(Biçimleme F.ŞENOL)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
21. Dönem 3. Yasama Yılı
101. Birleşim 12/Mayıs /2001 Cumartesi
Top
of Form 1
Bottom
of Form 1
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.00
12
Mayıs 2001 Cumartesi
BAŞKAN:
Başkanvekili Mustafa Murat SÖKMENOĞLU
KÂTİP
ÜYELER: Burhan ORHAN (Bursa), Hüseyin ÇELİK (Van)
-----0-----
BAŞKAN
- Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101 inci Birleşimini
açıyorum.
Toplantı
yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
![]()
![]()
DSP
Grup Başkanvekili MHP Grup Başkanvekili ANAP Grup Başkanvekili Öneri:
12
Mayıs 2001 tarihli gelen kâğıtlarda yayımlanan 677 sıra sayılı Telgraf ve
Telefon Kanunu, Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım
Sandığı Hakkında Kanun ile Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 48 saat
geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler" kısmının 6 ncı sırasına alınması, 12 Mayıs 2001 Cumartesi
günkü Birleşimde gündemin 7 nci sırasına kadar olan tasarı ve tekliflerin
görüşmelerin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması önerilmiştir.
BAŞKAN
- Aleyhte, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Avni Doğan; buyurun. (FP
sıralarından alkışlar)
AVNİ
DOĞAN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üç günde üç defa
Danışma Kurulu toplandı; yani, Meclisin gündemi, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin gündemi, daha önce, haftada bir yaz boz tahtasına çevriliyordu; üç
gündür, her gün yaz boz tahtasına çevrilmeye başlandı. Bunda, gelen
mektupların, giden mektupların ne ölçüde payı var; onu, sizin takdirlerinize
bırakıyorum.
Aslında,
Meclis gündemi, çok acil durumlarda, Danışma Kurulu önerileriyle
değiştirilebilir; buna kimsenin itirazı yok, Meclisin İçtüzüğü de buna müsait.
Ama, bugün acil ne var, bilmiyorum; doğrusu, bu Telekomun aciliyeti nereden
kaynaklanıyor, onu bilemiyorum; IMF, bundan dolayı çok katı şart koşuyor; niye
bunu böyle yapıyor, bilemiyoruz. Acaba, Telekom zarar mı ediyor; Sayın Bakanın
ifadelerine göre; hayır, zarar etmiyor; devlete, devletin bütçesine bir yük mü
getiriyor; hayır, bunu da yapmıyor; teknolojisi mi eski; hayır, en çağdaş
teknolojiye sahip; ama, bunu özelleştirmede acelemiz var...
Bakın,
ben şunu söylüyorum Fazilet Partisi Grubu adına: Biz, özelleştirmeye karşı
değiliz, özelleştirme yapılmalıdır; ama, Türkiye'den mal kaçırır gibi yapılan
özelleştirmeye karşıyız. Biz, bir konuyu dikkatle izliyoruz. Sayın Ulaştırma
Bakanı, üç aydır bu konuda feryat ediyor, üç aydır çığlık atıyor; Türk basını,
sağ olsun, kırk kere vuruyor, bir kere dinlemiyor. Bizim istediğimiz şey şudur:
Sayın Ulaştırma Bakanının dinlenmesi, birtakım gerekçeleri var, ona karşı
duyarlılık gösterilmesi. Hiç kimse, IMF'nin, Kemal Derviş'in, Türkiye'yi, Ulaştırma
Bakanından daha fazla düşündüğünü, daha fazla sevdiğini iddia edemez. (FP
sıralarından alkışlar)
Değerli
arkadaşlar, taş atıp da kolu yorulmayanlar için, Türkiye'nin son iyi şeylerinin
kaybedilmesi çok önemli değildir. Bakın, dikkatle söylüyorum, altını çize size
söylüyorum: Taş atıp da kolu yorulmayanlar için, bu ülkenin değerlerini, bu
ülkenin son iyi şeylerini feda etmek çok kolaydır. (DSP sıralarından 'Doğru
düzgün Türkçe konuş' sesleri" Derin Türkçe konuşuyorum arkadaşlar, derin
Türkçe konuşuyorum; MHP'li arkadaşlarım çok iyi anlar o derin Türkçe'yi.
Değerli
arkadaşlar, taş atıp da kolu yorulmayanlardan kastım şudur: Ben, 40 haneli bir
köyde doğdum, Torosların ortasında.
HALİL
ÇALIK (Kocaeli) - İyi ki doğdun.
AVNİ
DOĞAN (Devamla) - Evet, iyi ki doğdum.
O
köyde, Birinci Dünya Harbinde şehit edilen, şehit olan 38 kişi var. Taş atıp da
kolu yorulmak budur; eğer bunu anlarsak, taş atıp da kolu yorulmak budur. (DSP
sıralarından gürültüler)
AVNİ
DOĞAN (Devamla) - Laf atmayın DSP'liler...
M.
ZEKİ SEZER (Ankara) - Ama senin yaptığın çok ayıp!
AVNİ
DOĞAN (Devamla) - Beş yıldır, yedi yıldır, on yıldır bu kürsüye çıkıp bir defa
konuşamayanların, milletin kürsüsüne gelip bir defa konuşamayanların attığı
lafı ben beş paraya almam, millet de almaz; çıkın, burada konuşun. (FP
sıralarından alkışlar)
Bu
millet, bozgunlarda fetih düşü görmekten usanmıştır; yeter artık, millet bozgun
yaşarken, onlara fetih düşü üflemeyin, artık gerçeklere dönün.
Bakın,
bugünkü gazeteden bir örnek: "Öksüz golü yedi, Telekom hızla komisyondan
geçti." Sayın Öksüz, siz gol yemediniz, Türkiye yedi golü ve tarih sizin
bütün yaptıklarınıza şahit olacaktır. Biz, muhalefet partisi olarak,
anamuhalefet olarak sizin duyarlılığınıza sonuna kadar katılıyoruz. Siz
gerekeni yaptınız, siz Türk Milletinin bir ferdî olmanın gereğini yaptınız; bu
millet sizi takdirle alkışlıyor. (DSP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN
-Lütfen efendim, lütfen...
AVNİ
DOĞAN (Devamla) - Bir başka konu; IMF istedi, Telekom yönetimi değişiyor.
Telekom yönetimi değişebilir, Telekom özelleştirilebilir. Cumhuriyet
hükümetleri, milletin bu Yüce Meclisi Telekom yönetimini değiştirir, Telekomu
da özelleştirir; ama, bu, IMF istedi diye, IMF dayattı diye yapılamaz. Bütün
mesele budur, bizim duyarlı olduğumuz mesele budur; yoksa, Telekomun
özelleştirilmesine falan karşı değiliz, bunun aciliyeti de yok.
Bakın,
dünyanın neresinde olursa olsun, telekomlar özelleştirilirken, ilgili silahlı
kuvvetlerinin çok ciddî şekilde görüşü alınmıştır. Aynı duyarlılık, bizim
Silahlı Kuvvetlerimizde de var; aşağı yukarı, Sayın Bakanın duyarlılığıyla
örtüşen bir duyarlılık.
Şimdi,
bir başka konu; çok acil özelleştirmek istiyoruz, pazartesine bırakmak
istemiyoruz; ama, necip Türk basınına bakarsanız, bunun alıcısı da yok; yani,
bu, beş para etmez, alıcısı da yok. Ee, acelemiz niye alıcısı yoksa?! Burada
yapılmak istenilen bir şey var; esasen alıcısı var, alıcısı hazır. Niye hazır
olmasın ki, mal varlığı 50 milyar dolar, siz satacaksınız 2,5-3 milyar dolara;
niye hazır olmasın ki! Ama, şu veriliyor Türkiye'ye; Türkiye'ye verilmek
istenilen şey şu: Bunun alıcısı yoktu, zaten kimse almıyordu, bunu satmazsak da
IMF bize para vermeyecekti, ne yapalım, x ya da y müşteri oldu. İnşallah, bu x
veya y bizim düşündüğümüz şey değildir, inşallah, Türkiye'de Ortodoks bir
sıkıntı yaşamıyoruzdur; bunu söylemek istiyorum.
Şimdi,
garip bir şey; bakın, Özkök'ün bugünkü yazısından, kanıma dokunduğu için burada
okuyorum; aradım, telefonlarıma çıkmadı.
BAŞKAN
- Sayın Doğan, biraz evvelki söylediğim, kürsüden cevap verdiğim Sayın Özkök'ün
yazısınaydı.
AVNİ
DOĞAN (Devamla) - Evet, bir cümle.
BAŞKAN
- Hayır; ben verdim cevabını, siz de verin.
AVNİ
DOĞAN (Devamla) - Vereceğim.
"Tarafsız
saha gözlemcilerinin çevrelerine anlattığına bakılırsa, Bahçeli çok sinirliydi,
buna karşılık, Derviş son derece sakin. Derviş'in bu sakinliği, DSP'lileri de,
ANAP'lıları da şaşırtmış. Toplantı hakkında ayrıntılı bilgiye sahip bir kişi,
biraz şakayla karışık biçimde şu yorumu yapıyor: Bu Anglosaksonlar ne kadar
farklı."
Hiçbir
şey söylemiyorum; saygılar sunuyorum.
Bu
Anglosaksonlar çok farklı; biz de biliyoruz! (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Efendim, başka söz isteyen?.. Yok.
Öneriyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) - Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.
BAŞKAN
- Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Efendim,
istirham ederim Sayın Erbaş... Bunda karar yetersayısı vardı da, onun için
söylüyorum.
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) - Olup olmaması önemli değil ki.
BAŞKAN
- Efendim, erken davranın bir daha. Oylamaya geçtikten sonra isteyemezsiniz.
Gündemin
"Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmına geçiyoruz.
Sayın
milletvekilleri, alınan karar gereğince,
6
ncı sıraya alınan, Telgraf ve Telefon Kanunu, Posta, Telgraf ve Telefon
İdaresinin Biriktirme ve Yardım Sandığı Hakkında Kanun ile Ulaştırma
Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve
Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine başlıyoruz.
-
Telgraf ve Telefon Kanunu,Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve
Yardım Sandığı Hakkında Kanun ile Ulaştırma Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/859)
(S.Sayısı: 677)(X)
BAŞKAN
- Komisyon?.. Yerinde.
Hükümet?..
Yerinde.
Komisyon
Raporu 677 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.
Sayın
milletvekilleri, tasarının tümü üzerinde, şahısları adına, söz isteyip de, aynı
saatte dilekçe veren sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum ve ayrıca
kura çekeceğim efendim.
TARIM
VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) Sayın Başkan, bana söz
vermediniz.
BAŞKAN
- Başbakan konuştu yerinize, ondan.
Cafer
Tufan Yazıcıoğlu (Bartın), Halil Çalık (Kocaeli), Osman Kılıç (İstanbul), Ayşe
Gürocak (Ankara), Erol Karan (Karabük), Mehmet Yaşar Ünal (Uşak), Aslan Polat
(Erzurum) Sayın milletvekilleri, saat 11.15'te, aynı anda, söz istemişlerdir.
Mükerrem Levent (Niğde) 11.25, Ali Rıza Gönül (Aydın) 12.45, Gaffar Yakın
(Afyon) 14.13'de söz istemişlerdir.
Şimdi,
aynı anda söz isteyen sayın milletvekilleri için kura çekeceğim...
ASLAN
POLAT (Erzurum) - Sayın Başkan, İktidar Partisine mensup milletvekilleri,
İçtüzükteki konuşma hakkımızı kestiler, müsaade etsinler, biz de konuşalım
efendim.
BAŞKAN
- Belli olmaz, dün sizi çektim, bugün de çekebilirim, ne çıkarsa bahtınıza.
1
- Erol Karan (Karabük), 2 - Osman Kılıç (İstanbul), bir tane daha çekeyim mi
efendim, ne olur ne olmaz diye; Ayşe Gürocak (Ankara)
Efendim,
tümü üzerinde grupları adına, Doğru Yol Partisi Grubu adına, Zonguldak
Milletvekili Sayın Ömer Barutçu; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz
20 dakikadır.
DYP
GRUBU ADINA ÖMER BARUTÇU (Zonguldak)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Telgraf ve Telefon Kanunu, Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve
Yardım Sandığı Hakkında Kanun ile Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması
Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış
bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, 57 nci Cumhuriyet Hükümeti, Yüce Meclise, birtakım çevrelerin
diktesiyle bazı kanun tasarılarını getiriyor. Getirilen kanun tasarılarının
büyük bölümü acele getirildiği için, ya eksik veya göstermelik olarak buraya
geliyor. Bir misal vereyim: Burada kısa bir müddet evvel Sivil Havacılık Kanun
Tasarısını görüştük. Komisyonda, sivil havacılık teşkilatının yeniden
yapılandırılması kanun tasarısı bekliyor. Herkes, çıksın istiyor; Millî
Güvenlik Kurulu istiyor, Yüksek Havacılık Şûrası istiyor, Uluslararası Sivil
Havacılık Örgütü istiyor, bütün kuruluşlar istiyor ve Sayın Ulaştırma Bakanı da
çok istiyor; fakat, bu tasarı buraya gelmiyor, sadece bir tek maddedeki
değişiklik geliyor: Türk Hava Yollarının ücret tarifelerinin onayı. Bu onay
yetkisi Sayın Bakandan alınıyor, Türk Hava Yollarına veriliyor. Ne olurdu,
Yüksek Havacılık Şûrası kararları da göz önüne alınarak, bu kanun, burada, tam
anlamıyla çıksaydı.
Bakın,
6 Kasım 1996 ve 12 Şubat 1997 tarihlerinde -benim bakanlığım döneminde- Amerika
Birleşik Devletleri Türkiye Büyükelçisi, Ulaştırma Bakanı olarak bana iki yazı
gönderdi. Bu yazıyı, özet olarak, Yüce Meclise arz etmek istiyorum. Diyor ki
Sayın Büyükelçi: "Birleşik Devletler Ulaştırma Bakanı, İstanbul Atatürk
Uluslararası Hava Limanının güvenlik durumuyla ilgili ilişikteki gizli mektubu
size acilen iletmemi talep etmiştir. Bize, elverişli bir zamanda, şahsen
görüşme fırsatının verilmesini dilerim." Biz de, kendisine randevu
veriyoruz. Gizli olduğu için, ben, Amerika Birleşik Devletleri Ulaştırma
Bakanının yazısını burada okumuyorum. Yalnız, gizlilik var; ama, burada çok
önemli bir şey var; deniliyor ki: "Türkiye'de sivil havacılık otoritesi,
çok geri durumda; uluslararası şartlara uygun bir çalışma düzeni içinde değil.
Bunu, bir an evvel kanunlaştırın." Bize bazı tavsiyelerde bulunuluyor. Ne
zaman; 6 Kasım 1996'da. Biz, gereğini yapıyoruz ve 12 Şubat 1997'de, yine,
Amerika Birleşik Devletleri Ulaştırma Bakanı, bize, bir yazı yazıyor "her
iki hükümet için de model teşkil edecek bu konudaki muhteşem işbirliğiniz için
bakanlığınıza şahsen teşekkür etmek istiyorum" diyor ve Birleşik Amerika
Ulaştırma Bakanının da teşekkürünü sunuyor Bakanlığa; ne için; işte, biz, o
arada, sivil havacılık otoritesi için çalışmaları başlatıyoruz; taslak hazır;
bakanlıktan ayrıldığımız gün, taslak, Ulaştırma Bakanlığında hazır. O günden
bugüne, birtakım Ulaştırma Bakanı arkadaşlarımız görevler alıyor ve o tasarı
orada kalıyor. Bu, fevkalade önemlidir değerli milletvekilleri. Sivil havacılık
otoritesi kanununu buradan çıkarmadığınız takdirde -ki komisyondadır- bir gün
gelirler, bizim bütün havaalanlarımızı tehlikeli bulurlar ve buraya ne Amerika
Birleşik Devletleri, ne de Avrupa uçak gönderir. Bu fevkalade önemlidir. Sayın
Bakanın tekrar dikkatlerini çekiyorum ve Sayın Bakana, bu konuda, Doğru Yol
Partisi Grubu olarak da yardımcı olacağımızı ifade etmek istiyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu kanun tasarıları, çoğunlukla, akşam komisyonda görüşülüp
ertesi gün Genel Kurula gönderiliyor. Hiçbir sözcü konu üzerinde tam çalışma
imkânı bulamıyor. Şahsen ben bulamadım. Özellikle muhalefet partileri sözcüleri
için söylüyorum. İktidar partisi sözcüleri zaten müzakerelerde yoklar. Onlar,
bu hükümette, dış çevrelerin altın hisse temsilcisi olarak atadığı bir bakanın
dikte ettiği konulara zaten karşı çıkamıyorlar, çıkamazlar da. İnşallah, bugün,
bu çok önemli konuda iktidar partisi grup sözcülerinin de burada fikirlerini
dinleme imkânı buluruz. Böyle olunca ne oluyor?.. Böyle olunca kanunlar eksik
çıkıyor, aksak çıkıyor, sonra, çoğu kere, tekrar huzura geliyor.
Hükümet
edenler trübünlere oynuyor, her gün gazetelere ve televizyonlara yalan yanlış
haberler sızdırıyorlar, onlar da bunları kullanıyor. Misal vermek gerekirse;
değerli milletvekilleri, balıkçı barınakları konusunda günlerdir
televizyonlarda bir yaygara var ve bu, esefle ifade ediyorum ki, bir bakanlık
tarafından sızdırılıyor. Evet, bu balıkçı barınaklarının çoğu fizibil değil;
ama, nasıl olmuş?.. Balıkçı barınakları, milletvekillerinin, hiçbir plan ve
program yokken, Plan ve Bütçe Komisyonunda programa koydurdukları inşaat
işleridir ve benim bakımlığım döneminde yalnız ve yalnız 3 tane balıkçı
barınağının ihalesi yapılmıştır. Bu ihalesi yapılan balıkçı barınaklarından 2
tanesi sınırda, birisi de İzmirde'dir ve mecburiyetten olmuştur. Burada tutup
da, özellikle telekomünikasyon konusunda ve ulaştırma konusunda çok büyük hizmet
yapan Doğru Yol Partisi hükümetlerini bu şekilde, kamuoyuna, yanlış beyanlarla
şikâyet edercesine ve haksızlık yaparak töhmet altında bırakılmasını esefle
karşılıyorum ve bunu yapanları da kınıyorum.
Havaalanları
konusu... Havaalanları konusuna gelince; havaalanları, bir ülkenin medeniyet
göstergesidir; havaalanları uçaklara göre dizayn edilir ve geçmişte de böyle
olmuştur. Bu bahse konu havaalanlarının çoğu stol havaalanlarıdır ve bu
havaalanları özel idareler tarafından ihale edilmiştir; ama, bakıyorsunuz, dün,
yine, bir televizyon kanalında, Sayın Ali Şevki Erek ve ben, gitmişiz seçim
yatırımı yapmışız! Biz seçim yatırımı yapmadık. Bahse konu Zonguldak
Havalimanını ben başlatmadım, ben, bakanlık görevine başladığımda zaten devam
ediyordu, özel idare başlatmıştı. Şimdi, biraz insaf ölçüleri içerisinde
olalım.
Bakınız,
çok önemli bir konuyu arz edeyim, ne oldu: Millî Güvenlik Kurulu tavsiye kararı
alıyor "yeni havaalanları yapmak yerine, mevcut havaalanlarımızın fizikî
ve altyapılarının uluslararası havacılık standartlarına kavuşturulması ve
ulusal arama, kurtarma, mastır planlarının yeniden yapılandırılması lazımdır.
Bu sebeple, yeni havaalanı inşaatı ihale etmeyin" diyor ve Millî Güvenlik
Kurulunun
bu kararının altında Sayın Mesut Yılmaz'ın Başbakan olarak imzası var, başbakan
yardımcılarının var, Dışişleri Bakanının var, kuvvet komutanlarının var. Ne
oluyor!.. Hani siz, paraları çarçur etmiyordunuz! 2 tane ile plansız programsız
havaalanı ihalesi yapıyorsunuz bir ay birbuçuk ay evvel ve ödenekleri de öyle
önemli projelerden alıyorsunuz ki! Ama, tabiî, bizim, basına etki imkânımız
sizin kadar fazla değil. Bunları çoğaltmak mümkün; ama, ben, detayına girmek
istemiyorum ve asıl konuya girmek istiyorum.
Değerli
milletvekilleri, bilindiği gibi, Türkiye, 1993 yılından beri katma değerli
telekomünikasyon hizmetlerine lisans verilebilmesi ve 24 Nisan 1995'te kurulan
Türk Telekomun özelleştirilebilmesi için hukukî düzenlemeler yapmış; ancak, her
seferinde, bunlar, Anayasa Mahkemesi engeline takılmış, tamamen veya kısmen
iptal edilmiştir.
1996
yılında Dünya Ticaret Örgütü, tüm ülkelerden, telekomünikasyon hizmetlerinin
liberalleştirilmesi için takvim istemiştir. Birçok Avrupa ve dünya ülkesi, 1998
yılı için taahhütte bulunmuş ve bu yıl itibariyle ülkelerindeki telekom
tekellerini kısmen veya tamamen kaldırarak telekom hizmetlerini
liberalleştirmişlerdir.
Türkiye,
benim Bakanlığım döneminde, 1998 yılına bunun yetişemeyeceği cihetle, 2005 yılı
için izin istemiştir ve 2005 yılı için izin verilmiştir. Yalnız, bu arada, Ocak
2000'de çıkan Telekom Yasasıyla bu tarih 2003 yılına çekilmiştir.
Değerli
milletvekilleri, Türk Telekomun özelleştirilmesiyle telekomünikasyon
hizmetlerinin liberalleştirilmesi farklı şeylerdir. Buraya gelen Bakan
arkadaşlarımız dahi, zaman zaman, özelleştirmeyle liberalleştirmeyi
karıştırıyorlar; onun için arz ediyorum.
Türk
Telekomun özelleştirilmesi, hisselerinin yüzde 51'den fazlasının satılarak kamu
payının yüzde 46'nın altına düşmesi demektir. Türkiye'de telekom hizmetlerinin
liberalleşmesi ise, Türk Telekom özelleştirilse bile, Türk Telekomun tekel
hakkının kaldırılarak ses, data, internet, kablolu tv, uydu servisleri ve saire
gibi mevcut ve çıkacak tüm telekomünikasyon hizmetlerinin imtiyaz, ruhsat,
genel izin gibi usullerle yerli-yabancı başka isteklerin yapmasına da müsaade
ederek, sektörde rekabet yaratılması anlamına gelmektedir.
Liberalleşmeyle
oluşacak rekabetçi ortamda birçok operatör hizmet vermeye başlayacak. Bu
operatörlerden biri olarak Türk Telekomun da, pazar dinamiklerine uygun davranarak
pazardaki hâkimiyetini korumaya çalışması gerekecektir. Türk Telekom henüz
böyle bir pazarda rekabet etmeye hazır bir yapılaşmaya ve dinamizme
kavuşturulamamıştır ve bu, ancak özelleştirilmesiyle mümkün olabilecektir.
Türk
Telekom yatırımları, son dört yılda, neredeyse durma noktasına gelmiştir.
Türkiye gibi hat başı gelirleri sabit olan bir ülkede, gelirleri, kârlılığı
artırmanın yolu, yatırım yaparak abone sayısını artırmakla ancak mümkündür. Hat
başı gelirleri artırmak için katmadeğerli hizmetler verilmesi yoluna
gidilmemektedir; Ancak, bu yapılmadığı gibi, mevcut aboneler de mobil
operatörlere kaptırılmaktadır. Değerli milletvekilleri, yanlış personel
politikaları sonucunda, Türk Telekomun personel giderleri, giderlerin yüzde
40'ına çıkmıştır; bu oran 1997'de yüzde 18 idi. Yine, 1997'de kârı 1,5 milyar
dolar olan Türk Telekomun 2001 yılı sonunda bu meblağın yüzde 10'ların,
13'lerin üzerine çıkacağı, Türk Telekomun açıklamasına göre mümkün
görünmemektedir. Şimdi, tabiî, bu nasıl verimli hale gelecektir; yatırım
yapılarak verimli hale getirilecektir. Mesela, kablolu TV 9 ildeydi, 1996'da
biz programa aldık; kablolu TV'yi Türkiye'nin 20 il ve ilçesine getirdik.
1991'de otomatik santral kapasitesi 8,67 milyon hattı, 1997'de yüzde 102 arttı,
17,6 milyon hat oldu. Yine, abone sayısı, 1991'de 7,97 milyon kişiyken, 1997'de
15,5 milyon kişiye çıktı; o da yüzde 94 arttı.
Dün,
Sayın Bakan açıkladılar, bugün, Türk Telekomun hat kapasitesi 18 614; tabiî,
böyle bir çalışma sonucunda Türk Telekomun özelleşmesi, liberalleşmesi falan,
fevkalade, zordur; bu çalışma temposuyla da imkânsızdır. Türk Telekomun bugünkü
değeri, yabancı otoritelerce 5-5,5 milyar dolar civarında öngörülmektedir.
Değerli milletvekilleri, 6-7 yıl önce 35-40 milyar dolar olan değer, nasıl bu
seviyeye düşmüştür?! 1998 yılından itibaren, Avrupa ve dünyadaki liberalleşme
sonucu oluşan büyük rekabet ortamında operatörlerin kâr marjları çok düşmüştür.
1994 yılında yabancı danışmanlarca 2000 dolar civarında telaffuz edilen hat
başı değer, 1996 yılında Anayasa Mahkemesinin kararları çerçevesinde
yapılamadığı için özelleştirme, 1000 ile 1500 dolar Arasında olabileceği
söylenmişti ilgililerce. Bugün acaba telaffuz edilen rakam ne kadardır? Sayın
bakan, herhalde bu konuda Yüce Meclisi ve halkımızı aydınlatacaklardır.
Dolayısıyla,
sektörde özelleştirmelere ayrılacak paralar çok azalmıştır; başka bir deyişle,
Türkiye, bu konjonktürü kaçırmıştır. Buna, Türk Telekomun kötü yönetilmesi ve
içine düştüğü durum da eklendi mi, bu düşük değerler ortaya çıkmaktadır.
Halbuki,
diğer ülkelere baktığımızda -çok enteresandır- özelleştirme şirketlerinin
değerlerini de önemli ölçüde artırmışlardır. İngiltere'de, ilk etapta, British
Telekomun yüzde 50'si 4,5 milyar Amerikan doları gelir getirirken, 1991'de
ikinci etapta, şirketin yüzde 28'i, 10 milyar Amerikan dolarına yakın gelir
getirmiştir. Aynı örnekler, Meksika'da Arjantin'de de gözlenmiştir. Meksika'da
da ilk aşamada Termex'in, yüzde 20,5 blok halde stratejik yatırımcıya 1 milyar
760 milyon dolara satılmış, ikinci aşamada, 1991 ve 1992'deki uluslararası
arzlarda ise, şirketin yüzde 21'inden, toplam,
3,5
milyar Amerikan doları gelir elde edilmiştir; çünkü, şirketler Türk Telekom
gibi kötü değil, çok iyi yönetilmişlerdir.
Değerli
milletvekilleri, taslak bu haliyle yasalaşırsa, amaca hizmet etmekten uzak bir
yasa çıkmış olacaktır. Amaç nedir;amaç, bir an önce yapılacak sağlıklı bir
özelleştirmeye Türk Telekomun pazar dinamiklerine uygun davranılarak pazardaki
hâkimiyetini korumaya çalışmasını sağlamaktır.Türk Telekom, henüz böyle bir
pazarda rekabet etmeye hazır bir yapılaşmaya ve dinamizme kavuşturulamamıştır.
Bu, ancak, özelleştirilmesiyle mümkün olabilecektir.
Hal
böyle iken "kamu payı yüzde 50'nin altına düşene kadar mevcut durum devama
edecek" diyorsunuz. Mevcut durum, zaten, yabancı yatırımcılar açısından
arzulanan bir durum olmadığı ve özelleştirmeden yabancı sermaye ve know-how'a
ihtiyaç duyulduğu için yeni bir kanun çıkarılması zarureti de doğmuştur. Diğer
yandan, yabancı sermaye payı yüzde 45'le sınırlandırılmıştır; ancak, bu yüzde
45 payın, yabancı gerçek veya tüzelkişilerce alınması akabinde satışa devam
edilerek, kamu payının yüzde 50'nin altına indirilmesiyle ilgili bir takvim ya
da teminat verilememiştir, yani, devlet, yabancı sermayeye yüzde 45 hisseyi sattıktan...
Filhakika, yasa taslağında, yabancılara, Türk Telekomun yönetim ve denetiminde
oyçokluğu sağlanamaz ibaresi de yer almaktadır; ama, ondan sonra ne olacak,
ondan sonra iki yıl beklemeye karar verilse, yabancılar, bu kanun hükümlerinden
istifade edemeden, iki yıl mevcut durumda bekleyeceklerdir. Bu durumda, neden
gelip de Türk Telekomun hisselerine talip olsunlar ki?!
Öte
yandan, madde 2 de, kamu payı yüzde 50'nin altına düştüğünde, Türk Telekomun
tekel hakları 2003 yılını beklemeden kalkar, yani, liberal pazara geçilir
denilmektedir. Satış, bir anda, kamu payı yüzde 50'nin altına inecek bir
takvimle yapılırsa, Türk Telekomun özelleştirilmesi ve Türkiye'de telekom
pazarının liberalleştirilmesi aynı anda yapılmış olacaktır. Bu, dünyada örneği
görülmeyen bir durumdur değerli milletvekilleri ve fevkalade tehlikelidir. Türk
Telekomun, özelleştirmeden sonra liberal pazarda rekabete hazır bir şirket
haline getirilebilmesi için bir süre gerektiği unutulmamalıdır. Türk Telekom
özelleşerek rekabete hazırlanmadan liberalleşme başlarsa, Türk Telekom, kurtlar
arenasına atılmış kuzu durumuna düşecektir. Bu husus, yabancı sermayeyi de
olumsuz yönde etkileyecektir.
Değerli
milletvekilleri, imtiyazlı hisse uygulaması, çok net bir çerçeveyle sözleşmede
yer almalıdır. Yasa taslağında bu çerçeve konulmamış, çok geniş tutulmuştur.
Yatırımcının yapmaya çalışacağı, pazar dinamiklerine uygun seri kararlar alarak
ve uygulayarak, şirketin değerini ve kârlılığını bir an önce artırmaya çalışmak
olacaktır. İmtiyazlı hisse engeline takılarak bunu yapamayacağı ve yatırımın
heba olacağı endişesine sürüklenirse, özelleşme olumsuz yönde etkilenecektir.
Madde
7 de, aslî ve sürekli görevlerde çalışan personelin maaşının, en yüksek devlet
memuru maaşının beş katına kadar çıkarılabileceği ifadesi, komisyonda, iki
katına indirilmiştir. Değerli milletvekilleri, şimdi, aslî ve sürekli görev ne
anlama gelmektedir? Diğer personelin statüsü nedir? Daha önceki kanunda da yer
alan bu ifade, Türk Telekomda, Türkiye genelinde, yaklaşık 200 kişiyi kapsamaktadır;
yani, diyorum ki, aslî ve sürekli görev, sadece, Türk Telekomda 200 kişiyi
kapsamaktadır. Bu, kurum içi iş barışını ve verimliliği olumsuz yönde
etkilemeyecek midir?
Ayrıca,
halihazırda görevde olan, bu kapsama giren personele 3 kat, 5 kat fazla maaş
vermek, bunların liyakatını, niteliğini mi artıracaktır? Bu madde, olsa olsa,
dışarıdan, nitelikli personel yönetici istihdam etmek için kullanılmalıdır. Bu
da, yalnızca, nitelikli yönetici istihdamını çözer. Nitelikli personel
istihdamının da kaçışını önleyici bir tedbir getirmez. Yaklaşık 200 kişinin
dışında kalan onbinlerce personel...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN-
Sayın Bakan, toparlar mısınız efendim.
ÖMER
BARUTÇU (Devamla)- Sayın Başkan, biz, bunları; yani, burada, nasıl bunları şey
yapacağız bilemiyorum; peki, Sayın Başkanım.
Şimdi,
peki, burada, bu kapsama giren yaklaşık 200 kişinin 40 kadarı da Teftiş Kurulu
üyesi zaten; diğerleri ne olacak?
Madde
8'de, her ne kadar, lisans, ruhsat verme yetkisi Telekomünikasyon Kuruluna
devredilmiş gibi görülse de, bunun kandırmacaya yönelik olduğu açıkça
görülmektedir; zira, teklifi Bakanlar Kuruluna Ulaştırma Bakanlığı yapacağı
için, Telekomünikasyon Kurulu, Ulaştırma Bakanlığının sekreteryası olmaktan öte
bir işleve kavuşturulamayacaktır ve dolayısıyla, esas amaçlanan tarafsızlık
sağlanamayacaktır.
Geçici
Madde 2'de, mevcut görev ve imtiyaz sözleşmelerine taraf olan işletmecilerin
Telekomünikasyon Kuruluyla yeniden sözleşme imzalamaları ve bu arada, kurulun
getirdiği değişikliklere uyma mecburiyeti getirilmekte; bu değişiklikleri kabul
ederek, belli bir süre içinde imzalamamaları halinde lisans iptaline kadar
varan cezaları uygulama yetkisi verilmektedir. Bu, devletin sürekliliğini
zedeler ve tam özelleşme aşamasında fevkalade olumsuz bir imaj oluşturabilecek
bir husustur. Bu konu ivedi düzeltilmelidir.
BAŞKAN-
Efendim, toparlar mısınız...
ÖMER
BARUTÇU (Devamla)- Sayın Başkan, iki cümleyle toparlayacağım.altın hisse
yatırımcı için hayatî önem taşımaktadır.
Değerli
milletvekilleri, bu konuda ısrar edildiği takdirde, sadece Silahlı Kuvvetlerin
talepleriyle sınırlı kalınmalı ve bu şartlar açık olarak sözleşmede yer
almalıdır. Yatırımcının yapmaya çalıştığı pazar dinamiklerine uygun, acil
kararlar alarak ve uygulayarak, şirketin değerliliğini ve kârlılığını bir an
önce artırmaya çalışmak lazımdır. Altın hisse engeline takılarak, bunu
yapamayacağı ve yatırımın heba olacağı endişesine sürüklenirse, özelleşme
olumsuz yönde etkilenecektir.
Netice
olarak diyoruz ki, bu kanun tasarısı buradan geçerse, özelleştirme yapmak zor
olacaktır. Sayın Derviş, dünkü görüşmelerde "Telekomu satmak şart
değil" demiştir. Böyle olunca, bu konuda aklımıza bir şey takılıyor: Bu
kanun tasarısı, buraya, özelleştirme yapmak için değil de, özelleştirmenin
önünü kesmek için mi getirildi; yoksa, IMF'ye verilen söz gereği, borç
alınabilsin diye mi getirildi? Ayrıca, bakan arkadaşlarımız her aklına gelen
sözü kamuoyuyla paylaşmamalıdırlar. Bu sözler, her gün borsayı etkiliyor, borsa
bir dibe vuruyor, bir çıkıyor, vatandaş da "acaba bakanlar kasten mi
uluorta konuşuyor" diye tepki duyuyorlar.
Biz,
DYP olarak, bir an önce Telekomun özelleştirilmesini istiyoruz, hem de çok
istiyoruz; zira, devlet her gün kan kaybediyor. İkinci olarak, lisans
sözleşmelerindeki yetkinin Telekomünikasyon Yüksek Kuruluna verilmesini uygun
görüyoruz. Arz ettiğim sebepler dolayısıyla, kasıtlı bir biçimde hazırlanan bu
tasarıya katkıda bulunmayı içimize sindiremiyoruz; çünkü, bu tasarıda samimiyet
yoktur, çünkü bu tasarıda halk yoktur, millet yoktur, bu tasarı halk hayrına
değildir.
Bu
vesileyle, Yüce Meclisi tekrar saygılarımla selamlarım. (DYP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim efendim.
İkinci
söz, Fazilet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan'a ait.
(FP sıralarından alkışlar)
Buyurun
efendim.
