ASYA'DAN İNCİLER01   ASYA'DAN İNCİLER02   ASYA'DAN İNCİLER03  ASYA'DAN İNCİLER04
OSMANLI DÖNEMİ  DR. ÇELEBİLER  ÇEŞİTLEMELER  ZIRDELİ  BİZDEN BİRİLERİ  HERŞEYMİ YALAN
DON KİNGLEONE  ANADOLUDA  BAŞMUHTAR:=))  SİBİRYADAYIZ    EN YENİLER

DON KINGLEONE AİLESİ....

  Sicilya'da bahar çoktan sona ermiş bunaltıcı sıcaklar ortalığı kavurmaya başlamıştır. Palermo'da zeytin ağaçlarının ve üzüm bağlarının ortasında ki büyükçe bir evin kütüphanesinde üç erkek toplanmış, oturmuş derleşiyorlardır. Kesif bir puro dumanı genizleri yakmaktadır.

Don Kingleone BaBa, purosunu ağzının sağ yanından sol yanına şölee bir geçirerek, parmezan peynirini dilimler,

Gülorotti Muhtar, bağlardan tek tek eliyle toplayıp, yaptığı eski bir şarabı kristal bardaklara doldurmaktadır.

Canino Presetti, dalgın bakışlarla camdan dışarı bakmakta önde zeytin ağaçları arkasında muallarella, o sole mio yu  mırıldanmaktadır.

Berbat bir sezon geçmiştir, haraçlar filan şöyle ağız tadıyla bir çatışma dahi çıkamadan, ellerine teslim edilmiş, hiç bir heyacan yaşanmamıştır o yıl. Sıkıntıyla bu mafyanın da tadı kalmadı artık diye içlerinden geçirirler. Nesi vardır ki bu ailelerin bütün Don'lar işten eve, TV karşında maç mı seyrediyordur.

Don Kingleone BaBa: Yahu şimdi Etna gibi patlıyacam sıkıntıdan, eller bella bella chıtırella avlıyor, biz sinek..

Gülorotti Muhtar: Si BaBa si, diyorum ki, paraları aklamak için bu yıl Cayman veya ne bileyin Virgin adalarına ekip olarak biz gitsek, melezella filan fena mı olur?

Canino Presetti: Evet yahu, canımıza yetti euronun yaptığı, spatghettileri pizzaları yemekten, action gerek bize..

Don Kingleone BaBa: Si, bella insan aklınla bin yaşa, Omerta'yı bir kez delmekle bişey olmaz :=) oldu bu iş, bak şimdiden keyfim yerine geldi.

Canino Presetti: Tamam derhal Amerika bağlantımız colaboy u arıyorum, biletleri, oteli, paranın transfer edileceği bankaları filan ayarlasın.

Evet, İtalya'dan, Miami ye inen uçaktan çizgili siyah takım elbiseleri ve gözlerinde illa ki siyah ray-banları ile üç adam, kiralanan küçük uçakla Virgin Island'a varmışlardır.

Sazdan etekleri, boyunlarında ki tropik çiçeklerden yapılmış kolyeleriyle, ada dansları yapan bellasimalar,(diva22, rosalina, catherina2, 07ozlem84) ALOHA ALOHA diyerek, boyunlarına çiçekten kolyeleri takarak Kingleone Ailesini karşılarlar :))))))

esen kalın.... asya


VIRGIN ADALARINDAN ÜÇ YAR GELİR SİZLERE..
AMANALLAH DİZLERE BAK DİZLERE.......

Sabah sahile inmişlerdi, ellerinde ananas suları, ayaklarında siyah mokasen ve çorapları, tropik desenli bermudalarının üzerlerine giydikleri, blazerlerı ve başlarında siyah malum şapkalar, ve ardları sıra gelen bodyguard ordusuyla oldukça ilginç bir topluluktur bu..

