Bundan yaklaşık 9-10 sene önce, bir kaç tane arkadaşın kendi
aralarında yazdığı ufacık bir oyun olan Wolfenstein, bu arkadasları ve milyonlarca
kişiyi kendilerinin bile tahmin edemeyeceği uzun bir yola soktu. Artık onlar bir kaç
arkadaş değil, ID Software oldular. Biz de artık normal bir oyuncu değil, zombi olduk.
Peki ne oldu bize böyle? Bizi bu kadar yüksek bir volt ile çarpan şey neydi? Sadece
bir oyundu, veya bize sadece bir oyun gibi gözüküyordu, ama Wolfenstein asla
aklımızda oyun olarak kalmadı. Wolfenstein'i gerçekten abartmak gerekli. Çünkü,
bunu hakeden çok az oyundan biri. Devrim yaratan, FPS'nin ne olduğunu bize gösteren tek
oyun. Bunu bize göstermekle ne kadar iyi yaptı bilmiyorum, ama sırf Wolfenstein
yüzünden 3 gün hiç uyumadığımı hatırlıyorum. Wolfenstein'dan sonra, 2.kez
hayatımı mahfeden bir oyun daha geldi; Doom. Olamazdı böyle bir oyun, yine aynı
firmadan, yine bir FPS'ydi bu, ama inanılmazdı.
O ne biçim grafiklerdi öyle? Hiç
unutmuyorum 14 inçlik, tozlu, rengi soluk monitörüme kafamı sokuşumu. İnanilmaz bir
atmosfer, mükemmel mekanlar (mükemmel dediğim, en fazla 4-5 poligonlu işte anlayın)
ve o zamana kadar görülmemiş bir ses düzeni, bizi bir kere daha çarpmıştı. Artık
ne olsun be derken, o hasta ve sadist oyun geldi; Quake. Gelmez olaydı emi. Zaten
uyuyamıyorduk, iyice uyuyamaz olduk. Sınırlar iyice aşılmışdı artık. Grafikler
kelimelerle anlatılamazdı. Atmosferden ise bahsetmek bile insanı ürpertiyordu. Oyunun
bize yaptığı en büyük kalleşlik ise; multiplayer oynanabilmesiydi. Şu anda bile
dünyada en çok oynanan multiplayer oyundur Quake. Ben de hala oynarım. Şimdi; neden bu
kadar gerilere gittik ondan bahsedelim. Bunun nedeni, Wolfenstein'in geri dönüyor
olması. Oyunumuz geri dönüyor. Benim kadar eskiyseniz, neler hissettiğimi
anlayabilirsiniz. Oyun eskiden oldugu gibi ID'den. Bu bir ön inceleme yazısı, onun
için çok üstüme gelmeyin, bildiklerimi anlatacağım işte.
Birinci oyunda Almanlarin Wolfenstein
adındaki kalesine girmiş bir askeri canlandırıyorduk, Return to Castle Wolfenstein'da
ise, adından da anlayacağınız gibi Wolfenstein'a geri dönüyoruz. Konumuz bu. Yeni
oyunda yine eskiden olduğu gibi, ağırlıklı olarak nazilerle savaşacağız, ancak bu
sefer aralarda zombi gibi gerçek üstü düsmanlar da bulunacak. Bunu duyunca oldukça
üzüldüm. İlk Wolfenstein'in atmosferine ters düşen bir olay, çünkü Wolfenstein'da
sadece nazilerle savaşırdık ve bu oyuna ayrı bir hava katardı. Bence gereksiz.
Thief'de de, ilk bölümlerde gerçek düşmanlarla savaşıp inanılmaz bir heyecan
yaşarken, diğer bölümlere geçince hevesim kaçmıştı. Saçma sapan düşmanlar
oyunu gerçekçilikten uzaklaştırıyor.
Yeni oyunda kullanacağınız silahlar,
genellikle 2. dünya savaşından kalma silahlar olacak. Oyun Quake 3 motorunun
geliştirilmiş bir halini bize sunacak. Haritaların da, dolayısıyla Quake 3'e
benzeyebileceğini düşünebilirsiniz, ancak böyle bir şey söz konusu değil.
Haritalar genellikle karanlık ve kahverengi ağırlıklı olacak. Bu da oyunun
atmosferini derinleştirecek. Return to Castle Wolfenstein'da multiplayer oyunlara da
ağırlık verilecek, ancak oyun kesinlikle bir Quake 3 olmayacak. Yani sadece multiplayer
üzerine değil. Oyunun asıl olayı tek kişilik mod'da bitiyor. Oyunda fizik
modellemeleri de önemli bir yer tutacak. Mesela taşlık bir bölgeye ateş edince,
taslar yerinden firlayacak, kutulara ateş edince de kutular yerinden oynayacak. Bunlar
gibi daha bir çok eğlenceli detay oyunda bulunacak. Bunların yanında oyun genelde
kapalı alanlarda geçmesine karşın, az da olsa Unreal'da ki gibi açık alanlara
rastlayabileceğiz.
Evet oyun hakkında şu ana kadar elimizde
olan bilgiler bunlar. Tabi bir de ekran görüntülerimiz var. Oyun 2001'in sonlarında
piyasaya sürülmüş olacak. Beklemedeyiz.
|