Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

Kısa açıklama: Bu yıl Akedemi tarafından en iyi dökümanter olarak Oscar ödülüne layık görülen “Colombine için Bowling” filminin rejisörü Michael Moore’un, kendisini e- posta mesajları ile desteklemiş olan milyonlarca dostuna yolladığı mektubu türkçeye çevirdim- bilindiği gibi Colombine, arkadaşlarını otomatik silahlarla kurşuna dizen iki öğrencinin okullarının adıdır. Amerikan toplumundaki şiddeti, saldırganlığı, savaşı ve Bush yönetimini eleştiren Michael Moore’un bu mektubunda yazdıklarını, öncelikle Türkiye medyasında sırtlarını karanlık güçlere dayayarak kariyer yapabilenlerin; önde gözüken çirkin yüzlerine “solcu” veya “demokrat” veya “liberal” maskeleri takarak “kirli kanlı bulaşık suları” gibi içi boş laf ebelikleriyle Amerikan emperyalizmine, gölgesi giderek artan ölçüde yayılan postmodern faşizme yaltaklananların; kendilerini mıncıklayan kirli avuca göre her şekli alabilen -utangaç veya cüretkar- tüm çamurların okumalarını içtenlikle istiyorum. Şüphesiz bu sözler (Michael Moore’un sözleri), köpek balıklarının artıkları ile geçinen parazit balıklar sürüsünü hiçbirşekilde utandırmayacaktır; çünkü onlar utanma duygularını çoktan yitirmişlerdir veya bu duyguyu hiç tanımamışlardır. Buna karşın, belki gelecekleri hakkında biraz daha sağlıklı düşünme olanağına sahip olabilirler. Y. Küpeli

 

Oscar’ımın “Geriye tepişi”: “Aptal Beyaz Adam” Listede Tekrar Birinci, “Bowling” Yeni Rekorlar Kırıyor

 

7 Nisan 2003

 

Sevgili Arkadaşlar,

 

Görüldüğü kadarıyla Bush yönetimi gelecek birkaç gün içinde Irak’ı sömürgeleştirmeyi başaracaktır. Bu ölçüde ahmakça büyük bir yanlışın bedelini gelecek yıllarda ödeyeceğiz. Üniformalı tek bir Amerikalı gencin bile ölümüne değmeyen bu olay, binlerce Iraklı’nın katledilmelerine neden olmuştur ve benim tüm başsağlığı dileklerim ve dualarım sadece onlaradır.

 

Evet, bu savaşın sözde bahanesi olan o kitle imha silahları hani nerededir? Tebrikler! Aslında tüm olanlar hakkında söylenecek çok söz var ama, bunları geleceğe saklıyorum.

 

Şu andaki kaygılarımın tümü sizlerle ilgilidir... Amerikan halkının çoğunluğu bu savaşı yürekten desteklememiştir... Büyük askeri zafer çığırtkanlığı karşısında susmayınız veya korkuya kapılmayınız. Tam şimdi, barışın ve gerçeğin sesi tüm zamanlarda olandan daha fazla duyulmalıdır. Sahte bir vatanseferliğin trampet ve bomba gürültüleri arasında seslerinin boğulduğuna inanan ve derin bir umutsuzluğu paylaşan birçok insandan mektuplar almaktayım. Barış savunuculuğunun ortak sesi olan bu insanlar, savundukları fikirler nedeniyle işyerlerinde ve okullarında diğer kişilerle ilişkiye geçmekten veya semtlerinde komşularıyla görüşmekten çekinmektedirler. Onlara sürekli tekrarlanan, savaş içinde olan ülkeyi protesto etmenin “uygun olmadığı”, ve görevin “askeri birlikleri desteklemek” olduğudur.

 

Bundan iki hafta önce Oscar sahnesinde Bush’a ve bu savaşa karşı konuşmamın ardından başıma gelenleri sizlerle paylaşabilirmiyim? Umudum, sizlere söylediklerimi okurken, hangi koşullar altında veya hangi forumda olursa olsun sesinizi işittirecek cesarete biraz daha sahip olduğunuzu hissetmenizdir.

 

“Colombine için Bowling” Akademi ödülleri arasında En İyi Dökümanter Oscar’ını kazanan olarak ilanedildiği zaman, hazır bulunanların gülleri ayaklarına döküldü. O, herzaman aziz tutacağım büyük bir andı. Tüm amerikalıların yoğun tesirli gizli silahlarını birbirlerini öldürmek için kullanan ve yine onları dünyanın birçok ülkesine karşı yönelten eşit ölçüde şiddet yanlısı kişiler olduklarını söyleyen bir film için ayakta tezahürat yapıyorlardı. İstediği herşeyi elde edebilmek için George W. Bush’un halkı kurgu/ düşsel korkularla dehşete düşürdüğünü gösteren bir filmi alkışlıyorlardı. Şimdi sıralayacağım gerçeklerin altını çizen bir filmi onurlandırıyorlardı: Birinci Körfez Savaşı, Kuveyt diktatörünü ahıra bağlama operasyonuydu; Saddam Hüseyin Amerika tarafından silahlandırılmıştı; uygulanan ambargo ve bombardımanlar nedeniyle geçen on yıl içinde 500 bin çocuğun ölmesinden Amerikan yönetimi sorumluydu. Onların tezahürat yaptıkları film buydu, seçilen film buydu, ve sonuçta ben bunların doğruluklarını konuşmamda da belirttim.

