ASYA'DAN İNCİLER01   ASYA'DAN İNCİLER02   ASYA'DAN İNCİLER03  ASYA'DAN İNCİLER04
OSMANLI DÖNEMİ  DR. ÇELEBİLER  ÇEŞİTLEMELER  ZIRDELİ  BİZDEN BİRİLERİ  HERŞEYMİ YALAN
DON KİNGLEONE  ANADOLUDA  BAŞMUHTAR:=))  SİBİRYADAYIZ    EN YENİLER

ÇÖL ARSLANLARI..

BaBatullah Bin Ahmed'in Papirusundan notlar..

Sevgili günlük; Bugün Nil deltasında yolumuzu kaybedip çöllere düşeli tam bir hafta oldu, bugünde saatlerdir tek bir allahın fellahı dahi karşımıza çıkmadı. Yönümüzü bulamıyoruz, sıcaktan kavruluyoruz, ağzımıza burnumuza kum doluyor, kunduramada dolmuştu, çıkarttım, yalınayak yola devam ediyoruz, bu lanet çöl arabın yalellisi bitecek gibi değil, tam 15 kere serap gördük, vaha diye atladık, kafa üstü kumlara çakıldık, can dostumla. Eh asya gızı, burdan bir kurtulayım, hindistancevizi hurma çarpsın, valla seni ne yapacam bak...

Sofuzittin Bin Muhtar'ın papirusdan notlar..

Sevgili günlük; Yahu,,, bu deveye binmek, deveye hendek atlatmaktan bile daha zormuş, demincek bir kervana otostop yaptık, devenin bir hörgücüne ben, bir hörgücüne can dostum ilişti, sürmesini beceremedik, BaBatullah vites kolu diye devenin kulağı kopartınca, sırtından attı hayvan bizi, yolumuza yayan devam ediyoruz. Dün son testi şarabıda kafaya diktik, susuzluktan ciğerimiz kavruluyor, sıcak beynimize vurdu, sinirlerimiz çok gergin, artık can dostumla birbirimize girdik...

BaBatullah Bin Ahmed'in papirustan..

Lem papirus, bu çölün gecesi gündüzünden de betermiş be, gece oldumuydu tüm börtü böcek fırlıyor. Biraz önce Sofuzittin ile kavga ettik, güneş saatiyle tam on dakika küsüştük, hep senin şu firavun seçimlerine de bir katılayım sevdan yüzünden başımıza geldi bunlar dedim, neymiş efendim Ceasardan önce sırayı kapaymışız hah, suratını sarkıttı, oynamıyom işte dedi...

Sofuzittin Bin Muhtar'ın papirustan..

Sevgili papi, bak şimdi papi dedimde aklıma kedilerim geldi. Sıcak ensemizde yumurta pişiriyor, dayanılacak gibi değil, meğer üstümüze eğilen bir kırmızı gül dalı değilde, kaktüsmüş be, alacağın olsun asya gızı. Ama bunların hepsi BaBatullahın yüzünden, neymiş, Kleopatra'nın süt banyosu günüymüş, kalk gidelim dedi, şimdi yüzüne vursam, küser de...

(Ah BaBam ah, azmı süründürdün beni çöllerde nasılmış :)))))))) yine yufka yürekliyim be, bakın Nil nehri göründü bile uzaktan işte...)

BaBatullah Bin Ahmed'in papirustan..

Kara kara !!!!  aha Ankara, ne karası be deniz !!! yok değil, nehir göründü, kurtulduk kurtulduk  Emmim Bin Sofu .....Üzerlerinde beyaz entarileri, başlarında agelleri, koştular, kana kana önce bir yüzdüler, Nil nehrinin yeşil sularında... çocuklar gibi şendiler, bin atlı akınlarda, o gün dev gibi bir çölü yenmişlerdi.

O tarihlerde Nil nehrinde, feribot olarak, timsahlar çalışıyordu, neyse atladılar Kadıköy timsahına, ver elini Kleopatranın sarayı.

Ceasar, Roma'ya AB görüşmeleri için gitmişti. Kleopatra, bak Sezai ! Roma imparatorunun karşısında bacak bacak üstüne atıp, katolik nikahını bastırmadan, Mısır' a dönecek olursan valla saraydan içeri adımını attırmam bilesin demişti. Şimdi de iki yanında palmiye yaprağı sallayan iki zebellahın ortasındaki tahtına kurulmuş, tırnaklarına oje sürüyordu.

Nöbetçiler, ziyaretçileriniz var haşmetmeap dediler.

Kleopatra, dans eden bir kobranın kıvraklığı ile yerinden doğruldu, simsiyah kahküllerinin altından, koca gözleriyle, gelenlerle gözgöze geldi..... Ve işte o an Ceasar'ıda, amcaoğlu Antoniuos' da unuttu gitti.

Ayy ne iyi ettinizde geldiniz, bende şimdi havuzu arslan sütüyle doldurttuyordum :)))))

sıcakta kalmayın, esen kalın asya.


BU NE BİÇİM HİKAYE BÖYLE YAF :))))

Ama olmuyor arkadaşlar, sayın muhteremler, anladık başınız seccadeden kalkmıyorda, babass'da Türküler sayfası dolum taşım, hiç biriniz uyarmıyorsunuz, ''türkülerin öyküsünde'' bir revizyon yap diye, bende serdim postu yayıldım ''Manası yoktur bu alemin'' deyu, valla editörümden bir zılgıt yemem an meselesi :))))

Neyse, nerde kalmıştık; Şino dünyanın 6. harikasını gördüğünden beri televizyonun karşında çakılıp kalmıştı, öyleee.. donuk gözlerle ekrana bakıyordu hala. Can friend muhtar emmi, acilen cepten aradı BaBa yı, yahu,,, gül gibi dostum elden gidiyor, birşeyler yap BaBam..dedi

BaBa;

Kendime geldim geleli dostlar
Olamam kimseye düşman
Bir şüphem yok kefenim sağlam
Haydi toparlanın içelim bu akşam          der

Ekuri gayyat guvvatlıdır, BaBa, wolf, muhtar, balıkçı kral, Dr. Çelebi ve falan ve filan

Çökerler dost kıyıda ki ''Eftelya''nın meyhanaya, erkek erkeğe içicekler, ''Gidelim güneylere yenilenip dinlenmeye'' muhabbettinde, bir seyahat planı yapacaklardır.

Da ne mümkün....

Nerman abla, takmış çantayı koluna, kapıdan bacadan fırlanmış gelmiş çömmüştür masaya.

Aha o gelirde, ''Vesikalı yar'' eksik kalırmı ? almış, yeni bir cigara tabakası, hanimiş bakayım BaBamın anlında ki yara izi geçmişmi, diyerekten çekmiş bir tabure kurulmuştur. E Cano Hala iki ''Nenni'' iki bebeyi uyutmuş, iki bebeyi kolunun altına kıstırmış, koşmuş gelmiştir.

Bugün birde özel bir konuğum var bu öyküde, o bir cengaver, yiğit bir savaşçı, Targan atlamış atına, yalın kılıç dayanmış meyhanaya, park etmiş atını çökmüş masaya, aha kılıcını bir salladımıydı bir tepsi börek, iki savurdumuydu, iki tencere karnıyarık yapardı allahıma :)))

Yani Suzan suzinin başı kelmi, hiç bileee fırça gibi.. eksik kalırmı, duymuş gelmişti oda. Eftelya'nın yerinde,kapıdan içeri, kırmızı buklelerini savurta savurta Bahar hanım, Atiii!! bak ne buldumm Asyanın son yazısı diyerekten :)))))))) girinceeee.

Sn. Dr. Çelebi'nin beyni dönmüştü, gözü kararmıştı, nazik bir şekilde indirdi yumruğunu masaya, azizim sayın dostum BaBa, görüyorsunuz işte ''yanlızlık paylaşılmaz'' dediniz aha bu ne, hanımefendiler hamamına döndü bura, erkek erkeğe sohbet edip, içmenin mümkünü yokmu bu alemde.