FP
GRUBU ADINA VEYSEL CANDAN (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,
görüşülmekte olan 677 sıra sayılı Telekom yasa tasarısı hakkında, Fazilet
Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz aldım; Muhterem Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, son günlerde Bankalar Yasası ve Telekom yasası görüşmelerinde garip
olaylar cereyan etmektedir.
Özellikle,
Plan ve Bütçe Komisyonundan sonra tali komisyonda görüşülmemiş olması, Anayasa
Komisyonuna hiç havale edilmemiş olması, dışarıdan ve içeriden ciddî
müdahalelerin olması bizi fevkalade üzmektedir. Âdeta, Parlamento by-pass
edilmiştir, başka çevrelerde hazırlanan metinler, burada, sanki Parlamento
noterdir, noter gibi imzaya getirilmiş havası verilmektedir.
Özellikle,
hükümet edenlerin, Başbakan ve bakanların açıklamaları da fevkalade üzücüdür.
Değerli
arkadaşlar, Sayın Başbakanın bir açıklamasını takdim etmek istiyorum:
"Bazı uluslararası kuruluşlardan yardım isterken, onların da beklentilerini
gözönünde tutmak gerekir. Bunun yadırganacak bir tarafı yoktur. Biz, IMF'nin
isteklerini ve beklentilerini karşılamaya çalışıyoruz."
Bu
açıklamalar fevkalade üzücüdür; bu, bir müstemlekecilik anlayışıdır. Onun için,
biraz önce köşe yazarlarının burada ifade edilen sözlerine, bir yerde ihtiyatla
yaklaşmak gerekir; yani, bir yerde borç alacaksınız, taviz vereceksiniz, bu
mantığı anlamak mümkün değil; ama, bir gün, Hükümet, bunun bedelini mutlaka
ödeyecektir.
Değerli
arkadaşlar, yine, garipliklerden bir tanesi, liderlerin neye imza attığını
bilmedikleridir. Dün, Başbakanlıkta bir toplantı yapılıyor ve toplantıda, bir
hükümet ortağı, bu lisans sözleşmelerinin Telekoma verilip verilmediğiyle
ilgili bir metin istiyor ve liderlerin imza attığı metinde izah yok; ama, diğer
metinde, lisans sözleşmelerinin Telekoma verildiğine dair metin var.
Ben,
buradan bir kere daha parti liderlerini, hükümet ortaklarını uyarmak istiyorum
ya okuduğunuz metne iyi bakın ya imza atın ya da onun arkasında durun.
Değerli
arkadaşlar, yine -açıklamalar burada- Ulaştırma Bakanıyla ilgili bir cümle
ifade etmek istiyorum. Sayın Bakanın basına intikal eden bir sözü var:
"Hükümete ve Partime zarar vermese, çok söyleyeceklerim var. Yasalar yolda
düzelir, gider." Bu cümleleri tercüme ettiğimiz zaman, yani hükümetimiz
bozulabilir, bozulmaması için, hükümet etmek için bu yasaya evet diyorum...
Biraz önce
grup
başkanvekilimiz nezaketle işi takdim etti; ama, bu yasaya karşı olmak demek
ayrı, bu yasa, bu haliyle Parlamentodan çıkarsa, Sayın Bakanın mutlaka istifa
etmesi gerekir, bu söylediklerinin arkasında durması gerekir.
Yine,
açıklamalara devam ediyorum. Sayın Başbakan: "Mektubun kıymetini bilelim;
yolda kaza yapmayız; ABD bizi taltif etti." Bu görüşe de katılmamız mümkün
değildir; bu, millî onurumuzla oynamaktır. Sayın Başbakan, kaç defa kaza
yaptığının bile farkında değil; fevkalade üzücü bir durum.
Değerli
arkadaşlar, yine hükümet ortaklarından Sayın Yılmaz "ben olsam Kemal
Derviş'i görevden alırdım" diyor. Hangi makamda, yetkisinin ne olduğunu
bilmeyen bir parti Genel Başkanı daha sonra devam ediyor "atanmışlar,
seçilmişlerin önüne geçiyor." Peki, şimdi sormak istiyorum; Sayın Derviş
atanmış mı, seçilmiş mi? Bu açıdan, bir kere daha, söylediklerimizin ne anlama
geldiğine iyi dikkat edelim. Bütün bu açıklamalara baktığımız zaman, aslında,
bu hükümetin ceza ehliyeti yoktur; yani, Sayın Derviş de, bu hükümete kayyımlık
görevi yapmaktadır.
Değerli
arkadaşlar, konuştuğumuz yasayı takdim etmeye çalışacağım. 1999 yılında 452
trilyon, 2000 yılında 1 katrilyon kâr eden bir müesseseyi konuşuyoruz.
1996-2000 yılları arasında, bu kurum tarafından, Hazineye, brüt 22 milyar
dolar, net 11 milyar dolar para yatırılmıştır. Şirkete tahsis edilen GSM 1800
lisansı vardır; bunun bugünkü değeri, sadece bunun bugünkü değeri, 3 milyar
dolardır. Personel sayısı 72 240'tır. 1998 yılından bu tarafa, 4 milyar
dolarlık yatırım yapılmıştır. Bütün bu rakamları vermemin sebebi, televizyon
kameraları karşısında veya basın toplantılarında "artık Telekom'a para veren
yok, artık dünyada telekom fiyatları düştü..." Bunu, özellikle
özelleştirmeden sorumlu Bakana ithaf ediyorum. Bu rakamlar içerisinde, kurumun
değer tespitinde dikkatli olmanın doğru olacağı kanaatindeyim.
Değerli
arkadaşlar, asılda, bu hükümet, geçen dönem de aynı hataları yaptı.
Hatırlanacağı üzere, geçen dönemde, 2 GSM 1800 lisansı verildi ve 500 milyon
dolar fiyat üzerinden verildi. Özelleştirmeden sorumlu Sayın Bakan sık sık bunu
ifade ediyor; bizim için bu paralar mühim değil, bu şirketlerin getirdiği katmadeğerler
mühim anlamında söylüyor; buna katılmak da mümkün değil. Hâlâ, bu şirketlerden,
üç yıl önce verilmiş olmalarına rağmen, Maliye Bakanlığı KDV'yi alamamış ve şu
anda da, 50 milyon dolarlık yargıya intikal eden konu vardır, tahsilatı
yapılamamıştır ve satılan firmalardan bir tanesinin, bugün, uluslararası para
değeri 17 ile 20 milyar dolardır. Aslında, o günkü uygulamayı yapanları şimdi
sanık sandalyesine oturtmak ve mutlaka yargılamak lazım. Şimdi de, biraz sonra
kabul edilmek üzere buraya getirilen bu tasarıda da, birçok yanlışlar, aynen
yapılmaktadır.
Değerli
arkadaşlar, bakınız, altın hisse ve imtiyazlı hisse -Sayın Bakan ısrarla
söylüyor, özelleştirmeden sorumlu Bakan- geri kalmış ve gelişmekte olan
ülkeleri ilgilendiren bir konudur; ileri, çağdaş ülkelerde bunun hiçbir anlamı
yoktur. Daha önce, İtalya, aynen altın hisseyi koymuştur; ama, İtalyan
telekomunu alan şirket tahkime gitmiş ve tahkimde kazanmıştır; yani, İtalyan
telekom aleyhine tahkim kararı verilmiştir. Şu anda, Türkiye, uluslararası
ticarî anlaşmalara imza atmıştır ve bunlardan geri dönüş olmadığına göre,
tahkimi de çıkardığına göre, İtalya örneğinde de olduğu gibi, artık, geri
dönüşü olmayan, çok ciddî ve tehlikeli bir yola doğru gidiyoruz.
Bunun,
Türkiye'de de, daha önce örneği yaşanmıştır. Bununla ilgili olarak, Muhterem
Heyetinize, Teletaş'taki altın hisse örneğini vermek istiyorum. Değerli
milletvekilleri, Teletaş, 1965'te, PTT bünyesinde, ar-ge birimi olarak
kurulmuştur. 1983'te, bir Belçika firması tarafından hisseleri alınmış ve
toplanmıştır ve şirketin ödediği o günkü para 30 milyondur. O gün şirketin
değeri, yapılan hesaplarda, raporda 250 milyondur; yani, şirket sekizde 1
değerine, hisse toplamak suretiyle alınmıştır ve o gün kurulan bu Teletaş,
ar-ge gelişmeleri olarak, araştırma geliştirme çalışmaları yapmaktadır; yani,
ulusal teknolojiye katkıda bulunmaktadır; hatta, Sovyet Rusya'ya lisanslı
ihracatta yapmıştır; ama, zaman içerisinde orada tespit edilen altın hisse
satılmış, makineler satılmış ve şimdi bu Belçika firması, burada fason üretim
yapmaktadır. Yani, Türkiye, o tarihten bugüne kadar, ulusal bir telekom
teknolojisinden mahrum bırakılmıştır. Bir yerde, bu teknoloji doğmadan
ölmüştür.
Değerli
milletvekilleri, hakikaten, dünyada söylendiği gibi, dünyada bütün telekom
özelleştirmeleri yapılmış mıdır? Yani, bizdeki gibi, hisseler, yüzde 99
oranında mı satılmıştır. Şimdi, dünyadan örnekler vermek istiyorum: Kanada'da
1986'da özelleştirme yapıldı, 4 şirket aldı; 3 şirket, sektördeki toplam
gelirin yüzde 82'sini almaktadır. Yani, burada devlet tekelinden bir özel
tekele doğru gidiş olmuştur. İngiltere'de 1 milyon kişi yüzde 48 hisseye
sahipken, 124 kişi yüzde 48,4'e sahiptir ve 1 milyon kişinin hiçbir yetkisi
yoktur; yani, yetki azınlıktadır. Arjantin'de özelleştirme olmuştur; ama,
tarifelerde oynanmıştır; bir yılda telekoma yapılan zam yüzde 860 olmuştur;
yani, 9-10 misline yakın zam yapılmıştır ve bugün Arjantin'deki telekom
şirketi, dünyanın en zengin firmaları arasında sayılmaktadır. Yine, Meksika'da
özelleştirme yapılmıştır, yerel konuşma ücretleri artmıştır.
Bu
örnekleri vermemin sebebi, özelleştirme yapılmasın diye değil, özelleştirme
yapılsın; ama, dikkatli ve değerinde yapılsın. Devlet tekelinden özel tekele
geçme gibi bir yanlışa meydan vermeyelim; dünyadaki örnekleri, ulusal
sermayenin telekoma sahip olduğu yönündedir.
Özetle
söylemek gerekirse, bu verdiğimiz örneklerde, telekom özelleştirildikten sonra
özel tekel oluşmuş, hizmetlere zam gelmiştir.
Şimdi,
hakikaten "telekom satışı yapısal bir reformdur" görüşü doğru
değildir, konuya böyle yaklaşmak da doğru değildir. Güney Afrika'da yüzde 30,
Çek Cumhuriyetinde yüzde 27, Danimarka'da yüzde 46, Belçika'da yüzde 49,9,
Romanya'da yüzde 35, Meksika'da yüzde 20,4; yani, bizdeki gibi yüzde 99'u
satılan hemen hemen hiçbir ülke yok.
Şimdi,
sık sık ifade ettim, televizyonlarda söylenen şu. Sanki soyguna bir altyapı
hazırlanıyor. Deniliyor ki "efendim, piyasa çok düştü." Uluslararası
sermaye, dünyada, neyin, ne zaman satılacağını bizden iyi bilmektedir. Bu
anlamda, Özelleştirme İdaresi iyi bir pazarlayıcı değildir.
Değerli
arkadaşlar, tabiî, bu tasarıların bu şekilde gelmesi, doğrusunu isterseniz
millî onurumuzu fevkalade rahatsız etmektedir. Hükümet, bu konuda ısrarla
diretmeye devam ederse, Fazilet Partisi olarak, bu müzakerelerden
çekileceğimizi, burada ifade edeyim.
Değerli
arkadaşlar, hep şu söyleniyor. Efendim, Bush'tan mektup geliyor, ABD'den mektup
geliyor, IMF'den mektup geliyor, Dünya Bankasından mektup geliyor ve Sayın
Bush'un mektubunda aynen cümle şu: "Telekom alanındaki özelleştirme, büyük
siyasî cesaret gerektirir."
Değerli
arkadaşlar, şimdi, şu tabloya bir bakınız. Başbakanlıkta, heyet müzakere
ediyor, Sayın Derviş, çıkıp, Başbakanlığın öbür odasında IMF'ye soruyor:
"Acaba, Ulaştırma Bakanlığından lisans yetkisini Telekoma versek mi,
vermesek mi? IMF yetkilileri "olmaz" diyor, Sayın Derviş geliyor,
toplantıda diyor ki "artık IMF razı değil, para verilmeyecek." Yani,
bunun mantığını anlamak mümkün değil.
Değerli
arkadaşlar, şimdi, mahzurlu konulardan bir tanesine bakalım. Şimdiye kadar Türk
Telekomun hatlarını Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin
hatlarını da Telekom kullanmıştır.
Değerli
arkadaşlar, bakınız, askerî haberleşme sistemlerinin büyük bir bölümü halen
Türk Telekom çatısı altında bulunuyor. Örneğin 10 000 kilometrelik telekom
hattını asker de kullanıyor, aynı şekilde askerin 50 000 kilometrelik hattından
sivil amaçlar için de faydalanılıyor; yani, telekom hizmetlerinde asker ve
sivil karşılıklı yardımlaşıyor.
Şimdi,
buradaki askerin talebi, özelleştirmeden önce Telekom bünyesindeki askerî ve
sivil sistemler mutlaka ayrılsın. Peki, ayıralım. Ayırmak için ne lazım; iki
sistemi ayırmak için hem kaynak hem de zaman gerekiyor. Uzmanlara göre, bu iş
için en az 1 milyar dolarlık yatırıma ve iki yıla ihtiyaç var.
Peki,
şimdi, böyle olduğu halde, Türk Silahlı Kuvvetleri, neden onay verdi diye bir
soru akla gelebilir. Türk Silahlı Kuvvetleri, kendi bünyesinde Dafix Sistemi
kurdu ve iletişim ve güvenliği bununla sağlamaktadır; ama, yer yer, bu sistem,
Telekoma bağlanmaktadır.
Değerli
arkadaşlar, yine, bu konuları araştırırken, çok enteresan bir habere ulaştım:
Almanya telekom sisteminde, ABD'nin sanayi casusluğu yaptığı ortaya çıktı. Bu
haber, hükümeti, Sayın Bakanı yakından ilgilendirir zannediyorum; yani, burada,
bizim, Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilgili, haberleşmeyle ilgili, ciddî endişemiz
var. Konuşmamın başında ifade ettim, tekrar söylüyorum; altın hisse, sureti
katiyede, tamamen boştur ve zaman içerisinde, ufak tefek değişikliklerle, tahkimle,
uluslararası mahkemelerde bu aşılır ve böylece Telekom tamamen elden gitmiş
olur.
Tekrar
ifade ediyorum; aslında, bu tasarıda, bir yerde, Ulaştırma Bakanlığı ile IMF
arasında, IMF ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında, Özelleştirme
İdaresi Başkanlığı ile hükümet, hükümet ile Dünya Bankası arasında ciddî
pazarlıklarla işin sonuna doğru gelindi. Değerli arkadaşlar, bakınız, tasarı
içerisinde, pratikte birtakım tedbirler alındığı yazılı; ama, bunların
hiçbirisinin, pratikte bir uygulama değeri yoktur.
Şimdi,
tasarıda önemli gördüğüm diğer bazı konulara gelmek istiyorum.
1
inci maddede, Telekom Anasözleşmesinde yapılacak değişiklikle ilgili, kamu payı
yüzde 50'nin altına ininceye kadar Ulaştırma Bakanlığı yetkili; Komisyonda,
ilgili, bilgili... Şimdi, sadece bilgi verilecek; yani, bir yerde, Ulaştırma
Bakanlığı devredışı bırakılıyor. Türk Hava Yolları da satılıyor. Bundan sonra,
PTT de, banka kurup sattığı zaman, zannediyorum Ulaştırma Bakanlığını kapatmak
lazım gelecek.
Ayrıca
"özel hukuk hükümlerine tabi" denilmekte, yine, savaş, sıkıyönetim,
olağanüstü hal ve seferberlikte 697 sayılı Yasanın geçerli olduğu ifade
edilmektedir; yani, kamu düzenini korumak, millî güvenlik, ulaştırma ve
haberleşmeyle ilgili birtakım maddeler var deniliyor; ama, bütün dünyada, diğer
ülkelerde de bu uygulamalar yapıldığı zaman, hiçbir netice, yani, pratikte bir
netice alınamamıştır.
Değerli
arkadaşlar, hatırlanacağı üzere, Telekomda devlet tekeline, 31.12.2003'e kadar,
bu Parlamentoda yakın bir zamanda çıkan kanunla süre alınmıştı. Halbuki, şimdi
burada, çok acele, kamu payı yüzde 50'nin altına indiği gün, devlet tekeli
tamamen kaldırılmış oluyor ve böylece de, tamamen, yabancı sermayeye açık
oluyor.
Şimdi,
Ulaştırma Bakanlığı ile Özelleştirme İdaresi, daha doğrusu, Dünya Bankası ile
bizim hükümet arasında yapılan pazarlıkta esas konu, lisans verme, lisansla
ilgili usul ve esaslar, idarî düzenleme yetkisi, işletmecileri denetleme ve
para cezaları konularında Özelleştirme Kurumuna verilmekte ve Bakanlık, tamamen
devre dışı bırakılmaktadır.
Yine,
tasarının 3 üncü maddesinde -dünyada olmayan bir uygulama- blok satış oranı
yükseltilmiştir. Şimdi, dağıtıma baktığımız zaman, yüzde 1 altın hisse, yüzde
99'u tamamen satılacaktır. Dünyada hemen hemen hiçbir ülkede yüzde 99'u satılmamıştır.
Bu yüzde 99'un da yüzde 45'i blok satışla yapılacaktır. Neden blok satışla;
çünkü, hazır hale getirilecek ve yabancı sermayeye takdim edilecek.
Şimdi,
burada, imtiyazlı hisseyi... Belki, biraz sonra, Sayın Bakan burada cevap
verirken, işte, şu, şu, şu konuları Hazinenin, yani, imtiyaz sahibi olan, yüzde
1 hisse sahibi olan Hazinenin onayına bağlıyoruz gibi birtakım maddeler
sayacak. Deniliyor ki: "Bu yüzde 1'le, genel kurula katılarak söz hakkı,
ana sözleşme değişiklikleri, yeni şirketlerin kurulması, kurulu şirketlere
iştirak, Uluslararası Telekom Birliğine katılma, uluslararası anlaşmalara taraf
olma, nama yazılı hisselerin devri ve pay defterlerine yazılma şartı, Hazine
tarafından, yani, yüzde 1'lik hisse sahibi tarafından verilecek..." Tahkime
gittiğiniz zaman, bunların hiçbirisi geçerli değildir; çünkü, uluslararası
anlaşma, Anayasanın 90 ıncı maddesine göre, bunları geçersiz kılmaktadır. O
açıdan, Sayın Bakanın, burada, çıkıp "efendim, biz teminatı aldık; yüzde 1
hazine garantisi var; bu, imtiyazlı hissedir" sözü, bize göre geçerli
değildir. Birçok Anayasa hukukçusu da aynı düşünmektedir.
Şimdi,
özelleştirmede takip edilecek yol da bu madde içerisinde yazılmaktadır:
Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü alınacak. Zaten Özelleştirme İdaresi
hemen satmak istiyor. Ulaştırma Bakanlığının teklifi, bilgisi olacak ve
Bakanlar Kurulu kararıyla, ihale şartları ihale tarihinden 45 gün önce,
sonuçlanması 15 gün içinde Resmî Gazetede ilan edilecek blok satış ve kapalı
teklif getirilmektedir; yani, tabana arzı, yüzde 5 dışında, çalışanların
dışında kapalı tutmaktadır.
Değerli
arkadaşlar, tabiî, Telekom sözleşme ve imtiyazların tamamen kuruma
devredildiğini ifade ettik. Burada, kanaatimce, en önemli konulardan bir tanesi
-zamanı kullanarak söyleyeyim- çalışan personelle ilgilidir. Değerli
arkadaşlar, bakın, çok önemli bir konu var. Deniliyor ki, 30 gün içinde başka
kuruma nakledileceklerin sayısı, 22 000 ile 23 000 civarında. Peki, ben, şimdi
hükümete soruyorum: Telekomda çalışan, ağırlıkla sözleşmeli olan bu insanlar
diğer kurumlarda ne yapacak? Zaten, diğer kurumlarda devlette personel
yığılması var. Bu personelden emeklilik hakkı kazananlar 6 ay, bu hakkı 2002
sonunda kazananlar da 3 ay içerisinde müracaat ettikleri zaman, yüzde 30 zam
alarak emekliye sevk edilecekler; yani, emekliliği teşvik ediyor. Yani, bu 72
000 kişi, özelleştirme sonunda, en geç bir yıl içinde, bu rakamlara göre yarıya
inecek ve işsiz kalan o insanlar da tekrar hükümet kapısına müracaat edecekler.
Tabiî, işin enteresan bir tarafı daha var. Bu insanlar ek ikramiye ve kıdem
tazminatlarını isterlerse, yüzde 30 fazlasıyla birlikte Hazine tarafından
karşılanacaktır. İşte, yapılan işlem bu. Sayın Bakan çıkıp...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VEYSEL
CANDAN (Devamla) - Sayın Başkan, bir iki dakika uzatırsanız bitireceğim.
Değerli
milletvekilleri, konuyu toplarsak, bana göre, hükümet içinde bir kayıkçı
kavgası yaşandı. Ulaştırma Bakanlığı, konuda ve yaptığı uygulamada,
mücadelesinde samimiyse, istifa etmelidir; bu, bir. Sonuç alıyorum. Başbakan ve
ilgili bakanlar her konuştukları kelimelerle bağlı olmak ve bu Parlamentonun
itibarını korumak mecburiyetindedirler; iki. Yapılacak altın hissenin hiçbir
ciddî özelliği yoktur; zaman içinde ülke menfaatları zarara uğrarsa, bundan
sorumlu olan hükümettir; üç.
Değerli
arkadaşlar, biz, Fazilet Partisi olarak, özelleştirmeye değil, şu ana kadar
yapılan işlemlerde, özel işlem yapıldığı, Plan ve Bütçe Komisyonu ve
komisyonlara hiç itibar edilmediği ve Parlamentonun by pass edilerek bir devlet
başkanının mektubuyla yasaların, cumartesi, pazar, gece yarılarında, tasarıları
görüşmeden ve bir milletvekili olarak bu tasarıya hiçbir katkım olmadığından
-üzülerek söylüyorum- böyle bir tasarının müzakeresine bile katılmayı fazla
görüyoruz.
Bir
kere, eğer, burada, ülke menfaatları, en iyisi bulunma yolunda gayret
ediliyorsa, o zaman şunu soruyoruz: Neden, bu, tali komisyonda müzakere
edilmedi veya Bush'un mektubu neden bu kadar etkili oldu veya bu mektuplar, bu
telefonlar veya 15 milyar dolar kredi almak için bu hale geldik?
BAŞKAN
- Toparlar mısınız efendim...
VEYSEL
CANDAN (Devamla) - Toparlıyorum...
Aslında
sorgulanması gereken konu şu: Ülkeyi bu hale getirenlerin siyasî ayağı hâlâ bu
koltukları meşgul ediyor da; üzücü tarafı bu... Ümit ediyorum ki, bu tasarıda
hükümet daha dikkatli davranır.
Hepinize
saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim efendim.
Gruplar
adına başka söz isteyen?.. Yok.
Şahıslar
adına, Afyon Milletvekili Sayın Gaffar Yakın; buyurun efendim. (DSP
sıralarından alkışlar)
GAFFAR
YAKIN (Afyon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Telekomun
özelleştirilmesi Türkiye'de onbeş yıldan beri devam eden ve kör yumağını
andıran tarzda bir sorun. Onbeş yıldır, bu Parlamento, birkaç defa Telekomu
özelleştiren yasa çıkardı; fakat, bir türlü gerçekleştirilemedi, Anayasa
Mahkemesinden döndü. İktidardaki partiler özelleştirmek istediler, borçlardan
kurtulmak istediler; muhalefet, aman, iktidardaki partiler çok fazla başarılı
olurlar, Türkiye'nin borçları ödenir, ekonomik yapı daha iyi olur diye ve
birtakım çağdışı düşüncelerle Anayasa Mahkemesine gittiler ve döndü. Yani,
Türkiye'de bu Telekom sorunu, Türkiye'nin siyasî yapısıyla ve anlayışıyla çok
doğru orantılı bir sorun.
Sorunlar
nedir ben onları analiz etmek istiyorum. Birinci sorun: IMF istiyor, IMF
diretiyor; biz bağımsızlığımızı kaybediyoruz; Dünya Bankası, IMF zorla bize
bunu yaptırıyor. İkinci sorun: Daha çok askerî kanattan gelen; Türkiye'nin
millî güvenliği tehdit altına girecek, düşmanlarımız askerî sırlarımıza vakıf
olacaklar ve Türkiye'nin, millî güvenliği tehlikeye girecek. Üçüncü sorun:
Kimileri bunu tartışıyor; bunun, bize maliyeti 30-40 milyar dolardır; bunu,
30-40 milyar dolara mı satacağız; yoksa, bazılarının bugün ağzının suyunun aktığı
gibi, çok ucuza mı kapatılacak?
Değerli
milletvekilleri, IMF'yle olan ilişkileri, Dünya Bankasıyla olan ilişkileri,
artık, bugünün, 2001 yılının Türkiye'sinde, iktidarda başka türlü, muhalefette
başka türlü değerlendirmekle bir yere gidemeyiz ve yanlış teşhisler de bizi bir
yere götürmez. IMF, Türkiye'ye gelmiyor, biz gidip davet ediyoruz ve diyoruz ki
"ey Dünya Bankası ve IMF, bizim, ticaretimizi yürütebilmek, dünyayla olan
entegrasyonumuzu, ticarî ilişkilerimiz devam ettirebilmek, dışarıdan almış olduğumuz
borçlarımızı ödeyebilmek için paraya ihtiyacımız var; bize para ver ve
kredibilite imkânı tanı ki, biz, dışarıdan borçlanabilelim. Bu gerçeği, bir
takım doktrinler, sapmalarla iktidarda başka türlü, muhalefette başka türlü
söylemenin bir anlamı yok. Dün, Sovyet Blokuna dahil olan ülkelerden Kızıl Çin
dahi IMF'nin üyesidir ve IMF'yle ilişkilerini yürütmektedir.
Şimdi,
bugün nedir; bugün, sizin, hepimizin, hiçbirimizin vatanseverliğinden,
milliyetçiliğinden, Müslümanlığından... Hepiniz, benden daha milliyetçisiniz,
daha Müslümansınız, benden daha çok vatanı seviyorsunuz; ama, Türkiye'nin
gerçek bir tablosu var değerli milletvekilleri. Bugün, Türkiye'nin, dışarıya
115 milyar dolar borcu var; alacağımız 15 milyar dolarla birlikte, bu çıkıyor
130 milyar dolara. Türkiye'nin içborçları ise, bu son devalüasyonla birlikte,
65 milyar dolardan 50 milyar dolara düştü. Yani, toplam iç ve dış borçlarımızı
topladığımızda, bizim, ülke olarak tüm gayrî safî millî hâsılamızın,
üretimimizin tamamı borçlara gitmiş oluyor. Böyle bir ülkedeyiz.
Değerli
milletvekilleri, şimdi, 2001 yılı bütçesinin normal şartlar altında
işleyebilmesi için gerekli olan iç ve dış finansman miktarı 79 milyar dolar.
Bizim, IMF kanalıyla, Dünya Bankasından ve diğer ülkelerden temin edeceğimiz 15
milyar dolar, ihtiyacımızın yanında devede kulak kalıyor. 79 milyar dolara
ihtiyacımız var, bulduğumuz dış kredi 15 milyar dolar. Bu dış kredinin ve
IMF'nin vereceği paranın tek başına bir özelliği yok; ama, bir güven unsuru
veriyor. Dünya ülkelerine ve kredi verenlere, kuruluşlara şunu diyor:
Türkiye'ye kredi verilebilir, tehlikeli değildir.
Şimdi,
bu ekonomik tabloyu, yani, bu kadar büyük bir iç ve dış borç stokunu IMF
yapmadı herhalde! Şimdi, değerli milletvekilleri, ben, size sorarım, bugün
kullanılmayan havaalanlarını, Alanya'da hiçbir uçağın kalkma şansı olmayan,
dağa toslayacağı havaalanını getirip de Dünya Bankası mı yaptı?! Bugün
kullanılmayan, maksimum kapasiteyle kullanılmayan otoban yolları, getirip de,
Dünya Bankası, zorla "yapacaksın bunu kardeşim, yap" mı dedi?! Bugün,
denize atılan çayları, Dünya Bankası ve IMF gelip "arkadaş, sen çayları
topla, bu pancarları topla, stokla ve denize at" mı dedi?! Ama, bu atılan
paralar, borç paralardı, dünyadan alınan borçlardı. (DSP sıralarından alkışlar)
Şimdi,
değerli milletvekilleri, Türkiye'nin, bugün gelmiş olduğu ekonomik tabloda
deniz bitti. Bugün, 21 inci Dönemin milletvekilleri olarak, dünyayı iyi okumak
zorundayız; yani, dünya nereye gidiyor; bu giden dünyada, Türkiye'nin vizyonu
ne olmalıdır; Türkiye neler yapmalıdır, bunu, net ortaya koymalıyız.
Bakın
değerli milletvekilleri, yöneticiler, eğer, gelmiş oldukları koltuklarda
öğreniyorlarsa, o koltuklardaki öğrenim, bir ülkeye çok pahalıya patlıyor.
1990'lı yıllarda, bu öğretim, Türkiye'nin yönetiminde, Türkiye'ye çok pahalıya
patlamıştır. Bu politikalarla, artık, Türkiye bir yere gidemez ve 21 inci
Dönemin parlamenterleri olarak bizler, Türkiye'nin yönelmesi gereken doğru
stratejileri ve doğru politikaları uygulamak ve Türkiye'nin siyasal yapısını bu
noktaya götürmekle mükellefiz. Eğer, biz, bu noktaya taşıyamaz ve gerçekleri
ifade edemez, buna göre yapılanmaları sağlayamaz, politikaları oluşturamazsak,
sokakta gezebilmeye ve milletvekiliyim diyebilmeye hiçbirimizin yüzü kalmaz.
Değerli
milletvekilleri, deniz bitti; IMF'yle, oturup konuşmak zorundayız, dünyadan
para bulabilmek için. Ben, burada, Türkiye'de ve yurt dışında yaşayan tüm
insanlarımıza çağrı yapıyorum: Bekâra karı boşamak kolaydır; buyursunlar,
insanlarımız, fedakârane -Türkiye'nin içindeki ve dışındaki insanlarımız-
getirsinler, bu ülkemizi ve devletimizi bu borç batağından çıkaralım.
SALİH
KAPUSUZ (Kayseri) - Siz yıkın, onlar yapsın!..
GAFFAR
YAKIN (Devamla) - Yani, IMF'yle, IMF'den alacağımız para yerine -ki, alacağımız
paralar, 15 milyar dolar zaten yetmiyor- Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Türk
Milleti olarak, içeride ve dışarıda yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları
olarak, hem Telekomun özelleştirilmesinde hem de Türkiye Devletinin
finansmanında yardımcı olmak zorundayız; yani, bu konuda, IMF'nin, bir...
Özelleştirme
konusuna gelince: Değerli arkadaşlar, özelleştirmeyi de doğru anlamak
zorundayız. Eğer, sizin borcunuz varsa, şahsî ilişkilerden başlayalım; siz, bir
taraftan borç aldınız ve borcunuzu ödeyemiyorsanız, size borç veren insanlar,
gelirler, kardeşim, evvela, şu Mercedesini sat, Mercedese binme, şu villanı
sat, şu yüzme havuzunu sat derler; yani, kişisel ilişkilerde dahi, insanlar
böyle yaparken, birtakım ülkeler de, size, devamlı borç para vermek zorunda
değillerdir. Her ülke ve her devlet, kendi ayakları üzerinde kalmak zorundadır.
Biz, milliyetçiliğimizi ve Müslümanlığımızı, millî benliğimizi, bu tarzda, borç
almayarak, başka insanlara borç verebilecek ekonomik yapılara ulaştırmakla
sağlayabiliriz. Bu nedenle, yani, IMF konusunda atılacak doğru adım... Tabiî
ki, IMF ve özelleştirmede, gelip sizin en kârlı, para getirebilecek -bu,
Telekomdur, Türk Hava Yollarıdır- kuruluşlarınızı satmanızı isterler; bu da
kendi mantığı içerisinde tutarlı bir yaklaşımdır. Yani, sizin, zaten
çalışmayan, zaten işe yaramaz olan bir kurumunuzu alıp, insanların o kuruma
para yatırmaları, özelleştirme mantığında yoktur zaten.
Ülkenin
millî güvenliği meselesine gelince; millî güvenlik meselesinde, 1919'un,
1920'lerin, 1930'ların teknolojisi ve bugün ulaşılan teknoloji açısından
bakıldığında, uzman kuruluşlar, uzman kişiler, Telekomun satılmasının millî
güvenliği tehlikeye düşürmediği noktasında teknik bilgi vermektedirler; ben o
konunun uzmanı değilim.
BAŞKAN
- Toparlar mısınız efendim.
GAFFAR
YAKIN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, en önemli sorun; evet, özelleşecek;
ama, Türk Milletinin alınteriyle yapılmış olan bu Telekomun layık olduğu fiyata
özelleştirilmesini elbirliğiyle sağlamamız lazım. Burada, birinci öncelik, Türk
Milletine ve Türk insanına düşmektedir. Tıpkı, British Telecom'un
özelleştirilmesinde uygulandığı gibi, bugün, bütün esnaf odalarıyla, ticaret
odalarıyla, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan insanlarla birlikte, ayağa
kalkıp demeliyiz ki, evvela bize satın. Bunun değeri neyse -30 milyar, 40
milyar, 50 milyar dolar- bu fiyat üzerinden, tıpkı TÜPRAŞ'ta olduğu gibi,
British Telecom'da olduğu gibi, önce insanımıza gerçek fiyatından satmanın
mücadelesini vermenin doğru bir yaklaşım olduğuna inanıyorum.
BAŞKAN
- Sayın Yakın, toparlar mısınız efendim.
GAFFAR
YAKIN (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.
İşte,
bugün, bu uygulamada, bütün hepimize bir görev düşüyor, Türk insanına bir görev
düşüyor. Telekomun layık olduğu fiyata özelleştirilmesini sağlamak ve
Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda, gerekli finansmanı temin edecek tarzda bu
satışı, özelleştirmeyi gerçekleştirmek, hepimizin görevidir. Bunu da, lafla
gerçekleştiremeyiz. Yurt içinde ve yurt dışında yaşayan tüm insanlarımıza,
yurttaşlarımıza buradan sesleniyorum: Gelin, yüzüklerimize varıncaya kadar,
bütün imkânlarımıza varıncaya kadar, ülkemiz için seferber olalım.
Çok
teşekkür ederim. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim efendim.
AHMET
KABİL (Rize) - Sayın Başkan...
BAŞKAN
- Buyurun Sayın Kabil.
AHMET
KABİL (Rize) - Sayın Başkan, konuşmacı yanlış bir yorumda bulunup, toplanan
çayların denize döküldüğünü ifade etmiştir. Bu, yanlıştır; bunu düzeltmek
istiyorum ve zabıtlardan çıkarılmasını istiyorum.
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) - Hangi çay döküldü?
BAŞKAN
- Çay demedi efendim, tütün dedi.
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) - Dedi efendim.
BAŞKAN
- Çay dedi mi?
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) - Pancarlar denize mi dökülür?!
BAŞKAN
- Yerinizden düzeltin efendim.
SALİH
KAPUSUZ (Kayseri) - Sayın Başkanım, kürsüden dinleyelim.
BAŞKAN
- Çay demedi, tütün dedi; ama, neyse...
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) - Hayır efendim, hem çay hem pancarın denize döküldüğünü iddia
etti.
BAŞKAN
- Efendim, sizin iradeniz doğrudur.
Buyurun
efendim.
