Asagidaki yazi, AVRASYA ETUDLERI (Ankara) dergisinin  
Yaz 1994 sayisinda yayinlanmistir. 
 
 
 
              PAN ADLI IKI KURGUSAL YARATIK: 
  UYDURMA "BELGELERIN" TURKLER ZARARINA KULLANILMALARI1 
 
                  H. B. Paksoy, D. Phil. 
 
     Gunlerini kaval calmakla geciren, "beline kadar 
keci-belinden yukari insan" gorunumunde olan eski Yunan 
tanrisi Pan, yalnizca insan dusuncesinde yasayan bir 
yaratiktir. Bir tek'inin "Kaf" daginin ardinda bile 
bulunmadigi gunumuzde artik anlasilmistir. Efsane 
kitaplarinda anlatildigi gibi, tanri Pan'in "bir 
yarismada birinciligi almasi" baska bir dussel Yunan 
tanrisi olan Apollo'yu kizdirir. Sonucunda, tanri Apollo, 
tanri Pan'in insan kulaklarini esek kulaklari ile 
degistirir.2 Bununla birlikte, ilkel insanlardan kalma 
efsane yaratmak icgudusunden olagele ki, 19cu yuzyilda 
iki tane daha "pan" hurafesi ortaya atildi.3 
          1. "Pan-Turkizm." Pan-Turanizm adi altinda da 
pazarlanan bu "akim" Turklerce degil, Turk olmayan ancak 
yetenekli ve bir Avrupa universitesinde gorevli bir Dogu 
Bilimleri profesor'unce yaratilmistir. 1860 larda yer 
alan bu yaraticilik, Kraliceleri her gun cay icen bir 
imparatorlugun yararina idi. Bu profesor, kralicenin 
 
                               
  
