 |







 |
| |
Reklamınızı
yapalım.. |
Sitenizi
tanı-
tabilirsiniz..
Hem de rek-
lamlara para
ödemeden..
Kısacası, rek-
reklam ver-
mek için,
tıklayın..
|
| Ne bunlar ya? |
Arkadaşlar,
bu sayfayı,
hangi linkin
ne olduğunu
açıklayarak
boğmak iste-
miyorum..
Eğer, siz de
"Ne bunlar
ya?" diyorsa-
nız, imlecinizi
linklerin üs-
tünde
tutun..
|
Bugün ne
oldu? |
Bugün,
bu
kişiye ne ol-
du.. Ne yaptı?
Gibisinden
sorularınız iç-
in, sayfada
sağ tıklama-
nız yeterlidir.
|
Do you
believe
what you
see?
Can you be-
lieve what
you feel?.. |
Iron
Maiden
geri dönüyor
artık..
Eski daldan
kopan Bruce
ve iki lead ve
ritim gitaris-
tiyle birlikte
hem de..
Bekleyin..
|
| Top 20! |
İngiltere'
de
yapılan bir
oylama ile
yüzyılın
top 20' si belli
oldu..
Bakmak için,
tıklayın..
|
Fifaaaaaa
2000!! |
Yine,
yine ve
yine arka-
daşlar..
EA SPORTS
yine Fifa seri-
siyle geri dö-
nüyor..
Bazı insanlar
sevmez fut-
bolu, neymiş,
oynaması en
kolay spor-
muş diye..
Ama, insan
yine, tuta-
maz kendini
görünce..
İşte, EA çalı-
şanları, 6 yıl-
dır, bu oyu-
nun serisini
çıkartıyor..
üstelik de son
derece başa-
rılı bir grafik-
le..
|
| Tarihçe.. |
En
baştan al-
mak gerekir-
se, Fifa 95' le
bütün dikkat-
leri toplamış-
tı. Daha son-
ra, büyük bir
değişiklik
beklenirken,
Fifa 96 çıktı.
Çok
şey
değişmemişti
ama, zevki
çoktu..
Vee, 96 Ka-
sım' ında,
bombamsı
birşey düştü;
Fifa 97..
Motion Cap-
ture denen
özellik ilk de-
fa, profosyo-
nel bir şekilde
o oyunda kul-
lanılmıştı. Fa-
kat, adam
kontrolü,
deveyi takla
attırmaktan
zor bir işti..
Fifa 98 ile,
bu sorun
büyük ölçüde
çözüldü.
Ayrıca o za-
man da, yeni
yeni çıkan
3D kartlara
destek ver-
meye başla-
dılar..
Fifa 99. Çok
büyük bir
değişiklik
yoktu.
(Bence
haklılardı ve
2000' i bekli-
yorlardı.)
En sonda da
Fifa 2000!!
*Grafik
motoru ta-
mamen yeni-
lendi.
*Oyuncular-
la, top hare-
ketleri inter-
aktif oldu.
Yani, top,
adama çok
hızlı gelirse,
adam tökezli-
yor falan..
*Yeni taktik-
ler eklendi..
*Amaaa, ne
yazık ki, "Oh
be, ne oyun-
muş" diyebil-
mek için,
güçlü bir sis-
teme ihtiyaç
duyuyor..
|
Metallica
yeni albümü
ile.. |
Vee,
işte,
Dünyaca
ünlü Metallica
yeni albümü-
nü çıkartıyor.
Eski Garage
Inc. albümü
gibi çift ka-
setli..
Albümde,
"Master Of
Puppets"
albümündeki
'Battery'
adlı şarkıyı
orkestrayla
da çalmışlar..
|
| |
|
|

Arkadaşlar,
bu sayfayı da, bir sürü güzel şiirle
doldurmak
istedim. İstediğiniz şiire gitmek için, o
adın üstüne
tıklayın ve daha
sonra, sayfanın en üstündeki şiir, sizin
tıkladığınız şiir
olacaktır. Hadi kolay gelsin bakalım!


aynı yerde
yanlış zamanda
aynı sözleri
kullanırdık
ayrı anlamda
anlaşabiliyorduk oysa,
ayrı sözlerle de
başka yerde
doğru zamanda...
ÖZER BAL
Bu
şiirin resimli halini görmek ister
misiniz?

Hiçkimse bir
aşkı
Onarmaya kalkmasın,
Kaybedilmeye değer
En güzel anında bitirilmişse
eğer!
