1970 yılından bu yana 33 yıl geçti.
11 istikrar, reform ve atılım programı uygulaması başlatıldı.
Hepsi yarım kaldı. Ama saf ve bakir Türk halkı 33 yılın
390 ayının 183ünü kemer sıkarak geçirdi. Her program (kemer
sıkma dönemi) ortalama 457 gün sürdü... Kemerler gevşetildi... Sil
baştan... Kalk... Dur... Bugünlere geldik.
Şimdilerde IMF destekli bir istikrar programı
kapsamında halkımız gene "kemer sıkma dönemi"nde...
Bu dönemin öncekilerden uzun süreceği sanılıyor. Başlangıçta
2004 sonuna kadarki dönemi kapsadığı açıklanmıştı.
Fakat IMF heyeti Türkiyeden ayrılırken heyetin, "milli
gelirin yüzde 6.5u oranındaki faiz dışı gelir fazlası
sağlama ilkesine hükümetlerin 2006 sonuna kadar bağlı
kalacakları taahhüdü aldığı" açıklandı.
Tabii ki, "faiz dışı gelir
fazlası" uygulaması borçların uzatılması bakımından
çok çok önemli... Ama faiz dışı fazla ancak yatırımların
ve üretimin kısılmasıyla, işsizlik ve fakirlik pahasına
elde edilebiliyor. Faiz dışı fazla ilkesine uzun süre bağlı
kalmak uzun süre yatırımdan, üretimden, büyümeden vazgeçmek anlamına
geliyor. Yatırım, üretim yapamayan ve büyüyemeyen ekonomi ise halkın
kemerinde sıkılacak delik kalmamasına yol açıyor. Kemerde
delik kalmayınca da programlar rafa kaldırılıyor. Ödenen
faturalar, yapılan fedakarlıklar boşa gidiyor.
İktisatçı Faruk Türkoğlu yönetimindeki
Dünya Ekonomik Araştırmalar Birimi (DEAB) tarafından hazırlanan
"Şubat Ayı Ekonomik Görünüm" raporunda, 33 yılda
uygulanan istikrar programları anlatılıyor. Bu bilgileri o
rapordan aktarıyorum.
10 Ağustos 1970 tarihli istikrar programının
hedefi vergi gelirlerinin artırılması, bütçe açığının
kapatılması idi. Döviz dengesi için de doların fiyatı yüzde
66 oranında artırılmış, 9 liradan 15 liraya çıkarılmıştı.
Özalın mimarı olduğu bu paket 213 gün uygulanabildi. 12 Mart
"askeri müdahalesi" ile sil baştan istikrar arayışı
gündeme geldi.
Özalın 24 Ocak 1980 paketinde de dolar
fiyatının yüzde 52 artırılmasını, faiz oranlarının
serbest bırakılmasını hedef almıştı. 1982 yılı
ortalarında patlayan "bankerlik skandalı" bu paketin sonu
oldu. Özal üçüncü paketini 30 Aralık 1983te açıkladı.
Enflasyonu düşüren ekonomiyi canlandıran bu paket uzun süre (dört
yıl) uygulanabildi.
1991 sonunda başbakan olan Demirel "500
Günlük Reform" paketi ile enflasyonu düşüreceğini iddia etti.
Özalın ölümünden sonra Demirel Cumhurbaşkanlığı
koltuğuna oturdu. Paketin ömrü 470 gün sürdü. Sonra, gene her şey
sil baştan oldu...
1999da ekonominin yüzde 6.4 küçülmesinden
sonra Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümetinin
uygulamaya başladığı "Enflasyonu Düşürme Programı"
2001 Şubat krizi ile çöktü. Şimdi 15 Nisan 2001 tarihinden bu yana
11inci istikrar programı, "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı"
için "kemer sıkıyoruz". Bu programın başarısı
için kemer sıkarken, başımıza bir de Irak sorunu çıktı...
Allah sonumuzu hayreylesin...
guras@milliyet.com.tr
|
Açlık sınırı, helal kola ve Irak... Taşkın Şenol, Star, 29.03.2003 |
| Türk-İş'in
her ay düzenli olarak yaptığı araştırmaya göre
açlık sınırı 433 milyona ulaşmış
bulunuyor. Bu rakamın altında bir gelire sahip dört kişilik
aile sofradan aç kalkıyor demek... Aynı araştırmaya göre
Türkiye nüfusunun yüzde 12'si; kaba hesapla 8 milyon Türk vatandaşı
aç veya yetersiz besleniyor.
Yoksulluk sınırı ise bir milyar 317 milyon olarak tespit edilmiş. Nüfusa oranı yüzde 43... Yani 70 milyonluk ülkenin 30 milyonu yoksul... Devlet memurlarının ve özel sektörde ücretli çalışanların yüzde 96'sı yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Sıkı sıkıya uygulanan IMF politikalarının sonucunda 2003 Türkiyesi'nin manzarası bu... Ve ne yazık ki bir umut ışığı da görünmüyor. Çünkü seçim meydanlarında söylediklerini yutan AKP Hükümeti de IMF ipine sıkı sıkıya tutunmuş vaziyette... Hal böyleyken, patronlar kulübü TÜSİAD'ın başkanı Tuncay Özilhan geçen gün buyurdu: |