NERDEN
AŞAR AĞAM CARAİMANIN YOLU
Önce
bir özür; Sera ablamm, gül bahçem, fragilem duydum ki seni üzmüşüm,
yaf walla ben dememişem billa ben dememişem, allah söyletiyor be..
yaz bir cevap sende şu asya kızına.... Zaten
hayatta benim kimim varki emmim, babam, ağam bide sera ablam. Ahali bu
dört asa iyi bakın nazımı, sazımı, edamı ancak onlar çeker.
Belki gözgöze gelemedik ama kalp kalbe geldik onlarla.... Ya
ne diyecem, şu ağamda bir omuz var aha caraimanın bayırı gibi, ağla
ağla bitmiyor. Sadece gözlükleri taktığında iletişimimiz biraz
zor oluyor ama o kadarcık kusur ağaMda bilem olur:)))) Şimdiii ağanın
eli tutulmaz, Caraiman yolcusuyuz, padişahlar kibin ağırlar allahıma
bilirim..Epeydir İstanbul dışına da kıpraşmamıştım, iyi gelecek
şu yaralı gönlüme inşallah. Marifet
hiç ezilmemek bu dünyada
Malum
23 Nisanlarda başkent bir başka olur, trafik hayli yoğundur. Yurdun
çeşitli bölgelerinden ve hatta birçok ülkeden çocuklar Ankara'ya
konuk olurlar. Törenler, liderlere ziyaretler filan bir curcunadır
gider. İşte bu kutlamalar ve organizasyon çerçevesinde, bir grup çocuk,
pekte KLASİK olmayan ve fakat mihrab yerinde ve class bir BaBa'yı
ziyarete gelmişlerdir :))) kendisi çocuklara bilgi işlem merkezini
gezdirdirmekte, strateji dersi vermektedir.
BaBa:
Bakın çocuklar, tam şu köşe o çok merak ettiğiniz elimde viskim
ülkeyi kurtadığım yer işte, binaaleyh köprüler yaptırdık gelip
geçmeye, barajlar kurduk suyun içmeye ama en önemlisi siteler inşa
ettik, dinlenip, okunup, gülüp geçilmeye. Buyrun sitemi
gezdireyim sizlere....Şurası şiirler, dostlarımın bana armağını,
şurası şarklıar, türküler benim dostlarıma armağanım.
Bakın bu MUHTAR işte
can dostum, güzel insan.. şu da AĞAM, nazik, iyi insan, mert
adam.. Aha şuda asya delisinin köşesi, kimdir nedir bilen, duyan, gören
yok, salınıda salınıda bulaştı siteme, çıkar çıkarabilirsen:=)
Karadeniz
Bölgesinden bir çocuk: Hürmetler BaBa, size armağan bir taka
getirdik aşağıya park ettik. Yılladır izliyoruz ve üzülüyoruz
yani, sen Muallayı atıyon sandala, gözüm kaşım demeden küt Mualla
suda, belki bizim İdris Reisin taka uğurlu gelir dedik. BaBa:
Hahahaaaa çok teşekkür ederim çocuklar, lakin siz siz olun ister
sandal osun, iter taka, isterse transatlantik, muallayı uygun bir
limanda indirmeyi unutmayın:=) Antep'ten
bir çocuk: Entepin hemamlarıı vay lelli vay lellii, leptopuna heyran
babo, mausuna gurban cano, ehe ver elini öpek babey. Hep hayalimdi
senin koltuğuna oturmak, şu mausa bir dokunmak, hele gurban öğretsene
bi yol, aynı anda hem ödev yapıp, çittirlerle nasıl chet yaparım..
