Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

Not: Aşağıdaki yazı türkçe/ kürtçe 15 günlük Dema Nu (Yeni Zaman) gazetesinin 28 Şubat 2002 tarihli sayısında ve aynı gazetenin www.demanu.com.tr/ adresli web sayfasında aynızamanda yayınlanmıştır. –Y. Küpeli

 

Karıştırıcı        

 

Psychiatric Times adlı derginin ocak 2002 tarihli sayısında Willem H. J. Martens, M. D., Ph. D. imzalı yazıda şöyle bir psikopat tarifi verilmektedir: ”Psikopatlığı karakterize eden özellikler, yüzeysel bir çekicilik, yüksek zeka, adalet duygusu zayıflığı ve deneylerden ders almama, hastalıkla ilgili benmerkezcilik, sevme yeteneksizliği, vicdan azabı yoksunluğu veya utanmazlık, kendi dünyası ile ilgili gösterişli duygular, hastalıkla bağlı yalancılık, başkalarını kullanıcı davranışlar, kendini denetleme zayıflığı, karışık seksüel davranışlar, gençliğe özgü suçluluk ve suçlulukta çokyönlülük.”(Clekley, 1982; Hareetal, 1990) Bunların birçoğunun sağlıklı insanlar gibi ebebeynlerini, eşlerini, çocuklarını ve hayvanlarını kendilerine göre sevdikleri, bazı durumlarda acı çekebildikleri tarife eklenmektedir. Kısacası, psikopatları normal insanlardan ayırmak oldukca zordur. Psikopatların yalancılıkları, adalet duygusundan yoksunlukları, vicdanazabını tanımamaları, utanmazlıkları, sevgisizlikleri, derin egoismleri, tüm yıkıcılıklarına karşın hiçbirşey olmamışcasına havalı tavırları ve sorumlulukları zekice başkalarının sırtına yıkmaları, sizlere bazı politikacıları hatırlatıyor olmalıdır. Türkiye gibi bir ülkede böylelerine hem sağda ve hem de ”sol”da rastlamak mümkündür.

         

Karıştırma işlerine ve özellikle Türklerle Kürtleri karıştırma işine angaje olmuş olan Mihri Belli, 20 şubat 2002 tarihli Özgür Politika’da, “Demokrasi hedefini önplana alan bir karma Türk- Kürt partisi kurulması öneriliyor.”, diyerek zarlarını sallayıp atmaktadır. Gerekli olduğunda sahneye sürülen bu kişinin kullandığı zarlar hilelidir ve anlaşılan HADEP’in kapatılmasına çoktan karar verilmiştir. Belli’nin anlatımı ile, ÖDP’den ayrılan “sosyalistler” ve CHP’den ayrılan “sosyal demokratlar”, marjinal çevreler? ve kadinlar? bu işe katılacakmış. Bu “birleştirici” nutku atan Mihri Belli’nin daha dün ÖDP’nin parçalanmasında başrolü oynadığını ve bundan 4- 5 yıl kadar önce -parçalanmasında başrolü oynadığı- aynı partinin kuruluşu için de benzer nutuklar attmıştır. Şüphesiz Mihri Belli ve benzerleri, tüm bunların ne önemi varki aslında?, diyebilirler. Hatta, Tansu Çiller’in yanında Başbakan yardımcısı olarak en kanlı operasyonlara imza atan “sosyal demokrat” Murat Karayalçın’ın kurulacak yeni partiye başkan olmasını bile düşününebilirler. Vatanın ve milletin bölünmezliği ve kontragerillacıların sağduyulu planları neyi gerektiriyorsa, o yapılmalıdır. Ömer Kıral adlı biri, 1 şubat 2002 tarihli Özgür Politika’da İmralı’dan gelen emri duyurmuştur: “ÖDP’den ayrılanlar dahil Demokratik Hareketin Birlik Partisi şeklinde bir çalışma yapılmalı. İçinde Türkler, Kürtler, diğer azınlıklar, marjinal guruplar, kadınlar olmalı. Süreç bunu gerekli kılıyor.” Ve şüphesiz bu iş için Mihri Belli ile görüşülmeli imiş. Kontragerilla uzmanlarının İmralı’dan yolladıkları emrin bir tekrarı gibi olan Mihri Belli’nin cümlelerinden istenen görüşmenin gerçekleştiği hemen anlaşılmaktadır. Eskiden de, -Mihri Belli’nin ifadesi ile-“Gaddafi benzeri” olan General Faruk Gürler “tak” der, Mihri Belli’de “tuk” diye yerine getirirdi. Çiller ile Org. Doğan Güreş’in “tak tuk”ları gibi.

