Psychiatric
Times adlı derginin ocak 2002 tarihli sayısında Willem H. J.
Martens, M. D., Ph. D. imzalı yazıda şöyle bir psikopat tarifi
verilmektedir: Psikopatlığı karakterize eden özellikler,
yüzeysel bir çekicilik, yüksek zeka, adalet duygusu
zayıflığı ve deneylerden ders almama, hastalıkla
ilgili benmerkezcilik, sevme yeteneksizliği, vicdan azabı
yoksunluğu veya utanmazlık, kendi dünyası ile ilgili
gösterişli duygular, hastalıkla bağlı yalancılık,
başkalarını kullanıcı davranışlar, kendini
denetleme zayıflığı, karışık seksüel
davranışlar, gençliğe özgü suçluluk ve suçlulukta
çokyönlülük.(Clekley, 1982; Hareetal, 1990) Bunların birçoğunun
sağlıklı insanlar gibi ebebeynlerini, eşlerini,
çocuklarını ve hayvanlarını kendilerine göre sevdikleri,
bazı durumlarda acı çekebildikleri tarife eklenmektedir.
Kısacası, psikopatları normal insanlardan ayırmak oldukca
zordur. Psikopatların yalancılıkları, adalet duygusundan
yoksunlukları, vicdanazabını tanımamaları,
utanmazlıkları, sevgisizlikleri, derin egoismleri, tüm
yıkıcılıklarına karşın hiçbirşey
olmamışcasına havalı tavırları ve
sorumlulukları zekice başkalarının sırtına
yıkmaları, sizlere bazı politikacıları
hatırlatıyor olmalıdır. Türkiye gibi bir ülkede böylelerine
hem sağda ve hem de solda rastlamak mümkündür.
Karıştırma işlerine ve
özellikle Türklerle Kürtleri karıştırma işine angaje
olmuş olan Mihri Belli, 20 şubat 2002 tarihli Özgür Politikada,
Demokrasi hedefini önplana alan bir karma Türk- Kürt partisi kurulması
öneriliyor., diyerek zarlarını sallayıp atmaktadır. Gerekli
olduğunda sahneye sürülen bu kişinin kullandığı zarlar
hilelidir ve anlaşılan HADEPin kapatılmasına çoktan karar
verilmiştir. Bellinin anlatımı ile, ÖDPden ayrılan
sosyalistler ve CHPden ayrılan sosyal demokratlar, marjinal çevreler?
ve kadinlar? bu işe katılacakmış. Bu birleştirici
nutku atan Mihri Bellinin daha dün ÖDPnin parçalanmasında başrolü
oynadığını ve bundan 4- 5 yıl kadar önce
-parçalanmasında başrolü oynadığı- aynı partinin
kuruluşu için de benzer nutuklar attmıştır. Şüphesiz
Mihri Belli ve benzerleri, tüm bunların ne önemi varki aslında?,
diyebilirler. Hatta, Tansu Çillerin yanında Başbakan
yardımcısı olarak en kanlı operasyonlara imza atan sosyal
demokrat Murat Karayalçının kurulacak yeni partiye başkan
olmasını bile düşününebilirler. Vatanın ve milletin
bölünmezliği ve kontragerillacıların sağduyulu
planları neyi gerektiriyorsa, o yapılmalıdır. Ömer
Kıral adlı biri, 1 şubat 2002 tarihli Özgür Politikada
İmralıdan gelen emri duyurmuştur: ÖDPden ayrılanlar
dahil Demokratik Hareketin Birlik Partisi şeklinde bir çalışma
yapılmalı. İçinde Türkler, Kürtler, diğer
azınlıklar, marjinal guruplar, kadınlar olmalı. Süreç bunu
gerekli kılıyor. Ve şüphesiz bu iş için Mihri Belli ile görüşülmeli
imiş. Kontragerilla uzmanlarının İmralıdan
yolladıkları emrin bir tekrarı gibi olan Mihri Bellinin
cümlelerinden istenen görüşmenin gerçekleştiği hemen
anlaşılmaktadır. Eskiden de, -Mihri Bellinin ifadesi
ile-Gaddafi benzeri olan General Faruk Gürler tak der, Mihri Bellide tuk
diye yerine getirirdi. Çiller ile Org. Doğan Güreşin tak
tukları gibi.
