|
BALIKLAR, BALIKÇILIK ve BALIK PİŞİRME Tüm gıda uzmanlarının ortak görüşü; (özellikle tuzlusu/deniz) balıksız bir beslenmenin tam beslenme sayılmayacağıdır. Bu nedenle sizlere amatörce 8-9 yaşlarında-olta balıkçılığıyla- başladığım ve halen (** yıldızlı) yetişkin Balık adam brövesi (brevet internatıonal) sahibi olarak profesyonelce -sualtı avcılığıyla- devam ettirdiğim deniz merakımı ve balıkçılık bilgilerimi aşağıda sizlere sunuyorum. İzmir, 22.1.1999 Saygılarımla... Ahmet N. Karakaya Yetişkin (**) Balıkadam En iyi balık taze balıktır: Sizlere Balıkların genel özellikleri, avlanış ve yeme usullerini anlatmadan önce bir balığın tazeliğinin nasıl anlaşılabileceği hususunu anlatmak istiyorum. Çünkü en iyi balık, en taze olan balıktır. Bunu asla unutmayınız. Bayat balığın faydasından çok zararı vardır. Balık tazeliğini anlamada en etkili yöntem, göz testidir. Taze balığın göz bebeği (balığın göz rengine göre Simsiyah, kıpkırmızı, yemyeşil...gibi) koyu renkli ve cam gibi parlaktır. Bayatlamaya başladığında göz bebeği donuklaşmaya ve beyazlaşmaya başlar. Diğer bir yöntem de; solungaç testidir. Taze balığın solungaçları koyu kırmızı ve canlı bir renge sahipken bayatlamaya başladığında önce donuk bir hal alır, sonra da beyazlaşır. Taze balığın, iyotsu hoş bir kokusu varken, bayatlamaya başladığında ağır bir koku balığa hakim olur. Ayrıca taze balığın eti sert, renkleri parlaktır. Bayat balığın eti yumuşar renkleri matlaşır. Şunu unutmamak gerekir balığın en faydalı yönü fosfordur. Hemen hemen hiçbir besinden alınmayan bu madde maalesef, balık denizden çıktıktan 8 saat kadar sonra %90'ını kaybeder. Bu nedenledir ki, çok taze balığın yerini hiçbir şey tutamaz. Bunun içinde balığı kendimizin avlamasının faydaları tartışılmaz. Haydi rast gele... En iyi avcı, en sabırlı olandır: Balık avcılığı insanların tarihi kadar eskidir. Ülkemizde balık avcılığı genelde 4 şekilde yapılır. 1) Dalyan (Çubuklu dalyan, ağlı dalyan...gibi çeşitleri vardır) Avcılığı, 2) Ağ (gırgır, ığrıp, yeldirme, sade, serpme, alamana, iskorçila...gibi çeşitleri vardır.) Avcılığı, 3) Yemli (olta, parakete, çapara, sepet...gibi çeşitleri vardır.) avcılık, 4) Sualtı (tüplü,tüpsüz olarak yapılır.) Biz daha çok amatörce yapılan yemli ve sualtı avcılığına dönelim. Olta balıkçılığı, ülkemizdeki en yaygın amatör balık avlama yöntemidir. Olta balıkçılığında misine ve olta vazgeçilmez demirbaştır. Misine bir mantara sarılarak kullanıldığı gibi, (günümüzde yaygınlaşan) uzun kamışlar vasıtasıyla makaraya sarılarak da kullanılmaktadır. İster kamışlı, ister kamışsız olsun olta balıkçılığında en önemli unsur, balık avlanacak yerdir. Genellikle akıntısı olmayan, durgun ve insanlardan uzak yerler balık tutmak için elverişlidir. Akarsu ve göllerde de durum aynıdır. (Bu sularda balıklar genellikle akıntılardan uzak, çoğunlukla engellerin arkasında dururlar.) Ayrıca iyi yer seçiminden sonra oltanın nereye atılacağı, hangi kanca, hangi kalınlıkta misina ve hangi çeşit yem