 
guvenlik gorevlilerinden aylik aliyordu. Emekli olduktan 
sonra da, Kralice'nin tebasindan olmamasina karsilik, 
emekli ayligi almayi surdurdu. 
     Profesor'un gorusunce, ortak tarih ve kokenli Turk 
topluluklari, Cin duvarlarindan Viyana'ya kadar olan 
genis bir bolge icinde yasiyorlar ve Turkce 
konusuyorlardi.4 Turklerin yasadigi bu bolge'nin 
Guney'inde, cay icenler Kralice'sinin Hindistan 
Imparatorlugu var idi. Hindistan imparatorlugunun 
Kuzey'inde ise, toplumu hic olmaz ise gun'de bir kez 
borst corbasi icen bir baska imparatorluk yer aliyordu. 
Kuzey'deki bu borst icenler imparatorlugu, Guney'deki cay 
icenler imparatorlugunun topraklarina ordulari ile 
yaklasmaya calismaktaydi. Profesor'un dusundugu gibi, iki 
imparatorluk arasinda ortada kalan Turkler biraraya gelip 
tug baglayacak olasalar, cay icenler imparatorlugunu 
borst icenler imparatorlugundan korumus olacaklardi. 
Boylece, cay icenler imparatorlugu daha guven icinde 
yasayabilecekti. Ya da, cay icenler imparatorlugu 
yoneticileri boyle dusunuyordu. 
     19cu yuzyil icinde, Avrupa'da yeni bir "guc dengesi" 
olusturulmasina calisiliyordu. Bu ugras'in amaci, tek bir 
Avrupa devletinin digerlerine ustun bir duruma gecmesini 
engellemek idi. Almanya, Avusturya-Macaristan, Fransa, 
Ingiltere, ve Rusya, birbirlerini durmadan gozlemekte 
idiler. Butun Avrupali devletler tetik durduklari icin, 
satranc tahtasi uzerindeki atilimlari andiran bu olaylar, 
Avrupa duzeyinde bir politik-ekonomik durgunluk ve 
tikaniklik yaratmis idi. Dolayisi ile yarisi kazanmayi 
kendine amac edinmis ulke yoneticileri, atilimlari 
Asya'ya kaydirilmaya basladilar. Ingiliz sairi Kipling, 
bu ugraslara "Asya'daki Buyuk Oyun" adini takmisti.5 
     Oyunu kazanabilmek icin, Avrupa ulkelerinin 
oncelikle ekonomik ustunluk kurmalari, komsularindan 
varlikli bir duzey'e ulasmalari gerekli idi. Bu ekonomik 
ustunluk ise, Asya'da kurulan somurgelerden ucuz hammadde 
alip, yerine, ana ulkelerindeki uretim evlerinde 
turettikleri mallari daha yuksek degerlerle satmak yolu 
ile gerceklesecek idi. 
          2. "Pan-Islam." Bu politik dusunce'nin kaynagi 
gene 19cu yuzyil'a, Cemaleddin al-Afgani'ye kadar geri 
gider.6 Al-Afgani'nin amaci, tek ortak yanlari yalnizca 
bir din'e inanmak olan Musluman toplumlarini, bu 
toplumlarin kokenlerine, gecmislerine ve birbirleri ile 
olan iliskilerine bakmayarak, bir bayrak altinda 
birlestirip Musluman ulkeleri ustunde somurge kuran 
Avrupa devletlerinin boyundurugundan kurtarmak idi.  
     Toplumu Valkyrie ad'i ile bilinen baska bir kurgusal 
yaratigin soyledigi ezgileri dinleyerek bira icen ucuncu 
bir ulke, bu arada Asya'daki Buyuk Oyun'a katildi. Bu 
ucuncu toplum'un imparator'u, Avrupa'da "Hasta Adam" 
olarak bilinen Osmanli imparatorlugunun yakin dostu 
oldugunu belirtmek icin Istanbul'u ve Orta Dogu'yu 
gezmeye gitti. Bira icenler imparatorlugu yoneticileri, 
Asya ve Orta Dogu'da bir Islam Ihtilali cikmasini 
kolaylastirmak istiyorlardi.7 
     Bu sirada, "Butun Savaslara Son Verecek Son Savas" 
da baslamak uzere idi.8 Bu savas'i baslatanlarin amaci 
tek idi: Avrupa'daki Guc Dengesini bozmak, onderligi ele 
gecirmek. Bira icenler imparatorlugu, kahve icenler 
imparatorlugu9 ordu birliklerini kendi yaninda bu "Butun 
Savaslara Son Verecek Son Savas" a sokmak istiyordu. 