BaBa: valla azizim muhterem dostum ''Bindik bi alemete gedeyos gıyamete'' ya bakalım hayırlısı :=))

Seyahat planı için her kafadan bir ses çıkıyor, bir cucunadır gidiyordu. Balıkçı kral ilk öneriyi getirdi, bence Bodrum'a gidelim, kolcular yakinimdir, Bitezde yalısında, Çökertme izni bile alırım size...

asya söyler...

Çökertmeden geçen yolu kazmışlar
Sen geçermisin yok..
Ah bitezde kimi vurmuşlar
Haberin varmı koç..

Can friend muhtar emmi, bir dak. BaBa bana ''Bir gül ver'' sana Hürriyetin en iyi on restoranı listesini vereyim,,,

asya söyler...

Kordondan geçen yolu kesmişler
Sen geçermisin yok..
Ah bu denizlere kimi atmışlar
Haberin varmı koç..

Cengaver targan tutturmuştu, ''Karamanın bayrına'' çıkalım cenk edelim diye..

asya söyler...

Bayırdan geçen yolu gömmüşler
Sen geçermisin yok
Ah Karamanda şeftali çiçek açmış
Haberin varmı koç..

Cano Hala, haydin Urfa'ya gidelim türkü söyleye söyleye, gapı gapatır bir urfa kebab yeriz..

asya söyler...

Urfanın soluna dağı dikmişler
Sen geçermisin yok..
Ah aneyden babaydan ayrı komuşlar
Haberin varmı koç..

Şahmeran Zeyna, buyrun bizim bankanın Mamak şubesine, bir müşteri hesabıda açarız size..

asya söyler...

Sonbahardan geçen yolu asmışlar
Sen geçermisin yok..
Ah kömür deposunu kim boşaltmış
Haberin varmı koç..

Suzan suzi yaf mübarek ay Konya ya gidiversek

asya söyler...

Mevlanadan geçen yolu kazmışlar
Sen geçermisin yok..
Ah elli dirhem pastırmayı kim hüpletmiş
Haberin varmı koç..

Nerman abla ''Odam kireç tutmuyor'' gelin hep birde bari şu kumu karlalım diyecek olmuş

asya söyler...

Odandan geçen yolu çekmişler
Sen geçermisin yok..
Ah bu sevda baştan gitmez
Haberin varmı koç..

Atilla bey genzini temizlemiş, bir büyük olarak ağırlığını koymanın sırası gelmişti, aziz dostlarım ben ''Yemen''e gidelim derim, hem gülü çemendir, hemde hazır giden gelmiyorken, bu kadın milletinin elinden dilinden anca böyle kurtuluruz, haydaaa kaçalım muhteremler demiştir...

asya söyler...

Kışlanın önünden geçen köprüyü kaldırmışlar
Sen geçermisin yok..
Ah kundaranla fesini komayı yine unutmuş sn eşin
Haberin varmı koç :)))))))

Sen ne diyon bu işlere ''Yağmur yüreklim'' Fidayda da Ankaralım :)))))), oturmuşun köşende, izlersin bizleri..

BaBa söyler...

Sesleri dudum duyalı dostlar
Yola çıktım yeni baştan
Acelem yok hedefim sağlam
İçerim ben bu akşam :=)))

esen kalın asya

Deli gönül, Ne feryad edersin, Seni aşka yazmalı  hariç tutulmuştur..  


ELE GÜNE KARŞI CÜMBÜRCEMEAT......
 
Hızlı bir king çevriliyor, kimilerimiz seyrediyorduk.
 
BaBa: ok iyi eğlenceler
 
Ebele gübele: sağol babalak gobalak tobalak
 
Targan: 1 dak. sokak kapısını açık bırakiim oyundan kalkmiim şimdi
 
Muhtar: acelem yok hedefim sağlam içerim ben bu akşam
 
Asya: selamlar bol şans
 
BaBa: mrh hg
 
Muhtar: zerda'ya bakın
 
BaBa: tüh elim kaydı üç kız aldım yine, içerim ben bu akşam :=))
 
Şahmeran zeyna:  eeee bütün odaları dolaştım yok hiçbir yerde
 
BaBa: asya az hızlı seyret ltfn takılıyormusun
 
Muhtar: çok gız,,, hiç gızdır,,,batmaktır sonu BaBa :)))
 
Asya: ya ne diycem canım sıcak pide zeytin çekti
 
Targan: 1 dak kapıyı kapıyıım, tüpçü gelmiş şu kağıdı at diyor, simitçi gelmiş hayır bunu
kafam karıştı yahu, en iyisi kapıyı kapatıp yemeğin altını açyıım ben
 
Muhtar: seymen ağaya bakın
 
Şahmeran zeyna: yaf, çocuklar duymasın sakın ama valla banyo ya bile baktım orda da yok
nerde bu yahu deli olacam
 
BaBa: 1 dak bir black label alayım zihnimi toparlayım, yaf bu oyunda hani 8 kız vardı bende 24 tane olmuş, saat başı bitane yemişim hahahaaaa :=))))
 
Ebele gübele: yarasın babalak tobalak hobalak
 
Asya: bide çayla yanına bi cigara
 
Targan: top patladı asya
 
Muhtar: aha yine selam verdim borçlu çıktım, oy diyen msg me dayanıyor yahu :)))))
 
Targan: dur! açma sakın kıs, bizim caminin imamı yine acele etmiş
 
Asya: iyide oruçlu değilmişim ki, sizi yazacam diye yemeyi içmeyi unutmuşum yahu yine :)))
 
BaBa: ebele gübele tek gidiyor, bozarım ben bu akşam :=))
 
Muhtar: batmak bana hep yakışdı,,, nargilem bile buna alıştı,,, kimseleri yanlız bırakamam sonra tutar beni kaşıntı :=))))
 
BÖYLEDE OLMAZ Kİİ   :))))
 
her türlü abartıdan muaf tutlmuştur.
 
esen kalın..

OFF AMAN BARAJLARI AŞDA GEL KURBANIN OLAM.....

Tebememe, yeminler billahlar açılmıştı nihayet, hökümet kurulmuş kabine açıklanmıştı. Başmuhtar, tebrikleri kabul ediyor, öbek öbek gül dağıtıyordu.

Parti genel başkanı BaBa, yurtdışında ikili temaslara başlamıştı, bu iş için ilk olarak Amerika'ya uçmuş, işe Catherina Zeta Jones'la temaslardan başlamıştı,yani yanlış anlaşılmasın :)))) ''don't war, make love'' kriterleri çerçevesinde Irak savaşı filan görüşülmüş çok önemli kararlara imza atılmıştı. Zeta'nın etekleri zil çalıyordu, bundan böyle yurda geldiğinde, ayak bileği görünebilen bir yırtmaca ve dik yakalı dekolte bir kazağı giyinme iznini kopartmıştı BaBa dan.

Bakanlar kurulu ilk toplantısı yapılıyordu, uzun toplantı masasının iki başında Başmuhtar ve parti başkanı BaBa oturuyorlardı sadece. Şahanlı vekillerden seçilen bakanlar inatla masaya oturmamışlar, duvarın dibine dizilmişler çömmüşler kırtlama çay içiyorlardı. Onlar şimdiye kadar, köylerinde gece yatıp da gökyüzüne yıldızlara baktıklarında, başka dünyalarını hayal etmemişlerdi hiç, yağmuru sadece ekinleri sulasın boy versin diye beklemişler, güneşi başak saplarını sarartsın diye özlemişleri.

Kabinenin diğer üyeleri, Kırkağaçlı bakanlar, yarı resmi kıyafetleri siyah pantolon, kolları kıvrılmış beyaz gömlekleri, parlak kuzguni simsiyah saçları ile, gırnataya başlamışlardı bile çoktan, onlar gece gökyüzüne bakıpta yıldızları gördülermiydi, sadece müziği düşünmeşlerdi şimdiye dek, o gün kazanmış o gün yemişlerdi, yarın nasıl olsa bir başka şey çıkardı.