Gülorotti Muhtar, Kingleone BaBa ya, yahu Don, dedim sizlere şu donların deseninde abartıya kaçtık diye, baksanıza bizi gören gülmekten yerlere atıyor kendini.

Don Kingleone BaBa: Sanmam yaf bella insan, bence mafya alemi buysa kingleone biziz anladılarda ondandır.

Şezlonglara uzanırlar keyifle, programları oldukça yüklüdür, melezella bellesimmalarla beach voley yapılacak, okyanusta yüzülecek, akşamada kendileri için verilen kumsal partisine katılacaklardır.

Güorotti Muhtar, yanında ki chıtırellaya şöyle bir döner uno momento bellasimmam, hah önünde ardında, sağında solunda bir rakkam yok dimi senin caro miam okuyabilirim rahatlıkla şiirimi, bu kontrolla işi  bende tik oldu daJ)))

Dün aşkam yine

Gül cafede,,,

Oturdum bekledim

Gündüz iken gelmiştin,,,

Bak şimdi oldu gece

Durdur zamanı durdur

Doldur bellam doldur

Ne gelen var ne giden,,,

Acep bu nasıl yoldur

 

Canino Presetti, ağa yüreği nede olsa, biraz garipsemiştir buraları, bir sıla hasreti çökmüştür yüreğine

Unuttum burda haftayı ayı

Keyifle içemem bir bardak ananası

Daha dün gördüm rüyamda Sicilya yı

Yaralar yaralar sılada yaralar

Bana zor geliyor gurbet akşamı

Yanlızlığım bırakmıyor yakamı offf mamma mia offff...

Şeklinde okuduğu şiirle chıtrellalları gözyaşına gark etmiştir yine..

 

Eh Kingleone BaBa nın eli de parmesan rendelemiyordur yani, onun da vardır bir türküsü

Ben sevmenin ustasıyım caro miam

Rüzgarı katıp önüme bellasimmam

Küheylan gibi özgürlüğe bellam

Koşmanın ustasıyım

Bella bella a bella

Bella bella a bella canımm..

Herşey yolunda, mükemmel gitmektedir işte, keyifler yerindedir. Ne varki okyanus uyur, düşman uyumaz bu mafya aleminde !!

Esen kalın...asya...

VIRGIN ADALARINDAN ÜÇ YAR GELİR SİZLERE..
AMANALLAH DİZLERE BAK DİZLERE.......

Sabah sahile inmişlerdi, ellerinde ananas suları, ayaklarında siyah mokasen ve çorapları, tropik desenli bermudalarının üzerlerine giydikleri, blazerlerı ve başlarında siyah malum şapkalar, ve ardları sıra gelen bodyguard ordusuyla oldukça ilginç bir topluluktur bu..

Gülorotti Muhtar, Kingleone BaBa ya, yahu Don, dedim sizlere şu donların deseninde abartıya kaçtık diye, baksanıza bizi gören gülmekten yerlere atıyor kendini.

Don Kingleone BaBa: Sanmam yaf bella insan, bence mafya alemi buysa kingleone biziz anladılarda ondandır.

Şezlonglara uzanırlar keyifle, programları oldukça yüklüdür, melezella bellesimmalarla beach voley yapılacak, okyanusta yüzülecek, akşamada kendileri için verilen kumsal partisine katılacaklardır.

Güorotti Muhtar, yanında ki chıtırellaya şöyle bir döner uno momento bellasimmam, hah önünde ardında, sağında solunda bir rakkam yok dimi senin caro miam okuyabilirim rahatlıkla şiirimi, bu kontrolla işi  bende tik oldu daJ)))

Dün aşkam yine

Gül cafede,,,

Oturdum bekledim

Gündüz iken gelmiştin,,,

Bak şimdi oldu gece

Durdur zamanı durdur

Doldur bellam doldur

Ne gelen var ne giden,,,

Acep bu nasıl yoldur

 

Canino Presetti, ağa yüreği nede olsa, biraz garipsemiştir buraları, bir sıla hasreti çökmüştür yüreğine

Unuttum burda haftayı ayı

Keyifle içemem bir bardak ananası

Daha dün gördüm rüyamda Sicilya yı

Yaralar yaralar sılada yaralar

Bana zor geliyor gurbet akşamı

Yanlızlığım bırakmıyor yakamı offf mamma mia offff...