Ahmet Telli
buğulanan
camlara usulca
yüzünü çiziyorum ki yüzün
bir yağmur damlası olup
düşüyor yapraklarına gülün!
-İsimsiz-
"Küçük
bir çocuktu.
Yalnızdı.
Gülmezdi.
Gülse ölürdü.
Görmezdi.
Görse ölürdü.
Uyumazdı.
Uyusa ölürdü.
Sevmezdi.
Sevdi ve öldü..."
Bana esmeyi
öğretseydin,
Sana rüyalar getirecektim!
Bana uçmayı öğretseydin,
Sana "Keşke" lerini
getirecektim!
Bana aşkı öğretseydin,
Sana kalbimi verecektim!
Ve bana "elveda"
dedmeseydin,
Sana dünyaları verecektim!
Karda izler
bırakıyorum avcılar peşime
düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar
beni ki dünya
Uğuldayıp duran bir uçurum değil
miydi zaten?
Karda izler bırakıyorum avcılar
peşime düşsün
Adımı yazıyorum kar üstüne ve
ıslığını çığlık
Gibi incelterek yetişiyor ardımdaki
tipi bana
Siliyor adımı bir dal kırarak çam
ormanından...
Geçmişim kar sessizliğiyle
özetleniyor artık
Anılarım buz tutmuştur aşklarım
kar yangını
Ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir
kar tanesi
Karda izler bırakıyorum avcılar
peşime düşsün!
Ahmet Telli
anlamadın
değil
ben bunca anlattım
sen oncaydın
ben onca
anlatamadım.
Özer Bal
Bir eşkiya
sevdasıdır bu!
Bir eşkiya inadı.
Dağlardan inen
Ve mecbur bekleyen
Bir eşkiyanın sonunu...
Murathan Mungan
Artık demir
alma zamanı gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu
limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce
alır yol;
Sallanmaz o kalkışta, ne mendil, ne
de bir kol!
Rıhtımda kalanlar, bu seyahatten
elemli,
Günlerce siyah ufa bakar gözleri
nemli!
Biçare gönüller! Ne giden son
gemidir bu,
Hicranlı haytaın ne de son
matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile
bekler
Bilmez ki giden sevgililer
dönmeyecekler!
Bir çok gidenin herbiri memnun ki
yerinden,
Bir çok seneler geçti, dönen yok
seferinden!
Yahya Kemal
Bir çocuk
sularda kaybolan
Bulutu çekiyor düşlerin ağıyla
Eprimiş bir geleceği, gri anları
Karşılıksız soruları çekiyor
üst üste...
Sorular mı, hedefini bulamayan
Bir bumerangtı çocuğun elinde
Söz ve ihanet bulışunca
Cinnet geçiriyor şiir ve çocuk
Tökezliyor bütün dinozorlarını
Okyanuslara gömülüyorken...
Ahmet Telli
Kimse özgür
değildi asında,
Açılan kanatlar olmasaydı...
Kimse yalnız değildi aslında,
Çekilen acılar olmasaydı...
Kimse üzgün değildi aslında
Yitirilen insanlıklar olmasaydı...
Kimse ağlamazdı aslında
Özleme duygusu olmasaydı...
Kimse şiir yazmazdı aslında,
Kaybedilen birşeyleri olmasaydı..
. Ve kimse hayal kuramazdı aslında,
Özlediği şeyleri olmasaydı...
Hayaller ülkesi bunlar için vardı
zaten,
Kimse dönmek istemezdi ordan
Bahaneler bulunurdu:" Daha vakit
erken!"
Kayıp şehirler de bunlar için
vardı zaten,
Ve kimse gitmek istemezdi oraya
Bahaneler bulunurdu:"Daha yeni
gitmedik mi zaten?"
"YOLCU
RÜZGARA KARŞI YÜRÜDÜ,
(ÇÖL, BOZKIR, SOKAKLAR
BEDENİYLE VARDI.
BİR DE ZAMANIN SONSUZLUĞU...)
DURDU ZAMAN ZAMAN,
GERİ DÖNMEDİ.
("BOŞVER", "GEL,
VAZGEÇ" SÖZLERİ
OYUN SÖZLERİYDİ ÜRKEK ÇOCUKLUĞU
BİLİRDİ...)
"UĞURSUZLUK" DEDİ,
YAŞANMAYAN AŞKLAR İÇİN.
