Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

-8-

CUMHURİYETÇİLİK İLKESİ

- (İDARE SİSTEMİMİZ) HAKİMİYET'İ KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLET'İN ELİNE VEREN BİR İDAREDİR, dedim.. Gerçekten bugün DÜNYA yüzünde MİLLET HAKİMİYETİ'ni bu kadar kesin sağlayıp, böyle açık belirten başka bir idare yoktur!.. (27.1.23) (Bakınız: AÇIKLAMALAR, 1)

Başka idareler ne kadar ilerlemiş, gelişmiş olursa olsun eksikleri ve boşlukları o kadar çoktur ki!...Günün birinde bizimkine benzer bir idareye ulaşabilmek için yeni ve önemli değişiklik yapmak zorunda kalacaklardır!.. (27.1.23)

HÜKÜMET'in nasıl olması mevzuubahs olabilir. DİN'İN ESASLARI'nda İDARE'nin ne gibi noktaları intiva etmesi lazım geleceği musarrahtır: ADALET, MEŞVERET, ULÜLEMRE İTAAT!.. Bizim HÜKÜMETİMİZ tamamen BU ESASLARI İHTİVA EDİYOR!..(16.1.23)

- MEVCUDİYETİMİZİ MUHAFAZA ve MİLLİ EMELLERİMİZ'in temini için HAKİKİ DAYANAĞI HARİÇTE DEĞİL, DAHİLDE BULMAK prensibini İcra Heyeti kabul etmiştir!.. Şuradan buradan gelecek kuvvetlere dayanarak EMEL takip edersek, hayal kırıklığına uğrarız!.. Bunun için ÖNCE KENDİ KUVVETİMİZ'e önem veriyoruz!... (2)

Bir millet varlığı ve hakları için bütün kuvvetiyle bütün fikri ve maddi güçleriyle alakadar olmazsa, BİR MİLLET KENDİ KUVVETİNE DAYANARAK VARLIĞINI VE BAĞIMSIZLIĞINI TEMİN ETMEZSE; ŞUNUN BUNUN OYUNCAĞI OLMAKTAN KURTULAMAZ!..

- Milletimiz TEŞKİLAT fikrini henüz zihnine sokmamıştır. Ekseriya bunu hükümete terkeder... Milletimizin her ferdi mütefekkir ve mütehassis bir tarzda yetiştirilmiş olsaydı, muhakkak bu hale gelmeyecekti... (Maksadımız) KUVVA-YI MİLLİYE'nin amil, İRADE-İ MİLLİYE'nin hakim olmasıdır. Bu teşkilatın ruhu budur!..

MİLLİ işlerde muhtelif mesai erbabının yekdiğerine yardım etmesi, mesainin MÜŞTEREK NEDEF'te temerküz edecek surette telif olunması lazımdır. (5.2.1924)

Hepimiz için asıl olan, MİLLET'in VATAN'ın hayat ve selametini temindir. (22.2.1924)

- TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ KURAN TÜRKİYE HALKI'NA TÜRK MİLLETİ DENİR!..

Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve TÜRK MİLLİYETÇİSİ'yiz. CUMHURİYET'imizin mesnedi TÜRK CAMİASI'dır! (16.4.1926)

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bütün programlarının umdesi şu iki esastır: İSTİKLAL-I TAM, kayıtsız şartsız MİLLİ HAKİMİYET!..

Bütün cihan bilmelidir ki, artık bu DEVLET'in ve MİLLET'in başında hiç bir kuvvet yoktur, hiç bir makam yoktur!... Yalnız bir kuvvet vardır. O da MİLLİ HAKİMİYET'tir!..Yalnız bir makam vardır. O da MİLLETİN KALBİ, VİCDANI ve VARLIĞIDIR!..(16.1.1923)

- Mutlak ve sınırsız EGEMENLİK ERKİ yalnız ve yalnız halkın kendisindedir!.. Halkın toplu halde kendini satması, kendine ihaneti, ya da kötülük etmesi düşünülemez!.. (3)

Validemin mezarı önünde ve ALLAH huzurunda and içiyorum: MİLLİ HAKİMİYET uğrunda canımı vermek, benim için bir vicdan ve namus borcu olsun!..

