ASYA'DAN İNCİLER01   ASYA'DAN İNCİLER02   ASYA'DAN İNCİLER03  ASYA'DAN İNCİLER04
OSMANLI DÖNEMİ  DR. ÇELEBİLER  ÇEŞİTLEMELER  ZIRDELİ  BİZDEN BİRİLERİ  HERŞEYMİ YALAN
DON KİNGLEONE  ANADOLUDA  BAŞMUHTAR:=))  SİBİRYADAYIZ    EN YENİLER

NERDEN AŞAR AĞAM CARAİMANIN YOLU

Önce bir özür; Sera ablamm, gül bahçem, fragilem duydum ki seni üzmüşüm, yaf walla ben dememişem billa ben dememişem, allah söyletiyor be.. yaz bir cevap sende şu asya kızına....

Zaten hayatta benim kimim varki emmim, babam, ağam bide sera ablam. Ahali bu dört asa iyi bakın nazımı, sazımı, edamı ancak onlar çeker. Belki gözgöze gelemedik ama kalp kalbe geldik onlarla....

Ya ne diyecem, şu ağamda bir omuz var aha caraimanın bayırı gibi, ağla ağla bitmiyor. Sadece gözlükleri taktığında iletişimimiz biraz zor oluyor ama o kadarcık kusur ağaMda bilem olur:)))) Şimdiii ağanın eli tutulmaz, Caraiman yolcusuyuz, padişahlar kibin ağırlar allahıma bilirim..Epeydir İstanbul dışına da kıpraşmamıştım, iyi gelecek şu yaralı gönlüme inşallah.

Haaa eurocum hazır gitmişken şu kiralık evlerlede bi ilgileneyim, ayrıca terlik sapığınada haddini bildireyim, iki yazımı sallasam yüzüne yüzüne telef olur gider zaten..Neyse canlar esas haberler Caraiman dönüşü sağlıcakla kalın..

Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse....
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
Yunus misali
                   B. Rahmi Eyüboğlu

esen kalın… asya…


O  GÜN 23 NİSAN NEŞE DOLUYOR İNSAN......

Malum 23 Nisanlarda başkent bir başka olur, trafik hayli yoğundur. Yurdun çeşitli bölgelerinden ve hatta birçok ülkeden çocuklar Ankara'ya konuk olurlar. Törenler, liderlere ziyaretler filan bir curcunadır gider. İşte bu kutlamalar ve organizasyon çerçevesinde, bir grup çocuk, pekte KLASİK olmayan ve fakat mihrab yerinde ve class bir BaBa'yı ziyarete gelmişlerdir :))) kendisi çocuklara bilgi işlem merkezini gezdirdirmekte, strateji dersi vermektedir.

BaBa: Bakın çocuklar, tam şu köşe o çok merak ettiğiniz elimde viskim ülkeyi kurtadığım yer işte, binaaleyh köprüler yaptırdık gelip geçmeye, barajlar kurduk suyun içmeye ama en önemlisi siteler inşa ettik, dinlenip, okunup, gülüp geçilmeye. Buyrun sitemi gezdireyim sizlere....Şurası şiirler, dostlarımın bana armağını, şurası şarklıar, türküler benim dostlarıma armağanım. Bakın bu MUHTAR işte can dostum, güzel insan.. şu da AĞAM, nazik, iyi insan, mert adam.. Aha şuda asya delisinin köşesi, kimdir nedir bilen, duyan, gören yok, salınıda salınıda bulaştı siteme, çıkar çıkarabilirsen:=)

Karadeniz Bölgesinden bir çocuk: Hürmetler BaBa, size armağan bir taka getirdik aşağıya park ettik. Yılladır izliyoruz ve üzülüyoruz yani, sen Muallayı atıyon sandala, gözüm kaşım demeden küt Mualla suda, belki bizim İdris Reisin taka uğurlu gelir dedik.

