| İlkokulda Savaşa hayır kavgası Hürriyet, 28.03.2003 | |
|
Umut ERDEM/ANKARA Ankara'daki Toygar Börekçi İlköğretim Okulu'nda üçüncü sınıf öğrencisi Merve, sınıfa ve koridora "Savaşa hayır" yazısı asınca ortalık karıştı. Ankara'daki Toygar Börekçi
İlköğretim Okulu'nda savaş gerilimi yaşandı.
Üçüncü sınıf öğrencisi 9 yaşındaki
Merve Hoşafçı, derste Savaş ve barış
konusu işlenirken önce sınıfının pano ve kapısına,
sonra da okulun koridorlarına Savaşa hayır
yazılı kağıtlar astı. |
|
İstanbul'daki üniversitelerde barış meşaleleri yakılacak!
Ülkemizin savaşa girmemesi için
barış meşaleleri yakıyoruz.
Savaşa karşı mücadele Türkiye halkının onur kavgasıdır.
"Biz istesek de, istemesek de..." diye başlayan akıl yürütmelerin
doğru olmadığının, bir halk onuruna sahip çıktığında
ve mücadele ettiğinde bunun mutlaka karşılığı
olacağının en somut göstergesi, meclisin "vatana ihanet
tezkeresi"ni bir çırprıda geçirememesidir.
Şimdi daha ötesini yapma vaktidir. Ülkemizin emperyalist savaşta
yeri yoktur ve hükümet ülkemizin olası savaşın tamamen dışında
kalacağını ilan etmek zorundadır. Bugünden itibaren Türkiye'deki
her üniversitede barış meşaleleri yakılmaya başlanacak.
Ülkemizin savaşa girmeyeceği, ABD askerinin ülkemize yerleşmesine
izin verilmeyeceği açıklanana dek, TKP'li Öğrenciler Türkiye'nin
dört bir yanında eylemde olacaklar. Barış meşaleleri bu
eylemlerin ilk halkası olacak.
ABD askeri olmayacağız.
Ülkemizde yanki istemiyoruz.
Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüs: 3 Mart 2003 Pazartesi Saat 18.00
İstanbul Teknik Üniversitesi: 4 Mart 2003 Salı Saat 13.00 Yemekhane
Önü
Yıldız Teknik Üniversitesi: 4 Mart 2003 Salı Saat 12.30 ( Beşiktaş
Kampüsü )
İstanbul Üniversitesi: 4 Mart 2003 Salı Saat 12.30 ( Beyazıt )
4 Mart 2003 Salı Saat 12.30 ( Edebiyat Fakültesi )
4 Mart 2003 Salı Saat 12.30 ( Avcılar Kampüsü )
NOT:
Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrenciler çadır kurarak sabaha
kadar meşaleyi koruyacaklardır. Ertesi gün de meşale yanmaya
devam edecektir.
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİLİ ÖĞRENCİLER
Osman Ağa Mah. Nüshet Efendi Cad. No:38 Kadıköy-İstanbul Tel:
+90 216 414 65 04 Fax: +90 216 346 11 37
tkp@tkp.org.tr www.tkp.org.tr
| Üniversite'den ABD askerine tepki Hürriyet, 19.03.2003, Son Güncelleme 16:40 | |
|
Ferdi GÜNGÖR, Kenan Evren DUMAN /İÜHA İstanbul Üniversitesi Senatosu, Güneydoğu
Anadolu Bölgesi başta olmak üzere Türkiyenin pek çok köşesinin,
ulusal bağımsızlık ve can güvenliği açısından
tehdit oluşturan Amerikan askerî bölgelerine dönüştürüldüğünü
belirterek Vatan topraklarımızın bir bölümü, Türk
insanı için yasak bölge ilan edilmiştir. Ancak her şeye
rağmen, Türk Ulusu, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini
koruyacaktır dedi.
