Demokratik emperyaliste demokrasi
dersleri
03 Mart 2003 Pazartesi
Devrilecek ilk hedef olarak Saddam Hüseyin
rejimini seçen ve Ortadoğuyu bütünüyle yeniden biçimlendirmek
hevesinde olan Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz gibi
demokratik emperyalistlerin Bush yönetiminde önemli bir ağırlığı
var. Saddamı askeri güç kullanarak devirmek ve Iraka zorla
demokrasi getirmek isteyenlerin başını da bunlar çekiyor. Dünyanın
dört bir yanında yükselen savaş karşıtı dalga ise
umurunda değil bu demokrasi zorbalarının.
Türkiyede "İslamcı" bir geçmişin
mirasçısı sayılmasına karşın ABDye ve
Avrupaya yakın duran ve güçlü bir parlamento çoğunluğuna
sahip bulunan, deneyimsiz bir yeni hükümetin işbaşına gelmiş
bulunması ilk anda ABD yönetiminin işine geldi sanırım.
Demokratik emperyalistler, Irak operasyonunda ve bölgeyi yeniden yapılandırma
çalışmalarında, AKP hükümetiyle yakın bir işbirliği
yapabileceklerini düşündüler. Savaş planları da buna göre yapıldı.
Türkiyede de kamuoyunun savaşa karşı
olduğu biliniyordu ama Meclise yeni girmiş, rahat bir çoğunluğa
sahip AKP grubunun ABDye savaş için kolaylıklar sağlayan
tezkerenin eninde sonunda onaylayacağına kesin gözüyle bakılıyordu.
Meclisimiz, cumartesi günü aldığı kararla bu beklentiyi yıkarken
demokratik emperyalistlere de unutamayacakları bir demokrasi dersi
verdi. Demokrasinin bu kadarı fazla mı gelmişti acaba Wolfowitz
gibilerine?
ABDnin gücü kaç para eder? Amerika
şoktaymış. Tezkereyi çantada keklik sayan bizim Amerika
hayranlarının da şokta olduğunu düşünmek pek zor değil.
Acaba TBMMnin bu kararı nedeniyle özür mü dilesek Amerikadan?
"Aman bize kızmayın, hatamızı düzeltiriz" mi
desek?
ABD tartışmasız dünyanın tek
süper gücü. Özellikle askeri alanda rakipsiz görünüyor. Askeri harcamalarını
sürekli artıran ABDnin savunma harcamalarının, diğer tüm
ülkelerin toplam savunma harcamalarını geçmesi bekleniyor. Askeri
alandaki bu üstünlüğüne güvenerek her sorunu askeri güçle çözmeye
heveslenen ABDnin bu gücüne bakarak ABDyi her alanda rakipsiz görenler,
ABDnin son birkaç yılda çok ciddi zaaf belirtileri gösterdiğini,
fiyasko üzerine fiyasko yaşadığını göz ardı
ediyorlar.
AMERİKAN FİYASKOSU
ABDnin son yıllarda ve son aylarda yaşadığı
irili ufaklı fiyaskoların hemen akla geliverenlerini bir hatırlayalım:
Başkanlık seçiminde oy sayımını
haftalarca sonuçlandıramadı Amerika ve sonunda Al Goredan daha az
oy olan George W. Bush, şaibeli bir mahkeme kararıyla Başkan
oldu.
Dünyanın en gelişmiş istihbarat örgütüne
sahip olduğu varsayılan ABD 11 Eylül saldırısını
önleyemedi.
11 Eylülün baş faili olduğu söylenen Usame bin
Ladin hâlâ ele geçirilemedi.
Enerji devi Enronun büyük bir yolsuzluk skandalıyla
çöküşü ABD şirketlerinin ve onları denetlemekle yükümlü
kurumların güvenilirliğine büyük bir darbe vurdu.
Enronun çöküşünü Worldcom gibi gene 1990larda yükselen
diğer bazı dev şirketlerin ve efsanevi yöneticilerinin şaibeli
çöküşleri izledi
Bu skandalların yarattığı güven bunalımı
"yeni ekonomi" balonunu patlattı ve hisse senedi borsalarının
1990lardaki çılgınca yükselişi yerini çöküşe bıraktı.
ABD borsalarındaki şirketlerin toplam değer kaybının 13
trilyon doları bulduğu hesaplanıyor
Borsalar çökerken ABD ekonomisinin büyümesi de durakladı.
