Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

390 ayın 183’ünde halkımız kemer sıktı

Güngör Uras, Milliyet, 29 mart 2003

     1970 yılından bu yana 33 yıl geçti. 11 istikrar, reform ve atılım programı uygulaması başlatıldı. Hepsi yarım kaldı. Ama saf ve bakir Türk halkı 33 yılın 390 ayının 183’ünü kemer sıkarak geçirdi. Her program (kemer sıkma dönemi) ortalama 457 gün sürdü... Kemerler gevşetildi... Sil baştan... Kalk... Dur... Bugünlere geldik.
     Şimdilerde IMF destekli bir istikrar programı kapsamında halkımız gene "kemer sıkma dönemi"nde... Bu dönemin öncekilerden uzun süreceği sanılıyor. Başlangıçta 2004 sonuna kadarki dönemi kapsadığı açıklanmıştı. Fakat IMF heyeti Türkiye’den ayrılırken heyetin, "milli gelirin yüzde 6.5’u oranındaki faiz dışı gelir fazlası sağlama ilkesine hükümetlerin 2006 sonuna kadar bağlı kalacakları taahhüdü aldığı" açıklandı.
     Tabii ki, "faiz dışı gelir fazlası" uygulaması borçların uzatılması bakımından çok çok önemli... Ama faiz dışı fazla ancak yatırımların ve üretimin kısılmasıyla, işsizlik ve fakirlik pahasına elde edilebiliyor. Faiz dışı fazla ilkesine uzun süre bağlı kalmak uzun süre yatırımdan, üretimden, büyümeden vazgeçmek anlamına geliyor. Yatırım, üretim yapamayan ve büyüyemeyen ekonomi ise halkın kemerinde sıkılacak delik kalmamasına yol açıyor. Kemerde delik kalmayınca da programlar rafa kaldırılıyor. Ödenen faturalar, yapılan fedakarlıklar boşa gidiyor.
     İktisatçı Faruk Türkoğlu yönetimindeki Dünya Ekonomik Araştırmalar Birimi (DEAB) tarafından hazırlanan "Şubat Ayı Ekonomik Görünüm" raporunda, 33 yılda uygulanan istikrar programları anlatılıyor. Bu bilgileri o rapordan aktarıyorum.
     10 Ağustos 1970 tarihli istikrar programının hedefi vergi gelirlerinin artırılması, bütçe açığının kapatılması idi. Döviz dengesi için de doların fiyatı yüzde 66 oranında artırılmış, 9 liradan 15 liraya çıkarılmıştı. Özal’ın mimarı olduğu bu paket 213 gün uygulanabildi. 12 Mart "askeri müdahalesi" ile sil baştan istikrar arayışı gündeme geldi.
     Özal’ın 24 Ocak 1980 paketinde de dolar fiyatının yüzde 52 artırılmasını, faiz oranlarının serbest bırakılmasını hedef almıştı. 1982 yılı ortalarında patlayan "bankerlik skandalı" bu paketin sonu oldu. Özal üçüncü paketini 30 Aralık 1983’te açıkladı. Enflasyonu düşüren ekonomiyi canlandıran bu paket uzun süre (dört yıl) uygulanabildi.
     1991 sonunda başbakan olan Demirel "500 Günlük Reform" paketi ile enflasyonu düşüreceğini iddia etti. Özal’ın ölümünden sonra Demirel Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Paketin ömrü 470 gün sürdü. Sonra, gene her şey sil baştan oldu...
     1999’da ekonominin yüzde 6.4 küçülmesinden sonra Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümetinin uygulamaya başladığı "Enflasyonu Düşürme Programı" 2001 Şubat krizi ile çöktü. Şimdi 15 Nisan 2001 tarihinden bu yana 11’inci istikrar programı, "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" için "kemer sıkıyoruz". Bu programın başarısı için kemer sıkarken, başımıza bir de Irak sorunu çıktı... Allah sonumuzu hayreylesin...
     
     guras@milliyet.com.tr

Açlık sınırı, helal kola ve Irak...

Taşkın Şenol,   Star, 29.03.2003 

                                                  taskin.senol@stargazete.com.tr

Türk-İş'in her ay düzenli olarak yaptığı araştırmaya göre açlık sınırı 433 milyona ulaşmış bulunuyor. Bu rakamın altında bir gelire sahip dört kişilik aile sofradan aç kalkıyor demek... Aynı araştırmaya göre Türkiye nüfusunun yüzde 12'si; kaba hesapla 8 milyon Türk vatandaşı aç veya yetersiz besleniyor.

Yoksulluk sınırı ise bir milyar 317 milyon olarak tespit edilmiş. Nüfusa oranı yüzde 43... Yani 70 milyonluk ülkenin 30 milyonu yoksul... Devlet memurlarının ve özel sektörde ücretli çalışanların yüzde 96'sı yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor.

Sıkı sıkıya uygulanan IMF politikalarının sonucunda 2003 Türkiyesi'nin manzarası bu... Ve ne yazık ki bir umut ışığı da görünmüyor. Çünkü seçim meydanlarında söylediklerini yutan AKP Hükümeti de IMF ipine sıkı sıkıya tutunmuş vaziyette...

Hal böyleyken, patronlar kulübü TÜSİAD'ın başkanı Tuncay Özilhan geçen gün buyurdu: