MAYA, T. A. S.

                 H. B. Paksoy, D. Phil.



     [Yeni Forum  dergisinin Cilt 16, No. 317, 

          Ekim 1995 sayisinda yayinlanmßstir]



     Bir toplum'un "maya"si ne gibi etken atilimlarla

korunabilir?  Neden korunmalidir?  Ne gibi yontemlerle

"maya"nin yozlasmasinin, kaybolmasinin onune

gecilebilir?  Bu tur ugraslarin giderlerini kim

ustlenir?  

     Ingiltere'de, "ciftci ogle yemegi" (ploughman's

lunch) adi ile bilinen ve sevilerek yenilen bir "cikin"

vardir.  Genellikle, sarilmis bir tereyag topagi,

kutulanmis peynir, ekmek, yil'in icinde bulunulan

gunlerinde yetisen meyva'dan ve bir de icecekten olusur. 

Bu yemek, orta caglarda Ingiliz ciftliklerinde

calisanlarca yenir idi.  18ci yuzyilda Ingiltere'de

baslayan Sanayi Devrimi sonrasi, bireyler is bulmak icin

koyleden kentlere akin etmeye basladiginda, unutulur

oldu.  Yirminci yuzyil'in baslarinda, peynir, tereyag,

icecek vb ureticileri, birlikte calisarak, bu ogle

yemegini gunun kosullarina uygun bir bicimde yeniden

toplum'a sundular.  Boylelikle, hem tarihsel Ingiliz

maya ve geleneginin onemli bir bolum'unun korunmasini

sagladilar; hem de, Ingiliz ureticileri, isveren

niteliklerini surdurmek yolunda atilimda bulundular.  

     Cin adli icki de, Ingiliz kokenlidir.  Cin

yaratilmadan once Ingilizler, Fransa'dan sarap satin

alip icmekte idiler.  Bu durum da, Ingiltere'den

Fransa'ya altin  --gunumuz anlami ile "doviz"-- 

akmasina, Ingiliz hazinesinin gucunu yitirmesine neden

oldugu gorusunun guc kazanmasina neden oldu.  Bu "doviz

akimi"ni onlemek icin, Birlesik Krallik adalarinda

yetisen bugday'dan uretilen alkol, cin'e oz koku ve

tadini veren otlar, cilekler, vb, gibi bitkileri

kullanan ozel atilimcilar, cin'i yarattilar.  Fransa'ya

gitmekte olan altin nitelikli "sermaye" akisi buyuk

olcude durduruldu.  Bu sure icinde de, Birlesik-Krallik

Imparatorlugu (British Empire) yoneticileri, Hindistan,

Afrika gibi bolgelerde gorev yapmakta idiler.  Birlesik

Krallik Tropik Hastaliklar Uzmanlari, bu gibi

Imparatorluk gorevlilerinin sitma hastaligina

yakalanmadan yasayabilmeleri ve gorevlerini aksatmadan

surdurebilmeleri icin, Imparatorluk gorevlilerinin yeni

olusturulan "kinin" ilacini her gun icmelerini salik

verdi.  Hindistan'da gorevli bir Birlesik-Krallik

Imparatorluk Yoneticisi, "kinin"i, her gece icmekte

oldugu cin icine katti.  Boylelikle, "cin-tonik"

yaratildi.  Yirminci yuzyil ortalarinda ise, Ingilterede

cevrilen ve dunya'nn degisik ulkelerinde cok tutulan --

alp'i 007 olan, "casusluk;" "karsi casusluk;" "ajanlik"

turunde un yapan--  bir dizi film, bu "cin-tonik"

ickisinin dunyaya yayilmasina neden oldu.  Sonucunda,

Birlesik Krallik ekonomisine ek ve olaganustu bir gelir

saglandi.  

     Ikinci Dunya Savasi sonrasi, Fransiz giyimevleri ve

sus kokusu ureticileri, buyuk bir tanitma atilimina

gecerek, Fransiz kokenli kaynak kullanarak, Fransiz

ekonomisini canlandirmakta buyuk gorev yaptilar. 

Fransa'da da cin satildigi gibi, bu tur Fransiz

urunleri, Birlesik Krallik'ta da buyuk begeni ile surum

yapti.  Adlari gecen her iki ulke'nin Avrupa Birligine

girmelerinden sonra da, bu tutumlari degismedi. 

Kazancli cikan, Birlesik Krallik ve Fransiz toplumlari

oldu.  Bu kazanc da, en az uc basamakli idi:  1)  doviz

geliri;  2)  Birlesik Krallik ve Fransiz mayalarinin

dunyada tanitilmasina yardimci olmak;  3) oz ulusal

ekonomilerine gercek katki'da bulunmak.  Birinci

basamakta ele alinan "doviz geliri"nin cogunlugunun

kolaylikla olculebilecegi su goturmez.  Ancak, ikinci

basamaktaki "'maya'nin dunyada tanitilmasi" en az ilk

basamak kadar onemlidir.  Bir uretici, urettigi gerec,

aygit, mal uzerine "kayitli tanitici" koyar.  Amaci,

uretici kurulus'un guvenilir bir kaynak oldugunu

gostermek, alicilarinca unutulmamak, kolay

bulunabilmektir.  Bir toplum'un mayasi da bu

kapsamdadir.  

     Belirtilmesi gerekir ki, butun bu atilimlar ozel

kisi ve kuruluslarca ele alinmis ve

gerceklestirilmistir.  Ancak, ekonomilerine ve dolayisi

ile toplumlarina olan yararlari goren Birlesik Kralik ve

Fransiz hukumet yetkilileri, bu tur "doviz kazandirir"

"dis satis" atilimlarini desteklemek icin, Disisleri

Bakanliklarina yetki verdi.  Butun buyukelciliklere ve

konsolosluklara: is yapacak, pazar acacak, oz

ulkelerinden satis yapmak icin gelecek is adamlarina

gercek ve kapsamli destek verecek "ticaret ateseleri" 

atandi;  buyukelci ve konsoloslarin da oz ulkelerinin

ekonomilerine "gelir getirecek" islere buyuk agirlik

vermeleri onerildi.  Diger ulkelere donuk dis

politikalari da, bu gibi ticari iliskilerin "iyi" olup

olmadigi sorusu uzerine de oturtuldu.  

     Bu gibi orneklerin cogaltilabilecegini belirterek,

uzatmadan, bir soru taslagini ele alalim:  Gunumuzde TC

kokenli uretim ve satis kuruluslari, Turk mayasini

dunyaya tanitmak icin ne yapmaktadirlar?  Bu gibi

tanitimlara girismekle elde edebilecekleri ek gelirler

ne olabilir?  Bu gibi tanitimlara girebilmek icin ne

gibi bilgisel ve uygulama kaynaklarina gerek

duyacaklardir?   Bu kaynaklar nereden bulunacaktir?  Bu

gibi atilimlarin yapilmasinin onemi uzerinde kimler

durmaktadir?  

     Amac, "maya" yi "satmak" degildir.  Maya'yi bir kez

satin alan, o maya yolu ile uretilebilecek maddeyi oz

bunyesinde yapip kullanabilecektir.  Onemli olan, "maya"

yi elden cikarmadan, o maya ile uretilecek maddeleri

pazarlayabilmektir.  Boylelikle, "maya"nin kokeni elde

tutulabilecegi gibi, o "maya"nin yordami ile

uretilebilecek maddeler surekli gelir saglayabilecektir. 

 

     "Maya" yalnizca hamur, yogurt, peynir, bira, vb

"maya"si degildir.  Universite arastirmacilarinin

urettigi yeni buluslar, yontemler de "maya" dir.  Bir

uretici, urettigi mal'in oz yeteneklerini yukseltmek ve

ayni zamanda giderini dusurmek icin yeni yontemler

aramak zorundadir.  Ureticiler ve ulkeler arasindaki

sonsuz yarisma, bu tur arastirmalari kacinilmaz duruma

getirmistir.  Yasam'i surdurebilmek, uretiminin duzeyini

yuksek giderlerini de dusuk tutmaya baglidir.  Bu

sonuclari gerceklestirmek icin, bir uretici oz kurulus'u

disinda uzman ve arastirmacilar arayip bulabilir; bu tur

kisi ve kisilerden olusan kuruluslarla isbirligi

yapabilir.  Ancak, bu tur danisman ve kuruluslarda

arayacaklari nitelikler arasinda "maya" sorusunun da

sorulmasi, incelenip arastirilmasi gereklidir.  