MİLLİ HAKİMİYET öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. (1924)

HAKİMİYET-İ MİLLİYE başka bir meseledir; CUMHURİYET, MEŞRUTİYET, MUTLAKİYET-İ İDARE, İSTİBDAT yine başka birer meseledir!.. Bu dört şekil içinde muhtelif şekilde MİLLİ HAKİMİYET'in tatbik edildiğini görmekteyiz... Hatta İSTİBDAT'ta bile bir parça vardır. MİLLİ HAKİMİYET, CUMHURİYET'in tekamülü demek değildir... Çünkü MİLLİ HAKİMİYET, ŞEKİL DEĞİLDİR. RUH VE ESAS MESELESİDİR!

- Sultanlarla yönetilen memleketlerde VATAN için en büyük TEHLİKE, sultanların düşmanlar tarafından satın alınmalarıdır!... Meclislerle yönetilen memleketlerde de EN YIKICI YAN, bazı MİLLETVEKİLLERİMİZİN ECNEBİ NAM VE HESABINA ÇALINMIŞ VE SATIN ALINMIŞ OLMALARIDIR!.. MİLLET MECLİSLERİNE KADAR GİRMEK YOLUNU BULABİLEN VATANSIZLARIN VARLIĞI, TARİHİ ÖRNEKLERİYLE BELLİDİR!.. (4) (Ekim 1927)

DEVLETSİZ BİR CEMİYET, veyahut ZAYIF bir DEVLET hayatının neticesi HERKESİN HERKESE KARŞI MÜCADELESİDİR! (Bakınız:AÇIKLAMALAR, 5)

DEVLET VE HÜKÜMETİ KENDİ MALİ ve KORUYUCUSU TANIMAK; BİR MİLLET İÇİN BÜYÜK NİMET VE ŞEREFTİR.

- VATAN, BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR! (6)

Kat'iyyen bilmeliyiz ki, İKİ PARÇA halinde yaşayan MİLLET zayıftır.

Yurdumuz ve milletimiz BÖLÜNMEZ bir bütündür. BÜTÜNLÜĞÜN DEVAMI, TÜRKLÜK ŞUURU ve onun besleyicisi, MİLLİ GELENEK ve GÖRENEKLERİMİZ ve MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZLE SAĞLANMAKTADIR.

Evvela MİLLET'e TARİH'ini, asil bir millete sahip bulunduğunu, BÜTÜN MEDENİYETLERİN ANASI BİR MİLLETİN ÇOCUKLARI olduğunu göstermeliyiz.

CUMHURİYETİMİZİN DAYANAĞI TÜRK TOPLULUĞUDUR! Bu topluluğun fertleri ne kadar TÜRK KÜLTÜRÜ ile dolu olursa, o topluluğa dayanan CUMHURİYET de o kadar KUVVETLİ olur.

- Muhterem MİLLETİME TAVSİYE EDERİM Kİ, sinesinde yetiştirerek BAŞININ ÜSTÜNE KADAR ÇIKARACAĞI ADAMLARIN KANLARINDA VE VİCDANLARINDAKİ ASİL CEVHERİ TAHLİL ETMEK DİKKATİNDEN BİR AN FERAGAT ETMESİN!(Bakınız: AÇIKLAMALAR-2, 7)

- Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında DEMOKRAT doğan yegane millet TÜRKLER'dir. (8)

Milletimiz DEMOKRATİK bir hükümet tesis etmek sayesinde düşman ordularını imha etti. (5.2.1924)

(İDARE ŞEKLİMİZ), HAKİMİYET'i KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLET'in eline veren idaredir, dedim...Hakikatte bugün DÜNYA yüzünde MİLLİ HAKİMİYET'i bu kadar kesin sağlayan, böyle açık belirten başka hiç bir idare yoktur!