Kahve icenler imparatorlugunun (yeryuzundeki konumu 
dolayisi ile) bira icenler imparatorlugu yaninda savasa 
girmesi, cay ve borst icenler imparatorluklarinin bir 
bolum ordularini kahve icenler imparatorlugunun Dogu 
yaninda tutmak zorunda birakacak idi. Bu da, Bati Avrupa 
yonunde cay ve borst icenler imparatorluklari ordulari 
ile vurusmakta olan bira icenler imparatorlugu 
ordularinin soluk almasina yardimci olacak idi. 
     Cay ve borst icenler imapartorluklarina sonradan 
askeri guc ile katistirilan toplumlarin icindeki buyuk 
bolumler, "din bakimindan Musluman" idiler. Kahve icenler 
imparatorlugu da "Pan-Islam" bayragi altinda savas'a 
girdiginde, bira icenler'in dusuncesine gore, bu Musluman 
topluluklari kahve icenlerle isbirligi yapacaklardi. Bir 
"Islam Ihtilali" cikacak idi. Boylece, cay ve borst 
icenler imparatorluklarinin ic isleri guclesecekti. Bira 
icenler imparatorlugu, kahve icenler imparatorlugunun 
ordularini Dogu'da, Kafkaslarda, bu amacla savas'a 
sokmayi basardi. Ilk bakista, bira icenlerin istekleri 
yerine gelmis ve basari'ya ulasmakta idiler. 
     Borst icenler imparatorlugu, imparatorlarinin yasam 
tur ve duzeni dolayisi ile bir hastaliga yakalandi. Borst 
icenler imparatorlugu, agri ve sizilarla yataga dustu. 
1917 de is basina gecen yeni onderleri ise, borst icenler 
imparatorlugunu sicak savastan cekti. Yeni borst icenler  
imparatorlugunun bascilari, yeni'den kaldirdiklari 
bayraklarla, bu kurgusal Pan-Turkizm ve Pan-Islamizm 
ikizleri ile, yeni bir savas baslattilar. Orta Asya kimiz 
icenlerini, gene eski borst icenler imparatorlugunun 
uyguladigi yontemlerle yonetmek istiyorlardi.  
     "Butun Savaslara Son Verecek Son Savas" 1918 de sona 
erdiginde, "ABD baskan'i Wilson'un 14 Prensibi" olarak 
bilinen atilimlar cercevesinde, Orta Asyali kimiz icenler 
de bagimsiz olmak istediklerini dunya'ya duyurdular. 
Bunun uzerine, cok da us'lu olmayan yeni bir savas 
basladi. Yeni borst icenler imparatorlugu, Orta Asyali 
kimiz icenlerin bu dogal isteklerinin temel'den "dunyayi 
isgal etmek" dusuncesi oldugunu cigirislarla ileri 
surduler. Yeni borst icenler imparatorlugunun bu 
yaraticiliklari Avrupa kamu oyuna tezlikle aktarildi. 
Avrupa'da el altindan sessizce yapilan anlasmalarla, 
kurgusal ikizlerce ileri surulen tutumlarin "Dogru" 
oldugu deme lerle dunya'ya bildirildi. 
     1939-1945 Ikinci Dunya Savasi sirasinda ABD baskan'i 
F. D. Rooselvelt'in dile getirdigi "Dort Bagimsizlik 
Yasa" si (toplumlarin soz, din, toplanma ve yolculuk 
etmek istekleri sinirlanamaz) da kulak ardi edildi, Orta 
Asyali kimiz icenlere uygulanmadi.10 
     Bu gibi sagirliklar'in uluslararasi konumlarda yer 
almasi de yeni bir olay degildi. Orta caglarda yer almis 
olan Hacli Seferleri, bu yolda ileri atilmis politik 
cozumlerin basinda gelir. Kendi ic islerindeki gucluklere 
cozum bulamayan dini onderler, toplumlarinin ic 
sikintilarini "dis dusmanlara" yoneltmek icin "din" 
savaslarina girdiler. 19cu yuzyilin baslarindan 
baslayarak, Avrupa'li yoneticiler onceki (ortacaglardaki) 
Hacli Seferlerinde kullanilan goruntu ve sozleri 
kullandilar. Bu evrensel "dis politika" yolu ile kendi 
buyruklarindaki yurttaslarinin dikkatlerini ic islerden 
ve sikintilardan uzaklastirmaya calistilar. Duygulari ile 