Masanın iki ucunda ki adamın omuzları göçmüştü, kalın kalın dosyalar arasından arada bir, birbirlerinin yüzünü görmeye çalışıyorlar, her gözgöze geldiklerinde bir fırt içip

Aga böyle olmaz ki
Koca millet böyle harcanmaz ki vay

Diyorlardı, yapılacak ne çok iş vardı, millet hizmet bekliyordu, da nerden işe başlamalıydı?

Toplantı odasında dumandan göz gözü görmüyordu, meclis lokantısının işletmesini almış olan balıkçı kral, uzun masanın bir köşesine piknik tüpü koymuş, tavada sardalya kızartıp ekmek arası yapıp dağıtıyordu.

Başmuhtar, sıkıntıyla bir gülü alıp kokladı uzun uzunn belki onun kokusu yayılırken, dalga dalga ruhuna bir fikir gelirdi aklına, sabah beri, o kalın devlet dosyalarının arasından bir zavallı dilekçe kendine bakıp duruyordu, görmemeye çalışıyor, ama bakışları sürekli o yazıya kayıyordu. Dilekçe de şöyle denmekteydi;

Değerli büyüğüm

Anadolu'nun bir ücra köşesinde ki, bir lisenin müdürüyüm, pırıl pırıl zeki öğrencilerimiz var.

Kendileri için bir bilgisayar odası kurmak en büyük idealimiz.

Yardımlarınızı ve ilgilerinizi rica ederiz.

A. Türkcan

Başmuhtar, dilekçeyi yüksek sesle okuduğu anda, bir an duvarın dibine dizilmiş şahanlı bakanlar aralarında kaşar ve bal taban fiyatlarını tartışıyorlarken sustular, klarnetler darbukalar aniden bıçak gibi kesildi, herkes birbirine bakıyordu, BaBa, Başmuhtarla gözgöze geldi ve

Aga böyle olmazki

Koca millet böyle harcanmaz ki

Biri laço tayfası

Ötekisi maço tayfası

Koca millet böyle aldanmaz ki........ dedi

Karar vermişlerdi, işe ilk olarak eğitimden başlıyacaklardı, Başmuhtar, tebememenin kendileri için tahsis etmiş olduğu son model bilgisayarları derhal o ilçeye yollanması için talimat verdi,

kendileri savaştan kalmış Dual pikaplarıyla, pardon PC lerine bir dikiş attırır kullanırlardı nasıl olsa:)))

KURTAR BİZİ BaBa BURALARDAN NE OLUR.....

esen kalın.  


I’M A LONELY COWBOY

 

Vahşi batının, Wild Enginar kasabasının barından şen bir şarkının melodileri yayılıyordu, tozlu caddeye....


Ohhh Suzanna don’t cry for me

I come from Alabama with my banjo on my knee

I’m going to alabama for my Suzanna for to see


Aynalı barın başında viskisini başına dikti, cilalı zeminde barmene doğru kaydırarak, bi tek daha dedi, tak onuda içip, tuk kadehi bıraktı. Ağır ağır açılan kapanan kapıdan çıktı, çiğnediği tütünü puuu diye tükürdü, baştan aşağı siyahlar içindeki kıyafetini, göğsünün üzerindeki pırıl pırıl şerif rozeti tamamlıyordu.


Wild Enginar kasabasının kahraman şerifi, Sheriff The BaBa, bir ıslık çaldı, simsiyah doru tüyleri ile atı ‘’Black Label’’ rahvan rahvan geldi. Cebinden çıkardığı, köstekli saatine baktı ve gözleri Grand Canyon’un ilerisine doğru çevrildi, bakışları şahin olup uçmuştu... İşte dumanlar çıkmaya başlamıştı, her gün bu saatlerde kızılderili dostu Gül Çemen Kabilesinin şefi, Big Chief Muhtar haber yollardı... Kısık gözlerle msg yi okumaya çalıştı, birkaç kez,,, yahu ugh ,,, vardı. Yaf dedi dumanla bile haber salarken ihmal etmezdi şunları :=)))


Çubuğuma gül yaprakları doldurdum tüttürüyorum gel

Vişneli ateş suyu sensiz gitmiyor atla gel...


Gülerek atladı Black Labelin sırtına, dörtnala sürdü, Gül çiçek vadisinde ki Gül çemen kabilesinin köyüne...


Köye vardığında, Big Chief Muhtar, çadırının önünde bağdaş kurmuş çubuğunu hazırlıyordu, başında kedi tüylerinden görkemli bir başlığı vardı, karşına ‘’Oturan Boğa’’ ve ‘’Gerdan Kıran Sarı Kız’ı’ almış, nihayet aralarına sulh yapılmış, barış çubukları tüttürülüyordu.


Dostunu görünce yüzü aydınlandı, Ugh !! var sen sen hoş gelmek Sheriff The BaBa, var sen içmek ateş suyu burda dedi.


Sheriff The BaBa , muhtar yaf bırak şimdi şu kızılderili ağızlarını, rezil rüsva oluyoz aleme :=)))

Big Chief Muhtar, yahu,,, BaBa sorma duyarsa kızar, ben memnunmuyum sanki bütün gün, oturan boğa ile gerdan kıran sarı kızın karşısında bağdaş kurup yere oturmaktan, mabadım uyuştu be billa.

Sheriff The BaBa, yaf dellendi yine, neymiş efendim bu yıl, çok modaymış, süetler, cowboy çizmeleri, kızılderili takıları, mavi boncuklu kemerler, tokalar mokalar, biliyom sırf onları giyinsin diye tıktı bizi bu öyküye :=)))


Big Chief Muhtar, aman haaa sus duymasın, zaten adını tam söylemiyom diye çok bozuluyor bana, hah geliyor işteırmaktan bu yana..

 

Ugh,,, selam sana ‘’mor dağların gonca gülü yaylaların şen bülbülü karşı dağın fokur yanan ateşi asya kız’’  Manitu aşkına var sen iyi olmak bugün?


Offf emmim off yine eksik söyledin ‘’sesi bülbüllere katılası asya kızı’’ nı unuttun , yahu bir tam öğrenemedin gitti adımı, aşkol be.


Sheriff The BaBa, ya kızım senin bu kızılderili adını söyleyene kadar muhabbet biter yaf :=)))

BaBaaa sende tam burda güneş batarken atına binecektin ve şarkı eşliğinde kasabana doğru dönecektinn


I’m a lonely cowboy

Far far away from my home diye,

Bende diyecektim ki

Yanlızmı kaldın

Bir tek senmi varsın

Belki alışman lazım

Bu yanlızlığa

Belki katlanman lazım

Beceriksisler maf ettiniz öykümü J )))

Esen kalın...

BAĞLANACAK YER BULAMAM, GÖNLÜMDEKİ KÖŞK OLMASA.....

Yani sayın arkadaşlar kıymetimiz bilinmiyor ama hepimiz ne fedakarlıklar la bağlanıyoruz şu nete, şartlarımızı ne zorlıyoruz kimsenin haberi varmı?

İşte yine öyle bir gün herkes kendini kırmış dökmüş bir yerlerden takılmıştı ağa....24 nolu masaya......

BaBa, elektrikleri kesik olduğu için mum ışığında laptopundan.

Muhtar, yine seyahatte olduğundan bir telefon kulubesinden

Balıkçı kral, bodrum katında  ki bir meyhaneden

5 kekeme 15 pepeme, işte ebelek gübelek bir yerden

Kurt suzan, İstanbul menkul kıymetlerden

Enis, bakanlıklardan

İşte kimimiz Arda boylarından, kimimiz Fırat sularından

Asya kızıda ebesinin PC den bağlanmış, harala gürele, bata çıka, kurula bozlula bir oyun oynamaya çalışıyordular ki.....