Başka idareler ne kadar ilerlemiş, ne kadar gelişmiş olursa olsun, eksikleri ve boşlukları o kadar çoktur ki, günün birinde bizimkine benzer bir idare tarzına ulaşabilmesi için yeni ve önemli değişiklikler yapmak zorunda kalacaklardır. (27.4.1923)

Biz keyfi hareket etmeyiz. Müstebit, asla değiliz. (5.1.1925)

- Dünyada HÜKÜMET için MEŞRU yalnız ve TEK bir ESAS vardır, o da MEŞVERET'ten ibarettir! (9) (Nutuk)

- Bizim vuzuh ve tatbik kaabiliyeti gördüğümüz siyasi meslek, MİLLİ SİYASET'tir!... Dünyanın bugünkü umumi şartları ve asırların dimağlarda ve karakterlerde topladığı hakikatler karşısında, hayale kapılmak kadar büyük bir hata olmaz... Tarihin ifadesi budur. İlmin, mantığın, aklın ifadesi böyledir.

MİLLİ SİYASET'ten kastettiğim mana şudur: MİLLİ SINIRLARIMIZ İÇİNDE her şeyden önce KENDİ KUVVETİMİZE DAYANARAK VARLIĞIMIZI KORUYUP, MEMLEKETİN İÇ SAADET VE İMARINA ÇALIŞMAK!.. (Bakınız:AÇIKLAMALAR-2, 10) (Nutuk sf. 276)

MİLLET İŞLERİ ancak MİLLİ KARARLAR'a dayanmakla, MİLLETİN GENEL DUYGULARI'na tercüman olmakla gerçekleşir. (11)

MİLLETLER ÜZÜNTÜ, TASA BİLMEMELİDİR! Şeflerin vazifesi hayatı sevinç ve arzu ile karşılamak hususunda milletlerine yol göstermektir.

- CUMHURİYET, SERBESTİ-Yİ EFKÂR taraftarıdır. SAMİMİ ve MEŞRU olmak şartıyla, her fikre hürmet ederiz. Her KANAAT bizce muhteremdir. (11.12.1923)

Efkâr-ı umumiye gibi gösterilmek istenilen sun'i fikirler, en nihayet HUSUSİ FİKİRLER gibi mütalâa olunabilir. Fakat idare-i umumiyede lazım-ül-ittiba düsturlar mahiyetinde telakki edilemezler. (5.1.1925)

CUMHURİYET, FAZİLET-İ AHLAKİYE'ye müstenit bir idaredir. CUMHURİYET, fazilettir. CUMHURİYET FİKREN, İLMEN, BEDENEN KUVVETLİ ve YÜKSEK muhafızlar ister. (12) (14.10.1925)

Hiç bir millet yoktur ki, AHLAK esasiyatına istinad etmeden tefeyyüz etsin!..

Şahsımız için değil, fakat mensup olduğumuz MİLLET İÇİN elbirliği ile ÇALIŞALIM!.. ÇALIŞMALARIN EN BÜYÜĞÜ BUDUR!.. (13)

Şahsi menfaatlerimizden, hasis emellerimizden sıyrılmaya, ancak böyle bütün yılmazlığa, kararlılık ve dayanıklığa, meydana getirilen BÜTÜN BİRLİK VE BERABERLİĞE RAĞMEN; yine en güzel, en şaşmaz, EN DOĞRU ZİHNİYETLERİ VE ÜLKÜLERİ BOZMAYA ÇALIŞACAK İNSANLARA TESADÜF EDİLECEKTİR!.. (Bakınız:AÇIKLAMALAR-2, 14)

Her çağda, her ülkede, her zaman ortaya çıkabildiği gibi bizde de sinirleri zayıf, anlayışı kıt insanlarla birlikte, kişisel geçimini ve mutluluğunu yurdun ve milletin zararında arayan VATANSIZ ALÇAKLAR vardır!.. (23.7.1919)

MEMLEKET ve MİLLET işlerinde şahıslariyle, fiilleriyle, fikirleriyle MUZIR olmak vaziyetine DÜŞENLERE karşı zaman zaman MÜTECELLİT olduğumuz vakidir... Milleti hakiki salâh yolunda yürümekten men'e çalışmak isteyenlere ŞEDİT ve Bİ-AMAN olmak istidadındayız... Nizam-ı içtimaimizi bilerek veya bilmeyerek ihlal edici kimselere müsaadekâr olamayız!.. Bizden bu hususlarda sükunet ve bitaraflık talep edenleri tatmin edemiyorsak, bunun sebebi MEMLEKET ve MİLLET menfaatini HER ŞEYİN FEVKİNDE gördüğümüzdendir!.. (5.1.1925)