BaBa: Hahahaaaa çok teşekkür ederim çocuklar, lakin siz siz olun ister sandal osun, iter taka, isterse transatlantik, muallayı uygun bir limanda indirmeyi unutmayın:=)

Antep'ten bir çocuk: Entepin hemamlarıı vay lelli vay lellii, leptopuna heyran babo, mausuna gurban cano, ehe ver elini öpek babey. Hep hayalimdi senin koltuğuna oturmak, şu mausa bir dokunmak, hele gurban öğretsene bi yol, aynı anda hem ödev yapıp, çittirlerle nasıl chet yaparım..

BaBa: Hahahahaaaa bu meslek sırrı yahu istikbalin chetoğlu, ama kolay bak, sol elle king oynarsın, sağ ellede chıtırlara laf yetiştirirsin, merak etme mauslar kullanmakla aşınmaz :=)

Ege Bölgesinden bir çocuk: Nasılsınız efendim, bugüne kadar konuşmalarınızdan filan biz sizi hep 17 yaşında sanıyorduk, meğer ne kadar gençmişiniz, size layık değil ama kabul edin lütfen bir armağanımız var, Catherina Zeta Jones un wall-paperı

BaBa: Hahahaaaaa çok hora geçti işte bu, ama 56 lık Micheala gaptırdık Zetayı, zaten onun babasıda öyleydi bilirim. Bakın biz 7 de , 17 de, 47 de de 70 inde de aynıyız gönlümüz genç, ben size bişiy söylimmi çocuklar:

ne yaparsan ne yap boşş
palavra bunlar hoşş
çok takılmasanaa
palavra hep palavraa palavraaa
laradara day dom laraday dommm :)

esen kalın asya...


HERŞEY YALAN BU SAHİ....

Geçenlerde dilimiz yine uzamış malum, sayın editörüm eh sürgünlerden sürgün beğen, Cenin mülteci kampımı olur, yoksa Nablusmu olur bilemem kendin seç dedi. Baktık iş ciddi aman BaBam ben ettim sen etme, bak sürme beni sana söz, seni en bi muallan Catherina Zeta Jones la tanıştırıp, bir akşam yemeği ayarlamazsam asya değilim dedim, kurtardık paçayı :))) Şimdi bu sözümüzü yerine getirecez de nasıl getirecez paçalarım tutuştu walla.....

Zeta, JF Kenedy Havalimanın bekleme salonunda heyacan içersindedir, uçak nihayet piste inmiştir. Peşinde bir hostes guruhu ile gelen BaBa'yı görünce hafiften bozulmuştur ama nede olsa Holywood kadını, eh Micheal dan da alışık hayranlara filan, ses etmez. Meraba meraba, kapıda bekleyen beyaz limu ya atlayıp, Manhattan' a doğru yola koyulurlar. Hal hatır, hoş beş bir iki sohbet, BaBanın gözü camdan dışarı ilişir, amann Zetammm bu ne zahmet, yaw mahçup oldum inan, New York' un bütün billboardlarına We Love BaBa yazdırmışın, ne gerek vardı be güzelim...Zeta; ahhh baba ahhh you never know, bıktım Holywood'un ligth erkeklerinden, nerde bu memlekette hard, dark, black label man like you...BaBa, Zetanın ingilize olarak akıttığı gözyaşlarını selpakla kurular...

Neyse efendim uzatmayalım, şimdi yerinde bahar yelleri esen Twin Towers da iki dakikalık saygı duruşunun ardından, limu Madison Avenu de süzülerek Waldrof Astoria' ya ya varırlar.

Yani Zeta ablam hiç bir masraftan kaçınmamış, kral suitini ayırtmıştır. Ortam feci romantik hazırlanmış, kırmızı güller, şamdanlar, gümüş servisler filan filan... Odaya Franki boy'dan Strangers in the night 'ın melodileri yayılmaktadır.. Eh BaBacım, buraya kadar benden, seninde elin nescafe pişirmiyor herhalde işte Zeta işte Jones naparsan yap :))))))

Uçak, JF den havalanırken, geride Zeta, çisil çisil gözlerinden sevdalı yağmurlar, BaBa ise uçakta, Zetanın eline son anda tutuşturduğu'' BaBa The King With No Taç ''isimli filmin senaryosuna göz atmaktadır

Birden insanı sarhoş eden bir parfüm kokusuyla yanına biri oturur, BaBa başı dönmüşcesine bakar...pohahahahaaaaa yanında aşifte oturmaktadır..ve yahu,,, BaBa şu Britney Spears hakkında söyleneler doğru değilmiş,,, der :))) aşifte, gözünden ray-banını çıkartırken....

yok ölecem yazamıycam :))

esen kalın asya

YİĞİTLERİN GÖNLÜNDE NE YATAR BİLİNMEZKİ....

