ŞİİR YONGASI

OĞLAN İLE KIZA DAİR (YANİ AŞKA...)
Bir oğlan varmış
bir kıza bakmış
kızın sümbülden saçları
bademden ala imiş gözleri
konuştumu güllermiş yanakları
dağ çiçeğine benzermiş kız
güldümü titrermiş oğlan
üzüldümü bükermiş boynunu
incecikmiş bedeni oğlanın
dokunsan kırılacak sanırmış bakan
kaptırmışya gönlünü kıza
benzemezmiş bu
Tekir ile Kavak'ın sevdasına
Büyülü diyarları yaşarmış düşleri
aşktan, umuttan, insandan yana ne varsa
bakmışlar kurumakta çiçekler
sımsıkı kenetlenmiş elleri
katıp yüreklerini birbirine
çiçek yapmışlar göğün göğsüne
Masaldır sanmış insanlar
onlar hep çocuk kalmış
SEVDA II
Biz seninle bir geleceğe bakıyoruz
tıpkı bizim gibi başkalarıda
biz seninle durmayıp koşuyoruz
başkaları başkaları da
sonra farkediyoruz birbirimizi
milyonlarla meçhul sayımıza
gülüyoruz gülüyoruz
kahkahalar doluyor hayatımıza
OYUN
Oyun oynamak istiyorum hayatla umarsızca
neden, nasıl diye sormak istemiyorum yalnız
yalnız, oyun oynamak istiyorum, aşkla da
Kurbağaları sevmek zorunda değilim elbet
anlamak istemem sonsuzluğu mesela
yani niye olmuşuz ki diye sormam-düşünmem bile-
oyun oynarsam tabii, acıyla da mutlaka
Sevişmek isterim bazen, yalnız senle değil
iri çiyanlar da olmalı mı hayatımda, bilmem
yürümek istemem yollarda hep, bazen de rüyada
ama dedimya yağmurda yağabilir, oyun oynarsam ben
Arı sokmalarına yoğurt çalardı annem, bir tanem
uzaklar sınır tanır mı, yakınlık anlatır mı
peşimizden gelenler hep karanlık adamlar mı olur
kafamı vurmuşum duvarlara hep, çocukken
şimdi gelen acısı değil-bir anı işte içselleştiremediğim-
sirkeli salata yine günlerim, iğrendiğim
nefret de olmalı içimde, oyunu unutmamalı
Geceler hüznümün bir parçası, ciğerim beş para
anlatmalı mı ruhumun kıvrımlarını marul soylarına
acıksam bir saat kim anlar beni
şeytan denen benmiyim yoksa, çıksan gelsen şimdi
sevmek boynumun borcu değil elbet
çok düşünen hindilerle, çok konuşan papağanlar kaybolsun etraftan
oyun oynamalıyım artık tek son bu
özlemek durumunda değilim seni, onu, işte beni
hala beş para ciğerim, yarım yüreğim, iki litre kanla
gözlerim kulaklarım boşa aranır belki
gitmek ister ya ayaklarım, ben engellerim
gökyüzünü de sevmem artık çiçekleri de
bir an önce başlamalıyım oyuna
ne aradığımızı bilmek gerekmez-düşünürüm işte-
umutlarımız gittiği yere kadar gider-bilirim-
ilk inkarımdı kendimi, doğarken yaşadım
ben, ben değil, el gözükünce artık
arayıp sormam, hatırlamam geçmişi
nerede kaldığımız önemlimiydi
kağıt askerlere yüklendi hep suçlar
gereken hep düzen, sevgimiydi özlenen
ne çok karanfil attık dalgalara
ve ne çok güldük sona, hayasızca
dedimya oyun oynamalı gene de
ağız dolusu ama