İÜ Senatosu üyeleri Rektör Prof. Kemal Alemdaroğlu başkanlığında
toplanarak, Türkiye topraklarında Amerikan üsleri kurulmasına
tepki gösterdi. İÜ Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu,
İÜ Senatosu adına yaptığı açıklamada,
İÜ Senatosu olarak, ulusumuzun temsilcisi olan TBMMnin,
ulusun ve gençliğin sesine kulak vermesini bekliyoruz. Bütün dünyada
emsali görülmemiş bir galibiyetin temsilcileri, aziz vatanın
her köşesinde konuşlanırken, Türk Ulusu, fakr-u zaruret
içinde harap ve bitap düşmüş olsa bile Ulu Önderimizin
emirlerini yerine getirecek, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini
koruyacaktır dedi. İnsanlık için yeni bir felâket olur Senato adına konuşan İstanbul Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Irakın antidemokratik
totaliter rejiminin kesinlikle karşısında olduklarını
belirterek, Ancak Birleşmiş Milletler devre dışı
bırakılarak başlatılmak istenen savaş, dünyada
barış umutlarını yok edecek ve insanlık için
yeni bir felâket olacaktır dedi. Türkiye, yabancı ülkelerin toprak bütünlüğüne
saygılıdır Rektör Alemdaroğlu, ülkenin, Cumhuriyet tarihinin en zorlu ve
karanlık dönemini yaşadığını belirterek,
Ekonomik kriz ve giderek artan işsizliğin yol aştığı
yoksulluktan kurtuluş için ekonomik çözümlere umut bağlayan
Türk insanı, yaşama hakkının pazarlık konusu
yapıldığı bir savaşa sürüklenmektedir. Şanlı tarihimiz, ulusumuzun onurunu ve bağımsızlığını
korumak için kahramanca savaşmış olsa bile, 80 yıllık
Cumhuriyet dönemi boyunca Büyük Atatürkün Yurtta Barış,
Dünyada Barış ilkesi doğrultusunda, yabancı ülkelerin
toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarına saygılı
olmayı sürdürmüştür diye konuştu. |
|
Üniversite nihayet suskunluğunu
bozuyor. 116 profesörün, hukuk, demokrasi ve barış çağrısı
yayımlanıyor gazete ilanlarında. TBMMden geçmeyen tezkerenin
ABDnin baskısıyla ikinci kez gündeme getirilecek olmasına karşı
çıkıyorlar. Böyle bir girişimin parlamenter meşruiyeti
zedeleyeceği inancıyla Meclise sesleniyorlar:
"Şimdiden sınır ötesine asker
gönderilmesi ve ABDye ait büyük ölçüde teçhizat ve mühimmat sevkine
başlaması, Meclisin bütünüyle hiçe sayıldığı
anlamına gelmektedir.
Ülkemizi tarihi bir hukuk ve demokrasi sınavı
beklemektedir.
Başta TBMM olmak üzere bütün kurumları,
bu sınavın ciddiyetinin bilinciyle, halkın barıştan
yana tercihine sahip çıkmaya çağırıyoruz."
Profesörler bildirisi internette dolaştırıldıktan
sonra imzalar toplanmış. Seçebildiğimiz bazı isimler:
Fikret Adaman, Sina Akşin, Nazlı Başak,
Ayşegül Berktay, Murat Belge, Korkut Boratav, Ayşe Buğra, Aysel
Ekşi, Nükhet Esen, Gencay Gürsoy, Mine İnceoğlu, Ahmet İnsel,
Raşit Kaya, Çağlar Keyder, Türkel Minibaş, Baskın Oran,
İzzettin Önder, Esin Öztürk, Taha Parla, Türkan Saylan, Burhan Şenatalar,
Piraye Serdaroğlu, Aslı Tosun, Zafer Üskül, Erinç Yeldan.
İmzaların tamamını gazete
ilanlarında bulmak mümkün.
Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Ayşe
Buğrayı Milliyet Sohbet Odasına konuk ederek, Irakla
ilgili olası gelişmeleri konuştuk.
Prof. Buğra, gelişim iktisadı dersi
veriyor. ABDnin güç politikalarını bu denli öne çıkarmasını,
İkinci Dünya Savaşından sonraki en büyük dönüşüm
olarak görüyor. ABDnin Irak nedeniyle BMyi ve Avrupayı karşısına
almasını bir petrol savaşının ötesinde küreselleşmenin
önündeki ekonomik blokların kaldırılması şeklinde
yorumluyor. Onlar da sisteme dahil edilince Amerikan imparatorluğunu
tescil edilecek.
O yüzden ABDnin Irakla değil, Avrupa
ve onu destekleyen Rusya ve Çin ile savaşından söz etmek gerekiyor!
Türkiyenin konumuna gelince...
Güçlünün yanında olmak kazanmanın
tek koşulu mu? Savaşın ne getireceğini kimse bilmiyor. Kuşkusuz
ABD, Iraka yenilecek değil! Ancak bunun bir ganimetçiliğe dönüştürülmesine
karşı Buğra. Aslında tezkerenin Mecliste geçmeyişi
sonucu Türkiyenin ekonomide kendisiyle yüzleşmesi için bir fırsat
doğduğunu savunuyor.
