Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!
 

2-El-BAKARA
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Elif. Lâm. MÎm.
2. O kitap (Kur'an); onda asla þüphe yoktur. O, müttakîler (sakýnanlar ve arýnmak isteyenler) için bir yol göstericidir.
3. Onlar gayba inanýrlar, namaz kýlarlar, kendilerine verdiðimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.
4. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanýrlar.
5. Ýþte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluþa erenler de ancak onlardýr.
6. Gerçek þu ki, kâfir olanlarý (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
7. Allah onlarýn kalplerini ve kulaklarýný mühürlemiþtir. Onlarýn gözlerine de bir çeþit perde gerilmiþtir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardýr.
8. Ýnsanlardan bazýlarý da vardýr ki, inanmadýklarý halde "Allah'a ve ahiret gününe inandýk" derler.
9. Onlar (kendi akýllarýnca) güya Allah'ý ve müminleri aldatýrlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatýrlar ve bunun farkýnda deðillerdir.
10. Onlarýn kalblerinde bir hastalýk vardýr. Allah da onlarýn hastalýðýný çoðaltmýþtýr. Söylemekte olduklarý yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardýr.
11. Onlara: Yeryüzünde fesat çýkarmayýn, denildiði zaman, "Biz ancak ýslah edicileriz" derler.
12. Þunu bilin ki, onlar bozguncularýn ta kendileridir, lâkin anlamazlar.
13. Onlara: Ýnsanlarýn iman ettiði gibi siz de iman edin, denildiði vakit "Biz hiç, sefihlerin (akýlsýz ve ahmak kiþilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).
14. (Bu münafýklar) müminlerle karþýlaþtýklarý vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptýran) þeytanlarý ile baþbaþa kaldýklarýnda ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.
15. Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgýnlýklarýnda onlara fýrsat verir, bu yüzden onlar bir müddet baþýboþ dolaþýrlar.
16. Ýþte onlar, hidayete karþýlýk dalâleti satýn alanlardýr. Ancak onlarýn bu ticareti kazançlý olmamýþ ve kendileri de doðru yola girememiþlerdir.
17. Onlarýn (münafýklarýn) durumu, (karanlýk gecede) bir ateþ yakan kimse misalidir. O ateþ yanýp da etrafýný aydýnlattýðý anda Allah, hemen onlarýn aydýnlýðýný giderir ve onlarý karanlýklar içinde býrakýr; (artýk hiçbir þeyi) görmezler.
18. Onlar saðýrlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple onlar geri dönemezler.
19. Yahut (onlarýn durumu), gökten saðanak halinde boþanan, içinde yoðun karanlýklar, gürültü ve yýldýrýmlar bulunan yaðmur(a tutulmuþ kimselerin durumu) gibidir. O münafýklar yýldýrýmlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarýný kulaklarýna týkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuþatmýþtýr.
20. (O esnada) þimþek sanki gözlerini çýkaracakmýþ gibi çakar, onlar için etrafý aydýnlatýnca orada birazcýk yürürler, karanlýk üzerlerine çökünce de olduklarý yerde kalýrlar. Allah dileseydi elbette onlarýn kulaklarýný saðýr, gözlerini kör ederdi. Allah þüphesiz her þeye kadirdir.
21. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece korunmuþ (Allah'ýn azabýndan kendinizi kurtarmýþ) olursunuz.
22. O Rab ki, yeri sizin için bir döþek, göðü de (kubbemsi) bir tavan yaptý. Gökten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çeþitli ürünler çýkardý. Artýk bunu bile bile Allah'a þirk koþmayýn.
23. Eðer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir þüpheye düþüyorsanýz, haydi onun benzeri bir sûre getirin, eðer iddianýzda doðru iseniz Allah'tan gayri þahitlerinizi (yardýmcýlarýnýzý) da çaðýrýn.
24. Bunu yapamazsanýz -ki elbette yapamayacaksýnýz- yakýtý, insan ve taþ olan cehennem ateþinden sakýnýn. Çünkü o ateþ kâfirler için hazýrlanmýþtýr.
25. Ýman edip iyi davranýþlarda bulunanlara, içinden ýrmaklar akan cennetler olduðunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rýzýk olarak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu rýzýklar onlara (bazý yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiþtir. Onlar için cennette tertemiz eþler de vardýr. Ve onlar orada ebedî kalýcýlardýr.
26. Þüphesiz Allah (hakký açýklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlýðý misal getirmekten çekinmez. Ýman etmiþlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduðunu bilirler. Kâfir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptýrýr, birçoklarýný da doðru yola yöneltir. Verdiði misallerle Allah ancak fâsýklarý saptýrýr (çünkü bunlar birer imtihandýr).
27. Onlar öyle (fâsýklar) ki, kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönerler. Allah'ýn ziyaret edilip hal ve hatýrýnýn sorulmasýný istediði kimseleri ziyaretten vazgeçerler ve yeryüzünde fitne ve fesat çýkarýrlar. Ýþte onlar gerçekten zarara uðrayanlardýr.
28. Ey kâfirler! Siz ölü iken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah'ý nasýl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz.
29. O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattý. Sonra (kendine has bir þekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratýp düzenledi (tanzim etti). O, her þeyi hakkýyla bilendir.
30. Hatýrla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacaðým, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çýkaracak, orada kan dökecek insaný mý halife kýlýyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceðinizi herhalde ben bilirim, dedi.
31. Allah Adem'e bütün isimleri, öðretti. Sonra onlarý önce meleklere arzedip: Eðer siz sözünüzde sadýk iseniz, þunlarýn isimlerini bana bildirin, dedi.
32. Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sýfatlardan tenzih ederiz, senin bize öðrettiklerinden baþka bizim bilgimiz yoktur. Þüphesiz alîm ve hakîm olan ancak sensin, dediler.
33. (Bunun üzerine: ) Ey Âdem ! Eþyanýn isimlerini meleklere anlat, dedi. Adem onlarýn isimlerini onlara anlatýnca: Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sýrlarý) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açýk yapmakta olduklarýnýzý da bilirim, dememiþ miydim? dedi.
34. Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiþtik. Ýblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladý, böylece kâfirlerden oldu.
35. Biz: Ey Âdem! Sen ve eþin (Havva) beraberce cennete yerleþin; orada kolaylýkla istediðiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece þu aðaca yaklaþmayýn. Eðer bu aðaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.
36. Þeytan onlarýn ayaklarýný kaydýrýp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulunduklarý (cennetten) onlarý çýkardý. Bunun üzerine: Bir kýsmýnýz diðerine düþman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barýnak ve belli bir zamana dek yaþamak vardýr, dedik.
37. Bu durum devam ederken Âdem, Rabbinden bir takým ilhamlar aldý ve derhal tevbe etti. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandýr.
38. Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eðer benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.
39. Ýnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kalýrlar.
40. Ey Ýsrailoðullarý! Size verdiðim nimetlerimi hatýrlayýn, bana verdiðiniz sözü yerine getirin ki, ben de size vâdettiklerimi vereyim. Yalnýzca benden korkun.
41. Elinizdekini (Tevrat'ýn aslýný) tasdik edici olarak indirdiðime (Kur'an'a) iman edin. Sakýn onu inkâr edenlerin ilki olmayýn! Âyetlerimi az bir karþýlýk ile satmayýn, yalnýz benden (benim azabýmdan) korkun.
42. Bilerek hakký bâtýl ile karýþtýrmayýn, hakký gizlemeyin.
43. Namazý tam kýlýn, zekâtý hakkýyla verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.
44. (Ey bilginler!) Sizler Kitab'ý (Tevrat'ý) okuduðunuz (gerçekleri bildiðiniz) halde, insanlara iyiliði emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklýnýzý kullanmýyor musunuz?
45. Sabýr ve namaz ile Allah'tan yardým isteyin. Þüphesiz o (sabýr ve namaz), Allah'a saygýdan kalbi ürperenler dýþýnda herkese zor ve aðýr gelen bir görevdir.
46. Onlar, kesinlikle Rablerine kavuþacaklarýný ve O'na döneceklerini düþünen ve bunu kabullenen kimselerdir.
47. Ey Ýsrailoðullarý! Size verdiðim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün kýldýðýmý hatýrlayýn.
48. Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse baþkasý için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) þefaat kabul olunmaz, fidye alýnmaz; onlara asla yardým da yapýlmaz.
49. Hatýrlayýn ki, sizi, Firavun taraftarlarýndan kurtardýk. Çünkü onlar size azabýn en kötüsünü reva görüyorlar, yeni doðan erkek çocuklarýnýzý kesiyorlar, (fenalýk için) kýzlarýnýzý hayatta býrakýyorlardý. Aslýnda o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardý.
50. Bir zamanlar biz sizin için denizi yardýk, sizi kurtardýk, Firavun'un taraftarlarýný da, siz bakýp dururken denizde boðduk.
