|
Kazım TEMİR
|
||
|
ANDIRIN AĞIDI - I |
ANDIRIN AĞIDI - II |
|
|
Galaylı gazana tirşik bastıran Yoğurdu torbaya goyup asdıran,
Pilavın
üstüne horuz kesdiren,
Yuka ile yiyenlerin nice oldu.
Güvercin etinden yahnı sulusu,
Çerkez gaçamağının tereyağlısı,
Nerde
galdı garasuyun yalısı,
Burcu burcu firiglerin nice oldu.
Meke
unu ile yapılan çörek,
Yeşil ısbanakla bişerdi börek,
Haymanın
altında bağdaş gurarak,
Çam bardaktan içenlerin nice
oldu.
Yumurta mıklası avşarın balı,
Hayalimde
tüter şu mazgaçın beli,
Haziranda
açar şu çığşarın gülü,
Cıvıl cıvıl göçenlerin nice oldu.
Panavuru
ekip yazı bekliyen,
Bir seklem buğdayı ata yükliyen,
Hakınaya
birde guzu ekliyen,
Çaman
yayıp yiyenlerin nice oldu.
Tüfeğini omuzuna dakanlar,
Efsin
yapıp al durnaya sıkanlar,
Eyrelti
meşeden ateş yakanlar,
Kül kömbesi yiyenlerin nice oldu.
Ormanlar
kesilir hopur olurdu,
Bir yandan sel alır kepir olurdu,
O zaman köylüler her bir olurdu, O ha diye çift sürenlerin nice oldu.
Gar akınca yeşil ırmak çıkardı,
Zopur
yağar gabak şaha galkardı,
Çiçeğinden anam dolma yapardı,
O nur yüzlü cennetlikler nice
oldu.
Maraşlı
bağcının tuluk bekmezi,
Çıtımık gavesi gatık süzmesi,
Harman
savururken saman tozması,
Yaba
vurup savuranlar nice oldu.
Ölenlere
ısgat yapılır dı,
Otuzüç
farzı herkes bilirdi,
Bayramlarda
köy meydanı dolardı,
O
çoşkulu bayramların nice oldu.
Çimenli
yerlere çemlik derlerdi,
Geçi
yavrusuna emlik derlerdi,
Tavuk
kümesine pinnik derlerdi,
Sabah
öten horozların nice oldu.
Köy
hocalarına fakı derlerdi,
Buğday
ezen taşa soku derlerdi,
Doktora
gitmeyip tirşik yerlerdi,
O
sağlam insanların nice oldu.
Gıymetli
yerlerin adı değişti,
Artık
ağzımızın tadı değişti,
Şimdiki
malların südü değişti,
O
gaymaklı yogurtların nice oldu.
Arpa
ekilir olurdu gasıl,
Dedesini
aramayan bu nesil,
Çok
yerleri gaybetmişiz velasıl, Hani Musul, Kerkük nice oldu.
Sana
söylüyorum güzel Andırın
Nerde galdı sacın, hani tandırın,
Üç asır öncesi ismin Enderun,
Hani üçyüzonbeş liler nice oldu.
|
Takvalar dı köyüm, karadut obam,
Kesme kütüğünden yanardı
sobam,
Cihangir oğlunun kızıydı
ebem,
Hangi eyi Musa dedem niç oldu.
Gargılıkta Şerif fakı dururdu,
Mıktar idi möhürünü vururdu,
Herkes Andırın' da yayan
yürürdü, Saprıcan denen dertler niç oldu.
Arabası akabadan geçerdi,
Mor goyunum gelir suyun içerdi,
Dedem ellik takar ekin
biçerdi, Şelek çeken ebelerim niç oldu.
Keşiş suyu ilkbaharda
bulanır,
Andırın'lım gurbet elde dolanır,
Toprak damlar samanlanır loğlanır,
Süyüğümüzden sarkan buzlar niç oldu.
Nerde kaldı o çocukluk
günlerim
Kirmenlerde eğrilirdi
yünlerim,
Çöken damımıza bakıp
inlerim,
Bakır ırbık koca çıkrık niç oldu.
Tahranayı sererlerdi firikli,
Gargılık, murtlu, karadut mirikli,
Benim bu köyüm ezelden
dertli, Harman süren dişli gemler niç oldu.
Örme
üzzük uzun golanlarımız,
Az
galdı bunları bilenlerimiz,
Eyer,
semer ve de palanlarımız, Değirmene giden gölüklerimiz niç oldu.
Har
ağacına bal yapardı arılar,
Saybaşına
varan yolu yarılar,
Anamın
babasına derler sarılar,
Cin
Ali dedem Mustafa dayım niç oldu.
Dama
yağan karı kürü derlerdi,
Gızın
güzeline hürü derlerdi,
Çalıyı
başından sürü derlerdi,
O
nükteli konuşanlar niç oldu.
Biri
oha çeker öküz durdurur,
Biri
oha çeker saban kırdırır,
Kesme
ağacına hebil sardırır,
Pırnal
ağacından kaşık niç oldu.
Yol
ver dağlar bir geçeyim höbekten,
Aş
yapardık tevriz denen gabaktan,
Ilgıt
ılgıt sömelekli bebekten,
Belendiğim
beyaz toprak niç oldu.
Keşişe
karışır tahtanın suyu,
Yeşil
karapınar şu nürnpet köyü
Anacığım
ağlar Kazımım deyi,
Başımı
okşayan eller niç oldu.
|
|