AHMET
KABİL (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sayın konuşmacı, yanlış
bir ifadeyle, çayın toplanıp denize döküldüğünü ifade etmiştir. Yıllardır, bu
gibi düşünen arkadaşlarımız olduğu için, 1930'larda âdeta zorlanarak teşvik
edilen çay tarımı, yıllar sonra devam eden enflasyon nedeniyle fiyatı düşmüş ve
bugün, bölge halkını beslemez duruma gelmiştir.
Türkiye,
çay tüketimi bakımından dünyada üçüncü ülkedir. Rize'de bu çay tarımı olmazsa,
aşağı yukarı 200 000 ton kuru çay karşılığı döviz yurtdışına gidecektir. Bölge
halkının tamamen, tek geçim kaynağı ve Karadeniz Bölgesinin, hatta Rize'nin
ekonomisinin yüzde 100 bağımlı olduğu bir tarım ürünüdür. Dünyada yaş çay
yetiştirme olarak Gürcistan ve Doğu Karadeniz Bölgesi en kaliteli çayın
üretildiği yerlerdir; fakat, kendi içimizden, bu kürsülerden, hatta basından,
biz, kendi değerimizi dünyaya karşı kötülemekteyiz.
Bu
hafta çay kampanyası açılmıştır.
Yine,
geçmiş yıllarda gerileme devam etmiş, dolar bazında en düşük fiyatlardan bir
tanesi verilmesine rağmen, bu çok zor ekonomik şartlarda, zaten yıllardır
fedakârlığa alışmış olan bölgemiz tarafından, bu fiyat yadırganmamıştır. Bu
vesileyle, bu şartlarda, bu fiyatı veren hükümetimize, teşekkür ediyorum; ama,
şunu da belirteyim ki; geçmiş yılların en düşük fiyatı verilmiştir. Bundan daha
önemlisi, müstahsilin verdiği çay bedelleri, bu gibi düşüncelerle zamanında
ödenmezse, verilen fiyat da bir şeye yaramayacaktır. Çay bedellerinin zamanında
ödenmesi için hükümetimizden gerekli ilgiyi bekliyor, çay kampanyasının hayırlı
olmasını diliyor ve bu gibi zihniyetleri bir defa daha kınıyorum.
BAŞKAN
- Efendim, mesele anlaşılmıştır...
AHMET
KABİL (Rize) - Çay, ülkemize döviz getiren en önemli tarım ürünüdür.
BAŞKAN
- Efendim, mesele anlaşılmıştır, çayı kurtardık.
Meseleyi
anladım da, sizi anlayamadım, hem "en düşük fiyat verildi"
diyorsunuz, hem de teşekkür ediyorsunuz; o, sizin âlicenaplığınız.
Teşekkür
ederim efendim.
İkinci
söz, İçel Milletvekili Sayın Akif Serin'in.
Buyurun
Sayın Serin. (DSP sıralarından alkışlar)
AKİF
SERİN (İçel) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Telgraf ve Telefon
Kanunu, Posta, Telgraf, Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım Sandığı
Hakkında Kanun ile Ulaştırma Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı konusunda kişisel
görüşlerimi sunmak üzere söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 23 Ekim 1840 tarihinde temeli atılan Posta
İşletmeleri Genel Müdürlüğü bünyesinden, 1995 yılında ayrıldıktan sonra, günün
teknolojik koşullarına hızla intibak ederek büyük bir gelişme gösteren ve
bünyesinde 74 bini aşkın personelin çalıştığı Türk Telekomünikasyon A.Ş'nin
özelleştirme çalışmalarına 5 Ağustos 1996 tarih ve 4161 sayılı Kanun
çerçevesinde başlanılmıştır. 1996-2000 döneminde 22 milyar dolar civarında
gelir elde eden ve bunun 11 milyar dolarını Hazineye yatırıp, kalanını,
giderlerini karşılamak üzere kullanan Türk Telekomünikasyon A.Ş'nin, söz konusu
kanun kapsamındaki özelleştirme çalışmaları iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Haziran
2000 tarihinde, Türk Telekomünikasyon A.Ş. hisselerinin yüzde 20'lik bölümünün
blok satışını içeren ve bir ihale açılmasına rağmen, kayıt yaptıran yatırımcı
olmadığından söz konusu ihale iptalle sonuçlandırılmıştır.
Sektöre
ilgi duyan şirketlerin ilgisini artırmak ve satışı kolaylaştırmak amacıyla,
Türk Telekomünikasyon A.Ş'nin hisselerinin yüzde 33,5'inin, uygun yönetsel
haklar verilmesi suretiyle satışını öngören yeni bir ihale, 14.12.2000
tarihinde yapılan duyurularla açılmış, ihalenin Mayıs 2001'de sonuçlandırılması
hedeflenmiştir; ancak, bu ihaleye de, özellikle uluslararası telekomünikasyon
piyasasında yaşanan dışsal faktörlerden dolayı yatırımcılar ilgi
göstermemiştir.
8
yıl önce yaklaşık 20 milyar dolar değer biçilen Türk Telekomünikasyon A.Ş, eğer
o günün koşullarında özelleştirilmiş olsaydı, elde edilen gelirle içborç
stokumuz sıfırlanıyor ve ülkemiz içborç sarmalından kurtuluyordu. O günden bu
yana içborç için ödediğimiz rakamların yatırıma dönüştürülmesi durumunda, bugün
bambaşka bir Türkiye gerçeğiyle karşılaşabilirdik. Dolayısıyla,
bugün
gelinen noktada, her geçen gün bir kayıp olmakta ve bu yüzden bir an önce
gerekli düzenlemeler yapılarak, Türk Telekomünikasyon A.Ş'nin özelleştirilmesi
sağlanmalıdır.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; dünya telekomünikasyon sektöründeki gelişmeler
ve özellikle ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum paralelinde, Türk
Telekomünikasyon A.Ş hisselerinin özelleştirilmesine ilişkin satış
stratejisinin yeniden düzenlenmesi gereği ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede,
uluslararası telekomünikasyon piyasasının içinde bulunduğu mevcut durum da göz
önünde bulundurularak, Türk Telekomünikasyon A.Ş'nin hisseleri için yeni bir
özelleştirme stratejisi belirlenebilecektir.
Blok
olarak satılacak hisse oranının artırılması halinde, şirkete olan talep artacak
ve şirketin çoğunluk hissesine sahip olacak, rekabete açık ortamdan gelen
tecrübeli bir stratejik yatırımcı, şirkete, yönetim ve teknik tecrübesi yanında
finansal imkânlarını da aktaracak, ülkemizi, Dünya Ticaret Örgütüne
serbestleşme taahhütleri doğrultusunda yaklaşmakta olan rekabet ortamını
hazırlayacak, servis kalitesini yükseltecek, yeni servis imkânları sunacak ve
bu sayede şirketin gelirlerini artıracak. Yurt içerisinde ve yurt dışında yeni
iş imkânları sağlayacak.
Yeni
dünya konjonktüründe çok önemli olan, özellikle Türkiye'nin yakın çevresinde
diğer firmalarla konsolidasyona imkân hazırlayacaktır.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bunların sağlanması amacıyla şirketin
çoğunluk hisselerinin satışına imkân veren yeni bir kanun tasarısı
hazırlanmıştır. Bu tasarı, telekomünikasyon hizmetlerinin etkin, güvenilir ve
verimli olarak yeni teknolojik gelişmeler ile ortaya çıkan ve giderek artan
ihtiyaçlara kamu hizmeti niteliği çerçevesinde cevap verecek şekilde yeniden
düzenlenmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Tüm
dünyada olduğu gibi, ülkemizde de telekomünikasyon sektörünün yeniden
yapılandırılması için ilk girişim 27 Ocak 2000 tarih ve 4502 sayılı Yasayla
olmuştur. Bu Yasayla, telekomünikasyon sektöründe çok önemli yapısal
değişikliklere gidilmiştir.
Ancak,
yaşanan gelişmeler karşısında, anılan Kanunla getirilen düzenlemelerin günün
koşullarına uyumlaştırılması gereği ortaya çıkmıştır. Bu, sadece ülkemizde
değil, gelişmiş ülkelerde de yaşanan bir vakıadır. Başta Avrupa Birliği
ülkeleri ve ABD olmak üzere birçok ülkede telekomünikasyon piyasalarını
düzenleyen mevzuatı değiştirme hazırlıkları sonuçlandırılma aşamalarına
gelmiştir.
Yukarıda
belirtilen hususlar ışığında bu tasarının asıl amacı, yeniden yapılandırılan
telekomünikasyon sektöründe düzenleme ve denetleme görevleri verilen idarî ve
malî özerkliğe haiz Telekomünikasyon Kurumunun yetkilerinin Kurumun niteliğinde
uygun olarak genişletilmesi, sektörün rekabete açılmasının sağlanması ve bu
doğrultuda Türk Telekom hisselerinin satışına ilişkin yeni düzenlemeler
yapılmasıdır.
Lisanların
devrinde Kurum tarafından hazırlanan planlar, belirli aralıklarla Ulaştırma
Bakanlığı kanalıyla Bakanlar Kuruluna iletilecek, Bakanlar Kurulunun onayladığı
bu planlar çerçevesinde düzenlemeleri Kurum yapacaktır. Ayrıca, bunların asgarî
değerleri de Bakanlar Kurulunca onaylanacaktır. Yani, bu teklifle, yürütmenin
en üst organı olan Bakanlar Kurulunun bu faaliyetleri düzenlemesi ve izlemesi
güvencesi getirilmiştir.
Ayrıca,
yakın bir gelecekte gerçekleştirilmesi hedeflenen Türk Telekom hisselerinin
özelleştirilmesine ilişkin satış stratejisinin, son dönemde global
telekomünikasyon piyasalarında yaşanan konjonktürel değişim paralelinde yeniden
düzenlenmesi de gereklilik arz etmektedir. Bu bağlamda, Türk Telekom
hisselerinden, devamı süresince, tekel mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da
dahil, ekonomik ve güvenlikle ilgili olarak, millî yararların korunması
amacıyla, şirketin yetkili kurullarında alınacak kararlarda devlete söz ve onay
hakkı verecek imtiyazlı hisse, diğer adıyla altın hisse haricindeki tüm
hisselerinin satılabileceği hükmü de getirilmiştir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanunla, Türk Telekomdaki kamu payı yüzde
50'nin altına düştüğünde, Türk Telekomun tekelinin kaldırılacağı hükmü
getirilerek; kamu tekilinin özel tekele dönüşmesi engellenmiş, telekomünikasyon
piyasasının serbestleştirilmesi hedeflenmiştir. Bu serbestleştirme sonucu,
telekomünikasyon piyasasında yatırımların ve buna paralel olarak istihdamın
artması, tüketicilere verilen hizmetlerin çeşitlendirilmesi, fiyatlarının
düşmesi ve en önemlisi, devlet müdahalesinin en aza indirilmesi sağlanacaktır.
Millî
yararların korunmasını teminen, Türk Telekom ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Millî
Savunma Bakanlığı ve ülke güvenliği, emniyet ve asayişle ilgili diğer kamu
kurum ve kuruluşları arasında telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine
ilişkin olarak imzalanan tüm sözleşme ve protokollerin geçerliliğini aynen
koruyacağı esasa bağlanmaktır.
Türk
Telekom hisselerinin satışında Türkiye Cumhuriyeti Posta ve Telgraf Teşkilatı
Genel Müdürlüğü ile Türk Telekom çalışanları ve küçük tasarruf sahiplerine
yüzde 5 pay ayrılacaktır. Bu payın satışı, halka arz yöntemiyle ve sermaye
piyasası mevzuatına uygun olarak gerçekleştirilecektir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Telekom tarafından yürütülmekte olan uydu
hizmetlerinin millî güvenlik ve ülke savunması açısından stratejik önemi
dikkate alınarak, bu hizmetleri yürütmek üzere, 233 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname kapsamında iktisadî kuruluşların
kurulması
da getirilen hükümler arasında yer almaktadır. Bu uydu şirketi, şu anda Türk
Telekomun işlettiği Türksat uydularını işletecek ve gerektiğinde, Türk Telekoma
altyapı olarak kiralayacaktır.
Türk
Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının yüzde 50'nin altına düşmesi
durumunda, bu kuruluşta çalışan 657 sayılı Yasaya tabi personel ve sözleşmeli
personelin özlük haklarının güvence altına alınması amacıyla düzenlemelere de
gidilmiştir.
Türk
Telekomun blok hisse satışının ardından, stratejik ortak ile devlet arasında
bazı anlaşmalar imzalanacaktır. Bu anlaşmaların başında hissedarlar anlaşması
gelmektedir. İmtiyazlı hisseye ilişkin olarak bu kanunda belirlenen kapsamın
dışında da bazı hususların belirtilmesi gerekiyorsa, bu hususlar hissedarlar
anlaşmasında açıkça yer alacaktır. Söz konusu hisse satışı işlemi, Rekabet
Kurumunun onayından geçirilecektir. Nihaî devir işlemine Bakanlar Kurulu karar
verecek ve bu karar, Cumhurbaşkanının onayından geçecektir. Dolayısıyla, Türk
Telekomun hisse satışında devletin menfaatının azamî korunması ve yeni yapıda,
şirketin yükümlüklerinin net olarak belirlenmesi için gerekli her türlü
mekanizma kurgulanmış bulunmaktadır.
Hükümetimizin
ve Meclis komisyonlarımızın çalışmalar sonucu ortaya koydukları ve Yüce
Meclisimize sundukları bu yasanın, tüm milletimize hayırlı olmasını temenni
eder, Yüce Meclise saygılarımı sunarım. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Sayın Serin, teşekkür ederim.
Efendim,
tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Soru-cevap
kısmına geçiyorum.
Sayın
milletvekilleri, lütfen, sorunuzu kısa ve net sorarsanız, birçok arkadaşınıza
da bu imkânı tanımış olursunuz; o da, hayırlı bir iştir.
Evvela,
Sayın Yalman'dan başlayacağım; çünkü, o, tasdik etti.
Buyurun.
LÜTFİ
YALMAN (Konya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Delaletinizle,
aşağıdaki sorularımın Sayın Bakan tarafından cevaplandırılmasını arz ediyorum.
Birinci
sorum; Sayın Bakan, hükümetin getirmiş olduğu tasarının 1 inci maddesinde
"hisselerin özelleştirilmesi Ulaştırma Bakanı tarafından onaylanarak
yürürlüğe girer" denildiği halde, Bush'un mektubundan sonra, bu, Plan ve
Bütçe Komisyonunda "Ulaştırma Bakanının görüşü alınır" denilerek
değiştirilmiştir. Bu değişiklik, Bakanlığınızı tezyif etmiyor mu, sizi
incitmiyor mu? Eğer böyle değilse, medyaya, Türk Telekomun özelleştirilmesi
konusunda bir hayli yakınmalarınız olmuştu; niçin bunlar oldu? Eğer böyleyse,
niçin istifa etmiyorsunuz?
İkinci
sorum; Türk Telekomun bu şartlarla özelleştirilmesi stratejik açıdan riskli ve
tehlikeli değil mi?
Üçüncü
sorum; uluslararası sermaye, Telekomun özelleştirilmesini, Türkiye'ye yardım
konusunda baskı vasıtası olarak kullanıyor mu? ABD Başkanını, Türk Telekomun
özelleştirilmesi niçin bu kadar ilgilendiriyor ki, Türkiye'ye, âdeta, talimat
gibi bir mektup gönderiyor? Medyaya 10 emir diye yansıyan konu, sizi incitmedi
mi, devlet haysiyetimizi zedelemedi mi?
BAŞKAN
- Teşekkür ederim efendim.
LÜTFİ
YALMAN (Konya) - Bir son soru Sayın Başkanım.
BAŞKAN
- Yok; artık yok.
LÜTFİ
YALMAN (Konya) - Son soru Sayın Başkanım; istirham ediyorum...
Sayın
Bakan, Türk Telekomun özelleştirilmesindeki bazı kriterlere, zatıâliniz,
Anayasaya aykırı diye karşı çıktınız. Şu anda, mevcut yasa tasarısında bu
Anayasaya aykırılıklar giderildi mi; giderilmediyse, niçin oraya oturuyorsunuz?
Bir
diğer konu, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesini okuyun" diyordunuz...
"Ülkeyi idare edenlerden bazıları müstevlilerin emelleriyle kendi
emellerini tevhit edebilirler. Bunlar, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde
bulunabilirler" cümlesini ifade etmek istiyordunuz; ne oldu? Bu tasarıda,
müstevli emelleri var mı; gaflet, dalalet ve hatta ihanet gibi bizi sıkıntıya
sokabilecek bir konum var mı?
Teşekkür
ediyor, arz ediyorum.
YEKTA
AÇIKGÖZ (Samsun) - Bu, soru mu, yorum mu?!.
BAŞKAN
- Bu soru kabul olmadı zaten efendim.
LÜTFİ
YALMAN (Konya) - Sayın Başkan, en önemli soru bu; Sayın Bakanımızın işaretleri
de öyle gösteriyor.
BAŞKAN
- Telekomun neresine giriyor o soru?
Buyurun
Sayın Elkatmış.
MEHMET
ELKATMIŞ (Nevşehir) - Sayın Başkanım, delaletinizle, Sayın Bakandan şu
soruların açıklanmasını istiyorum.
Soru
1- Türk Telekom'un 1999 ve 2000 yıllarında ödediği her türlü verginin miktarı
ne kadardır? Yine, Türk Telekomun 1999 ve 2000 yıllarındaki net kârı ne
kadardır? Bunları öğrenmek istiyorum.
Soru
2 - Tasarıda ek madde 29'da, Telekomdaki kamu payının yüzde 50'nin altına
düşmesi halinde, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasından otuz gün sonra,
çalışanların başka kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirileceği söyleniyor;
ancak, çalışanlarda bir huzursuzluk var, o yüzde 50'nin altına düşmeden evvel
de bir azaltmaya gidilecek mi? 74 000 kişi huzursuz, Sayın Bakan bu konuda bir
açıklama yaparsa, bu çalışanlar da huzurlu olur.
BAŞKAN
- Teşekkür ederim.
MEHMET
ELKATMIŞ (Nevşehir) - Bitmedi Sayın Başkanım, müsaade ederseniz.
Yine,
4502 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre, Haberleşme Yüksek Kurulu
kurulmuştu. Bu kanunun, yine, ekinde de, Teftiş Kurulu olmasına rağmen,
Haberleşme Yüksek Kurulu, Teftiş Kurulunu lağvetmiştir. Teftiş Kurulu niçin
lağvedilmiştir? Bu Kurum niçin denetimsiz bırakılmıştır? Kurum denetimsiz
kaldığından dolayı da, Kurum Başkanı ve üyeleri de her şeylerini kendileri
tayin ediyorlar. Mesela, Kurum Başkanına 700 milyon lira kira yardımı, üyelere
600 milyon lira kira yardımı yapıyorlar ve devam ediyor.
Kurumun
Bakanlık yanında binası olmasına rağmen, iki yıllığına, başka bir yerden 62 500
dolara bina kiralanıyor ve buraya 1 trilyon liranın üzerinde usulsüz para
harcanıyor. Ayrıca da, Çetin Emeç Bulvarı üzerinde yeni bir arsa alınıyor 4
trilyon liraya. Halbuki, bu Kurumun, Ulaştırma Bakanlığının yanında kendi
binası vardır. Halktan fedakârlık istenilirken, bu kadar da sıkıntı varken,
niçin bu savurganlık yapılıyor? Bu konuda Sayın Bakan bir araştırma yapacak mı?
Son
sorum Sayın Başkanım; Kurum personeline verilecek harcırahları da kendileri
tayin ediyorlar. Mesela, yurt dışında, başkana 400 dolar, başkan yardımcılarına
350 dolar veriliyor. Buna bir sınır getirmeyi düşünüyorlar mı?
Kurumun
bütçesi de repoda tutuluyor. Halbuki paraya ihtiyaç var. Bunu da genel bütçeye
katmayı düşünüyor mu?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
- Sayın Aslan Polat, bari, siz kısa soru sorun, bir kişiye daha soru sorma
şansı vermiş olayım.
ASLAN
POLAT (Erzurum) - Sayın Başkanım, delaletinizle, Sayın Bakanıma bir soru
soracağım; ama, biraz uzun olabilir, kusura bakmasın.
BAŞKAN
- Yorumsuz sorarsanız... Uzun sorun; ama, yorumsuz sorun lütfen.
ASLAN
POLAT (Erzurum) - Ama, benim konuşma hakkımı vermediniz, DSP'lilere konuşma
hakkı verdiniz. Onlara niye konuşma hakkı verdiniz; onlar hükümet; ben
konuşacaktım burada muhalefet olarak!
Sayın
Bakanım, özelleştirmelerde, Sırp Telekomunun yüzde 49'unun Yunanistan
tarafından alınması, Ermenistan Telekomunun yüzde 90'ının Yunanlılar tarafından
alınması, Romen Telekomunun yüzde 35'inin Yunanlılar tarafından alınması sizi
biraz rahatsız ediyor mu, bazı düşüncelere sevk ediyor mu özelleştirmenin çok
savunulduğu bugünlerde?
İkincisi;
Sayın Bakan, önemli üzerinde düşünülecek şu soruyu da Plan ve Bütçe
Komisyonunda sormuştur; demiştir ki: "FBI ve CIA neden Amerika Birleşik
Devletlerinde hâlâ telekom işine karışmaktadır, neden İsrail hâlâ bağımsız ve
denetleyici bir kuruluş kurmamıştır, denetimi bakanlık dışında hiçbir yere
vermemiştir. Güvenliği olan tüm ülkelerde bu böyledir."
Sayın
Bakanın bu görüşleri doğrudur; ama, bir doğru daha vardır. Sayın Bakanın bu
görüşleri, bu hükümetçe kabul görmemiş ve kendi Bakanlığıyla ilgili bu
tasarıda, tabiri caizse, Sayın Derviş ile girdiği ikili mücadelede taca
atılmıştır. Bunun en önemli ispatı, Sayın Bakan, tasarıyı Plan ve Bütçe
Komisyonuna sunarken yaptığı konuşmada, ilk sunuşunda, tasarının 1 inci
maddesini Komisyona şöyle sundu: "Şirket ana sözleşmesinde yapılacak
değişikliklerin şirketteki kamu payı yüzde 50'nin altına düşünceye kadar
Ulaştırma Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe gireceğine ilişkin
hüküm."
Aynen
böyle sundu, böyle olacak dedi; fakat, tasarı Komisyonda Sayın Bakan tarafından
sunulup, açılış konuşması yapılıp, tümü üzerinde konuşulup, maddelere
geçildikten sonra, Sayın Derviş'in bu tasarının bu şekline itiraz edip rest
çekmesi üzerine değişiklik yaptı, kendi dediğini değiştirdi ve "şirketteki
kamu payı yüzde 50'nin altına düşünceye kadar ana sözleşmede yapılacak değişikliklerde
Ulaştırma Bakanının görüşü alınır" şeklinde çevirdi. Yani, tasarıyı
getirdikten ve Komisyona sunduktan sonra bile sahip olamadınız.
Sayın
Bakanım, o zaman, size, bu konuda, Sayın Celal Adan'ın -üzülseniz de
üzülmeseniz de soracağım- Plan ve Bütçe Komisyonunda sorduğu soruyu ben de
soruyorum: Sayın Bakan, Türkiye'ye ne oldu? Siz hâlâ bu hükümette ne
arıyorsunuz Sayın Bakan?!
Ve
son olarak da bütün MHP'lilere bir soru soruyorum... (MHP sıralarından
gürültüler)
ALİ
GEBEŞ (Konya) - Milletvekilinin milletvekiline soru sorma gereği yok.
ASLAN
POLAT (Erzurum) - Bir zamanlar gururla okuduğunuz Ömer Seyfettin'in
"Diyet" adlı hikâyesini bir daha okumayı düşünür müsünüz?
Saygılar
sunarım.
BAŞKAN
- Sayın Mükerrem Levent, buyurun efendim...
NİDAİ
SEVEN (Ağrı) - Sayın Levent, sırasını bana vermişti efendim.
Sayın
Öztürk, buyurun.
BOZKURT
YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın
Başkan, aracılığınızla ilgili bakandan sormak istiyorum. Türk Telekom yaklaşık
iki aydır, hem Türk medyasını hem de Türk siyasî hayatını işgal etmektedir.
Acaba Türk Telekomun özelleşmesi gerçek anlamda bir özelleşme midir, yoksa
medyanın ve birkısım siyasîlerin söylediği gibi peşkeş çekilme midir? Bunun
cevabını istiyorum.
BAŞKAN
- Sayın Hüseyin Arı, buyurun.
HÜSEYİN
ARI (Konya) - Sayın Başkan, delaletinizle Sayın Bakana bir soru tevcih
ediyorum.
Sayın
Bakanım, günümüz teknoloji ve bilim çağında, harp konsepti atmosfere hâkim olan
harbi kazanır tarzındadır, yani bugünün savaşları, güçlü ve etkin bir elektronik
harp, haberleşme ve telekomünikasyon örgütlenmesiyle teşkilâtlanmasına
dayanmaktadır. Körfez harekâtında daha savaşın birinci gününde, ABD ve
müttefiklerinin üstün elektronik harp gücü ile Irak'ın haberleşme sistemini
felç etmesiyle, Irak ordusunun haberleşmesini yok ederek, harbin kaderi birinci
günde Irak aleyhine tayin edilmiştir.
Ülkenin
güvenliği ve bekası ile son derece önem arz eden bu Telekom Yasasında barış ve
sefer şartlarında, ülkemizin tam kontrolü sağlanabilecek midir?
Teşekkür
ederim.
NİDAİ
SEVEN (Ağrı) - Sayın Başkan...
BAŞKAN
- Kısa ise sorduracağım, Bakanın cevap verme imkânı kalmadı. Kısa mı?..
NİDAİ
SEVEN (Ağrı) - Bana gelince hep kısa sor diyorsunuz.
BAŞKAN
- Buyurun efendim.
NİDAİ
SEVEN (Ağrı) - Müsaade edin bir de ben derdimi anlatayım.
BAŞKAN
- Vallahi siz bilirsiniz efendim, bu kaideyi siz koymuşsunuz, 10 dakika...
Benim için fark etmez.
Buyurun.
NİDAİ
SEVEN (Ağrı)- Sayın Başkanım, delaletinizle Sayın Bakanıma şu soruları sormak
istiyorum:
Sekiz
yıldır özelleştirilemeyen Telekom'da, 1993 yılında iki firmaya 500'er milyon
dolarla lisans verilerek, Türkiye'deki GSM sayısı 400 000'e ulaşıncaya kadar bu
firmalarla sınırlandırılma yapılmıştır ve duyduğumuz kadarıyla, 12 milyona
gelene kadar ilk defa GSM 1800 ihalesi gerçekleştirilmiş ve altı kat yüksek
fiyatla. Acaba, 1993 senesinde verilen 500 milyon dolarlık fiyat, neden sekiz
sene sonra daha yüksek fiyatla verilmiş ve bu konuyla ilgili bir soruşturma var
mıdır? Devlet ne kadar zarara sokulmuştur?
Birinci
sorum bu.
İkinci
sorum: Acaba, Türk Telekom'un elde ettiği gelirlerin hazineye katkısı son beş
yılda ne kadar olmuştur?
Son
sorum: Telekom'da yapılacak özelleştirmelerle ilgili kadrolu memur, kadrolu
işçi ve kapsamdışı personelin durumu ne olacaktır? Bu konuda Sayın Bakanımdan
bilgi talep ediyorum.
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN-
Buyurun Sayın Bakan.
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Ömer
Barutçu Beyefendinin soruları hakkında açıklamalarda bulunmak istiyorum.
Türkiye'ye
sayısal teknoloji 1985 yılında girmiştir. 1985-1990 yılları arasında sayısal
santrallar üzerinden katmadeğerli hizmetler verilmemiştir. Yalnızca santral ve
transmisyon sayısallaştırılmış; ancak, gerek bu yıllar arasında gerekse 1990'lı
yıllarda katmadeğerli hizmetler servise verilememiştir. Yine bu yıllarda,
yalnızca sayısal hizmetlere yönelik değil, diğer katmadeğerli hizmetler de
servise verilmemiştir.
Kablolu
TV yatırımlarının yeterli olmadığı ifade edilmektedir. Türk Telekom, yalnızca
kablolu TV'yle değil; aynı zamanda, yeni uzaya gönderilen Türksat-2A uydusu
üzerinden sayısal uydu platformu kurarak, direkt uydudan iletişim yapacak
projeyi hazırlamaktadır.
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - O da bizim projemiz... O uyduyu da biz yaptık; bizi
mahkemeye verdiniz.
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Kablolu TV projesi için ise, tüm Türkiye'yi
kapsayacak bir ihale yapılma aşamasında olup, bu konuda önemli bir adım
atılacaktır.
Türk
Telekom, kablolu TV üzerinden yalnızca televizyon değil, aynı zamanda yüksek
hızlı internet erişimini bizim dönemimizde sağlamıştır. Şu anda, kablolu TV
üzerinden 10 000'e yakın internet abonesi bulunmaktadır. Kablolu TV şebekesi,
Sayın Barutçu'nun bahsettiği dönemde de teknolojik gelişmeler geçirmiştir. O
dönemde analog olan yayınlar, şimdi sayısala dönüştürülmüş, 45 olan televizyon
kanalı 90'a çıkarılmış; altyapı çalışmaları devam etmektedir. Uydu projesi
benden evveldir. "Yiğidi öldür, hakkını yeme" derler...
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - O da bizim projemizdi Sayın Bakan, insaflı cevap verin.
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Sayın Barutçu, bir dakika eğer.. Bir dakika...
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - Söylediklerinizin hiçbirisi doğru değil!
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Sayın Barutçu, benim dönemimden evvel planlanmıştır.
Uydu...
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - Siz yanlış söylüyorsunuz!..
BAŞKAN
- Efendim, karşılıklı konuşmayalım.
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Şimdi, eğer, böyle karşılıklı... Ben sizi dinlerken
hiçbir şey söylemedim.
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - Ama, yanlış söylüyorsunuz!..
MEHMET
TELEK (Afyon) - Dinle, dinle!..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Bunlar yanlış değil.
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - Gelin, açıkoturuma çıkalım o zaman. (MHP sıralarından
gürültüler)
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Efendim, benden evvel planlanmıştır... Müsaade
edin...
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - Söylediğin şeyler yanlış!..
MUSTAFA
ZORLU (Isparta) - Utandın mı Barutçu?!
BAŞKAN
- Efendim, istirham ederim... Bir dakika efendim.
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Siz istediğiniz kadar konuşun, Sayın Meclis, değerli
üyeler; ben de bildiğimi okuyacağım anlamında değildir. Söylediklerim zabıtlara
geçmektedir. Bunların hesabını, burada, her zaman verebiliriz; karşılıklı,
gerekirse, bilgilerimizi, burada tartışabiliriz. Ben dinledim, sorulara cevap
veriyorum.
Lütfen,
Sayın Başkanın, Sayın Barutçu'yu biraz daha uyarmasını rica ediyorum.
Benden
evvel planlanan bir projedir. "Yiğidi öldür, hakkını inkâr etme"
diyorum ve Sayın Oğuz Tezmen'e, huzurunuzda teşekkür ediyorum katkılarından
dolayı. İktidar milletvekili ve bakan, muhalefet milletvekili eski bakana
teşekkür ediyor; bu, benim tabiatımdandır.
Ölmüş
bir projeydi, biz dirilttik; masraflarını biz yaptık; Allah nasip etti,
yörüngesine yerleştirdik; İngiltere ile Çin arasında, Türkçe bilen, Türkçe
konuşan her eve girecektir. Türkiye'yi tanıtma faaliyetleri içinde
-istediğimiz- bugüne kadarki en büyük şansı yakalamış durumdayız; o şansı,
inşallah, iyi kullanacağız.
Daha
evvelki dönemlerde analog olan yayınlar şimdi sayısala dönüştürülmüş, 45 olan
televizyon kanalı 90'a çıkarılmış, altyapı çalışmaları da devam etmektedir.
Personel
giderlerinin yüzde 40'lara ulaştığı belirtilmektedir. Bu rakam aşağı yukarı
doğrudur; ama, bu giderlerin, müsaade ediniz, 1990-1994 yılları arasında alınan
elemanlardan kaynaklandığını da unutmayalım.
MEHMET
PAK (İstanbul) - Kaç kişi alınmış?
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Benim dönemimde, 2000 yılında, alınan 544
garibandır.
Yeni
yönetimin iyi çalışamadığı söylenmektedir.
Yeni
gelişen teknolojiye göre, Türk Telekomun yeni yönetimi, aşağıda sayılan bazı
katma değerli hizmetleri devreye vermek üzeredir, bunların çoğu projelendirme
aşamasındadır.
İnternet
altyapısı geniş bantta hızlı internet erişimi olarak planlanmış, transmisyon
için 220 milyon dolar yatırım yapılmıştır.
1980-1998
yılları arasında sabit telefonlar üzerinden verilmeyen katma değerli hizmetler
(video, konferans, görüntülü telefon gibi hizmetler) yüksek bant ve hızlı
olarak devreye verilme aşamasındadır.
İnternetle
erişim yalnızca telefon üzerinden değil, geniş bantlı olarak kablolu
televizyon, kablosuz erişim hizmetleri de verilmeye başlanmıştır.
Sabit
telefon santralı akıllı şebeke haline getirilmektedir. Böylece, yine 1980-1996
yılları arasında yapılmayan yatırımlar son iki yılda gündeme getirilerek sabit
telefon santralları üzerinden voice mail, tele oylama, ücret paylaşımı gibi
hizmetler de devreye verilmek üzeredir.
Türk
Telekom "aycell" adlı bir GSM şirketi kurmuştur. Şu anda bu şebeke 7
ilde anten montajlarını bitirmiş, bu ayın sonunda hizmete verilecektir ve
telefon fiyatlarının yüzde 50 ucuzladığını hepiniz biliyorsunuz. Ödemeli
telefon gelmesinden artık korkmayacaksınız. Bir süre sonra bunlar daha da
ucuzlayacaktır. Rekabet böyle getirilir.
Yine,
Türk Telekom, uluslararası kablolu fiber optik projesini deniz altından gidecek
şekilde planlamıştır; bu konuda yabancı şirketlerle ve ülkelerle müzakerelerine
devam etmektedir.
Bu
projeler son beş yılda yapılamayan yatırımlardır. Bunlar yapıldığı taktirde
-ki, bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlarla çalışmalar da yürüyor- Türk
Telekom, dolayısıyla Türkiye de 15 sene ileriye gidecektir.
Sayın
Barutçu'ya, bu, bugünkü konumuzla ilgili değil; ama, kısa bir
malumat
için arz ediyorum; daha geniş malumatı sayın Meclisimize ileride arz edeceğim.
Havaalanları
durumuna gelince; müsaade ederseniz, isim isim sayıp kimseyi incitmek
istemiyorum şu arada.
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - Mersin Havaalanını söyle.
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - 1994-1998 arasında 26 tane havaalanı ihalesi
yapılmıştır.
1994-2000
yılları arasındaki balıkçı barınakları faciasına gelince; 148 adet balıkçı
barınağı ihale edilmiştir, bunlardan 6'sı tarafımdan açılmış, 6'sı da açılışa
hazır beklemektedir. Ben, balıkçı barınaklarında bir standart getirdim;
verimlilik esasına göre sıraladık, bölgenin durumu esasına göre sıraladık ve
bunlara kaynak aktarmasını fazlalaştırdık. Felaket, tabiî afet veya benzeri
şeylerle boşu boşuna denize taş dökülüp, çakıl dökülüp, bir sene üzerinden
geçtiği zaman hiçbir şey ifade etmeyen hale gelen duruma son verdik. Yirmiiki
senedir bitmeyen balıkçı barınakları vardı, bunların bir bölümünü iptal ettik.
148 balıkçı barınağından 48 tanesi hızlandırıldı ve ekonomik bulunduğu için öne
alındı, diğerlerine para verilmedi. Bu yüzden, çok insanın gazabına uğradık;
ama, bu politika değişmeyecektir ve devam edecektir.