kendilerinden sakli oynanan mumin toplumlar, ic rahatligi 
ile koru-korune bu cagirilara uydular. Bu toplumlar kisa 
surede gercekleri ogrenmeye basladilar: savas alaninda 
erler olur, ozellikle olaylari toplu olarak goremeyen ve 
cahil olan toplumlarin erleri. 
     Zaman degisir. Ancak, anlasildigina gore, her zaman 
daha iyi'ye dogru da degil. Turkler de, Avrupa'nin ileri 
gelen uluslari gibi, bir imparatorluk surecinden 
gectiler. Ancak, gecirdikleri imparatorluk surecinin 
butun sorumluluklarindan kendilerini arinmis goren 
komsularinin gozunde, Turkler bu sorumluluklarindan 
arinmis degiller. "Hesap" hanelerine yazilan asiri "faiz" 
ve her turlu "ceza" yi odemis olmalarina ragmen, 
Turklerden hala odeme yapmasini isteyenler vardir. Hic 
degilse, yazdiklari tarih kitaplari icinde Turklerden 
"tahsilat yapmak" isteyenler bulunur. Unutulmamali ki, 
gelecek olaylar, buyuk bir cogunlukla bu tur "eski 
defterler" icinde yazili olaylara gore 
yonlendirilecektir. 
     Dunya'da var olan Turklerin cogunlugu, kendi 
cevrelerinde ve uzerlerinde dondurulen oyunlara bakmadan, 
hala hic uzaklasmadiklari anayurtlarinda yasamaktadir. Bu 
gercegi goremeyenlarce de, nereden ve nasil gelmis 
olurlarsa olsunlar, Turkler zararina kurgusal ikiz Pan 
suclamalarinda bulunulmakta. 
     Turkler gunumuz'e kadar "soz gumus ise, sukut 
altin'dir" diye yanlis bir dusunce altinda 
yasamaktadirlar. Gerceklerin orta'ya atilmasina yarayacak 
her tur tartisma'ya girismeyi de, "celebilige" 
yedirememisler ya da yakistiramamislardir. Ne de olsa, 
atalari "dogruluk yerini bulur" dememismiydi? Bu atalar 
sozunun dogrulugu su goturmez. Yalniz, bu atalar sozu, 
dogrulugun hangi gun yerini bulacagi uzerinde bir bilgi 
vermez. Dogruluk yerini bulmaya hazirlanadursun, bu 
sirada "At'i alan da Uskudar'i gecmektedir." Verilecek 
zarar verilmis, Ortak Pazar'a giris dilekce'si geri 
cevrilmis ve ekonomik yara'dan akan kanlar gollenmeye 
baslamis, govde gucsuz kalmaya baslamistir. Osmanli 
Amiral'i Barbaros Hayreddin'in (1466-1546) adi'nin 
Akdeniz kiyilarinda oturan Avrupalilarca soz dinlemeyen 
cocuklari korkutmak icin "ocu" anlaminda kullanildigi, ve 
boylece cocuklarin soz dinlemeye zorlandiklari iyi 
bilinir. Bu yol'dan, Turk'un ocu oldugu efsanesi genc 
beyinlere yerlestirilmekte, buyuduklerinde devlet adami, 
tuccar vb. olan bu cocuklarda yerlesen korkunun sonucunda 
Turkler bugun zarar gormektedir. "Agac yas iken egilir." 
     Ek olarak, Barbaros Hayreddin'e atfedilen "oculuk" 
hurafelerinin benzerleri, yazili olarak ta yaratilmistir. 
Bunlarin en eskilerinden ve siyasi nedenlerle yazilmis 
olanlardan biri 1473 yilina, II. Mehmet'in (1432-1481) 
Bizans imparatorluguna son vermesinden yirmi yil 
sonrasina kadar geri gider. Bu kucuk eser'de, Fatih guya 
"....yaptigi ve yapacagi fetihlerle ovunmektedir...." Bu 
eser'in kisisel atilimi cok gelismis bir kisi'ce 
uyduruldugu gunumuzde biliniyor. Ustelik, Avrupali'larin 
"Turk'lere karsi koyma yeteneginin ne denli guclu 
oldugunu gostermek icin," bu "mektubun" sanki Turkce'den 
"cevrilmis" gibi gosterildigi de orta'ya cikmistir.11  
     Gunumuzde bilindigine gore, bu tur'den ucyuzden 
artik degisik mektup, Turkce'den dilmaclarca "cevrilmis" 
gibi en az alti dil'de yazilmis, yayinlanmis ve o 
yuzyillarda binlerle sayi'si dagitilmistir.12 Bu 