Bu ülke daha kaç yıl borç yüküyle
gidecek?
2003, Irak savaşıyla kurtuldu diyelim,
ondan sonraki yıllarda ne olacak? Yılbaşlarında savaşacak
ülke mi arayacağız?
Artık bir paradigma değişikliğine
ihtiyacımız yok mu?
Kendi ayaklarımız üzerinde durmanın
zamanı gelmedi mi?
Üniversitenin topluma bu yönde de çözüm önerileri
sunması gerekiyor.
116lardan alternatif görüşler
bekliyoruz.
dsazak@milliyet.com.tr
| ODTÜ'de
'doları boykot' çağrısı. (Bugün, 17:46) |
|
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğretim elemanları,
Irak savaşı nedeniyle ABD'yi protesto etmek için "ABD
Doları'nı ve mallarını boykot" çağrısında
bulundu.
|
SOHBET ODASI Derya SAZAK, Milliyet, 17/03-2003 116 profesör, asker tezkeresine karşı TBMM kararına destek bildirisi yayımlayarak savaşa hayır dediniz. Üniversite hocaları olarak, tezkerenin yeniden Meclise getirilmesini istemiyorsunuz. 116lar bildirisi nasıl doğdu? Irak sorunu akademik çevrelerde de çok tartışılıyor. ABDnin Iraka müdahalesi benim çevremdeki insanların çoğuna ahlâken, siyaseten ve hukuk açısından kabul edilemeyecek bir şey gibi geliyor. Türkiyenin ABDnin yanında destekçi bir ülke olarak yer alması olumsuz karşılanıyor. Barış yolunda birleştiniz... Akademik dünya farklı görüşlerin tartışıldığı, herkesin birbirini eleştirdiği bir dünyadır. Ama nadiren, bu konu gibi, aklın ve vicdanın yolunun gerçekten bir olduğu durumlar ortaya çıkabiliyor. Üniversiteden pek çok kişinin bu konuda çok net bir tavrı vardı, ama bu kamuoyuna yansımıyordu. Televizyonlarda bir sürü saçma sapan görüşler tekrar tekrar yayınlanıyor. Felsefeciler köpürüyor. Siyaset bilimcileri, iktisatçılar tepki gösteriyorlar. Sonuçta kendi kendimize söyleneceğimize topluma mesaj verelim istedik. Bildiri fikri öyle doğdu. Aydınlar savaşa karşı Devamı gelecek mi? Nasıl karşılandı? Belki akademik camia bütünüyle bir şey yapmak ister. Aydınların savaşa karşı olması çok doğal. Biz sorunları tartışarak, düşünce ve eleştiri yoluyla çözeriz. İnsan öldürerek sorun çözmek bize yabancı. "Savaşa karşıyım ama..." yaklaşımına ne diyorsunuz? Ben kendi hesabıma onu, "savaş istiyorum ama açıkça söylemeye utanıyorum" şeklinde yorumluyorum. Savaş zaten karşı çıkılması gereken bir şey ama ABDnin Iraka müdahalesinin çok başka boyutları da var. Uluslararası düzeni sarsıcı bir niteliği var. BM gibi kurumların meşruiyetini tartışmaya açıyor. ABD müdahalesine ortaklık, Türkiyenin uluslararası camiada izole olması demektir. Güvenlik Konseyinden veto yiyecek bir kararın parçası olmanın Türkiyenin dünyada İsrail konumuna sürüklenmesi anlamına geleceğini düşünüyorum. Bu savaşa ortak olursak bundan sonra bizi bekleyen, bölgede ve dünyada İsrail kadar tecrit olmaktır diye endişe duyuyorum. Tezkerenin yeniden Meclise getirilmesine de karşısınız. Bu arada ABDnin hava sahasının açılması yönündeki baskısı hükümeti zorluyor. 