     Her is ve atilim, "devlet baba" dan beklenemez. 

Ozel kisi ve kuruluslarin da, geleceklerini oz ellerine

almalari gereklidir.  Gelecegine bilincli yaklasim ile

bakip yordam aramayanlar, bu gelecege ulasmaktan da

uzaklasmis olurlar.  Omer Seyfettin, "Pembe Inci'li

Kaftan" yazisinda, oz varligini kullanarak ulusu icin

calisan, varligini yitiren bir kisinin basindan

gecenleri anlatir.  (Seyfettin bu yazi'yi Birinci Dunya

Savasi cercevesinde yazmistir).  Ancak, kisiler

yasamakla da yukumludur.  Gerektiginde, kisiler

Seyfettin'in yazasinda ele alindigi gibi, varliklarini

toplumlari icin kullanmak ve sikinti'ya girmekle de

yukumludurler.  Buna karsilik, bir toplum'un

yasayabilmesi ve dunya icindeki yerini koruyabilmesi

icin, toplum'un bireylerinin de yasamlarini surdurmekte,

teker-teker saglikli ve varlikli olmalari gerekir. 

Bireyler de biraraya gelip, birlikte yordamlasarak

calisacak, geleceklerini dusunerek isbirligi

yapacaklardir.  Bu tur ortak amaca ulasmanin en uygun

yollarindan biri de, kurulmus ve yurumekte olan uretici

kurumlarin, kamu ya da ozel olmalarina bakmadan,

isbirligi yapmalaridir.  Bu isbirligi sirasinda da,

"maya" konusu en onde yer alan bir niteliktedir.  Bu tur

isbirliginin en onemli orneklerinden biri de

Japonya'dir.

     "Ilerleme" nin, en once, atilim yapan kisilerin

yaptiklarina dayali oldugu hicbir gun unutulmamalidir. 

Kisiler, mutlu olmak icin calisirlar.  Kisilerin bu

"arayislari," toplum'un ilerlemesine, yasam duzeyinin

toplu olarak yukselmesine neden olur.  Bu arada, eger

kisiler, ve kisilerden olusan toplum, "maya" sini

unutacak ya da bu "maya" ya onem vermeyecek olursa,

toplum "kisilik degistirebilecek"  kimligini yitirip

yozlasabilecektir.  Dolayisi ile, "mutluluk aramakta"

olan kisiler, toplumlarinin cikarlarini da goz onunde

tutmak durumundadirlar.  Toplum ortadan kalkacak olursa,

kisiler de "su'dan cikmis baligin" basina gelenleri cok

iyi anlayacaklardir.  Ornegin, "maya"si bozuldugu icin,

peynir tadi olmayan bir peynir'in "peynir" olarak begeni

kazanmayacagini dusunmek yeterlidir.  Bu tur, "'maya'si

bozuk" peynir'i satis'a suren ureticinin gelecegi ne

olabilir?  Toplum'un isteklerine kulak veren diger bir

peynir uretici, begeni kazanan bir peynir satisina

basladiginda, ilk peynir ureticinin yasaminin son

bulmasi anlamina gelir.  Bu ornegi, bir ulke icindeki

kuruluslara --ve toplum'a--  uluslararasi duzen icinde

toplu olarak uzatmak uygundur.  Eger, bu ornekte adi

gecen ilk peynir uretici, kullandigi "maya" yi

arilastirmis ve bozulmasini onleyerek kullanmis olsa

idi, sonuc daha degisik olur mu idi?  

     Soz konusu, yalnizca peynir ureticinin kapanmasi,

peynir tuketicinin sevdigi bir yiyeceginden olmasi

degildir.  Peynir uretim ev'inde calisan isciler;

peynir'in yapildigi sut'u veren koyun ve inekleri

yetistirenler; bu buyukbas hayvanlarin yemlerini ureten

kuruluslar; yem uretici kuruluslarda calisan isciler,

vb. de yasam gelirlerinin ortadan kalktigini

goreceklerdir.  