TÜRK MİLLETİ kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen müfsit, sefil, vatansız ve milliyetsiz sebükmağzların hezeyanlarındaki gizli ve kirli emelleri anlayamayacak ve onlara müsamaha edecek bir heyet değildir. O şimdiye kadar olduğu gibi doğru yolu görür. Onu yolundan saptırmak isteyenler ezilmeye, kahredilmeye mahkumdur. Bunda KÖYLÜ, AMELE ve bilhassa kahraman ORDU'muz candan beraberdir. (5.8.1929)

Öylelerine karşı EZİCİ BİR BİRLİK KİTLESİ şeklinde belirmemiz, en zaruri bir VİCDANİ GEREK'tir. Zira bu hususta bozgunculuk yapacak insanlara, MÜSAMAHA GÖSTERMEK, kıymet vermek TERBİYE eseri değil; belki bir milletin şerefine, namusuna göz dikmiş insanlara MÜSAMAHA'dır ki, hiç bir vakit hiç bir fert buna müsaade edemez!.. Hiç bir kimse buna müsaade etmek HAKKINA MALİK DEĞİLDİR ve siz de olamazsınız!..

- DEMOKRASİ prensibinin en asri ve mantıki tatbikini temin eden hükümet şekli CUMHURİYET'tir!.. CUMHURİYET'te son söz millet tarafından müntehap MECLİS'tedir. MİLLET namına her türlü kanunları o yapar. Hükümete itimat eder ve onu iskat eder.

HAKİMİYET BİLÂ KAYD Ü ŞART MİLLETİNDİR!.. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir... İcra kudreti ve teşri salahiyeti milletin yegane ve hakiki mümessili olan Büyük Millet Meclisi'nde tecelli ve temerküz eder. (1. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 20.1.1921)

- CUMHURİYET'TE MECLİS, REİS-İ CUMHUR ve HÜKÜMET; HALKIN HÜRRİYETİ'ni, EMNİYET'ini ve RAHAT'ını düşünmek ve teminine çalışmaktan başka bir şey yapamazlar! Çünkü bunlar bilirler ki, kendilerini İKTİDAR ve SALAHİYET mevkiine muayyen bir zaman için getiren İRADE ve HAKİMİYET'İN SAHİBİ MİLLETTİR!. Ve yine bunlar bilirler ki, İKTİDAR MEVKİİNE SALTANAT SÜRMEK İÇİN DEĞİL; MİLLET'E HİZMET İÇİN GETİRİLMİŞLERDİR! MİLLETE KARŞI VAZİYETE VAZİFELERİNİ SUİİSTİMAL EYLEDİKLERİ TAKDİRDE, ŞU VEYA BU TARZDA, MİLLİ İRADE'NİN KENDİ HAKLARINDA DAHİ TECELLİSİNE MARUZ KALABİLİRLER!.. (Bakınız:AÇIKLAMALAR-3, 15)

Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilatı ve hükümettir ki, onun ismi CUMHURİYET'tir... Artık HÜKÜMET ile MİLLET arasında mazideki AYRILIK kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükümettir... Artık hükümet ve HÜKÜMET MENSUPLARI KENDİLERİNİN MİLLET'TEN AYRI OLMADIKLARINI ve MİLLET'İN EFENDİ OLDUĞUNU tamamen ANLAMIŞLARDIR! (14.10.1925)

- Hiç bir düşünce; TÜRK milli menfaatlerinin, TÜRK varlığının, DEVLET'i ve ÜLKE'siyle BÖLÜNMEZLİĞİ esasının, TÜRKLÜĞÜN tarihi ve manevi DEĞERLERİ'nin MİLLİYETÇİLİK ve medeniyetçilik karşısında koruma göremez. (1932 Anayasası) (Bakınız:AÇIKLAMALAR-3, 16)

