Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!


eczaneesra@hotmail.com
Son Güncelleme
Haziran 24, 2002

HAFTANIN KONUSU

Hazırlayanlar : Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu
Türk Akciğer Hastalıkları Vakfı

Üst solunum yollarının en önemli organlarından olan burun, anatomik yapı bakımından bronş dediğimiz alt solunum yollarından farklı değildir. Bazıları, burunu kıkırdaktan yoksun iki bronş olarak kabul eder.

Akciğerlere giren havanın ilk ugrağı burundur. Hava burada, bedene uygun gelecek şekilde ısıtılır veya ılıtılır, içindeki yabancı maddeler temizlenir ve nemlendirilir. B umun bunlardan başka koku alma ve konuşma sesinin oluşmasında da etkisi vardır.

Burun boşluğuna, yüz sinüsleri dediğimiz, içinde hava boşluğu bulunan organların ağızları veya kanalları açılır. Bu geçiş yerleri iltihap, allerjik olaylarla veya polip dediğimiz yapılarla tıkandığı zaman, sinüslerin temizliği yeterli olamaz ve sonunda Sinüzit dediğimiz hastalık meydana gelir.
Burun dış ortam ile temaslı bir organ olduğundan sıklıkla hastalanır. Buradaki hastalık, refleks olarak veya burun salgısının geceleri genizden aşağı solunum yollarına akması sebebiyle, öksürük ve balgam çıkarma gibi bronşlarla ilgili belirtiler meydana gelir.

Hepimizin bildiği gibi, en sık görülen burun hastalığı halk dilinde Nezle, Up dilinde "Rhinitis" denilen durumdur. Akut, yani birdenbire başlayıp, bir hafta içinde geçen nezle üzerinde pek duymak istemiyoruz. Bu durum, daha ziyade virüs denilen ajanlarla meydana gelen, "Soğuk algınlığı", "Grip" dediğimiz üst solunum yolunun hastalıklarında görülür. Normal sağlıklı insanların nezlesi kısa sürede geçmesine karşın, asmalılarda süre daha uzundur. Asmalı hastaların bazıları, "Benim hiçbir şeyim yoktu. Kendimi üşüttüm, grip oldum. Bir türlü bunu atlatamadım" derler. Olay sanıldığı gibi basit değildir. işin aslı, asmaya ait kalıtımsal yatkınlığın, nezle ile su üstüne çıkmasıdır .

Nezle belirtileri, burunun mukoza dediğimiz iç örtüsünde yığılan hücrelerden salgılanan mediatör denilen kimyasal maddelerden (Histamin, kinin ve lökotrienler) kaynaklanır. Kaşıntı, akıntı, tıkanıklık, hapşırma bilinen nezle belirtileridir. Olay müzminleştiği, yani süreğen bir hale geldiği zaman genizde akıntı, koku alma hissinin kaybolması, sinüslerin iltihaplanması ile yüzde ve alında lokalize baş ağrısı ve hatta nefes kokması da ortaya çıkabilir.

Bir hastada, kronik yani süreğen nezle oluşmuşsa bu Allerjik veya Non-allerjik (Allerjik olmayan) nedenli olabilir. Allerjik nezle, episodik dediğimiz gelip geçici, mevsimsel (Seasonal) veya Yıl Boyu (Perennial) olabilir. Allerjik mevsimsel nezlenin bilinen sebepleri; yabani çalı; ot veya ağaçların polenleridir. Bu tür nezlenin tanınması gayet kolaydır. Bahar aylarında, yeşil bir alanda dolaşan hassas yapılı kişilerde ani başlayan ard arda hapşırma, burundan su gibi salgı gelmesi ve kaşınma, allerjik mevsimsel riniti hemen hatırlatır. Her çayırın, otun, çimenin veya ağacın polenleri, allerjik hastalık yapmaz.

Bir polenin hastalık yapabilmesi için, iç ve dış yapı özelliklerinin (protein, nişasta içeriği) yanı sıra çapının ve ağırlığının da etkisi vardır. Her şeyden önce polen havada uzun süre asılı kalabilmelidir. Yeni bilimsel çalışmalar, kirli havanın zararsız polenleri zararlı hale getirdiğini göstermektedir. En çok Kuzey Amerika ülkelerinde bulunan "Ragweed" bitkisinin pollenleri çok allerjiktir. Bu bitkinin Türkiye'de olmaması bizler için iyi bir şanstır. Amerika ve Avrupa ülkelerinin allerjik polen taşıyan en önemli ağ acı olan "Huş" (Birch), bizde ancak bahçe ve park gibi yerlerde ve otellerde süs ağacı olarak bulunur. Huş ağacının gövde kabuğu, ince ve beyaz renkte olup kolayca sıyrılabilir. Bu nedenle, kabukları çok eski yıllarda kağıt ve ekmek unu olarak kullanılırmış. Kliniğimizde yapılan deri testlerine göre, ülkemizde poleni allerji yapabilen birkaç ağaçtan en önemlileri, fındık ve zeytin ağaçlarıdır.' Yabancıların Rye Grass, Timothy, English Plantain gibi isim verdikleri yabani çayır, ot ve çimen türü bitkiler ülkemizde yaygın olarak bulunur ancak özel isimleri yoktur. Bunlar, halk arasında "Tilki Kuyruğu", "Kuzu kulağı" gibi isimlerle anılmaktadır. Ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgesi polen ve bitki örtüsü bakımından en zayıf yerlerdir .

