Not: Türkiyeli maden işçilerinin mücadelesi başlıklı aşağıdaki yazı, uzun süredir grevde olan ve bu metin Simbada yerleştirildiği sırada da (09/ 03- 2003) grevleri süren Gökçesu maden işçilerine İskandinavyada maddi yardım toplamak, dayanışma örgütlemek amacıyla mayıs 2002de yazılmıştır. Aynı amaçla yazının altına yazarın tel/ faks ve e- posta adresleri yerleştirilmiştir ve yazı bu haliyle İsveç ve Finlandiyada beş ayrı yayın organında basılmıştır. Yazı ilk olarak, Stockholmde cumartesi günleri yayınlanan ve 10 binin üzerinde satan bağımsız sosyalist gazete Stockholms Frianın (Stockholmün Özgürü) 8 haziran 2002 tarihli sayısında ve yine aynı gün 45- 50 bin arasında okuyucusu olan büyük web sayfası Yelahın http://www.yelah.net/ adlı adresinde basılıp bir hafta boyunca sayfanın başında durmuştur ve halende arşivde durmaktadır- Yelahın ayrıca günlük gazetesi, yayınevi ve radyosu vardır. Ardından metin, komünist dergi Riktpunktun (Hedef noktası) 17 haziran 2002 tarihli sayısında yayınlanmıştır. Birgün sonra, 18 haziran 2002 günü aynı yazı, Finlandiyada isveççe olarak basılan ve tüm İskandinavya ülkelerinde dağıtılan haftalık bağımsız sosyalist gazete Ny Tidde (Yeni Zaman) ve yine o gün İsveç Türkiye ile Dayanışma Komitesinin http://www.sskt.nu/ adresli isveççe- türkçe- ingilizce büyük web sayfasında isveççe olarak basılmıştır ve halen orada durmaktadır. Özet olarak, maden işçilerinin mücadelesi ile ilgili bilgiler ve dayanışma talebi, tüm İskandinavyada 100 bini çok aşkın insana bu yazı aracılığıyla ulaşmıştır. İki ay içinde toplanabilen mütevazi yardım, 2002nin haziran ayının son haftasında sendikaları aracıyla 58 işçiye ulaştırılmıştır.
Yukarıdaki çabanın yanında, İsveçteki büyük sendikal federasyon LO, tüm sendikalar, sendika yöneticileri ve sendika yayınlarının redaktörleri sözkonusu mücadeleden haberdar edilmişlerdir.
yusuf@telia.com www.simbad.sida.nu http://www.simbad.sida.nu/
Türkiyeli maden işçilerinin mücadelesi
Türkiyenin LOsu sayılabilecek olan ve İsveçli sendikacılar
tarafından da yakından tanınan DİSKe bağlı
maden işçilerinin sendikası Dev. Maden- Senin basın için hazırladığı
15 mayıs 2002 tarihli bülten ilginç bilgiler içermektedir. Bu bilgilere
göre, Boluya bağlı Mengen- Gökçesu kömür ocaklarında
yeraltında çalışan 2000 civarında işçi ayda en çok
250 milyon TL kazanmaktadır. Aynı işçiler işlerinin ağırlığı
nedeniyle yasalara göre 7.5 saat çalışmaları gerekirken, fazla
mesai ödenmeden günde 10- 12 saat çalıştırılmaktadırlar.
İşletme sahibi tarafından SSKya ödenmesi gereken işçi
primleri hileli yollarla eksik ödendikleri ve yine haberleri olmadan işçiler
işten çıkmış ve sonra yeniden başlamış gibi
gösterildikleri için, büyük kayıplara uğramaktadırlar. Aynı
nedenlerle işçiler yıllık ücretli izin haklarını ve
hastalandıkları veya işsiz kaldıkları zaman kendilerine
yapılacak yasal ödemeleri yitirmektedirler. Devletin iş müfettişleri
bu gibi yasadışı uygulamaları görmemezlikten gelmekte, işçilerin
şikayetlerini dikkate almamakta veya onları hiç dinlememektedirler.
İşçilerin ellerine geçen aylık 250 milyon TLnin karşılığı
178 Dolar kadar birşeydir ve en az dört kişiden oluşan bir
madenci ailesine günde 6 dolar düşmektedir. Sözkonusu gelir açlık
sınırına yakındır ve bundan daha az kazanan
madencilerde vardır.
