Can DÜNDAR, 02.03.2003
"Geldikleri gibi giderler!"
Tokat gibiydi.
Saat 19.00a geliyordu.
Gizli oturuma giren Meclis Genel Kurulundan çıkarılan
gazeteciler "Tezkere kabul edildi" haberlerini çoktan yazdırmış,
resmen açıklanmasını bekliyorlardı.
AKPden kaç ret çıkabileceğine dair
"fire - toto" oynanıyor, en fazla tahmin, 30-40ı geçmiyordu.
Bir tek camianın nabzını iyi tutmasıyla
gazeteci Ruşen Çakır ürkek bir tonla "Zayıf bir ihtimalle
ret çıkabilir" diyor, gülüşmelere yol açıyordu.
Haber, basın koridoruna cemre gibi düştü.
1 Martta Ankarada bahar böyle başladı.
***
Öğleyin AKP grubunda Tayyip Erdoğan
gruptaki tereddütleri gidermek için masaya kendi siyasi istikbalini koymuş
ve milletvekillerini tehdit etmişti:
"Hayır demek Doğu Perinçeke,
Cem Uzana Evet demektir".
Son günlerde yakın çevresiyle "Ret çıkarsa
ne olur" sorusunu tartışan Başbakan Gül, ise
"Reddedilmesi seçeneğine de hazır olduklarını"
belirterek, tezkereyi içine sindiremediğinin işaretini verdi.
AKPli muhalifler, grupta kendilerine uzatılan
göstermelik kupaya Genel Başkanlarını kandıracak
"Evet" oyları attılar.
Büyük sürprizi, Genel Kurula sakladılar.
***
Aynı saatlerde asıl muhalefet, Sıhhiyede
doğuyordu.
Yurdun dört bir yanından koşup gelen on
binler, yalnız kaldığını sananlardan bir koca orduyu
uyandırıp "Biz varız" diye ayağa kaldırdı.
Sivil toplum, hepten bitti sanılan bir
muhalif rüzgar gibi, toprağa gömülüp unutulmuş bir savaş
baltası gibi, "Hayırölı bir slogana yapışarak yürüdü.
Ve ışığıyla lüzumsuz bir
ampulü söndürdü.
***
Her şey bittiğinde, sonucun şoku,
Meclis kapısından çıkan mebusların şaşkın yüzünden
okunuyordu.
Ret veren AKPliler "Alnımız
ak" diye zafer havası yayarken, "Hükümet de gitti" paniğine
girenler "Ret verenler istifa etsinler" diye küfrediyordu.
"Irak krizi", Türkiyede bir "hükümet
krizi"ne dönüşürken, AKPde bölünmenin ve yeni bir siyasi
şekillenmenin de itici gücü oldu.
***
Bu karar, Türkiye için bir dönüm noktasıdır.
Meclis, ulusun iradesine boyun eğerek halkın
meclisi olduğunu gösterdi; onurlu ve demokratik bir tavırla hem ülkesinin
hem halkının itibarını kurtardı.
Şantaja, tehdide, aşağılamaya,
akıl vermelere kulak asmadı.
Bir toplumun toprağının, kanının,
parayla satın alınamayacağını gösterdi.
Türkiye bu kararla, dünya çapında
"Savaşa hayır" diye yürüyen barış korosuna katılıyor.
Hükümeti zavallı bir hale düşüren
Washington şimdi bütün planlarını en baştan gözden geçirmek
zorunda kalacaktır.
"Rambonun intikamı"ndan
korkanlar bilmeli ki, Türkiye, itibarını korumayı bilmiş
bir ülke olarak uzun vadede daha fazla ağırlık kazanmıştır.
Ankarada bir Mart günü aynı anda hem
Mecliste hükümetin cenazesine, hem de sokakta muhalefetin doğuşuna
tanık olduk.
Şimdi İskenderun açıklarına
bakıp "Geldikleri gibi giderler" demek hakkımızdır.
can.dundar@e-kolay.net
(2 mart tarihli Milliyet'ten) http://www.simbad.sida.nu/