BaBa:
Hahahahaaaa bu meslek sırrı yahu istikbalin chetoğlu, ama kolay bak,
sol elle king oynarsın, sağ ellede chıtırlara laf yetiştirirsin,
merak etme mauslar kullanmakla aşınmaz :=) Ege
Bölgesinden bir çocuk: Nasılsınız efendim, bugüne kadar konuşmalarınızdan
filan biz sizi hep 17 yaşında sanıyorduk, meğer ne kadar gençmişiniz,
size layık değil ama kabul edin lütfen bir armağanımız var,
Catherina Zeta Jones un wall-paperı BaBa:
Hahahaaaaa çok hora geçti işte bu, ama 56 lık Micheala gaptırdık
Zetayı, zaten onun babasıda öyleydi bilirim. Bakın biz 7 de , 17 de,
47 de de 70 inde de aynıyız gönlümüz genç, ben size bişiy söylimmi
çocuklar:
ne
yaparsan ne yap boşş esen
kalın asya...
Geçenlerde
dilimiz yine uzamış malum, sayın editörüm eh sürgünlerden sürgün
beğen, Cenin mülteci kampımı olur, yoksa Nablusmu olur bilemem
kendin seç dedi. Baktık iş ciddi aman BaBam ben ettim sen etme, bak sürme
beni sana söz, seni en bi muallan Catherina Zeta Jones la tanıştırıp,
bir akşam yemeği ayarlamazsam asya değilim dedim, kurtardık paçayı
:))) Şimdi bu sözümüzü yerine getirecez de nasıl getirecez paçalarım
tutuştu walla..... Zeta,
JF Kenedy Havalimanın bekleme salonunda heyacan içersindedir, uçak
nihayet piste inmiştir. Peşinde bir hostes guruhu ile gelen BaBa'yı görünce
hafiften bozulmuştur ama nede olsa Holywood kadını, eh Micheal dan da
alışık hayranlara filan, ses etmez. Meraba meraba, kapıda bekleyen
beyaz limu ya atlayıp, Manhattan' a doğru yola koyulurlar. Hal hatır,
hoş beş bir iki sohbet, BaBanın gözü camdan dışarı ilişir,
amann Zetammm bu ne zahmet, yaw mahçup oldum inan, New York' un bütün
billboardlarına We Love BaBa yazdırmışın, ne gerek vardı be
güzelim...Zeta; ahhh baba ahhh you never know, bıktım Holywood'un
ligth erkeklerinden, nerde bu memlekette hard, dark, black label man
like you...BaBa, Zetanın ingilize olarak akıttığı gözyaşlarını
selpakla kurular... Neyse
efendim uzatmayalım, şimdi yerinde bahar yelleri esen Twin Towers da
iki dakikalık saygı duruşunun ardından, limu Madison Avenu de süzülerek
Waldrof Astoria' ya ya varırlar. Yani
Zeta ablam hiç bir masraftan kaçınmamış, kral suitini ayırtmıştır.
Ortam feci romantik hazırlanmış, kırmızı güller, şamdanlar, gümüş
servisler filan filan... Odaya Franki boy'dan Strangers in the night 'ın
melodileri yayılmaktadır.. Eh BaBacım, buraya kadar benden, seninde
elin nescafe pişirmiyor herhalde işte Zeta işte Jones naparsan yap
:)))))) Uçak,
JF den havalanırken, geride Zeta, çisil çisil gözlerinden sevdalı
yağmurlar, BaBa ise uçakta, Zetanın eline son anda tutuşturduğu''
BaBa The King With No Taç ''isimli filmin senaryosuna göz
atmaktadır Birden
insanı sarhoş eden bir parfüm kokusuyla yanına biri oturur, BaBa başı
dönmüşcesine bakar...pohahahahaaaaa yanında aşifte oturmaktadır..ve
yahu,,, BaBa şu Britney Spears hakkında söyleneler doğru değilmiş,,,
der :))) aşifte, gözünden ray-banını çıkartırken.... yok
ölecem yazamıycam :)) esen
kalın asya YİĞİTLERİN
GÖNLÜNDE NE YATAR BİLİNMEZKİ....