Akşam online (www.aksam.com.tr)
adlı sendikal web sayfasında 11 şubat 2002 tarihinde verilen
habere göre, Gökçesudaki maden işçilerinin çocukları ve eşleri,
babaları veya kocaları işten atılacak olursa aç kalacaklarını
söyleyen pankartlar taşıyarak gösteri yapmışlardır. Gösteride
taşınan pankartlardan anlaşılan diğer gerçek, bu işçilerin
aylık gelirlerinin 141 milyon TL olduğudur. Sözkonusu gelirin karşılığı
100 Dolar kadar birşeydir ve en az dört kişilik olan bir işçi
ailesine günde 3.3 US- Doları düşmektedir. FAO tarafından
belirlenen uluslararası ölçülere göre, kişi başına günde
1 Dolar civarında veya daha az kazananlar açlık katagorisi içindediler.
Ve malesef Türkiyede bu durumda olan 10 milyondan fazla insan vardır. Türkiyenin
3 büyük sendikal konfederasyonundan biri olan Türk- İşin
uzmanlarının mayıs 2002 içinde yaptıkları hesaplara göre,
Türkiyede 4 kişilik bir ailenin aylık geliri 1 milyar TLnin
(yaklaşık 714 US- Doları) altına düşerse, aile yoksul
demektir (Türkiyede et fiyatları İsveçte olandan iki kat daha
pahalıdır vs.). Aynı büyüklükteki ailenin geliri 324 milyon
TLnin (yaklaşık 231 US- Doları) altına düşerse,
aile açlığı yaşıyor demektir. Ve görüldüğü
gibi çok ağır koşullarda ve her an işsizlik tehdidi ile çalışan
Gökçesu maden işçilerinin geliri verilen bu son miktarında altındadır.
Geçen bir yıl içinde Türkiye halkının gıda maddeleri için
yaptığı harcamada 13 milyar Dolarlık bir azalma olmuştur.
İşletmeciler, devletten ucuza kiraladıkları
ocaklarda işçileri hertürlü güvenlik ve sağlık koşullarına
aykırı olarak boğaz tokluğuna ve çoğu kez kayıtsız
olarak çalıştırmaktadırlar. Haksız kazanç elde eden işletmecilerin
yasalara uymamaları ve ihmalleri sonucu sık sık grizu patlamaları
olmaktadır. Yakın zamanda olan böyle bir patlamada 7 işçi ölmüştür.
Emek Hareketinin Gündemi (www.sendika.org)
adresli sendikal web sitesinde verilen habere göre, sözkonusu işletmecilerin
en acımasız ve açgözlülerinden olan Nurullah Ercan, içinde olduğumuz
yılın mart ayı başında ücretsiz izin verdiği işçileri,
jandarma yetkililerinin önünde tehdit etmiştir. Siyasi iktidardan ve bölgedeki
güvenlik gücü jandarmadan aldığı cesaretle saldırganlığı
artan Ercan, sendikaya üye olanlara kesinlikle iş vermeyeceğini söylemiş
ve sendikalı işçilerin örgütlerinden hemen istifa etmelerini istemiştir.
Sözkonusu tehditlerin yanında, Ercan ve benzerleri sendikalı işçilerin
çalıştığı ocakları kapatmakta, bu işçileri
işsizliğe ve ailelerini açlığa mahkum etmektedirler. Başta
gıda maddeleri satan esnaf olmak üzere tüm bölge esnafını da
aynı nedenlerle zor durumda kalmaktadır. İşçilere mal satan
esnaf ve yöre halkı, işçileri desteklemektedir. Diğer yandan
Ercan ve benzerleri, kiraladıkları kriminal tipleri işçilerin ve
halkın üzerine sürerek bölgede terör estirmekte, direnenleri korkutmaya
çalışmaktadırlar. Jandarma sudan bahanelerle işçilere baskı
yapmaktadır. Daha geçenlerde en yakın yerleşim birimine 7
kilometre mesafede davul çalan grevci işçilere para cezası verilmiştir.
Zaten sözkonusu baskılar ve tehditler nedeniyle işçilerin kendileri
değil, eşleri ve çocukları protesto gösterileri örgütlemektedirler.
Şüphesiz işçilerin sendikalaşma haklarına ve ayrıca
hertürlü demokratik ve ekonomik haklarına yönelik baskılar Bolu- Gökçesu
yöresi ile sınırlı değildir. Klasik faşizm benzeri
korporatif bir sistemin yasal temellerini oluşturan 12 eylül 1980 askeri
darbesinin ardından, sendika yasaları da yeniden şekillendirilmiştir.