Bitmedi. Mihri Belli, Kürtlerin 60lı
yıllarda TİPin çatısı altında barınma
olanağı bulduklarını ve partinin Doğu mitingleri gerekçe
gösterilerek kürtçülük isnadı ile kapatıldığını
yazmaktadır. Mihri Belli tarafından TİPin ve
dolayısıyla Kürtlerin mirasının sahiplenildiği
sözkonusu satırları okuyan biri, bu kişinin vaktiyle TİPin
yöneticisi olduğunu veya son nefesine dek TİPi korumaya
çalıştığını sanabilir. Halbuki tüm aynı
yıllar boyunca Mihri Bellinin asıl görevi, TİPi yıkmak,
politika sahnesinden silmeye çalışmak olmuştur. Bu görevini
yerine getirebilmesi için Mihri Belli, değerli bir araştırmacı
olan Doğan Avcıoğlunun Yön dergisinde eski tüfekci
adıyla reklamı yapılıp sahneye sürülmüştür. Gürler-
Batur cuntası ile dirsek teması içindeki bu gevşek sivil
örgütlenme, bir yandan askeri darbenin toplumsal tabanını hazırlamaya
çalışırken, öbür yandan darbe karşısında en büyük
engel olarak gördükleri Ecevit önderliğindeki CHPyi ve ayrıca
TİPi parçalanması gereken hedefler olarak karşılarına
koymuşlardır. CHP ile uğraşmak boyunu
aştığı için, Mihri Belliyi TİPin üzerine
salmışlardır. Hiçbirzaman TİPe
alınmamış olan Mihri Bellinin ilişkide olduğu küçük
gurub partiden ihraç edilince, bu kişinin
saldırganlığı da artmıştır. İşi,
bazı gençlere TİPin merkezini bastırtmaya kadar
vardırmıştır. Mihri Bellinin denetimindeki
Aydınlık Sosyalist Derginin ekim 1970 tarihli 24. sayısını
karıştıranlar, TİPin merkezinin basılıp
mallarının yağmalanması olayını öven ve bunu
Stalinin muhaliflerini temizlemesine benzeterek haklı göstermeye
çalışan imzasız başyazıyı okuyabilirler. Mihri
Belli, TİPi kapatan 12 mart 1971 askeri darbesini de sevinçle
karşılamıştır. Mihri Bellinin yönetimindeki
Aydınlık yazı kurulu, 12 mart muhtırasını, -özet
olarak- Türk Ordusunun şaibeli Demirel yönetimine ve Ona
iktidarı veren işbirlikci Meclise karşı bir tepkisi
olarak karşılayıp desteklemiştir. (Bak, Rasih Nuri
İleri, Mihri Belli Olayı, sayfa 150- 156, İstanbul 1976)
Tüm bu yıllar boyunca darbecilerin öcü olarak
gördükleri Kürtlerden dikkatli biçimde uzak duran ve dar çevresini de uzak
tutmaya çalışan millici Mihri Belli, yine TİPi parçalama
umuduyla örgütlediği ve kendisi için bir yıkım olan 29- 30 ekim
1970 toplantısında Kürtlerden sözetmek zorunda
kalmıştır. Daha sonra Aydınlıkta biraz rasyonalize
ederek bastığı milliyetci konuşmasında Mihri Belli,
Kürtleri feodal beylerinin emrinde Osmanlı İmparatorluğuna
sadakatla hizmet ettikleri için övmüştür. Aynızamanda tarihi
gerçekleri doğru yansıtmayan bu ifadelerde aynen şu cümleler
vardır: ...19. yüzyıla kadar Kürtler Osmanlı
İmparatorluğunun doğu sınırlarını
korudular. Milli toplulukların hemen hepsi isyan etti. Ermenisi, Rumu,
Bulgarı, Arabı. Ama Kürtler isyan etmediler o çöküş döneminde.,
diyerek kontragerillacıların görmek istediği Kürt resmini çizen
Mihri Bellinin günümüzde Kürtler için biçtiği rol de bundan farklı
değildir. Belli ve benzerlerinin düşünce yapıları ile,
uysal, zincirleri yerinde, bekçilik görevini eksiksiz yerine getiren Kürtleri
süreç içinde yokedebilmek için iyice karıştırmak gerekmektedir.
Ve anlaşılan vatanın bütünlüğü uğruna yapılacak
olan bu karıştırma işinde başrolü üstlenen
kişilerden biri de Mihri Bellidir. Faşist MHPye, Türkeşe,
Susurluk kahramanlarına ve 33 masum Kürt köylüsünü yargılamadan
kurşuna dizen General Mustafa Muğlalıya övgüleri ile tanınan
Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, 28 şubat
1997 darbesinde bile generallerin safında yeralan Mihri Belliyi
boşyere göklere çıkartmamamıştır ve boşyere
Marksist hareketin lideri ilan etmemiştir. (Bak, Ertuğrul Özkök,
Hürriyet 3 ocak 2000) Anlaşılan yönetici elite Mihri Belli gibileri
lazımdır ama, bu tip karıştırıcılarla
yapılan işlerin demokrasiye hizmet ettiği dünyanın
hiçbiryerinde görülmemiştir.
Yusuf Küpeli
25 şubat 2002