51. Musa'ya kýrk gece (vahyetmek üzere) söz vermiþtik. Sonra haksýzlýk ederek buzaðýyý (tanrý) edindiniz.
52. O davranýþlarýnýzdan sonra (akýllanýp) þükredersiniz diye sizi affettik.
53. Doðru yolu bulasýnýz diye Musa'ya Kitab'ý ve hak ile bâtýlý ayýran hükümleri verdik.
54. Musa kavmine demiþti ki: Ey kavmim! Þüphesiz siz, buzaðýyý (tanrý) edinmekle kendinize kötülük ettiniz. Onun için Yaradanýnýza tevbe edin de nefislerinizi (kötü duygularýnýzý) öldürün. Öyle yapmanýz Yaratýcýnýzýn katýnda sizin için daha iyidir. Böylece Allah tevbenizi kabul etmiþ olur. Çünkü acýyýp tevbeleri kabul eden ancak O'dur.
55. Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'ý açýkça görmedikçe asla sana inanmayýz, demiþtiniz de bakýp durur olduðunuz halde hemen sizi yýldýrým çarpmýþtý.
56. Sonra ölümünüzün ardýndan sizi dirilttik ki þükredesiniz.
57. Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvasý ve býldýrcýn gönderdik ve "Verdiðimiz güzel nimetlerden yeyiniz" (dedik). Hakikatta onlar bize deðil sadece kendilerine kötülük ediyorlardý.
58. (Ýsrailoðullarýna:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediðiniz þekilde bol bol yeyin, kapýsýndan eðilerek girin, (girerken) "Hýtta!" (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarýnýzý baðýþlayalým; zira biz, iyi davrananlara (karþýlýðýný) fazlasýyla vereceðiz, demiþtik.
59. Fakat zalimler, kendilerine söylenenleri baþka sözlerle deðiþtirdiler. Bunun üzerine biz, yapmakta olduklarý kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acý bir azap indirdik.
60. Musa (çölde) kavmi için su istemiþti de biz ona: Deðneðinle taþa vur! demiþtik. Derhal (taþtan) oniki kaynak fýþkýrdý. Her bölük, içeceði kaynaðý bildi. (Onlara:) Allah'ýn rýzkýndan yeyin, için, sakýn yeryüzünde bozgunculuk etmeyin, dedik.
61. Hani siz (verilen nimetlere karþýlýk): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiði þeylerden; sebzesinden, hýyarýndan, sarýmsaðýndan, mercimeðinden, soðanýndan bize çýkarsýn, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile deðiþtirmek mi istiyorsunuz? O halde þehre inin. Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi. Ýþte (bu hadiseden sonra) üzerlerine aþaðýlýk ve yoksulluk damgasý vuruldu. Allah'ýn gazabýna uðradýlar. Bu musibetler (onlarýn baþýna), Allah'ýn âyetlerini inkâra devam etmeleri, haksýz olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunlarýn hepsi, sadece isyanlarý ve taþkýnlýklarý sebebiyledir.
62. Þüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hýristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkýyla inanýp sâlih amel iþleyenler için Rableri katýnda mükâfatlar vardýr. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.
63. Sizden saðlam bir söz almýþ, Tûr daðýnýn altýnda, size verdiðimizi kuvvetle tutun, onda bulunanlarý daima hatýrlayýn, umulur ki, korunursunuz (demiþtik de);
64. Ondan sonra sözünüzden dönmüþtünüz. Eðer sizin üzerinizde Allah'ýn ihsaný ve rahmeti olmasaydý, muhakkak zarara uðrayanlardan olurdunuz.
65. Ýçinizden cumartesi günü azgýnlýk edip de, bu yüzden kendilerine: Aþaðýlýk maymunlar olun! dediklerimizi elbette bilmektesiniz.
66. Biz bunu (maymunlaþmýþ insanlarý), hadiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakîler için de bir öðüt vesilesi kýldýk.
67. Musa, kavmine: Allah bir sýðýr kesmenizi emrediyor, demiþti de: Bizimle alay mý ediyorsun? demiþlerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah'a sýðýnýrým, demiþti.
68. "Bizim adýmýza Rabbine dua et, bize onun ne olduðunu açýklasýn" dediler. Musa: Allah diyor ki: "O, ne yaþlý ne de körpe; ikisi arasýnda bir inek." Size emredileni hemen yapýn, dedi.
69. Bu defa: Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini açýklasýn, dediler. "O diyor ki: Sarý renkli, parlak tüylü, bakanlarýn içini açan bir inektir" dedi.
70. "(Ey Musa!) Bizim için, Rabbine dua et de onun nasýl bir sýðýr olduðunu bize açýklasýn, nasýl bir inek keseceðimizi anlayamadýk. Biz, inþaallah emredileni yapma yolunu buluruz" dediler. c
71. (Musa) dedi ki: Allah þöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altýna alýnmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaþan (salma), renginde hiç alacasý bulunmayan bir inektir. "Ýþte þimdi gerçeði anlattýn" dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsýn kesmeyeceklerdi.
72. Hani siz bir adam öldürmüþtünüz de onun hakkýnda birbirinizle atýþmýþtýnýz. Halbuki Allah gizlemekte olduðunuzu ortaya çýkaracaktýr.
73. "Haydi, þimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineðin) bir parçasýyla vurun" dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve düþünesiniz diye size âyetlerini (Peygamberine verdiði mucizelerini) gösterir.
74. (Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz katýlaþtý. Artýk kalpleriniz taþ gibi yahut daha da katýdýr. Çünkü taþlardan öylesi var ki, içinden ýrmaklar kaynar. Öylesi de var ki, çatlar da ondan su fýþkýrýr. Taþlardan bir kýsmý da Allah korkusuyla yukardan aþaðý yuvarlanýr. Allah yapmakta olduklarýnýzdan gafil deðildir.
75. Þimdi (ey müminler!) onlarýn size inanacaklarýný mý umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre, Allah'ýn kelâmýný iþitirler de iyice anladýktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.
76. (Münafýklar) inananlarla karþýlaþtýklarýnda "Ýman ettik" derler. Birbirleriyle baþbaþa kaldýklarý vakit ise: Allah'ýn size açtýklarýný (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katýnda sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatýyorsunuz; bunlarý düþünemiyor musunuz? derler.
77. Onlar bilmezler mi ki, gizlediklerini de açýkça yaptýklarýný da Allah bilmektedir.
78. Ýçlerinde bir takým ümmîler vardýr ki, Kitab'ý (Tevrat'ý) bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma þeylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar.
79. Elleriyle (bir) Kitap yazýp sonra onu az bir bedel karþýlýðýnda satmak için "Bu Allah katýndandýr" diyenlere yazýklar olsun! Elleriyle yazdýklarýndan ötürü vay haline onlarýn! Ve kazandýklarýndan ötürü vay haline onlarýn!
80. Ýsrailoðullarý: Sayýlý birkaç gün müstesna, bize ateþ dokunmayacaktýr, dediler. De ki (onlara): Siz Allah katýndan bir söz mü aldýnýz -ki Allah sözünden caymaz-, yoksa Allah hakkýnda bilmediðiniz þeyleri mi söylüyorsunuz?
81. Hayýr! Kim bir kötülük eder de kötülüðü kendisini çepeçevre kuþatýrsa iþte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamlý kalýrlar.
82. Ýman edip yararlý iþ yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamlý kalýrlar.
83. Vaktiyle biz, Ýsrailoðullarýndan: Yalnýzca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakýn akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almýþ ve "Ýnsanlara güzel söz söyleyin, namazý kýlýn, zekâtý verin" diye de emretmiþtik. Sonunda azýnýz müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.
84. (Ey Ýsrailoðullarý!) Birbirinizin kanýný dökmeyeceðinize, birbirinizi yurtlarýnýzdan çýkarmayacaðýnýza dair sizden söz almýþtýk. Her þeyi görerek sonunda bunlarý kabul etmiþtiniz.
85. Bu misaký kabul eden sizler, (verdiðiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranýzdan bir zümreyi yurtlarýndan çýkarýyor, kötülük ve düþmanlýkta onlara karþý birleþiyorsunuz. Onlarý yurtlarýndan çýkarmak size haram olduðu halde (hem çýkarýyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onlarý kurtarýyorsunuz. Yoksa siz Kitab'ýn bir kýsmýna inanýp bir kýsmýný inkâr mý ediyorsunuz? Sizden öyle davrananlarýn cezasý dünya hayatýnda ancak rüsvaylýk; kýyamet gününde ise en þiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarýnýzdan asla gafil deðildir.
86. Ýþte onlar, ahirete karþýlýk dünya hayatýný satýn alan kimselerdir. Bu yüzden ne azaplarý hafifletilecek ne de kendilerine yardým edilecektir.
87. Andolsun biz Musa'ya Kitab'ý verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oðlu Ýsa'ya da mucizeler verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadýðý þeyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karþý büyüklük tasladýnýz. (Size gelen) peygamberlerden bir kýsmýný yalanladýnýz, bir kýsmýný da öldürdünüz.
88. (Yahudiler peygamberlerle alay ederek) "Kalplerimiz perdelidir" dediler. Hayýr; küfür ve isyanlarý sebebiyle Allah onlara lânet etmiþtir. O yüzden çok az inanýrlar.
89. Daha önce kâfirlere karþý zafer isterlerken kendilerine Allah katýndan ellerindeki (Tevrat'ý) doðrulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip öðrendikleri gerçekler karþýlarýna dikilince onu inkâr ettiler. Ýþte Allah'ýn lâneti böyle inkârcýlaradýr.
