|
DON KINGLEONE AİLESİ....
Sicilya'da bahar çoktan sona
ermiş bunaltıcı sıcaklar ortalığı kavurmaya başlamıştır.
Palermo'da zeytin ağaçlarının
ve üzüm bağlarının ortasında ki büyükçe bir evin kütüphanesinde
üç erkek toplanmış, oturmuş derleşiyorlardır. Kesif bir puro
dumanı genizleri yakmaktadır. Canino Presetti, dalgın bakışlarla camdan dışarı
bakmakta önde zeytin ağaçları arkasında muallarella, o sole mio yu
mırıldanmaktadır. Berbat bir sezon geçmiştir, haraçlar filan
şöyle ağız tadıyla bir çatışma dahi çıkamadan, ellerine teslim
edilmiş, hiç bir heyacan yaşanmamıştır o yıl. Sıkıntıyla bu
mafyanın da tadı kalmadı artık diye içlerinden geçirirler. Nesi
vardır ki bu ailelerin bütün Don'lar işten eve, TV karşında maç mı
seyrediyordur. Don Kingleone BaBa: Yahu şimdi Etna gibi patlıyacam
sıkıntıdan, eller bella bella chıtırella avlıyor, biz sinek..
Gülorotti Muhtar: Si BaBa si, diyorum ki,
paraları aklamak için bu yıl Cayman veya ne bileyin Virgin adalarına
ekip olarak biz gitsek, melezella filan fena mı olur?
Canino Presetti: Evet yahu, canımıza yetti
euronun yaptığı, spatghettileri pizzaları yemekten, action gerek
bize..
Don Kingleone BaBa: Si, bella insan aklınla
bin yaşa, Omerta'yı bir kez delmekle bişey olmaz :=) oldu bu iş, bak
şimdiden keyfim yerine geldi. Canino Presetti: Tamam derhal Amerika bağlantımız
colaboy u arıyorum, biletleri,
oteli, paranın transfer
edileceği bankaları filan ayarlasın. Evet, İtalya'dan, Miami ye inen uçaktan çizgili
siyah takım elbiseleri ve gözlerinde illa ki siyah ray-banları ile
üç adam, kiralanan küçük uçakla Virgin Island'a varmışlardır.
Sazdan
etekleri, boyunlarında ki tropik çiçeklerden yapılmış
kolyeleriyle, ada dansları yapan bellasimalar,(diva22, rosalina,
catherina2, 07ozlem84) ALOHA ALOHA diyerek, boyunlarına çiçekten
kolyeleri takarak Kingleone Ailesini karşılarlar :)))))) esen kalın.... asya
Sabah
sahile inmişlerdi, ellerinde ananas suları, ayaklarında siyah mokasen
ve çorapları, tropik desenli bermudalarının üzerlerine giydikleri,
blazerlerı ve başlarında siyah malum şapkalar, ve ardları sıra
gelen bodyguard ordusuyla oldukça ilginç bir topluluktur bu.. Gülorotti
Muhtar, Kingleone BaBa ya, yahu Don, dedim sizlere şu donların
deseninde abartıya kaçtık diye, baksanıza bizi gören gülmekten
yerlere atıyor kendini. Don
Kingleone BaBa: Sanmam yaf bella insan, bence mafya alemi buysa
kingleone biziz anladılarda ondandır. Şezlonglara
uzanırlar keyifle, programları oldukça yüklüdür, melezella
bellesimmalarla beach voley yapılacak, okyanusta yüzülecek, akşamada
kendileri için verilen kumsal partisine katılacaklardır. Güorotti
Muhtar, yanında ki chıtırellaya şöyle bir döner uno momento
bellasimmam, hah önünde ardında, sağında solunda bir rakkam yok
dimi senin caro miam okuyabilirim rahatlıkla şiirimi, bu kontrolla işi bende tik oldu daJ)))
Dün
aşkam yine Gül
cafede,,, Oturdum
bekledim Gündüz
iken gelmiştin,,, Bak
şimdi oldu gece Durdur
zamanı durdur Doldur
bellam doldur Ne
gelen var ne giden,,, Acep
bu nasıl yoldur
Canino
Presetti, ağa yüreği nede olsa, biraz garipsemiştir buraları, bir sıla
hasreti çökmüştür yüreğine Unuttum
burda haftayı ayı Keyifle
içemem bir bardak ananası Daha
dün gördüm rüyamda Sicilya yı Yaralar
yaralar sılada yaralar Bana
zor geliyor gurbet akşamı Yanlızlığım
bırakmıyor yakamı offf mamma mia offff... Şeklinde
okuduğu şiirle chıtrellalları gözyaşına gark etmiştir yine..
Eh
Kingleone BaBa nın eli de parmesan rendelemiyordur yani, onun da vardır
bir türküsü Ben
sevmenin ustasıyım caro miam Rüzgarı
katıp önüme bellasimmam Küheylan
gibi özgürlüğe bellam Koşmanın
ustasıyım Bella
bella a bella Bella
bella a bella canımm.. Herşey
yolunda, mükemmel gitmektedir işte, keyifler yerindedir. Ne varki
okyanus uyur, düşman uyumaz bu mafya aleminde !! Esen
kalın...asya... VIRGIN
ADALARINDAN ÜÇ YAR GELİR SİZLERE.. Sabah
sahile inmişlerdi, ellerinde ananas suları, ayaklarında siyah mokasen
ve çorapları, tropik desenli bermudalarının üzerlerine giydikleri,
blazerlerı ve başlarında siyah malum şapkalar, ve ardları sıra
gelen bodyguard ordusuyla oldukça ilginç bir topluluktur bu.. Gülorotti
Muhtar, Kingleone BaBa ya, yahu Don, dedim sizlere şu donların
deseninde abartıya kaçtık diye, baksanıza bizi gören gülmekten
yerlere atıyor kendini. Don
Kingleone BaBa: Sanmam yaf bella insan, bence mafya alemi buysa
kingleone biziz anladılarda ondandır. Şezlonglara
uzanırlar keyifle, programları oldukça yüklüdür, melezella
bellesimmalarla beach voley yapılacak, okyanusta yüzülecek, akşamada
kendileri için verilen kumsal partisine katılacaklardır. Güorotti
Muhtar, yanında ki chıtırellaya şöyle bir döner uno momento
bellasimmam, hah önünde ardında, sağında solunda bir rakkam yok
dimi senin caro miam okuyabilirim rahatlıkla şiirimi, bu kontrolla işi bende tik oldu daJ)))
Dün
aşkam yine Gül
cafede,,, Oturdum
bekledim Gündüz
iken gelmiştin,,, Bak
şimdi oldu gece Durdur
zamanı durdur Doldur
bellam doldur Ne
gelen var ne giden,,, Acep
bu nasıl yoldur
Canino
Presetti, ağa yüreği nede olsa, biraz garipsemiştir buraları, bir sıla
hasreti çökmüştür yüreğine Unuttum
burda haftayı ayı Keyifle
içemem bir bardak ananası Daha
dün gördüm rüyamda Sicilya yı Yaralar
yaralar sılada yaralar Bana
zor geliyor gurbet akşamı Yanlızlığım
bırakmıyor yakamı offf mamma mia offff... Şeklinde
okuduğu şiirle chıtrellalları gözyaşına gark etmiştir yine..
Eh
Kingleone BaBa nın eli de parmesan rendelemiyordur yani, onun da vardır
bir türküsü Ben
sevmenin ustasıyım caro miam Rüzgarı
katıp önüme bellasimmam Küheylan
gibi özgürlüğe bellam Koşmanın
ustasıyım Bella
bella a bella Bella
bella a bella canımm.. Herşey
yolunda, mükemmel gitmektedir işte, keyifler yerindedir. Ne varki
okyanus uyur, düşman uyumaz bu mafya aleminde !! Esen
kalın...asya...