kullanılacağı, kurşun/mantar takılıp takılmıyacağı, kurşun takılacaksa ne ağırlıkta takılacağı da çok önemlidir Bazı örnekler vermek gerekirse; İstavrit, izmarit için 0.25 mm kalınlıkta misina, orta büyüklükte kanca, takılan yemin renk ve biçimine uygun olarak (karides kullanılıyorsa beyaz , midye, sülünez kullanılıyorsa sarı, sinek, böcek, balık eti kullanılıyorsa siyah) renkli kanca kullanılmalıdır. Bunlar genelde bir kaç metre derinlikte kıyıya yakın yerlerde bulunduklarından, kurşun ve mantara ihtiyaç duymazlar. (Ancak çaparı ile istavrit avlamada kurşun ve misinanın dolanmaması için fırdöndü gerekir.) Kefal, levrek için 0.35-0.40 mm kalınlıkta misina, oldukça küçük çelik kanca, kurşun ve mantar gerekir. (Kefal için en ideal yem yoğun hamur, sinek, Levrek için de çanlı balık yada böceklerdir. Kefal sürülerinin olduğu yerlerde çarpma denilen olta ile bu balığı avlamak çok yaygındır) Karagöz, Çipura, Mır mır...gibi dip balıkları içinde 0.30-0.40 mm misina, oval yada yuvarlak tipli çelik kanca, kurşun yem olarak da sülünez, karides kullanılması idealdir. Alabalık, sazan için 0.35- 040 mm misina, güçlü küçük siyah kanca, solucan, sinek, kurtçuk gibi yem gerekir. Alabalık oldukça soğuk, berrak ve akıntılı suları severken sazan ise ılık, çamurumsu, duru ve sakin suları sever. İkiside oldukça obur olduğundan, yem ayırdetmezler, ne görseler saldırırlar, dolayısıyla da kolaylıkla avlanırlar. Sualtı avcılığı; oldukça tecrübe ve sabır isteyen zahmetli ve yorucu bir avcılıktır. Gözlük-şnorkel, palet, bıçak ve sualtı (lastikli/havalı) tüfeği en basit donanımlarıdır. Suda çok kalınacaksa yada kış dalışlarında özel elbise de kullanılır. (Uluslararası dalış kurallarına göre yasak olmasına rağmen ülkemizde tüplü olarak da dalış yapılıp balık avlanır.) İnsanlardan uzak ve sessiz yerler bu balık avı için şarttır. Balık takibi ve balığa yaklaşmak için oldukça sessiz ve dikkatli olmak gerekir. Yorucu olmasına rağmen, zevkli ve ruh dinlendiricidir. Çipura, karagöz, orfoz, mercan gibi dip balıklarının yanı sıra kefal, levrek avı yaygındır. Ayrıca oldukça kurnaz olan ve kendini çok iyi kamufle ederek saklayabilen ahtapotun, avı da oldukça zevklidir. ./.. Sonuç olarak olta balıkçılığı başta olmak üzere tüm balık avcılığı, tecrübe ve sabır ister. En lezzetli balık, usulüne uygun olarak pişirilmiş balıktır: Oldukça leziz ve taze balığımız var. Ancak bunu usulüne uygun pişiremezsek, balığımız heba olur. Çünkü her balığın mevsimi ve pişirme şekli farklıdır. Örnek vermek gerekirse, son derece yağlı olan lüfer ve Norveç uskumrusunu yağda (hele birazda yağ emdirerek) kızartırsak, yenmeyecek kadar ağır olur. Oysa bir lüferin mangalı yada fırınlamasının tadına doyum olmaz. Aynı şekilde yağda kızartması nefis olan dil ve mezgit/tavuk balığının mangalı hiç güzel olmaz. Kışın oldukça yağlı olan, ancak Mayıs ayında yumurtlamadan dolayı yağsızlaşan istavritin, mangal yada ızgarası hiç bir şeye benzemez. Kılıç, trança, akyanın şişine doyum olmaz, pilâkileri