mektuplarin amaci'nin da Avrupalilari korkutup, bir 
birlige yanasmalarini saglamak oldugu gorulmektedir. 
Katolik ya da Protestan mezhepleri uyeleri olan yazarlari 
ise, kendi yandaslarini diger Hristiyan mezhebine karsi 
savas'a cagirmaktadir. Bu yazarlarin ileri surdugune 
gore, ornegin eger Katolikler biraraya gelip 
Protestanlari vurmazlar "dinlerini birlestirmezler, 
Protestan denen ayricilarin elinden kurtarmazlar" ise, 
"ocu" Turkler gelip herseyi Hristiyanlarin elinden 
alacaklardir. Bu da, bir dis yagi yaratmak  --ve 
toplum'un ic sikintilarini dagitmak--  yonteminden baska 
birsey degil idi. Bu yontem, bu gun de butun canliligi 
ile yasamakta ve yasatilmaktadir. 
     Bu tur propaganda'nin 15ci yuzyil icinde bile pek 
yeni olmadigi biliniyor. Bizans imparator'u Leo VI (865- 
911) ca yapildigi soylenen "Turklerin Son'unun Geldigi" 
kehanet'i, 16ci yuzyil Avrupa'sinda yazilan dini-politik 
kavga yazilarina da kaynak olarak alinmistir.13 Bu tur 
Avrupa ic'i dusuncesel carpismalar yeni yaratilan matbaa 
harfleri yolu ile Avrupa basimcilarinca genis olcude 
yayilmakta idi.14 Bu atilim, gunumuzde elektronik 
iletisim araclari ile  --yalnizca radyo, televizyon ve 
video makaralari yolu ile degil--  bilgisayar iletisim 
aglari ve bilgisayarli bilgi sandiklari ile 
karsilastirilabilir. Nasil ki, 15ci yuzyilda basilmaya 
baslanan bu tur ilk eserler onceleri kamu oyuna acik 
degildiler (yalnizca,  sayilari az olan okur-yazarlarca 
biliniyordu), 20ci yuzyilda bilgisayarlara gecirilmis 
bilgisayarli bilgi sandiklari da ilk bakista kamu oyunca 
gorulemezler. Bu gibi her kisi'ye acik olmayan kapali 
koselerde beslenme ortam'i bulup filizlenen karanlik 
dusunceler, sonradan buyutulerek kamu oy'una sunuluyor. 
Bulasici hastalik gibi bir agizdan diger yayin'a geciyor 
ve ortaligi kirana koyuyor. Bir gozlem yapilabilir: "Bir  
deli kuyu'ya tas atmis, kirk akilli cikaramamis."  
"Ayikla pirincin tasini." 
     Ruslar, Avrupa'dan cok seyler kapmis, 
ogrenmislerdir. Bu propaganda uygulamalari da, Ruslarin 
Avrupa'dan orendikleri arasindadir. 17ci yuzyildan 
baslayarak, bu propaganda mektuplari ve kitapciklari da 
Rusca'ya cevrilmistir. Bugun bilindigi gibi, Orta 
caglar'dan baslayarak, Asya bozkirlarinin Bati 
kiyilarinda kullanilmaya baslanan ilk uluslararasi 
anlasma ve antlasma dili Turkce idi. O sure icinde de, 
Rus yoneticilerini atayici ve bu yoneticilerin yasal 
oldugunu belirtir belgeler de Rusca'dan cok Turkce olarak 
yazilmislardi. Moskova, Vladimir ve Suzdal gibi Rus sehir 
devletlerinin bascilari'nin yasalliklari bile Altinordu 
bozkir torelerince saptanmakta idi. Ornegin, Korkunc Ivan 
(carligi 1533-1584) onceleri kendi basina Rus tahtina 
cikmayarak, yerine Bekbulat adli bir Altinordulu Turk'un 
car olmasini desteklemisti.15 
     Turkce'nin dil yapisi, Rus disisleri yazicilarinin 
ve gorvlilerinin de dillerini de etkilemekte idi. Hatta, 
Rus edebi yazarlarinin eserlerinde bile Turkce'nin 
etkileri ve Turklerin turunde yazi yazma ozentileri 
gorulmeye baslamisti.16 Kendi yaraticiliklari bittiginde 
ya da yetmediginde de, Rus yazarlari eski Turk yazilarini 
kendilerinin imis gibi gostermekten de 
kacinmamislardi.17 
     20ci yuzyilda "Asya'daki Buyuk Oyun" ve "Dogu 
Sorunu" konularinin Avrupa'nin onemli isler 
