Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

Kavga Sairi Pir Sultab Abdal

-e kuşatma altında yazılan yazı-

Basyazarimiz Aziz Nesin’in bugün yayinladigimiz yazisi, Si-

vas’ta düzenlenen Pir Sultan Kültür senligi’nde yaptigi konusmanin

özünü olusturuyor. Nesin bu yazisini, yobazlarin kusatmasi altindaki

Madimak Oteli’nde yazdi.

 

Pir Sultan Abdal Kültür Dernegi’nin 4üncü etkinliklerine katil-

mak üzere dört gündür Sivas’tayim. Sivas ili ve yöresi, ötedenberi

halk ve saz şairlerimizin kaynagi olmuştur. Daha baştan ilgimi çeken

şu oldu: Osmanli’nin Sivas Valisi Hizir (Hidir) Paşa’nin buyrugu ile

Pir Sultan asilali dörtyüz yil geçmişken, onun görkemli biçimde anil-

masinin dahaca dördüncü ....... Düşünülmesi gereken bir sorun bu.

Halk ve daha çok kirsal bölge halki, asilmasindan sonra dörtyüz yil-

dan beri Pir Sultan Abdal’i kendiliginden anagelmigtir. Ama resmi

olarak, adina kurulmuş bir dernekçe Pir Sultan’in anilmasinin dör-

düncü yili. Bu bile dört-beş yüzyildan beri Alevilere işletilen ve yapi-

lan devlet baskisini gösterir.

Sazlariyla birlikte gezginci derviş şairlere bizde abdal denilir.

Oteden beri "abdal"in etimolojik kökenini merak ederim. 14 yaşin-

dayken, yani 64 yil önce, babamla birlikte Kadiköy’deki Cafer Aga

Camii’ne Cuma namazina gitmiştik. Imam, hutbesinde bu Anadolu

abdallarinin, abdal sözcügünün dilsel kökenini göyle açiklainigti:

- Abdal’in asli "ab-ü dil"dir. Yani gönlü su gibi olan, su gibi

akan demektir. Gönlü saf ve temiz anlamina gelir.

Bu açiklamanin dogruluguna inanamiyorum. Bana daha çok di-

limize girmig yabanci sözcüklerin asillarinin Farsça ve Arapça oldu-

gu uydurmasi gibi geliyor. Örnegin, maydanozun aslinin "mide nü-

vaz", pirasanin aslinin da "pür hassa" oldugu uydurmasinda görüldü-

gti gibi. Hâlâ "abdal"in dilsel kökenini bilemiyorum.

Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal gibi, biçok abdal mahlasini

(tapşirma) kullanmiş halk şairlerimiz vardir. Pir Sultan Abdal bir tek kişi

degil. Biçok -enaz dört- Pir Sultan Abdal vardir. Şiirleri bugüne

kalanin, Pir Sultan Abdal’lardan hangisi oldugu kesin olarak biline-

mez. Bundan çok daha önemli olani, Pir Sultan Abdal’larin şiirlerin-

deki bileşik düşünce dogrultusudur. Bu durum, Pir Sultan’lari halkin

özümsedigini, yiginlarin içinde eridigini, halkin kendisi oldugunu ve

halkin özlemini dile getirdigini gösterir.

Pir Sultan Abdal şiirlerinin çok önemli iki agirligi vardir, biri

kavga şiirleri, biri de propaganda şiirleri olmasidir. Propaganda öge-

si, estetik degerler ölçüsü içinde yapilinca şiirsel güzellik yaratilabi-

lir. Yoksa, şiir araciligiyla kaba propaganda yapilmig olur. Ornegin,

Nazim’in şiirleri, şiirde propagandanin estetik düzeyde nasil yapildi-.

ginin en güzel örnekleridir.

Pir Sultan Abdal, daha çok yoksul ve devlet baskisi altinda ezil-

miş kirsal bölge insaninin başkaldirmasi için şiirlerinde bunun kavga-

sini vermiştir.

Yüksek tabaka aydinlari yediyüzyil boyunca Yunus’u da, Pir

Sultan’i da görmezden gelmiş, yok saymiştir. Ama Yunus’u da Pir

Sultan’i da halk hiç unutmamiştir.

Pir Sultan, Aleviligin propagandacisidir. Türkiye’de Alevilik

tarihi boyunca ilericiligin, hoşgörünün simgesi olmugtur. Çünkü

Alevilik hep muhalefette kalmis, hiçbir zaman iktidar olmamistir.

Buyüzden Alevi’ler soykirimina, genel kiyima ugramistir. Ilericiligi

ve hosgörürlülügü, salt ögretisinden degil, ögretisiyle birlikte sü-

rekli muhalefette kalmis olmasindan kaynaklanir. Muhalefet hep

ister, iktidardansa hep istenir ve isteyenler hep hakli görülür. Ale-

vilere yapilan kiyim, çok yakinlarda Kahramanmaras olaylarinda

görülmüs bir tarihsel utancimizdir. Müslüman Müslümani, Sünni

Aleviyi öldürmüstür.

Nerde din ve ulusalcilik varsa, orada kesinlikle savas da var-

dir. Tarih bu kanli din ve ulusalcilik savaslariyla doludur. Durum

böyieyken, dini yada ulusalcihgi ortadan kaldirmaya çalismak hem

otasi degil, hem dc dogru degiIdir. Yapilmasi gereken sey, hagnai-

lik yerine, dinler vc halklar arasinda hosgörü yerlestirmektir. Dün-

kü yazimda belirttigim gibi, hütün dinlerin ve dinsizlerin ve uluS-

Iarin bgrarada ve baris içinde yasamalarinin tek yolu hosgöridir.

Hiçhir söz. hiçbir deger sonsuza dek degerini koruyamaz. Za-

man içinde her degerin degerliligi yipranmaya ugrar. glerlemc Cfl

degerli bilincn degerlere bile, çagin kogullarina uygun yenilikler

ve çagcil degerler katmakla olabilir ancak. Pir Sultan Abdal’i da

ölümünden dörtyüz yil sonra canli tutabilmek, zamaninda onun

çok degerli olan düsüncelerini ve o düsüncelerin siirlerini, bugü-

nün kosullarina uydurarak çagcillagtirmakla olabilir. Pir Sultan

Abdal’a kendi yasadigi zamanin düsünceleriyle bagli kalmak, bu-

gün bir tür gericilik olur. Sünni-Alevi çatismasi da böyle bir geri-

ciligin ürünüdür. Günümüzde Sünni-Alevi çatigmasini sürdürmek,

sürdürmeye çalismak, l993 yilinda l560-90 yilini yasamak demek-

tir. Asil Pir Sultan Abdal’lari sürdürenler yeni ve çagcil Pir Sultan

Abdal’lar olmalidir.

5 Temmuz l993

Ek:

Bu yazi. Sivas’ta Madimak otelinde 2 Temmuz l993 günü ögle-

den sonra, gerici saldirganlar oteli kusatip taslamaya basladiklari,

"Sivas Aziz Nesin’e mezar olacaktir", seriat Devleti istiyoruz!"

diye bagirdiklari, otel odasinin pencere camlarinin atilan taslardan

kirildigi sirada yazildi. Yazim bir gün önceki konuşmamin özetidir

ve bu konuşmamin Sivas kiyimini kişkirtmaya neden oldugu savlan-

maktadir. Bu yazi, yazildiktan üç gün sonra gazeteye ulaştirilabilmis-

tir, bes saat sonra da Madimak oteli yakilarak, içindeki 37 aydin öl-

dürülmüştür