Şahmeran Zeyna alı al, moru mor kan ter içinde yetişmişti son anda, yahu ben size demedinmi
ilk üç masaya oturun diye, 24. masaya kadar hepsine girdim çıktım ne zerdayı ne sizi bulabildim. Oyun bir onbeş dakika durur, neyse herkes kendini toparlamış BaBa bir kağıt atacak mecali bulmuştur ki...

Şahmeran Zeyna devam eder, asyacım, şimdi ben omomatiktenmi yoksa bankamatiktenmi bağlanacaktım unuttum, valla beyazlar için varda renkliler için gerekiyorsa bi koşu bakkaldan alıp geleyim, her an düşebilirim yani..

Oyun bir onbeş dakika daha durmuştur, muhtar telefon kulubesinde kendini yere atmıştır, tıklar bir kağıda..

Şahmeran Zeyna devam ediyordur... BaBa ne diycem, babass  iki b ilemi? tek b ilemi ? yazılıyor unuttum, bulamıyorum siteyi, oda oda dolaşıp zerda aldı götürdü satamadan getirdi bile dedim yok hiç bir yerde, nasıl okuycam  şu cadının yazıyı...

Kim okurdu kim yazardı
Suzi kurt ile gezerdi
Bendeki bu aşk olmasa
Güle kıymet verilmezdi
Muhtardaki meşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
BaBam daki el olmasa :)))))))))

Kimsede hal kalmamıştır artık, zaten BaBa ben tek çıkıyorum demiş, oyunu bozmuştur yine:)))))

ANLATAMADIK ONLARA...

Acılarımızı sığdırdık ama
Gülüşlerimizi sığdıramadık mektuplara
Ne onlar anlayabildiler bizi
Ne biz anlatabildik kendimizi
Onlara...
Ve bir ömür savurduk düşlerimizle
Hasret yüklü ayrılıklara.

esen kalın

daha da masa muhabbeti yazmam cadıya çıktı adım baksana :))))))))  


NERDEN BAŞLASAM NASIL ANLATSAM......

Çökertmesi ile meşhur ilçemizde bayramda yeni bir mekanın açılışı vardı... Hazırlıklar büyük bir koşuşturma ile sürüyordu yetiştirebilmek için. BaBa kapıda durmuş, elcazıyla dizayn ettiği, ışıklı tabelayı, barının üstüne asılışına nezaret ediyordu.

MUALLA BAR... damlar tercih edilir

Barmaid suzi, büyük bir telaşla depodaki içki stoklarını gözden geçiriyordu. 4 koli black label müşteriler için, 8 koli patron için, 5 kasa 70 lik müşteriler için, 10 kasa patron için, taze şaraplar müşterilere, yıllanmışlar patronun can dostu muhtara... şeklinde.

Eh açılış için hemen herşey tamam gibiydi, sanatçılarla ilgili bir iki pürüz kalmıştı. BaBa ve muhtar bar taburelerine tünemişler, sağa sola tel yağdırıyorlardı, Q kızlarıyla bir anlaşma yapılmıştı ama Hülya son anda olaya kaya koymuş, valla adımımı atmam BaBa onlar çıkarsa, Muallaya demiştir.

Neyse Asya, imdada yetişmiş ben bayramda yaparım program BaBa, ayıp ediyon, hediyemiz olsun demiştir.

Açılış için mülki erkandan Çerkes kaymakam davet edilmiştir, barın epeyce süksesi olmuş, tutacağı kesindir, balıkçı kralın mekanında lüferi gövdeye indiren soluğu, muallada alıyordur.

 

Ekip işidir bir kere bu, body guard olarak tabi ki lighterkek görev başındadır. Disk jokey kekeme pepeme, birbirinden güzel parçalar sunuyordur müşterilere, barmaid suzi barda harikalar yaratır, gerçi bir kaç müşteri kadehlere koyduğu maytaplardan yaralanmıştır ama, keyifler yerindedir. Asya o gece için tarzının dışına çıkmış caz takılyordur.

Neyse işte  ortam latif, hava hoş, can dost muhtar hayli sarhoştur, bir iki kere denize girip çıkmıştır bile kunduraları ile.  BaBa tutacak bu iş diye geçirir içinden memnuniyetle, hadi gari Mualla, yüzümü kara çıkarma der, o sırada barın kapısının önünde bir karışıklık olur, kolcuların araba sirenleri çala çala dururlar cırt diye kapının önünde, BaBa heycanlanır, tüh ya ilk geceden can sıkıcı bir olay olmasa filan der, kalabalık bir topluluk toplanmıştır barın önüne.

Kolcular arabadan Şahmeran Zeyno yu indirirler, kim yahu bu barın sahibi, bu hanım Zerda Bar diye yeni bir yer açılmış, bulamıyorum diye tutturdu beyim, bahsettiği yer burası olsa gerek diye getirdik işte derler, Şahmeran Zeyna bir hışım iner arabadan, kolculara afra ile demedinmi  ben size Zerdali Cafe diye bir yer var diye! (valla söz bir daha zerdayı ağzıma almıycam :)))))))

Neyse, BaBayı görünce rahat bir nefes alır, aaaa yeni yılınız kutlu olsunn yok öyle değildi, doğum günün kutlu olsun, ayy o da değildi şimdi bulucam neydi, hah iyi bayramlarr :)))))))

Nerden başlasam nasıl anlatsam
Kaç kişiydik o zaman 
Yuf kaç kişi olmuşuz be :))
Bodrum Bodrum....

esen kalın...asya...


BAD NEWS GOOD NEWS :)))))))))

Muallanın süksesi yerindeydi çökertme diyarında, gece sokakta uzun kuyruklar oluşuyordu içeri girebilmek için, bayramda sürekli full çekmişti, ne var ki herşey böyle güllük gülüstanlık devam edecekmiydi acaba :)))

Bayramın 3. günü sabah BaBa ve lighterkek gelmişlerdi mekanı açmak için, BaBa bir köşede hesapları kontrol ederken light geldi koşturarak, kapıda Niyazi diye biri var şimdi vuracam valla, tutturmuş illa BaBanın bayrama edecem diye napıyım?

BaBa: hahahaaa bırak yahu gelsin o bizim bayramcı Niyazi, her yıl tebrik yazar, eder işte :=)))

Neyse öğleye doğru asya damlamıştı bara, ellerini oğuştura oğuştura, gözlerini acıklı bir şekilde kırpıştırarak geçti BaBanın karşısına, iyi ve kötü haberler var önce hangisi dedi

BaBa: buyur asya önce iyileri duyalım bakalım :=))

Asya: şeyyy hava ne güzel dimi BaBam yani bu mevsim için, kuşlar çiçekler böcekler filan

BaBa: ya kızım dolandırma desene ne diyeceksen

Asya: şeyy yukarıdan aşağıya doğrumu söyliyim, yoksa soldan sağa doğrumu?

BaBa: allam ya desene kız ne var

Asya: BaBa senin bu bulaşıkçı ile garsonlar dördüzmüydü?

BaBa: ölecem yahu, Cumhuriyetin bulmacasından daha karışık konuşuyorsun ne var ne oldu

Asya: iyi akşam giderlerken dördü birden köyden halamgiller geldi bayram için biz işi bırakıyoz dediler de.

BaBa: anladım rakip barın işidir, tak önlüğü gir mutfağa akşama tek bardak tabak yok temiz müşterinin önüne koymağa

Asya: tabi BaBam yeterki show must go on dimi, yeterki umutsuz olmasın aşk

BaBa: bak hiç edebiyat paralama doğruuu mutfağa

Asya: şeyyy BaBam bi şey daha var nasıl diycem bilemiyorum

BaBa: allam ya dahasıdamı var neee!!