  Ağam sn.Safiye Ayla ile tanışmayı, eurom ise Robbin Willams ile tanışmayı arzu etmişler e güzel... sera ablamsa ''ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca''deyip kıvırmış, yapacam ona bir güzellik ya :)))

  Tamam yahu, anca euro gibi duygulu, zeki,ince esprili biri Williamsla tanışmayı isterdi. Bende bayılırıım ona, seyretmediğim filmi yoktur herhalde, çocukluğumda Mork and Mindy den öyle etkilenmiştimki, yıllarca parmağımı süt bardağına daldırarak içmeyi denemiştim onun gibi:)))) Ölü Ozanlar Derneğini belki 3-4 kez seyretmişimdir. Hadi bakalım eurom rast gele, gözüm üzerinizde haa...

  Elinde altı ay önce USA dan gelen bir davet mektubu kendisinin ''Millenyumun en tatlı eurosu'' seçildiğini ve ödülü olan ''Altın Hamburgeri'' Robbin Willamsın özel konuğu olarak ağırlanacağını ve ödülünü onun elinden alacağını bildirmişti. Altı aydır bu seyahat için, deli gibi perhiz yapmıştı, ve nihayet bir kilo vermişti işte, mutlulukla ve keyifle çikolatalı suflesini kaşıkladı, biletlere son bir kere daha göz attı. Herşey hazırdı, ertesi gün çok erken yola çıkıyordu valizlerini kontrol etti, evet üç valizde cipsleri, rufflesları, chetossları, top kekleri, dürümleri, içli köfteleri filan vardı, bir valize bikinlerini koymuştu, el çantasınada bir kaç çikolata işte...

 Uzun, yorucu, saatler süren yolculuktan sonra nihayet Los Angelasa varmış, ve önceden planlandığı üzere, kendisini karşılıyan limusin, Hollywood da MGM stüdyolarına, Robbin Willamsın film setine getirmişti onu.. Son derece sıcak ve işten bir karşılaşmadan sonra film setleri gezilmiş, Los Angelos da yıldızların mudavimi olduğu Seven Hill Starda ki ağır bir yemek sonrası Rob la birlikte ödül töreninin yapılacağı hall a gelmişlerdi.

 Nihayet beklenen o muhteşem an gelmiş, Rob sahnede kısa bir konuşmayla onu sahneye davet ediyordur.

-She is a very clean family girl !!! and she is such a mother's eye girl:))))) Look my rams!!!! she is a very pure Anotolian child but if she put you sit...

Salon alkıştan yıkılırken, euro mutluluk gözyaşları içinde, ödülünü almak üzere sahnededir.

  e bende misillemeyi haketmediysem :)))


HERKESİN BİR İDEALİ VARDIR...

  Ağam senin işin zor yaf, hem kendileri hakkın rahmetine kavuşmuşlar, hemde çok saygı duyduğum bir usta, nasıl kotaracam bakalım..

 Önceki hayatınızda ne idiniz hatırlayanınız varmı bilemiyorum, mesala ben önceki yaşamımda kesinlikle meyhaneci idim, çükü sadece meze yapmasını biliyorum hala.. Neyse efendim ağam da bir önceki yaşamında Sn. Safiye Aylanın gözdelerindenmiş....