116 imzalı bildirinin özü, ikinci bir tezkerenin Meclise gitmesinin parlamenter meşruiyeti zedeleyeceğidir. TBMM sözünü söyledi. Tezkere geçmedi. Bu durum, "AKPnin çok başlılığı, grup kararı alınsaydı geçerdi vb." şeklinde yorumlandı. Bu tuhaf bir eleştiri. Yıllarca "lider sultası"ndan şikâyet ettik, milletvekili iradesine ipotek konulduğundan yakındık. İstediğimiz şey bu değil miydi? Parlamento, halkla bütünleşti. Gelişmeler Cumhuriyetin 2. Dünya Savaşından sonra karşılaştığı en büyük kriz şeklinde yorumlanıyor. O savaşın dışında kalmayı başarmıştık... Türkiyenin geleceğiyle ilgili bir stratejik vizyon olsaydı - Özalın bir koyup üç almak yaklaşımını kastetmiyorum- örneğin AB projesini gerçekten sahiplenebilseydik, Irak krizinde alınacak kararlar daha kolay olurdu. Irak sorunu, ABD ile AByi karşı karşıya getirdi. Bir küresel paylaşımdan, hatta çatışmadan söz etmek olası. ABDnin Iraka müdahalesi salt Saddamın silahsızlandırılması, rejimin değişmesiyle mi sınırlı yoksa, petrole dayalı yeni nüfuz alanları yaratması, Ortadoğuya yerleşmesine dayalı güç politikasının mı yansıması? Üniversitede gelişme iktisadı dersi veriyorum. 2. Dünya Savaşı sonrası dünya tarihini, 20. yüzyıl sonunda ortaya çıkan kürselleşme sürecini ele alıyorum. Ben Irak savaşını bu çerçevede yorumluyorum. ABD politikasının üç temel açısı var. Birincisi, ABD yönetimi içindeki bir kesimin kişisel ekonomik çıkarları. Başkan Bush, Cheney, Rumsfeld... ABDde gerçekten oligarşik bir yönetim olduğu söylenebilir. İkincisi petrol. Bu çok söylendi, ama savaşın ABDnin diyalize bağlı bir hasta gibi petrol bağımlısı olmasının ötesinde bir anlamı daha var: Bu savaş, bir anlamda, Avrupaya karşı. ABDnin hedefi Avrupa ABDnin hedefi Irakın yanı sıra Avrupa mı diyorsunuz? 1990larda küreselleşmeyi tartışırken bunun bir bölgeselleşmeyle birlikte gittiği gözlemi yapılıyordu. Dünyada üç ayrı blok ortaya çıkmıştı: Asya ekonomileri, AB ve ABD. Avrupanın ve Uzak Asyanın ekonomiye yaklaşımları farklıydı. Hep şu soru soruldu: Küreselleşme bu bloklaşmayla birlikte gidebilir mi? Şunu kastediyorum: Ticaret ilişkileri ve sermaye hareketleri uluslararası düzeyde çok yoğunlaşmıştı. Bu sürdürülebilirdi, ama bu yapılırken bu blokların kendi iktisadi sistemlerini, kurumsal yapılarını, ekonomik ilişkilerinin yapısını koruyacak şekilde devam etmelerine olanak sağlanabilirdi. ABD ekonomisi piyasa temellidir. Küresel ekonomi, Avrupanın ve Asyanın farklılıklarını dikkate alarak mı düzenlenecek, yoksa ABD sistemini yansıtan denetimsiz bir piyasa mantığına mı dönüşecek? ABD ile Avrupa arasındaki Irak çatışmasının geri planında küresel ekonomiden kaynaklanan çelişkiler mi var? Bir sistem çatışması gözlemleniyor. Piyasanın ve sermaye hareketlerinin sosyal amaçlar doğrultusunda denetlenmesi gerekliliği, çevre sorunlarına duyarlılık, AByi ABDyle karşı karşıya getiriyor. Küreselleşmenin sosyal, insani boyutunun ihmali... Mesela çevre programlarına bakın, bu konudaki düzenlemeleri en çok ABD reddetmiş. Küreselleşme denildiği zaman iki şey akla gelir. Bir, Avrupa, Uzakdoğu gibi bölgelerin bir arada yaşayabileceği bir dünya düzeni. Diğeri, Amerikan piyasa sistemini yansıtan ve bölgesel sistem farklarını yok eden bir imparatorluk anlayışı. ABD imparatorluğu fikrini yansıtan bir anlayış... Gerektiğinde rejimleri de değiştirmeyi öngören bir imparatorluk. Bu sadece ekonomik değil, politik ve sosyal bir çerçeve içinde ortaya çıkan bir sistem mücadelesi olarak görülebilir. 