Asya: barmaid suzi varya, bak panik yapma ama, dün gece iş çıkışı memedofun yere gitmiş, illa bana meyve kokteyli nasıl yapılır öğret diye, ee memedofun da kafa iyi o saatte, molotof kokteyli öğretmiş, bak telaş etme sakın, bardak elinde patlamış suzinin, neyse şimdi tam teşekküllü bir hastahanenin çok acil bölümünde burnuna ilk yardım alıyor, gördüm ben durumu iyi doktorlar bir haftaya kalmaz işe döner dediler, bu kadarcık tı işte.

BaBa: anladım terslik bi başladımı tek gelmez zaten, akşama bara ben geçerim, masalara da şahmeran zeyna bakar, hadi sen git bulaşıkları hallet bende masaların detaylı bir krokisini çizeyim, şahmeran zeyna için, bulamaz şimdi hangi masa nerde :=))

Öğleden sonra can dost muhtar anca ayılmış, düşmüştür Muallaya, BaBa bunalmış bir vaziyette gel dostum gel, başımız fena halde sıkıntıda der.

Muhtar: BaBam iyi ve kötü haberlerim var önce hangisi?

BaBa: artık bayılacak gibi olmuştur, sendemi yahu neler oluyor de bakalım önce iyi haberler

Muhtar: yahu,,, ayatım boyunca ep istemişimdir DJ olmayı

BaBa: eeeeeee ????

Muhtar: eeee si, senin disk jokey kekeme pepemenin akşam sesi kısılmış gibiydi, git mutfağa yumurta iç dedim, kabuğuyla yutmaya kalkmış, boğazını haşat etmiş, telaş etme bak sakın ben hallederim o işi, bırak sen bana.

Her neyse herkes bi işi üstlenmişti, akşam her zamankiden fazla bir kalabalık vardı Muallada, BaBa barda içkileri hazırlıyor, asya bardak yıkayıp yetiştiriyor, muhtar belki 12. kez aynı parçayı zorla dinletiyordu müşterilere ''Well come to the Hotel California'' :)))))) BaBa, ya sabır deyip, içki tepsisini tutuşturdu Şahmeran zeynanın eline, doğru masayı bulması çok kolaydı tabiiki :))) müşteriler itiraz ettilermiydi hayır bu bizim istediğimiz değil diye, aaaa bu müessesemizin ikramıdır, şimdi gelecek siparişleriniz diyerek hiç bozuntuya vermiyor, durumu idare ediyordu işte :))

Vakit gece yarısını epey geçmişti, muhtar barın orda BaBanın yanında bitti, iyi ve kötü haberlerim var dedi.

BaBa: yıkılmamak için bara zor tutundu, ne var yine yaf

Muhtar: Memedof aradı şimdi, kalabalık bir turist grubunu yollamış Muallaya

BaBa: eee güzel be dostum iyi haber bu

Muhtar: da, benim cant varya cantosman kablolarla oynarken dişlemiş, ne müzik sistemi çalışıyor, ne elektrik.

Masalara derhal ilave mum servis edilmiş, grup içeri alınmıştı, BaBa barın üstünde dekor olarak asılı duran sazına baktı, aldı eline, çöktü merdivenin başına...

Söylemeye başladı, can dost muhtar donup kalmıştı, asyanın mutfakta bulaşık süngeri elinden düştü, allam yakmıyor elimi bu kaynak sular artık diye düşündü, ellerini önlüğüne sildi, çıktı bar tarafına, kendisine türküleri sevdiren BaBasını ilk  kez söylerken duyuyordu, yaşlar gözünden sicim gibi yağdı, bir el dokundu omuzuna, ağlama gız benide ağlatacaksın dedi muhtar.

İki dost dinlediler can dostlarını.....

Ne ağlarsın benim zülfü siyahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama
Göklere erişti figanım ahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama

Bir gülün çevresi dikendir hardır
Bülbül har elinde ah ile zardır
Ne de olsa kışın sonu bahardır
Bu da gelir bu da geçer ağlama...

Türkü bittiğinde bir an herkes öyle dondu kaldı, sonra alkış ıslık kıyamet koptu, tekrar tekrar diye

ehh BaBam da bu işi biliyormuş yani :))))))

esen kalın...asya...


HEKİM BUNA NEYLESİN.... BaBam YANGINIMIZ YÜREKTE.....

Bayram haftasımı yorgan kavgasımı anlamadım gitti, yaf rahat bize batıyor be, şurda üç gün tatil yapalım dedik hepimiz hastalıktan telef olmuşuz.

İnanın şuracıkda şu yazıyı yazarken, yazan yerlerim ağrıyor haberiniz yok.

Muhtar emmim, Kumkapıda lüfer yemeğe kalkmış, mide_i zehirlenme olmuştu.

Kolyoz, denizin dibinde, deniz kızı Eftelya yı ayartmaya kalkmış, şifayı kapmış, nezle olmuştu, şiir yazdığı kağıt peçetelere bile burnunu siliyordu.

BaBam, ah onun rakı bardağı düşmüş kırılmıştı, alçıya aldırmıştı, o kanadı kırık bir kuştu // beyaza vurulmuştu ...

Enisin hali içler acısıydı, tenis oynarken sekte_i tendon olmuştu(o ne yaf) ancak elektro raket ile atışları düzenlenebilmişti.

Mafi abi, o hepten maf idi.

Suzi, suzicik... bakan yerleri ceyir ceyir yanıyor, duyan yerleri sızım sızım sızlıyordu, kıyamazlar.

Kralların balıkçısı, balıkçıların kralını nihayet, kraliçenin köpeği hartdanak ısırmış, o da onun köpek dişlerini sökmüştü.

Şahmeran zeyna, asya gribine düçar olmuş, yorgan döşek ateş, sayıklıyordu nerde zerda diye

Benmi, benim hastalık malum, kronik üşütme işte, Sn. Dr. Çelebi artık evin içinde bile kafamda yün bere ile dolaşmamı öneriyor aksi halde iflah olmıyacağımı söylüyordu:))))))))

Neyse işte ve falan ve filan.. kazasız belasız idrak ettik bir bayramı daha, sanki bize hergün değilmiş gibi, nerde kalmıştım...

Aman şu gazetelerde zaman zaman çıkan sağlık öğütleri vardır ya hani bilmiş bilmiş, sinir olurum onlara.. yazana ''desene ki güzelim sen hiç yaşamamışsın da helvanı karan yok''' diyesim gelir hep

aha en başa kondururlar önce....

Sigarayı kes, ömrün on yıl uzasın

İçkiyi kes, boyun beş santim uzasın, pehh kökle bakalım yabani enginarı bişeycik oluyormu :)))

Tırnağını kes, üç yıl kazan

Saçını kes, beş yıl bizden

Belki uzun saçla dolaşmaktan hoşlanıyorum, onlara ne alla alla..

Ot ve yeşillikle beslenin ömrünüze ömür katılsın.

Yok ya, koyun gibi yaşayacaksam ömrü napıyım yaf, git sen yayıl çayırada otla.

Günde sekiz saat düzenli şey yapın.. oha yuf bu ne bu, kalpmi dayanır be, bir dak. pardon yanlış okumuşum, günde sekiz saat düzenli uyuyun diyormuş, hay allah bende egsersiz yapın anlamıştım :))) e olabilir

Bak şunlar gayet mantıklı, aklım yattı

Üç beyazadan uzak durun !

Evet, mesela Beyazıt Öztürk'ten uzak duracan, yani bu mankenlerin meselesi

Beyaz çekmeyecen, e herhalde yani.

Gelinlik giymeyecen, e güzel evlenmiycen yani, doğru, ele karışıp yere karışmakta ne mana

var ki.. böyle mantıklı şeyler söylesinler, canımı yesinler.

Stresten uzak kalın !

Yaf bunlar, ya hiç king oynamamışlar, ya da sayı saymasını bilmiyorlar, yahu hergün hergün üç puan için nasıl ebemiz ağlıyor hiçmi haberleri yok bunların..

EL VURUP YAREMİ İNCİTME TABİB
BİLMEM SIHHAT BULMAZ HİCRANELER VAR
DERT VURUP DA EYLERİM DERMAN
HER CAN KABUL ETMEZ VİRANELER VAR....

esen kalın..asya...