Benim
zamanıma gelince; 1999 ve 2000 yıllarında ve halen şu ana kadar hiçbir balıkçı
barınağı ihalesi yapılmamıştır, hiçbirisi de programlanmamıştır; çünkü,
Türkiye'nin buradan kaybedeceklerinin, mevcutları bitirmek suretiyle öne
alınması politikası takip edilmiştir. Eğer bugünkü fikrimi soruyorsanız, önemli
bir değişme, gelişme olmadığı takdirde, beş yıl daha balıkçı barınağı ihalesi
yapmak yanlıştır. Evvelki yapılmış olanlardan bitirebildiklerimizi bitirmek
mecburiyetindeyiz.
Havaalanı
meselesine gelince; her ile bir havaalanı denildiği için, bu politika, zengin
Türkiye'nin politikasıdır, değiştirilmiştir. Biz, burada bir ölçü getirdik;
verimli olmayan, verimliliği ispat edilmeyen, yapılmış olan verimlilik
analizleri kontrol edilmek suretiyle doğrulanmayan hiçbir yere havaalanı
yapmayacağımızı söyledik; bu sözümüzde de duruyoruz. "Mersin
Havaalanı" diyorsunuz. Gelin, bütün evraklarını vereyim; yüzde 6
nispetinde verimlilik ortaya çıkmıştır. Bu proje de benim zamanımdan evveldi.
Doğrusunu seçip ortaya koydumsa, bunun tenkit edilmesinin doğru olmadığı
kanaatindeyim.
ASLAN
POLAT (Erzurum) - Sayın Bakan, Doğuya avantaj tanımak lazım. Olmaz ki...
BAŞKAN
- Efendim, karşılıklı konuşmayalım... Yok böyle bir usulümüz... Lütfen...
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Sayın Başkan, devam etmek istiyorum.
Sayın
Veysel Candan'ın soruları, bu konuyla ilgili olarak önemli açıklamalar yapmamı
gerektirmektedir.
LÜTFİ
YALMAN (Konya) - Onları kürsüden cevaplandırsanız... Konuşmacılara kürsüden
cevaplandırın.
BAŞKAN
- Bitiriyor efendim...
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) -Türk Telekom ile Silahlı Kuvvetler arasındaki
ilişkilere gelince...
LÜTFİ
YALMAN (Konya) - Sorulara geçin, sorulara cevap verilmedi daha.
BAŞKAN
- Bitiriyor efendim...
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - Sayın Başkan, böyle bir usul var mı?
BAŞKAN
- Efendim, usulümüzde yok böyle bir şey. Bitiriyor Sayın Bakan efendim.
Arkadaşlarımız suallerini sorarken...
ÖMER
BARUTÇU (Zonguldak) - Konuşmacıya oradan cevap olur mu?
BOZKURT
YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) - İki senedir ilk defa Meclise geliyorsun, dinle!
BAŞKAN
- Sayın Barutçu, arkadaşlarımız suallerini sorarken biraz fazla uzattılar,
Sayın Bakan da cevap veriyor.
LÜTFİ
YALMAN (Konya) - Ama Sayın Bakan sorulara cevap vermiyor ki... Kürsüden
konuşsun.
BAŞKAN
- Efendim, siz susarsanız bir dakikada bitirecek.
Sayın
Bakan, bitirir misiniz efendim.
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Devam edebilir miyim efendim?
BAŞKAN
- Yazılı cevap verin, bitsin efendim.
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Müsaade edin birinin cevabını vereyim, diğerlerini
yazılı vereceğim.
BAŞKAN
- Sayın Bakan, müsaade eder misiniz, 1 inci maddede size söz vereyim, bunları
konuşun.
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Pekâlâ.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN
- Teşekkür ederim efendim.
Sayın
milletvekilleri, Birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 16.17
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 16.27
BAŞKAN:
Başkanvekili Mustafa Murat SÖKMENOĞLU
KÂTİP
ÜYELER: Burhan ORHAN (Bursa), Hüseyin ÇELİK (Van)
-----0-----
BAŞKAN
- Sayın milletvekilleri, 101 inci Birleşimin İkinci Oturumunu açıyorum.
677
sıra sayılı Kanun Tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
-
Telgraf ve Telefon Kanunu,Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve
Yardım Sandığı Hakkında Kanun ile Ulaştırma Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/859) (S.Sayısı:
677) ...(Devam)
BAŞKAN
- Komisyon?.. Yerinde.
Hükümet?..
Yerinde.
Tasarının
maddelerine geçilmesinin oylanmasına geçmeden önce, yoklama talebi vardır;
şimdi, yoklama isteyen sayın milletvekillerini arayacağım.
Avni
Doğan?.. Burada.
Fethullah
Erbaş?.. Burada.
Lütfi
Yalman?.. Burada.
Aslan
Polat?.. Burada.
Yahya
Akman?.. Burada.
Mehmet
Özyol?.. Burada.
Maliki
Ejder Arvas?.. Burada.
Sait
Açba?.. Burada.
İsmail
Alptekin?..Burada.
Nurettin
Aktaş?..Burada.
Rıza
Ulucak?..Burada.
Ali
Oğuz?..Burada.
Mehmet
Ali Şahin?..Burada.
Eyyüp
Sanay?..Burada.
Hüseyin
Arı?..Burada.
Mustafa
Baş?..Burada.
Salih
Kapusuz?..Burada.
Musa
Uzunkaya?..Burada.
Sabahattin
Yıldız?..Burada.
Süleyman
Arif Emre?..Burada.
Akif
Gülle?..Burada.
21
sayın millet vekili burada efendim.
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) - Sayın Başkan?..
BAŞKAN
-Buyurun.
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) - Sayın Başkan, 100 kişilik bir muhalefet, 350 kişilik bir iktidar
grubu var, bir de sizin böyle uygulamalarınız var; hakikaten...
BAŞKAN
- Efendim, vallahi,. iki gündür, zatıâlilerinizin uygulamasına ve karışmasına
aklım ermiyor.İstirham ediyorum; gene başa döndük iki sene evveline... İstirham
ederim efendim.
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) -Biz, Genel Kurulda kimse yokken istiyoruz; siz, 5 dakika ara
veriyorsunuz, böyle bir usul çıkardınız efendim...
BAŞKAN
- Efendim, bırakın; biz, usul filan çıkarmadık;Başkanlık istediği anda
birleşime ara verebilir.
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) -Ama efendim bunun için ara veriyoruz..
BAŞKAN
- Ne için ara veriyorum efendim?..
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) -"Toplansınlar" diye veriyorsunuz.
BAŞKAN
- Salonda 187 kişi vardı ara verdiğimde, istirham ederim... Vazgeçin bu işten.
Malum
6 gündür idare ediyoruz; siz de, bize tolerans göstereceksiniz; ama, olmaz
ki!.. İstirham ederim... Ben, makine miyim, bizim arkadaşlar makine mi...
Haydi, beni düşünmüyorsunuz, buradaki memur arkadaşları da hiç
düşünmüyorsunuz.Onların ihtiyaçları...
FETHULLAH
ERBAŞ (Van) - :Biraz insaf edin.
BAŞKAN
- Tamam efendim, istirham ederim...
Yoklama
için 3 dakika süre veriyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN-
Efendim, yoklamada çoğunluğumuz vardır.
Telgraf
ve Telefon Kanunu, Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım
Sandığı Hakkında Kanun ile Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/859) (S. Sayısı
677) (Devam)
BAŞKAN-
Komisyon ve Hükümet yerinde.
Tasarının
maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1
inci maddeyi okutuyorum:
TELGRAF
VE TELEFON KANUNU, POSTA, TELGRAF VE TELEFON İDARESİNİN BİRİKTİRME VE YARDIM
SANDIĞI HAKKINDA KANUN İLE ULAŞTIRMA BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA
KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI
MADDE
1. - 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun değişik
1
inci maddesinin ikinci ve dokuzuncu fıkraları aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Şirkette
kamu payı % 50'nin altına düşünceye kadar ana sözleşmede yapılacak
değişikliklerde Ulaştırma Bakanının görüşü alınır."
"Türk
Telekom, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Bu Kanun
hükümleri saklı kalmak üzere, kamu iktisadi teşebbüsleri de dahil, sermayesinin
yarısından fazlası kamuya ait olan kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarına
uygulanan mevzuat Türk Telekoma uygulanmaz. Sermayesinin yarısından fazlası
kamuda kaldığı sürece, Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimine ilişkin 2.4.1987
tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümleri uygulanır. 16.7.1965
tarihli ve 697 sayılı Kanun ile millî güvenlik ve kamu düzeniyle sıkıyönetim ve
seferberlik hallerinde telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin
özel kanunların hükümleri saklıdır."
BAŞKAN-
1 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Kahramanmaraş Milletvekili
Sayın Avni Doğan.
Buyurun
efendim. (FP sıralarından alkışlar)
FP
GRUBU ADINA AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
çok uzun konuşmayacağım.
Kahramanmaraş
dolaylarında bir baykuş yaşar, uçtuğu zaman vücudundan bir koku çıkar -bu,
bilimsel kitaplarda var- bütün kuşlar çığlık atarak, onun uçtuğu istikamete
doğru uçmaya başlar. Sonra, baykuş, onların içerisinden bir tanesini seçer yer;
gürültü, tantana, dağılır. Biz de, millet olarak, hükümet olarak, çok garip bir
parfüme doğru koşuyoruz. Anladığım kadarıyla bu kanun çıkacak, milletvekili
arkadaşlarımızın ilgisi büyük, şimdiye kadar olanlardan daha büyük.
Bugünkü
gazete başlıkları çok kanıma dokunuyor, gururumu incitiyor, onurumu kırıyor,
Türk Milletinin bir ferdi olarak. Aşağı yukarı bütün köşe yazarları Türkiye'nin
müstemleke olduğunu söylüyor. Sayın Başkanım birisine çok ciddî tepki gösterdi,
teşekkür ediyorum.
BAŞKAN
- Ben de teşekkür ederim.
AVNİ
DOĞAN (Devamla) - Çocukluğumda, ben yetişirken, 6 ncı Filo taşlanırdı bu
ülkede, benim hep kafam karışırdı, bir türlü anlayamazdım, bu iş hoşuma da
gitmezdi; bir şey söylediğimiz zaman Amerikancı ilan edilirdik. Nereden nereye
gelmişiz; 6 ncı Filoyu taşlayanlar nerede biz neredeyiz... Hâlâ kafam karışık
doğrusu.
Şimdi,
elimde bir gazete var "Ne Mutlu Türküm Diyene" başlıklı...
"Bush'un Dediği Oldu" manşetini taşıyor. İşte, bu, gururuma dokunuyor
benim. Orta Doğu Gazetesinin başlığı "Bush'un Dediği Oldu" Bu, beni
sıkıntıya sokuyor, bu, beni üzüyor.
Bu
noktaya şöyle geldik, böyle geldik, nasıl geldikse geldik; ama, titreyip
kendimize döneceğimiz zaman şimdi. Bunun yolu, memleketin değerlerini oraya
buraya vermek değil. Bakın, Sayın Bakanın verdiği veriler 50 milyar dolarlık
bir şey. Kaça satılacak; 2 milyar dolara, 3 milyar dolara. IMF ne verecek; 15
milyar dolar, yani, çok korkunç bir ticaret. Bize yakışır bir ticaret değil,
Türkiye'ye yakışır bir ticaret değil. Bunu kim yapıyor?..
ASLAN
POLAT (Erzurum) - MHP yapıyor...
AVNİ
DOĞAN (Devamla) -Telekom 40 milyara gideceği zaman, özelleştirilmesine karşı
çıkanlar yapıyor. Biraz önce Sayın Gaffar Bey söyledi, dedi ki "o zaman
birtakım gericiler bunu yaptı." Ben, o gericileri sizin takdirinize
bırakıyorum.
Değerli
arkadaşlar, altını çizerek tekrar söylüyorum; biz özelleştirmeye karşı değiliz,
Telekomun özelleştirilmesine de karşı değiliz. Bu memleketin hassasiyetini, bu
milletin hassasiyetini, bu milletin kurumlarının hassasiyetini, Ulaştırma
Bakanının hassasiyetini dikkatle inceledikten sonra bu özelleştirmeyi yapalım.
Beni
biraz önce telefonla aradılar "Sayın Bakanın hassasiyetinden
bahsediyorsunuz; ama, Sayın Bakan, 3-4 gündür söylediğine rağmen, orada
oturuyor. O gitmeliydi, yerine Derviş oturmalıydı." Bu, seçmenlerin
uyarısı. (FP sıralarından alkışlar)
Değerli
arkadaşlar, şunu görüyoruz; biz yorulduk, biz mücadeleden yorulduk, pes
etmedik; ama, yorulduk. İnsanlar bazı olaylara tanık olmak istemezler, kurumlar
bazı olaylara tanık olmak istemezler, bazı olayları yaşamak istemezler. Biz,
bugünü, Bush'un mektubu üzerine gelişen bu olayı, Fazilet Partisi olarak
sizinle birlikte yaşamak istemiyoruz. Bu çirkin ana, bu kötü ana, bu dayatmaya
tanık olmak istemiyoruz. Onun için, bu Meclisi terk ediyoruz.
Hepinize
saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)
MEHMET
ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Kanunu rahat çıkarın diye çıkıyoruz. (MHP ve FP
sıralarından gürültüler)
(FP
Grubuna mensup milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk ettiler)
BAŞKAN
- Lütfen, yerinizden konuşmayın.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Sayın Nevzat Ercan; buyurun efendim. (DYP sıralarından
alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA NEVZAT ERCAN (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Doğru Yol Partisi Grubu ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, zaman, milletlere bazen büyük fırsatlar sunar. Siyaset,
iktidarıyla muhalefetiyle bu fırsatı değerlendirdiğinde, elbette ki tarihî
misyonunu yerine getirmiş olur. Acaba, gerçekten siyaset bu misyonu yerine
getirdi mi diye sizleri biraz geriye götürüp, pek çok şeyi hatırlamanızı
istiyorum, bazı şeyleri açıklıkla görmenizi diliyorum.
Bakın,
on yıldır, Türkiye'nin gündeminde, Telekomun özelleştirilmesi çabaları var,
tartışmalar sürüp gidiyor. Hatırlayın 1993, 1994 ve 1995'li yılları... Türkiye,
o gün, çok önemli bir kaynağı elde etmek için, sağlıklı bir gelir kaynağı elde
etmek için, PTT'nin T'si dediğimiz Telekomu özelleştirme çabalarını başlatmış.
Doğru Yol Partisinin iktidar olduğu dönemde, Sayın Çiller'in Başbakan olduğu
1993'lü yıllarda, bu Meclisten, PTT'nin T'sinin özelleştirilmesine ilişkin yasa
çıkmış. O tarihte, bu Mecliste bulunanlar, hele bilhassa bugün iktidar kanadını
oluşturanlar ve hatta bakanlar, PTT'nin T'sinin satılmaması için, bu Mecliste,
olağanüstü bir direniş sergilediler, karşı çıktılar. Evet, karşı
çıktınız,.direndiniz ve bu Meclisten çıkan yasayı, bu defa Anayasa Mahkemesine
götürdünüz ve iptal ettirdiniz. 1994 yılında, tekrar, PTT'nin T'sinin
özelleştirilmesine ilişkin yasa, bu Meclise geldi; aynı direnişle karşılaştık.
1995'te geldi. Bu Meclis, üç defa Telekomun özelleştirilmesini görüştü, sizler
direndiniz ve üç defa Anayasa Mahkemesine gittiniz.
Beyler
iyi dinleyin; kimse, burada ikiyüzlülük sergilemesin. Türkiye'nin, bugün, içine
düştüğü krizin sebebini eğer arıyorsanız, iyi teşhis edin. Bakın, Anayasa
Mahkemesine başvuru dilekçesinde imzası bulunan bakanların adlarını okuyorum
şimdi ve ne talihsizliktir ki, bugün, bize getirdiğiniz, bu Meclise sevk
ettiğiniz Telekom yasa tasarısının, özelleştirelim dediğiniz yasa tasarısının
altında da aynı bakanların imzası var. Bakın, o tarihte, Anayasa Mahkemesine
başvuru dilekçesine imza koyanlar; Başbakan Ecevit ve bugün yine Kabinede
bulunan Bakan Nami Çağan, bugün Kabinede bulunan Mustafa Yılmaz ve yine bugün Kabinede
bakan olarak görev yapan Edip Safder Gaydalı, Rüştü Kâzım Yücelen, Mehmet
Keçeciler ve bugün Bakanlar Kurulunda Dışişleri Bakanı olan İsmail Cem. Anayasa
Mahkemesine gittiniz ve "PTT'nin 'T' sini özelleştiremezsiniz; bu, ülkenin
bağımsızlığıyla yakından ilgilidir; bu, ülkenin güvenliğiyle ilgilidir; bu
-dilekçede yazdınız- vatana ihanetle eşanlamlıdır" dediniz. (DYP
sıralarından alkışlar) Anayasa mahkemesine götürüp, iptal ettirdiniz. Bugün,
aradan on yıl geçmiş, bu defa, sizler uyandınız, aklınız başınıza geldi ve
sonra da sözcünüz aracılığıyla diyorsunuz ki "Türkiye'yi iyi okuyalım,
dünyayı iyi okuyalım..." Siz, kime ders vermeye kalktınız?! Siz, kendinize
ders verin; kendiniz derse muhtaç hale geldiniz. İçine düştüğünüz manzarayı,
kendiniz yaşıyor ve görüyorsunuz.
Değerli
arkadaşlarım, bakın, Anayasa Mahkemesindeki şu gerekçenize bakın; ders almanız
lazım. Bakın ne diyorsunuz; ibret verici bir şey bu: "Mondros
Mütarekesiyle Osmanlı Devletinin bütün haberleşme birimlerine el konması, dört
yıllık yenilgiyle biten bir savaştan sonra ve ancak işgal kuvvetlerinin fiilî
müsaderesiyle olmuşken, bu yetkiyi altın tepsi içinde sunma anlamı taşıyan bir
düzenleme, ulusal bağımsızlıktan bile bile vazgeçme ve sömürgeleşmeyi kabul
etme anlamına gelir." Bugün, bu anlama mı gelir bu?! (DYP sıralarından
"Bravo" sesleri, alkışlar) Hayır; hayır bu anlama gelmez; ama, dün,
ucuz siyaset yaptınız. O gün, şu anda yasasını çıkarmaya çalıştığımız Telekom
özelleştirmesine karşı direnenler, biliniz ki...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NEVZAT
ERCAN (Devamla) - Bir iki dakika istirham ediyorum.
BAŞKAN
- Buyurun efendim.
NEVZAT
ERCAN (Devamla) - Biliniz ki -o gün direnenler açısından söylüyorum- karşı
çıkan siyaset kimse, ihanet kelimesinin dahi izahtan aciz kaldığı bir cürüm
işlemiştir; cürüm... Kaynaklarını heder ettiniz Türkiye'nin... O gün 40 milyar
dolara alıcısı olan, Dünya Bankası ve diğer uluslararası kuruluşların,
yatırımcıların verdiği raporlara göre 40 milyar dolar pazarı olan Telekom'un,
yani, PTT'nin T'sinin, bugün, 3,5-5 milyar dolara alıcısını bulmakta Türkiye
sıkıntı çekecektir. Bunun bedelini kim ödeyecektir, kim?.. 1994'te, yüzde
49'unu 20 milyar dolara satabilecek bir Türkiye ve o gün 20 milyar dolar içborç
mesabesinde olan bir Türkiye, borçlarını sıfırlama noktasında olan bir Türkiye,
eğer, bugün, faiz kıskacındaysa, sarmalındaysa ve bugün, Türkiye yatırım
yapamıyorsa, üretemiyorsa ve toplumun kesimlerine kaynak aktaramıyorsa, bunun
sebebi sizlersiniz, sizler. (DYP sıralarından alkışlar)
Değerli
milletvekilleri, bakın, ne diyorsunuz: "Türk Milletinin bağımsızlığını
korumakla görevli olanların, devletin ekonomik bağımsızlığını sağlamak üzere
kurulmuş devlet tekelleri satmasının, Türkiye'yi ekonomik, dolayısıyla, siyasal
açıdan bağımlılaştıracağı ortadadır." Rahatsız mı oluyorsunuz?!. Bu
gerçekleri görün... Sonra da geliyorsunuz ve diyorsunuz ki burada, ders vermeye
çalışıyorsunuz; öyle mi?.. Yazık oldu bu Türkiye'ye, yazık!.. Yazık oldu!.. On
yılını kaybetti bu Türkiye; ama, geleceğini de ipotek altına aldınız.
Değerli
arkadaşlarım, acaba, dün, geçmişte, Türkiye'yi gerçekten çok doğru okumuş ve
dünyayı iyi okumuş bir siyasî kadroya karşı direnişin arkasında olan, yatan
neydi?.. Acaba, mutlaka, dışarıdan bir direktif mi gelmeliydi size?..
BAŞKAN
- Efendim, toparlar mısınız...
NEVZAT
ERCAN (Devamla) - Dışarıdan dayatmalar ve baskılar mı gelmeliydi?.. Nitekim,
bugün içine düştüğünüz durum budur. Dışarıdan gelen direktiflere, dışarıdan
gelen baskılara ve dayatmalara boyun eğdiniz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ
ŞEVKİ EREK (Tokat) - Sayın Başkan, sözünü tamamlasın.
NEVZAT
ERCAN (Devamla) - Dün, Türkiye'nin iç siyasetine, doğrulara, siz yaklaşım
sergilemediniz; ama, dışarıdan direktiflere esir oldunuz ve bugün, Türkiye'yi,
utanç verici bir mektupla muhatap kıldınız ve Türkiye'nin onuruyla oynadınız.
Hepinize
saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
DEVLET
BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) - Sayın Başkan, adımı kullanarak, Telekoma imza
verdiğimle ilgili bir iddiada bulunuldu, bir yanlışlık var, tashih etmem lazım.
ALİ
RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, Sayın Bakana bir sataşma yok burada.
BAŞKAN
- Nasıl yok efendim...
DEVLET
BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) - Var efendim.
ALİ
RIZA GÖNÜL (Aydın) - Hayır efendim, burada sizin imzanız var.
DEVLET
BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) - -Benim imzam yok.
ALİ
RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sizin imzanız var Sayın Bakan. Bu söylendiyse, bu sataşma
değildir. Onun için, sataşmadan dolayı söz veremezsiniz.
NEVZAT
ERCAN (Sakarya) - Buyurun; Anayasa Mahkemesine 1991'de başvurusu...
BAŞKAN
- Bakıyor efendim, imzası var mı yok mu diye bakıyor, yanınıza geldiler.
NEVZAT
ERCAN (Sakarya) - İşte, Anayasa Mahkemesi başlıklı...
DEVLET
BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) - Değil efendim.
NEVZAT
ERCAN (Sakarya) - Buyurun efendim, buyurun...
ALİ
RIZA GÖNÜL (Aydın) - Orada imzanız var sizin.
NEVZAT
ERCAN (Sakarya) - Mehmet Keçeciler... 66 ncı sırada...
ALİ
RIZA GÖNÜL (Aydın) - Bu söyleniyor, başka bir şey söylenmiyor.
BAŞKAN
- Var mıymış efendim imzanız?
ALİ
RIZA GÖNÜL (Aydın) - Evet efendim. Sayın Keçeciler'in de imzası var.
DEVLET
BAKANI MEHMET KEÇECİLER (Konya) - Hayır, bu onunla alakalı değil...
ALİ
RIZA GÖNÜL (Aydın) - Anayasa Mahkemesine açılan dava dilekçesinin altında.
BAŞKAN
- Mesele anlaşılmıştır efendim.
ALİ
RIZA GÖNÜL (Aydın) - 90 kişiden birisi de Sayın Keçeciler'dir.
BAŞKAN
- Tamam efendim, mesele anlaşılmıştır.
Madde
üzerindeki görüşmeler bitmiştir.
Madde
üzerinde 3 adet önerge vardır; geliş sıralarına göre okutup işleme tabi
tutacağım efendim.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı tasarının 1 inci madde birinci fıkrasındaki "şirkette kamu
payı yüzde 50'nin altına düşünceye kadar" ifadesinin, "kamu payı
yüzde 51 kalana kadar" ifadesiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Lütfi
Yalman Fethullah Erbaş Mustafa Baş
Konya
Van İstanbul
Maliki
Ejder Arvas Mehmet Ergün Dağcıoğlu
Van
Tokat
BAŞKAN
- İkinci önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 677 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin birinci fıkrasındaki
"Ulaştırma Bakanının görüşü alınır" ifadesinin, "Ulaştırma
Bakanı tarafından onaylanarak yürürlüğe girer" olarak değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Fethullah
Erbaş Lütfi Yalman Maliki Ejder Arvas
Van
Konya Van
Mehmet
Ergün Dağcıoğlu Hüseyin Arı
Tokat
Konya
BAŞKAN
- Üçüncü önerge, en aykırı önerge, işleme tabi tutacağım efendim.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 677 sıra sayılı Telekom yasa tasarısının 1 inci maddesinde yer alan
"şirkette kamu payı yüzde 50'nin altına düşünceye kadar, anasözleşmesinde
yapılacak değişikliklerde Ulaştırma Bakanının görüşü alınır" ifadesinin,
"şirket ana sözleşmesinde yapılacak değişiklikler, şirketteki kamu payı
yüzde 50'nin altına düşünceye kadar Ulaştırma Bakanı tarafından onaylanarak
yürürlüğe girer" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Musa
Uzunkaya Aslan Polat Mehmet Elkatmış
Samsun
Erzurum Nevşehir
Ahmet
Demircan Musa Demirci
Samsun
Sıvas
BAŞKAN
- Komisyon katılıyor mu?
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet katılıyor mu?
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum efendim; kendileri burada yoklar.
Gerekçe:
Özelleştirmenin
önemine binaen, Ulaştırma Bakanının bu konuda onay mevkiinde bulunması millî
menfaatlarımıza daha uygundur.
BAŞKAN
- Komisyonun ve hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
İkinci
aykırı önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı tasarının 1 inci madde birinci fıkrasındaki "şirkette kamu
payı yüzde 50'nin altına düşünceye kadar" ifadesinin "kamu payı yüzde
51 kalana kadar" ifadesiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Lütfi
Yalman (Konya) ve arkadaşları
BAŞKAN
- Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Telekomun
stratejik konumunu dikkate alarak, özelleştirilen oranın yüzde 51'den yukarı
olmaması dikkate alındı.
BAŞKAN
- Komisyonun ve hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Son
önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 677 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesinin birinci fıkrasındaki
"Ulaştırma Bakanının görüşü alınır" ifadesinin "Ulaştırma Bakanı
tarafından onaylanarak yürürlüğe girer" olarak değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Fethullah
Erbaş (Van) ve arkadaşları
BAŞKAN
- Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
"Ulaştırma
Bakanının görüşünün alınması" ibaresi bağlayıcı değildir "onaylanarak
yürürlüğe girmesi" daha uygun olabilir.
BAŞKAN
- Komisyonun ve hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
1
inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir. Hayırlı olsun efendim.
2
nci maddeyi okutuyorum:
MADDE
2.- 406 sayılı Kanunun değişik 2 nci maddesinin (c) bendinin birinci alt
bendinin sonuna aşağıdaki cümle eklenmiş, (f) bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Ancak,
Türk Telekomdaki kamu payı % 50'nin altına düştüğünde, Türk Telekomun tüm tekel
hakları 31.12.2003 tarihinden önce de olsa ortadan kalkmış olur."
"f)
Kurum; Türk Telekom dahil işletmecilerle imzaladığı sözleşmelerin ve verdiği
genel izin ve telekomünikasyon ruhsatlarının şartlarına uyulmasının sağlanması
için gereken tedbirleri almaya, faaliyetlerin mevzuat ile görev ve imtiyaz
sözleşmesi, telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin şartlarına uygun
yürütülmesini izleme ve denetlemeye, aykırılık halinde ilgili işletmecinin bir
önceki takvim yılındaki cirosunun % 3'üne kadar idarî para cezası uygulamaya,
millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi
amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat
karşılığında devralmaya ya da ağır kusur halinde imtiyaz sözleşmesini,
telekomünikasyon ruhsatını ya da genel izni iptal etmeye yetkilidir."
BAŞKAN
- 2 nci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Tokat Milletvekili Sayın
Ergün Dağcıoğlu?.. Yoklar.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Kayseri Milletvekili Sayın Sevgi Esen; buyurun
efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA SEVGİ ESEN (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; görüşülmekte olan, Telekom Yasa Tasarısı olarak bilinen bu
tasarının 2 nci maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini
bildirmek üzere söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgi ve saygıyla
selamlıyorum.
Aslında,
bu, tasarının en önemli maddelerinden biri; çünkü, bu maddeyle, kuruma
devredilen yetkiler görüşülüyor. Hangi yetkiler devrediliyor: Teknik nitelikte
lisans verme yetkisi devrediliyor; lisansla ilgili usulü belirleme yetkisi
devrediliyor ve uygulama yetkisi devrediliyor. Daha da önemlisi, millî güvenlik
ve kamu düzeni gerekleriyle her türlü tedbiri almaya kurum yetkili kılınıyor.
Değerli arkadaşlarım, millî güvenlik ve kamu düzeni adına idarenin
kullanabileceği bir yetkiyi, bu kurum devralıyor ne yazık ki! Zaten,
tartışmalar da, bu noktada başlıyor.
Gerçekte,
bu maddeyi açık biçimde tartışmak ve aylardır iki Sayın Bakanın, basın
üzerinden yapmış oldukları söz düellosuna, nihayet, bir başka ülkenin devlet
başkanı tarafından gönderilen mektup ve bu mektup üzerine yapılan liderler
zirvesinin, ulusal değerlerimiz açısından ciddî bir yorumunu yapmak gerekirdi.
Ne var ki, liderler zirvesi toplanmış ve kendilerince de bir çözüm yolu bulmuşlardır.
Aslında, anayasal bir kurum olmayan bu liderler zirvesi, tek başına ülkenin
kaderini etkiler hale gelmiştir. Ülkemizin çok ciddî ve önemli sorunlarında,
anayasal organlar yok sayılarak, muhalefete hiç bilgi verilmeden, bir uzlaşma
aranmadan, Meclis tasdik makamı gibi, bir kapıdan kanun tasarıları giriyor,
öbür kapıdan da, maalesef, çıkıyor ve tüm iyi niyetli çabalarımız da ortada
kalıyor. Henüz dün komisyonda olan tasarı, ne olduğu bilinmeden, bugün,
maalesef, elimize geliyor.
Gerçekte,
yapılan bir liderler zirvesi miydi değerli arkadaşlar; hayır, değildi. Bu
liderler zirvesi, üç partinin üç sayın başkanının ara sıra yaptıkları
toplantılardan biriydi; çünkü, liderler zirvesi, Parlamentoda bulunan tüm
liderlerin bulunacağı bir zirve anlamına gelir. Maalesef, ülke güvenliğinin
ciddî olarak tartışıldığı böyle bir yasada, böyle bir birliktelik aranmamıştır;
bunu da büyük bir üzüntüyle karşılıyorum.
Bu
toplantılar öyle hale geldi ki değerli arkadaşlarım, siste giden bir uçağın
pilotunu devre dışı bırakan ve kule talimatıyla iniş veren bir mekanizmaya
dönüştü. Gönül isterdi ki, ülke gerçekleri ve ulusal güvenliğimiz bir arada
değerlendirilerek, bu zirvenin, mektup gelmeden önce yapılması gerekirdi.
Değerli
arkadaşlarım, yıllardır, Telekom bu ülkenin gündeminde. Bir yandan
küreselleşmeye ayak uydurmak, bir yandan da öz benliğimizi korumak o kadar da
zor değil. Bu millet bilir ki, elden gelen öğün olmaz, o da her zaman bulunmaz.
Kapı aralığından bir el; ama, boş bir el; elini bir veriyor, bir çekiyor ve
bize birtakım dayatmalarda bulunuyor. Bunu, milletçe, hepimiz izliyoruz,
görüyoruz ve en önemlisi de, bütün milletin gündemine giriyor ve hepimizi
üzüyor.
Şimdi,
ben soruyorum: Nerede o Anadolu kaplanları, birkaç sene önce konuşulan; o
ihracat rekortmenlerimiz nereye gitti?! Kalkınmada OECD birincisi olduğumuz
günler nerede kaldı?! Bu madde görüşülürken, düz bir mantıkla da, Sayın
Bakanıma şunları sormak istiyorum: Bunca aydır Ulaştırma Bakanlığının
yetkilerinin devrinde direndiğinizi dinliyoruz, okuyoruz; şayet direnmekte
haklıydınız, neden vazgeçtiniz; vazgeçebileceğiniz bir yetkiyse, bunca aydır
milleti neden oyaladınız? Başka bir boyutta da şu soruyu soruyorum: Sizi hangi
kıstaslar ikna etti?
Değerli
milletvekilleri, bu maddenin tartışılması gereken günlüğü yanında, bir de
ayrıca idarî para cezalarıyla ilgili hukukî bir ayıbı vardır; çünkü, getirilen
yasayla yüzde 3'üne kadar idarî para cezası uygulanıyor; yani, 1 de olabilir, 2
de olabilir. Yani, açık olan bir şey değil. Bizler, reform bekleye duralım,
herhalde hukuk sistemimiz yeni tarzlar ve ölçüler kazanıyor. Hukuk
sistemlerinin saygınlığı, kuralların kesin ve belirleyici olmasıyla kazanılır.
Kaldı ki, idarî bir yapı olan kurumun yargı yerine geçerek takdir yetkisini
kullanması, erkler arası dengenin bozulmasına neden olduğu gibi, kuvvetler
ayrılığı prensibine de aykırıdır. Her türlü değerin, kavramın, kuralın yok
edildiği günümüzde...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SEVGİ
ESEN (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.
...bir
de, böyle olsun, keyfî bir durum yaratılsın deniyorsa, zaten kendiliğinden bir
çözüm bulunmuş demektir. Unutmamak gerekir ki, millet bizi takip ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve Telekomun başına gelenleri bir gün
millet soracaktır.
Bu
duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim efendim.
Madde
üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Bir
adet önerge var; okutup işleme koyacağım efendim.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı tasarının 2 nci maddesi birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ederim.
"Ancak,
Türk Telekomdaki kamu payı yüzde 51'in altına düşürülemez. Yüzde 49'luk
özelleştirme ile Türk Telekomun tüm hisseleri üzerindeki tekel hakkı ortadan
kalkmış olur."
Lütfi
Yalman Fethullah Erbaş Yahya Akman
Konya
Van Şanlıurfa
Hüseyin
Arı Maliki Ejder Arvas
Konya
Van
BAŞKAN
- Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okur musunuz.
Gerekçe:
Telekomun stratejik konumu dikkate alındığından.
BAŞKAN
- Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
2
nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir; hayırlı olsun.
3
üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE
3.- 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve yedinci
fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Türk
Telekomun, yetkili kurullarında alınacak kararlarda, devamı süresince tekel
mahiyetinin yaratabileceği sakıncalar da dahil, ekonomi ve güvenlik ile ilgili
olarak millî yararların korunması amacıyla Devlete söz ve onay hakkı verecek
bir adet imtiyazlı hisse dışındaki tüm hisseleri satılabilir. İmtiyazlı hisse,
millî yararların korunması amacıyla ana sözleşme değişiklikleri, yeni şirketler
kurulması veya kurulu bulunan şirketlere iştirak edilmesi, uluslararası
telekomünikasyon birliklerine katılınması veya uluslararası anlaşmalara taraf
olunması, yönetim kontrolünü etkileyecek oranlardaki nama yazılı hisselerin
devri ve nama yazılı hisselerin devrinin pay defterine işlenmesi konularında
söz ve onay yetkisine sahiptir.
İmtiyazlı
hisseyi temsilen Hazine Müsteşarlığı, Türk Telekom Yönetim Kurulunda bir üye
bulundurur. İmtiyazlı hisse sahibinin Genel Kurula katılma ve konuşma hakkı
vardır. İmtiyazlı hisse sahibi sermaye artırımlarına katılmaz, kârdan pay
almaz.