Şeklinde okuduğu şiirle chıtrellalları gözyaşına gark etmiştir yine..

 

Eh Kingleone BaBa nın eli de parmesan rendelemiyordur yani, onun da vardır bir türküsü

Ben sevmenin ustasıyım caro miam

Rüzgarı katıp önüme bellasimmam

Küheylan gibi özgürlüğe bellam

Koşmanın ustasıyım

Bella bella a bella

Bella bella a bella canımm..

Herşey yolunda, mükemmel gitmektedir işte, keyifler yerindedir. Ne varki okyanus uyur, düşman uyumaz bu mafya aleminde !!

Esen kalın...asya...


ELOĞLU SENİ VURURKEN, ELİN KOLUN BAĞLIMIYDI ?

Herşey yolundaydı işte, keyifler yerindeydi. Ne var ki okyanus uyur, düşman uyumazdı bu mafya aleminde !!

Elleri makinalı tüfeklerle ortaya çıkan baştan aşağı siyah elbiseli adamlarla bir sanki hava karamıştı, buz kesmişti. Az evvel pırıl pırıl bir pasifik güneşinde ışıldayan beyaz kumlar, kan gölüydü. Herkes çığlık çığlığa bir yerlere kaçışmış plaj boşalmıştı. Chıtırellalardan eser yoktu. Sadece Don Kingleonenin üzerine kapanmış, Gülorotti Muhtar ve Canino Presetti...

Miami’den kalkan ve Canino Presettiyi taşıyan uçak havalanırken, aynı anda, İtalya’dan Don’un manevi kızını taşıyan uçak Miami’ye doğru yol alıyordu.

Palermo’daki bağ evinde Canino Presetti öfke kusuyordu, cappiciano üstüne cappiciano içiyor, Kingleone ailesinin en sert ve usta tetikçilerine emirler yağdırıyordu. O nazik insan gitmiş, alnını sıyıran bir kurşunla olayı atlatan Canino bir intikam meleğine dönüşmüştü. Macaroni ailesi yeryüzünden silinecekti !!.

Kızkardeş eurolla, üzüntüsünden ne yapacağını bilmez bir halde bütün mutfak dolaplarını boşaltmış, ne  kadar makarna varsa pişirmişti. Bir an çaresizlikle bir orduya yetecek kadar makarnayı ne yapacağını düşündü, ve mutfağın ortasında ki masaya çökerek  başı iki elinin arasında ağlamaya başladı.

Virginya Devlet Hastahanesinin, kuş uçurulmayan üst katında ki bir odada monitorden gelen mekanik seslerin dışında çıt çıkmıyordu. Asyabella, yorgun, uykusuz, ümitli gözlerini yatakta yatan ve şimdi yüzü saçlarından da beyaz görünen Don Kingleone ye dikmiş oturuyordu. Çok kan kaybetmişti, her yanından tüpler, hortumlar sarkıyordu ve hala kendine gelememişti.....

Şuursuzca belki de kaçıncı kez aynı türkü döküldü dudaklarından

Seni vuran dağlımıydı
Kurşunları yağlımıydı
Eloğlu seni vuruken
Senin kolun bağlımıydı
Don Kingleone, alone..
Mor dağların gonca gülü
Yaylaların şen bülbülü

Artık gözünden yaş bile akmıyordu, günlerdir ağlamaktan. Gülorotti Muhtar bir gölge gibi içeri süzüldü, omuzundan yaralanmış, bir kolu askıdaydı. Asyabella lütfen git biraz dinlen, çok hırpalandın yavrum, kendinde değil ki, ne senin burda olduğunu biliyor, nede söylediğin türküleri duyabiliyor.. Yapamam, Gülorotti emmim, yapamam bırakamam onu belki hissediyordur, hem bilirsin ne kadar nefret eder yanlızlıktan.