pek güzel olmaz. Balıkları tanıtırken bu hususlara ayrıca değineceğiz. Ancak bu arada sizlere bazı pişirme önerilerim olacak. Yağda kızartma; için oldukça kaliteli ve hafif (içersine 1/5 kadar zeytin yağ ilave edilmiş) çiçek yağı gerekir. Yağın (özellikle dil ve mezgit pişirirken) çok iyi kızmış olası gerekir. Aksi takdirde balık yağı emer ve tadı ağırlaşır. Güzelce temizlenmiş ve suyu (en ideali kağıt havlu) emdirilmiş balıkların (tuz ve çok az karabiber ilaveli) una batırılıp üzerindeki fazla un (yağ emerek tadını bozacağından) iyiye silkelendikten sonra yağa yavaşça konur, pembe ile sarımtırak bir renk alana kadar (bir kaç dakika) bir yüzü pişirilir. Sonra diğer yüzü aynı şekilde pişirilir. (Bir yüzü pişmeden balık çevirmek iyi değildir, tadını bozar.) Yağdan çıkarılan balığın bir süre dinlendikten (mümkünse kağıt havlu arasına konarak yağı alındıktan) sonra, servis yapılması tavsiye olunur. Balığa limon dökmek arzuya kalmıştır. Balığın etine az miktarda mayonez sürmek ve balık ile tahin helvası yemek çok güzeldir. En güzel yağda kızartma balıkları; dil, mezgit/tavuk, sardalye, hamsi, istavrit, mercan, barbun/tekir, alabalık, sazan, dilimli çingene palamudu... Pilâki/buhulama; Fırına konacak tepsinin ve (kılçıkları önceden çıkarılmış) balıkların güzelce zeytinyağı ile yağlanması gerekir. Balıklar homojen şekilde tepsiye yerleştirilir. (Eğer sebzeli yapılacaksa, mısır, küçük sarımsak parçaları, kapari, biber parçaları tepsiye dağıtılır, ayrıca-yuvarlak olarak enlemesine kesilmiş-patetes, soğan, domates, limonlar da tepsiye homojen olarak yayılır. Çok az miktarda tuz ve su ilave edilir. (Özellikle palamut pişiriliyorsa defne yaprağı nefis bir tat verir.) 180-200 derecede önceden ısıtılmış fırında 30-40 dakika kadar pişirilir. Yenebilecek kadar soğuyunca da servis yapılır. Bu tür pişirmeye müsait balıklar; palamut, levrek, iri çipura, hamsi, lahoz... (Palamut balığının temizlenip yağlandıktan sonra, yağlı kağıda sarılarak ve defne yaprağı ilave edilerek fırınlaması da çok güzel olur.) Izgara/Mangal; En sağlıklı ve leziz balık pişirme şeklidir. Mangal yada ızgaranın iyice kızmış olması ilk şarttır. İyice temizlenmiş balıklar ızgaraya yapışmaması için, homojen bir şekilde yağlanır. Ateşe konan balığın bir yüzü pişene kadar çevrilmez. Bir yüzü yanmadan çevrilen balığın diğer yüzü de piştikten sonra ateşten alınır ve yenebilecek kadar soğuduktan sonra servis yapılır. Tuz ilave edilecekse piştikten sonra yapılmalıdır. Ancak her balığın kendi doğal tuzu yemek için yeterlidir. Bu tür pişirmeye en müsait balıklar; Çipura, levrek, lüfer, karagöz, (yağlı) hamsi-sardalye-istavrit, iri barbunya, uskumru, alabalık... Tüm pişirmelerde ortak taraf, az pişirmektir. Unutmamalı eski bir balıkçı ata sözü "balık canlı yenir." gereği balığın az pişirilmesi her zaman geçerlidir. Balıkları Tanıyalım : Balıklar yaşam ve yerleşim tarzları göz önüne alındığında ikiye ayrılırlar. Yerleşik balıklar, gezici balıklar. Yerleşik balıklara