- SİYASİ hayatımızdan karşılıklı FAALİYETİN VERİMLİ GELİŞMELERİ ancak vatandaşlar arasında DÜŞMANLIK YARATILMAMASIYLA SAĞLANABİLİR! Bunun çareleri PARTİLERİN İÇİNE girebilecek samimi olmayan ve GİZLİ AMAÇLI UNSURLARIN, YASA DIŞI YOLLARLA SONUÇ ALMAK İSTEYEN EMEL SAHİPLERİNİN BÜTÜN ULUSÇA İĞRENÇ GÖRÜLMESİ, ve bir de CUMHURİYET ESASI ÜZERİNDE ÇALIŞAN PARTİLERCE BU GİBİLERİN FAALİYETİNE DAİM UZAK KALINMASIDIR. (17)

- HAKİKATTE, tabiatta, alemde efendiler, TAKSİM-İ KUVVA YOKTUR!.. Yani İRADE-İ MİLLİYE ile ifade ettiğimiz kuvvette TAKSİM-İ KUVVA yoktur. MİLLİ HAKİMİYET, TEŞRİİ KUVVETTE DEĞİL, BU KUVVENİN ÜZERİNDE CEREYAN EDER. O ise İCRA KUVVETİ'ne aittir. Her şey kanun yapmaktan ibaret değildir. Bilakis her şey o kanunları tatbik etmek ve ettirmekten ibarettir. Tatbik eden, icra eden, daima karar verenden daha kuvvetlidir. KUVVETLER AYRILIĞI, ideal bir çözüm değil, hükümdarları müstebit iktidarların etkisini hafifletmek için bulunmuş bir çare, bir EHVEN-İ ŞER'dir. (18)

- Bizim nokta-yı nazarımız KUVVET'in, KUDRET'in, HAKİMİYET'in İRADE'nin doğrudan doğruya HALK'a verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır. Yine şüphe yok ki, bu dünyanın en kuvvetli bir esası, bir prensibidir. (19)

Maksat MİLLET evlatlarından bir kısmının, halk sınıflarından bazılarının diğer evlat ve sınıfların zararına olarak menfaatlerini sağlamak değildir. Belki birbirinden ayrı ve hariç olmayıp HALK adı altında bulunan bütün milleti, ortak ve birleşmiş şekilde, ortak ve genel olan gerçek refaha ulaştırmak için faaliyete geçirmektir. (16.1.1923)

Biz, MEMLEKET HALKI fertlerinin çeşitli sınıf mensuplarının birbirlerine yardımlarını AYNI kıymet ve mahiyette görürüz. Hepsinin menfaatlerinin aynı derecede ve aynı eşitlikçilik duygusuyla teminine çalışmak isteriz.

Bu tarzın MİLLET'in genel refahına, DEVLET bünyesinin kuvvetlenmesi için daha uygun olduğu kanaatindeyiz. Bizim görüşümüz: Çoban, çiftçi, işçi, sanatkar, doktor, kısacası herhangi bir sosyal müessesede çalışan bir vatandaşın hak, menfaat ve hürriyeti eşittir.

DEVLET'e bu anlayış ile azami yardımcı olmak ve MİLLET'in güven iradesini yerinde kullanabilmek; bizim anladığımız manada HALK HÜKÜMETİ İDARESİ ile mümkün olur.

- Hangi hükümetin iyi veya fena olduğunu anlamak için, "HÜKÜMETTEN GAYE NEDİR?", bunu düşünmek lazımdır. HÜKÜMET'in iki hedefi vardır: Biri MİLLETİN KORUNMASI... İkincisi MİLLETİN REFAHI'nı temin etmek!..Bu iki şeyi temin eden hükümet iyi; edemeyen fenadır! (16.3.1923)

HÜKÜMET'in varlık sebebi memleketin ASAYİŞ'ini, milletin HUZUR ve RAHAT'ını temin eylemektir. Bütün memlekette GERÇEK bir ASAYİŞ hakim olmalıdır. Millet büyük bir HUZUR ve EMNİYET içinde MÜSTERİH bulunmalıdır. Memleketimizin herhangi bir köşesindeki halkın EMNİYET'ini, DEVLET'in BÜTÜNLÜK ve ASAYİŞ'ini bozmaya kalkışanlar, devletin bütün kuvvetlerini karşılarında bulmalıdırlar. (Bakınız: AÇIKLAMALAR-3, 20)