HEP BİR GÖZIŞIĞIYDI
BOYNUNDA TAŞIYIP DA
KİMSENİN GÖRMEDİĞİ...)
YERYÜZÜNDEYDİ
(MAVİ, ONU ÖRTEN VE ALAN.)
"OLDU".
YAPMADAN ÖNCE
"KARAR VERMEDİ"
ÇIĞLIK ATTI.
HİÇ UTANMADI SESİNDEN.
SESSİZLİĞİ, BİR BAŞKA DİL' İ
DEĞİLSE O AN
YA DA TANIMI O YERİN.
İSTEMEDİ.
KEYİFLİYDİ.
ÖLÜM KENDİNİN OLUNCA
ÖLÜMDÜ.
ÖLMEDİ.
YAŞAR KURT
Gece
sesizce başlıyor ve ırmağın-
Öte yakasına geçiyor atlılar.
Bir papatyanın acısını
dinliyorum.
Gökyüzü gitgide genişliyor.
Islak yaprakların derin yeşilliği
Islak dağların uyandırdığı
keder.
Kendime bir demet çiçek topluyorum
Ögretmenimin iliklediği göğsüm
Ne kadar genç
Ağzımda taptaze bir tütün kokusu
Ve taze ceviz kabuklarının
kararttığı parmaklarımda
Bir ağız mızıkası.
Öğrendiğim ilk şarkılar
Yollar yollar yollar boyunca
Söylediğim ilk şarkılar
Sevgilim olan bütün kızlar
Siyah önlükleri ve
Kaçamak bakışlarıyla geçip
gittiler
İlk fotoğraflarımdaki
yakışıklı saçım...
Ey akşam, ey bir aşkın
Başlaması ve bitmesi
Ey turuncu akşam, bütün
akşamların akşamı
Ey mor akşam, dudaklarım gibi
moraran.
Gece evleri sardığında
Ve bahçeleri
Işıklar içinde kaçıp giden
Bir tavşan gibi yalnızım.
Yolun iki yanında kalan
Karanlık dağların ötesinde
Neler olup biter
Ve girdiğimiz uykulu kasabada
Lokantadaki uykulu çocuk
Ölgün ışıklı lokantada
Olgun patatesler.
Bir adamın
Doğması ve ölmesi
Ve bazı işlemeler yapması
hayatında
Bazı bağlardan
Üzüm toplaması
Bazı sinamalara gitmesi
Bazı kızları sevmesi Ve ölesiye
yalnızlık çekmesi
Bazı şehirlerde.
Ey akşam, turuncu ve mor akşam
Ey gökyüzü, ey benim
Gittikçe esmerleşen kalbim.
Şimdi beyaz bir kızın
Yanında olabilmek için
Bazı çılgınlıklar yapabilirim
Onu boynundan öpsem ve onunla
Dünyada olup bitenleri konuşsak
İngiliz birahanelerinde
Damalı kasketleri
Ve şaşılacak kadar yorgun
yüzleriyle
Ve bütün emekçiler gibi
Çocuksu gözleri
Partal elleriyle oturan
İşçilerden konuşsak
Zencilerden konuşsak sonra
Gülünce bütün yüzleriyle gülen
Yakışıklı ve hazin
Zencilerden.
Gece dünyanın her yerinde
Geliyor ve her yerde
Aynı duygu uyanıyor kalbimizde.
Sen şimdi
Duvarına bir şiirimi
asmışsındır
Uyuyorsundur
Belki düşünüyorsundur
Sonuncu kattaki odandan
Yıldızlara bakarak.
Ve yıldızlar her zaman
Eski ve tanıdıktır.
Özellikle bir tren penceresinden
bakıldığında.
İçimiz nedensiz bir hüzünle
dolduğunda
Sırt üstü uzanıp toprağa
Baktıgımız yıldızlar.
Bir harman yerinde ya da.
Düz bir damda.
Uzaktan
Bütün kürtçe türküler gibi
Yanık bir türkü gelirken
Sıcaktan bunalırken
Evler ve yollar;
Ve yaşlı kadınlar
Uyuklar gibi büzülüp minderlerine
Düsünürlerken eskisini
Olağanüstü günlerini
Gece sesizce başlıyor ve ırmağın
Öte yakasına geçiyor atlılar
Çalıların hışırtısını
dinliyorum.
Sana seslenmek için
Yeni şiirler tasarlıyorum..
ATAOL BEHRAMOĞLU
Başa dönüş
Terketmedi
sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça..
Ve ellerim kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni..