Bu yasalar işçilerin örgütlenmelerini önlemeye yönelik barajlarla
doldurulmuştur.
Dev. Maden- Senin dökümanlarına göre, işçilerin sedikal
örgütlenmeleri önündeki karmaşık engellerin en önemlilerinden
biri işkolu barajıdır. Sendikacıların görüşleri
alınmadan İçişleri Bakanlığı tarafından
tesbit edilmiş 28 ayrı işkolu vardır. Örneğin,
karayolları, demiryolları, havayolları ve deniz yolları taşımacılıklarının
herbiri farklı işkolları olarak tesbit edilmiştir ve bu sektörlerde
çalışan işçilere ayrı sendikalarda örgütleme zorunluluğu
getirilmiştir. İşçilerin sendikalaşmalarını
engelleyen barajların listesi uzayıp gitmektedir ve devlet yetkilileri
ile sendikacılar arasında yapıcı doğal bir iletişim
kurulamamaktadır. Yasal barajlar ve maddi baskılar sonucu sendikalı
işçi sayısında büyük bir azalma olmuştur. Henüz 12 eylül
1980 askeri darbesi olmadan önce Türkiyede 3 milyona yakın sendikalı
işçi varken, günümüzde bu sayı 800 bin civarına inmiştir.
DİEnin (www.die.gov.tr/) 2002 yılının
ilk 3 ayına ait verilerine göre, Türkiyede 18.5 milyon kadar kayıtlı
çalışan veya herhangi bir işi olan kişi vardır. Ülkede
şubat 2001de açığa çıkan ekonomik krize ve bunun sonucu
üretimin düşmesine, ekonominin yüzde 9.5 kadar küçülmesine koşut
olarak 800 bin civarında insan işini yitirmiştir ama, yine de çalışanların
sayıları 22 yıl öncesine göre çok fazladır. Aynı
devlet kurumuna göre, nüfusu 67 milyona ulaşan Türkiyenin toplam işgücü
21 milyon kadardır. Ülke nüfusunun 25 milyon kadarı işgücüne
dahil değildir. Yaklaşık 2.5 milyon kadar işsiz vardır.
Endüstri işçilerinin toplamı 4 milyonu biraz aşmaktadır.
İnşaat işçileri 1 milyon ve hizmet sektöründe çalışanlar
9.5 milyon kadardırlar. Askerler ve öğrenim görenler çıkartıldıktan
sonra geriye kalan Türkiye nüfusunun yüzde 62.5 kadarı kentlerde yaşamaktadır.
Tarım sektöründe çalışanların sayıları 6.5
milyona ulaşmaktadır ve bunların önemli bırkısmı
kendi topraklarını işlemektedirler. Aslında, sözkonusu
kurumun verdiği bu son bilgi bazı sual işaretleri içermektedir.
Aynı istatistikteki tarım işçisi sayısını anlamak
mümkün olmamaktadır. Yalnız eski daha sağlıklı sayılara
bakarak, tarım sektöründe çalışan sözkonusu 6.5 milyon kadar
insanın 2- 2.5 milyonunun mevsimlik tarım işçisi olduğunu söyleyebiliriz.
Ekonomisinin yarıya yakını kayıtdışı olan Türkiyede
DİEnin verdiği diğer sayılarda tartışmaya açıktırlar.
Kayıtdışı küçük imalathanelerin, değişik işyerlerinin
ve buralarda çalışan işçilerin çokluğu dikkate alınırsa,
yukarıda yansıtılan çalışan ve işsiz sayılarının
gözükenden çok daha fazla olmaları gerekir. Türkiyede, eski Sovyet
Cumhuriyetlerinden ve değişik Asya ülkelerinden gelen,
istatistiklere girmeyan 1 milyon civarında kaçak yabancı işçi
vardır. Tüm bu gibi olgular işçilerin örgütlenmelerini alabildiğine
zorlaştırmakta, sendikal mücadeleye darbe vurulmasını
kolaylaştırmaktadırlar. Sonuçta, en az 20 milyon civarında
çalışanın olduğu bir ülkede sadece 800 bin kadar kişinin
sendikalı olması sonderece düşündürücü dramatik bir gerçektir.
Bu olgu, ülkedeki rejimin antidemokratik karakterini sergileyen göstergelerden
biridir aynı zamanda.