Gülorotti Muhtar; sen git biraz uyu, bak söz veriyorum sen dönene kadar bir an bile yalnız bırakmıyacağım onu, hadi...Can dostunun, yatağının ucuna ilişti, hey koca Don Kingleone aç artık yahu,, şu gözlerini, bak ceviz ağacının altında bekliyor bizi sevgili..

Dostum can dostumm
Burda herşey yalan dostum
Sevmeler, gülmeler
Burda herşey sahte dostum
Bir sen varsın.....

Devam edemedi hıçkırıklar boğazına düğümleniyordu. Koridora çıkan asya bir aşağı bir yukarı yürümekten bitap düşmüştü, birden yüzünde kararlı bir ifadeyle merdivenlere koştu, ve baş hekimin odasına daldı fırtına gibi per colpa di chi ? (atıyom haa)

Ve derhal Don Kingleonenin odasından şu ızbandut gibi iki zenci hemşireyi çekin ne halt biliyorlarsa biliyorlar, bana hastahanenin hatta adanın en bi fıstık, en chıtır üç hemşiresini bulun hemen!!!!

Sabah gün ağırıyordu, Asyabella, odadan bitkin fakat gözleri ışıl ışıl çıktı, bekleme odasında sigara üstüne sigara yakan Gülorotti muhtarın boynuna atladı, "emmim çabuk bir acetat kalemi bul hemen"...

Gülorotti: sen iyiden delledin be yavrucum,, ne yapacaksın sabahın kör kandilinde kalemi?

Don, emmim, Don Kingleone kendine geldi chıtırabellalara oksigen maskesini imzalatacakmış J)))))))))))))

Sicilya’da zeytin ağaçlarının gölgesine kurulan uzun masalarda yüzler gülüyordu Don dönmüştü, herkes yiyip içip, şarkılar söylüyordu....

O sole mio
Tomorow  will be too late
It’s now or never
My  love won’t wait....

Esen kalın...asya...

GÜZELİM    ANABELLA .......

 

Sizleri pek çok kılığa soktum ama nedense şu mafyatik tipleriniz çok sempatik geldi bana :))) onun için izninizle son bir mafya öyküsü daha.

 

Sicilya'daki evin kütüphanesinde günlerdir hummalı bir çalışma sürüyordu. Don Kingleone, Gülorotti Muhtar ve Canino Presetti, gece gündüz kapanmışlar Macaroni ailesini yeryüzünden nasıl kazıyacaklar ince ince düşünmüşlerdi. Bu arada hiç içilmedik kadar puro içilmiş, şarap tüketilmiş, peynir ve zeytin yenmişti. Karar kesindi allah affederdi kullarını ama, mafyanın kuralları tekti omerta ya karşı gelinemezdi, Don Kingleoneye kalkan el kırılırdı. Mükemmel işleyecek bir plan yapılmıştı, herşey en ince detayına kadar düşünülmüştü. Tetikçiler, şahitler, şahitleri vuracak tetikçiler, avukatlar, avukatları vuracak tetikçiler, yargıçlar, yargıçları vuracak tetikçiler, günah çıkaracak rahipler, rahipleri vuracak tetikçiler :)))))

Hatta Pavorotti bile ayarlanmış, silahlar patladığında en yüksek perdeden Funiculi Funicula yı söyleyecek, böylelikle silah sesleri duyulmıyacaktı.

 

Harekat günü gelmişti, usta şahin gözlü tetikçiler, Don Macaroni ailesinin malikanesi etrafında mevzilenmişlerdi. Zırhlı bir araçta Gülorotti Muhtar ve Canino Presetti harekatı yöneteceklerdi. Gözler Don Kingleone deydi  ilk atış için purosunu yakmasını bekliyorlardı.