MUALLADAN MI GELİYON KIS BaBa SALINI SALINI DA :))))))

 Yani Muallanın ünü giderek yayılıyordu ki sormayın, sırf onu görmek için çökertme öğrenenler bile vardı nitekim. Bayramda yağan evlere şenlik yağmurun tam ters etkisi olmuş işler artmıştı.

Kapağı Muallanın şefkatli kollarına atanların demeyin keyfine bir yere kıpraşmıyorlar, derhal evlere tel açılıyordu''ben Muallada tutuklu kaldım, pardon selden mahsur kaldım, sen yemeğini ye bekleme'' diye :))

Barmaid suzi iyleşmiş, aslanlar gibi işinin başındaydı, hemde bomba gibi bir kokteyl ile, ''kolyoz kokteyli'' bu içki artık barın specialitesi olmuştu. Suzan suzi formulü, arkadaşı İbram çavuş allahına emanet olurken, kollarında son dakikada kulağına üfürmüştü, ve bir sır gibi saklıyordu bileşimini.

Yani Muallanın şanı şöhreti bu kadar yayılırda Angaradan duyulmamı, tabi ki duyulur, Şahmeran Zeyna kolları sıvamış, orda bir gece yapmak için geniş çaplı bir organizasyona girişmişti. Ne var ki önce tarihi bulamamış, sonra tarihi yazdığı kağıdı bulamamış, daha sonra aradığı kimseyi bulamamış ve en sonunda neyi aradığını bulamamıştı. BaBa bak şöyle yapalım, biz emmimle saat birde oturuyoruz içmeye gelenler gidenler, burdayız bekleriz işte :=))

Asya kızıda cadıydı madıydı ama fedakar kızdı canım, bayramda o sıkışık zamanda her işe koşmuştu. Hatta aynı anda iki işe birden, bir ara mutfakta haldır haldır bardak sabunlarken, diğer yanda avaz avaz türkü çığırarak

Yazması oyalı, kundurası boyalı
Yar benim aman aman
Yar benimmm

bar tarafına bile yetişmişti. İstanbula etekleri zil çalarak, sevinç içinde dönmüştü, çünkü BaBası şayet Mualla yazında işi böyle götürürse, Beyoğlunda, Asmalı mesçitte Mualla 2 yi açmaya söz vermişti, tabi ki asya da orda okuyacaktı, eh nihayet şans yüzüne gülüyor, o zalim türkü barından kurtulabilecekti :))

Muhtar emmi nihayet ayatının işine kavuşmuştu, DJ likte yepyeni bir çığır açmıştı, ''maniniz yoksa Muallaya takılmayın'' artık barın sloganı olmuştu. İki şarkı arasında patlatıyordu bir mani:)) mesela

İzmirin kavakları // Üzümdür çardakları // Zülüfleri ak ak olmuş // Ol kınalı parmakları

Yada

İstanbul dedikleri // Kolyozdur yedikleri // Yiğidim aslanım burda içiyor // Asmalıdır gittikleri

gibisinden

Barın kapanma saati yaklaştığında müşteriler BaBa dan türkü dinlemeden ayrılmıyorlardı o da kimseyi kırmaz damardan okurdu bi tek :)))

Bakma bana öyle derin
İşim olmaz senle benim
Hiç bu kadar sevilmedin
Gözlerinden okuyorum
Haberin yok ölüyorum

Sorma bana nerelisin
Ne içersin ne giyersin
Derdim sana derman olsun
Ben gönülden okuyorum
Haberin yok ölüyorum

Azdı yine deli gönül
Üzerine geliyorum
Geçti yine boş bir ömür
Ellerinden öpüyorum

Yaf bu Duman da beni fena sardı be :))))

neyse esen kalın.... asya...


AYNI MİNVAL ÜZERİNE.....

enter enter bir ki bir ki deneme deneme...
Ben muhtar, sende ne var
Nerelisin
Edirneli
İçindenmi
Ayır kıyısından
Köyündenmi
Evet bildin
Muhtarın köy odası NASA uzay üssü kumanda merkezine dönüşmüştür nitekim
karşında aha beş adet bilgisayar dizilmiş, birinin ekranından king oynarken,
diğerinin klavyesinden yazıyor, bir diğerinden babass ı okurken, ötekinden
finlilere mail yolluyor, top bilgisayarı ile de eh karşılıklı kadeh tokuşturup, arada
bir başından aşağı votka boca ediyordu PC nin.
1 nolu monitorde 68 kuşağı son derece ciddi bir oyun oynuyor, çıt çıtlamıyordu
Asya; mıkırdanmaya başladı, şeyy BaBam, sol bacağım uyuştu be, az da diğerinin

üstünde durabilirmiyim
BaBa: bak hala koz çıkıyor yaf, pardon konuşuyor yahu, o ne o?
Asya: tek ayak üstünde seyretme cezası vermiştin ya hani
BaBa: pohahahahaa unutmuşum yaf otur kız, bak ama parmağını shiftten kaldırdığını
göreyim  çok kötü olur
Asya: iyi aman yaaa sende zaten sinirliydin  birde asabi oldun şimdi
Muhtar: yahu,,, bir yığın mani yazdım size aha şuracığa,,, diğer klavyeden yazmışım
epsi Finlandiya'ya gitti, şartnamenin eki olarak :=)))
Şahmeran zeyno: ay bravo valla, nasıl bulup bulup da gidiyorlar taaa Hollanda'ya
Kurt suzi: saat 11:30 Aralık 2004 AB
BaBa: şahmeren siteye girdinmi bugün
Şahmeran zeyno: babass'a mı?
BaBa: hayır ebess'e :=))

Şahmeran zeyno: aaa yeni sitenmi o baba yükliyim hemen, zaten babass yenilemiyor
bende 70 li yıllardan  bir film gösteriyor daha
kurt suzi: saat 14:23 sis basacak, dolar yükselecek, don çıkacak, euro düşecek
Muhtar: yahu,,,,, ben kağıda tıklıyom,,,,,, bu alet ''içelim bu akşam''ı çalıyor :=)))

Şahmeran zeyno: aha yükledi bu ne bu, 26 Mayıs 2000 de yenilendi bakın asya
yollamış brandnew bir tane, ay olmamış yine yenilemeye gidiyom ben, Ocak da
ocak başında görüşürüz.

Asya: enter shift enter shift enter shift enter shift enter enter enter ufffff yine
karıştırdım işte hangisi önce entermı shiftmi yaaa
BaBa: aman ya neyse ne işte, bebekler bile analarının karnında artık ultrasona
kendileri bakıyorlar yaf:=))
Asya: ama BaBaa, muhtar milyon kere virgül koyuyor ona bişiy demiyorsun
BaBa: o başka yahu, ben ordan can dostum kaçıncı kadehde onu anlıyom ki :=))

Yolun ardına bakmadık
Bak hala burdayız
Belki delirdik de belirdik
Bak hala burdayız
Biz neler içtik neler yedik
Bak hala burdayız
Sen hiç üzülme ağlama
Bak hala burdayız


bu bir shift+enter kursu çalışmasıdır, yayınlanamaz :)))))


NE CEZALAR, NE ÇÖLLER GÖRDÜM
EN DÖNÜLMEZ SÜRGÜNLERDEN DÖNDÜM....

Don Kingleonelerin bağ evinde o sabah kızılca kıyamet kopmuştu, ortalık tuntunaya gitmiş,
herkes birbirine girmişti. Sebeb....

Asyabella evlenecem işte onunla demiş, sonra odasına kapanıp, ardından kapıyı kapamış, bir
avaz yerde bir avaz gökte ağlıyordu içerde.