örnek olarak; karagöz, çipura, mercan, izmarit, barbunya, tekir, iskorpit, kaya balığı, hani, levrek, dil, kalkan...vs., gezici balıklara örnek olarak da; palamut, lüfer, kefal, istavrit, hamsi, uskumru, sardalye...vs. verilebilir. KEFAL : (Genel) Hemen hemen tüm sularımızda yaşayan, iri pullu, eti yağlı ve lezzetli bir balıktır. Ülkemizde has (topan) kefal ve altınbaş kefal gibi çeşitleri vardır. (Avlanması) Son derece kurnaz ve çevik bir balık olduğundan oltayla avlanması oldukça zordur. Önceden (ekmek yada hamurdan) hazırlanmış yoğun ve sert hamurumsu malzemenin, çoklu ve küçük oltalara yoğrularak takılmasından oluşan Kıbrıs oltası diye adlandırılan bir olta türüyle avlanması oldukça yaygındır. Kefal genelde sığ sularda "serpme" denilen ağla yakalanır. (Yemesi) Altınbaş kefal (yediklerinden dolayı) oldukça pis bir balık olduğundan tüketilmemesini tavsiye ederim. Ancak topan kefal lezzetli ve beyaz yoğun etli bir balıktır. Pilâkisi, yağda kızartması tavsiye edilir. LEVREK : (Genel) Eti son derece lezzetli olan bu pullu balık, çoğunlukla Ege ve Batı Akdeniz kıyılarının, sığ, yosunlu ve otluksu yerlerinde bulunur. Ağustos - Kasım ayları en çok görüldüğü aylardır. Son zamanlarda dalyanlarda yetiştirilmeye başlanmıştır. (Avlanması) Son derece zeki ve avcı bir balık olduğundan, avlanması oldukça zordur. Oltaya balık (tercihen sardalye veya zargana) yada karides takılarak dikkatli bir avcılıkla avlanabilir. Oltayı kesmesi çok meşhurdur. Bu yönde tedbir alınması şarttır. (Başımdan geçmiş bir olayı anlatayım; Kasım aylarıydı, kıyıya yakın otsu bitkilerin bulunduğu bir ortamda dalarak levrek avlıyordum. Kıyıdan atılan bir levrek oltası da yakınıma düşmüştü. Ucunda sardalye takılı oltayı gören levrek saklandığı yerden çıkarak oltanın etrafında bir tur attı, Misinenin yönünü tespit ederek, oltanın çekilme yönünün aksine geçerek son derece dikkatle kuyruğu ile yemi hareketlendirdi. Balık vurduğunu zanneden avcı da oltaya bir hışım asıldı. Tâbi ki yem zayıfladı ve dağıldı. Levrek de bu dağılan yemleri afiyetle yedi, sonra da beni fark edip, otların arasına karıştı. (Yemesi) Her türlü yeniş şekli lezzetlidir. Özellikle buğulaması ve ızgarası çok makbuldür. ./.. LÜFER : (Genel) Eti çok lezzetli, sürüler halinde yaşayan avcı bir balıktır. Son dereye yırtıcı dişler sahip süratli bir balık olduğundan genelde balık sürülerine saldırarak ve onları parçalayarak avlanır. Hemen hemen sırf balıkla beslendiğinden denizlerin en temiz balığıdır. En küçük haline "defne yaprağı", biraz büyüğüne "çinakop” daha büyüğüne "lüfer" en iri haline de "kofana" denir. İrileştikçe yağlanır. En makbul hali, 3-4 tanesinin 1 kg geldiği lüferdir. (Avlanması) Amatörce avlanması oldukça zordur. Eylül ve Ekim aylarında (özellikle boğazlarda) bollaşan bu balık, kaşık denen oltalarla avlanır. (Yemesi) Buğulaması ve ızgarası çok makbuldür. Yağlı bir balık olduğundan, yağda kızartması ağır olur. İSTAVRİT : (Genel) Baharda Karadeniz’de, Sonbaharda da Marmara ve