Yabancı
gerçek veya tüzel kişilerin Türk Telekomdaki hisse oranı % 45'i geçemez ve
bunlar doğrudan ya da dolaylı olarak şirketin çoğunluk hisselerine sahip
olamazlar. Yabancı gerçek ve tüzel kişilere Türk Telekomun yönetim ve
denetiminde oy çoğunluğu sağlanamaz. Tüm satış işlemlerinde bu şart ve
karşılıklılık ilkesi göz önünde bulundurulur."
"Türk
Telekom hisselerinin satışında Türk Telekom ile T.C. Posta ve Telgraf Teşkilâtı
Genel Müdürlüğü çalışanları ve küçük tasarruf sahiplerine % 5 pay ayrılır. Bu
payın satışı halka arz yöntemiyle ve sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak
gerçekleştirilir. Değer tespiti sonuçları ile
satışa
sunulacak hisselerin ne kadarının ve hangi satış yöntemiyle satılacağına,
çalışanlar ve küçük tasarruf sahiplerine ayrılan % 5'lik payın ne oranda satılacağına,
Özelleştirme İdaresi Başkanlığının görüşü ve Ulaştırma Bakanlığının teklifi
üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilir. Blok satışta ihale şartları ihale
tarihinden en az 45 gün önce, kesinleşmiş ihale sonuçları 15 gün içinde Resmî
Gazetede ve Türkiye çapında yayımlanan yüksek tirajlı iki gazetede, yurt
dışında ise uygun görülecek basın veya yayın organıyla en az bir defa
yayımlanır. Hisselerin blok satışında 4046 sayılı Kanunda yer alan kapalı
teklif usulü uygulanır. Satışa ilişkin nihai devir işlemleri Bakanlar Kurulunca
onaylanır."
BAŞKAN
- 3 üncü madde üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili
Sayın Mehmet Ali Şahin?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Murat Akın; buyurun
efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA MURAT AKIN (Aksaray) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 677
sıra sayılı tasarının 3 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; bu
vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu tasarının da kanunlaşmasıyla, hükümetin ekonomiden sorumlu
bakanının ve hükümetin diğer bakanlarının onayladığı güçlü ekonomiye geçiş
programı tamamlanmış olacak; yani, onbeş günde 15 yasa, bu Meclis tarafından
çıkarılmamış olabilir; ama, yirmi yirmibeş günde belirtilen yasaların en
önemlileri, bu tasarının da kanunlaşmasıyla, inşallah, meriyete girmiş olacak.
Ancak, baktığımız zaman, bu 15 yasanın tamamından beklenen dışkaynak 14,5
milyar dolar veya Başbakanın son grup toplantısında yaptığı açıklamaya göre 16
milyar dolar.
Bu
hükümetin, 2000 yılında uygulamış olduğu hatalı ekonomik istikrar programı
çerçevesinde, ihracat ile ithalat arasında 10 milyar dolar açık beklenir iken,
27 milyar dolar bir açık olmuştur. Demek ki, bu hükümetin, 2000 yılında
ekonomiye yaptığı tahribat; dolayısıyla, ülkeye vermiş olduğu tahribat 17
milyar dolardır. Bu 17 milyar doları telafi etmek için, Telekom'u satıyor; Türk
tarımını, Türk çiftçiliğini öldürüyor ve buna benzer birçok millî serveti, dış
ülkelerde -avam tabiriyle- bit pazarında satar gibi satılığa çıkarıyor ve bunun
karşılığında beklemiş olduğu para 16 milyar dolar. Sayın Ulaştırma Bakanı
günlerdir feryat etti "bunun büyük bir kısmını, mühim bir kısmını, hiç
değilse millî güvenlik açısından, ülkenin menfaatı açısından, kamunun menfaatı
açısından satışa arz etmeyelim." Ancak, bunun, sözde, çok cüzî bir kısmı,
imtiyazlı hisse denilen birkısmı kurtarılmış oldu; ama, sermaye artırımı gibi
veya daha başka konularda sınırlamalar getirildi.
Değerli
milletvekilleri, şimdi, bu program yürürlüğe girdiğinde, acaba, 2000 yılında
yapmış olduğunuz hataların aynısını yapmada ısrarlı olduğunuzun farkında
mısınız! Bu program, bundan önceki enflasyonla mücadele programı gibi, ciddî
bir toplumsal mutabakata dayandırılmış mıdır? Halbuki, bu programın, toplumsal
mutabakata ve anlaşmaya dayanmadan ciddî bir başarıya ulaşmayacağı, 2000
yılında yaptığınız uygulamayla, hükümetle, icraatla ortaya çıkmış oldu.
Şimdi,
sadece, mayıs ayında, bu milletin üzerinde olan külfeti, yani, bu milletin
beyanname suretiyle kazancını bildireceği vergi adeti 20 tanedir. Bu ay, 20
adet beyanname verecek. Bakınız, Gelirler Genel Müdürlüğü vergi dairelerine,
Akaryakıt Tüketim Vergisi beyannamesi ve ödenmesi, 2001 Dönem Gider Vergisi
beyannamesi ve ödenmesi diye devam eden, 20 beyanname verilecek ve ödeme
yapılacak.
Bu
program, bu şekliyle devam ettiği sürece, acaba, siz, reel sektöre hangi
katkıyı sağlayacaksınız? Reel sektörün, biraz önce beyan ettiğim nisan ayı
beyannamelerine ve mart ayı beyannamelerine bakıldığı zaman, bir önceki yıla
göre, beyan ettikleri verginin yarısını beyan etmişler. Yine, bir önceki yıla
göre, aynı döneme göre, ödemiş oldukları verginin yine yarısını ödemişlerdir.
Reel sektör çökmüş, esnaf çökmüş, çiftçi çökmüş; ancak, siz, telekomünikasyonun
piyasada satışıyla, bilhassa, dış piyasada satışıyla, 14 milyar dolar para
bekliyorsunuz...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Şimdi, Sayın Akın'ın süresini uzatmayacağım; ama, 1 dakikacık, toparlamak
için süre veriyorum; çünkü, 3 üncü maddenin dışında, ne varsa konuştunuz, vergi
beyannameleri dahil.
Buyurun.
MURAT
AKIN (Devamla) - Biraz önce de ifade ettiğim gibi, hükümetin uygulamış olduğu
hatalı program neticesinde, ekonomik istikrar programı çerçevesinde, ülke, 2000
yılında, 17 milyar dolar kayıp vermiştir. Dolayısıyla, bu ve buna benzer millî
servetlerin satışıyla, hiçbir zaman, siz, ödemeler dengesini ve cari işlemler
açığını kapatamayacaksınız. Ancak, bu milletle, bu toplumun her kesimiyle
sağlayacağınız bir mutabakatla, uygulayacağınız programın ülke için hayırlı
olacağı düşüncesiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN
- Teşekkür ederim efendim.
Keşke,
imtiyazlı hisseyi de konuşsaydınız efendim, ne kadar iyi olurdu...
Madde
üzerinde 2 adet önerge vardır; geliş sıralarına göre okutup, aykırılık
derecelerine göre işleme alacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 677 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 3 üncü maddesiyle değiştirilen
406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve yedinci fıkralarını
değiştiren maddenin birinci fıkrasındaki "imtiyazlı hisse dışındaki tüm
hisseleri satılabilir" ifadesinin "imtiyazlı hisse dışındaki yüzde 49
hissesi satılabilir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Fethullah
Erbaş Lütfi Yalman Yahya Akman
Van
Konya Şanlıurfa
Veysel
Candan Maliki Ejder Arvas Aslan Polat
Konya
Van Erzurum
Nurettin
Aktaş Hüseyin Arı Ali Oğuz
Gaziantep
Konya İstanbul
BAŞKAN
- Son önergeyi okutuyorum; aynı zamanda, en aykırı önergedir; okutup, işleme
tabi tutacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 677 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 3 üncü maddesi Anayasaya
aykırıdır.
Tasarı
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Fethullah
Erbaş Lütfi Yalman Ali Oğuz
Van
Konya İstanbul
Nurettin
Aktaş Hüseyin Arı Rıza Ulucak
Gaziantep
Konya Ankara
Aslan
Polat
Erzurum
BAŞKAN
- Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum:
"Gerekçe:
Anayasamızın
6 ncı maddesine, 16 ncı maddesine, 22 nci maddesine ve ilgili maddelerine
aykırıdır."
BAŞKAN
- Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
İkinci
önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 677 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 3 üncü maddesiyle değiştirilen
406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve yedinci
fıkralarını değiştiren maddenin birinci fıkrasındaki "imtiyazlı hisse
dışındaki tüm hisseleri satılabilir" ifadesinin "imtiyazlı hisse
dışındaki yüzde 49 hissesi satılabilir" olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Fethullah
Erbaş (Van) ve arkadaşları
BAŞKAN
- Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum.
"Gerekçe:
Tüm
hisselerin satılması Anayasaya aykırıdır. Bunun ancak yüzde 49'unun
satılmasının daha uygun olacağı görüşündeyiz."
BAŞKAN
- Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
3
üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler..: Madde
kabul edilmiştir.
4
üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE
4. - 406 sayılı Kanunun ek 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Ek
Madde 19. - Türk Telekomdaki kamu hisselerinin satışı ile telekomünikasyon
hizmetlerine ilişkin GSM görev ve imtiyaz sözleşmeleri ile telekomünikasyon
ruhsatı ve genel izinlerden elde edilecek gelirlerin tamamı Hazineye
devredilir."
BAŞKAN
- 4 üncü madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili
Sayın Mehmet Ali Şahin?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Isparta Milletvekili Sayın Ramazan Gül; buyurun
efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz
5 dakika.
DYP
GRUBU ADINA RAMAZAN GÜL (Isparta) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 677
sıra sayılı kanun tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım;
Doğru Partisi Grubu adına Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; dünyada telekomun özelleştirilmesine aşağı
yukarı 1990'lı yıllarda başlanılmıştır. 1992 yılında, Dünya Bankası, PTT'nin
T'sini ayrı özelleştirebileceğimizi söylemiştir. 1993 yılında, Doğru Yol
Partisi hükümeti, 506 sıra sayılı Kanunla Telekomun satışını gündeme
getirmiştir. O sıralarda, İngiltere dışında hiçbir ülkede özelleştirme
yapılmamıştır. Morgan Stanley adlı kuruluş, Telekoma 40 milyar dolar biçmiştir.
Yasa, 1993 yılında, 506 sayıyla Yüce Meclisten geçmiştir. O sıralarda, Telekom
alıcılarında büyük şevk ve büyük bir talep vardı ve dünya borsalarında yüksek
bir rakam baliğ idi.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; maalesef, 1994 yılında satsaydık, bugün, ne
olacaktı şöyle bir bakalım, bir envanter çıkaralım: İçborçlarımız
kapatılacaktı. Bugün, devlet bütçesindeki gider kalemlerinin -işlemiş
olduğumuz- yüzde 82'si faiz giderlerine gitmeyecekti. Yani, bugünkü 2000 yılı
bütçesini incelediğimizde, mevcut giderlerin yüzde 82'si faiz giderlerinden
teşekkül etmektedir. Yani, bizim o yılki içborçlarımızın 20 katrilyon olduğunu
farz edersek, bugünkü bu krizler olmayacaktı. IMF ve Dünya Bankasından para
dilenmeyecektik. Ülke, daha değişik bir konumda olacaktı.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; muhalefet, Aralık 1994 yılında, yasayı Anayasa
Mahkemesine götürmüştür. Orman Bakanımız Sayın Nami Çağan Beyefendinin imzası
dahil olmak üzere, 84 arkadaşımız Anayasa Mahkemesine götürmüş. Değerli Genel
Başkanımız Prof. Tansu Çiller'i, neredeyse, bu yasayı, bu Telekomu satıyorsunuz
diye, medya desteğini arkasına alarak çarmıha geriyorlardı. Ama, aradan yedi
yıl geçti, düşünce olarak bizim paralelimize gelindi. Demek ki, bu durum,
ülkemiz adına, sevindiricidir ve memnuniyet vericidir. Aradan yedi yıl geçmiş
olsa da, o günkü muhalefetin, bugün, bizim çizgimize gelmiş olması, gerçekten
memnuniyet verici bir durumdur.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, o zaman nasıl bir gerekçe
gösterilmişti. Anayasa Mahkemesine gitme karar gerekçesinde, Anayasa
Mahkemesinin kararında, Montrö'den tutun da, bütün haberleşme birimlerine el
konulması, Telekomun özelleştirilmesi, yabancılara altın tepsi içinde
sunulması, ülke bağımsızlığımızdan bile vazgeçilmesi noktasında, hatta hatta
sömürge düzeninin kabul edilmesi gibi iddialar vardı.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hakikaten, bu ifadeler doğru muydu, yoksa,
bugün getirilen 677 sıra sayılı tasarı mı doğru? Çünkü, aradan yedi sekiz sene
gibi bir zaman geçti. Bu tasarıyla, Türk Telekomu özel hukuka tabi tutuluyor ve
Türk Telekomun yüzde 45 hissesinin yabancılara satılması düşünülüyor.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; geçmişte, Telekomun satışını ülkenin satışı
gibi görenler, acaba şimdi ne düşünüyorlar?
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakanım buradayken, bir konuyu arz etmek
istiyorum: Sayın Ulaştırma Bakanı, özellikle hava meydanlarının kapatılması
noktasında aleyhte bir görüş sergilemektedir. Bugün, kendi seçim bölgemdeki
Isparta'da Süleyman Demirel Havaalanı kapatılmıştır. Biz Doğru Yol Partisi
hükümetleri olarak, her ile bir havaalanı yapılması noktasında bir hedef
çizmişdik. Çünkü, havaalanı yapılması demek medeniyeti ve çağdaşlığı yakalamak
demektir. Oysa, Sayın Bakanın bu söylemleriyle konuşmaları arasında, maalesef,
bir tenakuz vardır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA
GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Kendini seçim meydanında mı zannediyorsun?!
BAŞKAN
- Karışmayın efendim, nerede olursa olsun; hür kürsü bu!.. Nerede zannederse
eder!..
Sayın
Gül, siz, Genel Kurula hitap edin.
RAMAZAN
GÜL(Devamla) - Bugün, kendi seçim bölgemdeki havaalanı kapatılmıştır. Niçin kapatılmıştır;
zarar ediyor gerekçesiyle kapatılmıştır. Oysa, Sayın Bakan, kendi seçim
bölgesine, Millî Güvenlik Kurulunun kararı olmasına rağmen havaalanı açmıştır.
Hem nereden açmıştır; bu parayı, 740 milyar lirayı, İstanbul Büyükşehir
Belediyesinin tünel alt geçidinden aktarmış ve kendi seçim bölgesine
aktarmıştır. Kutluyorum; ama, şunu kutlamıyorum: Bu, çifte standarttır, kendi
seçim bölgene olunca lades diyeceksin; ama, Türkiye'nin 81 ilini hedeflemiş bir
hükümetin, siyasî bir partinin hedef olarak koyduğu bir programı terk
edeceksin; olmaz böyle şey!
Teşekkür
ediyor, saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Efendim, teşekkür ediyorum.
Madde
üzerinde görüşmeler bitti; 2 adet önerge vardır, geliş sıralarına göre
okutacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü maddesindeki ek madde 19'daki "Türk
Telekomdaki kamu hisselerinin" cümlesinden sonra gelmek üzere "yüzde
49'a kadar" cümlesinin eklenmesini arz ederim.
Lütfi
Yalman Yahya Akman Fethullah Erbaş
Konya
Şanlıurfa Van
Ergün
Dağcıoğlu Mehmet Özyol
Tokat
Adıyaman
BAŞKAN
- Son önerge aykırı önerge olduğu için işleme tabi tutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 677 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 4 üncü maddesi Anayasaya
aykırıdır.
Madde
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Fethullah
Erbaş Veysel Candan Lütfi Yalman
Van
Konya Konya
Yahya
Akman İsmail Alptekin
Şanlıurfa
Bolu
BAŞKAN
- Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz efendim.
CEMAL
ENGİNYURT (Ordu) - Sayın Yalman, gerekçeyi mi okusun; yoksa, konuşacak
mısınız?!
BAŞKAN
- Efendim, Sayın Yalman, arada geliyor, korsan önerge verip gidiyor.
Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Çerçeve 4 üncü madde ile 406 sayılı kanunun ek 19 uncu maddesi değiştirilerek
Telekomun özelleştirilmesinden elde edilecek gelirin tamamı Hazineye
devredilmektedir.
BAŞKAN
- Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
SALİH
ÇELEN (Antalya) - Madde oylamasında karar yetersayısının aranılmasını istiyorum
Sayın Başkan.
BAŞKAN
- Önergeyi okuyun efendim:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı yasa tasarısının 4 üncü maddesindeki Ek Madde 19'daki
"Türk-Telekomdaki kamu hisselerinin" cümlesinden sonra gelmek üzere
"yüzde 49'a kadar" cümlesinin eklenmesini arz ederim.
Lütfi
Yalman (Konya) ve arkadaşları
BAŞKAN
- Önergeye Komisyon katılıyor mu efendim?
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Hepimizin
bildiği gibi, Telekom stratejik önemi haizdir. Bütün dünya devletlerinde
Telekom özelleştirilse bile ciddî manada devlet denetimi devam etmektedir...
LÜTFİ
YALMAN (Konya) - Sayın Başkan, gerekçe yarım okundu efendim.
BAŞKAN
- Geri kalan kısmını da okutuyorum efendim:
...Bu
sebeple kamu hisselerinin mutlaka yüzde 51'in üzerinde olması gerekir.
Denetimin
sadece seferberlik halinde ele alınması çok gülünçtür. Seferberlik ve savaş
öncesi her türlü bilginin karşı tarafa geçebileceği tehdidinin ve tehlikesinin
dikkate alınması için yüzde 49 dan fazla kamu hisselerinin özelleştirilmesi
lazım.
BAŞKAN
- Efendim, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
SALİH
ÇELEN (Antalya) - Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN
- Karar yetersayısı maddede efendim... Maddeyi oylamadım ki; karar yetersayısı
belli işte.
CEMAL
ENGİNYURT (Ordu) - Sayın Başkan...
BAŞKAN
- Buyurun.
CEMAL
ENGİNYURT (Ordu) - Sayın Başkan, Fazilet Partili arkadaşlar, tasarının
görüşmelerini protesto etmek için salondan çekildiler; ama, Sayın Yalman,
sürekli önerge hazırlayıp, gönderiyor. Bunun tutanaklara geçmesini istiyorum.
BAŞKAN
- Muhalefet hakkıdır efendim.
Siz
şükredin ki, önerge üzerinde konuşmuyor; 5'er dakikadan konuşsa yandınız.
LÜTFİ
YALMAN (Konya) - Önergelerle dikkat çekmek istedik efendim.
BAŞKAN
- Tabiî efendim, ben biliyorum.
Maddeyi
oyalayacağım; ancak, karar yetersayısını arayacağım.
4
üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Sayar
mısınız.
Kabul
etmeyenler... 4 üncü madde kabul edilmiştir, karar yetersayısı vardır.
5
inci maddeyi okutuyorum:
MADDE
5. - 406 sayılı Kanunun ek 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Ek
Madde 21. - Bu Kanun gereğince hisse değerini tespit etmek üzere değerlendirme
komisyonu, tespit edilen ve Bakanlar Kurulunca onaylanan hisse değeri üzerinden
satış ve ihale işlemlerini yürütmek üzere de ihale komisyonu kurulur. Komisyonlar,
ikisi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, ikisi Ulaştırma Bakanlığı ve biri Hazine
Müsteşarlığı temsilcilerinden olmak üzere 5 üyeden oluşturulur. Her üye için
aynı kurumdan olmak üzere bir yedek üye de seçilir. Komisyonlara Özelleştirme
İdaresi Başkanlığı temsilcilerinden birisi başkanlık yapar. Komisyon üyelerinde
işletme, ekonomi, kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler, hukuk, istatistik,
mühendislik dallarında lisans düzeyinde yüksek öğrenim görmüş olma şartı
aranır. Ancak lisans düzeyinde bir öğrenimden sonra sayılan dallarda lisansüstü
öğretim yapanlar da komisyonlara üye olabilirler.
Komisyon
üyelerinin hizmet süresi bir yıldır. Süresi biten üye yeniden
görevlendirilebilir. Hukuki veya fiili nedenlerle komisyona katılamayan asıl
üyenin yerine yedeği çağrılır. Komisyonlar, üyelerinin tamamının katılımı ile
toplanır. Komisyonlar kararlarını en az 3 üyenin mutabakatı ile alır.
Değerlendirme ve ihale komisyonlarına yardımcı olmak üzere, komisyon
kararlarına katılmamak şartıyla yerli ve yabancı danışmanlar
görevlendirilebilir. Danışman seçimi komisyonların önerisi üzerine Özelleştirme
İdaresi Başkanlığınca yapılır.
Komisyonların
sekreterya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yerine getirilir.
Komisyon üyeleri aylık ödenek, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer malî
sosyal hak ve yardımları kurumlarınca ödenmek kaydıyla komisyonda görev
yaptıkları zaman dilimlerinde asli görevlerinden izinli sayılırlar.
Değerlendirme
ve ihale komisyonlarının çalışmalarına ilişkin tüm giderler Özelleştirme Fonundan
karşılanır.
Danışmanlar
ile danışmanlık hizmet sözleşmesini ve halka arz aşamasında gerekli aracılık
yüklenim sözleşmesini imzalamaya ihale komisyonunun önerisi üzerine
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı yetkilidir."
BAŞKAN
- Efendim, 5 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Samsun
Milletvekili Sayın Musa Uzunkaya?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Aydın Milletvekili Sayın Ali Rıza Gönül.
Buyurun.
(DYP sıralarından alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA ALİ RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sekiz
seneden beri Türk Telekomunun özelleştirilmesi konusunda, Doğru Yol Partisi
iktidarları ve kadroları, durmadan, bu Meclisten, Yüce Heyetinize ve
milletimize seslendi.
Bugün,
yine, biz, ülkemiz için, ekonomimiz için, fakirlik ve yoksulluk çemberinin
kırılmasında özelleştirmenin önem taşıdığına inanarak, bu yasaya tümüyle destek
veriyoruz; ama, sekiz
sene sonra, sizin ve o günkü tarihi
itibariyle "hayır" diye bağıran, bu kürsüden hitap eden bazı
arkadaşların bir kısmının burada, bu Heyette, bu Genel Kurulda bulunmasından
duyduğumuz üzüntüyü de ifade etmek istiyorum. O günler, biz "ülke çıkarı
için PTT'nin T'sinin satılması kaçınılmazdır" diye bağırırken, bu
kürsüden, bu çatı altında "hayır; egemenliğimizi satıyorsunuz" diye
bağrılıyordu, egemenlik tartışmaları, bu Meclisin gündemine getiriliyordu. Ama,
bugün mutluyuz ki, sekiz sene sonra bizim dediğimiz yere geldiniz; demek ki,
Doğru Yol Partisi, lideriyle, kadrolarıyla, ülke meselelerine koyduğu teşhiste,
sizden sekiz sene öndeymiş, sekiz sene... (DSP sıralarından "Bizden
mi?" sesi) Size söylüyorum; çünkü, biraz evvel, grup başkanvekili
arkadaşım, dava dilekçesinin bir pasajını okudu; vaktim olursa, ben de
okuyacağım. O iptal davasının altında sizin imzalarınız vardı ve sizin
imzalarınız vardı ve bu yasanın, bağımsızlığımızı yok edeceğini iddia
ediyordunuz, dava dilekçesine öyle yazmıştınız; ama...
MEHMET
EMREHAN HALICI (Konya) - Bugüne gelin...
ALİ
RIZA GÖNÜL (Devamla) - Evet; bugüne geldik, siz de, doğruyu buldunuz, doğru
yolu buldunuz, doğru düşünceyi buldunuz...
MEHMET
EMREHAN HALICI (Konya) - Tebrik edin!..
ALİ
RIZA GÖNÜL (Devamla) - O zaman bizim yaptığımıza yanlış diyenler, bugün, bizim
yaptığımızı doğru olmakla paylaşıyorlarsa, biz de haklı olarak, millet için
şunu sorarız: O gün yaptığınız yanlış ise, bugün yaptığınız ne? Eğer, bugün
doğru yaptığınıza inanıyorsanız ve bizimle o doğruyu paylaşma iradenizi ortaya
koyuyorsanız, niçin 7 sene evvel o yanlışı yaptınız? O yanlışı yapmanın bedelini
siz ödemediniz, bu millete ödettiniz; milletin 7 yılını kaybettirdiniz
Günlerdir, üzülerek ifade ediyoruz ki, bu ülkede, bağımsızlık, onur ve haysiyet
konuşmaları yapılıyor; çünkü, biz, o zaman yaparken, dışarıdan herhangi bir
müdahale, herhangi bir dayatmayla karşı karşıya değildik; Yüce Meclisin hür
iradesiyle o kanunu çıkarmıştık; ama, okuyoruz, köşe yazarları yazıyor,
gazeteler manşet atıyor "bağımsızlığımız mı gidiyor, onurumuz haysiyetimiz
nerede" diye bağırıyorlar. İşte, ülkeyi getirdiğiniz hal ve durum budur;
halimiz bu.
Değerli
milletvekilleri, bunu, bu millete reva görmeye hakkınız yoktu. Kaybeden, biraz
evvel ifade ettiğim gibi, halk oldu, millet oldu. İçborç stokunun tamamına
yakını, belki o gün yapılacak bir özelleştirmeyle, ödenecekti ve o günkü artan
paralarla ve bugün tasarruf edilen paralarla, bu ülkenin çok meseleleri de
halledilmiş olabilirdi. Onun için, yine de mutluyuz; Yüce Allah bize bu günleri
gösterdi. Bizim doğrumuzu paylaşmakla, sizleri yine tebrik ediyoruz, teşekkür
ediyoruz.
Yüce
Heyetinize saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim Sayın Gönül.
Madde
üzerinde 2 adet önerge vardır; okutup, işleme alacağım.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı tasarının 5 inci (beş) maddesindeki ek madde 21'de bulunan
"komisyonlara Özelleştirme İdaresi Başkanlığı temsilcilerinden birisi
başkanlık eder" cümlesinin "komisyonlara Ulaştırma Bakanlığı
temsilcilerinden birisi başkanlık eder" şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Lütfi
Yalman Fethullah Erbaş Yahya Akman
Konya
Van Şanlıurfa
Hüseyin
Arı Osman Aslan
Konya
Diyarbakır
BAŞKAN
- Diğer önergeyi okutup, oylarınıza sunacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı tasarısının çerçeve 5 inci maddesindeki ek madde 21'deki
"ikisi Ulaştırma Bakanlığından" cümlesi "üçü Ulaştırma
Bakanlığından" diye değiştirilerek "üye 6 üyeden oluşur"
cümlesinin ilavesini arz ve teklif ederiz.
Lütfi
Yalman Fethullah Erbaş Zeki Çelik
Konya
Van Ankara
Aslan
Polat Mahmut Göksu
Erzurum
Adıyaman
BAŞKAN
- Sayın Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Türk
Telekom en fazla Ulaştırma Bakanlığını ilgilendirir. Bu konuda en fazla bilgi
birikimi Ulaştırma Bakanlığının elindedir. Dolayısıyla, Ulaştırma Bakanlığının
bilgi birikiminden ve tecrübesinden istifade etmek gerekir. Bu sebeple,
Ulaştırma Bakanlığı temsilcilerinin sayısının artırılmasını istedik.
BAŞKAN
- Komisyonun ve Hükümetin kabul etmediği önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer
önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı tasarının 5 inci (beş) maddesindeki ek madde 21'de bulunan
"komisyonlara Özelleştirme İdaresi Başkanlığı temsilcilerinden birisi
başkanlık eder" cümlesinin "komisyonlara Ulaştırma Bakanlığı
temsilcilerinden birisi başkanlık eder" şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Lütfi
Yalman (Konya) ve arkadaşları.
BAŞKAN
-Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Türk
Telekom, en fazla Ulaştırma Bakanlığıyla ilgilidir. Uzman elemanlar Ulaştırma
Bakanlığı bünyesindedir. Yıllarını bu işe veren ehil insanlar Ulaştırma
Bakanlığındadır. Bu işin sahibi Ulaştırma Bakanlığıdır. O halde, özelleştirme
komisyonu başkanının Ulaştırma Bakanlığından bir uzman olması daha doğrudur.
Komisyon başkanlığının Özelleştirme İdaresine verilmesi, hem yanlış hem bunda ısrar
edenler açısından iyi niyetli değildir.
Bu
sebeple, Türk Telekomun özelleştirilmesiyle ilgili komisyona Ulaştırma
Bakanlığı temsilcilerinin başkanlık etmesi uygundur.
BAŞKAN
- Efendim, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
5
inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 5 inci madde
kabul edilmiştir.
6
ncı maddeyi okutuyorum:
MADDE
6. - 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesinin (a) bendinde "Personelin
statüsü:" ifadesinden sonra gelmek üzere "Türk Telekomdaki kamu payı
% 50'nin altına düşünceye kadar, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliklerine
atanacaklarda Devlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip olma ve en
az dört yıllık yüksek öğrenim görme şartları aranır." ifadesi eklenmiş,
aynı bentte yer alan "telekomünikasyon alanında sekiz yıl tecrübeye sahip
ve" ifadesi yürürlükten kaldırılmıştır.
BAŞKAN
- Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili Sayın Musa
Uzunkaya?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Salih Çelen; buyurun efendim.
(DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz
5 dakika.
DYP
GRUBU ADINA SALİH ÇELEN (Antalya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kısa
adıyla "Telekom Yasası" olarak bilinen Telgraf ve Telefon Kanunu,
Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım Sandığı Hakkında
Kanun ile Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Doğru
Yol Partisi Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu maddeyle, 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesinin (a) ve
(b) bentlerinde değişiklik yapılarak "telekomünikasyon alanında sekiz yıl
tecrübeye sahip" ibaresi çıkarılarak, genel müdürlük için sadece devlet
memuriyetine atanabilme şartına sahip olması yeterli bulunmaktadır.
Değerli
milletvekilleri, maddeyle getirilmek istenen asıl amaç, Türkiye'ye siyaset
yapmaya geldiğini saklamayan Sayın Derviş'in, aşama aşama devlet kademelerinde
kadrolaşma ve hâkimiyet kurma çabasıdır. Dün geceyi ve yaklaşık bir ay öncesini
hatırlayın. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna, Sayın Derviş
tarafından, yaklaşık bir ay kadar önce bir Başkan atanıyor ve dün gece de,
Kurulun üyelerinin tamamının üyelikleri, bir önergeyle son buluyor. Bu maddeyle
de aynı oyun oynanmakta ve genel müdürlük için gereken sekiz yıl
telekomünikasyon alanında tecrübe şartı kaldırılarak, buraya da Sayın Derviş'e
yakın bir kişinin genel müdür olarak atanması sağlanmaya çalışılmaktadır.
Bunun
gibi, Türk Tekekom Yönetim Kurulunun tamamen değiştirilmesi amacıyla daha
önceden var olan, Sayın Ulaştırma Bakanımızın, ana sözleşmeyi onay yetkisi
kaldırılarak, görüş bildirme şekline dönüştürülmüştür. Bu arada, Sayın
Ulaştırma Bakanımız devre dışı kalmakta, bir başka ifadeyle, maalesef, Türk
Milleti devre dışı kalmakta, bir atanmış kişiye ülke teslim edilmektedir ve
maalesef ve maalesef Türk asıllı Sayın Cotterelli'ye kadrolaşma yolu
açılmaktadır.
Açıkça
anlaşılıyor ki, daha sonra genel kurul yapılarak, Türk Telekomun Yönetim Kurulu
üyeleri de değiştirilecektir. Bu olayı, Sayın Bakan, IMF'nin isteği olarak
hükümete dayatmakta ve hükümet de bu
olaya,
maalesef, seyirci kalmaktadır. Oysa, seyirci kalınmak yerine, hey arkadaş, hey
Türk asıllı Sayın Cotterelli, bizim olan bir kurumun yönetim kuruluna,
yabancılar ne karışır denilmesi gerekmiyor mu?
MEHMET
EMREHAN HALICI (Konya) - Sayın Başkan, müdahale eder misiniz efendim?
SALİH
ÇELEN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, tabiî, Türkiye Cumhuriyeti Bakanının
görevi...
BAŞKAN
- Ne dedi efendim?...
MEHMET
EMREHAN HALICI (Konya) - Yerli Cotterelli diye bir şeyler söylüyor da, ayıp
oluyor, çok saygısızca konuşuyor.
BAŞKAN
- Düzeltelim efendim, özür dilerim.
SALİH
ÇELEN (Devamla) - Efendim, kimin ne olduğunu, maalesef, Türk Milleti gayet iyi
biliyor, herkes, herşeyi görüyor, kimse bir şeyi görmüyor değil; kim
Cotterelli, kim Cotterelli değil, kim Cotterelli'nin görevini üslendi, onlar
belli.
Türkiye
Cumhuriyetinin bakanının görevi, Türk Devletinin ve Milletinin ihtiyaçları
konusunda IMF veya başka yabancı kuruluşları ikna etmektir; ama, maalesef, bu
Sayın Bakan, yabancı kuruluşların menfaatleri doğrultusunda Türk Milletini ikna
etmekle uğraşıyor. Bu konuda kendi isteklerini, sanki, IMF'nin isteğiymiş gibi
de, hükümete dayattığı konusunda da, maalesef, ciddî şüpheler vardır.
Bu
şartlar altında...
MEHMET
EMREHAN HALICI (Konya) - Sayın Başkan, bir şeyler yapın, saygısızlık yapıyor.
BAŞKAN
- Sayın Çelen, siz avukatsınız, tabiî, ben sözünüzü kesmek istemiyorum, 65,
66'yı tatbik etmiyorum; ama...
MEHMET
ÇELEN (Devamla) - Buyurun Sayın Başkanım.
BAŞKAN
- Şimdi, personelin statüsü... Dışarıda binlerce personel bu kanundan belki,
acaba, bize ne gelir diye beklerken, siz getirdiniz Cotterelli'yi ve bir de
Sayın Derviş'i Ulaştırma Bakanı yaptınız...
MEHMET
EMREHAN HALICI (Konya) - Bravo Sayın Başkan.
BAŞKAN
- Neyse, ben size bırakıyorum.
SALİH
ÇELEN (Devamla) - Tamam Sayın Başkanım.
Şimdi,
herkes biliyor ki, dün akşam bir önerge ile Bankacılık Düzenleme Denetleme
Kurulu üyelerinin tamamı görevlerinden alındı. Bir tek kişi kaldı. Kim kaldı;
Sayın Başkan kaldı. Bu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Sayın Başkanını
hükümet daha önceden getirmemişti, sonradan geldi.
BAŞKAN-
Allah!.. Allah!...
SALİH
ÇELEN (Devamla)- Önceden gelen başkan gitmişti, geri kalan üyelerin tamamı
gitti. Endişemiz odur ki, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyelerinin de tamamı aynı
şekilde gideceklerdir Sayın Başkan.
BAŞKAN-
Sayın Çelen, pes ettim. Ben avukat değilim, bir şey demiyorum.
SALİH
ÇELEN (Devamla)- Estağfurullah Sayın Başkanım.
BAŞKAN-
Tabiî, pes ettim, ne yapayım!
SALİH
ÇELEN (Devamla)- Neyse, sözlerimi ben de bitiriyorum zaten.
Değerli
milletvekilleri, biz, çıkaracağımız yasaları, iktidarıyla-muhalefetiyle el ele
verir ve birlikte çıkarırız; öyle, onun dayatması, bunun dayatmasıyla değil.
Zaten Telekom'u özelleştirdiğimiz zaman, şu anda iktidar sıralarında oturmakta
olan iki partinin genel başkanları öncülüğünde, maalesef, Anayasa Mahkemesine
dava açılmış ve önceden çıkarılan Türk Telekom Yasası iptal ettirilmişti ve
bundan hem milletimiz hem devletimiz çok büyük kâr edeceği halde zarar
etmiştir. Bunun sorumluluğunun da, maalesef, o kanunun, yani, 1994'lü yıllarda
çıkarılan Türk Telekom'un özelleştirilmesine dair kanunun Anayasa Mahkemesinde
iptali yönünde imza atmış, oy kullanmış sayın milletvekillerimizin, sayın
bakanlarımızın omuzları üzerinde olduğunu düşünüyor, hepinize saygılarımı
sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN-
Efendim, 6 ncı maddeyle ilgili verilmiş 2 önergeyi tam okutacakken bir başka
önerge daha geldi, onu işleme koymayacağım. Sadece 2 önergeyi işleme koyacağım
efendim.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Balıkesir)- Sayın Başkan, önceden gönderdik.