Ağam sn.Safiye Ayla ile tanışmayı, eurom ise Robbin Willams ile tanışmayı
arzu etmişler e güzel... sera ablamsa ''ben güzele güzel demem güzel
benim olmayınca''deyip kıvırmış, yapacam ona bir güzellik ya :)))
Tamam yahu, anca euro gibi duygulu, zeki,ince esprili biri Williamsla
tanışmayı isterdi. Bende bayılırıım ona, seyretmediğim filmi
yoktur herhalde, çocukluğumda Mork and Mindy den öyle etkilenmiştimki,
yıllarca parmağımı süt bardağına daldırarak içmeyi denemiştim
onun gibi:)))) Ölü Ozanlar Derneğini belki 3-4 kez seyretmişimdir.
Hadi bakalım eurom rast gele, gözüm üzerinizde haa...
Elinde altı ay önce USA dan gelen bir davet mektubu kendisinin
''Millenyumun en tatlı eurosu'' seçildiğini ve ödülü olan ''Altın
Hamburgeri'' Robbin Willamsın özel konuğu olarak ağırlanacağını
ve ödülünü onun elinden alacağını bildirmişti. Altı aydır bu
seyahat için, deli gibi perhiz yapmıştı, ve nihayet bir kilo vermişti
işte, mutlulukla ve keyifle çikolatalı suflesini kaşıkladı,
biletlere son bir kere daha göz attı. Herşey hazırdı, ertesi gün
çok erken yola çıkıyordu valizlerini kontrol etti, evet üç valizde
cipsleri, rufflesları, chetossları, top kekleri, dürümleri, içli köfteleri
filan vardı, bir valize bikinlerini koymuştu, el çantasınada bir kaç
çikolata işte... Uzun,
yorucu, saatler süren yolculuktan sonra nihayet Los Angelasa varmış,
ve önceden planlandığı üzere, kendisini karşılıyan limusin,
Hollywood da MGM stüdyolarına, Robbin Willamsın film setine getirmişti
onu.. Son derece sıcak ve işten bir karşılaşmadan sonra film
setleri gezilmiş, Los Angelos da yıldızların mudavimi olduğu Seven
Hill Starda ki ağır bir yemek sonrası Rob la birlikte ödül töreninin
yapılacağı hall a gelmişlerdi. Nihayet
beklenen o muhteşem an gelmiş, Rob sahnede kısa bir konuşmayla onu
sahneye davet ediyordur. -She
is a very clean family girl !!! and she is such a mother's eye
girl:))))) Look my rams!!!! she is a very pure Anotolian child but if
she put you sit... Salon
alkıştan yıkılırken, euro mutluluk gözyaşları içinde, ödülünü
almak üzere sahnededir.
e bende misillemeyi haketmediysem :)))
Ağam senin işin zor yaf, hem kendileri hakkın rahmetine kavuşmuşlar,
hemde çok saygı duyduğum bir usta, nasıl kotaracam bakalım.. Önceki
hayatınızda ne idiniz hatırlayanınız varmı bilemiyorum, mesala ben
önceki yaşamımda kesinlikle meyhaneci idim, çükü sadece meze
yapmasını biliyorum hala.. Neyse efendim ağam da bir önceki yaşamında
Sn. Safiye Aylanın gözdelerindenmiş....
Sarı kurdelem: Müjde ey güzel kuşum, Bahara erdi kışım.... yeter
artık bademim, ne olur çıkayım şu perdenin arkasından, ömür boyu
böylemi olacak sen orda ben burda Ağam:
Herkesin bir ideali vardır sarı kurdelem, sen oku ben dinleyim Sarı
kurdelem: Ne bitmez, dolmaz çilem varmış, aramızda perdeler hep sana
hasret.....Çile bülbülüm çileeeee..... Ağam:
Allahh !!!!!! Sarı
kurdelem: İzin ver bi çıkayım sana söz Ben
esmeri fındık ile, ben esmeri fıstık ile, ben esmeri badem ile
beslemezsem ne olayım.. Ağam:
Allahhhhh..... Sarı
kurdelem: Alla alla nerde şimdi sesi geliyordu Uzaklara
gitme kuşum esen
kalın....asya....... MASADA BOŞ BARDAKLAR.....