Ege'de sürüler halinde görülür. Eti çok lezzetli olmasa da, avlanma kolaylığı nedeniyle rağbet görür. (Avlanması) Son derece aptal bir balık olduğundan, kolaylıkla avlanır. Hele karnı açken beyaz, yemsiz çıplak oltayla bile tutulabilir. En sevdiği yem türü, karides, midye ve balık etidir. (Yemesi) Sonbaharda yağlı olduğundan daha lezzetlidir. Mayıs da eti lezzetsizdir. Yağda kızartması ve pilâkisi güzeldir. PALAMUT : (Genel) Kalabalık sürüler halinde ve deniz yüzeyine yakın derinliklerde, hızla yüzerek dolaşırlar. Çok hızlı olduklarından düşmanlarından kaçarak korunurlar. Hamsi, sardalye gibi balıkları yiyerek yaşamlarını sürdürürler. Kestane, Çingene palamudu en makbulüdür. Büyüklerine torik denilir. (Avlanması) Amatörce avlanması oldukça zahmetli ve zordur. Genellikle özel palamut oltalarıyla kayıktan avlanır. Ayrıca (sade ağ veya ığrıp ağı denen) özel ağlarla da profesyonelce avlanır. (Yemesi) Siyah ve dolgun etli bir balık olduğundan, genelde enine dilimlerle kesilmiş olarak yağda kızartması yenir. Ayrıca defne yaprağı ilaveli palamut buğulaması ve yağlı kağıt (yada kiremit) arasında yapılan fırınlaması da çok leziz olur. Mangalda yapmaya pek gelmez. Lekârdası çok meşhurdur. SARDALYE, HAMSİ ve USKUMRU : (Genel) Büyük sürüler halinde dolaşırlar, genelde hamsi ve sardalyenin boyları 10-12 cm, uskumrunun ise 15-20 cm kadardır ve sularımızda çokça bulunur. (Avlanması) Oltayla avlanmaları söz konusu değildir. Kasım-Mart arasında, dalyanlarda yada çok çeşitli ağlar ile yakalanırlar. (Yenmesi) Yağda kızartılarak yada mangalda yendiği gibi plakisi de güzel olur. Ayrıca üç balığın da tuzlaması, çiroz ve islemesi yapılır. BEYAZ RENKLİ DİP BALIKLARI : (Genel) Çipura, karagöz, sargöz ve mır mır bu tür balıklardır. Genelde kayalık ve yosunlu yerlerde yaşarlar. Derileri pullu, etleri beyaz ve lezizdir. (Avlanması) Boğazlar, Marmara, Ege ve Akdeniz de bolca bulunan bu balıklar genelde yaz ve sonbahar aylarında avlanır. Olta ve sualtı avcılığının en gözde balıkları olup. Yemli (tercihen karides, sülünez, balık veya midye takılan) dip oltası, zoka denilen-genelde kurşunlu- olta çeşitleriyle avlanırlar. (Yemesi) Izgaraları-özellikle mangalı-çok güzel olur. Tavada kızartmaları da güzel olur. RENKLİ DİP BALIKLARI : (Genel) Mercan, trança, lahoz, orfoz ve sinarit bu türün en seçkin balıklardır. Özellikle Ege ve Akdeniz’e özgü balıklar olup her mevsim (ancak yaygınca, yaz ve sonbaharda) avlanabilirler. Mercan, trança, ve sinarit pembe ve kavuniçi renklerin, Lahoz ve orfoz ise haki yeşil, mavi, kırmızı renklerin hakim olduğu genelde derin su balıklarıdır. Kayalık ve batıkların olduğu yerlerde yuva yaparak yaşarlar. (Avlanması) Sualtı avcılığının en favori balıklarıdır. Derin sularda yaşadıkları gibi oldukça kurnaz olduklarından, avlanmaları oldukça zor ve tehlikelidir. Özellikle orfoz, trança ve lahoz 20 metrenin altında yaşadıklarından ve bu derinliklerde sular çok soğuk ve tehlikelidir. Bu nedenle avlanmaları; ustalığın yanı sıra