90. Allah'ýn kullarýndan dilediðine peygamberlik ihsan etmesini kýskandýklarý için Allah'ýn indirdiðini (Kur'an'ý) inkâr ederek kendilerini harcamalarý ne kötü bir þeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uðradýlar. Ayrýca kâfirler için alçaltýcý bir azap vardýr.
91. Kendilerine: Allah'ýn indirdiðine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanýrýz, derler ve ondan baþkasýný inkâr ederler. Halbuki o Kur'an kendi ellerinde bulunan Tevrat'ý doðrulayýcý olarak gelmiþ hak kitaptýr. (Ey Muhammed!) Onlara: Þayet siz gerçekten inanýyor idiyseniz daha önce Allah'ýn peygamberlerini neden öldürüyordunuz? deyiver.
92. Andolsun Musa size apaçýk mucizeler getirmiþti. Sonra onun ardýndan, zalimler olarak buzaðýyý (tanrý) edindiniz.
93. Hatýrlayýn ki, Tûr daðýnýn altýnda sizden söz almýþ: Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri anlayýn, demiþtik. Onlar: Ýþittik ve isyan ettik, dediler. Ýnkârlarý sebebiyle kalplerine buzaðý sevgisi dolduruldu. De ki: Eðer inanýyorsanýz, imanýnýz size ne kötü þeyler emrediyor!
94. (Ey Muhammed, onlara:) Þayet (iddia ettiðiniz gibi) ahiret yurdu Allah katýnda diðer insanlara deðil de yalnýzca size aitse ve bu iddianýzda doðru iseniz haydi ölümü temenni edin (bakalým), de.
95. Onlar, kendi elleriyle önceden yaptýklarý iþler (günah ve isyanlarý) sebebiyle hiç bir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir.
96. Yemin olsun ki, sen onlarý yaþamaya karþý insanlarýn en düþkünü olarak bulursun. Putperestlerden her biri de arzular ki, bin sene yaþasýn. Oysa yaþatýlmasý hiç kimseyi azaptan uzaklaþtýrmaz. Allah onlarýn yapmakta olduklarýný eksiksiz görür.
97. De ki: Cebrail'e kim düþman ise þunu iyi bilsin ki Allah'ýn izniyle Kur'an'ý senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitaplarý doðrulayýcý ve müminler için de müjdeci olarak o indirmiþtir.
98. Kim, Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikâil'e düþman olursa bilsin ki Allah da inkârcý kâfirlerin düþmanýdýr.
99. Andolsun ki sana apaçýk âyetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onlarý ancak fasýklar inkâr eder.
100. Ne zaman onlar bir antlaþma yaptýlarsa, yine kendilerinden bir gurup onu bozmadý mý? Zaten onlarýn çoðu iman etmez.
101. Allah tarafýndan kendilerine, yanlarýnda bulunaný tasdik edici bir elçi gelince ehl-i kitaptan bir gurup, sanki Allah'ýn kitabýný bilmiyormuþ gibi onu arkalarýna atýp terkettiler.
102. Süleyman'ýn hükümranlýðý hakkýnda onlar, þeytanlarýn uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapýp kâfir olmadý. Lâkin þeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki meleðe indirileni öðretiyorlardý. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakýn yanlýþ inanýp da kâfir olmayasýnýz, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öðretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karý ile koca arasýný açacak þeyleri öðreniyorlardý. Oysa büyücüler, Allah'ýn izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni deðil de zarar vereni öðrenirler. Sihri satýn alanlarýn (ona inanýp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadýðýný çok iyi bilmektedirler. Karþýlýðýnda kendilerini sattýklarý þey ne kötüdür! Keþke bunu anlasalardý!
103. Eðer iman edip kendilerini kötülükten korusalardý, þüphesiz, Allah tarafýndan verilecek sevap daha hayýrlý olacaktý. Keþke bunlarý anlasalardý!
104. Ey iman edenler! "Râinâ" demeyin, "unzurnâ" deyin. (Söylenenleri) dinleyin. Kâfirler için elem verici bir azap vardýr.
105. (Ey müminler!) Ehl-i Kitaptan kâfirler ve putperestler de Rabbinizden size bir hayýr indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediðine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
106. Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldýrýr veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her þeye kadirdir.
107. (Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlýðý yalnýzca Allah'ýndýr? Sizin için Allah'tan baþka ne bir dost ne de bir yardýmcý vardýr.
108. Yoksa siz de (ey müslümanlar), daha önce Musa'ya sorulduðu gibi peygamberinize sorular sormak mý istiyorsunuz? Kim imaný küfre deðiþirse, þüphesiz dosdoðru yoldan sapmýþ olur.
109. Ehl-i kitaptan çoðu, hakikat kendilerine apaçýk belli olduktan sonra, sýrf içlerindeki kýskançlýktan ötürü, sizi imanýnýzdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkýndaki emrini getirinceye kadar affedip baðýþlayýn. Þüphesiz Allah her þeye kadirdir.
110. Namazý kýlýn, zekâtý verin, önceden kendiniz için yaptýðýnýz her iyiliði Allah'ýn katýnda bulacaksýnýz. Þüphesiz Allah, yapmakta olduklarýnýzý noksansýz görür.
111. (Ehl-i kitap:) Yahudiler yahut hýristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onlarýn kuruntusudur. Sen de onlara: Eðer sahiden doðru söylüyorsanýz delilinizi getirin, de.
112. Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a döndürürse (Allah'a hakkýyla kulluk ederse) onun ecri Rabbi katýndadýr. Öyleleri için ne bir korku vardýr, ne de üzüntü çekerler.
113. Hepsi de kitabý (Tevrat ve Ýncil'i) okumakta olduklarý halde Yahudiler: Hýristiyanlar doðru yolda deðillerdir, dediler. Hýristiyanlar da: Yahudiler doðru yolda deðillerdir, dediler. Kitabý bilmeyenler de birbirleri hakkýnda týpký onlarýn söylediklerini söylediler. Allah, ihtilâfa düþtükleri hususlarda kýyamet günü onlar hakkýnda hükmünü verecektir.
114. Allah'ýn mescidlerinde O'nun adýnýn anýlmasýna engel olan ve onlarýn harap olmasýna çalýþandan daha zalim kim vardýr! Aslýnda bunlarýn oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Baþka türlü girmeye haklarý yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardýr.
115. Doðu da Allah'ýndýr batý da. Nereye dönerseniz Allah'ýn yüzü (zatý) oradadýr. Þüphesiz Allah'(ýn rahmeti ve nimeti) geniþtir, O her þeyi bilendir.
116. "Allah çocuk edindi" dediler. Hâþâ! O, bundan münezzehtir. Göklerde ve yerde olanlarýn hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun eðmiþtir.
117. (O), göklerin ve yerin eþsiz yaratýcýsýdýr. Bir þeyi dilediðinde ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir.
118. Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuþmalý ya da bize bir âyet (mucize) gelmeli deðil miydi? Onlardan öncekiler de iþte týpký onlarýn dediklerini demiþlerdi. Kalpleri (akýllarý) nasýl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere âyetleri apaçýk gösterdik.
119. Doðrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarýcý olarak gönderdik. Sen cehenmemliklerden sorumlu deðilsin.
120. Dinlerine uymadýkça yahudiler de hýristiyanlar da asla senden razý olmayacaklardýr. De ki: Doðru yol, ancak Allah'ýn yoludur. Sana gelen ilimden sonra onlarýn arzularýna uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardýmcý vardýr.
121. Kendilerine kitap verdiðimiz kimseler (den bazýsý) onu, hakkýný gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, iþte gerçekten zarara uðrayanlar onlardýr.
122. Ey Ýsrailoðullarý! Size verdiðim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün kýlmýþ olduðumu hatýrlayýn.
123. Ve bir günden sakýnýn ki, o günde hiç kimse baþkasý namýna bir þey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye þefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardým da görmezler.
124. Bir zamanlar Rabbi Ýbrahim'i bir takým kelimelerle sýnamýþ, onlarý tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara önder yapacaðým, demiþti. "Soyumdan da (önderler yap, yâ Rabbi!)" dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu.
125. Biz, Beyt'i (Kâbe'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kýldýk. Siz de Ýbrahim'in makamýndan bir namaz yeri edinin (orada namaz kýlýn). Ýbrahim ve Ýsmail'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiþtik.
126. Ýbrahim de demiþti ki: Ey Rabbim! Burayý emin bir þehir yap, halkýndan Allah'a ve ahiret gününe inananlarý çeþitli meyvelerle besle. Allah buyurdu ki: Kim inkâr ederse onu az bir süre faydalandýrýr, sonra onu cehennem azabýna sürüklerim. Ne kötü varýlacak yerdir orasý!
127. Bir zamanlar Ýbrahim, Ýsmail ile beraber Beytullah'ýn temellerini yükseltiyor (þöyle diyorlardý:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; þüphesiz sen iþitensin, bilensin.
128. Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eðenlerden kýl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çýkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.
129. Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öðretecek, onlarý temizleyecek bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her þeyi yerli yerince yapan yalnýz sensin.
130. Ýbrahim'in dininden kendini bilmezlerden baþka kim yüz çevirir? Andolsun ki, biz onu dünyada (elçi) seçtik, þüphesiz o ahirette de iyilerdendir.
131. Çünkü Rabbi ona: Müslüman ol, demiþ, o da: Alemlerin Rabbine boyun eðdim, demiþti.