 

Ve Oscar sahnesinde aşağıdaki sözleri seslendirdim:

 

“Kanadalı yapımcılarımız Kathleen Glynn ve Michael Donavan adına bu seçimi yapan akademiye teşekkür etmek istiyorum. Benimle birlikte aday olmuş diğer dökümanter film rejisörlerini sahneye davet ediyorum. Onlar dayanışma için buradadırlar, çünkü biz kurgu olanı sevmeyiz. Biz kurgu olanı sevmeyiz, çünkü uydurma bir zamanın içinde yaşamaktayız. Uydurma bir seçim sonucu başkan olmuş uydurma birinin döneminde yaşamaktayız. Şimdi biz, uydurma gerekçelerle sürdürülen bir savaşın içindeyiz. O ister salgı kanallarının kurgusu, ister uydurma “Turuncu Alarm” olsun, biz bu savaşa karşıyız. Utanınız Mr. Bush, utanınız. Ve nezamanki Papa’yı ve Dixie Chicksi’yi karşınıza aladınız, ömrünüzü doldurmuş oldunuz.” (Dixie Chicksi, halk müziği yapan ünlü gurup.)

 

Sözlerimin yarısına doğru, izleyicilerin birkısmı destek alkışlarına, tezahürata başladılar. Bu, balkona yerleşmiş bir gurubun -nefret, alay ve tehdit yüklü- boo (yuh) çığlıkları ile derhal engellendi. Benim konuşmamı destekleyenler yuhçuları vurup düşürmeye başladılar. L. A. Times’ın raporuna göre, gösterinin yöneticisi, beni susturmak amacıyla orkestraya “müsik! Müsik!” diye bağırmaya başladı. Orkestra görev aşkıyla tonunu yükselttiğinde, bana ait zaman dolmuş oldu. (Neden ve ne dediklerim konusunda daha fazla bilgi almak, L. A. Times için yazdıklarımı ve ayrıca ülke çapındaki tepkileri öğrenmek isteyenler, bana ait web sayfasını, www.michaelmoore.com  adresini ziyaret edebilirler.)

 

Ertesi gün -ve iki hafta boyunca- doğmatik sağcı üstatlar ve şok dalgaları sürücüleri kellemi istediler. Tüm bu yıpratıcı kargaşa beni rahatsız ettimi? Onlar beni susturmayı başarabildilermi?

 

Benim Oscar “geritepişime” bir gözatalım:

 

Akedeminin ödülleri dağıtılırken Bush’u ve savaşı eleştirmemin ertesi günü, ülke çapındaki salonlarda “Colombine için Bowling”i seyredenlerin sayıları yüzde 110 arttı. (bak: Daily Variety/BoxOfficeMojo.com). Bunu izleyen hafta, box office çok okkalı biçimde yüzde 73 yükseliş gösterdi (Variety). Şimdi o Amerikadaki en uzun nefesli ticari seri yayındır ve 26 haftalık bir mücadelenin ardından işleri halen iyi gitmektedir. Oscar’ın ardından filmi gösteren salonların sayıları ÇOĞALMIŞTIR, ve şimdi o bir dökümanter olarak box ofice’nin eski rekoruna göre yaklaşık yüzde 300 iyi durumdadır.

 

Dün (6 Nisan 2003), “Aptal Beyaz Adam”, New York Times’in en iyi satanlar listesinde yeniden başa oturmuştur. Bu, kitabın listede kalışının 50nci haftasıdır ve o sözkonusu haftalardan 8’inde liste başı olmuştur. Bu onun en üst konuma dördüncü kez dönüşünün kaydıdır ve böyle birşey hemen hemen hiçbirzaman gerçekleşmemiştir.

 

 Oscar’ı izleyen hafta bana ait web sitesi GÜNDE 10- 20 milyon kez aranmıştır (hatta birgün, White House/ Beyaz Saray sitesinden daha fazla kapısı çalınmıştır!). Gelen e- postalar bunaltıcı ölçüde positiv ve destekleyicidir (ve tehdit mektupları sonderece gürültülü ve eylencelidir!)

 

Oscar’ı izleyen ilk iki gün içinde, En İyi Film ödülünü kazanmış olan “Şikago”nun kasetlerinden çok daha fazla “Colombine İçin Bowling” dökümanterinin video kasetleri Amazon.com sitesine ısmarlanmıştır.

 

Geçen hafta yeni belgeselim için sermaye buldum, ve “TV Milleti/ “Berbat Gerçek”in yeni biçiminin televizyon gösterimi amacıyla üretilmesi yönünde uygun teklif aldım.