Allerjik nezlenin bir de devamlı, her mevsimde görülen türü vardır. Biz buna, yıl boyu süren allerjik rinit (Perrenial Rhinitis) diyoruz. Yıl boyu allerjik rinit yapan en önemli etkenler, ev tozu içindeki Mite denilen küçük canlıların dışkı ve tükürük gibi atıkları; kanatlı ve kedi-köpek gibi hayvanların tüy veya kılları ve solunan havada bulunan mantar sporlardır. Bu tür yıl boyu devam eden nezleli hastalarda burun belirtileri yanında, gözlerde de yanma ve kaşınma olaya eşlik eder.

Mevsimsel ve yıl boyu devam eden allerjik nezlenin tanınmasında; hastadan alınan bilgilerin yanında, deri testi ve bu maddelere karşı kanda bulunan IgE türündeki bağışıklık ürünü antikorların gösterilmesi gerekir. Teşhis için bunların üçünün birlikte bulunması şarttır.

Allerjik nezlenin tedavisinde ilk yapılacak şey kişinin kendisini bu dokunan etkenlerden koruması ve onlardan kaçınmasıdır. Eğer bunu başaramıyorsa, ilaçla tedavi önerilir. Burada da en etkili ilaçlar, burun içindeki inflamasyonu gideren kortizonlu burun spreyleridir. En çok kullanılan kortizonlu burun spreyleri, Fluticasone (Flixonase), Beclomethasone ( Beconase) ve Budesonide (Rhinocort) gibi ilaçlardır. Allerjik nezlenin tedavisinde, dekonjestan dediğimiz geçici süre için burunu açan tablet ve damlalardan da zaman zaman yararlanılır. Saf allerjik nezle durumunda, kortizonlu spreylere göre dal1a zayıf ancak gayet etkili olabilen Kromolin Sodyum içeren spreylerde kullanılmaktadır.

Her kronik, süreğen nezlenin allerjik olması şart değildir. Allerjik olmayan 10'un üstünde kronik nezle türü vardır. Sebebi henüz bilinmeyen, sinirsel olduğu sanılan vazomotor, mesleksel, ilaçlara bağlı (Bazı kalp ve tansiyon düşürücü ilaçlar, göz ilaçları gibi), belirli gıdaların kokusuyla başlayan, sistemik hastalıklarla (Tiroid bezinin az çalışması, tüberküloz, ozena gibi) birlikte ve gebelikte, yaşlılıkta, görülen müzmin nezle türleri vardır. Bunların yanında, ameliyatla düzelen burun şekil bozuklukları (Burun orta kemiğinin eğriliği gibi) ile birlikte olan devamlı nezle türleri de görülmektedir.

Tedavisi kolay olmayan bir astma türü olan Samter Sendromu'nda astma ile birlikte burun sorunları; devamlı nezle hali, burun içinde polip, sinüs iltihabı ve ağrı kesici ilaçlara karşı intolerans üçlüsü vardır. Bu hastalar aspirin veya novaljin sınıfı ağrı dindiricileri aldığında ya astmaları şiddetlenir veya yüzü, gözü şişer, derisinde ürtiker dediğimiz kaşıntılı kabarıklıklar olur. Samter sendromu olan hastalar, ağrı dindirici olarak Acetaminophen (Paracetamol) , kodein veya sodyum salisilatlı ilaçları ral1atlıkla kullanırlar, Eğer nezle ve aksırma hali ilaçla kontrol altına alınamıyorsa, burun ve yüz sinüslerindeki iltihap veya Polipler cerrahi olarak temizlenir. Bu tür müdal1aleden sonra, hasta kortizonlu burun spreylerini gene devamlı kullanmak zorundadır. Aksi takdirde, burun ve sinüslerdeki olaylar tekrar başlar. Takip ettiğimiz bir hastanın tam 17 kez burnundan polip aldırdığını öğrendik. Samter sendromu denilen durum genellikle 30-40 yaş civarında ve genellikle hanım hastalarda önemli bir sorundur.
 
YAZININ BAŞINA DÖN


Ana Sayfa HAFTANIN KONUSU