Don Kingleone BaBa’nın öfkesi durulacak gibi değildi, Gülorotti Muhtarla onlarda kütüphaneye kapanmışlar, söylenip duruyordu, bıktım! bıktım artık bu kızın gündem yaratacam diye olay
çıkarmasından, kriz yaratmasından yaf! ne halin varsa gör diycem, içim razı gelmiyor; arada
bir masaya bir yumruk indiriyor, kütüphaneyi bir aşağı bir yukarı arşınlıyordu sinirinden...
7.00*10.00 metre - 7.00*11.00 metre gümmm bir yumruk daha sallamıştı masaya, biliyordum taaa
en başından biliyordum bu kütüphanenin yamuk olduğunu !

Gülorotti Muhtar, her yumruk indiğinde masaya yerinden bir hopluyordu; yahu,,, bu kıza ne
olmuştu böyle, emmisinin sözünü ep dinlerdi, hani en çıkmaz anlarda dahi iki şiir okudumu
yatışırdı, ama bu kez sabah beri, okumadığı şiir, mani ve hatta şartname kalmamıştı, nuh
diyor peygamber demiyordu, mümkünü yok ikna olmuyordu, şimdi ne alemi vardı gidipde
o zibidi ile evlenmenin yahu.

Halabella, bir büyük olarak kapıda yalvarıyordu, hadi hayatım aç şu kapıyı, bak kızlar gidipde erkeklere öyle ''beni al beni al, onu alma beni al''diye türkü söylerlermi hiç, böylemi öğrettim ben sana ayıp, yakışıyormu bak koskoca Kingleone ailesine.

Asyabella içerden zırlayarak laf yetiştiriyordu, ne yani yokmu öyle bir türkü var bal gibi,
hem ağlarım hem giderim üüüüüü.

Suzi en bi kurt sesini takınmış, kapıya dayanmıştı, bak asyadan, fistanı basmadan, aç şu kapıyı
bak ben senin büyükannenim bişey yapmıcam söz, aç şunu

Asya; yok yaa biliyorum sen kurtsun işte çıkmam da çıkmam

Suzi: eeee yeter be sabah beri Tom Jones, Indiana Jones, Dow Jones yerle bir olmayan endex kalmadı be çıkardığın kriz sayesinde, bak çıkmazsan Mrs. Jones u çaarırım ha.

Dottore Ati: Durun bakalım bi dak. çok üstüne vardınız bana bırakın işi ben psiko-nörotik bir yaklaşımla deneyim; Asyacım güzel evladım bak çok mantıksız bu yaptığın, aranızda çok yaş farkı var bir kere, düşünsene, sen kırk olduğunda, o ölmüş olacak yavrum.

Asya, daha yüksek perdeden ağlamaya başlamıştı, hüüüüü ne yani hem evlenecem, hem dul
kalacam öylemi hüüüüü, bırakın beni..

Şahbella Zeyno, yel yepirek yelken kürek bir telaş geldi, çekilin bakayım ben o cadıyı ikna
etmeyi bilirim şimdi şakkadanak, asyaaa şekerim, cadıcım bak ne diycem, bak ne buldumm
Asyabella, pazen gelinliğinin eteklerini toplayıp, ağlamaktan kızarmış burnu ve gözleriyle açtı
kapıyı, ne, ne buldun Şahbella :))))

Kapının açıldığını duyan Don Kingleone BaBa ve Gülorotti Muhtar fırlamışlardı koridora, Don BaBa
bar bar bağrınıyordu asyaya, yaf kızım ne laf anlamaz şeysin sen yahu, bilmiyonmu bu alemin
en çirkef, en pislik gaddar adamıdır, başka adammı bulamadın Don Rıfkı dan başka yaf :=))

Asyabella: ama BaBaaa sen yıllardır kızları alıyon bizim hiç sesimiz çıkıyormu
Don Kingleone: bak güzelim şimdi bak biz o kızları şapmak için alıyoz yani şey nasıl denir
yaf muhtar desene niye alıyorduk kızları
Gülorotti Muhtar: yahu,,, senin babass daki türkülere eşlik etsin diye folklor takımı kuruyos ya
onun için alıyos biz o kızları :=))
Asya: hadi ya eğleşmeyin benle, o kadar kızla beş takım ''Sultans Off The Dance'' kurulurda arta kalanlarla THM kadınlar korosu kurulur be. Hem Don Kingleone BaBam neden
anlamıyorsun beni, ben kutsal bir misyon yüklenip, bir dava adına kendimi feda ediyorum
Don Rıfkıyı alır varırsam, oyunda rıfkı sorunu diye bişey kalmaz bütün hır gürde biter işte.

Tam o sırada Don Rıfkı, kırmızı mustangi ile kapıya zırt diye dayanmış, vart vart kornayı
çalıyordu gelini almak için.

Asyabella balkona çıkmış, geri geri yürüyerek sakın sakın yaklaşmayın, bir adım daha atarsanız, yani pardon bir kağıt daha atarsanız rıfkıya varırım, karışmam

Don Kingleone BaBa: bak gız son kez uyarıyorum seni, çıkıp gidersen, bir daha BaBa evine
adımını attırmam senin, böyle biline, bırak Don Rıfkının icabına ben bakarım, biliyorsun en iyi
''rıfkıyı'' oynarım :=))

Asyabella, basma gelinliğini şöyle bir savurttu, balkondan aşağı sarkıp, Don Rıfkı beyy!!
ya pardon evlenemiycem seninle be, vallayi BaBam, emmim, halamgil salmıyorlar, geri dön
geri dön Don.....

Don Rıfkının yüzünde ki beşüş gülümseme dondu kaldı, öfkesindem önce bir sarardı, sonra
morardı, görürsünüz siz, canınıza okumazsam, burnunuzdan fitil fitil getirmeyen kingi, aha da
rıfkı değil... İşte o husumet, o gündür bu gündür Don Kingleone BaBa ile Don Rıfkı arasında sürüp
gidiyordu.

Sen asabi şairlerin, titreyen mısralarında
Bahsettiği birisin
Ekranlar önünde, o güzelim yılların
Hayali...
Gözlerimin önünde
Bize gülüyorum :)))))))))

hadi esen kalın...asya...


ADA SAHİLLERİNDE BEKLİYORUM...

Vakit epeyce geçmiş, Mualla bar çoktan kapanmıştı, el ayak çekilmiş, herkes bir yerlere kaybolmuştu, ortalık temizlenmiş toparlanmış, sandalyeler masalara ters çevrilmişti, dışarda keskin bir ayaz çıkmış, ay bulutların ardında geziniyor, ara sıra yüzünü gösteriyordu.

Tek bir masa kalmış onda da karşılıklı iki kişi oturmuşlar içmeye devam ediyorlardı, iki can dost...
Bir yerlerde ''Ada sahillerinde bekliyorum'' çalıyordu, masaya biri bir vazo dolusu gül koymuştu.
BaBa, içinden bir gülü çekip aldı, hafifçe koklayarak, dalgın dalgın elinde evirdi çevirdi ve yaf muhtar
ne diyecem, şu Şadiye bizim Mualla kibin bir şeymi ola? Hep merak ederimde.

Muhtar, evet yahu, bende ep merak etmişimdir,,,biz niye habire Muallayı sandala atıyoruzda,,,
Şadiye'yi şad etmiyoruz?

Bir dakika yanlız uyarmayı unuttum bu nöbetçi iki sarhoş muhabbetidir, ona göre hoş görün :))))))

BaBa: yaf unuttuk gittik kızcağızı, ada sahillerine volta atıp duruyordur, kimbilirrr kaç zamandır, çok
bekletmişiz be Şadiye'yi.
Muhtar: evet,,, yahu,,, ruhu şad olsun
BaBa: pohahahahaaa dur yaf muhtarım ölmemiştir belki de :=)) Muhtar: Adalardan bir yar gelir bizlere Amanallah gözlere bak gözlere

hoyda bree çakarlar kadehleri bir fırt daha...

