun haline getirdi. O hükümet gitti. Bu hükümet geldi. Bu hükümet ise 2003 yılı bütçesini bir türlü bağlayamıyor. TBMM’ye sevk edemiyor. Hazine günlük borçlanmalarla borcu zar zor çevirebiliyor. İç borç 94.6 milyar dolara, dış borç 58.6 milyar dolara ulaştı... Buna rağmen hükümet onun bunun vergisini düşürmeye ve de para dağıtmaya devam ediyor... Sonra da kalkıyoruz "haysiyetöten söz ediyoruz... Haysiyet denilen şey çok önceden gitmiş... Bitmiş...
     Haysiyete meraklı mısınız? Haysiyetli bir ülkede mi yaşamak istiyoruz? Geliniz gereğini yapalım... Devletin dağıtacak parası kalmadı. Devleti soymaktan vazgeçelim. Devletin açığını kapatalım. Bunlar olmadan "haysiyetöten söz edilemez.
     Ben tüm savaşlara karşıyım. Irak savaşına karşıyım. Savaş karşıtı gösterileri destekliyorum. Ama görünen o ki ABD bu savaşı yapacak. Bu savaşta Irak’tan sonra en fazla zarar gören ülke de (maalesef) Türkiye olacak... Görünen o ki, bu işin B planı yok. ABD planlamasını tek bir plana, A planına bağlamış. Her hal ve durumda Türkiye üzerinden Irak’a yürüyecek.
     Bu durumda Türkiye’nin çıkarını korumak hükümete düşüyor. Hükümeti beğeniriz beğenmeyiz... Bu hükümet Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti. Ülkenin çıkarını koruyacak olan hükümet bu hükümet. Bu hükümet işbaşına geldiğinde ülkenin "haysiyeti" çok iyi idi de bu hükümet "haysiyet"i koruyamadı ise geliniz bu hükümeti al aşağı edelim... Ama onlar hükümet olduğunda zaten haysiyet gitmişti!..
     Bu hükümetin bakanları, bu ülkenin bürokratları, ABD’nin Irak’a müdahalesi sonucu bu ülkenin bu insanların uğrayacağı kayıpları anlatmaya, bu kayıpların hiç olmazsa bir bölümünü karşılayacak imkan sağlamaya çalışıyor.
     Bu işi iyi yapıyor, kötü yapıyor... Beceriyor beceremiyor... Ama ülkenin haysiyeti bu konudaki pazarlık nedeniyle yok olmuyor ki... Haysiyet daha önceden gittiği için bu pazarlık yapılıyor... Haysiyet daha önceden gitmese pazarlığa gerek kalmayabilecek... Sonra da, zarar görecek ülkenin hakkını araması neden "at pazarlığı" olsun? Karşı taraf bizim atı bedavaya almaya kalkıyor. Atın bedelini istemek neden haysiyet kırıcı olsun? O atı bedavadan almaya kalkanın, o atın bedeli istenince masaya üç kuruş attırmaya kalkanın haysiyetinden söz edilebilir mi?
     Tekrar başa döneyim. Esas haysiyetsizlik, savaş gündemde bile yok iken kriz çıkararak ülkeyi dosta düşmana el açacak duruma düşürmektir. Biz Irak savaşına böyle kötü bir pozisyonda yakalandık. Irak savaşı nedeniyle ABD ile yapılan pazarlık bizi o kadar rahatsız ediyor ise, sorunun temeline inelim. Borçları çevirebilir miktara indiremeden, bütçeyi denkleştiremeden haysiyet tartışmasına girmek masal anlatmaktır...
     
     Düzeltme
     "Bankalar yüksek bono faizi yaşatıyor" başlıklı yazımda büyük bir hata yaptım. Sadece bankalarda 9’uncu ay sonunda mevcut "serbest menkul kıymetlerin, bono ve tahvilin" rakamını verdim. Bu 13.7 milyar dolar menkul kıymetlere, "bağlı menkul kıymetler" toplamı 35.2 milyar doları eklemek gerekiyor. Böylece bankalarda 9’uncu ay sonundaki menkul değerler toplamının 48.9 milyar dolar olduğu görülüyor.
     
     guras@milliyet.com.tr