         

Bitmedi. Mihri Belli, Kürtlerin 60’lı yıllarda TİP’in çatısı altında barınma olanağı bulduklarını ve partinin “Doğu mitingleri” gerekçe gösterilerek “kürtçülük” isnadı ile kapatıldığını yazmaktadır. Mihri Belli tarafından TİP’in ve dolayısıyla Kürtlerin mirasının sahiplenildiği sözkonusu satırları okuyan biri, bu kişinin vaktiyle TİP’in yöneticisi olduğunu veya son nefesine dek TİP’i korumaya çalıştığını sanabilir. Halbuki tüm aynı yıllar boyunca Mihri Belli’nin asıl görevi, TİP’i yıkmak, politika sahnesinden silmeye çalışmak olmuştur. Bu görevini yerine getirebilmesi için Mihri Belli, değerli bir araştırmacı olan Doğan Avcıoğlu’nun “Yön” dergisinde “eski tüfekci” adıyla reklamı yapılıp sahneye sürülmüştür. Gürler- Batur cuntası ile dirsek teması içindeki bu gevşek sivil örgütlenme, bir yandan askeri darbenin toplumsal tabanını hazırlamaya çalışırken, öbür yandan darbe karşısında en büyük engel olarak gördükleri Ecevit önderliğindeki CHP’yi ve ayrıca TİP’i parçalanması gereken hedefler olarak karşılarına koymuşlardır. CHP ile uğraşmak boyunu aştığı için, Mihri Belli’yi TİP’in üzerine salmışlardır. Hiçbirzaman TİP’e alınmamış olan Mihri Belli’nin ilişkide olduğu küçük gurub partiden ihraç edilince, bu kişinin saldırganlığı da artmıştır. İşi, bazı gençlere TİP’in merkezini bastırtmaya kadar vardırmıştır. Mihri Belli’nin denetimindeki Aydınlık Sosyalist Dergi’nin ekim 1970 tarihli 24. sayısını karıştıranlar, TİP’in merkezinin basılıp mallarının yağmalanması olayını öven ve bunu “Stalin’in muhaliflerini temizlemesine” benzeterek haklı göstermeye çalışan imzasız başyazıyı okuyabilirler. Mihri Belli, TİP’i kapatan 12 mart 1971 askeri darbesini de sevinçle karşılamıştır. Mihri Belli’nin yönetimindeki Aydınlık yazı kurulu, 12 mart muhtırasını, -özet olarak- “Türk Ordusu’nun ‘şaibeli’ Demirel yönetimine ve O’na iktidarı veren işbirlikci Meclis’e karşı bir tepkisi” olarak karşılayıp desteklemiştir. (Bak, Rasih Nuri İleri, Mihri Belli Olayı, sayfa 150- 156, İstanbul 1976)

        

Tüm bu yıllar boyunca darbecilerin öcü olarak gördükleri Kürtlerden dikkatli biçimde uzak duran ve dar çevresini de uzak tutmaya çalışan “millici” Mihri Belli, yine TİP’i parçalama umuduyla örgütlediği ve kendisi için bir yıkım olan 29- 30 ekim 1970 toplantısında Kürtlerden sözetmek zorunda kalmıştır. Daha sonra Aydınlık’ta biraz rasyonalize ederek bastığı milliyetci konuşmasında Mihri Belli, Kürtleri feodal beylerinin emrinde Osmanlı İmparatorluğuna sadakatla hizmet ettikleri için övmüştür. Aynızamanda tarihi gerçekleri doğru yansıtmayan bu ifadelerde aynen şu cümleler vardır: “...19. yüzyıla kadar Kürtler Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını korudular. Milli toplulukların hemen hepsi isyan etti. Ermenisi, Rumu, Bulgarı, Arabı. Ama Kürtler isyan etmediler o çöküş döneminde.”, diyerek kontragerillacıların görmek istediği Kürt resmini çizen Mihri Belli’nin günümüzde Kürtler için biçtiği rol de bundan farklı değildir. Belli ve benzerlerinin düşünce yapıları ile, uysal, zincirleri yerinde, bekçilik görevini eksiksiz yerine getiren Kürtleri süreç içinde yokedebilmek için iyice karıştırmak gerekmektedir. Ve anlaşılan “vatanın bütünlüğü” uğruna yapılacak olan bu “karıştırma” işinde başrolü üstlenen kişilerden biri de Mihri Belli’dir. Faşist MHP’ye, Türkeş’e, Susurluk kahramanlarına ve 33 masum Kürt köylüsünü yargılamadan kurşuna dizen General Mustafa Muğlalı’ya övgüleri ile tanınan Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, 28 şubat 1997 darbesinde bile generallerin safında yeralan Mihri Belli’yi boşyere göklere çıkartmamamıştır ve boşyere “Marksist hareketin lideri” ilan etmemiştir. (Bak, Ertuğrul Özkök, Hürriyet 3 ocak 2000) Anlaşılan yönetici elite Mihri Belli gibileri lazımdır ama, bu tip “karıştırıcılarla” yapılan işlerin demokrasiye hizmet ettiği dünyanın hiçbiryerinde görülmemiştir.

 

Yusuf Küpeli

25 şubat 2002

yusuf@telia.com

 

www.simbad@sida.nu

 

http://www.simbad.sida.nu/