BaBa: de gidi muhtarım, biz her gece Heybelide mehtaba çıkardık, sandallarımız zevke dalar....
Muhtar: fazla derine dalmayalım be BaBam sonra kolyoz çarparın haaa :=))
BaBa: gülün kokusunu uzunn uzunn içine çekerek, acaba o da al basmadan fistan giyermi,
zeytinyağlı yiyemez aman da, kıymalı fasulyemi yer, dersin?
Muhtar: yok yahu,,,  bana Şadiye biraz sosyetikmiş gibi geliyor. Asmadan gel asmadan // fistan giyinmiş basmadan

BaBa: bak taktım şimdi bu Şadiye'ye yaf, ağa kızımı, asker kızımı, kaymakam kızımı, çeçen kızımı
Muhtar: Muallada bunca yıldır az kahrımızı çekmedi ama değilmi, dolu getir boş götür filan, azmı aheste çektik kürekleri mehtab uyanmasın deyu..

BaBa: evet yahu nasıl da unutmuşum birde Mehtap vardı değilmi, onu da uyandırmayalım diye az
Fred le Barney gibi parmak uçlarımızda dolaşmadık, hala uyuyordur allah bilir
Muhtar: Ben o yare doymadım///ben o yare doymadım/// doysun kara topraklar
BaBa: off offff ruhu şad olsun, kim koydu yahu bu gülleri masaya
Muhtar: Hadi gülüm yandan yandan/// biz korkmayız Şadiyeden, Mualladan
BaBa: hahahaaaa kalk gidelim muhtarım, kalk gidelim muhtarım//devriyeler basmadan, devriyeler basmadannn :=))

onlar iki can dost, iki nöbetçi sarhoş..

Elbet akan bütün sular
Bir gün denize kavuşurlar
O güzel düşlü can dostlar
Bu sevdayı hiç unutmazlar

Sevda'mı? O da kim yahu bir de o mu çıktı şimdi başımıza
J)

esen kalın...asya...


BİR HIŞMINAN GELDİ GEÇTİ PEH PEH PEHH.......

BaBa sabah işe gelirken yağmurdan ıslanmamak için yakalarını kaldırmış, acele adımlarla yürüyordu
Mualla'ya yaklaştığında, barın kapısına asılmış çırak aranıyor ilanını görünce alla alla dedi,
adımlarını sıklaştırıp, okudu

                               ÇIRAK ARANIYOR

               Muhtara köy hizmetlerinde yardımcı olacak
               elal aslan sütü içmiş, KİZİR aranmaktadır
               Zor bir beyin oğlu olanlar tercih nedenidir
                                                                  Muhtar

Haydaa dedi içeri girdiğinde, muhtar bir masaya oturmuş demlenmeye başlamıştı bile, hayırdır
dostum çırak mırak? Muhtar; gel otur yahu,,, BaBa,,, bak ben çok yoruldum artık, yok
ikatmetgah ilmuaberi çıkar, yok suret çıkar, Çerkez kaymakam ergün ense kökümde, ona
birfing ver, yok DJ lik yap, koş şarap stoklarını iç iç, pardon say say bitir, sarı kıza koca ara,
aydaa koş hale balık al, yok mani yaz, yahu,,,, şu kara kaşlarıma bile aklar düştü, biraz dinlenip,
''Mor Fistan Çatı'' derneğinin işlerine ağırlık vereyim diyorum, sen bişeyler ayarlasana filan

Neyse BaBa, ana sayfaya bir çağrı merkezi koydu,

                       Dertleriniz itina ile dinlenir, çözüm parmak
                       ucunuzda tıklayın....


şeklinde, böylelikle, dertlenen başı sıkışan, nişanlısıyla kavga eden, sevgilisine küsen, bugün
ne yemek yapsam diyen, ay bana hangi saç yakışır diyen, bu eteğin altına ne giysem diyen,
bak şiir yazdım olmuşmu diyen kabilinden bilumum dişi mahlukatın dertlerine derman olacaktı.

Demiştim emmim vaktiyle sana ''Adam avutmayı da muhtar, işinmi sandın'' diye görecen işte:)))
Lakin bir sorun vardı  muhtara layık bir KİZİR bulmak, tüm site işini gücünü bırakmış,
kolları sıvamış, bir beyin oğlu, zor beyin oğlu bir yamak arama işine koyulmuştu.

Bu geçiş döneminde hayli sıkıntılı anlar yaşanıyordu bittabi, muhtar masasına, bir yandan köy
hizmetlerini takip ettiği PC sini, öte taraftan, ''Mor Fistan Çatı'' derneğinin dertlerini takip ettiği
PC yi yan yana koymuştu. Şimdi aşağıda, dertli bir köylü, dertli bir hanım kız ve muhtar, arasında geçen bir konuşmaya şahit olacaksınız, yalnız, muhtarın hangi klavyeden kime ne yazdığını,
biraz biraz unutup karıştırdığını göz önünde bulundurmanızı rica edecem :))))))

Dertli bir köylü ekranda soruyordu;
Alo muhtar emmi alooo santral, Karaağaç çık aradan, alo emmi yazım okunuyormu, heh,
havalar malum muhtarım, bu yıl fena ayaz yemişiz asma kütükleri donmuştur.

Dertli hanım kız diğer ekrandan soruyordu;
Yine kavga ettik, beni hiç anlamıyor, ayol bunun gözü dışarda hep muhtarcım, ne yapacam

Muhtarın dertli köylüye cevabı;
Hımmm Asmalarda üzüm // yosmalarda gözüm meselesi yani, bak sen hiç üzme canını, iki
kırıt bir cilvelen, bak nasıl eriyor buzlar.

Muhtarın dertli hanım kıza cevabı;
Yahu,,, ben demedimmi size kalın noylonlan kütükleri iyicene sarıp sarmalayın diye

Dertli köylü;
Töbe de muhtarım töbee, allahın işine cilve olurmu, böyle kış kıyamet olsa olsa kaderin
bir cilvesi bu yıl bize, mahsul alamazsak şarap da yapamayız, sarı kızın işide yatar, kaymakam
beyim gözümüzü oyar valla.

Dertli hanım kız;
Nasıl yani muhtarcım, şimdi kalın naylonu böylee şal gibimi alayım omuzuma, geçen aldığım
ince askılı pembe buluzu giysem daha çekici olmazmıyım.

Muhtar hanım kıza;
Sarı gızı karıştırma şimdi bahara çok var

Dertli hanım kız;
Ayyy bide sarışın bir kadınmı var, ben onun gözlerini oymazsam

Muhtar köylüsüne;
Dur şimdi, göz oymayı da şöyle çiçekli, mumlu romantik bir sofra hazırla, bir de romantik bir
müzik filan...tamam giy o seksi buluzunu da.

Dertli köylü muhtara;
Sarı kız çiçekleri yedi, muma bön bön bakıyor, iromantik müzikten de pek hoşlaşmamış gibi
yerinde eşeleniyor, bir türkü çığırsam daha iyi olmazmı..

Muhtar dertli hanım kıza yazıyor;
Yahu, sarı gız köyün en has ineği, hangi çifliğe gitsen verir boğasını

Hanım kız bayılacak halde, hüngür hüngür ağlayarak
Demek bana bunu da yaptı ha, aptal bir sarışını bana tercih etti ha, allam ne talihsiz kızmışım
ben hüüüü...

Dertli köylü;
Muhtar alooo emmim benim poturun nesi var, gışta gıyamatta askılı filan yakışırmı be erkek
adama muhtarım..

Muhtar yazıyordu, bir dakika laptopum çalıyor, BaBa dır mutlaka, ve ekrana bir kağıt asar
         Oyuna gittim, gelecem, dertleriniz bilahare alledilir..muhtar

Bir hışmınan geldi geçti peh peh peh
Kiziroğlu, muhtarım bey hey hey hey
Sanki onunla kardaş olaydım
Ağam kim, paşam kim, BaBam kim
Kim kim kim, Kiziroğlu muhtarım bey
Bir beyin oğlu, gül beyin oğlu :))))

esen kalın...asya...