Onun, ilk para kazandığı meslek, tiyatro oyunculuğu oldu.
Henüz 14 yaşındayken,aile dostları olan Devlet Tiyatrosu oyuncularından, Ejder Akışık ve Günaydın Yaltrak'ın destekleri ve zorlamalarıyla, tiyatro oyunculuğuna ilk adımını attı.
O zamana kadar, amatör olarak bile hiçbir deneyimi olmayan, sadece iyi bir tiyatro seyircisi olan 14 yaşında bir çocuk için, bu çok heyecan verici ve cesaret gerektiren bir girişimdi.
Neyse ki; ondan istenen asil oyunculuk değil, yedek oyunculuktu.
Devlet Tiyatrosu oyuncularından, Attila Eldem ile Turgut Okutman'ın birlikte kurdukları Maltepe Komedi Tiyatrosu'nda, yedek oyuncu olarak başladığı prova çalışmalarında gösterdiği başarı ile, asil oyuncu olarak tiyatro yaşamına ilk adımını attı.

Oyunda gösterdiği başarı ile, zamanın ünlü tiyatro eleştirmenlerinin hepsinden olumlu eleştiriler aldı ve onun ilk oyunu olan Nazırın karısı isimli komedi, 500 oyun rekoru ile zamanın ençok izlenen oyunu oldu.
Üç yıl sonra; yeni kurulan Kardeş Oyuncular Tiyatrosu'ndan teklif alarak, Devlet Tiyatrosu yönetmenlerinden Ziya Demirel'in yönetiminde, Dostoyvski'nin "Stepançikova Köyü" isimli oyununun provalarına başlayıp bitirdi.
Ne var ki; herşeye dur diyen 12 Mart Askeri yönetimi, sadece bir Rus yazarın eseri olmasını gerekçe göstererek, prömiyerine üç gün kala oyunu yasakladı.
Sokak çatışmaları, sokağa çıkma yasağı ve TRT'nin deneme televizyon yayınına başlaması gibi etkenler üstüste gelip, seyirci sayısı on'lara, onbeş'lere düşünce, çok sevdiği tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı.
Liseyi bitirinceye kadar, İskenderun'da kendi tiyatro gurubunu kurup, amatör olarak, ilkokullar yararına oyunlar sergiledi.
Pusuda, Sultan Gelin, Kerpiç Memet, Buzlar çözülmeden gibi çok bilinen oyunlardı bunlar.
Ancak, onun en önemli çalışması; "Deli Emine" oyunu Ankara'da hasılat rekoru kıran, radyo skeçleriyle de oldukça sevilen, zamanın ünlü oyun yazarı Vasfi Uçkan'ın, "Acılı toprak" isimli oyunuydu.
Zira; yazarın yeni yazdığı bu oyunu, kendisinin de teşvikiyle, ilk olarak o sahneleyip oynadı ve hem yazarından, hem de İskenderun halkından büyük beğeni gördü.
Ama, yüksek tahsil nedeniyle, İstanbul'a gitmek zorunda kalınca, tiyatroyu da tamamen bıraktı.