Yukarıda özetlenen tüm olumsuz koşullara karşın
Dev. Maden- Sen Bolu yöresindeki Gökçesuda maden işçilerinin haklarını
savunmaya, onlara sendikalaşmanın yararlarını anlatmaya ve
onları örgütlemeye çalışmaktadır. Gökçesuda Dev.
Maden- Sen tarafından örgütlenen işçiler, iş koşullarının
insani hale getirilmesi, üzerlerindeki yasadışı baskıların
kalkması, ve ücretlerinin ailelerini doyurabilecek bir düzeye ulaşması
için bir yıldır, haziran 2001den beri grevdedirler. Grevi yürüten
işçilerin önemli birkısmı işten atılmış
oldukları için, bir yıldır bu işçilere ve ailelerine
bakmak zorunda olan sendika ciddi mali zorluklarla karşı karşıyadır.
Ülke içinde ilerici kişiler ve öğrenciler tarafından örgütlenen
ekonomik dayanışma kampanyaları yeterli olmamaktadır. Direnen
işçilerden özellikle 58 tanesi ve bunların aileleri çok ağır
geçim zorlukları içindedirler. Sözkonusu 58 kişinin acil yardıma
ihtiyaçları vardır.
Tekelleşmiş olan medya grevci işçilerin sorunları
karşısında kör ve sağırdır. Adına sol
denen ve ülke genelinde oy oranları binde 9u aşmayan gurupçukların
işçilerin yaşam sorunları gibi küçük işlerle uğraşmaya
vakitleri ve niyetleri yoktur. Özellikle yurtdışında medyayı
ve meslektaşlarını eleştirerek demokrat tiyatrosu
oynayan bazı gazeteciler, Türkiyede farklı bir çizgi
izlemektedirler. Diğer yandan, herkesin bildiği gibi parmakla sayılacak
kadar az sayıdaki uluslarüstü tekel dünya pazarlarının yüzde
90a yakınını denetlemektedir. Azgelişmiş ülkeler
katagorisine düşen ülkelerin sayıları ve yoksullaşan
halkların miktarı her geçen gün artmaktadır. Uluslarüstü
tekeller, tam bir dünya hakimiyeti için yedeklerindeki devletlerle, üstün
teknolojiye sahip silahlı güçlerle, hertürlü olanakları ile saldırı
halindedirler. Türkiyede işçileri ezenler aynı uluslarüstü büyük
gücün saflarındadırlar. Şüphesiz yaşam burada basitleştirilerek
formüle edilenden çok daha karmaşık ve renklidir ama, gerçek en kalın
çizgileriyle böyledir. Tüm bu nedenlerle Türkiyeli işçilerin ve dünyanın
değişik yörelerindeki tüm işçilerin herzamankinden fazla
enternasyonal dayanışmaya gereksinimleri vardır.
Gökçesudaki grevin kırılması demek, bölgede çalışan
2000 kadar maden işçisini örgütleme olanaklarının toptan
yitirilmesi ve yörede işçiler üzerindeki baskıların artması
anlamına gelecektir.
Türkiyedeki ve dünyadaki tüm işçilerin durumlarına bakıldığı
zaman, Gökçesu maden işçileri için dayanışma küçük bir
iş gibi gözükebilir ama, böyle küçük işlerin çok büyük
olayların kapısını aralayacak sembolik önemleri vardır.
Gökçesudaki işçilerin kendilerine dost ellerin uzandığını
görmemeleri, Türkiyedeki ve dünyanın diğer köşelerindeki işçilere
de cesaret verecektir. Gerekli olan enternasyonal dayanışma ağı
böyle küçük gözüken ilmiklerle örülecektir. Yüreklerinde haksızlıklara
karşı başkaldırının sıcaklığını
henüz yitirmemiş olanlar Göçesudaki maden işçilerine yardım
etmelidirler.
Yusuf
Küpeli
2002-05-31
Not: Grevdeki Gökçesu maden işçilerine ve özellikle çok zor
durumdaki 58 işçiye ve ailelerine maddi yardım yapmak isteyenler
Yusuf Küpeli ile ilişki
kurabilirler. (Yazının
Simbaddaki kopyası için bu not geçerli değildir ve aşağıdaki
tel/ faks numarası kaldırılmıştır. Yazının
isveççe biçiminin bu şekilde basıldığını göstermek
için aynı not buraya da, eklenmiştir.)