132. Bunu Ýbrahim de kendi oðullarýna vasiyet etti, Yakub da: Oðullarým! Allah sizin için bu dini (Ýslâm'ý) seçti. O halde sadece müslümanlar olarak ölünüz (dedi).
133. Yoksa Ya'kub'a ölüm geldiði zaman siz orada mý idiniz? O zaman (Ya'kub) oðullarýna: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? demiþti. Onlar: Senin ve atalarýn Ýbrahim, Ýsmail ve Ýshak'ýn ilâhý olan tek Allah'a kulluk edeceðiz; biz ancak O'na teslim olmuþuzdur, dediler.
134. Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onlarýn kazandýklarý kendilerinin, sizin kazandýklarýnýz sizindir. Siz onlarýn yaptýklarýndan sorguya çekilmezsiniz.
135. (Yahudiler ve hýristiyanlar müslümanlara:) Yahudi ya da hýristiyan olun ki, doðru yolu bulasýnýz, dediler. De ki: Hayýr! Biz, hanîf olan Ýbrahim'in dinine uyarýz. O, müþriklerden deðildi.
136. "Biz, Allah'a ve bize indirilene; Ýbrahim, Ýsmail, Ýshak, Ya'kub ve esbâta indirilene, Musa ve Ýsa'ya verilenlerle Rableri tarafýndan diðer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasýnda fark gözetmeksizin inandýk ve biz sadece Allah'a teslim olduk" deyin.
137. Eðer onlar da sizin inandýðýnýz gibi inanýrlarsa doðru yolu bulmuþ olurlar; dönerlerse mutlaka anlaþmazlýk içine düþmüþ olurlar. Onlara karþý Allah sana yeter. O iþitendir, bilendir.
138. Allah'ýn (verdiði) rengiyle boyandýk. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).
139. De ki: Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz olduðu halde, O'nun hakkýnda bizimle tartýþmaya mý giriþiyorsunuz? Bizim yaptýklarýmýz bize, sizin yaptýklarýnýz da size aittir. Biz O'na gönülden baðlananlarýz.
140. Yoksa siz, Ýbrahim, Ýsmail, Ýshak, Ya'kub ve esbâtýn yahudi, yahut hýristiyan olduklarýný mý söylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mý? Allah tarafýndan kendisine (bildirilmiþ) bir þahitliði gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptýklarýnýzdan gafil deðildir.
141. Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onlarýn kazandýklarý kendilerine, sizin kazandýklarýnýz da size aittir. Siz onlarýn yaptýklarýndan sorguya çekilmezsiniz.
142. Ýnsanlardan bir kýsým beyinsizler: Yönelmekte olduklarý kýblelerinden onlarý çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doðu da batý da Allah'ýndýr. O dilediðini doðru yola iletir.
143. Ýþte böylece sizin insanlýða þahitler olmanýz, Resûl'ün de size þahit olmasý için sizi mutedil bir millet kýldýk. Senin (arzulayýp da þu anda) yönelmediðin kýbleyi (Kâbe'yi) biz ancak Peygamber'e uyaný, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayýrdetmemiz için kýble yaptýk. Bu, Allah'ýn hidayet verdiði kimselerden baþkasýna elbette aðýr gelir. Allah sizin imanýnýzý asla zayi edecek deðildir. Zira Allah insanlara karþý þefkatli ve merhametlidir.
144. (Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göðe doðru çevrilmekte olduðunu (yücelerden haber beklediðini) görüyoruz. Ýþte þimdi, seni memnun olacaðýn bir kýbleye döndürüyoruz. Artýk yüzünü Mescid-i Haram tarafýna çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanýz olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Þüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduðunu çok iyi bilirler. Allah onlarýn yapmakta olduklarýndan habersiz deðildir.
145. Yemin olsun ki (habibim ! ) sen ehl-i kitaba her türlü âyeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin kýblene dönmezler. Sen de onlarýn kýblesine dönecek deðilsin. Onlar da birbirlerinin kýblesine dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eðer onlarýn arzularýna uyacak olursan, iþte o zaman sen hakký çiðneyenlerden olursun.
146. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oðullarýný tanýdýklarý gibi tanýrlar. Buna raðmen onlardan bir gurup bile bile gerçeði gizler.
147. Gerçek olan, Rabbinden gelendir. O halde kuþkulananlardan olma!
148. Herkesin yöneldiði bir kýblesi vardýr. (Ey müminler!) Siz hayýr iþlerinde yarýþýn. Nerede olursanýz olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Þüphesiz Allah her þeye kadirdir.
149. Nereden yola çýkarsan çýk (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafýna çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir. (Biliniz ki) Allah yaptýklarýnýzdan habersiz deðildir.
150. (Evet Resûlüm ! ) Nereden yola çýkarsan çýk (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a doðru çevir. Nerede olursanýz olunuz, yüzünüzü o yana çevirin ki, aralarýndan haksýzlýk edenler (kuru inatçýlar) müstesna, insanlarýn aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasýn. Sakýn onlardan korkmayýn! Yalnýz benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlayayým da doðru yolu bulasýnýz.
151. Nitekim kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arýndýran, size Kitab'ý ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öðreten bir Resûl gönderdik.
152. Öyle ise siz beni (ibadetle) anýn ki ben de sizi anayým. Bana þükredin; sakýn bana nankörlük etmeyin!
153. Ey iman edenler! Sabýr ve namaz ile Allah'tan yardým isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.
154. Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsýnýz.
155. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlýk; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele !
156. O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiði zaman: Biz Allah'ýn kullarýyýz ve biz O'na döneceðiz, derler.
157. Ýþte Rablerinden baðýþlamalar ve rahmet hep onlaradýr. Ve doðru yolu bulanlar da onlardýr.
158. Þüphe yok ki, Safa ile Merve Allah'ýn koyduðu niþanlardandýr. Her kim Beytullah'ý ziyaret eder veya umre yaparsa onlarý tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur. Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa þüphesiz Allah kabul eder ve (yapýlaný) hakkýyla bilir.
159. Ýndirdiðimiz açýk delilleri ve kitapta insanlara apaçýk gösterdiðimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder.
160. Ancak tevbe edip durumlarýný düzeltenler ve gerçeði açýkça ortaya koyanlar baþkadýr. Zira ben onlarýn tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.
161. (Ayetlerimizi) inkâr etmiþ ve kâfir olarak ölmüþlere gelince, iþte Allah'ýn, meleklerin ve tüm insanlarýn lâneti onlarýn üzerinedir.
162. Onlar ebediyen lânet içinde kalýrlar. Artýk ne azaplarý hafifletilir ne de onlarýn yüzlerine bakýlýr.
163. Ýlâhýnýz bir tek Allah'týr. O'ndan baþka ilâh yoktur. O, rahmândýr, rahîmdir.
164. Þüphesiz göklerin ve yerin yaratýlmasýnda, gece ile gündüzün birbiri peþinden gelmesinde, insanlara fayda veren þeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ýn gökten indirip de ölü haldeki topraðý canlandýrdýðý suda, yeryüzünde her çeþit canlýyý yaymasýnda, rüzgârlarý ve yer ile gök arasýnda emre hazýr bekleyen bulutlarý yönlendirmesinde düþünen bir toplum için (Allah'ýn varlýðýný ve birliðini isbatlayan) birçok deliller vardýr.
165. Ýnsanlardan bazýlarý Allah'tan baþkasýný Allah'a denk tanrýlar edinir de onlarý Allah'ý sever gibi severler. Ýman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise (onlarýnkinden) çok daha fazladýr. Keþke zalimler azabý gördükleri zaman (anlayacaklarý gibi) bütün kuvvetin Allah'a ait olduðunu ve Allah'ýn azabýnýn çok þiddetli olduðunu önceden anlayabilselerdi.
166. Ýþte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulup arkalarýndan gidilenler, uyanlardan hýzla uzaklaþýrlar ve (o anda her iki taraf da) azabý görmüþ, nihayet aralarýndaki baðlar kopup parçalanmýþtýr.
167. (Kötülere) uyanlar þöyle derler: Ah, keþke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydý da, þimdi onlarýn bizden uzaklaþtýklarý gibi biz de onlardan uzaklaþsaydýk! Böylece Allah onlara, iþlerini, piþmanlýk ve üzüntü kaynaðý olarak gösterir ve onlar artýk ateþten çýkamazlar.
168. Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanlarýn helâl ve temiz olanlarýndan yeyin, þeytanýn peþine düþmeyin; zira þeytan sizin açýk bir düþmanýnýzdýr.
169. O size ancak kötülüðü, çirkini ve Allah hakkýnda bilmediðiniz þeyleri söylemenizi emreder.
170. Onlara (müþriklere): Allah'ýn indirdiðine uyun, denildiði zaman onlar, "Hayýr! Biz atalarýmýzý üzerinde bulduðumuz yola uyarýz" dediler. Ya atalarý bir þey anlamamýþ, doðruyu da bulamamýþ idiyseler?
171. (Hidayet çaðrýsýna kulak vermeyen) kâfirlerin durumu, sadece çobanýn baðýrýp çaðýrmasýný iþiten hayvanlarýn durumuna benzer. Çünkü onlar saðýrlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düþünmezler.