     Bu noktada, ornek alinan ilk peynir uretici,

universiteler icinde gorev yapmakta olan bir

arastirmaci'dan, karsiligini vererek, yordam istemis

olsa idi, ureticinin gelecegi degisik olabilir mi?  Bu

tur "gelir paylasma" ve "cikarlari birlestirme"

yordamlari ile birlikte calisma ortami saglamis olsa

idi, toplum daha kazancli olamaz mi?  Bunun karsisinda,

eger universiteler icinde calismakta olan

arastirmacilar, ureticilerin cagirisini beklemeden, yeni

maya aritma yontemleri gelistirerek ureticilere

urunlerini yenilestirmek, arilastirmak onerilerinde

bulunsalar, bu atilimlar da yararli olmaz mi?  

     Bu peynir ureticiler, yerli toplum'un gereklerini

karsiladiktan sonra, uluslararasi pazarlara acilmak

yollari da arayabilirler.  Ek ve dis gelir

saglayabilecekleri gibi, "maya" nin uluslararasi duzeyde

taninmasina, sevilmesine de katkida bulunabilirler.

     Bu tur ornekleri, diger uretim kollari ve dallarina

uzatmak olagandir.  Konu, Omer Seyfettin'in "Diyet"

baslikli yazisinda ele aldigi gibi bir kisinin diger bir

kisi'ye "omur boyu borclu kalmasi" degildir.  Bu

atilimlar karsilikli yararli oldugu gibi, toplum da

kazancli cikacaktir.  Universite bunyelerinde calismakta

olan arastirmacilar, yalniz kapsamlar ardinda kuramsal

olarak kosarlar ise, toplum'a yararlari ne denli

kalacaktir?  Bir yerde, yeni kuram ve kapsamlari

"pazar'a aktarmak" gereklidir.  Arastirmacilarin

gelistirdigi yontemleri, gene arastirmacilar "toplum'ca

kullanilir" duzeye getirmekle sorumludurlar.  Ureticiler

de, bu kullanilabilir yontemleri "cogunluk uretimi" yolu

ile toplum'a ve dunya'ya sunacaklardir.  

     Cikarlarini iyi bilen ureticiler, arastirmacilarca

kapilarina kadar getirilen onerileri benimseyecektir. 

Eger yapilacak onerileri bir uretici benimsemez,

kullanmaz ise, arastirmacilar diger ureticilerle

isbirligine girebilirler.  Bunun ustune, aydin

ureticiler, arastirmacilarin kendilerine gelmesini bile

beklemeden, arastirmacilarla ilk iliskiyi de

kurabilirler.  Arastirmacilar tek kisi olabilecegi gibi,

universite disinda olusturulmus ozel arastirma

kuruluslari da olabilir; diger kuruluslarla isbirligi

yapmak uzere kurulmus olan "ortak uretim topluluklari"

(kooperatifler)  bu tur yaklasimlari ustlenebilirler. 

Birlikte calismakta buyuk yararlar olacagi aciktir.  

     "Arastirmalar"in yalnizca uretim icin onemli ve

gerekli olmadigi da bu basamakta anlasilmis bulunur. 

Bir toplum'un "maya"si, o toplum'un tarihinde, gelenek

ve torelerinde yatar.  Bir toplum'u diger toplumlardan

ayirdeden ozellikleridir.  Bu veriler arastirmacilarca

toplu olarak kayit altina alinmistir, belirlenmistir;

surekli kullanilmaktadir; toplum'un icgudusunde en

ondedir; Dusunce Isverenlerince durmadan, ayrintilari

ile derinden-derine islenir.  Dunya'daki diger

toplumlarla, bu konularda acikca bilgilesilir. 

Maya'larin toplami, dunya genel yasam duzeyinin

ilerlemesine ve gelismesine katkida bulunur. 

Ayrintilar, "Turk Tarihi, Toplumlarin Mayasi, Uygarlik"

basligi ile Yeni Forum dergisinin Haziran 1992 (Cilt 13,

No. 277) sayisinda verilmistir.   [Ek olarak, bak: 

Annals of Japan Association for Middle East Studies

(Tokyo) No. 7, 1992.  