Ajda
hanım o gün bir hayli gergindir. 3. Ulusal Kedileri Koruma ve Yaşatma
Kurultayı, başlamak üzeridir, fakat henüz şeref konuğu ortalarda
yoktur. Sıkıntıyla rolex saatine bir kez daha bakar. Masaya tıklamaktan
takma tırnaklarının ikisi şimdiden düşmüştür bile, sağını
solunu şöyle bir yoklar, başka düşen bişey varmı diye.. o gün için
özel sipariş ettiği ebruli renkli lensleriyle kapıya bakar sabırsızlıkla...
Veee..
nihayet beklenen güzel insan, bütün yakışıklılığı ile salona
girer, platformda süper stara doğru ilerler.
Muhtar:
Pardon anlıyamadım? Ajda:
Gülüyordun ya öperken... Muhtar:
Şey sayın starım ben elinize bir buse kondurmak istemiştim, yanağınıza
geldi. En son nerenizi tetiklemiştiniz yani estetiklemiştiniz. Ajda:
333 ellerimi muhtar ellerimi... yakmıyor elimi artık bu kaynar sular
333 Muhtar:
Gülüşünüze kurban süperim, yanlız ben Edirneden, Şahanlara çizgilere
basmadan yürüyerek, yollarda kendi halinde bir muhtarım, böyle
kalabalıklardan sıkılırım, biraz başbaşa kalsaydık önce? Ajda:
333 333 333 (bu süper starın hahahaaa sıdır) ne demek paralize oldum
şimdi bakın, sizin yakışıklılığınızı, pardon yani ne derin
bir kedi dostu olduğunuzu duyduğumdan beri hep bu günü hayal ettim,
soyunma odam müsait buyrun geçelim 333 Muhtar:
Ayıptır söylemesi hep sizin şarkılarla büyüdük süper gülüm,
şimdi benim bir mimar arkadaş var BaBa , bizim kediler için bir site
projesi yapmaya söz verdi. Ajda:
333 ne güzel mimarlara bayılırım, üstelik mimariden de iyi anlarım
nede olsa Mikelanj'dan daha fazla tavan seyretmişliğim var 333( eneee
muhtar bu cümle RTÜK lensin ha :)))) Masada
boş bardaklar, kirlenmiş tabaklar...kurultay başlayalı bir saat olmuş,
ne başkan ve nede şeref konuğu yokturlar ortada. Ehhh muhtarım senin
elinde gül dermiyor herhalde dimi :)))))))
Avuttuğum
düşler için bana bir gül ver.. Bana bir gül ver :)))
esen
kalın asya... ŞİMDİ
EVLER BEMBEYAZ... Washington
DC de baharlar tam anlamıyla yaşanır, ilk se ilk, son sa son. Güzel
bir Mayıs günü, White House un Oval ofisisinin kapıları sımsıkı
kapalıdır. İçerde, Mr. President BaBa Clickton, BM Genel Sekreteri
Mr. Muhtar Mc Rose, Pentagon Gen. Kur. Bşk. Mr. Presston Caraiman ve
CIA Başkanı Mr. Somsy Zone beyin fırtanası yapmaktadırlar. Dışişleri
bakanı Miss Euro Newwritter ın topuk sesleri koridorlarda yankılanmaktadır,
sinirinden üçüncü paket popcornu bitirmiş, bir aşağı bir yukarı
gözleri kapıda volta atmaktadır.Hey allahım der ortadoğu kaynıyor,
Le Pen maçı alayazacaktı, Turkeyin bağırsakları düğümlendi
bunlar beyin fıttırıyorlar, oval ofisten bu yana saksafon, davul,
zurna ve klarnet sesleri yayılmaktadır beyaz saraya, biliyorum ne
zaman beyin fırtanası deseler şiir, türkü, şarkı içki yıkıla yıkıla
çıkarlar sabaha.. Mr.