172. Ey iman edenler! Size verdiðimiz rýzýklarýn temiz olanlarýndan yeyin, eðer siz yalnýz Allah'a kulluk ediyorsanýz O'na þükredin.
173. Allah size ancak ölüyü (leþi), kaný, domuz etini ve Allah'tan baþkasý adýna kesileni haram kýldý. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalýrsa, baþkasýnýn hakkýna saldýrmadan ve haddi aþmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Þüphe yok ki Allah çokça baðýþlayan çokça esirgeyendir.
174. Allah'ýn indirdiði kitaptan bir þeyi (âhir zaman Peygamberinin vasýflarýný) gizleyip onu az bir paha ile deðiþenler yok mu, iþte onlarýn yeyip de karýnlarýna doldurduklarý, ateþten baþka bir þey deðildir. Kýyamet günü Allah ne kendileriyle konuþur ve ne de onlarý temize çýkarýr. Orada onlar için can yakýcý bir azap vardýr.
175. Onlar doðru yol karþýlýðýnda sapýklýðý, maðfirete bedel olarak da azabý satýn almýþ kimselerdir. Onlar ateþe karþý ne kadar dayanýklýdýrlar!
176. O azabýn sebebi, Allah'ýn, kitabý hak olarak indirmiþ olmasýdýr. (Buna raðmen farklý yorum yapýp) kitapta ayrýlýða düþenler, elbette derin bir anlaþmazlýðýn içine düþmüþlerdir.
177. Ýyilik, yüzlerinizi doðu ve batý tarafýna çevirmeniz deðildir. Asýl iyilik, o kimsenin yaptýðýdýr ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanýr. (Allah'ýn rýzasýný gözeterek) yakýnlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmýþlara, dilenenlere ve kölelere sevdiði maldan harcar, namaz kýlar, zekât verir. Antlaþma yaptýðý zaman sözlerini yerine getirir. Sýkýntý, hastalýk ve savaþ zamanlarýnda sabreder. Ýþte doðru olanlar, bu vasýflarý taþýyanlardýr. Müttakîler ancak onlardýr!
178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkýnda size kýsas farz kýlýndý. Hüre hür, köleye köle, kadýna kadýn (öldürülür). Ancak her kimin cezasý, kardeþi (öldürülenin velisi) tarafýndan bir miktar baðýþlanýrsa artýk (taraflar) hakkaniyete uymalý ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aþarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardýr.
179. Ey akýl sahipleri! Kýsasta sizin için hayat vardýr. Umulur ki suç iþlemekten sakýnýrsýnýz.
180. Birinize ölüm geldiði zaman, eðer bir hayýr býrakacaksa anaya, babaya, yakýnlara uygun bir biçimde vasiyet etmek Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur.
181. Her kim bunu iþittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti deðiþtirirse, günahý onu deðiþtirenleredir. Þüphesiz Allah (her þeyi) iþitir ve (her þeyi) bilir.
182. Her kim, vasiyet edenin haksýzlýða yahut günaha meyletmesinden endiþe eder de (alâkalýlarýn) aralarýný bulursa kendisine günah yoktur. Þüphesiz Allah çok baðýþlayan hem de esirgeyendir.
183. Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiþ ümmetlere farz kýlýndýðý gibi size de farz kýlýndý. Umulur ki korunursunuz.
184. Sayýlý günlerde olmak üzere (oruç size farz kýlýndý). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadýðý günler kadar) diðer günlerde kaza eder. (Ýhtiyarlýk veya þifa umudu kalmamýþ hastalýk gibi devamlý mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayýr yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eðer bilirseniz (güçlüðüne raðmen) oruç tutmanýz sizin için daha hayýrlýdýr.
185. Ramazan ayý, insanlara yol gösterici, doðrunun ve doðruyu eðriden ayýrmanýn açýk delilleri olarak Kur'an'ýn indirildiði aydýr. Öyle ise sizden ramazan ayýný idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadýðý günler sayýsýnca) baþka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylýk ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayýyý tamamlamanýz ve size doðru yolu göstermesine karþýlýk, Allah'ý tazim etmeniz, þükretmeniz içindir.
186. Kullarým sana, beni sorduðunda (söyle onlara): Ben çok yakýným. Bana dua ettiði vakit dua edenin dileðine karþýlýk veririm. O halde (kullarým da) benim davetime uysunlar ve bana inansýnlar ki doðru yolu bulalar.
187. Oruç gecesinde kadýnlarýnýza yaklaþmak size helâl kýlýndý. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiðinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi baðýþladý. Artýk (ramazan gecelerinde) onlara yaklaþýn ve Allah'ýn sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahýn beyaz ipliði (aydýnlýðý), siyah ipliðinden (karanlýðýndan) ayýrt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akþama kadar orucu tamamlayýn. Mescitlerde ibadete çekilmiþ olduðunuz zamanlarda kadýnlarla birleþmeyin. Bunlar Allah'ýn koyduðu sýnýrlardýr. Sakýn bu sýnýrlara yaklaþmayýn. Ýþte böylece Allah âyetlerini insanlara açýklar. Umulur ki korunurlar.
188. Mallarýnýzý aranýzda haksýz sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanlarýn mallarýndan bir kýsmýný haram yollardan yemeniz için o mallarý hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.
189. Sana, hilâl þeklinde yeni doðan aylarý sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir. Ýyi davranýþ, asla evlere arkalarýndan gelip girmeniz deðildir. Lâkin iyi davranýþ, korunan (ve ölçülü giden) kimsenin davranýþýdýr. Evlere kapýlarýndan girin, Allah'tan korkun, umulur ki kurtuluþa erersiniz.
190. Size karþý savaþ açanlara, siz de Allah yolunda savaþ açýn. Sakýn aþýrý gitmeyin, çünkü Allah aþýrýlarý sevmez.
191. Onlarý (size karþý savaþanlarý) yakaladýðýnýz yerde öldürün. Sizi çýkardýklarý yerden siz de onlarý çýkarýn. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savaþmadýkça, siz de onlarla savaþmayýn. Eðer onlar size karþý savaþ açarlarsa siz de onlarý öldürün. Ýþte kâfirlerin cezasý böyledir.
192. Eðer onlar (savaþtan) vazgeçerlerse, (þunu iyi bilin ki) Allah gafûr ve rahîmdir.
193. Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnýz Allah için oluncaya kadar onlarla savaþýn. Þayet vazgeçerlerse zalimlerden baþkasýna düþmanlýk ve saldýrý yoktur.
194. Haram ay haram aya karþýlýktýr. Hürmetler (dokunulmazlýklar) karþýlýklýdýr. Kim size saldýrýrsa siz de ona misilleme olacak kadar saldýrýn. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah müttakîlerle beraberdir.
195. Allah yolunda harcayýn. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayýn. Her türlü hareketinizde dürüst davranýn. Çünkü Allah dürüstleri sever.
196. Haccý ve umreyi Allah için tam yapýn. Eðer (bunlardan) alýkonursanýz kolayýnýza gelen kurbaný gönderin. Kurban, yerine varýncaya kadar baþlarýnýzý týraþ etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut baþýndan bir rahatsýzlýðý varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuðu için) emin olduðunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayýna gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüðü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarýnda oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ýn vereceði ceza aðýrdýr.
197. Hac, bilinen aylardadýr. Kim o aylarda hacca niyet ederse (ihramýný giyerse), hac esnasýnda kadýna yaklaþmak, günah sayýlan davranýþlara yönelmek, kavga etmek yoktur. Ne hayýr iþlerseniz Allah onu bilir. (Ey müminler! Ahiret için) azýk edinin. Bilin ki azýðýn en hayýrlýsý takvâdýr. Ey akýl sahipleri! Benden (emirlerime muhalefetten) sakýnýn.
198. (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lütfu (kazancý) aramanýzda size herhangi bir günah yoktur. Arafat'tan ayrýlýp akýn ettiðinizde Meþ'ar-i Haram'da Allah'ý zikredin ve O'nu size gösterdiði þekilde anýn. Þüphesiz siz daha önce yanlýþ gidenlerden idiniz.
199. Sonra insanlarýn (sel gibi) aktýðý yerden siz de akýn. Allah'tan maðfiret isteyin. Çünkü Allah affedici ve esirgeyicidir.
200. Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarýnýzý andýðýnýz gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir þekilde Allah'ý anýn. Ýnsanlardan öyleleri var ki: Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver, derler. Böyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur.
201. Onlardan bir kýsmý da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabýndan koru! derler.
202. Ýþte onlar için, kazandýklarýndan büyük bir nasip vardýr. (Þüphesiz) Allah'ýn hesabý çok süratlidir.
203. Sayýlý günlerde (eyyam-ý teþrikte telbiye ve tekbir getirerek) Allah'ý anýn. Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönmek isterse, ona günah yoktur. Bunlar günahtan sakýnanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki hepiniz O'nun huzurunda toplanacaksýnýz.
204. Ýnsanlardan öyleleri vardýr ki, dünya hayatý hakkýnda söyledikleri senin hoþuna gider. Hatta böylesi kalbinde olana (samimi olduðuna) Allah'ý þahit tutar. Halbuki o, hasýmlarýn en yamanýdýr.