Herşey yolundaydı işte, keyifler
yerindeydi. Ne var ki okyanus uyur, düşman uyumazdı bu mafya aleminde
!! Elleri makinalı tüfeklerle ortaya çıkan
baştan aşağı siyah elbiseli adamlarla bir sanki hava karamıştı,
buz kesmişti. Az evvel pırıl pırıl bir pasifik güneşinde ışıldayan
beyaz kumlar, kan gölüydü. Herkes çığlık çığlığa bir yerlere
kaçışmış plaj boşalmıştı. Chıtırellalardan eser yoktu. Sadece Don Kingleonenin üzerine kapanmış,
Gülorotti Muhtar ve Canino Presetti... Miami’den kalkan ve Canino Presettiyi taşıyan
uçak havalanırken, aynı anda, İtalya’dan Don’un manevi kızını
taşıyan uçak Miami’ye doğru yol alıyordu. Palermo’daki bağ evinde Canino Presetti
öfke kusuyordu, cappiciano üstüne cappiciano içiyor, Kingleone
ailesinin en sert ve usta tetikçilerine emirler yağdırıyordu. O
nazik insan gitmiş, alnını sıyıran bir kurşunla olayı atlatan
Canino bir intikam meleğine dönüşmüştü. Macaroni ailesi yeryüzünden
silinecekti !!. Kızkardeş eurolla, üzüntüsünden ne
yapacağını bilmez bir halde bütün mutfak dolaplarını boşaltmış,
ne kadar makarna varsa pişirmişti.
Bir an çaresizlikle bir orduya yetecek kadar makarnayı ne yapacağını
düşündü, ve mutfağın ortasında ki masaya çökerek
başı iki elinin arasında ağlamaya başladı. Virginya Devlet Hastahanesinin, kuş uçurulmayan
üst katında ki bir odada monitorden gelen mekanik seslerin dışında
çıt çıkmıyordu. Asyabella, yorgun, uykusuz, ümitli gözlerini
yatakta yatan ve şimdi yüzü saçlarından da beyaz görünen Don
Kingleone ye dikmiş oturuyordu. Çok kan kaybetmişti, her yanından tüpler,
hortumlar sarkıyordu ve hala kendine gelememişti..... Şuursuzca belki de kaçıncı kez aynı türkü
döküldü dudaklarından Seni vuran dağlımıydı Artık gözünden yaş bile akmıyordu, günlerdir
ağlamaktan. Gülorotti Muhtar bir gölge gibi içeri süzüldü,
omuzundan yaralanmış, bir kolu askıdaydı. Asyabella lütfen git
biraz dinlen, çok hırpalandın yavrum, kendinde değil ki, ne senin
burda olduğunu biliyor, nede söylediğin türküleri duyabiliyor..
Yapamam, Gülorotti emmim, yapamam bırakamam onu belki hissediyordur,
hem bilirsin ne kadar nefret eder yanlızlıktan. Gülorotti Muhtar; sen git biraz uyu, bak söz
veriyorum sen dönene kadar bir an bile yalnız bırakmıyacağım onu,
hadi...Can dostunun, yatağının ucuna ilişti, hey koca Don Kingleone
aç artık yahu,, şu gözlerini, bak ceviz ağacının altında
bekliyor bizi sevgili.. Dostum can dostumm Devam edemedi hıçkırıklar boğazına düğümleniyordu.
Koridora çıkan asya bir aşağı bir yukarı yürümekten bitap düşmüştü,
birden yüzünde kararlı bir ifadeyle merdivenlere koştu, ve baş
hekimin odasına daldı fırtına gibi per colpa di chi ? (atıyom haa) Ve derhal Don Kingleonenin odasından şu ızbandut
gibi iki zenci hemşireyi çekin ne halt biliyorlarsa biliyorlar, bana
hastahanenin hatta adanın en bi fıstık, en chıtır üç hemşiresini
bulun hemen!!!! Sabah gün ağırıyordu, Asyabella, odadan
bitkin fakat gözleri ışıl ışıl çıktı, bekleme odasında sigara
üstüne sigara yakan Gülorotti muhtarın boynuna atladı, "emmim
çabuk bir acetat kalemi bul hemen"... Don, emmim, Don Kingleone kendine geldi chıtırabellalara
oksigen maskesini imzalatacakmış J))))))))))))) Sicilya’da zeytin ağaçlarının gölgesine
kurulan uzun masalarda yüzler gülüyordu Don dönmüştü, herkes
yiyip içip, şarkılar söylüyordu.... O sole mio Esen kalın...asya...
GÜZELİM
ANABELLA .......
Sizleri
pek çok kılığa soktum ama nedense şu mafyatik tipleriniz çok
sempatik geldi bana :))) onun için izninizle son bir mafya öyküsü
daha.
Sicilya'daki
evin kütüphanesinde günlerdir hummalı bir çalışma sürüyordu.