BAŞKAN-
Efendim, yalan mı söylüyorum?! Yapmayın yani, istirham ediyorum.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Balıkesir)- Hayır... Hayır... Yani, ulaşmıştır; onun için
söylüyorum.
BAŞKAN-
Efendim, hem imzalar eksikti. Bizde fark etmez, nasıl olsa okuyoruz efendim.
Birinci
önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı tasarının 6 ncı maddesindeki "yüzde 50'nin altına düşünceye
kadar" cümlesinin "yüzde 51'ine kadar" cümlesiyle
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Lütfi
Yalman Fethullah Erbaş Malikî Ejder Arvas
Konya
Van Van
Özkan
Öksüz Mehmet Özyol
Konya
Adıyaman
BAŞKAN-
Sayın Yılmazyıldız, Lütfü Yalman Beyin korsan gönderdiği son önergede zatı
âlinizin ismi var; ancak, 3 kişiyle nasıl önerge veriyorsunuz?!
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Balıkesir)- 5 kişi olacak, doğru.
BAŞKAN-
Vermemişsiniz efendim, bulun 5 kişiyi...
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Balıkesir)- Tamam...
BAŞKAN-
Efendim, geçti artık.
Son
önergeyi okutup, işleme alacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 677 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 6 ncı maddesi ile değiştirilen
406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesinin (a) bendindeki "personelin
statüsü" ifadesinden sonra gelmek üzere "Türk Telekom'daki kamu payı
yüzde 50'nin altına düşünceye kadar" ibaresinin "yüzde 1'e düşünceye
kadar" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Fethullah
Erbaş Lütfi Yalman Yahya Akman
Van
Konya Şanlıurfa
İsmail
Alptekin Mehmet Özyol Eyyüp Sanay
Bolu
Adıyaman Ankara
BAŞKAN
- Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Türk Telekom yönetim kurullarına, kamu payı yüzde 1'e düşünceye kadar,
yukarıdaki kriterin uygulanmasını teklif etmekteyiz.
BAŞKAN
- Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer
önergeyi okutup, işleme alıyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
677
sıra sayılı kanunun 6 ncı maddesindeki "yüzde 50'nin altına düşünceye
kadar" cümlesinin "yüzde 51'ine kadar" cümlesi ile
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Lütfi
Yalman (Konya) ve arkadaşları
BAŞKAN
- Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN
- Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Türk Telekomun özelleştirilmesi, kesinlikle yüzde 49'un üzerine çıkmamalıdır. Ülkenin
istihbaratının riske edilmesi, ülke savunmasını tehlikeye sokacaktır. Türk
Telekom üzerinde, mutlaka devlet denetimi ve güvencesinin olması gerekir.
BAŞKAN
- Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
6
ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 6 ncı
madde kabul edilmiştir.
7
nci madde Ek 27'yi okutuyorum:
MADDE
7. - 406 sayılı Kanuna aşağıdaki maddeler eklenmiştir.
"EK
MADDE 27. - Bu Kanunda ve diğer mevzuatta Ulaştırma Bakanlığına, görev
sözleşmesi veya imtiyaz sözleşmesi yapma veya telekomünikasyon ruhsatı veya
genel izin verme yetkisi ile bu yetkiye ilişkin yapılacak düzenlemeler ile
ilgili her türlü göreve yönelik yapılan atıflar Kuruma yapılmış sayılır.
İmtiyaz
sözleşmesi akdedilerek yürütülecek olan telekomünikasyon hizmetleri veya alt
yapısına yönelik yetkilendirmeye ilişkin planlar Kurum tarafından hazırlanır.
Kurum tarafından hazırlanan bu planlar Ulaştırma Bakanlığının teklifi üzerine
Bakanlar Kurulu tarafından onaylanır ve Kurum tarafından yürütülür.
Görev
ve imtiyaz sözleşmeleri, telekomünikasyon ruhsatı ve genel izinlerin asgari
değerleri, Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.
BAŞKAN
- Efendim, Ek 27 nci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Samsun
Milletvekili Sayın Ahmet Demircan?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Burdur Milletvekili Sayın Mustafa Örs; buyurun. (DYP
sıralarından alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA MUSTAFA ÖRS (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan Telgraf ve Telefon Kanunu, Posta, Telgraf ve Telefon
İdaresinin Biriktirme ve Yardım Sandığı Hakkında Kanun ile Ulaştırma Bakanlığı
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Tasarısının 7 nci madde ek 27 nci maddesi üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu
adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla
selamlıyorum.
7
nci maddede lisans ve ruhsat verme yetkileri Telekomünikasyon Kurumuna
devredilmiş gibi görünse de tasarı incelendiği zaman bunun tam öyle olmadığı
açıkça görülmektedir. Zira, teklifi Bakanlar Kuruluna Ulaştırma Bakanlığı
yapacağı için Telekomünikasyon Kurumu Ulaştırma Bakanlığının sekreteryası
olmaktan öte bir işleve kavuşturulmamış ve dolayısıyla, amaçlanan tarafsızlık
sağlanmamış olacaktır.
Burada,
silahlı kuvvetler, emniyet ve asayişle ilgili konularda Telekomun yapmış olduğu
sözleşmelerin geçerliliğinin devam etmesi, ileride doğabilecek bazı
problemlerin halli açısından iyi bir gelişmedir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; liderler zirvesinde tasarıya son şekli
verilirken, Sayın Bakan Derviş'in, IMF yetkililerine sürekli bilgi vermesi ve
olurlarını alması bu hükümet açısından kötü bir durumdur. Millî konularda Yüce
Meclisin görüşü, oluru ve onuru -ki, bu onur aziz milletimizindir- ön planda
tutulmalı, emrivakilerle iş yapılmamalıdır.
Benim
de içinde bulunduğum Ulaştırma Komisyonunda tasarının görüşülmeden doğrudan
Plan ve Bütçe Komisyonuna gönderilmesi son derece anlamlı bir harekettir. Zira,
5 dakika içerisinde, kurtarıcı olarak görülen bu kanun tasarısının
görüşülmesinin, ülkemize ve vatandaşlarımıza faydalı olması kesinlikle söz
konusu değildir. Bu, komisyonda, gerekçe olarak da özellikle tarafımdan
belirtilmiştir, tutanaklarda da vardır. Sırf, 15 Mayısa kanunları yetiştirelim
mantığı ve hızıyla kanunların çıkartılmaya çalışılması birçok yanlışı da
beraberinde getirecektir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının diğer maddelerinde Türksat uyduları
ve yer istasyonlarının ne olacağı, devredilip devredilemeyeceği, devredilecekse
parasal konuları da tam belli değildir. Bu konuların da hassas olduğu ve
öncelikle düzenlenmesi gerektiğini bilgilerinize arz ediyorum.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Telekom, elinde bulundurduğu GSM lisansı,
kurulmakta olan GSM şirketiyle ilgili yabancı hissedarların hakları bu yasa
taslağında yer almamıştır. Buna da mutlaka açıklık getirilmelidir.
Türk
Telekom yatırımları, son dört yılda neredeyse durma noktasına gelmiştir. Türkiye
gibi, hat başı gelirleri sabit olan bir ülkede , gelirleri ve kârlılığı
artırmanın yolu, yatırım yaparak abone sayısını artırmakla mümkün olacaktır.
Yatırım yapılmadığı gibi, mevcut aboneler de mobil operatörlere
kaptırılmaktadır. Telekomun bugünkü değeri 5,5 milyar dolar civarında olduğu
defalarca söylenmektedir ve herkesin de malumudur.
1996
ve 1997 yıllarında yapılan özelleştirmelere göz atacak olursak, Almanya'nın,
yüzde 25 hisseyi 10 milyar dolara, Fransa'nın, yüzde 20 hisseyi 8 milyar dolara
ve İtalya'nın, yüzde 20 hisseyi 7 milyar dolara özelleştirdiğini görebiliriz.
Ne acıdır ki, bizim Telekoma bugün biçilen değer bunların kat kat altında
kalmaktadır. Bu, acı bir gelişmedir.
1998
yılından beri dünyadaki liberalleşme sonucu oluşan büyük rekabet ortamında
operatörlerin kâr marjları çok düşmüştür ve tekel zamlarındaki gibi büyük
kârlar yapamaz hale gelmişlerdir. Dolayısıyla, sektörde özelleştirmelere
ayrılacak paralar çok azalmıştır. Başka bir deyişle, Türkiye, bu konjonktürü
kaçırmıştır ki, ben, her iki bakanımızı da burada, dün, konuları açık bir
şekilde dinledim; kendilerinin de özelleştirmeden çok ümitli olmadıkları ve
konuşmacıların da, bu ortamın, bu fırsatın daha önceki yıllarda kaçırıldığı,
dün akşam televizyonlardan canlı bir şekilde verilmiştir.
Son
yıllarda Türk Telekomun kötü yönetilmesiyle içine düştüğü durum eklenince, bu
düşük gelirlerin de ortaya çıktığı malumlarınızdır.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bizim yönetimimiz dönemlerinde özelleştirmeyle
Telekomun yüzde 34-35'i yabancılara satılacaktı. Şimdiki tasarıda yüzde 45'i
satılma konumundadır. O dönemde buna karşı çıkanların ve kanunları Anayasa
Mahkemesine götürenlerin, şimdi bu yüksek oranı nasıl kabul ettikleri ve aynı
şartları nasıl gündeme getirdikleri tarafımızdan anlaşılamamaktadır. Kaldı ki,
biz, yüzde 51'inin devlette kalmasını istiyorduk. Bu, aynı zamanda,
denetlemenin kolay yapılmasını sağlayacaktı; fakat şimdi yüzde 1 altın hissenin
kalacağından bahsedilmektedir. Bizlere o dönemde ölesiye karşı çıkan zihniyetin
bu derece değişmesi, bizleri oldukça şaşırtmaktadır. Bir de, devlet, yabancı
sermayeyi yüzde 45 hisseyi sattıktan sonra, iki yıl beklemeye karar verirse
yabancılar...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Sayın Başkan, madde üzerinde konuşuyorum. Onun için, bir iki dakika müsaade
eder misiniz.
BAŞKAN
- Buyurun.
MUSTAFA
ÖRS (Devamla) - ...kanun hükümlerinden istifade edemeden iki yıl mevcut durumda
beklemek zorunda kalacaklardır. Bu durumda neden gelip Türk Telekomun
hisselerine sahip olsunlar? Bu düşünce yanlıştır.
"Kamu
payı yüzde 50'nin altına düştüğünde, Türk Telekomun tekel hakları, 2003 yılını
beklemeden kalkar ve liberal pazara geçilir" denilmektedir. Eğer, satış,
bir anda kamu payını yüzde 50'nin
altına
düşürülecek şekilde yapılırsa, özelleştirme ile liberalleşme aynı anda yapılmış
olur ki, bu, dünyada görülmemiş bir örnektir.
Telekom
rekabete hazırlanmadan liberalleşmeye geçit verilmemeli ve Telekom, kurtlar
arenasına atılmış kuzu durumuna düşürülmemelidir. Bu hususlar yabancı sermayeyi
olumsuz yönde etkileyecektir.
Bu
ek madde 27'de -sürem az olduğu için tamamını okumuyorum- bazı yetkilerle
ilgili olarak "Kurum tarafından hazırlanan bu planlar Ulaştırma Bakanlığı
teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından onaylanır ve Kurum tarafından
yürütülür.
Görev
ve imtiyaz sözleşmeleri, Telekomünikasyon ruhsatı ve genel izinlerin asgarî
değerleri, Kurumun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir"
denilmektedir. Niçin birisinde Ulaştırma Bakanlığının teklifi, diğerinde ise
Telekomünikasyon Kurumunun teklifi olduğunu anlamak mümkün değildir.
Bizim
dönemimizde personel giderlerinin gelire oranı yüzde 18 seviyesindeyken,
Telekomun bugünkü bu rakam karşısındaki gideri yüzde 40-42'lere
yükseltilmiştir. Dolayısıyla, Telekom, ciddî anlamda değer kaybına
uğratılmıştır. 1997'de yıllık geliri 1,5 milyar dolarlar olan bu şirketin, şu
andaki geliri, bunun sekizde-onda birine, yani 150-200 milyon dolara düşmüştür.
Bunun hesabının bu iktidardan sorulması gerekir. Krizlerin sorumlusu olarak başkalarını
gösterenler, asıl son dört yılın hesabını vermelidirler. Bu kadar krizi
yaratanların suskunluğunu, çaresizliğini, beceriksizliğini ve pişkinliğinin
hesabını bu millet sizlerden soracaktır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAKAN
- Lütfen toparlayınız.
MUSTAFA
ÖRS (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, özelleştirmeye biz
hiçbir zaman karşı olmadığımız gibi, devletin menfaatlarının her zaman önplanda
tutulması gereğinin altını çiziyoruz; bunu tekrar yineliyorum.
Sizleri
ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Efendim, teşekkür ederim.
Ek
27 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Ek 27
nci madde kabul edilmiştir.
Bir
dakika efendim, 28'i okumadan evvel, demin Sayın Lütfi Yalman'ın önergesi
"korsan" dedim; ama, Sayın Yalman, grubu salonu terk etmeden evvel bu
önergeleri vermişti; onun için, okutup, işleme koydum; isterse, şimdi de
verebilir.
CEMAL
ENGİNYURT (Ordu) - Kapıdan bakıp bakıp gidiyor...
BAŞKAN
- Olsun efendim; hakkı var; istediği şekilde yapar.
Teşekkür
ederim Sayın Yalman.
Ek
madde 28'i okutuyorum: silahlı
EK
MADDE 28. - Türk Telekom ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Millî Savunma Bakanlığı
ve ülke güvenliği, emniyeti ve asayiş ile ilgili diğer kamu kurum ve
kuruluşları arasında telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin
olarak imzalanan ve imzalanacak tüm sözleşme ve protokollerin geçerliliği devam
eder.
BAŞKAN
- Madde üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili Sayın Ahmet
Demircan?.. Yoklar.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik. (DYP sıralarından
alkışlar)
Buyurun.
DYP
GRUBU ADINA HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; burada, huzurunuzda Osmanlı Devletini, Düyun-i Umumiye noktasına
getiren serüveni arz ederek, değerli hükümetimizin bu kıssadan hisse
çıkarmasını istirham edeceğim.
1876
yılında Sultan Abdülaziz, halledilmeden kısa bir süre önce, İngiliz diplomat
Türk dostu David Urquhart Sultan Abdülaziz'e bir mektup yazar; bu mektupta
Osmanlı Devletinin nasıl dışborç bataklığına itildiğinin hikâyesini anlatır.
Hikâye şudur değerli arkadaşlarım; David Urquhart der ki: "1828'deki
Osmanlı-Rus Savaşının ardından, Osmanlı Devleti, Rusya'ya çok ağır bir savaş tazminatı
ödemek zorunda kalmıştı Ve fırsat bu fırsat, İngiliz hükümeti beni
görevlendirdi, İstanbul'a geldim, dönemin maliye nazırı olan Akif Paşa'yla
görüştüm, dedim ki 'biz, bu zor günümüzde size borç vermek istiyoruz' ve bana
verilen talimat o borcu mutlaka kendisine kabul ettirmem yönündeydi. Bütün
ısrarlarıma rağmen..." diyor "...Akif Paşa dedi ki 'ben, halkımın
dişiyle, tırnağıyla kazandığı paraları size faiz olarak ödeyemem' dedi. 'Benim
dinim, benden sonraki nesilleri borçlandırmayı yasaklamıştır; ben, halkımdan
fedakârlık isterim, ama, sizden dışborç almam' dedi ve kesin bir dille
reddetti.
Sizin
daha sonraki vezirleriniz, uzatılan dışborçları ulufe zannettiler; dışborç
aldınız; bu dışborçları ödemek için yine dışborç aldınız; dışborç faizlerini ödemek
için yine dışborç aldınız ve öyle bir noktaya geldiniz ki, dışborçlarınızdan
dolayı şu anda Avrupa'da pazarlık gücünüz sıfıra inmiştir."
Yıl,
1876 ve ondan sonraki süreci değerli milletvekili arkadaşlarım biliyorsunuz.
Zaten, 1881'de, o gün, o, alacak sahipleri olan Avrupalı ülkeler, gelip
İstanbul'da Düyunu Umumiyi Meclisini kurdular. Bugün, İstanbul'daki o görkemli
İstanbul Erkek Lisesinin binasında faaliyete başladılar ve dediler ki:
"Siz,
bu
gelirle, bizim borçlarımızı ödeyemezsiniz; sizin paralarınızı biz kontrol
edeceğiz; biz, alacaklarımızı alacağız, eğer, artarsa size de vereceğiz."
Bugün,
IMF'nin Ankara'da büro açmasıyla Düyunu Umumiye Meclisinin 1881'de İstanbul'da
kurulması arasında, aslında, pratikte çok fazla bir fark yok değerli arkadaşlarım.
Bizim,
IMF'ye, Dünya Bankasına aslında kızmaya hiç mi hiç hakkımız yok değerli
arkadaşlarım. Biz, millet olarak, genellikle kolayı seçen bir milletiz.
Başımıza gelen bütün felâketleri, bütün musibetleri kendi dışımızdaki unsurlara
havale ederek kendimizi sorumluluktan kurtarmak gibi bir ucuzcu tavrımız var.
Koyunlarına
sahip olmayan bir çoban, eğer, koyunlarını kurtlara kaptırırsa, arkasından da
"kahrolsun kurtlar"derse, ahmaklığını tescil ettirmiş olur; bunun,
pratikte hiçbir anlamı yok. Günah işleyen bir insan, Allah'ın huzuruna gittiği
zaman, Allah "kulum, niye işledin bu günahı?" derse, o da
"Şeytanı yarattın, başımıza musallat ettin; o, dürttü, ben de
işledim"derse, bu, onu kurtarır mı değerli arkadaşlarım? Hijyenik şartlar
sağlamayan bir insanın "mikroplar beni hasta etti diye mikroplara
küfretmesinin hiçbir anlamı yoktur. Onun için, şimdi, bizler, bugün, kalkmışız
IMF'ye, Dünya Bankasına kızıyoruz, kızmamız gereken birileri varsa, o da biziz
değerli arkadaşlarım. Bakınız, sabahtan beri bu kanun tasarısının müzakereleri
yapılıyor, şimdi birçok...
HALİL
İBRAHİL ORAL (Bitlis) - Hüseyin Bey, doğrusun...
HÜSEYİN
ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, lütfen, bazı arkadaşlarımız, böyle, oturduğu
yerden, guguk kuşu gibi falan müdahale etmesin!
BAŞKAN
- Efendim, karşılıklı konuşmayın.
SÜLEYMAN
TURAN ÇİRKİN (Hatay) - Düyun-i Umumiyeyi anlat.
BAŞKAN
- Anlatır...
HÜSEYİN
ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bakın, şu anda Fazilet Partisi Meclisi
terk etmiş durumda. İçinizden birçoğu dua ediyor, diyor ki, şu Doğru Yol
Partisi de gitse de, biz, şunu çok rahat çıkarsak.
BAŞKAN
- Yok, yok...
HÜSEYİN
ÇELİK (Devamla) - Siz dua etmeye devam edin, bizim gideceğimiz falan yok da!..
Değerli
arkadaşlarım, bakınız, demokrasilerde esas olan muhalefettir. Şu anda, bakın,
Doğru Yol Partisi temsilcileri, sözcüleri, eğer bu kürsüden konuşmazsa, sayın
değerli Divan Üyesi arkadaşımızın metni okuması için bir 20 dakika, yarım saat
bir zaman lazım, bu işi bitirmiş olacağız. Biz, bu Parlamentonun çatısı
altında, kanunculuk oynuyoruz, seremonyal bir şey icra ediyoruz, bir ritüel
icra ediyoruz, kanun falan çıkarmıyoruz, kendi kendimizi aldatmanın anlamı yok.
Bir virgülü bile değişmiyor, bu, komisyonlarda da değişmiyor. Kanun yapma,
parlamento müzakeresi falan bu değil.
Şimdi
şu noktaya geliyorum değerli arkadaşlarım: Dünyada, dışborç almayan çok az ülke
vardır, dışborç alınmaz diye bir şey yok. Biz, özelleştirmeye falan da karşı
değiliz. Elbette dışborç alınır. Urquhart diyor ki padişaha, majesteleri,
siz...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Padişahımızın sesini kesecek değiliz ya efendim, ben kesmedim de kendi
kendine kesildi.
HÜSEYİN
ÇELİK (Devamla) - ...yeraltındaki, yerüstündeki kaynaklarınızı rantabl olarak
işletmek için geri dönüşümü olan projelere yatırım yapmak için dışborç
alsaydınız, siz, bu felakete duçar olmazdınız. Siz, carî harcamalar için borç
alıyorsunuz. Bakın, dikkat buyurun, Kanunî döneminde, Yavuz döneminde, hazine
ağzına kadar altınla doluyken, Topkapı Sarayıyla yetinilmiştir; ama, Dolmabahçe
Sarayı, Çırağan Sarayı, Yıldız Sarayı, Şale Köşke, Maslak Köşkü, Maslak Köşkü,
Küçüksu Kasrı, bütün o debdebe ve görkemi yansıtan bütün saraylar, köşkler, 19
uncu Asırda, devletin çatır çatır göçtüğü dönemde yapılmıştır.
Biz,
borç alalım elbette... Dünyada bizim gibi, batık bankaların zararlarını ödemek
için dış borç alarak, aldıktan sonra da, birileri bize dış borç verecek diye,
böyle zil takıp, göbek atan bir millet var mıdır onu da ben şahsen merak
ediyorum. Borç bulduk diye, bize borç verecekler diye sevinmemizin hiçbir
anlamı yok.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN-
Sayın Çelik, çok teşekkür ediyorum; siz Divan üyesi olduğunuz için 1 dakika
artı bir süre verdim.
HÜSEYİN
ÇELİK (Devamla)- Müteakip maddelerde görüşlerimi anlatacağım.
Hepinize
saygılar sunarım. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN-
Teşekkür ederim.
Ek
28 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Kabul
edilmiştir.
Ek
29 uncu maddeyi okutuyorum:
EK
MADDE 29. - Türk Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50'nin
altına düşmesi durumunda, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 30
gün içerisinde, Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendi uyarınca belirlenen
asli ve sürekli görevlerde çalışan personel, 399 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameye tâbi kadrolu ve sözleşmeli personel ile kapsam dışı personelin
listesi Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bu personel, Devlet Personel
Başkanlığınca 30 gün içerisinde
başka
kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilir. Nakle ilişkin usul ve esaslar Devlet
Personel Başkanlığınca bu Kanunun yayımından itibaren 60 gün içerisinde
çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.
Nakledilecek
personelin başka kamu kurum ve kuruluşuna atanarak burada göreve başlamasına
kadar geçecek süredeki aylık, ücret, ikramiye, zam ve tazminatlar ve sosyal hak
ve yardımlar ile bu döneme ilişkin harcırah, sağlık yardımı gibi özlük hakları
Hazine tarafından ödenir. Bunlardan T.C. Emekli Sandığına tabi olanların bu
süre içinde Sandıkla olan ilgileri devam eder.
Sözleşmeli
statüde veya kapsam dışı personel olarak çalışanların 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununa tabi kurumlara nakledilerek Devlet memuru statüsüne
geçirilmesi halinde sözleşmeli statüde veya kapsam dışı olarak geçen hizmet
süreleri, aynı Kanunun ek geçici 1, 2 ve 3 üncü maddelerine göre, 458 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname hükümleri de dikkate alınmak suretiyle, öğrenim
durumlarına göre yükselebilecekleri tavanı aşmamak kaydıyla kadro şartı
aranmaksızın kazanılmış hak aylık, derece ve kademelerinin tespitinde
değerlendirilir.
Kamu
kurum ve kuruluşlarına atanan personelin atandıkları tarihteki kadro ve
pozisyonlara ait aylık, ücret, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminat
haklarının veya sözleşme ücretlerinin net tutarının, nakledildiği kuruluş
mevzuatına göre hakedeceği aylık, ek gösterge, varsa ikramiye, her türlü zam ve
tazminat haklarının veya sözleşme ücretinin (varsa ikramiye dahil) net
tutarından fazla olması halinde aradaki fark giderilinceye kadar, herhangi bir
kesintiye tâbi tutulmaksızın tazminat olarak Hazinece ödenir.
Ancak
bu madde gereğince nakledilen personelden 399 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin eki I sayılı cetvelde belirtilen personelin, eski kadrolarına ait
aylık, ek gösterge ve her türlü zam ve tazminat (ek tazminat hariç) hakları
şahıslarına bağlı olarak atandıkları görevlerde kaldıkları sürece saklı
tutulur. Ek 22 nci maddenin (a) bendi uyarınca asli ve sürekli görevlere
ilişkin kadrolarda çalışmakta iken bu madde gereğince nakledilen personelin
aylık ücretleri ile ikramiyeleri tutarının 399 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin eki I sayılı cetvelde yer alan emsali kadrolar için belirlenen
aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminat haklarıyla eşit
olmasından itibaren, emsali durumdaki kadrolara ait aylık, ek gösterge ve her
türlü zam ve tazminat (ek tazminat hariç) hakları şahıslarına bağlı olarak
atandıkları görevde kaldıkları sürece saklı tutulur. 399 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname gereğince I sayılı cetvele tâbi iken 4502 sayılı Kanunun geçici 4
üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri çerçevesinde daha önce nakil işlemi
gerçekleştirilenler de bu madde hükmünden yararlanırlar.
Türk
Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50'nin altına düşmesinden
itibaren bir yıl içinde, 1475 sayılı İş Kanununa göre çalışanların hizmet
akitlerinin haklı neden olmaksızın işveren tarafından feshedilmesi veya 1475
sayılı İş Kanununa göre haklı nedenlerle (emeklilik dışında) kendileri
tarafından feshedilmesi sonucunda işsiz kalanlar 4046 sayılı Kanunun 21 inci
maddesinde belirtilen iş kaybı tazminatı ve diğer hizmetlerden yararlanırlar.
Bu husustaki işlemlerin yürütülmesinden Türkiye İş Kurumu görevli, yetkili ve
sorumludur. Bu madde uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından
yapılması gereken ödemeler Hazine tarafından yapılır."
BAŞKAN
- Ek madde 29 üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili Sayın
Ahmet Demircan?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik; buyurun efendim.
(DYP sıralarından alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Bütün
telaşımız 10 milyar dolar bulabilmek için. Biz, bu 10 milyar doları yanlış
yerde arıyoruz. Bizim nice 10 milyar dolarlarımız var, bu ülkenin nice 10
milyar dolarları var; fakat, biz almasını bilmiyoruz, ekonomiye kazandırmasını
bilmiyoruz.
Değerli
arkadaşlarım, bu ülkede en büyük problem, güven meselesidir. Bugün, beceriksiz
yönetimler sayesinde, ülkede, vatandaşımız kendi devletine güvenmez hale
gelmiştir. Vatandaş devlete güvenmiyor, hükümete güvenmiyor, siyasî partilere
güvenmiyor, medyaya güvenmiyor, yargıya güvenmiyor; açıkçası, devlet de millete
güvenmiyor. Dün, Sayın Sami Selçuk "İskele Sancak" programındaydı,
vatandaşa "yargı bağımsız mı, yargı siyasallaş mı" diye soruldu; vatandaşın
yüzde 95'i "yargı siyasallaşmıştır, yargı bağımsız değildir" diye oy
beyanında bulundu.
Bakınız,
bu güveni tesis edebilirsek, bu ülkenin bankalarında, şu anda, döviz mevduatı
olarak 38 milyar dolar para var. En iyimser rakamlarla, yastık altında, şu anda
asgarî 15-20 milyar dolar para var. Toplarsanız, bu ülkede, vatandaşımıza ait
55 milyar dolar para var. Almanya'daki işçilerimizin 120 milyar marklık
serveti, birikimi var; fakat, nereye koyacağını, nerede değerlendireceğini
bilmiyor bu insanlar. Bu ülkeye, bu hükümete, bu ekonomiye, bu devlete de
güvenmedikleri için, bu parayı bize göndermiyorlar.
Bakınız,
TESEV'in son zamanlarda yaptırdığı bir ankete göre, bu ülkenin vatandaşlarının
sadece yüzde 5'i birbirine güveniyor. Ali Veli'ye, Veli Ali'ye yüzde 5 oranında
güveniyor; böyle bir hale geldik. Eğer, bu güveni tesis etmezsek, biz, 10
milyar doları da getirsek, bu ekonominin bükülmüş olan belini düzeltemeyiz.
Güven mutlaka tesis edilmelidir. Devlet vatandaşıyla barışmalıdır, devlet
dindar insanlarla barışmalıdır, üniversitedeki başörtülüyle barışmalıdır,
devlet bölgelerarasındaki kalkınmışlık düzeyini asgariye indirmelidir. Bu
güveni tesis edemezseniz, sermayenin rengini yeşil, mavi, kırmızı diye
bölerseniz,
bizim Anadolu kaplanları dediğimiz insanları bu ülkeden kovarsanız, onlar çeker
giderler ve biz de "para, para" diye ağlar, onun bunun kapısında
dilencilik yapmak zorunda kalırız.
BAŞKAN
- Allah korusun...
HÜSEYİN
ÇELİK (Devamla) - Namık Kemal'in, Lazımsa gazelinde çok güzel bir beyit vardır.
Der ki
"Sana,
senden gelir bir işte dâd lazımsa,
Ümidin
kes zaferden, gayrıdan imdat lazımsa."
Bir
işte, sana, senden ancak yardım gelir. Eğer, başkasından imdat bekliyorsan,
zaferden ümidini kes. Biz, başkasının parasıyla, başkasının servetiyle ülke ekonomisini
düzene sokacağımızı, düzelteceğimizi düşünüyorsak, yanılıyoruz değerli
arkadaşlarım.
Bugün,
dünyada üçüncü sektör olarak isimlendirilen bir sektör var. O da vakıf
sektörüdür, NGO'lardır; yani, sivil toplum örgütleridir. Bu ülkede, sivil
toplum örgütleri de tek tipleştiriliyor, devletleştiriliyor. Öncelikle, bizim
yapmamız gereken en önemli şey, bu ülkede siyasî liberalizmi tesis etmektir.
Bunu tesis etmediğiniz sürece, ekonomik olarak liberalizmi tesis edemezsiniz,
bu getirilen, borç alınan paralar da palyatif tedbirlerden öteye geçmez.
Değerli
arkadaşlarım, Amerikalıların bir atasözü vardır, herkesin bunu çok iyi
bellemesi lazım. Amerikalılar -Co'nun altın kuralı- derler ki "Altını
olan, kuralı koyar." Kimin altını varsa, kuralı o koyuyor. Bugün, dünyada,
altını olan insanlar, kuralı koyuyorlar ve biz de, o kurallara göre oynamak
zorunda kalıyoruz.
Bakınız,
bizim de altınımız var. Biz, varlık içinde yokluk çeken bir milletiniz.
Bakınız, ben, sizi kesinlikle temin ediyorum, eğer, bu ülke insanına, bu
devlet, şefkatle muamele etsin; bu ülke insanının diniyle, diyanetiyle
uğraşmasın, başındaki örtüyle uğraşmasın; bu ülkede gerçek manada demokratik
bir ortam tesis edilsin, farklılıklara tahammül edilsin; bu insanlara sevgiyle
yaklaşılsın; yani, devletin gerçekten demokratik bir devlet olması için önce
çaba harcayalım, demokratik bir yaklaşımla insanımıza yaklaşalım, bu para bize
fazlasıyla gelir ve ekonomiye de kazandırılır.
Bugün,
hanımlarımızın kolundaki bilezikleri bir yere toplarsanız, iki Ağrı Dağı ortaya
çıkar. İstiklâl Savaşı esnasında bizim kadınlarımız, boyunlarındaki
beşibirlikleri çıkarıp, veriyorlardı "alın, orduya mühimmat alın"
diye. Bugün, bu devlet çıksın, vatandaştan para istesin, hiç kimse - çok
affedersiniz, tabirimi bağışlayın, zırnık bile vermezler bu hükümete...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İBRAHİM
HALİL ORAL (Bitlis) - Doğru, İstanbul Bankasına gitti paralar!
BAŞKAN
- Şimdi, "zırnık" tabirini açalım...
HÜSEYİN
ÇELİK (Devamla) - Efendim, tırnak içinde söylüyorum.
BAŞKAN
- "Zırnık" tabirini açarsınız, söz vereceğim; ben de zırnık vermem
çünkü. (Gülüşmeler)
HÜSEYİN
ÇELİK (Devamla) - Çıkarın efendim.
Değerli
arkadaşlarım, bakınız, İstanbul Bankası, filan banka, falan banka sesleri
duyuyorum. Bu ülkenin, bu ülkemiz insanının, daha tüyü bitmemiş yetimin
hakkının kim bir lokmasını yemişse, kim bu ülkede bir çekirdek çalmışsa, 5 000
kere fitil fitil burnundan gelsin! (Alkışlar) Eğer, bu Meclis, yetimin hakkını
çalanların da burnundan getirmezse, bu Meclisin de burnundan gelecektir; onu da
arz etmek isterim efendim. (DYP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim Sayın Çelik.
Ek
29 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Kabul
edilen ek 27, ek 28, ek 29 uncu maddelerle birlikte çerçeve 7 nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir; hayırlı
olsun.
8
inci maddeyi okutuyorum:
MADDE
8.- 22.12.1941 tarihli ve 4157 sayılı Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin
Biriktirme ve Yardım Sandığı Hakkında Kanunun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Madde
1. - Bu Kanun ile kurulmuş olan ve yeni bir düzenlemeye kadar geçerliliğini
koruması öngörülen Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım
Sandığı bu Kanunla ikiye ayrılır; hak ve yükümlülüklerinin devamını sağlamak
üzere iki ayrı "Posta ve Telgraf Teşkilâtı Biriktirme ve Yardım
Sandığı" ile "Türk Telekom Personeli Biriktirme ve Yardım
Sandığı" kurulmuştur.
PTT
ve Türk Telekom'un % 50 ve daha fazla hissesine sahip olduğu iştirak ve
şirketlerinde çalışan personel de bu sandıklara üye olabilir.
Sandıkların
gelirleri;
a)
Üye olan personelden alınacak aidattan,
b)
Gayrimenkul ve menkullerinin satış, kira ve işletilmesinden elde edilecek
gelirlerden,
c)
Sandık mevcudunun faizleri, teberrulardan elde edilecek gelirlerden,
d)
Şirket, iştirak ve ticarî işletmeler ile bunların devir ve kiralamalarından
elde edilecek gelirlerden,
e)
Diğer gelirlerden,
Oluşur.
Sandıkların
idaresi Genel Kurullarında ayrı ayrı çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Sandıklarla ilgili yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar mevcut mevzuatın bu
Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."
BAŞKAN
- 8 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili Sayın
Ahmet Demircan?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız;
buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu madde de, PTT Biriktirme ve Yardım Sandığının ikiye
ayrılması hususundadır. Bu maddede, gelirlerin nereden alınacağı, yönetim
kurulunun nasıl oluşacağı belirlenmektedir. Bu sandıktaki varlıkların yüzde
35'i nakit, yüzde 65'i gayrimenkullerden oluşmaktadır; bu maddede eksik olan,
bu gayrimenkullerin nasıl paylaşılacağı konusunda net bir hüküm olmamasıdır.
Nitekim, Türk Telekom ile Posta İşletmesinin mallarını ayırırken ne kadar büyük
kavgalar olduğu, yıllarca devam ettiği çok bellidir.
Bunun
dışında, yönetim kurulu teşkil edilirken, 3 üyesinin bürokratlardan seçilmesi
mecbur kılınmıştır. Halbuki, üyeler, tümüyle kendileri seçerlerdi, emekli
olanlardan da seçebilirlerdi. Bu konudaki mahzurları dışında, olması gereken,
hatta, 4502 sayılı Kanunda unutulup, şu anda tamamlanan bir maddedir.
