Afiyet Olsun
Siz Pepsi Cola, Coca
Cola içer misiniz? Elbette içersiniz. İçin.
Afiyet olsun! Yarasın! Şeker, bal
olsun! Ben içmem. Niçin içmediği-
mi açıklayayım. Once şu var. Türkiye
dünyanın içitleri en bol ve çe-
şitli ülkesidir. İsterseniz sayalım: Şıra,
dört mevsimin ayrı ayrı mey-
velerinden kırk çeşit meyve suyu, yine kırk
çeşit meyvelerimizden
meyve kaynatılarak yada ezilerek yapılan şuruplar,
belki unutmuşsu-
nuzdur, kimilerini sayayım: Karadut şurubu, kızılcık şurubu,
gelincik
şurubu, gül şurubu... Şurup yapmak için kimi meyve kaynatılır,
kimi
meyve içinde su olan cam kap içinde güneşte bırakılır. Ayran,
hele
ayran... Dünya uygarlığına katkımız olan birkaç şeyimizden
biri.
Gazozlar, meyveli ve sade ve kaynağından çıkan doğal gazozlar,
ya
yemek arasında ve sonrasında içilen içitler, yani hoşaflar. Her
mey-
venin hoşafı vardır da, özellikle sahur yemeklerinde içilen pestil’
ho-
şafları. Hoşaf, farsça “hoşâb”dan Türkçeleştirdiğimiz bir
sözcükken,
çok şükür onun adını da komposto yaptık. Erik pestili, kaysı
pestili
hoşafları ve hoşafı yapılmayan dut pestili...
Eskiden, ne
denli eskiden, daha 30-40 yıl öncesine dek şıracılık,
bozacılık, suculuk,
kısacası içitçilik bir işkoluydu. Kentin en merkezi
yerlerinde hem koca koca
şıracı dükkanları vardı, hem küçük küçük
içit dükkanları. Içitlere daha
doğrusu o renk renk sıvılara en yakışa-
nı mermer olduğu için, bu dükkânların
tezgahları mermer döşeliydi.
Anlattığım bu özlem bir nostalji değildir,
bir ekonomik ve gün-
cel memleket sorunudur. Bütün bu saydığım meyve suları,
hoşaflar,
şıralar, şuruplar artık yok. Ne zamandanberi? Emperyalizm
ahtapo-
tu Türkiye’yi kollarıyla sardığından beri. Böyle düşündüğüm
için
beni sekter bir solcu olarak suçlayanlar olabilir, hem de bütün
alan-
larda sekterliğe düşmanken...
Pepsi Cola ve Coca Cola ve bütün
kolalı içkiler, emperyalizmin
öncü koludur. Emperyalizmin kölesi yapmak
istedikleri ülkelere,
önce Coca Cola ve Pepsi Cola reklamlarını, arkadan
şişelerini sokar-
lar. Sovyetler Birliği’ne emperyalizm öncü kuvvet olarak
önce şu iki-
sini soktu. Güzellik yarışmaları, Pepsi ve Coca Cola ve Mc
Donald...
Son gidişimde Moskova’nın Gorki Caddesindeki büyük
kitapçı
dükkânının, Mc Donald dükkânı olduğunu ve Lenin Mozolesi
önün-
deki insan kuyruğunun Mc Donald önüne taşındığını görmüştüm
ve
geceleri Moskova göklerini Pepsi ve Coca Cola’nın renkli ve
ışıklı
reklamları aydınlatıyordu.
Eski Sovyetler Birliği’nde ve
şimdiki Rusya Federasyonu’nda
içit sıkıntısı olduğu için hadi diyelim Pepsi
ve Coca Cola’ya gereksin-
me duyulabilir. Ama Türkiye gibi meyvesi en bol ve
çeşitli bir ülke-
de, bütün içit dükkânlarını kapatıp USA malı Pepsi ve Coca
Cola’ya
bağımlı olmanın, emperyalizmin kuyruğu olmaktan başka anlamı
var
mıdır? Bağımlı olmak diyorum. Çünkü bu kolaların insanda alışkan-
lık,
yani bağımlılık yarattığını biliyorum. Bunlar bir içit
alışkanlığı
yaratıyor.
Haydi bütün bunların hepsi bir yana, peki, bu
kolaların ham-
maddesini satın almak için ödediğimiz dövize yazık değil mi?
Hiç ge-
reksinmemiz yokken bu kahverengi sıvıların dışalımla satın
aldığı-
mız hammaddelerine ödediğimiz paralarla her yıl kaç okul, kaç
has-
tane, kaç işe yarar kuruluşun yapılabileceğini düşünün. Oyleyse
ne
yapmalı? Önce şunu söyleyeyim, yasak koymamalı. Eskiden Sovyet-
ler
Birliği’nde bu kolalar ve çiklet yasaktı. Eskjden Moskova’dan
Türkiye’ye
dönerken tanıdıklarımız bir dahaki gelişimizde bizden
çiklet isterlerdi.
Yasak hiçbir şeyi çözmüyor. Son Moskova’ya gidi-
şimde de, Lenin
Kitaplığı’nın önüne kurduğu küçücük tezgahında
çiklet satan emekli bir kadın
görmüştüm. Artık Sovyetler Birliği’nde
çiklet yasak değildi.
Yasak
koymaktansa, insanlara o şeyin zararlı olduğunu anlata-
rak, o şeyi
kendiliklerinden almamalarını sağlamak gerekir. Elbet
yine alan olur. Ama
deliler gibi durmadan kola içenlerin sayısı azalır
hiç
olmazsa.
Yaşamım boyunca kolaları hiç içmedim, pizza gibi şeyleri’de
ye-
medim. Çünkü bunların Türkiye’de geleneksel olarak çok daha iyile-
ri
yapılıyor.
Biriki yıl önce gazetelerde Pepsi ve Coca Cola’lara halkın
boy
kot ilan ettiğini haber başlıklarında okudum. Bir sevinmiştim
ki...
Demek artık halkımız da, bu kolaların sağlığına ve (ziyan olan
döviz
lerimiz dolayısıyla) bütçemize zararlı olduğunu en sonunda
anlamış
tı. Haberin tamamını okuyunca düşkırıklığına uğradım. Meğerse
hal-
kımız kolaları değil, kolaların fiyatının yüksek oluşunu boykot
etmiş.
Birçok gazete yazarı da bu boykotu desteklemişti.
Son
günlerde, Coca Cola ve Pepsi Cola şişelerinde yabancı
maddelerin bulunduğuna
değgin halkın şikayetleri artınca Istanbul
Büyükkent Belediyesi’nin konuyla
ilgili yetkilileri Pepsi Cola ve
Coca Cola fabrikalarına baskın yapmış ve
biçok uygunsuzluklar ara-
sında sağlığa zararlı ve bozulmuş kola hammaddeleri
bulmuşlar, bu
fabrikaları geçici bir süre için kapatmışlar. Bu geçici sürenin
çok kısa
süreceği kesindir.
Söyledim, ben bu yabancı içitleri hiç
içmedim ve içmeyeceğim.
Siz içiyor musunuz? Elbette içersiniz, çıplak
kızların ve oğlanların te-
levizyonlarda reklamlarını gördükçe. Hem de bu
sıcakta... Patlat bir
Pepsi Cola, bir de Coca Cola... Afiyet olsun, şeker bal
olsun, yara-
sın... Siz daha neleeer yer, neler içersiniz.
30 Ağustos
1993