İlerici hükümetçiliğin bariz vasfı, halkı KUDRET'ine olduğu kadar ŞEFKAT'ine de samimiyetle inandırabilmesidir. Büyük küçük bütün cumhuriyet memurlarında bu zihniyetin en geniş ölçüde gelitmesine önem vermek çok yerinde olur. (21)

- MİLLİ HAKİMİYET esası üzerinde idare edilen medeni devletlerde kabul edilmiş bulunan esas; milletin genel isteklerini en çok temsil eden ve bu isteklerin bağlı olduğu menfaat ve gerekleri en yüksek kudretle ve salahiyetle yapabilecek siyasi grubun DEVLET işlerini üzerine alması ve bu mesuliyeti en yüksek liderinin omuzuna bırakması prensibinden ibarettir. (Bakınız: AÇIKLAMALAR-4, 22)

Zaten bu şartları kazanamayan bir hükümet vazife yapamaz. Kaideten ve usulen milletin ekseriyetini temsil eden ve özel amacı belli olan parti, hükümeti kurma mesuliyetini üzerine alır ve kendi amaç ve prensiplerini memlekette uygular.

- Başka memleketlerde müteşekkil fırkaların programlarını gözden geçirmiş isem de, bunların tamamiyle MEMLEKET ve MİLLET'imizin hakiki İHTİYAÇLARI'nı tatmine kafi bulmadım. (6.12.1922) Bütün sınıfları birbirleri için ayrılmaz unsur olan, çünkü MENFAATLERİ de BİRBİRİNE KARŞI OLMAYAN halkımızın ortak ve genel olan menfaatlerini ve saadetini temin için HALK FIRKASI kurulması düşünülmektedir. (23)

Maksat ahalinin bazı sınıflarının, diğer evlat ve sınıfların zararına menfaatini temin etmek değildir. (16.1.1923)

Bence bizim MİLLETİMİZ, birbirinden çok FARKLI MENFAATLERİ TAKİP EDEN, bu itibarla BİRBİRİ İLE MÜCADELE HALİNDE bulunagelen çeşitli SINIFLARA SAHİP DEĞİLDİR. MEVCUT SINIFLAR BİRBİRİNE İHTİYAÇ DUYAN ve kendilerin ihtiyaç duyulan MAHİYETTEDİR. Dolayısiyle HALK FIRKASI bütün sınıfların haklarını, ilerleme ve saadet yollarını sağlamakla uğraşabilir. (27.1.1923)

Fırkamız, diğer memleketlerde olduğu gibi herhangi bir POLİTİK FIRKA gibi telakki edilmemelidir. (27.1.1931)

Diğer memleketlerde PARTİLER mutlaka EKONOMİK HEDEFLER üzerine kurulmuş ve kurulmaktadır. Çünkü o memleketlerde ÇEŞİTLİ SINIFLAR vardır. BİR SINIFIN MENFAATİNİ KORUMAK İÇİN KURULAN SİYASİ bir PARTİYE KARŞILIK DİĞER BİR SINIFIN MENFATİNİ KORUMA AMACIYLA PARTİ teşkil eder... Bu pek tabiidir.

GÜYA BİZİM MEMLEKETİMİZDE DE AYRI AYRI SINIFLAR VARMIŞ GİBİ, KURULAN SİYASİ PARTİLER YÜZÜNDEN ŞAHİT OLDUĞUMUZ NETİCELER MALUMDUR. Halbuki HALK FIRKASI'NA BÜTÜN MİLLET DAHİLDİR!.. (7.2.1923)

Fırkamızın takip ettiği program tamamen DEMOKRATİK, HALKÇI bir program olmakla beraber iktisadi nokta-ı nazardan DEVLETÇİ'dir. (27.1.1931)

Cumhuriyet Halk Fırkası diğer memleketlerde olduğu gibi alelade SOKAK POLİTİKASI yapan bir fırka değildir. Memleket mütesanit bir vahdete muhtaçtır. ALELADE POLİTİKACILIK'la MİLLET'i parçalamak ihanettir. (10.10.1925)