  Sarı kurdelem: Müjde ey güzel kuşum, Bahara erdi kışım.... yeter artık bademim, ne olur çıkayım şu perdenin arkasından, ömür boyu böylemi olacak sen orda ben burda

Ağam: Herkesin bir ideali vardır sarı kurdelem, sen oku ben dinleyim

Sarı kurdelem: Ne bitmez, dolmaz çilem varmış, aramızda perdeler hep sana hasret.....Çile bülbülüm çileeeee.....

Ağam: Allahh !!!!!!

Sarı kurdelem: İzin ver bi çıkayım sana söz

Ben esmeri fındık ile, ben esmeri fıstık ile, ben esmeri badem ile beslemezsem ne olayım..

Ağam: Allahhhhh.....

Sarı kurdelem: Alla alla nerde şimdi sesi geliyordu

Uzaklara gitme kuşum
Uçupta gitme yorulursun
Masallara kanma kuşum..

esen kalın....asya.......

MASADA BOŞ BARDAKLAR.....

 

Ajda hanım o gün bir hayli gergindir. 3. Ulusal Kedileri Koruma ve Yaşatma Kurultayı, başlamak üzeridir, fakat henüz şeref konuğu ortalarda yoktur. Sıkıntıyla rolex saatine bir kez daha bakar. Masaya tıklamaktan takma tırnaklarının ikisi şimdiden düşmüştür bile, sağını solunu şöyle bir yoklar, başka düşen bişey varmı diye.. o gün için özel sipariş ettiği ebruli renkli lensleriyle kapıya bakar sabırsızlıkla...

 

Veee.. nihayet beklenen güzel insan, bütün yakışıklılığı ile salona girer, platformda süper stara doğru ilerler.


Ajda: Gülünecek ne vardı?

Muhtar: Pardon anlıyamadım?

Ajda: Gülüyordun ya öperken...

Muhtar: Şey sayın starım ben elinize bir buse kondurmak istemiştim, yanağınıza geldi. En son nerenizi tetiklemiştiniz yani estetiklemiştiniz.

Ajda: 333 ellerimi muhtar ellerimi... yakmıyor elimi artık bu kaynar sular 333

Muhtar: Gülüşünüze kurban süperim, yanlız ben Edirneden, Şahanlara çizgilere basmadan yürüyerek, yollarda kendi halinde bir muhtarım, böyle kalabalıklardan sıkılırım, biraz başbaşa kalsaydık önce?

Ajda: 333 333 333 (bu süper starın hahahaaa sıdır) ne demek paralize oldum şimdi bakın, sizin yakışıklılığınızı, pardon yani ne derin bir kedi dostu olduğunuzu duyduğumdan beri hep bu günü hayal ettim, soyunma odam müsait buyrun geçelim 333

Muhtar: Ayıptır söylemesi hep sizin şarkılarla büyüdük süper gülüm, şimdi benim bir mimar arkadaş var BaBa , bizim kediler için bir site projesi yapmaya söz verdi.

Ajda: 333 ne güzel mimarlara bayılırım, üstelik mimariden de iyi anlarım nede olsa Mikelanj'dan daha fazla tavan seyretmişliğim var 333( eneee muhtar bu cümle RTÜK lensin ha :))))

Masada boş bardaklar, kirlenmiş tabaklar...kurultay başlayalı bir saat olmuş, ne başkan ve nede şeref konuğu yokturlar ortada. Ehhh muhtarım senin elinde gül dermiyor herhalde dimi :)))))))

 

Avuttuğum düşler için bana bir gül ver.. Bana bir gül ver :)))

 

esen kalın  asya...

 

ŞİMDİ EVLER BEMBEYAZ...

Washington DC de baharlar tam anlamıyla yaşanır, ilk se ilk, son sa son. Güzel bir Mayıs günü, White House un Oval ofisisinin kapıları sımsıkı kapalıdır. İçerde, Mr. President BaBa Clickton, BM Genel Sekreteri Mr. Muhtar Mc Rose, Pentagon Gen. Kur. Bşk. Mr. Presston Caraiman ve CIA Başkanı Mr. Somsy Zone beyin fırtanası yapmaktadırlar.