205. O, dönüp gitti mi (yahut bir iþ baþýna geçti mi) yeryüzünde ortalýðý fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalýþýr. Allah bozgunculuðu sevmez.
206. Böylesine "Allah'tan kork!" denilince benlik ve gurur kendisini günaha sevkeder. (Ceza ve azap olarak) ona cehennem yeter. O ne kötü yerdir!
207. Ýnsanlardan öyleleri de var ki, Allah'ýn rýzasýný almak için kendini ve malýný feda eder. Allah da kullarýna þefkatlidir.
208. Ey iman edenler! Hep birden barýþa girin. Sakýn þeytanýn peþinden gitmeyin. Çünkü o, apaçýk düþmanýnýzdýr.
209. Size (Kur'an ve Sünnet gibi) apaçýk deliller geldikten sonra, eðer barýþtan saparsanýz, þunu iyi bilin ki Allah azîzdir, hakîmdir.
210. Onlar, ille de buluttan gölgeler içinde Allah'ýn ve meleklerinin gelmesini mi beklerler Halbuki iþ bitirilmiþtir. (Allah nizamý artýk deðiþmez.) Bütün iþler yalnýzca Allah'a döndürülür.
211. Ýsrailoðullarýna sor ki kendilerine nice apaçýk mucizeler verdik. Kim mucizeler kendisine geldikten sonra Allah'ýn nimetini (âyetlerini) deðiþtirirse bilsin ki Allah'ýn azabý þiddetlidir.
212. Kâfir olanlar için dünya hayatý câzip kýlýndý. (Bu yüzden) onlar, iman edenler ile alay ederler. Oysa ki, (iman edip) inkârdan sakýnanlar kýyamet gününde onlarýn üstündedir. Allah dilediðine hesapsýz rýzýk verir.
213. Ýnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarýcý olarak peygamberleri gönderdi. Ýnsanlar arasýnda, anlaþmazlýða düþtükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitaplarý da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçýk deliller geldikten sonra, aralarýndaki kýskançlýktan ötürü dinde anlaþmazlýða düþtüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düþtükleri gerçeði izniyle gösterdi. Allah dilediðini doðru yola iletir.
214. (Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin baþýna gelenler size de gelmeden cennete gireceðinizi mi sandýnýz? Yoksulluk ve sýkýntý onlara öylesine dokunmuþ ve öyle sarsýlmýþlardý ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ýn yardýmý ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ýn yardýmý yakýndýr.
215. Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarýný soruyorlar. De ki: Maldan harcadýðýnýz þey, ebeveyn, yakýnlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalýdýr. Þüphesiz Allah yapacaðýnýz her hayrý bilir.
2l6. Hoþunuza gitmediði halde savaþ size farz kýlýndý. Sizin için daha hayýrlý olduðu halde bir þeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduðu halde bir þeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
217. Sana haram ayý, yani onda savaþmayý soruyorlar. De ki: O ayda savaþmak büyük bir günahtýr. (Ýnsanlarý) Allah yolundan çevirmek, Allah'ý inkâr etmek, Mes-cid-i Haram'ýn ziyaretine mâni olmak ve halkýný oradan çýkarmak ise Allah katýnda daha büyük günahtýr. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtýr. Onlar eðer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karþý savaþa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onlarýn yaptýklarý iþler dünyada da ahirette de boþa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlý kalýrlar.
2l8. Ýman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, iþte bunlar, Allah'ýn rahmetini umabilirler. Allah, gafûr ve rahîmdir.
2l9. Sana, þarap ve kumar hakkýnda soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takým faydalar vardýr. Ancak her ikisinin de günahý faydasýndan daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarýný sorarlar. "Ýhtiyaç fazlasýný" de. Allah size âyetleri böyle açýklar ki düþünesiniz.
220. Dünya ve ahiret hakkýnda (lehinize olan davranýþlarý düþünün ve ona göre hareket edin). Sana yetimler hakkýnda soruyorlar. De ki: Onlarý iyi yetiþtirmek (yüz üstü býrakmaktan) daha hayýrlýdýr. Eðer onlarla birlikte yaþarsanýz, (unutmayýn ki) onlar sizin kardeþlerinizdir. Allah, iþleri bozanla düzelteni bilir. Eðer Allah dileseydi, sizi de zahmet ve meþakkate sokardý. Çünkü Allah güçlüdür, hakîmdir.
221. Ýman etmedikçe putperest kadýnlarla evlenmeyin. Beðenseniz bile, putperest bir kadýndan, imanlý bir câriye kesinlikle daha iyidir. Ýman etmedikçe putperest erkekleri de (kýzlarýnýzla) evlendirmeyin. Beðenseniz bile, putperest bir kiþiden inanmýþ bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müþrikler) cehenneme çaðýrýr. Allah ise, izni (ve yardýmý) ile cennete ve maðfirete çaðýrýr. Allah, düþünüp anlasýnlar diye âyetlerini insanlara açýklar.
222. Sana kadýnlarýn ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsýzlýktýr. Bu sebeple ay halinde olan kadýnlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaþmayýn. Temizlendikleri vakit, Allah'ýn size emrettiði yerden onlara yaklaþýn. Þunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.
223. Kadýnlarýnýz sizin için bir tarladýr. Tarlanýza nasýl dilerseniz öyle varýn. Kendiniz için önceden (uygun davranýþlarla) hazýrlýk yapýn. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuþacaksýnýz. (Yâ Muhammed!) müminleri müjdele!
224. Yeminlerinizden dolayý Allah'ý (O'nun adýný), iyilik etmenize, O'ndan sakýnmanýza ve insanlarýn arasýný düzeltmenize engel kýlmayýn. Allah iþitir ve bilir.
225. Allah sizi kasýtsýz yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lâkin kasýtlý yaptýðýnýz yeminlerinizden dolayý sizi sorumlu tutar. Allah gafûrdur, halîmdir.
226. Kadýnlarýna yaklaþmamaya yemin edenler dört ay beklerler. Eðer (bu müddet içinde) kadýnlarýna dönerlerse, þüphesiz Allah çokça baðýþlayan ve esirgeyendir.
227. Eðer (müddeti içinde dönmeyip kadýnlarýný) boþamaya karar verirlerse (ayrýlýrlar). Biliniz ki, Allah iþitir ve bilir.
228. Boþanmýþ kadýnlar, kendi baþlarýna (evlenmeden) üç ay hali (hayýz veya temizlik müddeti) beklerler. Eðer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmýþlarsa, rahimlerinde Allah'ýn yarattýðýný gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eðer kocalar barýþmak isterlerse, bu durumda boþadýklarý kadýnlarý geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadýnlar üzerindeki haklarý gibi, kadýnlarýn da erkekler üzerinde belli haklarý vardýr. Ancak erkekler, kadýnlara göre bir derece üstünlüðe sahiptirler. Allah azîzdir, hakîmdir.
229. Boþama iki defadýr. Bundan sonrasý ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salývermektir. Kadýnlara verdiklerinizden (boþanma esnasýnda) bir þey almanýz size helâl olmaz. Ancak erkek ve kadýn Allah'ýn sýnýrlarýnda kalýp evlilik haklarýný tam tatbik edememekten korkarlarsa bu durum müstesna. (Ey müminler!) Siz de karý ile kocanýn, Allah'ýn sýnýrlarýný, hakkýyla muhafaza etmelerinden kuþkuya düþerseniz, kadýnýn (erkeðe) fidye vermesinde her iki taraf için de sakýnca yoktur. Bu söylenenler Allah'ýn koyduðu sýnýrlardýr. Sakýn onlarý aþmayýn. Kim Allah'ýn sýnýrlarýný aþarsa iþte onlar zalimlerdir.
230. Eðer erkek kadýný (üçüncü defa) boþarsa, ondan sonra kadýn bir baþka erkekle evlenmedikçe onu almasý kendisine helâl olmaz. Eðer bu kiþi de onu boþarsa, (her iki taraf da) Allah'ýn sýnýrlarýný muhafaza edeceklerine inandýklarý takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah'ýn sýnýrlarýdýr. Allah bunlarý bilmek, öðrenmek isteyenler için açýklar.
231. Kadýnlarý boþadýðýnýz ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit ya onlarý iyilikle tutun yahut iyilikle býrakýn. Fakat haksýzlýk ederek ve zarar vermek için onlarý nikâh altýnda tutmayýn. Kim bunu yaparsa muhakkak kendine kötülük etmiþ olur. Allah'ýn âyetlerini eðlenceye almayýn. Allah'ýn sizin üzerinizdeki nimetini, (size verdiði hidayeti), size öðüt vermek üzere indirdiði Kitab'ý ve hikmeti hatýrlayýn. Allah'tan korkun. Bilesiniz ki Allah, her þeyi bilir.
232. Kadýnlarý boþadýðýnýz ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, aralarýnda iyilikle anlaþtýklarý takdirde, onlarýn (eski) kocalarýyla evlenmelerine engel olmayýn. Ýþte bununla içinizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimselere öðüt verilmektedir. Bu öðüdü tutmanýz kendiniz için en iyisi ve en temizidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
233. Emzirmeyi tamamlatmak isteyen (baba) için, anneler çocuklarýný iki tam yýl emzirirler. Onlarýn örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi baba tarafýna aittir. Bir insan ancak gücü yettiðinden sorumlu tutulur. Hiçbir anne, çocuðu sebebiyle, hiçbir baba da çocuðu yüzünden zarara uðratýlmamalýdýr. Onun benzeri (nafaka temini) vâris üzerine de gerekir. Eðer ana ve baba birbiriyle görüþerek ve karþýlýklý anlaþarak çocuðu memeden kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. Çocuklarýnýzý (süt anne tutup) emzirtmek istediðiniz takdirde, süt anneye vermekte olduðunuzu iyilikle teslim etmeniz þartýyla, üzerinize günah yoktur. Allah'tan korkun. Bilin ki Allah, yapmakta olduklarýnýzý görür.