20nci yüzyıl büyük ölçüde bir Amerikan Yüzyılı idi. O, o zamanki haliyle, bitti. Eski Roma gibi bir imparatorluk mu inşa ediliyor? Küreselleşmenin, Amerikan sisteminin, bir imparatorluk anlayışının bütün dünyaya kabul ettirilmesi anlamına gelmesi gerekmiyor. ABD ne yapmaya çalışıyor? Şimdiki yönetim, "Bu dünyada benim dediğim olur, BMyi falan tanımam" gibi bir tavır sergiliyor. "ABD, Avrupaya savaş açtı" derken bunu kastediyorum: Eğer Fransa ve Almanya BMde direnmeseydi Iraka çoktan müdahale edecekti ABD. Ve yeni dünya düzeninin işleyişi konusunda tek söz sahibi olma amacına doğru önemli bir adım atacaktı. Olayın korkunç tarafı bu. ABD sisteminin üstünlüğü dediğimiz şeyin en önemli göstergesi askeri güç. Dünyanın buna direnmesi çok önemli. Türkiyenin önemi de burada. Buna direnilmezse bu askeri gücün bütün uluslararası meşruiyet kaygılarını galebe çalması demektir. Ondan sonra dünya çok farklı bir yere gider. Bunun miladı 11 Eylül mü? 11 Eylül ABDnin çok işine yaradı. Afganistana ve Iraka müdahale planları zaten vardı. Bir cinayet işlendiği zaman soruşturulur: Cinayetten kim kazançlı çıktı diye. Burada parmaklar Amerikan yönetimini gösteriyor. Tabii 11 Eylülü Amerikan yönetimi planladı demek istemiyorum. Ama bundan yararlanan, en azından yararlanmaya çalışan o yönetim oldu. Aslında Türkiyeden bakınca ABD içindeki olaylar iyi izlenmiyor gibi geliyor. Amerikada da Bush yönetimi konusunda çok ciddi kuşkular belirdi. "Tanrı adına dünyada imparatorluk kurmak" gibi fikirleri telaffuz eden bir yönetim. Bunlar normal şeyler mi? Amerikan entelektüelleri bu irrasyonel siyasi söylem karşısında ne diyeceklerini şaşırmış durumdalar. Bush yönetiminin tuhaflığı ABDde de görülüyor ve tartışılıyor. Türkiyenin pozisyonuna bakalım isterseniz, bizde şöyle bir kolaycılık ve faydacılık gözleniyor: "ABD dünyanın patronu ve savaşacak. Bunu önleyemeyeceğimize göre karşımıza almayalım. Biz de girelim" diyenler var. Krize ağır bir borç yüküyle yakalanmanın faturasını mı ödüyoruz? Çıkış yolu yok mu? "ABD güçlü, biz de peşine takılalım" düşüncesi ciddi değil. Fransa Almanya, Rusya, Çin buna direniyor. Ayrıca ABD ekonomisi hiç iyi durumda değil. Bütçe açığı artıyor, cari işlemler zaten büyük açık veriyor. Bildiride savaşa vicdani bir karşı çıkışın ötesinde bu tür bilgilerden de esinlenme var. Savaşın ne getireceğini bilmiyoruz. 68de lise yada üniversite öğrencisiydik. Bu anlamda hepimiz 68liyiz. Ben bundan onur duyarım. Ama bu, hepimiz benzer siyasi çizgilerden geliyoruz anlamına gelmez. Ama hepimiz ekonominin ağır bir borç yükü altında olduğunu görmeliyiz. Bu yüzleşme ertelenemez. 2000 - 2001de ertelendi, 3 Kasım seçimlerinde siyasi deprem yaşandı. "Zor durumdayız, 2003te çok sıkışacağız, şu savaşa girelim de ABDden şu kadar kredi, hibe gelsin" gibi bir anlayış olamaz. Tezkerenin reddedilmesi belki de şanstır. Çünkü yüzleşmeyi ertelenemez hale getiriyor. Savaş ganimeti peşinde koşmak yerine, biraz kemer sıkacağız. ABDden kaynak gelecek diye IMFye güle güle deseydik, AKP iktidarında memnun edilmeyi bekleyen taban, çapuldan pay alma çabasına girişecekti ve bütün ekonomik dengeler bozulacaktı. Şimdi 2003 bütçesi uygulanırsa herkes zorluk çekecek. Türkiyenin artık olgunlaşması lazım. Bütün mesele yükün adil dağıtılmasıdır. Mesela kaynak yaratmaya çalışırken, bunun borsada değer kazanan kâğıtlardan elde edilen gelirlerin, faiz gelirlerinin vergilendirilmesi de düşünülebilir. Bu durumun, hükümete de bir şans verdiği düşünülebilir. Hükümet, "savaşa direndik, dolayısıyla bunun sıkıntısına da katlanacağız" diyebilir ve bunu bu ortamda tabanına daha kolay kabul ettirebilir. Üniversite barış istiyor. Zaten çoğunluk "barış" diyor ve çoğunluk sesini duyurmalı... |