Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

Can DÜNDAR, 1 mart 2003

"Tamamkocaoğlan,anlaştık!"

     Amerikan gazetelerindeki "meşum" karikatürlerden biri:
     "Türkiye" adlı, file çoraplı kaknem kevaşe, elektrik direğine yaslanmış Sam Amca’yla Çingene pazarlığı yapıyor:
     "Tabii kocaoğlan, torpidonu limanıma sokabilirsin; ama bu sana 15 milyar dolara patlar."
     "Kocaoğlan" alışverişin müptezelliğinden mahcup; "şşşt, bağırma o kadar" diye yakarıyor.
     Karikatürün altında "Bel altı pazarlık" yazıyor.
     * * *
     Washington, Türkiye’yi bir yandan tehdit edip, bir yandan da fırsatçı bir "kumbara" gibi resmederek sonuç almaya çalışıyor.
     Ankara ise "Kestaneyi ateşten kim alacak" oyunu oynuyor.
     Cumhurbaşkanı, Meclis toplanacağı sırada "Savaş için Anayasa’nın istediği uluslararası meşruiyet koşulunun oluşmadığını" hatırlatıyor.
     Kuliste "Geç kalıyoruz, tezkereyi hemen çıkarın" diye hükümeti sıkıştıran asker, Fikret Bila aracılığıyla kamuoyuna "Rahatsızız. Tezkere onaylanmasın" mesajı veriyor.
     Başbakan Yardımcısı, "Karşıyım, ama imzaladım" diyor.
     Herkes savaşın sorumluluğunu Başbakan’ın üstüne yıkmaya çalışırken Gül, ısrarla susacağına "Cumhurbaşkanımızın ve askerimizin kaygılarına katılıyorum. Madem öyle, ben de yokum" dese, iş bitecek.
     Ama o da oyuna katılıp topu MGK’ya atıyor; "Yağma yok. Ortak imza atacağız" diyor.
     Cumhurbaşkanı hemen ikinci bir açıklama yapıp "Böyle bir şey istemediğini" söylüyor.
     Asker "Rahatsızız" açıklamasını yalanlıyor.
     Ankara yalpalıyor.
     * * *
     O yalpalarken ABD, Türkiye’deki asker ve yurttaşlarına kimyasal saldırı olasılığına karşı çiçek aşısı yaptırıyor.
     Anadolu’da, 81 yıl sonra ilk kez yabancı bir ülke askeri, Meclis kararını beklemeden yığınağa ve sevkıyata başlıyor.
     Bunlar olurken çoktan girilmiş bir savaşın tasdikçiliğini üslenecek Meclis ne yapıyordu dersiniz?
     Önceki gün "Türkiye’de balıkçılığın sorunları"nı görüşüyordu.
     Dün ise "Powell yine arar" korkusuyla, kapısına "Cumaya gittim, gelecem" yazmış gibi bomboştu.
     Bir CHP milletvekili, İskenderun Limanı’na gidip savaş hazırlığını gözlemek istedi.
     İçeri sokmadılar.
     Basına yansımayan bu skandal, CHP’li Mustafa Özyürek’i "Limanlarımız ABD silahlı kuvvetlerinin işgali altında" diye feryat ettirdi.
     Kendi toprağına giremeyen Meclis, komşununkine girmeyi görüşecek bugün...
     * * *
     Savaştan yana olmak bir tavırdır.
     Savaşa karşı çıkmak da öyle...
     Ama daha önce göz kırptığınız on binlerce yabancı asker limanınızdayken ve komşudakiler, sizinle çatışmak için sizin dağıtacağınız silahları beklerken, Meclis’te balıkçılığın sorunlarını görüşmek, tek kelimeyle "zavallılıkötır.
     Meclis, ateşle sınava girerken halkın gözüne bakarak veremediği kararı, MGK’yı "canlı kalkan" gibi kullanarak verecek.
     Sanırım Tayyip Erdoğan bugün AKP’li milletvekillerine yapacağı konuşmada o eski cengaver tavrını takınacak ve pençesine düştüğü "global 28 şubat"a karşı "Patriot’lar süngümüz / Awacs’lar miğferimiz" diye gürleyecektir.
     Lakin Sıhhıye’den, miting meydanından Meclis’e ulaşacak ses, ona ve partisine eski sloganlarını hatırlatacak, utandıracaktır.
     
     can.dundar@e-kolay.net
     
(Milliyet gazetesinden) http://www.simbad.sida.nu/