Don Kingleone, Gülorotti Muhtar ve Canino Presetti, gece gündüz
kapanmışlar Macaroni ailesini yeryüzünden nasıl kazıyacaklar ince
ince düşünmüşlerdi. Bu arada hiç içilmedik kadar puro içilmiş,
şarap tüketilmiş, peynir ve zeytin yenmişti. Karar kesindi allah
affederdi kullarını ama, mafyanın kuralları tekti omerta ya karşı
gelinemezdi, Don Kingleoneye kalkan el kırılırdı. Mükemmel işleyecek
bir plan yapılmıştı, herşey en ince detayına kadar düşünülmüştü.
Tetikçiler, şahitler, şahitleri vuracak tetikçiler, avukatlar,
avukatları vuracak tetikçiler, yargıçlar, yargıçları vuracak
tetikçiler, günah çıkaracak rahipler, rahipleri vuracak tetikçiler
:)))))
Harekat
günü gelmişti, usta şahin gözlü tetikçiler, Don Macaroni
ailesinin malikanesi etrafında mevzilenmişlerdi. Zırhlı bir araçta
Gülorotti Muhtar ve Canino Presetti harekatı yöneteceklerdi. Gözler
Don Kingleone deydi ilk atış için purosunu yakmasını
bekliyorlardı.
-
Puroyu şöyle bir kokladı -
Makasıyla ucunu kesti -
Sinirler yay gibi gerilmişti -
Pavorotti anlının terini sildi büyük mendiliyle, derin bir nefes aldı
-
Don Kingleone purosunun sağını solunu inceliyor, arada bir dudağı
ile ıslatıyordu -Gülorotti
Muhtarın yakasındaki güle konmak için bir arı vızıldıyordu -Canino
Presetti iki parmağıyla arıyı susturdu -Sinirler
Pavorottiye eşlik edecek kemancının yayı gibiydi artık -Don
Kingleone elini cebine attı, çakmağını arıyordu -Nerdeydi
bu çakmak -Hayallah
-Hah
arka cebindeydi işte -Puroyu
ağzına yerleştirdi, yakmak üzere çakmağını yaklaştırdı, tetikçiler,
hazırdı
Bir
anda arabanın yanında baştan aşağı siyahlar giyinmiş bir kadın
belirdi, camı indirmelerini söylüyordu. Canino
Presetti, canınamı susadın bre kadınabella birazdan cehenneme dönecek,
kan denizine dönüşecek burası dedi. Üçü
birden arabadan inmişlerdi. Kadın
Don Kingleoneye döndü, ben Macaroni ailesinin anabellası, yalvarırım
size kıymayın oğluma, çekin silahınızı vurun anlımın ortasından,
evladım için bir damla kanım akarsa namerdim !! bağışlayın onun
canını yalvarırım...
Don
Kingleonenin iki eli yanına düşmüş, omuzları çökmüştü, az
evvel intikam ateşiyle yanan gözlerinde bir sevgi ve şafkat seli vardı.
Gülorotti Muhtar gözyaşlarını saklamak için arkasına dönmüş,
Canino Presetti arabaya bir yumruk indirmişti..
Don
Kingleone adamlarına döndü ve cosi celeste penso positiva la istanbul
lesti la giubba ave maria (ne diyon be BaBa :))))))))))
esen
kalın...asya... KURŞUN ADRES SORMAZ Kİ....
Macaroni
ailesiyle sulh imzalanmıştı, asyabella kendini parçalamış yapmayın,
tüm pisliğe bizi de bulayacaklar, yalvarırım Don Kingleone demiş,
ne var ki o bütün sertliğiyle, bir kez daha birşey söyliyecek
olursan yok bil kendini, karışma demişti. Şimdi, tüm hızıyla
verilecek şölene dikkatler çevrilmiş, eurobella günlerdir mutfağa
kapanmış, yemekler için hazırlıktaydı, bağ evinde görülmemiş
bir telaş, gergin bekleyiş vardı..
Don
Kingleone, Gülorotti Muhtar ve Canino Presetti, hem biraz sakinleşmek
hemde herşeye, heran hazırlıklı olan alışkanlıklarıyla, bağların
arasında asma kütüklerine geçirdikleri black label şişelerine atış
yapıyorlardı..Korkunç bir sıcak, gözleri kör edecek parlaklıkta
bir güneş ortalığı yakıp, kavuruyordu..