Şimdi,
bu Telekom Yasasına baktığımız zaman, maalesef, şöyle, basın taramasında, hiç
iç açıcı şeyler yok ve bizi üzen şeyler var. Bakıyoruz, Sayın Başbakan
tarafından ""Sayın Bush'un verdiği desteğin kıymetini bilelim"
gibi... Türkiye'deki mahkemelerin iç işine karışacak kadar "bunları şöyle
cezalandırın" diyebilecek kadar ağır ifadeler taşıyan bu mektuptan övünç
duyacak duruma gelmişiz; ne üzüntü verici! Halbuki, Sayın Başbakanın siyasete
atılmasına sebep olan, Genel Sekreterliğini yaptığı partinin Genel Başkanı,
Başbakan iken diyordu ki: "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini
alır" Bu, son derece seviyeli, son derece övünç duyulacak noktadan,
maalesef teslimiyetçi bir noktaya gelmiş. Daha da acısı, bakıyoruz, Anayasa Mahkemesine,
"Mondros Mütarekesindeki şartları havidir" diye kaleme alınan iptal
başvurusunun altında Sayın Başbakanın imzası var!
O
günkü şartlara bakıyoruz, tahkim yok; şimdi özelleştirmede bir itiraz olsa, ne
olacak; tahkime gitme imkânı var; yani, Türk mahkemeleri geçerli değil. Daha
ağır şartlarda, maalesef...
VAHİT
KAYIRICI (Çorum) - Tahkime karşı mısın?
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Tahkime karşılık değil, ben, sadece 8 yıl önce, 9 yıl
önce daha avantajlı şartlarda, daha iyi bedelle özelleştirilebilecek bir kuruluşu,
o gün, sırf muhalefet olsun anlayışıyla engellenmesi, maalesef çok acı bir
tecrübe.
VAHİT
KAYRICI (Çorum) - Doğru, tamam.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bir zamanlar partisinin Genel Sekreterliğini yaptığı
Başbakanın "dünya kurulur, Türkiye'de orada yerini alır" ifadesinden,
bugün "bu mektuptan övünç duymalıyız, gurur duymalıyız" noktasına
gelmiş; çok acı bir nokta.
Yine
bakıyoruz, öyle dayatmalar var ki, 4502 sayılı Yasaya göre, Telekom Yönetim
Kuruluna, en az 8 yıllık tecrübesi olan insanlar atanacaktı; şimdi bu şart
kaldırılmıştır. Adam üniversiteyi bitirebilir; ama -küçümsemek için
söylemiyorum, o da çok saygıdeğer meslek ama- bakkallık yapar, kasaplık yapar,
manavlık yapar; 4 yıllık üniversite mezunu diye, şimdi bunları da mı atacağız?!
Yani, Sayın Derviş şunu mu demek istiyor: "Sayın Bakan, sizin atadığınız
elemanlar ehil değil, ben kendi elemanlarımı atayacağım. Bankacılık Düzenleme
ve Denetleme Kuruluna 6 yıl süreyle atanan, yine bu hükümet tarafından atanan,
ondört ayda, ince elenerek, sık dokunarak, büyük tartışmalarla atanan bunca
yetenekli eleman hiçbir işe yaramıyor, bunlar bir işi beceremiyor deyip, dün
akşam, buradan, bir kanunla yetkiyi elinden aldık ve şimdi, Sayın Derviş'in
dedikleri atanacak.
İSMAİL
KÖSE (Erzurum) - Yanlış, Bakanlar Kurulu...
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bunlar, bu atamalar geçersiz oldu. Şimdi, bundan
sonra, yine Sayın Derviş'in dedikleri atansın diye, bu sektörde hiçbir
tecrübesi olmayan -siz bakanlığınızı yaptınız- uydu teknolojisinden fiberoptik
teknolojiye kadar, İnternete kadar, son derece ileri teknoloji olan bir
sektörde, tecrübe aranmaması ne büyük gariplik.
BAŞKAN
- Siz, her maddede, her konuda Derviş Beyi ifade ederek, Derviş'i sonunda
erdireceksiniz efendim. Derviş, ermiş olacak sayenizde.
Buyurun.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Değişiklik önergemizi onun için vermiştik; ama, zaman
darlığından yetişmemişti.
Şimdi,
bir diğer konu, özellikle, bu konuda...
MUSTAFA
GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) - Çiller nerede?!
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Sayın Çiller Amerika'da...
HALİL
ÇALIK (Kocaeli) - Ne yapıyor?!
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Türkiye'yi anlatıyor.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA
ÖRS (Burdur) - Ecevit İspanya'da ne yapıyordu?!.
BAŞKAN
- Sayın Yılmazyıldız, lütfen... Süre vereceğim efendim, yalnız Genel Kurula
hitap edin. Rica edeceğim... Yani, DSP Grubuna niye hitap ediyorsunuz; Genel
Kurula, ortaya hitap edin.
Buyurun.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Sayın Derviş gibi, onbeş günde bir gidip, Amerika'daki
muhataplarına hesap vermiyor. Yan odaya geçip, onay almıyor.
Onun
için, bakınız, bu hükümette, ne Başbakanın ne bakanların önemi kalmamıştır. Bir
bakan direniyor. Bu özelleştirmede yüzde 49'un altında olduğu zaman
"efendim, biz, çoğunluk hakkı isteriz" derken, Bakanlığın hissesi
yüzde 56'nın altına inmediği halde, bakıyoruz Sayın Bakan hakkını teslim
ediyor. Niye; yan odaya geçilip ikna ediliyor. Yani, dolayısıyla...
BAŞKAN
- Sayın Yılmazyıldız, toparlayın efendim; 9 uncu maddede de konuşacaksınız;
lütfen... Teşekkür ediyorum.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Sayın Başkan, konuyla ilgili konuşuyorum.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Efendim, olsun, süreniz bitti... 9 uncu maddede de konuşursunuz.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bunlar çok önemli konular. Siz böyle müdahale
ederseniz olmaz.
BAŞKAN
- Benimle niye münakaşa ediyorsunuz, beni de mi Derviş gördünüz?..
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Maalesef...
BAŞKAN
- Sayın Yılmazyıldız, istirham edeceğim efendim. 9 uncu maddede de söz
vereceğim.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Maalesef, Türkiye'yi manda yönetimi altına soktunuz.
Tarih sizden hesap soracaktır diyorum. Bunu unutmayınız. Yan odaya geçip, yok
Amerikan Başkanından, IMF Başkanından, yok bilmem kimden onay almak, herhalde
çok övünülecek bir davranış olmasa gerektir diye düşünüyorum. (DYP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
- Oturmazsanız, birleşime ara vereceğim.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Çıkaracağımız bu kanuna "hayırlı olsun"
demeyi çok isterim; ancak, maalesef, burada, o kadar çok zorlamayla
değişiklikler yapılıyor ki, bakanların içine sinmiyor.
Onun
için, hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- 8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
9
uncu maddeyi okutuyorum:
MADDE
9. - 4157 sayılı Kanuna aşağıdaki madde eklenmiştir.
"EK
MADDE 1. - Bu Kanunda ve diğer mevzuatta Türkiye Cumhuriyeti Posta, Telgraf ve
Telefon İşletmesi Genel Müdürlüğüne yapılan atıflar ilgisine göre Türkiye
Cumhuriyeti Posta ve Telgraf Teşkilâtı Genel Müdürlüğü ile Türk
Telekomünikasyon Anonim Şirketi Genel Müdürlüğüne yapılmış sayılır."
BAŞKAN
- 9 uncu madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili
Sayın Aslan Polat?.. Yoklar.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız;
buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri...
İSMAİL
KÖSE (Erzurum) - Sayın Yılmazyıldız, teknolojiyi anlat...
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Tamam.
Bu
kanun tasarısında, özellikle, GSM'yle ilgili sözleşmelerin yeniden
değerlendirilmesiyle ilgili, görüşülmesiyle ilgili konular var.
Ben,
daha önce, Utelsat, İntelsat anlaşmaları zamanında ifade etmiştim. Maalesef, o
zaman, Türk Telekomun aleyhine pek çok madde vardı. Rakamları hemen
bulabilirsek söyleyeceğiz. Örneğin, sabit bir telefondan bir cep telefonunu
aradığınızda şirkete daha yüksek bir para öderken, tersine, cep telefonundan
sabit telefonu aradığınızda, cep telefonu şirketi, sabit telefon şirketine,
yani Türk Telekoma, onun onda biri fiyat ödüyordu. Bu durumların mutlaka
düzeltilmesi lazım. Bu, en azından, şimdiki durumuyla, kamunun yararına olan
bir durum değildir.
Yine,
bakıyoruz, Sayın Bakanın konuşmalarında, özellikle, havaalanı gibi, balıkçı
barınaklarıyla ilgili -mutlaka bunu söylemek durumundayım- maalesef... (ANAP
sıralarından "ne ilgisi var" sesi) İlgisi var... Sayın Bakan kanunla
ilgili konuşuyorsa, biz de konuşacağız.
Edremit
Körfez Havaalanı, tarihî adı Assos'tan Bergama'ya kadar olan bir bölgede
turizmi destekleyen bir havaalanı; ama, çalışmıyor.
Şimdi,
yine, bakıyoruz, balıkçı barınaklarında, Karşıyaka-Çakılköy gibi, pek çok
insana ekmek yeme imkânı sağlayan bu yatırımlar bana göre son derece faydalı;
ancak, hâlâ, bir Karaağaç, bir Marmara Adası... Ada'da, doğru düzgün bağlantı
kurulacak bir tane liman yok, bunun ihalesi yok. Onun için, bence, bir önceki
yatırımları, yanlışlıkları, şöyledir böyledir demek yerine, bir şeyler yapmak
daha iyi herhalde. Beş yıldır, Sayın Bakan da iki yılı aşkın bir süredir
Bakanlık yapıyor...
VAHİT
KAYIRICI (Çorum) - 15 ay...
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Evet... 15 aydır Bakanlık yapıyor... Şimdi, şunu
sormak isterim: Acaba, Bakanlığıyla ilgili ne kadar yatırım yapabilmiş?
İşte,
ülkenin ihtiyaçlarını karşılayacak yatırımları teşvik etmek gerekirken, ülkenin
ihtiyaçlarını karşılayacak yatırımları hızlandırmak gerekirken, bu yatırımlarla
ilgili polemik yapmanın çok faydalı olduğu kanaatinde değilim.
Nitekim,
Türkiye'nin en temel konularından, en önemli gelir kaynaklarından biri turizm.
Bakıyorsunuz, trafik kazalarından dolayı, pek çok vatandaşımızın yanında,
turistler de ölüyor. Gelişmiş ülkelerde insan hayatı kıymetli; bir kişi öldüğü
zaman, gazetelerde sürmanşet haberler ve birden, bıçak gibi, gelenler
kesiliyor. O zaman, bu insanları bir yerden bir yere karayoluyla nakletmek
yerine, bu insanları en yakın havaalanına ulaştırmak... Ki, Gazipaşa; mutlaka,
o bölge turizm bölgesidir; çok gerekli bir havaalanı olduğunu düşünüyorum, şart
ve...
MUSTAFA
VERKAYA (İstanbul) - Telekomu konuş, Telekomu.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Telekomu konuşuyorum.
Yine,
aynı şekilde, Sayın Bakanın Bakanlığı kapsamında olan ve şu anda görüştüğümüz
Telekom konusunda, maalesef, uzun süredir ciddî yatırımlar yok. Bakınız,
internet konusunda ciddî altyapı eksiklikleri var. Telekomda Sayın Bakanın
yaptığı en iyi şey, zam. Gazeteden okuduğumuza göre -kesin rakamı bilmiyorum;
ama, kendisi biliyor- yüzde 70 ile 90 arasında zam. Maliye Bakanı, 2001 yılı
bütçesinde yaptığı sunuşta "Amerika'da son on yılda ekonominin
gelişmesinin en önemli sebebi, telefon ve haberleşme ücretlerindeki
ucuzlama" diyordu. Türkiye'de bunun tam tersi. Çok şükür bu yasada bir
vergi yok; ama, bugüne kadar getirilen her yasada, 4502 sayılı Yasa dahil, her
yasada bir vergi. Getirdiğiniz bu kadar aşırı vergi yüküyle Türkiye'de esnaf,
sanayici nasıl iş yapacak? Bugün telefon faturasını alıyorsunuz, 5 değişik
vergi. Yüzde 25...
HASAN
SUNA (Yalova) - Allah Allah!
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Sizin bir şeyden haberiniz yok; siz, ancak
geziniyorsunuz...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Vallahi vermem...
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Madde üzerinde konuşuyorum...
BAŞKAN
- Samimî söylüyorum... Bir tane madde üzerinde konuşmadınız; vallahi de billahi
de vermem.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Tamam, bundan sonra yine konuşacağım...
BAŞKAN
- Vallahi vermem... Yemin ettim, hiç mümkün değil. Sözünüzü kesmedim, ikaz
etmedim, vermem... (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
İLYAS
YILMAZYILZDIZ (Devamla) - Tamam önemli değil; bundan sonra yine söz aldım. (DYP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim.
Efendim,
9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
10
uncu maddeyi okutuyorum:
MADDE
10. - 4157 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ
MADDE 1. - Posta ve Telgraf Teşkilâtı Biriktirme ve Yardım Sandığı ile Türk
Telekom Personeli Biriktirme ve Yardım Sandığı bu Kanun yayımlandığı tarihten
itibaren bir ay içinde Olağanüstü Genel Kurullarını toplayarak Yönetim
Kurullarını oluştururlar.
Posta,
Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım Sandığının her türlü
mevcudu, varlığı, borç ve yükümlülükleri o günkü bakiyeleri ile; Posta ve
Telgraf Teşkilâtı Biriktirme ve Yardım Sandığı ile Türk Telekom Personeli
Biriktirme ve Yardım Sandığı arasında T.C. Posta ve Telgraf Teşkilâtı Genel
Müdürlüğü ile Türk Telekom çalışanlarından halen üye olanların nemalandırılmış
toplam birikimleri anlamına gelen emeklilik yardımlarının toplamları oranında
tasfiye edilir. Aynı tasfiye kuralları ve oranları Sandığın tüm menkul ve
gayrimenkul mal varlıklarının bölüşümünde de kullanılır.
Tasfiye
işlemi bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak, T.C. Posta ve Telgraf
Teşkilâtı Genel Müdürlüğü ile Türk Telekom Teftiş Kurullarından üçer
başmüfettiş görevlendirilerek yapılır.
Tasfiye
işlemi altı ayda tamamlanır. Bölünme ile ilgili işlemler her türlü vergi,
resim, harç ve fondan muaftır.
Tasfiye
bitimi itibarıyla bir ay içerisinde ayrılmadan önceki Tüzük ve Yönetmelikler
çerçevesinde olağanüstü Genel Kurulları yapılır. Posta, Telgraf ve Telefon
İdaresinin Biriktirme ve Yardım Sandığının halen çalışan personeli
sandıklarının ihtiyaçları doğrultusunda özlük hakları ile paylaştırılırlar."
BAŞKAN
- 10 uncu madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Erzurum Milletvekili
Sayın Aslan Polat?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili Sayın İlyas Yılmazyıldız;
buyurun efendim.
DYP
GRUBU ADINA İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri, şimdi, değerli arkadaşlarımız, tabiî, konuyla çok ilgisiz,
hakikaten. Ben, burada, kavas arkadaşlardan rica ettim, Plan ve Bütçe
Komisyonundan geçen kanun tasarısından bir tane lütfen verir misiniz dedim;
masama gelmedi ve aldığım cevap "henüz, daha basımda" oldu. Daha
henüz basımda olan... (DSP ve MHP sıralarından "işte, hepimizde var
tasarıdan" sesleri)
Var
tabiî, ilk orijinal şekliyle var!..
HÜSEYİN
TAYFUN İÇLİ (Ankara) - Hayır, işte burada!..
MEHMET
EMREHAN HALICI (Konya) - İlyas Bey, burada var!..
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Yalansa, Erol Bey orada dikiliyor...
Dolayısıyla,
henüz daha okumadığınız, ne olduğunu bilmediğiniz bir konuyu burada
açıkladığımız zaman, "öyle mi" diyorsunuz... Bir tane telefon faturası
aldığınızda, beş tane vergi var diyorum; "öyle mi" diyorsunuz. (DSP
ve MHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN
- Sayın Yılmazyıldız...
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Dışarıda çıkıp çay içer gezinirsen, vatandaşla
konuşmazsan, ilgili olmazsan, faturana bile bakmaz sekreterine ödetirsen;
haberin olmaz.
BASRİ
COŞKUN (Malatya) - Sen kendine bak!..
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Şimdi, yüzde 25 KDV, oradan özel iletişim vergisi,
özel işlem vergisi, eğitime katkı payı... İletişim, bu kadar ağır yükten nasıl kalkacak?
BAŞKAN
- Sayın Yılmazyıldız, bir dakikanızı rica ediyorum.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Maddeyle ilgili konuşuyorum...
BAŞKAN
- Sayın Yılmazyıldız, bir dakikanızı rica edeceğim!..
Kavas
arkadaşlarımızın ismini kullanarak, "kanun tasarısı basılmadı"
diyorsunuz; kanun tasarısı, istemediğiniz kadar var.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Varsa, vermediler Sayın Başkan.
BAŞKAN
- İstirham ederim efendim... Siz, dün görüşülen Bankalar Kanun Tasarısını
istemişsiniz... Kavasları çağırdım, sordum efendim. Telekom Kanunu Tasarısı
burada; istirham ederim efendim...
Şimdi,
buyurun, devam edin.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Sayın Başkan, Bankalar Kanunu Tasarısı benim yanımda
mevcut; Bankalar Kanunu Tasarısı istemedim. Dolayısıyla, sizin, bizim neyi isteyip
neyi istemediğimizi bilmeniz mümkün değil. Birinin sözcüsü olmanız da
gerekmiyor. Lütfen, sözümü kesmeyin; ama, bakınız...
BAŞKAN
- Efendim, kanun tasarılarının, basılıp dağıtılmadan görüşülmesi mümkün değil.
Kanun tasarısına başlarken diyoruz ki, 677 sıra sayılı kanun tasarısı
dağıtılmıştır.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Sayın Başkan, vaktimi alıyorsunuz...
BAŞKAN
- Milletvekillerimize dağıtıldığı için tekrar okutmuyoruz diyoruz.
Buyurun,
şimdi, devam edin efendim.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Şimdi, burada...
MUSTAFA
GÜL (Elazığ) - Sayın Yılmazyıldız, bakın; tasarı var!
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Teşekkür ediyorum, ne güzel gösterdiniz, sağ olun.
Okudunuz mu acaba?! Önemli olan elinizde olması değil; önemli olan, okumak,
anlamak. (DSP ve MHP sıralarından gürültüler) Anlamış olsanız, en azından
itiraz ederdiniz. Hoş, itiraz etmeye cesaretiniz de yok; çünkü, gelen çıkıyor;
noter muamelesi...
HÜSEYİN
TAYFUN İÇLİ (Ankara) - Önce, özür dile!..
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Çıkıp burada konuşmaya cesaretiniz yok. Cesaretiniz
olsa, çıkar konuşursunuz; çünkü, müsaade alamıyorsunuz. Grup başkanvekilleriniz
müsaade etmediği müddetçe buraya çıkmanız mümkün değil. (DSP ve MHP
sıralarından gürültüler)
MÜKERREM
LEVENT (Niğde) - Sen izinsiz mi çıkıyorsun?!
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Dolayısıyla, milletvekili, milletin derdini dile
getirmek için; milletvekili, milletin sorunlarını dile getirmek için vardır ve
bu hür kürsü bunun için vardır.
BASRİ
COŞKUN (Malatya) - Sadede gel, sadede!
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bakınız, değerli arkadaşlarım, bu maddede, altı ay
içerisinde gerçekleştirilmesi öngörülen bu bölünmenin, gayrimenkullerinin
satılıp satılmayacağı; satılacaksa satışa esas muhammen bedelin kimler
tarafından tespit edileceği; satışın hangi usulle yapılacağı; bu sürenin
sonunda satışın gerçekleşmemesi halinde mülkiyet paylaşımının ne şekilde
olacağı gibi, pek çok muallak konular var. Yani, bu maddeler, son derece
tartışmaya, son derece çekişmeye açık konular, belki, ileride suiistimal iddialarına
açık konular; onun için, bunların tamamlanması lazım.
Yine,
bakıyoruz, Sandığın yönetmelikle idare edileceği şeklindeki hüküm de...
Sandıklarda idare tüzükle belirlenir. Yani, muhtemeldir ki, sırf bu maddelerden
dolayı endişe ederim ki, bu kanun, Anayasa Mahkemesinde iptal edilebilir.
Merak
etmeyin, biz, ikide bir, sizin yaptığınızı yapmayız; kalkıp da, bu kanun
Anayasa Mahkemesinde iptal edilsin diye başvurumuz olmaz; mahcup olacağımız,
sonra yüzümüzün kızaracağı bir iş yapmayız; ancak, buradan uyarmak zorundayız.
Yani, dün, Mondros Mütarekesiyle kıyasladığınız konuları, bugün, daha ağır
ifadelerle olan, daha ağır şartlarda ve daha ucuza özelleştirmeyi kabul etmek,
herhalde, çok övünülecek bir durum olmasa gerektir diyorum.
Saygılar
sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Sayın Yılmazyıldız, geçerken uğrarsanız, tasarıdan, ben size takdim edeyim
efendim. 1 değil 2 tane; buyurun.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN
- 10 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
11
inci maddeyi okutuyorum efendim:
MADDE
11. - 9.4.1987 tarihli ve 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilât ve
Görevleri Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin (g) bendi yürürlükten
kaldırılmıştır.
BAŞKAN
- 11 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili
Sayın Zeki Çelik?.. Yoklar.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Salih Çelen; buyurun
efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
Süreniz
5 dakika efendim.
DYP
GRUBU ADINA SALİH ÇELEN (Antalya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kısa
adıyla Telekom Yasa Tasarısı olarak bilinen, Telgraf ve Telefon Kanunu, Posta,
Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım Sandığı Hakkında Kanun ile
Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 11 inci maddesi üzerinde, Doğru Yol
Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu maddeyle, 9.4.1987 tarihli ve 3348 sayılı Ulaştırma
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin (g)
bendi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu bent incelendiğinde görülecektir ki, önce
3.5.1995 tarihinde, daha sonra da 57 nci hükümet tarafından getirilen bir
tasarıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 21 inci Dönemi tarafından, yani, bu
Meclis tarafından, daha önceden iki defa değişikliğe uğramıştır.
Görüldüğü
üzere, sık sık kanun değiştirmek, Meclisin çok fazla çalıştığı anlamına gelmez;
yani, zaman zaman, gazetelerde okuyoruz, görüyoruz ki, işte, 21 inci Dönem
Türkiye Büyük Millet Meclisi çok fazla çalışmaktadır, çok hızlı çalışmaktadır,
çok yoğun çalışmakta, çok kanun çıkarmaktadır. Oysa, bir gün çıkardığımız
kanunu yarın değiştirmek suretiyle, çalışıyor gibi görünüyoruz; aslında, böyle
değil.
Değerli
milletvekilleri, geçmişte, ben -demin, Sayın Başkanımızın da ifade ettiği gibi-
avukattım. Avukatlık yaptığım dönemde, otobüste direksiyondaydım; ben,
şofördüm, otobüste yolcu değildim; ama, maalesef, bu Meclis, direksiyonda şoför
gibi pek durmuyor, otobüste yolcu gibi duruyor. Nitekim, dün akşam, Sayın
Derviş, burada, sayın milletvekillerinin çok büyük faydası oldu, falan filan
demiş; aslında, bu, tamamen, bana göre, pek de, Meclisin çalıştığı anlamında
değildir... (MHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN
- Siz, Sayın Derviş'in müridi misiniz, uçuracaksınız onu; tam derviş yaptınız
yani, vallahi...
SALİH
ÇELEN (Devamla) - Haklısınız Sayın Başkanım, ama...
BAŞKAN
- Hayır, her lafın arkasından bir Derviş çıkıyor. Şu Telekomu bir konuşsak efendim;
sonra Derviş'e gelelim.
SALİH
ÇELEN (Devamla) - Hemen...
Başkanım,
üzerinde söz aldığım madde, 11 inci madde ve deniliyor ki, 3348 sayılı Kanunun
13 üncü maddesinin (g) fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldırılan hükümlere
bakacağız mecburen. Bu arada, tabiî, aklımıza gelmeden de edemiyor; aklımıza
geliyor, söylemek zorunda kalıyoruz; neyse... Aslına bakarsanız, Doğru Yol
Partisi zamanında, bir Türk Telekom Kanunu hazırlanmış, özelleştirme olarak.
Özelleştirme İdaresine verilmiş, kanun çıkmış; özelleştirilecek. O günkü
Türkiye'nin borcu 20 milyar dolar, içborcu. Eğer özelleştirilebilse,
Türkiye'nin içborçlarının tamamı ödenecek ve bugün
içerisinde
bulunduğumuz krizin doğması hiç mümkün hale gelmeyecekti. Neden; şu an, sayın
bakanlarımız açıklıyor; işte, her ay, şu kadar lira, şu kadar trilyon lira
borçlanmak durumundayız. Bizim, bu borçlanmak zorunda bulunmamız nedeniyle,
faizler bilmem kaçlara çıkıyor, yüzde 1000'lere kadar çıkıyor. Bu olmasaydı, bu
içborçlar olmasaydı; yani, zamanındaki Türk Telekom Kanunu, Anayasa Mahkemesine
götürülüp iptal edilmeseydi, bugünkü kriz olmayacaktı; yani, ben de az önce
baktım, burada, çok değerli insanları da gördüm, çok üzüldüm. İsterseniz
okuyayım, Anayasa Mahkemesine dava açanların kimler olduğunu. (DSP sıralarından
"okundu, okundu" sesleri) Demin okundu... Neyse, ben okumayayım.
Yani, okunmasından bile rahatsız olduğunuza göre, okumaya gerek yok.
Şu
tespite varalım, şunu kesin olarak ortaya koyalım ki, Doğru Yol Partisinin
hükümet olduğu dönemde çıkarılan Türk Telekomun özelleştirilmesine dair kanun
eğer Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeseydi, bugün, bu kriz
yaşanmayacaktı; ayrıntısını konuşmaya da hazırız.
Değerli
milletvekilleri, diğer taraftan, bu bendin ortadan kaldırılmasıyla -yani bu
maddeyle (g) bendinin ortadan kaldırılmasıyla- daha önce de belirttiğim gibi,
Ulaştırma Bakanımızın, dolayısıyla Haberleşme Genel Müdürlüğünün
telekomünikasyon hizmetlerine ve altyapısına ilişkin akdedilecek imtiyaz
sözleşmeleri ve verilecek telekomünikasyon ruhsatlarının ve genel izinlerin
hazırlık işlemlerini yapma yetkisi kaldırılıyor; geriye, sadece, Haberleşme
Genel Müdürlüğü adı altında, yetkisi olmayan, hantal yapıdaki devletimizin yeni
bir kamburu kalmaktadır ki, o da, maalesef, bu milletin sırtına bindirilmiştir.
Esasen,
bu madde, asıl maddelerin en sonuncusu olması hasebiyle söylemekte beis görmeye
gerek yok, yasanın tamamıyla, Sayın Ulaştırma Bakanının Türk Telekomla ilgili
tüm yetkilerinin elinden alınarak, maalesef, yerli Cottarelli'ye verildiği
düşünülürse, Haberleşme Genel Müdürlüğünün bu yetkisinin de elinden alınması
çok da önemli olmasa gerektir. Gönül isterdi ki, yetkili bir bakan olsun,
maiyetinde de yetkili bürokratlar olsun; kanaatimce, ülkenin sorunları daha
yapıcı ve daha milliyetçi bir anlayışla çözümlenirdi; ancak, maalesef, 57 nci
hükümet, muhalefetin tüm yapıcı önerilerine gözünü ve kulağını kapattığı için,
bizim bu konudaki önerilerimiz de dikkate alınmayacak ve yine, bilinen
çevrelerin hazırlamış olduğu bu tasarılar, geldiği gibi kanunlaşacaktır. İşte,
maalesef "Emret Başkanım" diye gazete başlıkları var; bütün bunlardan
pek mutlu olduğumuzu söyleyemeyiz.
Bu
duygu ve düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
- 11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Geçici
1 inci maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ
MADDE 1. - 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun ek 17 nci maddesinde
düzenlenen imtiyazlı hisse ve kapsamı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren üç ay içinde Şirket ana sözleşmesine dahil edilir.
BAŞKAN
- Geçici 1 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Bayburt
Milletvekili Sayın Suat Pamukçu?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu söz istemedi; kendilerine teşekkür ederim.
Geçici
1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Geçici
2 nci maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ
MADDE 2. - Ulaştırma Bakanlığı ile görev, GSM görev veya imtiyaz sözleşmesi
imzalayarak veya Ulaştırma Bakanlığından telekomünikasyon ruhsatı veya genel
izin alarak halihazırda hizmet veren işletmecilerle Kurum, bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde, karşılıklı mutabakat
sağlayarak, bu Kanuna ve Kurum düzenlemelerine aykırı olmayacak şekilde
sözleşmelerde değişikliklere gidebileceklerdir. Ancak, görev sözleşmesinde
millî güvenlik ve kamu düzeni ile ilgili olarak yer alan hükümler geçerliliğini
korur. Kurum, taraflar arasında mutabakat sağlanarak sözleşmelerin yenilenmesi
sürecinde, Hazine payı ile ilgili maddelerin düzenlenmesinde Hazine
Müsteşarlığının görüşünü almak zorundadır.
Bu
süre içinde mutabakat sağlanamaması halinde, Ulaştırma Bakanlığı ile görev, GSM
görev veya imtiyaz sözleşmesi imzalayarak veya Ulaştırma Bakanlığından
telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin alarak halihazırda hizmet veren
işletmeciler anılan süre sonundan itibaren bir ay içinde bu Kanuna ve Kurum
düzenlemelerine aykırı olmayacak şekilde ve mevcut sözleşmelerinde yer alan hak
ve yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla, görev veya imtiyaz sözleşmelerini
Kurum ile yenilemek zorundadır. Bu süre zarfında imtiyaz sözleşmelerinin
yenilenmemesi halinde Kurum, 406 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (f)
fıkrasındaki yetkilerini kullanır.
Yenilenen
sözleşmelere 406 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendinde yer alan hükümler
uygulanır.
BAŞKAN
- Geçici 2 nci madde üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına Bayburt Milletvekili
Sayın Suat Pamukçu?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Sayın Oğuz Tezmen; buyurun. (DYP
sıralarından alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA OĞUZ TEZMEN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu
getirilen maddeyle, özellikle, bakanlıkla GSM operatörleri arasında yapılan
imtiyaz sözleşmesinin yeni baştan müzakere edileceği, değişen şartlara intibak
ettirileceği düzenlenmekte; şayet anlaşma olmazsa, bu yenilemenin kurumla
yapılacağı düzenlenmekte. Burada, mevcut sözleşmelerdeki aslî unsurlarda
değişiklik yapılıp yapılmayacağı noktası fevkalade önemli noktadır burada;
yani, şu anda, özellikle GSM operatörleri, yapılan sözleşmelerde, gelirlerinin
yüzde 15'ni Hazineye aktarmak durumundalar. Ancak, yeni baştan müzakere
edilmesi halinde, bu oranlar üzerinde herhangi bir değişiklik yapılıp
yapılmaması fevkalade önem arz ediyor; yani, bunlar, aşağı da indirilebilir,
yukarıya da çıkarılabilir ya da temel unsurlarda, sözleşmenin aslî unsurlarında
değişikliğe gidilebilir, süreler değiştirilebilir. Bu, fevkalade önem arz
ediyor; yani, bu değişikliklerle, ya birilerine çok geniş imkânlar sağlanabilir
ya da kamu zarara uğratabilir veya çok avantajlı duruma getirilebilir.
Burada,
belki, Sayın Bakanın, bu değişikle ne düşünüldüğünü, sözleşmenin aslî
unsurlarında oran gibi, süre gibi herhangi bir değişiklik düşünülüp
düşünülmediğini, bu teferruata, usule ilişkin bir düzenlemeleri mi içerdiğini,
yoksa aslî unsurları da kapsayıp kapsamadığının açığa kavuşturulmasında yarar
var; çünkü, gerçekten çok önemli bir konu. Burada büyük rakamlar söz konusu,
burada hepimizin çok duyarlı olması ve hata yapılmaması lazım, fevkalade önemli
bir konu.
Dün
bankalarla ilgili olarak konuşurken sayın üyelerden biri, GSM lisansının 500
milyon dolara verildiğini dile getirdi. Şunu öncelikle söyleyeyim: Refahyol
döneminde, operatörlerden çok ciddî ısrarlar olmasına rağmen, 500 milyon
dolarlık lisans bedeli yeterli görülmediği için lisans verilmemiştir. Ne zaman
verilmiştir; 28 Şubat sürecinden sonra, Refahyol hükümeti görevden alındıktan
sonra oluşturulan Anasol-D hükümetinin ilk yaptığı işlerden birisi, 500'er
milyon dolara iki GSM lisansını vermek olmuştur. Hatta, hatırlarsanız,
gazetelere de bazı yansımalar olmuştur. O dönemde ekonomiden sorumlu Devlet
Bakanı, Telekom Yönetim Kuruluna girerek, ara bağlantı sözleşmesinin oluşmasına
da ciddî etkilerde bulunmuştur. Bunun için, bu GSM işinin fevkalade büyük önemi
vardır. Bu işin nereye varacağını, hangi çerçevede bir değişiklik yapılıp
yapılmayacağının bilinmesinde yarar vardır.
Dün
bankalarla ilgili yasayı burada izlemek durumunda olduğumuz için, komisyonda
bunu dile getirme olanağım olmadı. Ben, şimdi, Sayın Bakandan özellikle
istirham ediyorum, bu konuda bir açıklama yapar ve zabıtlara geçirilirse ciddî
ölçüde bir tatmin olma imkânımız olacak; aksi takdirde, yeni spekülasyonlar,
yeni tartışmalar söz konusu olabilecektir. Buna mahal vermemek için çerçeveyi
iyi değerlendirmek durumundayız diyor; hepinize teşekkür ediyor, saygılar
sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim efendim.
Geçici
2 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
OĞUZ
TEZMEN (Bursa) - Sayın Başkanım, Sayın Bakandan bir dilekte bulunmuştum, bir
açıklama fırsatı verseydiniz iyi olurdu.
BAŞKAN
- Efendim, siz onu söylerken Sayın Bakan konuşuyordu, ona baktım, onun için
öyle bir söz talebi olmadı Sayın Tezmen.
Geçici
3 üncü maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ
MADDE 3. - Türk Telekomda 1475 sayılı İş Kanununa tâbi olarak çalışanlar ile
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi olarak kadrolu veya sözleşmeli
personel statüsünde çalışmakta olanlardan istekleri üzerine iş mevzuatına tâbi
statüye geçmiş ve geçecek olanların 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü
maddesindeki nedenler ve esaslar dikkate alınmak üzere hizmet akitlerinin kıdem
tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermesi halinde, Türk Telekomda
geçen hizmetleri dahil, daha önceden kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet
süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınır.
Türk
Telekomun kurduğu, kuracağı ve iştirak edeceği Şirketlere, Türk Telekomdan
geçen ve iş mevzuatına tâbi olup T.C. Emekli Sandığı ile irtibatları devam eden
personelden, isteyenlerin T.C. Emekli Sandığı ile irtibatları devam eder ve
haklarında 406 sayılı Kanunun ek 22 nci maddesinin (c)
bendi
hükümleri uygulanır. Söz konusu Şirketlere geçen İş Kanununa tâbi personelin,
kıdem tazminatlarının hesabında birinci fıkrada belirtilen esaslar geçerlidir.