gundem'lerinin basinda yer almalari, yoneticilerini taraf 
tutmaya yoneltti. Kamu oyu olusturma cabalari yogunlasti. 
Bir Fransiz yazari acikca Turkleri savundu.18 Buna 
karsi, 1919 Versailles Baris Toplantisina katilan 
diplomatlar Baskan Wilson'un Birinci Dunya Savasi sonrasi 
"Yeni Dunya Duzeni" gorusu'ne olumsuz baktiklarindan, 
Turkleri dislayan bir karsi duzen ozet'i yayinladilar.19 
Yayinlanan sozlerin orantili degerlerine bakmaksizin, 
sonuc alinmis oldu. Kuzey ve Dogu Asya'da, Sovyet devlet 
kuruluslari yeni kazanilmis bir guc ile atilimlara 
basladilar. Rus yoneticileri yalniz kurgusal ikiz olan 
Pan lari yeniden canlandirmakla kalmadilar, eski Turk 
yazili anitlarinin icindeki gercekleri de degistirmeye 
calistilar.20 Bu kapsamda, bagimsizligini 1919-1924 
yillari arasinda bir kurtulus savasi vererek kazanmis 
olan genc Turkiye Cumhuriyeti de diplomatik ve ekonomik 
alanlarda tek basina birakilmaya calisiliyordu.  
     Butun bu ugraslar --bir onceki oyunculara 
yenilerinin de katildigi--  gene bir Buyuk Savas'in 
cikacagi 1930larda kesinlesinceye kadar el altindan 
surduruldu. Ikinci Dunya Savas'i 1939 da basladiginda, 
kurgusal ikiz Pan lar gene masal kitaplarindan cikarilip 
orta'ya surulduler. Ote yandan da Avrupa'li vurusmacilar 
gene Turkleri kendi yanlarina, kendi yararlari ugruna (ve 
diger vurusmacilara karsi) kullanmak uzere cekmeye 
calistilar. Birinci Dunya Savas'i oncesi oldugu gibi 
Turkler uzerine baski yapilmaya baslandi. 
     Kurgusal ikiz Pan lar Turklerin zararina orta'ya 
atilip kullanildikca, Turklerin bu akimlara karsi 
verdikleri geleneksel karsiliklar iki'ye ayrilir: 1) 
derin bir sessizlik;  2) geleneksel Turk belgelerine 
inatla bagli kalmak.21  
     Bir ulus'un tarihi, kendi basina bir bosluk icinde 
ve diger ulus'larin tarihleri ile iliskisiz olarak 
yazilamaz. Turklerin dunya uzerindeki politik konumunu 
gene dunya olaylari cercevesi icinde ele alan (ve 
kurgusal ikiz Pan lara karsi ilk uyarici yazi ornegi 
veren) Turklerden biri, 1904 yilinda Yusuf Akcura 
olmustur.22 Akcura'nin hemen ardindan, 19 ve 20ci 
yuzyillarin politik gerceklerini koklu olarak kavramis 
olan ve aciklayici incelemeleri ile toplum'a anlatan 
Kazim Karabekir gelir. Karabekir de, kurgusal ikiz Pan 
lari bu aci'dan ele alir.23 Son yillarda, Orta Asya'da 
da ilgili konulari iceren yazilar yazilmakta ve 
yayinlanmaktadir.24  
     Kurgusal dusler, yalanci belgeler ve efsane yaratmak 
islemleri, herseyden once "maya" kavram ve tanimina 
baglidir.25 Eger Turkler kendi tarih ve maya'larina 
kendi gozleri ile bakip, bunlari kendi kavramlarina bagli 
olarak yazmazlar ise, uluslararasi dusuncesel ve politik 
alanlarda oyuncak olarak kalmaya mahkumdurlar. Ornegin, 
Fransiz tarihcisi Fernand Braudel Fransa tarihini 
yazarken, Ingiliz tarihcileri A. J. P. Taylor ya da 
Toynbee'den ornek kullanmak geregini duymamaktadir. Bu 
tur tutumlar, tersi icin de gecerlidir. Bir "genel tarih" 
yazilabilmesi icin, once her toplumun tarihinin 
ayrintilari ile tek-tek yazilmasi gerekir.   
     Kisacasi: "Gok kubbe'de kalan hos seda" sozu, oz 
olarak dogrudur. "Su uzerine yazi yazmaya" esittir. 
Konusulup ta kagida dokulmeyen dusunceler kaybolup 
gidecektir. Buna karsilik: is yapacak, karar verecek 
kisiler, yazilari okuyarak dusunmekte ve uygulamalara 
gecmektedirler. 