Fasty Gonzales lütfen, Beyaz Saray sözcüsü Miss Asya Bea yı
bulurmusunuz, onların hakkından bir o gelir şimdi. Mr.
Fasty Gonzales, mümkünü yok, kattiyen gelmem diyor. Miss
Euro Newwritter; Nedenmiş, why ayol ?? Bugün
White House a gelirken dalgınlıkla mavi bir elbise giymiş, kattiyen
olmaz diyor, söyleyin başkana ne diycekse bir kağıda yazsın, uçak
yapıp yollasın buraya diyor. Çaresiz
beklemeye devam ederler, sabaha karşı Mr. President BaBa Clickton
elinde saksofonu kapıda belirir, fırtına sona ermiştir
nihayet, this old man/ he played king/ he played nick with very vagabond
nick şarkısı ve yüzündeki en sempatik gülümsemesiyle körfezde
bir savaş başlatma kararı aldıklarını deklare eder. Miss
Euro Newwritter, sayın başkanım sayın başkanım diyerek arkasından
seyirtir, şu an zamanı değil belki iki arada bir derede ama beyaz
sarayın bahçesinde iki gündür all the Miss America chıtırlar
''White House da staj isteyoz'' pankartlarıyla gösteri yürüşüyü
yapıyorlar. Mr.
President BaBa Clickton, nasıl zamanı değil yahu tam zamanı, söyleyin
Miss Asya Bea az beklesin, basın açıklamasını yapmasın ben bi koşu
şu stajyerlerin jartiyerlerini kontrol edeyim, öyle açıklarız savaş
ilanını, nerde saksofonum hah and love much more than this I did
it my wayyy Beyaz
Saray sözcüsü Miss Asya Bea, CNN de tüm dünyaya Amerika Birleşik
Devletlerinin Körfezdeki El Fettanistana savaş ilan ettiğini
duyuruyordu. Aha bread bible çarpsın, kötü bir niyetimiz yoktur, biz
orayı dev bir halı saha yapmayı düşünüyoz bu işte deli para var,
niyetimiz tamamen budur olmadı entegre balık kraker çiftliği
yapacaz, tüm dünyaya hayırlı uğurlu olsun tanrı amerikayı
korusun. Oval
ofis, strateji kumanda merkezine dönüştürülmüş, atariler yerleştirilmiştir.
Mr.
President BaBa Clickton, bismillah başlatıyorum savaşı, götürr my
can friend bir enginar hapı, bi fırt rakı :)) I did it my wayy BM
Genel Sekreteri Muhtar Mc Rose, bana kalırsa El Fettanistana,,, Serdar
Ortaçın, karabiberim vur kadehlere,,, hadi içelim klibini sinir gazı
olarak atsaydınız can kaybına mahal vermeden bu iş hallolurdu,,, hiç
içime sinmiyor. CIA
Başkanı Mr. Somsy Zone, lem hanginiz benim akıllı B1 bombardıman uçaklarımı,
embesil füzelerle değiştirdi ıskaladım işte. Pentagon
Gen. Kur. Bşk. Mr. Preston Caraiman, 60
amanda Dieago Garcia adasından..... 70
hayalette uçaklar havalanmış 80
El Fettanistanıda bombalarmış 90
Aha da vurduk 100
amanda gitmiş, Kaddamın bıyığı ohh ohh yandan hani yada benim elli
de dirhem pastırmam çakk sayın başkanım Mr.
President BaBa Clickton yippuuu hadi bida timsah yürüyüşü....... esen
kalın...asya
|