Evden
bu yana, telaşlı ayak sesleri, o herzaman ki savunmasız ve savurgan
neşesiyle asyabellanın sesi duyuldu..BaBalinoo !! bir döktürmüşümkü,
yıkılacaksın, oku bakalım diye sesleniyordu..Une momento bambilino,
koy ceketimin yanına işim bitince bakarım hemen dedi Don Kingleone ve
sanki bir şey olmuştu ya güneşin kızgın ışıkları gözünü almış
yada asyabellanın sesiyle bir an dikkati dağılmıştı, ağır çekilmiş
bir film gibiydi herşey kurşun atıldığı yerden sekmiş, asyanın
kalbine saplanmıştı..
Canino
Presetti donmuş kalmıştı, Gülorotti Muhtar deli gibi onun yanına
koşmuş,yere çökmüştü, asyabellanın bembeyaz keten gömleği kan
içindeydi, her zaman kalbinin tüm sevgisiyle yazdığı yazısını,
yere yığılırken bu kez sımsıkı avucunda kalbinin üstüne bastırmıştı,
eli gevşedi açıldı ve kan içindeki kağıt parçası, rüzgarda,
Don Kingleonenin ayaklarının dibine uçtu...
Gülorotti,
bu kız bana emmi dedi diye ağlıyor, benim nazlı, narin gülüm, neşem,
arkası yarınım, çizgi romanım, gitme diyerek onu kucaklamış, ne
yapacağını bilmez bir halde koşuyordu..
Taş
gibi, bir heykel kadar sessiz kalan Don Kingleone eğildi yerdeki kağıt
parçasını aldı,
kandan okunmaz haldeki yazıya baktı, zaten gözyaşlarından okuyamazdı,
sonda ki tek bir satır seçiliyordu sadece, yine bir türküyle bitirmişti
herhalde yazısını.. ateşte
olsan düş üstüme, uzakta olsan gül yüzüme.....
Asyabellanın
yazılarını okuyan Don kingleone, genelde hiç birşey demez, tek satır
cevap yazmaz, ne bir övgü ne bir yergi de bulunurdu, sadece tek bir şey
söylerdi, ve yine o cümle dudaklarından döküldü.. sen delisin.....
Asya'ya
o can vermişti, ve o BaBa için vardı ve bir gün tek bir kurşunla değilse
de,tek bir tuş ile onu yok edebilirdi...
esen
kalın...asya...
YARDAN AYRILMIŞIM BAĞRIM DELİNİR...
Tehlikeyi
atlatmıştı, Dottore Çelebi'nin usta elleri işe hemen müdahale etmiş,
sevgili eurobella bir an bile yanından ayrılmamış, başındaydı.
Don Kingleone, Gülorotti muhtar ve Canino Presetti gece yarısı eve dönmüşler,
merdivenlerde oturmuş, küp gibi içmişlerdi. İğdelerin baygın
kokusu, yaseminlere karışıyor, hava biraz olsun serinlemeye yüz
tutuyordu. Canino sazını almış, Gülorotti hafif bir sesle bir türkü
okuyordu.
Ne
olur bir sabah kapım çalınsa Açınca
gülüşün içime dolsa Belki
bir meyhane, birazda rakı Sen
türkü söylesen, ben eşlik etsem
Bizimle
hüzünlü türküler gülse Ellerin
ellerimi bulsa ansızın Kalbimden
kalbine çiçekler koşsa
Don
Kingleone, sessizce onları orada bırakıp, yukarı odasına çıkar.
Ay parlak bir ışıkla süzülüp, odaya vurmuştur. Yastığının üzerine
beceriksizce sarılmış küçük bir paket bırakılmıştır. Işığı
yakmadan paketi, camın önünde ay ışığında açar, eline köstekli
bir nacar saat düşer, kağıtta ''bu sana armağanım, iyiki doğdun
ve iyiki varsın BaBam'' yazmaktadır. Elinde köstekli saat yatağına
uzanır.
Alıpta
başını gitme Gölgenle
dolmuyor yerin Koparma
ne olur yüzünü benden Gülüşüne
tutunmuyor elim Bu
vedalar kendine Ne
kalır bakalım ne kalır geride
esen
kalın...asya
|