                          KAYNAKLAR:

      1. Bu bildiri Ingilizce olarak Centre d'tudes et de 
 Recherches Internationales / Fondation Nationale des Sciences 
 Politiques tarafindan Ekim 1991 de Paris'te duzenlenen "LA 
 TURQUIE ET L'AIRE TURQUE DANS LA NOUVELLE CONFIGURATION
REGIONALE  ET INTERNATIONALE: MONTEE EN PUISSANCE OU
MARGINALISATION"  baslikli toplanti'da okunmus; ozeti de, adi
gecen kuruluslarca  yayinlanan Cahiers d'Etudes sur la Mditerrane
orientale et le  monde turco-iranien dergisinin Ocak 1992
sayisinda Fransizca  olarak yayinlanmistir.  
 
      2. Herbert Spencer Robinson & Knox Wilson, Myths and
Legends  of All Nations (Littlefield-Adams, 1981). 
 
      3. Bilindigi gibi, "Pan" sozcugu Ingilizce'ye gectikten 
 sonra degisik anlamlarda kullanilmistir. Ilk agizda, 
 "birlestirici" kavramindadir. Ornegin, Kuzey ve Guney Amerika'yi
boydan boy'a asan kara yolunun adi "Pan-American Highway" dir. Bu
 yol'dan, Amerika kitalarindaki devletlerin birbirleri ile daha 
siki iliskiler icinde yasamasina calisilmistir. Bu kapsam'da 
"Pan," 19cu yuzyilda "Pan-Germenizm" (Alman Birligi) ile tarihte
gorulur. Pan-Germenizm de, "Pan-Slavizm" in yaratilmasina on-ayak
olmustur. Asagida da gorulecegi gibi, "pan" Turklere de 
uzatilarak, "yeni" bir politik akim olusturulmustur. 

      4. Arminius Vambery, Travels in Central Asia (London,
1865). 
 
      5. Edward Ingram, The Beginnings of the Great Game in Asia,
1828-1834 (Oxford, 1979). 
 
      6. H. A. R. Gibb, Modern Trends in Islam (Chicago, 1947);
Nikki Keddie, Sayyid Jamal ad-Din "al-Afghani." A Political
Biography (Berkeley, 1972). 

      7. Bu tur bir Islam Ihtilalinin nasil cikarilabilecegi 
uzerine bu imparatorluk uzmanlarinca hazirlanmis atilim onerisi, 
gunumuzde Yale Universitesi elyazmalari kutuphanesinde saklidir. 
 
      8. Avrupa kamu oyunda, Birinci Dunya Savas'ina verilen ad. 

      9. Osmanlilar. 

     10. Sozu edilen "Four Freedoms," ABD Anayasasi'na yapilan 
Birinci Ek'ten esinlenmistir. Ornegin, bak: S. E. Finer, Five 
Constitutions (Penguin, 1979). 

     11. Daniel Clarke Waugh, The Great Turkes Defiance: On the 
History of the Apocryphal Correspondence of the Ottoman Sultan in
its Muscovite and Russian Variants (Columbus, OH: Slavica 
Publishers, 1978). 

     12. Sozu edilen donemde, toplumlarin buyuklugu gunumuz ile 
orantili olarak goz onunde tutuldugunda, bu sayilar cok buyuktur.

     13. Vaticinium Sever, et Leonis Imperatorum, in quo videtur 
finis Turcarum in Profetia di Severo (1596). A. Fischer'ce 1920 
yilinda ZDMG (47) de Arap harfleri ile yeniden yayinlanmistir. 
Tarihi olaylar bakimindan, 16ci yuzyil kadar, 1920 yilinin da 
Turkler acisindan oneminin unutulmamasi gerekir. 
 
     14. Philipp Lonicer, Chronicorvm Turcicorvm (Frankfurt, 
1584); Johannes Leunclavius, Historiae Mvsvlmanae Tvrcorvm, De 
Monvmentis ipsorvm exscriptae... (1591). 
 
     15. Edward Louis Keenan, Jr., "Muscovy and Kazan: Some 
Introductory Remarks on the Patterns of Steppe Diplomacy" Slavic 
Review Vol. XXVI, No. 4 (December, 1967); Omeljan Pritsak, 
"Moscow, Golden Horde, and the Kazan Khanate from a Polycultural 
Point of View" Slavic Review Vol. XXVI, No. 4 (December, 1967); 
S. S. Aydemir, Suyu Arayan Adam (Istanbul, 1971). Dorduncu Baski.