 

Tüm bunları sizlere anlatmamın nedeni, politik görüşlerimizi açıkca ifade ettiğimiz taktirde, ileride bundan pişmanlık duyacağımızı bizlere sürekli tekrarlayan mesaja yönelik bir karşı saldırı başlatabilmek içindir. Bu sizi bir şekilde, özellikle mali açıdan yaralayacaktır. İşinizi yitirebilirsiniz. Diğerleri sizi kiralamak istemeyebilir. Arkadaşlarınızı yitireceksiniz. Ve falan, ve filan, ve falan.

Dixie Chicks’i ele alalım. Eminim artık onları işittiniz. Bush ile Teksas’ta aynı kenten olduğu için utanç duyduğunu ifade eden baş şarkıcılarının kayıtları, bu sözlerinin ardından bir kurşun hızıyla satmaya başlamıştır ve onların müzikleri tüm ülke istasyonlarınca boykot edilmiştir. İşin gerçeği, buna karşın satışları DÜŞMEMİŞTİR. Tüm saldırıların ardından onların albümleri, bu haftaki Billboard’ın (İlan Tahtası’nın) country (halk müziği) listelerinde birinci olmuştur ve Entertaiment Weekly’e (Eğlence Haftası’na) göre, onlara ait Rose (Gül), pop (popüler müzik) listelerinde 6’ıncılıktan 4’üncülüğe yükselmiştir. New York Times’ta Frank Rich’yazdığına göre, yazar, Dixie Chicks’in gelecek konserlerinin HERHANGİBİRİ için bilet bulamamıştır. Çünkü, biletlerin tümü daha şimdiden satılmıştır. (Dünkü New York Times’ta F. Rich’in “Bowlin for Kennebunkport” yazısını okumak için http://www.michaelmoore.com/articles/index.php?article=20030406-nytimes adresine gidiniz. O, tüm bunları, gelecek filmimi ve filmimin muhtemel etkilerini duyurmakla çok iyi bir iş yapmıştır.)

Onların şarkıları “yoldaki Asker” (savaş karşıtı çok güzel bir balad), geçen hafta internette en çok istenen parça olmuştur. Medyada yazılanlara inanmak zorunda değilsiniz ve onlar tüm bunlardan (kendilerine yönelik saldırılardan) rahatsız olmamışlardır. Neden bu böyledir? Çünkü, günümüzde direnişin sesini yükseltmekten daha önemli bir iş yoktur. Zamanımızda size SUSUN demeye kim cesaret edebilir? Düşünün, birkaç ünlü eylendiriciyi bavul dolusu yalanlarıyla birlikte alaşağı etmenin ve böylece Jo’ya veya Jane’ye sesli açık doğru mesaj vermenin en iyi yolu hangisidir: “Vay vay, eğer Dixie Chicks’e veya Michael Moore’ye bunlar yapılmışsa, bana yapılanlar nekadar küçük kalmaktadır?” Diğer bir ifadeyle, suratlarına patlat gitsin.

Ve demek istediğim dostlarım, bana Oscar kazandıran bu filmin altını çizdiği asıl gerçek, kitleleri manupule etmek (yönlendirmek) amacıyla onların ne tip KORKULARI kullandıklarıdır. 

Evet bu hafta iyi bir haber varsa, o iyi haber, ne benim ve ne de diğerlerinin susturulamamış olmalarıdır. Bizler, bizlerle aynı şekilde düşünen milyonlarca Amerikalı ile bütünleşebildik. Gündeme yerleştirdikleri veya tartışma terimleri ile karşımıza çıkarttıkları sahte vatanseverliğin sizleri aldatmasına izin vermeyiniz. Toplumun yüzde 70’inin oylarının savaştan yana olduğunu gösteren istatistikler karşısında hezimete uğramayınız. Unutmayınızki bu oyları veren Amerikalıların oğulları (veya komşularının oğulları) Irak’a yollanmışlardır. Onlar (savaş için oy verenler), yollanan birlikler için korkmaktadırlar ve istemedikleri bir savaşı desteklemek için yıldırılmışlardır. Ve arkadaşlarının, ailelerinden kişilerin, komşularının eve ölü olarak gelmelerini en az isteyenler onlardır. Birliklerin evlerine sağ olarak gelmelerini herkes istemektedir ve hepimiz bu gerçeğin onların aileleri tarafından bilinmesini istiyoruz.

Malesef, Bush ve ortakları, halen gerçeği kavramış değillerdir. Bu işgal ve fetih, aynı işi başka herhangi bir yerde tekrarlamak için onları cesaretlendirecektir. Bu savaşın gerçek amacı, “Teksas ile oynama- Eğer bizim neyi istediğimizi anlamışsan, gelip onu alacağız demektir!” Bu, huzurlu barışcı bir Amerikaya inanan çoğunluğumuzun zamanı değildir. Sesini sertleştirmelisin. Onlar bizlerden ne ölçüde kopartmış olsalarda, halen o (Amerika) bizim ülkemizdir.

Sizin,

Michael More

Türkçesi: Yusuf Küpeli, 10.04.2003   

 http://www.simbad.sida.nu/    yusuf@telia.com  www.simbad@sida.nu