BAŞKAN
- Efendim, geçici 3 üncü madde üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına, Balıkesir
Milletvekili Sayın İsmail Özgün?.. Yoklar.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Amasya Milletvekili Sayın Ahmet İyimaya; buyurun
efendim. (DYP sıralarından alkışlar
DYP
GRUBU ADINA AHMET İYİMAYA (Amasya) - Değerli Başkanım, çok değerli milletvekili
arkadaşlarım; sözlerimin başında Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Önemli
bir kanun görüşüyoruz ve önemli bir süreçte görüşüyoruz. Belki tasnif edersek,
dış irade karşısında bir dönem "ver de yapayım" dönemiydi; şu andaki
dönem, "sana güvenmiyorum, yap da vereyim" dönemidir. Bu gibi önemli
bir kanunun dış yardım şartına bağlı olarak görüşülmesi, millî hassasiyetler
bakımından, zannediyorum, bütün vatandaşları, aziz milleti ve iktidar muhalefet
ayrımı yapmaksızın bütün milletvekili arkadaşlarımızı derinden yaralamakta ve
üzmektedir.
Türkiye,
esasen, küreselleşme ile millî hassasiyetler arasındaki dengeyi doğru
kurabilmiş değil, çatışan sorunları filozofik temele oturtabilmiş değil, başka
ülkelerde bu gibi sorunlarda binlerce yayın bulunmasına rağmen -şu anda onu
araştırıyorum- Türkiye'de, belki, iki elin 10 parmağının 10 katı değil.
Değerli
arkadaşlar, millet olarak, devlet olarak güçlü olmaz iseniz, taklit
edilmezsiniz; taklit etmek zorunda kalırsınız. Güçlü olmaz isek, başkalarına
zorlayamayız; zorlanırız. Bugünkü önemli sorunu, yalnızca tarihî hassasiyetler
içerisinde değerlendirir, günün gerekleriyle yetinir ve geleceğin öngörüleriyle
değerlendiremezsek, gelecek nesillere karşı büyük mesuliyetler içerisine
gireriz, tarihin mahkûm edeceği nesil iskeletinin kendisi oluruz.
Değerli
arkadaşlar, aslında, özelleştirme ve Telekomun özelleştirilmesi, klasik
egemenlik kaygılarıyla izah edilemeyecek kadar çağdaşlaşma ve modernleşme
projesinin vazgeçilmez şartlarından birisidir. Bugünkü görüştüğümüz kanun, bir
dönem yaşanan, sergilenen siyasî körlüğün o araza maruz kalanlarca itiraf
edildiği, tescil edildiği bir kanundur. Kör siyaset ve Yüce Anayasa Mahkemesi,
o günün şartlarını doğru okuyamadı, Anayasayı, tabiî anayasa anlayışı
içerisinde natüralist yorumla doğru okuyamadı, belki bugün siyaset, belki bugün
toplum, belki bugün Türk uygarlığı altından zor çıkabileceği, çok zor
kalkabileceği bir ağır yükü taşıyor, bir ağır bedel ödüyor.
Değerli
arkadaşlar, özelleştirme, devletin mamelekten veya kaynaklardan vazgeçmesi
olayı değildir; 19 uncu Asır kriterleriyle 21 inci Asırda yaşayan devleti çağa
taşıma hadisesidir ve rutindışı devletten modern devlete geçişin bir projesidir.
Bir demokrasi projesidir. Bir hukukun üstünlüğü ve insan hakları projesidir.
Arzuladığımız liberal piyasa ekonomisine, üreten ekonomiye ve rekabet
ekonomisine geçişin vazgeçilmez ön şartıdır. Meseleyi bu geniş ufuklar
içerisinde değerlendiremezsek, maddeler içerisinde boğulur; millî iradeyi,
şartların gereği ve şartlara uygun bir şekilde ortaya koyamayız.
Değerli
arkadaşlar, bu yasa, bu hassasiyetleri tamamen koruyor mu? Bir anayasacı, bir
hukukçu olarak, ülkenin karşı karşıya gelebileceği bir tehlikeyi, bir endişeyi,
bir kaygıyı şu millî kürsüden ifade etmek zorundayım. Kamu güvenliği, millî
güvenlik bakımından öngörülen yasal şartlar -altın hisse, imtiyaz şartı veya
diğer şartlar- bilhassa dış pazarlıkta, piyasayı, fiyatı aşağıya çeken bir pazarlık
şartı olarak kullanılabilir ve akit inikat ettikten sonra, sözleşme
tamamlandıktan sonra, bilhassa Anayasada kabul ettiğimiz tahkim yoluyla, ulusal
üstü mahkemelerde, bunların iptaliyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu
hassasiyeti, mesuliyetimin bir icabı olarak Yüce Heyetin takdirlerine arz
ediyorum.
Saygılar
sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Efendim, teşekkür ediyorum.
Geçici
3 üncü madde üzerinde başka söz isteyen?.. Yok.
Geçici
3 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
4
üncü geçici maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ
MADDE 4. - Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren Türk Telekomda çalışan
personelden 4502 sayılı Kanuna göre iş mevzuatına geçmiş veya geçecek olanlar
dahil, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre emeklilik hakkını kazanmış
olanlara Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay, bu hakkı 2002
yılı sonuna kadar kazanacak olanlara da kazandıkları tarihten itibaren üç ay
içinde emeklilik başvurusunda bulunmaları halinde emekli ikramiyeleri veya
kıdem tazminatları % 30 fazlasıyla ödenir. Bu fark Hazinece karşılanır.
BAŞKAN
- Efendim, Geçici 4 üncü madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Balıkesir
Milletvekili Sayın İsmail Özgün?... Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız; buyurun.
(DYP sıralarından alkışlar)
DYP
GRUBU ADINA İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Geçici
4 üncü madde, personelin emekliliğini özendirmek amacıyla konulmuş; ancak,
kanun yürürlüğe girdikten itibaren 6 ay içinde emekli olanlara yüzde 30 zamlı
ikramiye verileceği öngörülmektedir. Oysa, bu 19 Şubat krizinden sonra yaşanan
aşırı devalüasyonlar, yüksek zamlar bu yüzde 30 zammı anlamsız kılmıştır. Bunun
daha yüksek olması lazım. Bu konuda, yüzde 100'e kadar zam verilmesiyle ilgili
bir değişiklik önergesi takdim ettik; eğer, desteklerseniz memnun oluruz.
Bunun
dışında, eğer, Telekomun satışına hiç teklif gelmezse... "Bu yasa
çıktıktan sonra 3 ay içinde istifade edilebilecek" deniliyor. Halbuki, ilk
hisse satıldıktan sonra 3 ay olması daha anlamlı olurdu. Eğer, bir satış
olmazsa, özelleşme olmazsa, teklif olmazsa, bu arada, insanlar niye emekli
olsun; bir yerde, haklarını kaybetmiş olacaklardır. Bu nedenle, geçici 4 üncü
maddenin, emekliliği gelen personeli emekliliğe özendirecek cazibesi yoktur.
Hiç olmazsa, bu oranın yüzde 100 düzeyine çıkarılması, mutlaka, daha yararlı
olacaktır.
Özellikle
bu madde vesilesiyle, bu kanun çıktığında, 70 000 civarında Telekom çalışanı,
çok ciddî endişeler altındadır; çünkü, önemli bir kısmı -aslî kadroda 200
civarında çalışan dışında- hepsi, sözleşmeli hale gelmişlerdir. Bunların yarıya
yakını işini kaybedecektir, 40 000 yakın kişi işini kaybedecektir. Bu durumda,
pek çok özlük hakkını kaybedecektir. Bundan çok ciddî endişeleri vardır.
Bunlar, bu yasada, yeterince giderilememiştir. Nitekim, bundan önce yapılan
diğer özelleştirmelerde de, çalışanlar büyük oranda mağdur edilmiştir. Bu
konularda daha dikkat edilmeliydi diye düşünmekteyim.
Bir
diğer konu; özellikle çalışan teknik elemanların ücretleri cazip olmaktan
çıkmıştır; bunların, yine, düzeltilmesi lazım. Hükümet, özellikle kamu
çalışanları arasında ücret adaletsizliğini giderici ve durumlarını düzeltici
yetki aldı üç defa, üçüncü yetkiyi de aldı; maalesef, ilk ikisinde hiçbir şey
yapmamıştır. Öyle görülüyor ki, hükümet, işçilere sıfır zam önerdiği dikkate
alınırsa, bu üçüncüde de hiçbir şey yapacak gibi görünmüyor.
Ben,
hükümetin, özellikle... Devlet Su İşlerinden biri, kendi durumuyla ilgili,
Cotarelli'ye mektup yazmıştı internet üzerinden; acaba, işçiler, memurlar da
Başkan Bush'tan mektup yazdırarak mı bu hükümete durumlarını
düzelttireceklerdir merak ediyorum; çünkü, hükümet, maalesef, ne çalışanların
ne esnafın ne çiftçinin, hiçbirinin sesini duymamaktadır. Ne zeytinyağ primleri
ne ayçiçeği primleri ne pamuk primleri ödenmemektedir. Maalesef, mazota yüzde
100'ün üzerinde zam geldiği halde, buğdaya ne kadar tabanfiyatı verileceği,
hâlâ, belli değildir. Bütün çiftçilerimizin hepsi endişe halindedir.
YEKTA
AÇIKGÖZ (Samsun) - Maddeye gel, maddeye.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bütün ülkede, bu hükümet, bir kasvet, bir umutsuzluk
duygusu yaymıştır...
BAŞKAN
- Tabiî, şimdi, sizin konunuz tarım olunca, dayanamıyorsunuz.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Bundan kurtulmak gerekir diyorum. Bunun için de,
öncelikle bu hükümetten kurtulmak gerekir diyorum.
YEKTA
AÇIKGÖZ (Samsun) - Madde üzerinde konuş.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - Maddeyle ilgili konuşuyorum. Siz, maddeyi okuyup
anlamış olsaydınız, en azından, bunun düzeltilmesiyle ilgili bir gayretiniz,
çabanız olurdu; bunun teşvik edip edemeyeceğini bilirdiniz.
BOZKURT
YAŞAR ÖZTÜRK (İstanbul) - Ne alakası var...
BAŞKAN
- Eğer sadece Telekom çalışanlarıyla ilgili konuşsanız... Onların dertlerine
çare bulacağız.
İLYAS
YILMAZYILDIZ (Devamla) - 21 Şubattaki o ağır krizden sonra, enflasyonun yüzde
100'ü geçtiği bir ortamda, 1 litre benzinin 1 milyon lirayı aştığı bir ortamda,
1 litre mazotun 700 000 lirayı aştığı bir ortamda yüzde 30 zammın hiçbir
öneminin olmadığını, teşvik edemeyeceğini, sadece kendinizi avuttuğunuzu
anlardınız.
Teşekkür
ediyor, saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Efendim, madde üzerinde verilmiş bir adet önerge vardır; okutup, işleme
koyacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 677 sıra sayılı kanun tasarısının geçici madde 4'ün "veya kıdem
tazminatları yüzde 30 fazlasıyla ödenir" ifadesi "veya kıdem
tazminatları yüzde 100 fazlasıyla ödenir" olarak değiştirilmesini arz
ederim.
Saygılarımla.
Oğuz
Tezmen İlyas Yılmazyıldız Saffet Arıkan Bedük Bursa Balıkesir Ankara Ramazan
Gül Hakkı Töre Isparta Hakkâri
BAŞKAN
- Komisyon?..
PLAN
VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAYRETTİN ÖZDEMİR (Ankara) - Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN
- Hükümet?..
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN
- Sayın Tezmen, gerekçeyi okutsam kâfi mi?
OĞUZ
TEZMEN (Bursa) - Evet.
BAŞKAN
- Teşekkür ederim efendim.
Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
21
Şubat ekonomik krizinden sonra yüzde 100'e varan devalüasyon nedeniyle,
emekliliği özendirmek için yeterli teşvik verilmelidir.
BAŞKAN
- Efendim, Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Geçici
4 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Geçici 4
üncü madde kabul edilmiştir.
Geçici
5 inci maddeyi okutuyorum:
GEÇİCİ
MADDE 5. - Türk Telekom hisselerinin satışı sonucu kamu payının % 50'nin altına
düşmesi durumunda 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesinde
belirtilen personelin nakli yapıldığında, anılan Kanunun ek 22 nci maddesi ve
4502 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi yürürlükten kalkar. Ancak, söz konusu
Kanunun ek 22 nci maddesinin (c) bendi uyarınca T.C. Emekli Sandığı ile
irtibatları devam eden personelin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın T.C.
Emekli Sandığı ile ilgisi aynı esaslar dahilinde kesenekler ilgililerden,
karşılıkları ise Türk Telekom tarafından ödenmek suretiyle devam ettirilir.
BAŞKAN
- Efendim, geçici 5 inci madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Antalya
Milletvekili Zeki Okudan?.. Yok.
ALİ
RIZA GÖNÜL (Aydın) - Sayın Başkan, Doğru Yol Partisi Grubu adına Saffet Arıkan
Bedük Bey konuşacaklar.
BAŞKAN
- Doğru Yol Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Saffet Arıkan Bedük;
buyurun.
DYP
GRUBU ADINA SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan 677 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 5
inci Maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, Telekomun, millî ekonomimiz kadar, egemenliğimizi de
ilgilendiren fevkalâde önemli bir konu olduğu muhakkaktır. Egemenliğimizi
koruyarak, iletişim hatlarının en güzel şekliyle kullanılması ve milletimizin
hak ve hukukunun garanti altına alınması, mutlak suretle hepimizin üzerinde
önemle durması gereken konulardır. Eğer, millî egemenliğimizi ilgilendiren
konularda hassasiyetlerimiz olmazsa; eğer, bir dayatma anlayışı içerisinde
"Eğer, Telekomu satarsanız ben de size 10 milyar dolar veririm"
şeklindeki bir tehdide karşılık ortaya çıkartılırsa, burada milletin vicdanları
sızlar ve millet buna tepki koyar.
Şunu
özellikle belirtmek istiyorum: 10 milyar dolar uğruna birkısım hak ve
hukuklardan vazgeçmek, ne dereceye kadar millî, ne dereceye kadar milliyetçilik
şuuruyla bağdaşır, doğrusunu isterseniz orada tereddütlerim halen devam
etmektedir. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin içerisinde bulunduğu
stratejik konumunun ve komşularıyla olan ilişkilerin de dikkate alınması
gerektiği bir dönemde, daha ziyade güvenlikle ilgili konularda daha da fazla
dikkatli olmak, herhalde üzerinde durulması gereken diğer konulardı; ama, ne
yazık ki, bununla ilgili yeteri kadar hassasiyet gösterilmediğini hatta
Ulaştırma Bakanının bile uzun bir süre rahatsızlıklar içerisinde olduğunu
gördük ve onu da dikkatle izlemeye devam ediyoruz. Ne yazık ki, bu hükümetin
getirmiş olduğu, Telekomla ilgili olan bu teklif, bizim bu konulardaki
hassasiyetlerimize cevap verebilecek nitelikte değildir.
Telekomun,
uzun bir süreden beri satılması gerektiğini, özellikle Doğru Yol Partisi olarak
ifade ettik. Nitekim, 1994'lerde, 1995'lerde satılması istendi, o tarihte
satılmış olsaydı; bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin borçları olmayacak,
doğacak olan çocuklarımız da borçlu olarak dünyaya gelmemiş olacaklar ve
dolayısıyla da Türkiye'nin borçları da silinmiş olacaktı; ama, 1995'lerde Doğru
Yol Partisinin gündeme getirdiği bu konuyu, o tarihte Anayasa Mahkemesine gitmek
suretiyle iptal ettirenler, ne yazık ki, bugün bunu bir kurtuluş reçetesi
olarak gündeme getirmekte ve hükümetin ekonomik politikasının en önemli
başarısının bir halkası olarak milletin önüne sunmaktadırlar.
Değerli
milletvekilleri, ben bu kanun tasarısıyla ilgili olarak birkaç soruyu özellikle
gündeme getirmek istiyorum:
Yasada,
Türk Telekom'un gayrimenkullerinin özelleştirme kapsamında olup olmayacağı açık
değildir.
Türk
Telekom'un sahip olduğu, gerçekten çok büyük ve önemli arazileri vardır. Örneğin,
Ankara'nın göbeğinde Macunköy'de yer alan İMODSAN müessesesinin arazi yüzölçümü
201 000
metrekaredir
ve yanındaki lojmanlar, keza, aynı şekilde uzun bir araziyi içerisine
almaktadır. Benzeri arazilerle ilgili olarak, acaba bu kuruluşumuzun menfaatları
yeteri kadar korunacak mıdır?
Yine,
madde 4'ün altıncı paragrafında yüzde 5'lik hissenin çalışanlara satılmasıyla
ilgili açıklama getirilmesine rağmen, kamu payının yüzde 50'nin altına
düşmesiyle birlikte, Devlet Personel Başkanlığındaki havuz sistemine
aktarılacak personele de yüzde 5'lik hisseden satış yapılacak mıdır? Yani,
çalışan kesimin hakları burada korunacak mıdır? Tereddütlerimiz, maalesef
giderilememiştir.
Yine,
6 ncı maddeyle değiştirilmesi istenilen ek madde 21'de, hisse değerlendirme
komisyonunu oluşturacak üyelere lisans düzeyinde yükseköğrenim görme şartı
getirilerek, 5 üyeden oluşturulacağı ifade edilmiştir. Bu yeterli midir? Daha
bunun içerisine, özellikle, eğitim bakımından uzmanlaştırılmış, uzmanlığı
gerçekten sabit olmuş birkısım görevlilerin atanması hususunda yeteri kadar
hassasiyet gösterilmediğini değerlendiriyoruz. Mühendisler Odası, Barolar
Birliği gibi kuruluşların, hem ulusal hem uluslararası hukukumuzun bilinen
gerçekleriyle hak ve menfaatlarımızın korunması açısından burada temsil
edilmesi daha şık, daha güzel, daha uygun olurdu.
Gayrimenkullerin
tespitinde Emlakçılar Odasının da, keza, aynı şekilde temsil edilmesinin daha
yerinde olacağını özellikle değerlendiriyoruz.
Değerli
milletvekilleri, PTT Biriktirme Yardım Sandığının ikiye ayrılarak, Telekom ve
posta biriktirme yardım sandıklarının kurulması öngörülmüştür. Bu sandığın
personeli olan ve Başbakanlık Devlet Personel havuz sistemine aktarılacak
personelin sandık üzerindeki hakları ne olacaktır?
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
- Buyurun efendim; toparlarsanız da minnettar kalırım.
SAFFET
ARIKAN BEDÜK (Devamla) -Taşınmazlar üzerindeki hakları da hesap edilerek,
kurumdan ayrılacak personele ödenecek midir?
İşte,
çalışanların haklarının korunması istikametinde yeteri kadar maddelerin
konulmamasını, Sayın Kemal Derviş'in vermiş olduğu söz ve Sayın Hükümetin de
görmeden, bakmadan, ekini okumadan, doğrudan doğruya üstünü imzalamak suretiyle
birkısım hak ve menfaatların devri istikametinde yapılmış olan bu düzenlemeyi,
gerçekten içimize sindiremediğimizi belirtiyor, Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Efendim, Geçici 5 inci madde üzerinde görüşmeler tamamlandı.
Geçici
5 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Geçici
6 ncı maddeyi -bu, son madde malumunuz- okutuyorum:
GEÇİCİ
MADDE 6. - Türk Telekom tarafından yürütülmekte olan uydu hizmetlerini yürütmek
üzere 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi bir kamu iktisadî kuruluşu
kurulur.
BAŞKAN
- Geçici 6 ncı madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Antalya
Milletvekili Sayın Zeki Okudan?.. Yok.
Doğru
Yol Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili Sayın Oğuz Tezmen.
Buyurun
efendim. (DYP sıralarından alkışlar)
Tasarı
açık oylamaya tabidir sayın milletvekilleri; iki madde sonra, ona da geleceğiz.
DYP
GRUBU ADINA OĞUZ TEZMEN (Bursa)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu
maddeyle, Türk Telekom'un sahip olduğu Türksat-1B,1C uydularının, ayrıca
Eurasiasat'daki hisselerinin durumunun bir açıklığa kavuşturulması söz konusu;
öyle bir öngörü yapılmış. Yalnız, burada, özellikle, Türksat-1B,1C uydularının,
bu yeni oluşturacak KİT'in aktifine konulması mümkün; ancak, öbür Eurasiasat,
yurtdışında mukim ve Türksat-2A'nın sahibi olan Türksat 2-A uydularının statüsü
bir iştirak konumunda olmak zorundadır. Yani, bu KİT'e, bir yerde, Fransızlarla
beraber oluşturulmuş, şu anda, Alcetel'in ortak olduğu Eurasiasat Kuruluşu da
iştirak etmiş olacak, dolaylı bir iştirak olacaktır. Aslında, uyduların
pazarlanmasına ilişkin olarak, KİT statüsü fevkalade sıkıntı yaratacak
niteliktedir. Yapılması gereken, uydu işletmeciliğinin, çoğunluk hissesi
Hazinede olmak üzere, bir anonim şirket şeklinde örgütlenmesi ve o statünün
getirdiği esneklik içerisinde pazarlama yapılması lazımdır. Zaten Türksat 2-A
modeli de o amaçla getirilmiştir. Yani, şirketi, siz, bünye içinde, kamu
iktisadî kuruluşu olarak uydu işletmeciliği yapıp dünyaya pazarlayamıyorsunuz.
Çünkü, gelip almıyorlar. Özellikle yabancı işletmeciler, devletin kontrolündeki
bir uydu işletmesiyle ya da KİT konumundaki bir uydu işletmesiyle ilişkiye
girmek istemiyorlar. Onun için, ben, bu konunun yeniden değerlendirilmesinde
yarar görüyorum. Bir KİT'in, Avrupa'da bir Fransız uydu şirketiyle ortak olması
fevkalade sıkıntı yaratabilir, onun da konumunu zedeleyebilir endişem var.
Son
söz olarak bir iki konuya da değinmek istiyorum: Özellikle, yüzde 45'ten fazla
hissenin yabancılara satılamayacağına ilişkin düzenleme aslında yeterli bir
düzenleme değildir. Yani, biz, bunu kanuna yazmakla bunu çözmüş olmuyoruz.
Bunun altını çizmek istiyorum. Çünkü, yüzde 100 sermayesine yabancıların sahip
olduğu; ancak, Türkiye'de kurulmuş anonim şirketler Türk şirketi sayılıyorlar
bizim yabancı sermaye mevzuatımız ve ticaret hukukumuz çerçevesinde.
Dolayısıyla, yüzde 100'ünün de, Türkiye'de kurulmuş, ancak, hisse senetlerinin
yüzde 100'ü yabancılara ait olan bir şirket marifetiyle de satın alınması
mümkündür; bunu da iyi bilmekte fayda var.
Bir
diğer konu da, altın hisseyle bu işin tümüyle çözülemeyeceğini bilmekte yarar
var. Özellikle Avrupa hukuku, altın hisselerin sınırlanmasına ilişkin çok ciddî
engeller getirmeye başlamıştır. Artık, altın hissem var, ben istediğimi
yaparım, temel konularda vetomu kullanırım şeklindeki yaklaşımın da gerek
tahkim hukuku uygulaması açısından gerekse Avrupa hukuku açısından da ciddî
engeller oluşturacağını da hatırlarda tutmak lazım.
Bu
çerçeve içinde, on yıldır becerilemeyen Telekomun özelleştirilmesinin, artık,
bundan sonra, hiç olmazsa, ülke yararına sonuçlandırılmasını temenni ediyorum.
Türkiye'nin,
bu işi ciddî bir şekilde yürütmesi halinde çok önemli kazançları olacaktır
diyor, teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (DYP ve DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Teşekkür ederim Sayın Tezmen.
Geçici
6 ncı madde üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Geçici
6 ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
12
nci maddeyi okutuyorum:
MADDE
12.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN
- 12 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
13
üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE
13.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN
- Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının
tümünü oylamadan evvel, İçtüzüğün 86 ncı maddesine göre lehte ve aleyhte söz
vereceğim.
Lehinde,
aynı saatte, aynı dakikada söz isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini
okuyacağım ve daha sonra kura çekeceğim.
Bartın
Milletvekili Cafer Tufan Yazıcıoğlu, Kocaeli Milletvekili Halil Çalık, İstanbul
Milletvekili Osman Kılıç, Ankara Milletvekili Ayşe Gürocak, Karabük
Milletvekili Erol Karan, ve Uşak Milletvekili Mehmet Yaşar Ünal.
Lehte
söz alacak arkadaşımızın ismini torbadan çekiyorum: Uşak Milletvekili Mehmet
Yaşar Ünal.
Aleyhte
de, birinci sırada Niğde Milletvekili Mükerrem Levent, ikinci sırada Hakkâri
Milletvekili Evliya Parlak, üçüncü sırada İstanbul Milletvekili Bozkurt Yaşar
Öztürk var; ancak, bir kişiye söz vereceğimden, aleyhte Mükerrem Levent'e söz
vereceğim.
İçtüzüğün
86 ncı maddesine göre, lehte, Uşak Milletvekili Mehmet Yaşar Ünal'a söz
veriyorum.
Buyurun
Sayın Ünal.(DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz
3 dakika.
MEHMET
YAŞAR ÜNAL (Uşak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Telekom kanunu
tasarısının lehinde söz aldım; hepinize saygılar sunarım.
Son
on yıldır, Türk ekonomisinde belli bir noktaya varmak için çeşitli hükümetler
uğraşmaktalar; ama, sonunda, bu yasayla, iktidarın ve muhalefetin gayretiyle bu
noktaya geldik; hayırlı olmasını dilerim.
İyi
akşamlar. (Alkışlar)
BAŞKAN
- Sayın Ünal, teşekkür ediyorum.
Aleyhte
Mükerrem Levent, buyurun efendim. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)
Tabiî,
bu aleyhteler, aleyhte söz isteyip üzerinde konuşmanın bir tarzı.
MÜKERREM
LEVENT (Niğde) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce, yarın Hemşirelik
Haftası olması nedeniyle bütün hemşirelerin haftalarını ve bütün annelerin
Anneler Gününü kutluyor; elleri öpülesi annelere buradan selam gönderiyorum.
(Alkışlar)
Telgraf
ve Telefon Kanunu, Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve Yardım
Sandığı Hakkında Kanun ile Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde şahsım
adına aleyhte söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu
kanun ile çalışanlara ve küçük tasarruf sahiplerine yüzde 5 pay ayrılacaktır.
Bu payın satışı, halka arz yöntemiyle ve Sermaye Piyasası Mevzuatına uygun olarak
gerçekleştirilecektir. Bu hisselerin ne kadarının ve hangi satış yöntemiyle
satılacağına, çalışanlar ve küçük tasarruf sahiplerine ayrılan yüzde 5'lik
payın ne oranda satılacağına değişen şartlar çerçevesinde Özelleştirme İdaresi
Başkanlığının teklifi üzerine, Bakanlar Kurulunun karar vermesi esası
getirilmiştir.
Evet,Sayın
Bakanım, bu mücadelenizin haklı olduğunu biliyor ve bu mücadelenizde de, her ne
kadar, basın mensupları tarafından yerilseniz de, bu mücadelede, bu kanun
tasarısının bu hale gelmesinde katkınız oldu; sizi içten kutluyor ve tasarının
aleyhinde söz almış olmama rağmen, lehte oy vereceğimi belirtiyor, hepinize
teşekkür ediyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)
SALİH
ÇELEN (Antalya) - Aleyhinde...
BAŞKAN
- Sayın Çelen, söyledik evvela, aleyhte alınır, üzerinde konuşulur; usul bu,
teamül bu... (DYP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN
- Ama, yine de, birkısım yerin aleyhinde konuştu.
Tasarının
tümü açık oylamaya tabidir.
Açık
oylamanın şekli için Genel Kurulun kararını alacağım.
Açık
oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama
için 5 dakika süre veriyorum. (Gürültüler)
Bu
kadar beklediniz; istirham ederim.
Bu
süre içinde sisteme giremeyen sayın üyelerin, teknik personelden yardım
istemeleri, vekâleten oy kullanacak sayın bakan varsa, adlarına oy
kullanacakları bakanların ad ve soyadlarını yazarak, vekâleten oy kullanmaları
mümkündür diyor ve süreyi başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla oylamaya başlandı)
BAŞKAN
- Yarın Hemşireler Günü değil sadece, eczacıların da günüdür; bütün eczacıların
da bayramını kutluyorum.
Sayın
milletvekilleri, bu arada siz oy kullanırken, ben bir şeyi... Bir maruzatım
var: Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve siz sayın
üyelerine sürekli sataşan, milleti horladığının farkına dahi varamayarak, onu
küçümseyenler, yalılarında hazırladıkları senaryolarla milletin kaderiyle
oynayamayacaklarını, bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclisinin, yani,
cumartesi-pazar mesaisi ve uzlaşma kültürüyle her şeyin hallolabileceğini,
herhalde, artık anlayabilmişlerdir. Bir tane Türkiye Cumhuriyeti vardır, bir
tane Türkiye Cumhuriyeti vardır, bir tane Türkiye Büyük Millet Meclisi vardır;
sizler, bu mesainizle onları mahcup ettiniz. Muhalefete ve iktidara saygılarımı
sunuyorum efendim. (MHP, sıralarından "Bravo"sesleri; MHP, DSP ve
ANAP sıralarından alkışlar)
Efendim,
bir dakika, benden evvel sayın bakan teşekkür konuşması yapacak.
(Elektronik
cihazla oylamaya devam edildi)
BAŞKAN
- Telgraf ve Telefon Kanunu, Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin Biriktirme ve
Yardım Sandığı Hakkında Kanun ile Ulaştırma Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri
Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının oylamasına 212
sayın milletvekili iştirak etmiş; 209 kabul, 1 ret, 2 çekimser oyla, tasarı
kanunlaşmıştır.
Hayırlı
uğurlu olsun; Allah utandırmasın. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar)
Sayın
Bakanı teşekkür konuşması için kürsüye davet ediyorum; buyurun Sayın Bakanım.
(MHP, DSP, ANAP sıralarından alkışlar)
Muhalefetin
de hakkını verin, uzlaşma kültürü bu; Sayın Ali Rıza Gönül'e ve Avni Doğan'a
teşekkür edin...
ULAŞTIRMA
BAKANI ENİS ÖKSÜZ (İçel)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün
tamamlanmış olan tasarının tümünün kabul edilmesi münasebetiyle söz almış
bulunuyorum.
Aylardır
farklı görüşlere dayalı mücadele neden yapıldı diye soruluyor. Dört defa
Anayasa Mahkemesinden, bir defa da idare mahkemesinden dönen mevzuatın yeniden
aynı akıbete uğramaması için büyük bir özen gösterdim. Konuyu kamuoyu önünde
tartışılır bir iklime getirerek, hukukun ve demokrasinin gereği ve en az
hatayla yeni bir mevzuatın ortaya çıkmasını arzu ettim. İlgilenen her kesimin
ne oluyor, ne yapmak gerekiyor diye bu kanun tasarısına katkısı da, böylece
yararlı olmuştur. Bu kanun tasarısına bu katkıların yararlı olmadığını söylemek
mümkün değildir diye düşünüyorum ve bundan dolayı huzur içerisindeyim.
Yine,
çok merak edilen lisans verme meselesine gelince, eskiden lisansları bakanlık
veriyordu. Şimdi, kurum, gerekli hazırlığı yapıyor ve bakanlığa gönderiyor.
Bakanlık, bu hususu inceleyerek, Bakanlar Kuruluna getiriyor. Bakanlar Kurulu,
bu hususu görüşerek kararını veriyor. Kurum, Bakanlar Kurulunun kararına göre
işlem yapıyor ve böylece, bakanların eleştiriye uğraması da ortadan
kaldırılıyor. Bu, eskisinden daha güven duyurucu bir düzenlemedir. Bunun şu ana
kadar çok iyi anlaşılmamış olduğu kanaatiyle, bir defa daha açıklama yapmak
durumunda kaldım.
Yine,
sürekli gündemde tutulan bir GSM 900 lisans bedeli meselesi var. Bu, o zamanki
şartlar içerisinde, bir kanal 500 milyon dolar fiyatla ihalesiz verilmiştir.
400 bin kişiyi, aboneyi aştığı taktirde, buraya geldiği takdirde ihale
yapılması sözleşmede yazılıdır; ancak, verilebilecek frekans yoktur. Frekans
olmadığı için, teknik imkân olmadığı için ihale yapmak da mümkün değildi, onun
için ihale yapılamadı; fakat, o kadar talep vardı ki, bu talebi karşılamak
-bizden istiyorsunuz- cep telefonu veremeyiz diye bu talep potansiyelinden
kimseyi mahrum etmemek ve kamuyu da gelir kaybına uğratmamak bakımından bu
aboneler devam ettirilmiştir. Biz, bu konudaki tecrübeyi de arkamıza almak
suretiyle 4 Nisan 2000 tarihinde GSM 1800 ihalesini bu tecrübelerle açtık ve
yaklaşık 3 milyar dolar bedelle ihale de gerçekleşmiş oldu. Böylece, Türk
Telekomun bünyesindeki aynı fiyatla değer ilave edildiği için, Türk Telekomun
da değeri yeni GSM'le artmış oldu. Bu, yakın bir zamanda, çok az bir zaman
sonra da devreye girecek ve konuşmaya başlayacak. Onun için, dedim ki, gelecek
günlerde telefon fiyatlarınız gene düşecek. Demek ki, en güzel şey, rekabet
ortamını oluşturabilmektir.
Türk
Telekom ile şu anda hizmet vermekte olan GSM operatörleri arasında 24 Nisan
1998 tarihinde bir ara bağlantı anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmada, Türk
Telekom Anonim Şirketinin zararına yönelik hükümler olduğu her zaman söylenmiş
ve tartışılmıştır. Türk Telekom ile GSM operatörleri arasında yapılan bu
anlaşmanın Türk Telekom aleyhine olduğu Ekim 2000'de Ankara 9. İdare Mahkemesi
tarafından karara bağlanmıştır. Kararın gerekçesinde de "paylaşımın
simetrik olması gerektiği" hükmü yer almıştır. Bunun bedeli, 1998 yılından
bu yana yaklaşık 700 trilyon Türk Lirasıdır; faizlerle birlikte 1 katrilyon
civarındadır. Türk Telekomun bu alacağı daha evvel yapılan lisans anlaşmalarından
kaynaklanmıştır; ancak, Türk Telekom yönetimi, bu paranın tahsili için ilgili
şirketlere mahkeme kararı paralelinde yazılar yazmıştır, her türlü takibatı
yaparak paranın tahsiline çalışmaktadır. Ancak, Ankara Ticaret Mahkemesi tedbir
kararı verdiği için henüz tahsilat yapılamamıştır.
Bir
durum tespiti yaparak sözlerime son vermek istiyorum. Çünkü "değeri nedir,
ne olacaktır, ne yapıyoruz, biz neyi satıyoruz" şeklindeki soru,
zannediyorum çoğumuzun ve milletimizin zihninden -medyada meydana getirilen
bulanıklık dolayısıyla- kalkmış değil. O konuda da, doğru bilgiyi, özellikle
sizlere arz etmek istiyorum.
1996'dan
2000 yılı sonuna kadar, geliri yaklaşık 22 milyar Amerikan Dolarıdır. Bunun 11
milyar dolar civarındaki kısmı Hazineye vergi olarak ödenmiştir. Geri kalan 11
milyar dolar civarındaki kısmı ise yatırım ve personel gideri olarak
ödenmiştir. 2000 yılı sonundaki kârı 1 katrilyon lira civarındadır. Her türlü
vergiler ödendikten, amortisman ve TRT'ye ödenen paylar düşüldükten sonraki net
kâr 450 trilyon liradır.
Türk
Telekomu bu şekilde geliştiren ve başarılı oldukları görülen tüm yönetici ve
personele, yüksek huzurlarınızda teşekkür ve takdirlerimi bildiriyorum. Kanunun
ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Yüce Meclisinize saygıyla arz ediyorum.
Teşekkür
ediyorum. (DSP, MHP ve ANAP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
- Efendim, biz teşekkür ederiz.
Sayın
milletvekilleri, tekrar, muhalefet ve iktidar milletvekillerine teşekkür
ediyorum.
Alınan
karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 14 Mayıs
2001 Pazartesi günü saat 14.00'te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum
efendim.
Hayırlı
pazarlar.
Kapanma
Saati : 19.29