Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!
ABD, Irak, Pirinç ve Bulgur...
Mustafa Sönmez, Eko Haber, http://www.ekohaber.net/

Hakkını verelim, Türkiye’nin her koşulda Irak’a saldırıda ABD’nin yanında olması gerektiğini en net ve gevelemeden ifade eden Rahmi Koç oldu. Bundan 1 ay kadar önce, Moskova’da, Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı bir açılış töreninde Koç, oyalanmayalım, ABD’nin yanında yer alalım, dedi. Sonra TÜSİAD, bu çizgiyi savunmaya başladı. AKP, zevahiri kurtarmak, biraz da iç dengelerini korumak için yaptığı “beyhude barış turları” sonucunda kararını açıkladı: ABD’nin yanındayız.
Doğrusu şu: Türkiye’nin başta ekonomik krizle elinin kolunun bağlandığı bir konjonktürde farklı bir politika izlemesi için, her alanda kelimenen tam anlamıyla “radikal” olması gerekir. Ekonomideki kuşatmayı yarmak için radikal biçimde IMF ile didşmesi gerekir. İçeride TÜSİAD kuşatmasını yarmak için, “radikal” kararlar alması gerekir.
AKP bunları yapacak bir iktidar olmadığına göre, ekonomideki teslimiyetini elbette dış politikadaki ABD teslimiyeti izleyecekti.
Gelelim, şu “ABD’nin kuracağı yeni dünya düzeninde “Geç kalmama, treni kaçırmama” savına...
Şu kadarını söyleyelim ki, ABD’nin büyük bir kabadayılıkla, bu Irak meselesini tereyağından kıl çeker gibi sonuçlandıracağına iman edenler, işgal sonrası Irak’a, giderek bütün Orta Doğu’ya , hatta dünyaya çekidüzen vereceğine ve herşeyin, “senaryo”da yazıldığı gibi cereyan edeceğine inananlar, fena halde yanılırlar.
Bu süreç o kadar karmaşık , sonuca etki edecek o kadar farklı değişken var ki, ABD, bu değişkenleri kontrol edecek kadar sürece hakim bir güç olsaydı, bugün dünyanın yüzde 95’inin, hatta kendi ulusunun muhalefetine rağmen bu operasyona gözükara girişmeye mecbur hissetmezdi kendini.
Bush, bir kere Irak’ı işgalde ve giderek, dünyanın eli sopalı tek hakimi olmaya karar vermiş yeni savunma doktrinininde ısrarlı ama, onca heybetli kükremesine karşın bünyesinde müthiş, yumuşak karınlar, aşil topukları taşıyor. Bunlar, ABD’deki muhalefetten, dünyada yaygınlaşan anti-ABD kamuoyuna, rakip AB blokundan Rusya, Çin gibi diğer kesimlerin muhalefetlerine ve nihayet ülkesi ve bölgesi işgale uğrayacak Orta Doğu halklarının meşru savunmasına kadar uzuyor. Tek tek üstünden gidelim.
Irak’ın işgaliyle başlayan ve bölgeye yerleşmeyi öngören planın kaça mal olacağını ve bunun ABD vatandaşlarına nasıl yansıyacağını ABD vatandaşları sormaya başladılar. ABD’de ekonomi zaten yolunda gitmiyor. Resesyon var. İşsizlik, durgunluk ve son dönemlerde yaşanan skandallar, kılpayı iktidara gelmiş Bush’un en ufak başarısızlığını hoşgörecek gibi değil. İkincisi, ABD’deki hakim sınıflar bloku içinde, bu yeni savaş doktrinini benimseyenler, daha çok enerji, silah ve kimya sektörünün tekelleri. Ama diğer, sermaye fraksiyonları bu tehlikeli oyundan endişeliler ve Bush’un en ufatk tökezlemesinde feveran
etmeye hazırlanıyorlar.
ABD’nin başta petrol olmak üzere, su ve diğer doğal kaynak havzalarını, Afganistan operasyonunudan başlayarak kontrol altına alma sürecine ve bunun ikinci adımı olarak Irak’ı işgal etme niyetine , diğer emperyalist ülke ve blokların itirazı var. AB içinde Fransa ve Almanya, Irak saldırısı konusuna son ana kadar direnme eğiliminde görünürlerken, ABD’nin medya marifetiyle, onaylarını almış göründüğü diğer Avrupa ülkeleri, pek de tabanın sesini yansıtmıyorlar. Hiç yabana atılmaması gereken AB kamuoyu, ABD’nin zorbalığını dünyanın kafasına öyle kazır ki, ABD , işgalci imajını yıllarca temizleyemez. Dünyayı. hep sopayla yönetemezsiniz ki.. İmaj çağı değil mi çağımız?
Soğuk savaş sonrası süngüsü düşen Rusya’nın, ABD’nin petrol dahil , hammadde kaynaklarına ve bölgelerine yapacağı müdahalenin, kendi ülke gelişimine , özellikle petrol gelirlerine olumlu etki yapmayacağı açık. Büyük bir gelişme sürecineki Çin’in, ABD yatırımlarına ihtiyacı var ama Irak petrolü ile de ilgisi var. İran, AB ile daha yakın temas halinde.
Irak sonrası sıranın kendilerine geleceğini bilen Orta Doğu ülkeleri de ABD’ye karşı “teslimiyet-direnme” salınımı yaşıyorlar.
Gelelim Irak’a... Duvara sıkıştırılan kedinin can havliyle göstereceği tepki misali, Irak’ın uzun süredir beklediği bu işgal karşısında Vietnamlaşmayacağını kim garanti ediyor ?
Diktatör Saddamı’ın Irak’ı ile, Ho Şi Mienh’in Vietnamı’nı karşılaştıramayız elbette. Saddam, komşularıyla savaşıp duran bir saldırgan. İran'la savaşta kaybedilen 1 milyon insanın kanı bulaşmış ellerine.. Halepçe’yi nasıl unuturuz ?
Vietnamlaşmayı da hatırlayın: 500 bin Amerikan askerine ve bitmek bilmez bombardımana rağmen, Ho Şi Minh zafer kazandı ve ABD büyük yenilgi ve yara aldı. Toplumda ''Vietnam Travması'' hala sürüyor. Düşünün, Vietnam'da savaşan askerlerden biri, şimdi, Irak'a ''Canlı Kalkan'' olarak gidenlere önderlik ediyor.
Özetle sorun, dışarıdan göründüğü kadar basit değil ve Irak, göründüğü kadar çantada keklik değil. Operasyon ise basit bir Irak ve petrol hesabı hiç değil…
AKP Başkanı “ABD ile işbirliğinin” gerekçesini , denklemin dışında kalmamak olarak ifade etti. Denklemin içine böyle dalın da görün bakalım, o denklem kaç bilinmeyenli…
Pirince giderken, bulgurdan olmayın da…
(6 mart 2003 tarihli Eko Haber'den) http://www.simbad.sida.nu
ARAMA
E-MAIL LİSTESİ
E-Mail
 