-Don Kingleone purosunu jelatininden çıkardı

- Puroyu şöyle bir kokladı

- Makasıyla ucunu kesti

- Sinirler yay gibi gerilmişti

- Pavorotti anlının terini sildi büyük mendiliyle, derin bir nefes aldı

- Don Kingleone purosunun sağını solunu inceliyor, arada bir dudağı ile ıslatıyordu

-Gülorotti Muhtarın yakasındaki güle konmak için bir arı vızıldıyordu

-Canino Presetti iki parmağıyla arıyı susturdu

-Sinirler Pavorottiye eşlik edecek kemancının yayı gibiydi artık

-Don Kingleone elini cebine attı, çakmağını arıyordu

-Nerdeydi bu çakmak

-Hayallah

-Hah arka cebindeydi işte

-Puroyu ağzına yerleştirdi, yakmak üzere çakmağını yaklaştırdı, tetikçiler, hazırdı

 

Bir anda arabanın yanında baştan aşağı siyahlar giyinmiş bir kadın belirdi, camı indirmelerini söylüyordu.

Canino Presetti, canınamı susadın bre kadınabella birazdan cehenneme dönecek, kan denizine dönüşecek burası dedi.

Üçü birden arabadan inmişlerdi.

Kadın Don Kingleoneye döndü, ben Macaroni ailesinin anabellası, yalvarırım size kıymayın oğluma, çekin silahınızı vurun anlımın ortasından, evladım için bir damla kanım akarsa namerdim !! bağışlayın onun canını yalvarırım...

 

Don Kingleonenin iki eli yanına düşmüş, omuzları çökmüştü, az evvel intikam ateşiyle yanan gözlerinde bir sevgi ve şafkat seli vardı. Gülorotti Muhtar gözyaşlarını saklamak için arkasına dönmüş, Canino Presetti  arabaya bir yumruk indirmişti..

 

Don Kingleone adamlarına döndü ve cosi celeste penso positiva la istanbul lesti la giubba ave maria  (ne diyon be BaBa :))))))))))


- diyomki: derhal İstanbula bir uçakla gidin Valide Sultan Camiinin küllüyesindeki havuzlu çeşmeyi anabellanın evinin bahçesine monte edin, pazar gününe yetişsin göreyim sizi....


Pavorotti en içli sesiyle Nessun Dorma yı söylüyordu...


Hayatta olan veya olmayan tüm ANABELLA ların günü kutlu olsun..

 

esen kalın...asya...

 

KURŞUN ADRES SORMAZ Kİ....

 

Macaroni ailesiyle sulh imzalanmıştı, asyabella kendini parçalamış yapmayın, tüm pisliğe bizi de bulayacaklar, yalvarırım Don Kingleone demiş, ne var ki o bütün sertliğiyle, bir kez daha birşey söyliyecek olursan yok bil kendini, karışma demişti. Şimdi, tüm hızıyla verilecek şölene dikkatler çevrilmiş, eurobella günlerdir mutfağa kapanmış, yemekler için hazırlıktaydı, bağ evinde görülmemiş bir telaş, gergin bekleyiş vardı..

 

Don Kingleone, Gülorotti Muhtar ve Canino Presetti, hem biraz sakinleşmek hemde herşeye, heran hazırlıklı olan alışkanlıklarıyla, bağların arasında asma kütüklerine geçirdikleri black label şişelerine atış yapıyorlardı..Korkunç bir sıcak, gözleri kör edecek parlaklıkta bir güneş ortalığı yakıp, kavuruyordu..

 

Evden bu yana, telaşlı ayak sesleri, o herzaman ki savunmasız ve savurgan neşesiyle asyabellanın sesi duyuldu..BaBalinoo !! bir döktürmüşümkü, yıkılacaksın, oku bakalım diye sesleniyordu..Une momento bambilino, koy ceketimin yanına işim bitince bakarım hemen dedi Don Kingleone ve sanki bir şey olmuştu ya güneşin kızgın ışıkları gözünü almış yada asyabellanın sesiyle bir an dikkati dağılmıştı, ağır çekilmiş bir film gibiydi herşey kurşun atıldığı yerden sekmiş, asyanın kalbine saplanmıştı..