elbise, tüp...gibi teçhizat ister. Yemli dip oltalarıyla avlanabilirler. (Yemesi) Hemen hemen en gözde pahalı balıklar bu grubun balıklarıdır. Mercan ve sinaritin tavası,çipura, trança, lahoz ve orfozun, mangalı, (ayrıca trança ve lahozun şişi) çok makbuldür. YASSI DİP BALIKLARI : (Genel) Kalkan, dil ve pisi bu türün örnekleridir. Bu balıkların ortak tarafları, alt kısımlarının beyaz veya açık sarımtırak, her iki gözünde bulunduğu üst kısımlarının ise kum ve yosun rengi karışı koyu renkli oluşudur. Denizin dibinde kum ve çakıllıklarda yaşarlar. Hareketleri ağırdır. Genellikle Boğazlarda, Karadeniz in boğazlara yakın yerlerinde, Marmara’da ve Ege sahillerinde görülürler. (Avlanması) Özel ağlarla profesyonelce avlanırlar. Kış ayları avlanmaları için daha müsaittir. (Yemesi) Son derece lezzetli, beyaz etli balıklardır. Özellikle kalkanın (üzerindeki düğme tabir edilen kıkırdakları daha az olduğundan) dişisi çok makbuldür. Dil ve pisinin yağda kızartması makbuldür. Kalkan ve dilin şişi de çok güzel olur. MEZGİT (Tavuk) BALIĞI : (Genel) Derin sularda sürüler halinde yaşarlar. Eti yumuşak ve beyazdır. Çabuk bayatlar. Dişsi daha iri ve biçimsizdir. (Avlanması) Özel ağlarla avlanırlar. Kışın daha boldur. (Yemesi) Tercihen önce; un, tuz ve karabiber karışımına, bilahare yumurta sarısına batırılıp sonra, çok kızgın yağda az süreyle pişirilmesi tavsiye olunur. BARBUNYA-TEKİR : (Genel) Birbirine çok benzeyen bu iki balık da, pembemsi benekli renktedir. Önde uzunca iki bıyığı vardır. Genellikle, dipte ve kayalık yerlerde kurtçuk avlayarak yaşamlarını sürdürürler. İrileştikçe kıymetlenir. Özellikle 15 cm kadar olan kaya barbunu çok makbuldür. ./.. (Avlanması) Genellikle diğer balıkların yakalanması sırasında ağa takılmak suretiyle avlanırlar. Ağustos-Eylül aylarından sonra çokça yakalanır. (Yemesi) Bembeyaz ve leziz eti nedeniyle her zaman aranan bir balıktır. Yağda kızartması irilerinin mangalı çok güzel olur. Çabuk bayatladıklarından, hemen tüketilmesi tavsiye olunur. DİĞER ÖNEMLİ DENİZ MAHSULLERİ : -AHTAPOT, KALAMAR : (Genel) Yumuşakçaların, kafadan bacaklılar bölümüne girerler. Oldukça zeki yaratıklardır. 8 adet güçlü kolu olup kayalık, çakıllı ve kumlu yerlerde kendilerini ustaca kamufle ederek yaşarlar. Ege Denizinde çokça bulunur. Usta bir avcıdır, avlarını tuzağına düşürerek yerler. Düşmanlarından korunmak içinde siyah renkli mürekkep denilen bir sıvı salgılayıp suyu bulandırırlar. (Avlanması) Çok iyi kamufle olduklarından, ancak usta gözlerce görünebilirler. Kaya oyuklarına denize atılmış içi oyuk, künk, araba lastiği...gibi cisimlerin içine girer ve kamufle olurlar. Özellikle balık yataklarının bulunduğu yerlerde barınırlar. Kanca ile yada sualtı tüfeğiyle avlanırlar. Zaman zaman da ağlara takılırlar. (Yemesi) Ahtapot; İyi işlenip, usulüne uygun pişirildiklerinde çok lezizdirler. Denizden çıkar, çıkmaz iç organları temizlendikten sonra 50-100 kere sert kayaya yada betona vurulur. Tekrar deniz suyuyla yıkandıktan sonra bu (deniz sulu) haliyle buzlukta 1 hafta kadar bekletilir. Sonra (tercihen düdüklü tencerede) etine rahatlıkla çatal batırılabilene kadar kaynatılıp soğuduktan sonra, vücudunu saran kalın deri ve vantuzlar soyulur. Bembeyaz bir et elde edilir. sosis gibi doğranarak istenirse üzerine limon dökerek bu şekilde sade olarak yendiği gibi, un ve/veya yumurtaya bulandırılarak yağda kızartması yapıldığı gibi (tercihen güveç tenceresinde) arzu edilen sebze ilaveleriyle yapılan güveci de çok güzeldir. Kalamarın temizlenmesi ve işlenmesi tarifle oldukça zordur. Bu nedenle balıkçılarda işlenmiş/ kesilmiş pişirilmeye hazır olarak satılanı tercih etmeniz yerinde olur. (Ancak, aynı türden subyeyi de kalamar diye satarlar. Buna dikkat etmek güvenilir bir balıkçıdan almak gerekir. Çünkü, kalamar subyeye istinaden daha kıymetli ve lezizdir. Kalamarın eti bembeyaz ve daha yumuşaktır. Subyenin sırtında -kanaryalara verilen- beyaz yumuşakça bir kemik vardır. Eti, sarımtırak ve daha serttir.) Dilimlenmiş ve işlenmiş kalamarlar un ve/veya yumurta karışımına bulandırdıktan sonra, çok kızgın yağda kısa süre -pembeleşene- kadar,kızartılır. Sıcak sıcak servis yapılıp limon dökülerek yenir. -KARİDES, ISTAKOZ : (Genel) Eklembacaklılarını kabuklular bölümündendirler( Istakoz hemen hemen tükenmiş olduğundan anlatmaya gerek görmüyorum.) Karides, bol yosunlu, kumlu ve mikro organizmaların bulunduğu yerlerde çokça görülür. Özellikle geceleyin avlanır. Fosfor bakımından oldukça zengin bir yaratıktır. Öyle ki sürüler halinde dolaştıklarından geceleyin dolaştıkları yerlere bakıldığında, adeta fener alayı geçiyor zannedersiniz. (Avlanması) Özel kepçelerle ve ağlarla avlanır. (Yemesi) Önce haşlanır. Daha sonra çok sert olan dış kabuğu ile beyaz eti birbirinden ayrılır. Beyaz eti bu şekilde üzerine limon dökülerek "söğüş" olarak yeneceği gibi, un ve/veya yumurtaya bulandırılarak yağda çok az kızartılıp üzerine limon dökülerek de yenir. Ayrıca çeşitli sebzeler eklenerek ve üzerine kaşar rendelenerek güveç tabakları içersinde fırınlaması da çok güzeldir. -MİDYE : (Genel) 5-10 cm uzunluğunda siyah kabuklu bu yaratık tüm denizlerde yaşar. Genelde kayalara, demir kazıklara yapışarak ve oradaki mikro organizmaları yiyerek yaşamlarını sürdürürler. Yazın (her defasında 400.000) yumurta dökerek ürerler. (Avlanması) Midye; özel kepçelerle çıkarıldığı gibi elle de kolaylıkla yakalanıp çıkartılır. Ancak, demir, bakır gibi madenlere yapışık ya da pis sularda barınan midyeler son derece tehlikelidir. İnsanı zehirler. Bu nedenle menşeinden emin olmadığımız midyeleri yememek gerekir. Son zamanlarda dalyanlarda da yetiştirilmektedir. (Yemesi) Kabuğu ve içindeki suyu temizlenen midyeler, haşlanıp içi çıkartıldıktan sonra, söğüş olarak yeneceği gibi, un ve/veya yumurtaya bulandırılıp yağda kızartılarak da yenir. Ayrıca, Pilavı da çok güzel olur. (Zeytinyağlı pilavda; kuş üzümü, çam fıstığı, Zeytinyağsız pilavda ince doğranmış soğan ve mısır tanesi ilave edilmesi gerekir.)