Ahmed Arif
Başa dönüş
Seni
anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, haldan bilmez,
Kahpe yalana.
Ard arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül gürül akan bir
dünya..
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri yakayım,
Bir o yana,
Bir bu yana..
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kiprit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk
sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp
gidene,
Seni anlatabilsem seni..
Yokluğun cehennemin diğer adıdır,
Üşüyorum, kapama gözlerini..
Ahmed Arif
Not:
Bu güzel şiirin bir bölümünün
resimli halini görmek isterseniz..

Başa dönüş
Ben büyük
şarkıları severim; büyük olsun,
Deniz gibi, gökyüzü gibi herşey
ve mahzun.
Seviyorsam seni aşk ölümsüzdür
gönlümce.
Âşıksam kadınım değil
tanrıçasın, ece.
Denizler yolculuğa çağırır durur
da beni
Gitmem düşünerek geri döneceğim
günü.
Ben büyük rüzgârları severim;
büyük olsun
Aşkım da, özlemim de hepsi, her
şey ve mahzun.
İnsan bir yanınca Kerem misali
yanmalı,
Uykudan bile mahşer gününde
uyanmalı.
Ahmet Muhip
Başa dönüş
elimden tut
yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düsecek
eger şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa duseceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmıssam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmıssam
elimden tut yoksa duşeceğim
Yağmur beni götürecek yoksa beni.
Attila İlhan
Başa dönüş
"Bir
nehrim ormalıydı,
İçinde balıkları yüzen..
Bir ormanım olmalıydı,
İçinde hayalleri gezen..
Bir umudum olmalıydı,
İçinde kuşları öten..
Bir mezarım olmalıydı,
Başında ağlayan yaşlı
insanlarım
Ve dostlarım olmalıydı çiçekler
eken..
Zor günlerimde ellerimi bırakmayan
İnsanların yanındayken..
Hayat olmadı ama,
İzin vermedi bana..
Bahçesinde besin yetiştiremeyen
Zavallı çiftçinin yüzündeki
Buruk tebessüm kadar gerçekti..
Annemdi sanki.
Bana son kez olsun hayatı
öğretmeye çalışsa da
Bunu başaramayandı..
Lanet olsun.. der gibi gülen
yüzündeki
Acı tesellinin getirdikleri
gibiydi..
İzin vermedi.
Hayattı."
Başa dönüş
Sevinci
kapıştılar taşımayı bilmeden
Şimdiyse bilen yok nerede oturuyor.
Köyün delisi hüzün yalnız kaldı
yollarda.
Adam adam siniyor, arıyor
yoldaşını
Kıskandıran özlemi, yüzünden
okunuyor.
Görünüp siliniyor o günden beri,
Sevinç bir an gözlerde, dudaklarda,
Yerini sevgilisi hüzüne
bırakıyor..
Sevinçse uzaklarda, hep uzaklarda.
Şöyle bir görünüyor, hemencecik
uçuyor.
İşte o günden beri gözlerde
dudaklarda
Hüzün aramaktadır yitik
yavuklusunu.
O günden beri sevinç yerinde durmaz
Ve kişiliğini ararken uzaklarda
O günden beri kimliksiz hüzün
olmaz..
Özdemir Asaf
Başa dönüş
Mutluluğun
gözü kördür,
Yalnızlık sağır.
Ondandır biri tökezleyerek yürür.
Öbürü uykusunda bile bağırır.
Mutluluk yalnız kendisini görür
Unutur bu yüzden ilkin kendisini
Yalnızlık kendi tutuluğunda
özgür,
Boyuna bekler dönsün diye sesini
Mutluluk alışır kendisine,
ölümden beter;
Borçsuzluğuyla övünür, ama
kendisi doğurmaz
Yalnızlığın gidecek bir yeri
yoktur.
Boyuna kapısına döner, açan
olmaz.
Mutluluğun mezarları,
yalnızlığın heykelleri var.
Her ikisinin de saksılarında
çiçek
Biri hep başka bir renkle solar
Öbürüyse ha açtı, ha
açmayacak...
ÖZDEMİR ASAF
Başa dönüş
Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer
Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm
Alıp başımı gitmek isterim
Bir akşam bir kente girerim
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım
Bir tiyatro seyrederim
Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstücü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birbirine karışır
Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde pazar sabahı
Birinde gökyüzü
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Herşeye yeniden başlar
Ataol Behramoğlu
1972
Başa dönüş
|
|

|