GÖRÜŞ
Doğan Medya Neden savaş İstiyor ?

Mustafa Sönmez
Nedir Doğan Medya'yı bu kadar savaş histerisine kaptıran ? Grup olarak savaştan bir çıkarları mı var? Petrol Ofisi’ni almak, "petrol" iştahlarını mı kabarttı diye sorarsanız, ilgisi yok. Onlarınki, "tamamen sınıfsal!…" Filmi başa saralım…
devamı
YORUMLAR
ANKET

 

 

Irak petrolü 4 şirketin    Mustafa Sönmez, Eko Haber, 19/03-2003

     ABD ve İngiliz ordularının işgal etmeye hazırlandığı Irak, dünyanın ikinci büyük petrol rezerviyle petrol endüstrisinin iştahını kabartıyor. Son sayısında bu konuyu mercek altına alan Amerikan Newsweek dergisi, petrol şirketlerinin savaş sayesinde, yaklaşık 40 yıl önce kapı dışarı edildikleri Ortadoğu’ya inanılmaz imtiyazlarla geri dönmeyi planladığını yazdı. Haberini endüstri kaynaklarına dayandıran Newsweek’e göre savaş sonrasında Bağdat, ABD ve İngiltere’nin denetiminde olacağı için, Irak petrollerini kapma yarışını da Amerikan ve İngiliz şirketleri kazanacak. Irak’ın kara altınını tekelleri altına almaya aday şirketler şunlar: Exxon Mobil, Chevron Texaco, Shell ve British Petroleum (BP).
     
     Müthiş imtiyazlar
     Newsweek’e göre, petrol devleri Irak petrollerini tekellerine geçirmekle kalmayacak, "oyunun" kuralını da değiştirecek. "Yedi kız kardeşler" olarak bilinen petrol devleri elde edecekleri imtiyazlar sayesinde bir anlamda saatleri geri alarak, Latin Amerika ve Ortadoğu’dan "kovuldukları" 70’li yıllara dönülmesini sağlayacak. Bu amaçla şirketler, dokunulmamış rezervler de dahil, işletme hakkının yanı sıra, günümüzde ortadan kalkmaya yüz tutmuş olan "üretim paylaşma anlaşması" (PSA) da imzalayacak. Petrol devleri, bu sayede ulusal vergiden muaf olacakları gibi, petrol kaynakları tükenene kadar çevreyle ilgili yasalar ve diğer ulusal yasaların dışında tutulacaklar.
     
     220 milyar varillik rezerv
     Çokuluslu şirketlere önemli ayrıcalıklar tanıyan PSA anlaşmaları, günümüzde sadece Ekvador, Çad ve diğer bazı yoksul Afrika ülkelerinde uygulanıyor. BM yaptırımları altında zorlanan Irak, Fransız ve Rus firmalarıyla PSA’lar imzalamış, ancak yaptırımlar nedeniyle bu anlaşmalar hayata geçirilememişti.
     112 milyar varil kanıtlanmış rezerve sahip olan Irak’ın petrol üretimi, halen günde 6 milyon varillik kapasitesinin yüzde 50’si düzeyinde. Irak’ın dokunulmamış petrol rezervlerinin ise 220 milyar varili bulduğu tahmin ediliyor. Newsweek, "ipleri" ABD ve İngiltere’nin elinde olacak olan yeni Irak hükümetinin, ülkenin yeniden inşası için nakit kaynağa duyacağı ihtiyaç nedeniyle, petrol şirketlerine zorluk çıkarmayacağı ve tüm imtiyazları kolaylıkla vereceğini de savundu.

http://www.simba.sida.nu/