     "Maya," adindan da anlasilacagi gibi, bir is'in

basindan onemlidir.  Kisilerin baslangici da cocukluk

olduguna gore, dusuncelerin "mayalanmasi" da cok kucuk

yasta ogrendiklerinden, gorup-yasadiklarindan

etkilenecektir.  Bak: "Insan Inciyi Denizden

Cikarmadikca, O Ister Inci Olsun -- Ister Cakiltasi,

Farketmez," Yeni Forum Eylul 1993  (Cilt 14, No. 292).

[Ek olarak, bak: Rotary Dergisi (Izmir) Aralik, 1993].  

     Bilinmeyen bir varlik, kimin yararinadir?  Uretilen

gerec ve urunlerin "satilmasi" gereklidir.  "Satis"

yapmak icin, "satis ve dagitim aglari" kurulmasi

kacinilmazdir.  Bu "satis aglari" da, tuketicilerin

istek ve secimlerine kulak asmak yolu ile: urunlerin

nitelik ve nicelikleri uzerine tuketicilerce ileri

surulen gorusleri, uretici ve arastirmacilara ileterek,

uretici ve arastirmacilara yordam verirler.  Dolayisi

ile, "satis aglari" da "urun uretme yaklasiminin"

bolunmez bir koludur.  Ozellikle, yurt disinda yapilacak

satislar icin cok onemli ve temel acilimlarin basinda

gelir.  Bu gibi "maya tanitim" ve uluslararasi satis

aglari olusturulmasina yordam verecek kisi ve

kuruluslarin varligi ve calismalari da gozden uzak

bulunmuyor.  Ornegin, yillardir calismakta olan

Danismanlik Kuruluslari, calisma konularini genisleterek

yeni konularda da girisimlerde bulunabilirler. 

Uluslararasi pazarlarda yeni satis ve dagitim aglarinin

kurulmasindan once de, ilk agizda yapilmasi gerekli

"iliski kurmak" atilimlari vardir.   

     Bir dag'in tepesine, bir adimda cikilamayacagi

aciktir.  "Borc, odemekle; yol, yurumekle biter."  Buna

karsilik, maya da, ancak aritilmakla ve surekli olarak

canli tutulmakla yasayacaktir.  Maya'nin elden

cikmamasini, kok salarak gelismesini saglayacak tek

yontem, maya'nin en genis duzeyde yayilmasini ve

sevilmesini saglamakla elde edilebilir.  19cu yuzyilda

yapildigi gibi, yalnizca "ilan vererek" alici aramak,

kaynaklari cop yiginina atmaktan ileri gidemez.  Satis

yapmak, maya tanitmakla esit bir duruma gelmistir. 

"Alici aramak" yontemleri de, ozellikle Ikinci Dunya

Savasi sonrasi, kokunden degismis, gelismis bulunuyor.  

Yeni yontemler, cok ince uygulamalarla: "alicilarin"

kimlikleri, adlari, oturduklari yerler, egitim

duzeylerinin nitelik ve nicelikleri, gelirlerini bilmek

gibi ayrintilara kadar iniyor.  Bu gibi uygulamalarla,

alicilarin "dusuncelerini okumak," alici kisilerle

dogrudan baglanti kurmak yolu ile "alicilarin

"isteklerini yerine getirmek" ve bu alicilara "yeni

dusunceler 'salik vermek'" de gunumuz ve gelecekteki

satis ve maya tanitim yontemlerinin temellerini

olusturuyor.  

     Mayalarini korumaktan ve kullanmaktan kacinanlar,

mayalarindan yeterince yararlanmayan (ya da

yararlanamayanlar) gunun kosullarina ayak uyduramayacak;

dunyanin gidisine ayak uyduramayanlar da, Omer

Seyfettin'in "Diyet" baslikli yazisinda sozu edildigi

gibi, yalniz buyuk odunler vermekle kalmayacaklar;

bagimsizliklarini da, yasama kaynak ve yeteneklerini de

elden cikaracaklardir.  

     Butun maya aritici, denetleyici, kullanici

girisimci ve atilimcilara basarilar diliyoruz.  

This counter has been placed here on 25 February 1999

-->
Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!