234. Sizden ölenlerin, geride býraktýklarý eþleri, kendi baþlarýna (evlenmeden) dört ay on gün beklerler. Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkýnda yaptýklarý meþru iþlerde size bir günah yoktur. Allah yapmakta olduklarýnýzý bilir.
235. (Ýddet beklemekte olan) kadýnlarla evlenme hususundaki düþüncelerinizi üstü kapalý biçimde anlatmanýzda veya onu içinizde gizli tutmanýzda size günah yoktur. Allah bilir ki siz onlarý anacaksýnýz. Lâkin, meþru sözler söylemeniz müstesna, sakýn onlara gizlice buluþma sözü vermeyin. Farz olan bekleme müddeti dolmadan, nikâh kýymaya kalkýþmayýn. Bilin ki Allah, gönlünüzdekileri bilir. Bu sebeple Allah'tan sakýnýn. Þunu iyi bilin ki Allah gafûrdur, halîmdir.
236. Nikâhtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadýnlarý boþarsanýz bunda size mehir zorunluðu yoktur. Bu durumda onlara müt'a (hediye cinsinden bir þeyler) verin. Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre vermelidir. Münasip bir müt'a vermek iyiler için bir borçtur.
237. Kendilerine mehir tayin ederek evlendiðiniz kadýnlarý, temas etmeden boþarsanýz, tayin ettiðiniz mehrin yarýsý onlarýn hakkýdýr. Ancak kadýnlarýn vazgeçmesi veya nikâh baðý elinde bulunanýn (velinin) vazgeçmesi hali müstesna, affetmeniz (mehirden vazgeçmeniz), takvâya daha uygundur. Aranýzda iyilik ve ihsaný unutmayýn. Þüphesiz Allah yapmakta olduklarýnýzý hakkýyla görür.
238. Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a saygý ve baðlýlýk içinde namaz kýlýn.
239. Eðer (herhangi bir þeyden) korkarsanýz (namazlarýnýzý) yürüyerek yahut binmiþ olarak (kýlýn). Güvene kavuþtuðunuz zaman, siz bilmezken Allah'ýn size öðrettiði þekilde O'nu anýn (namaz kýlýn).
240. Sizden ölüp de (dul) eþler býrakan kimseler, zevcelerinin, evlerinden çýkarýlmadan, bir yýla kadar býraktýklarý maldan faydalanmalarý hususunda (saðlýklarýnda) vasiyet etsinler. Eðer o kadýnlar, (kendiliklerinden) çýkýp giderlerse, kendileri hakkýnda yaptýklarý meþru þeylerden size bir günah yoktur. Allah azîzdir, hakîmdir.
241. Boþanmýþ kadýnlarýn, hakkaniyet ölçülerinde (kocalarýndan) menfaat saðlamak haklarýdýr; bu, Allah korkusu taþýyanlar üzerine bir borçtur.
242. Allah size iþte böylece âyetlerini açýklar ki düþünüp hakikati anlayasýnýz.
243. Binlerce olduklarý halde, ölüm korkusundan dolayý yurtlarýndan çýkýp gidenleri görmedin mi? Allah onlara "Ölün!" dedi (öldüler). Sonra onlarý diriltti. Þüphesiz Allah insanlara karþý lütufkârdýr. Lâkin insanlarýn çoðu þükretmez.
244. Allah yolunda savaþýn ve bilin ki Allah, her þeyi iþitir ve bilir.
245. Verdiðinin kat kat fazlasýný kendisine ödemesi için Allah'a güzel bir borç (isteyene faizsiz ödünç) verecek yok mu? Darlýk veren de bolluk veren de Allah'týr. Sadece O'na döndürüleceksiniz.
246. Musa'dan sonra, Benî Ýsrail'den ileri gelen kimseleri görmedin mi? Kendilerine gönderilmiþ bir peygambere: "Bize bir hükümdar gönder ki (onun komutasýnda) Allah yolunda savaþalým" demiþlerdi. "Ya size savaþ yazýlýr da savaþmazsanýz?" dedi. "Yurtlarýmýzdan çýkarýlmýþ, çocuklarýmýzdan uzaklaþtýrýlmýþ olduðumuz halde Allah yolunda neden savaþmayalým?" dediler. Kendilerine savaþ yazýlýnca, içlerinden pek azý hariç, geri dönüp kaçtýlar. Allah zalimleri iyi bilir.
247. Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Tâlût'u size hükümdar olarak gönderdi dedi. Bunun üzerine: Biz, hükümdarlýða daha lâyýk olduðumuz halde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniþ imkânlar verilmemiþken o bize nasýl hükümdar olur? dediler. "Allah sizin üzerinize onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü dilediðine verir. Allah her þeyi ihata eden ve her þeyi bilendir" dedi.
248. Peygamberleri onlara: Onun hükümdarlýðýnýn alâmeti, Tabut'un size gelmesidir. Meleklerin taþýdýðý o Tabut'un içinde Rabbinizden size bir ferahlýk ve sükûnet, Musa ve Harun hanedanlarýnýn býraktýklarýndan bir kalýntý vardýr. Eðer inanmýþ kimseler iseniz sizin için bunda þüphesiz bir alâmet vardýr, dedi.
249. Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrýlýnca: Biliniz ki Allah sizi bir ýrmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden deðildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. Ýçlerinden pek azý müstesna hepsi ýrmaktan içtiler. Tâlût ve iman edenler beraberce ýrmaðý geçince: Bugün bizim Câlût'a ve askerlerine karþý koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah'ýn huzuruna varacaklarýna inananlar: Nice az sayýda bir birlik Allah'ýn izniyle çok sayýdaki birliði yenmiþtir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.
250. Câlût ve askerleriyle savaþa tutuþtuklarýnda: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabýr yaðdýr. Bize cesaret ver ki tutunalým. Kâfir kavme karþý bize yardým et, dediler.
251. Sonunda Allah'ýn izniyle onlarý yendiler. Davud da Câlût'u öldürdü. Allah ona (Davud'a) hükümdarlýk ve hikmet verdi, dilediði ilimlerden ona öðretti. Eðer Allah'ýn insanlardan bir kýsmýnýn kötülüðünü diðerleriyle savmasý olmasaydý elbette yeryüzü altüst olurdu. Lâkin Allah bütün insanlýða karþý lütuf ve kerem sahibidir.
252. Ýþte bunlar Allah'ýn âyetleridir. Biz onlarý sana doðru olarak anlatýyoruz. Þüphesiz sen, Allah tarafýndan gönderilmiþ peygamberlerdensin.
253. O peygamberlerin bir kýsmýný diðerlerinden üstün kýldýk. Allah onlardan bir kýsmý ile konuþmuþ, bazýlarýný da derece derece yükseltmiþtir. Meryem oðlu Ýsa'ya açýk mucizeler verdik ve onu Rûhu'l-Kudüs ile güçlendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açýk deliller geldikten sonra birbirleriyle savaþmazlardý. Fakat onlar ihtilafa düþtüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi onlar savaþmazlardý; lâkin Allah dilediðini yapar.
254. Ey iman edenler! Kendisinde artýk alýþ-veriþ, dostluk ve kayýrma bulunmayan gün (kýyamet) gelmeden önce, size verdiðimiz rýzýktan hayýr yolunda harcayýn. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.
255. Allah, O'ndan baþka tanrý yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. Ýzni olmadan O'nun katýnda kim þefaat edebilir? O, kullarýnýn yaptýklarýný ve yapacaklarýný bilir. (O'na hiçbir þey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dýþýnda insanlar O'nun ilminden hiçbir þeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alýr, onlarý koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.
256. Dinde zorlama yoktur. Artýk doðrulukla eðrilik birbirinden ayrýlmýþtýr. O halde kim tâðutu reddedip Allah'a inanýrsa, kopmayan saðlam kulpa yapýþmýþtýr. Allah iþitir ve bilir.
257. Allah, inananlarýn dostudur, onlarý karanlýklardan aydýnlýða çýkarýr. Ýnkâr edenlere gelince, onlarýn dostlarý da tâðuttur, onlarý aydýnlýktan alýp karanlýða götürür. Ýþte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devamlý kalýrlar.
258. Allah kendisine mülk (hükümdarlýk ve zenginlik) verdiði için þýmararak Rabbi hakkýnda Ýbrahim ile tartýþmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! Ýþte o zaman Ýbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demiþti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demiþti. Ýbrahim: Allah güneþi doðudan getirmektedir; haydi sen de onu batýdan getir, dedi. Bunun üzerine kâfir apýþýp kaldý. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez.
259. Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarlarý çatýlarý üzerine çökmüþ (alt üst olmuþ) bir kasabaya uðradý; "Ölümünden sonra Allah bunlarý nasýl diriltir acaba!" dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene býraktý; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldýn? dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: Hayýr, yüz sene kaldýn. Yiyeceðine ve içeceðine bak, henüz bozulmamýþtýr. Eþeðine de bak. Seni insanlara bir ibret kýlalým diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Þimdi sen kemiklere bak, onlarý nasýl düzenliyor, sonra ona nasýl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaþýlýnca: Þimdi iyice biliyorum ki, Allah her þeye kadirdir, dedi.
260. Ýbrahim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasýl dirilttiðini bana göster, demiþti. Rabbi ona: Yoksa inanmadýn mý? dedi. Ýbrahim: Hayýr! Ýnandým, fakat kalbimin mutmain olmasý için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuþ yakala, onlarý yanýna al, sonra (kesip parçala), her daðýn baþýna onlardan bir parça koy. Sonra da onlarý kendine çaðýr; koþarak sana gelirler. Bil ki Allah azîzdir, hakîmdir, buyurdu.
261. Allah yolunda mallarýný harcayanlarýn örneði, yedi baþak bitiren bir dane gibidir ki, her baþakta yüz dane vardýr. Allah dilediðine kat kat fazlasýný verir. Allah'ýn lütfu geniþtir, O herþeyi bilir.
262. Mallarýný Allah yolunda harcayýp da arkasýndan baþa kakmayan, fakirlerin gönlünü kýrmayan kimseler var ya, onlarýn Allah katýnda has mükâfatlarý vardýr. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.
263. Güzel söz ve baðýþlama, arkasýndan incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, acelesi de yoktur.
264. Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadýðý halde malýný gösteriþ için harcayan kimse gibi, baþa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptýðýnýz hayýrlarýnýzý boþa çýkarmayýn. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, saðanak bir yaðmur isabet etmiþ de onu çýplak pürüzsüz kaya haline getirivermiþtir. Bunlar kazandýklarýndan hiçbir þeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doðru yola iletmez.
265. Allah'ýn rýzasýný kazanmak ve ruhlarýndaki cömertliði kuvvetlendirmek için mallarýný hayra sarfedenlerin durumu, bir tepede kurulmuþ güzel bir bahçeye benzer ki, üzerine bol yaðmur yaðmýþ da iki kat ürün vermiþtir. Bol yaðmur yaðmasa bile bir çisinti düþer (de yine ürün verir). Allah, yaptýklarýnýzý görmektedir.
266. Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzüm aðaçlarýyla dolu, arasýndan sular akan ve kendisi için orada her çeþit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, bakýma muhtaç çoluk çocuðu varken kendisine ihtiyarlýk gelip çatsýn, bahçeye de içinde ateþ bulunan bir kasýrga isabet ederek yakýp kül etsin! (Elbette bunu kimse arzu etmez.) Ýþte düþünüp anlayasýnýz diye Allah size âyetleri açýklar.
267. Ey iman edenler! Kazandýklarýnýzýn iyilerinden ve rýzýk olarak yerden size çýkardýklarýmýzdan hayra harcayýn. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacaðýnýz kötü malý, hayýr diye vermeye kalkýþmayýn. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyýktýr.
268. Þeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliði telkin eder. Allah ise size katýndan bir maðfiret ve bir lütuf vâdeder. Allah herþeyi ihata eden ve herþeyi bilendir.
269. Allah hikmeti dilediðine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayýr verilmiþ demektir. Ancak akýl sahipleri düþünüp ibret alýrlar.
270. Yaptýðýnýz her harcamayý ve adadýðýnýz her adaðý muhakkak Allah bilir. Zalimler için hiç yardýmcý yoktur.
271. Eðer sadakalarý (zekât ve benzeri hayýrlarý) açýktan verirseniz ne âlâ! Eðer onu fakirlere gizlice verirseniz, iþte bu sizin için daha hayýrlýdýr. Allah da bu sebeple sizin günahlarýnýzý örter. Allah, yapmakta olduklarýnýzý bilir.
272. (Ya Muhammed!) Onlarý doðru yola iletmek sana ait deðildir. Lâkin Allah dilediðini doðru yola iletir. Hayýr olarak harcadýklarýnýz kendi iyiliðiniz içindir. Yapacaðýnýz hayýrlarý ancak Allah'ýn rýzasýný kazanmak için yapmalýsýnýz. Hayýr olarak verdiðiniz ne varsa; karþýlýðý size tam olarak verilir ve asla haksýzlýða uðratýlmazsýnýz.
273. (Yapacaðýnýz hayýrlar,) kendilerini Allah yoluna adamýþ, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaþamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayý onlarý zengin zanneder. Sen onlarý simalarýndan tanýrsýn. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptýðýnýz her hayrý muhakkak Allah bilir.
274. Mallarýný gece ve gündüz, gizli ve açýk hayra sarfedenler var ya, onlarýn mükâfatlarý Allah katýndadýr. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.
275. Faiz yiyenler (kabirlerinden), þeytan çarpmýþ kimselerin cinnet nöbetinden kalktýðý gibi kalkarlar. Bu hal onlarýn "Alým-satým týpký faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alým-satýmý helâl, faizi haram kýlmýþtýr. Bundan sonra kime Rabbinden bir öðüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmiþte olan kendisinindir ve artýk onun iþi Allah'a kalmýþtýr. Kim tekrar faize dönerse, iþte onlar cehennemliktir, orada devamlý kalýrlar.
276. Allah faizi tüketir (Faiz karýþan malýn bereketini giderir), sadakalarý ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ýsrar eden hiç kimseyi sevmez.
277. Ýman edip iyi iþler yapan, namaz kýlan ve zekât verenler var ya, onlarýn mükâfatlarý Rableri katýndadýr. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.
278. Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eðer gerçekten inanýyorsanýz mevcut faiz alacaklarýnýzý terkedin.
279. Þayet (faiz hakkýnda söylenenleri) yapmazsanýz, Allah ve Resûlü tarafýndan (faizcilere karþý) açýlan savaþtan haberiniz olsun. Eðer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksýzlýk etmiþ ne de haksýzlýða uðramýþ olursunuz.
280. Eðer (borçlu) darlýk içinde ise, eli geniþleyinceye kadar ona mühlet vermek (gerekir). Eðer (gerçekleri) anlarsanýz bunu sadakaya (veya zekâta) saymak sizin için daha hayýrlýdýr.
281. Allah'a döndürüleceðiniz, sonra da herkese hak ettiðinin eksiksiz verileceði ve kimsenin haksýzlýða uðratýlmayacaðý bir günden sakýnýn.
282. Ey iman edenler! Belirlenmiþ bir süre için birbirinize borçlandýðýnýz vakit onu yazýn. Bir kâtip onu aranýzda adaletle yazsýn. Hiçbir kâtip Allah'ýn kendisine öðrettiði gibi yazmaktan geri durmasýn; (her þeyi olduðu gibi) yazsýn. Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdýrsýn, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazdýrmasýn. Þayet borçlu sefih veya aklý zayýf veya kendisi söyleyip yazdýramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdýrsýn. Erkeklerinizden iki de þahit bulundurun. Eðer iki erkek bulunamazsa rýza göstereceðiniz þahitlerden bir erkek ile -biri yanýlýrsa diðerinin ona hatýrlatmasý için- iki kadýn (olsun). Çaðýrýldýklarý vakit þahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir þeyi yazmaktan sakýn üþenmeyin. Böyle yapmanýz Allah nezdinde daha adaletli, þehadet için daha saðlam, þüpheye düþmemeniz için daha uygundur. Ancak aranýzda yapýp bitirdiðiniz peþin bir ticaret olursa, bu durum farklýdýr. Bu durumda onu yazmamanýzda sizin için bir sakýnca yoktur. (Genellikle) alýþveriþ yaptýðýnýzda þahit tutun. Ne yazan, ne de þahit zarara uðratýlsýn. Eðer bunu yaparsanýz (zarar verirseniz) þüphe yok ki bu, sizin yoldan çýkmanýz demektir. Allah'tan korkun. Allah size gerekli olaný öðretiyor. Allah her þeyi bilmektedir.
283. Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanýz (borca karþýlýk) alýnmýþ bir rehin de yeterlidir. Birbirinize bir emanet býrakýrsanýz, emanet býrakýlan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah'tan korksun. Þahitliði bildiklerinizi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi günahkârdýr. Allah yapmakta olduklarýnýzý bilir.
284. Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ýndýr. Ýçinizdekileri açýða vursanýz da gizleseniz de Allah ondan dolayý sizi hesaba çekecektir, sonra dilediðini affeder, dilediðine de azap eder. Allah her þeye kadirdir.
285. Peygamber, Rabbi tarafýndan kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah a, meleklerine, kitaplarýna, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ýn peygamberlerinden hiçbiri arasýnda ayýrým yapmayýz. Ýþittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affýna sýðýndýk! Dönüþ sanadýr" dediler.
286. Allah her þahsý, ancak gücünün yettiði ölçüde mükellef kýlar. Herkesin kazandýðý (hayýr) kendine, yapacaðý (þer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düþersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediðin gibi bize de aðýr bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediði iþler de yükleme! Bizi affet! Bizi baðýþla! Bize acý! Sen bizim mevlâmýzsýn. Kâfirler topluluðuna karþý bize yardým et!