Uzay mekiği Columbia inişe geçerken parçalandı.
Amerikanın ünlü bir tıp merkezinde Meksikalı
bir kıza uyumsuz kan grubundaki bir vericiden kalp nakli yapıldığı
için kız öldü.
Bütün bunlar bizde yaşansaydı herhalde
"biz adam olmayız" edebiyatının yeni örnekleri
sergilenirdi. Ama bütün bunlar Amerikada yaşandı ve Amerikayı
her alanda rakipsiz görenler bunlardan hiç ders almadı.
ABD şimdi askeri harcamalarını daha
da artırarak dünyaya korku salmaya çalışırken diğer
alanlardaki zaafiyetini kamufle etmeye çalışıyor.
Ancak bunu yaparken ABDnin dış ve iç
açıkları sürekli olarak büyüyor. ABDnin dış ticaret açığı
geçen yıl 435 milyar doları buldu ve cari işlemler açığı
GSMHsinin % 5ini geçti. Öte yandan, askeri harcamalardaki artışın
ve ekonomiyi canlandırmak için yapılan vergi indirimlerinin de
etkisiyle giderek büyüyen bütçe açıklarının da GSMHnin %
3ünü geçmesi bekleniyor.
DANDİK DOLAR MI?
Dış ve iç açıkları sürekli
büyüyen ABD, tıpkı Türkiye gibi, bu açıkları dışarıdan
finanse etmek zorunda. Dış dünyanın ise farklı açılardan
zaafiyet belirtileri gösteren, üstelik kabadayılık gösterileriyle dünyayı
ürküten ABDyi finanse etmeye eskisi kadar hevesli olmadığı görülüyor.
Bu eğilimin süreklilik ve derinlik kazanması halinde ortaya çıkacak
sonuçlardan biri de ABD dolarının tepetaklak yuvarlanması
olabilir. Doların değer kaybının % 30dan % 50ye kadar
çıkabileceğini ileri süren ciddi yorumcular var.
ABDnin gerçek gücünün kaç para ettiğini
tartışmanın tam zamanı galiba.
AKP güvensizlik çemberini kırabilir
mi? AKP iktidarını kuşatan
güvensizlik çemberi, ünlü tezke- renin Mecliste gerekli çoğunluğu
sağlayamayıp reddedilmesiyle yeni bir boyut daha kazandı. AKP
liderliği ve hükümet ile AKP Meclis Grubu ve TBMM Başkanı arasındaki
güven bunalımının da hatırı sayılır boyutta
olduğu anlaşıldı. AKP yönetiminin dış dünyada
ABD ile ve Kuzey Iraktaki Kürt gruplarla ilişkilerinde karşılıklı
bir güven eksikliği yaşanırken AKPnin Cumhurbaşkanı
Sezerle, askerle ve kamuoyu ile ilişkilerinde de iki yönlü bir güven
eksikliğinin izleri görülüyor.
Piyasalar sarsılırsa
sorumlusu kim olacak? Irakla
savaşmayı kafasına takmış olan Bush yönetimi ile AKP hükümeti
arasındaki pazarlık sürerken, anlaşma sağlanması
halinde ABDden gelecek paranın Türkiyenin ekonomik sorunlarına
deva olacağı havası estirildi. ABDden alınacak hibeyle sağlanacak
kredilerin Türkiyenin borç sorununu çözeceği, faizlerin düşeceği,
ekonominin canlanacağı umudu yaratıldı. Meşhur tezkere
oylamasına da bu gözle yaklaşıldı ve tezkerenin
onaylanmaması halinde çok kötü şeylerin olacağı,
ABDnin doları 3.5 milyon liraya yükselteceği, borsanın çökeceği
tehdidi kullanılarak tezkereye destek sağlanmak istendi. İş
aleminin önde gelen bazı dernekleri ve bazı medya mensupları da
bu tehdidi dillendirdi. Bu ortamda Amerikadan gelecek paraya güvenerek doların
düşüşüne oynayanlar şimdi umutlarını yitirip tersini
yaparlar mı bilmiyorum ama tezkerenin reddi nedeniyle piyasalarda bir çalkantı
yaşanırsa bunun baş sorumlusu, "tezkere geçmezse felaket
olur" yaygarasını koparanlar olacak.
oulagay@milliyet.com.tr
(Milliyet gazetesinden) http://www.simbad.sida.nu/