- Milletlerin tarihinde bazı devirler vardır ki, muayyen maksatlara erebilmek için MADDİ ve MANEVİ ne kadar KUVVET varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı istikamete sevketmek lazım gelir. Yakın senelerde milletimiz böyle TOPLANMA ve BİRLEŞME hareketinin mühim neticelerini idrak etmiştir. Memleketin ve inkılabın içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı masuniyeti için bütün MİLLİYETÇİ, CUMHURİYETÇİ KUVVETLER'in BİR YERDE toplanması lazımdır. Aynı cinsten olan kuvvetler, müşterek gaye yolunda birleşmelidir. (Serbest Fırka'nın kapatılmasından sonra)

MİLLETİ İDARE'de prensibimiz, MİLLETİN MÜŞTEREK ve umumi FİKİR VE EĞİLİMLERİNE UYMAKTIR! BU FİKİR VE EĞİLİMLERİN HAKİKİ VE CİDDİ OLABİLMESİ, MİLLET'in maddi ve manevi ihtiyaç KAYNAKLARINDAN GELMESİNE BAĞLIDIR! (4.1.1925)

- İçinizde MEMLEKETİ ve MİLLETİ EN ÇOK SEVEN; AKLINA, ANLAYIŞINA, VİCDANINA EN ÇOK GÜVENDİĞİNİZ İNSANI SEÇİNİZ!.. ANCAK BU ŞEKİLDE MECLİS sizin arzularınızı yapmaya, LAYIK OLDUĞUNUZ REFAHI TEMİN KUDRETİNE MALİK OLACAKTIR! (24)

MİLLET'İ aklımızın ermediği, yapmak kudret ve kaabiliyetini kendimizde görmediğimiz hususlar hakkında KANDIRARAK geçici teveccühler elde etmeye tenezzül etmeyiz. MİLLET'E ADİ POLİTİKACILAR GİBİ YALANCI VAADLERDE BULUNMAKTAN NEFRET EDERİZ!..

Asla hatırdan çıkarmamalısınız: Bizim en büyük kuvvetimizi, bugün de yarında DÜRÜST, AÇIK bir SİYASET ve SÖZLERİMİZE BAĞLILIK teşkil edecektir!

Hakikaten memlekete hizmet etmek isteyenlerin KALBİ AÇIK olmalıdır, açık söylemelidirler. Millet ile, milleti sevk ve edenler çok açık görünmelidirler. Olan şeyler ve yapılacak şeyler olduğu gibi ifade olunmalıdır. Yoksa safsatalar ile MİLLETİ ALDATMAK, ONU BİRBİRİNE DÜŞÜRMEK DEMEKTİR! Kuralımız daima millete karşı hakikatleri ifade olmalıdır.

Birbirimize daima HAKİKAT'i söyleyeceğiz. felaket ve saadet getirsin, iyi fena olsun, daima HAKİKAT'ten ayrılmayacağız. MİLLETİ ALDATMAYACAĞIZ!. Millete daima ve daima hakikati söyleyeceğiz. BELKİ HATA EDERİZ, yanlış şeyleri hakikat zannederiz, fakat MİLLET onu DÜZELTSİN! KENDİMİZİ KİMSENİN ÜSTÜNDE GÖRMEYE DE HAKKIMIZ YOKTUR! (11.10.1925)

Partimizin sözleri, HERKESİN HOŞUNA GİDECEK SÖZLER DEĞİL, fakat MİLLETİMİZİ YÜKSELTECEK HAKİKATLER olacaktır.

Yapmak iktidarında olmadığımız işleri, UYUŞTURUCU, OYALAYICI SÖZLERLE "yaparız" diyerek MİLLET'E karşı gündelik SİYASET TAKİP ETMEK, PRENSİBİMİZ DEĞİLDİR! (27.1.1931)

Vaziyeti muhakeme ederken hakikati görmekten, bir an geri kalmayınız. Kendimizi ve birbirimizi aldatmak için lüzum ve mecburiyet yoktur. (Bakınız: AÇIKLAMALAR-4, 25)(1927)

- Genellikle MİLLET fertlerinin, adaylıklarını ortaya atan her şahıs hakkında hüküm vermeye yarayacak güvenilir bilgilere ve isabetli görüşe malik bulunacağını kabul etmek, nazari olarak varsayılsa bile, bunun tamamen doğru olmadığı, tecrübelerin tecrübeleriyle inkar edilmez bir gerçek olmuştur!