 

Canino Presetti donmuş kalmıştı, Gülorotti Muhtar deli gibi onun yanına koşmuş,yere çökmüştü, asyabellanın bembeyaz keten gömleği kan içindeydi, her zaman kalbinin tüm sevgisiyle yazdığı yazısını, yere yığılırken bu kez sımsıkı avucunda kalbinin üstüne bastırmıştı, eli gevşedi açıldı ve kan içindeki kağıt parçası, rüzgarda, Don Kingleonenin ayaklarının dibine uçtu...

 

Gülorotti, bu kız bana emmi dedi diye ağlıyor, benim nazlı, narin gülüm, neşem, arkası yarınım, çizgi romanım, gitme diyerek onu kucaklamış, ne yapacağını bilmez bir halde koşuyordu..

 

Taş gibi, bir heykel kadar sessiz kalan Don Kingleone eğildi yerdeki kağıt parçasını

aldı, kandan okunmaz haldeki yazıya baktı, zaten gözyaşlarından okuyamazdı, sonda ki tek bir satır seçiliyordu sadece, yine bir türküyle bitirmişti herhalde yazısını..

ateşte olsan düş üstüme, uzakta olsan gül yüzüme.....

 

 

Asyabellanın yazılarını okuyan Don kingleone, genelde hiç birşey demez, tek satır cevap yazmaz, ne bir övgü ne bir yergi de bulunurdu, sadece tek bir şey söylerdi, ve yine o cümle dudaklarından döküldü.. sen delisin.....

 

Asya'ya o can vermişti, ve o BaBa için vardı ve bir gün tek bir kurşunla değilse de,tek bir tuş ile onu yok edebilirdi...

 

esen kalın...asya...


SİCİLYA ELLERİNDE SAZIM ÇALINIR

YARDAN AYRILMIŞIM BAĞRIM DELİNİR...

 

Tehlikeyi atlatmıştı, Dottore Çelebi'nin usta elleri işe hemen müdahale etmiş, sevgili eurobella bir an bile yanından ayrılmamış, başındaydı. Don Kingleone, Gülorotti muhtar ve Canino Presetti gece yarısı eve dönmüşler, merdivenlerde oturmuş, küp gibi içmişlerdi. İğdelerin baygın kokusu, yaseminlere karışıyor, hava biraz olsun serinlemeye yüz tutuyordu. Canino sazını almış, Gülorotti hafif bir sesle bir türkü okuyordu.

 

Ne olur bir sabah kapım çalınsa

Açınca gülüşün içime dolsa

Belki bir meyhane, birazda rakı

Sen türkü söylesen, ben eşlik etsem


Geceye su gibi dökülse sesin

Bizimle hüzünlü türküler gülse

Ellerin ellerimi bulsa ansızın

Kalbimden kalbine çiçekler koşsa

 

Don Kingleone, sessizce onları orada bırakıp, yukarı odasına çıkar. Ay parlak bir ışıkla süzülüp, odaya vurmuştur. Yastığının üzerine beceriksizce sarılmış küçük bir paket bırakılmıştır. Işığı yakmadan paketi, camın önünde ay ışığında açar, eline köstekli bir nacar saat düşer, kağıtta ''bu sana armağanım, iyiki doğdun ve iyiki varsın BaBam'' yazmaktadır. Elinde köstekli saat yatağına uzanır.

 

Alıpta başını gitme

Gölgenle dolmuyor yerin

Koparma ne olur yüzünü benden

Gülüşüne tutunmuyor elim

Bu vedalar kendine

Ne kalır bakalım ne kalır geride

 

esen kalın...asya