Dışişleri bakanı Miss Euro Newwritter ın topuk sesleri koridorlarda yankılanmaktadır, sinirinden üçüncü paket popcornu bitirmiş, bir aşağı bir yukarı gözleri kapıda volta atmaktadır.Hey allahım der ortadoğu kaynıyor, Le Pen maçı alayazacaktı, Turkeyin bağırsakları düğümlendi bunlar beyin fıttırıyorlar, oval ofisten bu yana saksafon, davul, zurna ve klarnet sesleri yayılmaktadır beyaz saraya, biliyorum ne zaman beyin fırtanası deseler şiir, türkü, şarkı içki yıkıla yıkıla çıkarlar sabaha..

Mr. Fasty Gonzales lütfen, Beyaz Saray sözcüsü Miss Asya Bea yı bulurmusunuz, onların hakkından bir o gelir şimdi.

Mr. Fasty Gonzales, mümkünü yok, kattiyen gelmem diyor.

Miss Euro Newwritter; Nedenmiş, why ayol ??

Bugün White House a gelirken dalgınlıkla mavi bir elbise giymiş, kattiyen olmaz diyor, söyleyin başkana ne diycekse bir kağıda yazsın, uçak yapıp yollasın buraya diyor.

Çaresiz beklemeye devam ederler, sabaha karşı Mr. President BaBa Clickton elinde saksofonu kapıda belirir, fırtına sona ermiştir  nihayet, this old man/ he played king/ he played nick with very vagabond nick  şarkısı ve yüzündeki en sempatik gülümsemesiyle körfezde bir savaş başlatma kararı aldıklarını deklare eder.

Miss Euro Newwritter, sayın başkanım sayın başkanım diyerek arkasından seyirtir, şu an zamanı değil belki iki arada bir derede ama beyaz sarayın bahçesinde iki gündür all the Miss America chıtırlar ''White House da staj isteyoz'' pankartlarıyla gösteri yürüşüyü yapıyorlar.

Mr. President BaBa Clickton, nasıl zamanı değil yahu tam zamanı, söyleyin Miss Asya Bea az beklesin, basın açıklamasını yapmasın ben bi koşu şu stajyerlerin jartiyerlerini kontrol edeyim, öyle açıklarız savaş ilanını, nerde saksofonum  hah and love much more than this I did it my wayyy

Beyaz Saray sözcüsü Miss Asya Bea, CNN de tüm dünyaya Amerika Birleşik Devletlerinin Körfezdeki El Fettanistana savaş ilan ettiğini duyuruyordu. Aha bread bible çarpsın, kötü bir niyetimiz yoktur, biz orayı dev bir halı saha yapmayı düşünüyoz bu işte deli para var, niyetimiz tamamen budur olmadı entegre balık kraker çiftliği yapacaz, tüm dünyaya hayırlı uğurlu olsun tanrı amerikayı korusun.

Oval ofis, strateji kumanda merkezine dönüştürülmüş, atariler yerleştirilmiştir.

Mr. President BaBa Clickton, bismillah başlatıyorum savaşı, götürr my can friend bir enginar hapı, bi fırt rakı :))  I did it my wayy

BM  Genel Sekreteri Muhtar Mc Rose, bana kalırsa El Fettanistana,,, Serdar Ortaçın, karabiberim vur kadehlere,,, hadi içelim klibini sinir gazı olarak atsaydınız can kaybına mahal vermeden bu iş hallolurdu,,, hiç içime sinmiyor.

CIA Başkanı Mr. Somsy Zone, lem hanginiz benim akıllı B1 bombardıman uçaklarımı, embesil füzelerle değiştirdi ıskaladım işte.

Pentagon Gen. Kur. Bşk. Mr. Preston Caraiman,

60     amanda Dieago Garcia adasından.....

70     hayalette uçaklar havalanmış

80     El Fettanistanıda bombalarmış

90     Aha da vurduk

100   amanda gitmiş, Kaddamın bıyığı ohh ohh yandan hani yada benim elli de dirhem pastırmam çakk sayın başkanım

Mr. President BaBa Clickton yippuuu hadi bida timsah yürüyüşü.......

esen kalın...asya