- Her halde MİLLET, HÜKÜMET'İN GÖZCÜSÜ olmak lazım gelir. Çünkü HÜKÜMETLERİN İCRAATI MENFİ OLUP TA MİLLET İTİRAZ ETMEZ ve düşünmez İSE; bütün kusur ve KABAHATLERE İŞTİRAK ETMİŞ DEMEKTİR! (26)

- NİHAYETSİZ BİR HÜRRİYET kabil-i tasavvur değildir. Hakların en büyüğü olan HAKK-I HAYAT BİLE MUTLAK DEĞİLDİR. MİLLET'İN İRADE VE EMELİNE UYMAYANLARIN HALİ HÜSRANDIR, İZMİHLALDİR! (27)

- İttihat ve Terakki'nin bir parti haline getirilmesi, ordunun siyaset dışında kalması, Cemiyet'le MASONLUK arasında bir ilgi kalmaması, Cemiyet içinde eşitlik olması, Hükümet işleriyle din işlerinin birbirinden ayrılması (gerekir). (28) (1909)

- SİYASİ MERKEZ'imiz ANADOLU'NUN ORTASINDA kalacaktır!.. BATI'nın ve DOĞU'nun temsilcileri bu başkentte temas edeceklerdir. Bu başkentte her türlü diplomatik meseleler görüşülecektir. BU BAŞKENT'TE MEMLEKETİN İÇ VE DIŞ POLİTİKASI İDARE EDİLECEKTİR!.. (29)

- Ey TÜRK GENÇLİĞİ!..

Birinci vazifen TÜRK İSTİKLALİ'ni, TÜRK CUMHURİYETİ'ni ilelebed MUHAFAZA ve MÜDAFAA etmektir! (Bakınız: AÇIKLAMALAR-4, 30)

MEVCUDİYET'inin ve İSTİKBAL'inin yegane temeli budur!.

Bu temel senin en kıymetli HAZİNE'ndir!..

İstikbalde dahi, seni bu HAZİNE'den mahrum etmek isteyecek DAHİLİ ve HARİCİ bedhahların alacaktır.

Bir gün, İSTİKLAL ve CUMHURİYET'ini MÜDAFAA mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunduğun vaziyetin İMKAN ve ŞERAİT'ini düşünmeyeceksin!..

Bu İMKAN ve ŞERAİT çok NAMÜSAHİT bir mahiyette tezahür edebilir. İSTİKLAL ve CUMHURİYET'ine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. CEBREN ve HİLE ile aziz VATAN'ın bütün KALELERİ zaptedilmiş, bütün TERSANELERİ'ne girilmiş, bütün ORDULARI dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil İŞGAL edilmiş olabilir.

Bu şeraitten daha ELİM ve daha VAHİM olmak üzere, memleketin dahilinde İKTİDARA SAHİP OLANLAR, GAFLET ve DALALET ve hatta HIYANET içinde bulunabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri, ŞAHSİ MENFAATLER'ini MÜSTEVLİLERİN SİYASİ EMELLERİ'yle tevhid edebilirler.

MİLLET FAKR-U ZARURET içinde HARAP ve BİTAB düşmüş olabilir.

Ey TÜRK İSTİKBALİ'NİN EVLADI!..

İşte bu AHVAL ve ŞERAİT içinde dahi vazifen TÜRK İSTİKLAL ve CUMHURİYETİ'ni kurtarmaktır!.

Muhtaç olduğun KUDRET damarlarındaki ASİL KAN'da mevcuttur!..

***

> İÇİNDEKİLER < > CUMHURİYETÇİLİK İLKESİ - AÇIKLAMALAR < AÇIKLAMALAR-2; > AÇIKLAMALAR-3 < AÇIKLAMALAR-4