     16. Edward Louis Keenan, Jr., "The Jarlyk of Axmed-Xan to 
Ivan III: A New Reading" International Journal of Slavic 
Linguistics and Poetics XII, 1967. (Mouton, The Hague). 
 
     17. Ornek olarak, Rus Tale of Igor destani'in Turk kokenleri

uzerine Orta Asya'li yazarlarca ileri surulmus gorusler icin bak:
H. B. Paksoy, "Chora Batir: A Tatar Admonition to Future 
Generations."  Studies in Comparative Communism Vol. XIX, Nos. 3 
& 4, Autumn/Winter 1986.  
 
     18. Felix Valyi, Turk's Last Stand: The Historical Tragedy 
on the Bosphorus (London, 1913). Londra Universitesinde yapilmis 
bir konusma olup, Ingilizce'ye cevrilerek yayinlanmistir. 
 
     19. Joint Note of the Allied Governments in answer to 
President Wilson, The Murderous Tyranny of the Turks. Basyazari: 
Arnold J. Toynbee (Hodder & Stoughton, 1917). Unlu tarihci 
Toynbee, Paris Baris Toplantisina katilan Ingiliz 
diplomatlarindan biri idi. Daha sonra ek yazilar da yazmistir. 
Bak: Arnold J. Toynbee and Kenneth P. Kirkwood, Turkey (Charles 
Scribners, 1927).  
 
     20. H. B. Paksoy, ALPAMYSH: Central Asian Identity under 
Russian Rule (Hartford, 1989).  
 
     21. Turk tarihi ile ilgili temel belgelerin kurgusal ikiz 
Pan lara karsi geleneksel kullanilma yatkinliklari ile ilgili 
olarak bak: H. B. Paksoy "Central Asia's  New Dastans."  Central 
Asian Survey Vol. 6, N. 1, (1987); Bahtiyar Nazarov "Kutadgu 
Bilig: One of the First Written Monuments of the Turkic People"  

H. B. Paksoy, Editor, Central Asia Reader  (New York: M. E. 
Sharpe, 1994). 
 
     22. Yusuf Akcura, Uc Tarz-i Siyaset (Ankara: Turk Tarih 
Kurumu, 1976). Bu yazi ilk once Kahire'de yayinlanan Turk 
gazetesinde 1904 yilinda basilmis idi.  Ingilizce cevirisi icin, 
bak: David S. Thomas, "Three Types of Policies"  H. B. Paksoy, 
Editor, Central Asian Monuments (Istanbul: Isis Yayinevi, 1992). 
 
     23. Kazim Karabekir, Cihan Harbine Neden Girdik, Nasil 
Girdik, Nasil Idare Ettik (Istanbul, 1937); a. g. y., Istiklal 
Harbimizin Esaslari (Istanbul, 1933-1951); a. g. y., Istiklal 
Harbinde Enver Pasa (Istanbul, 1967). Karabekir'in yazilari, 
yayinlandiklari yillardan cok once basimevlerine verilmis idi. Bu
kitaplarin yayinlanmalarinin gecikme nedenleri uzerindeki 
dusunceler icin bak: Erik Jan Zurcher, "Young Turk Memoirs as a 
Historical Source: Kazim Karabekir's Istiklal Harbimiz." Middle 
Eastern Studies Vol. 22, No. 4, October 1986. 
 
     24. Ornekleri icin, bak: H. B. Paksoy, "M. Ali--Let us Learn
our Inheritance: Get to Know Yourself."  Cahiers d'Etudes sur la 
Mediterrane orientale et le monde turco-iranien Vol. 11, No. 1 
(1991);  Ayaz Malikov, "The Question of the Turk: The Way Out of 
the Crisis" H. B. Paksoy, Editor, Central Asia Reader  (New York:
 M. E. Sharpe, 1994). 
 
     25.  Bak:  H. B. Paksoy, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, 
Uygarlik"  Annals of Japan Association for Middle East Studies 
(Tokyo) No. 7, 1992. Pp. 173-220.   Bu yazi, Yeni Forum (Ankara) 
dergisinin Cilt 13, No. 277, Haziran 1992 sayisinda yeniden 
yayimlanmistir.  (sayfa 54-65). 

This counter has been placed here on 25 February 1999

Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!