Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

ALİ HAYDAR BAŞVEREN'İN ARAŞTIRMA YAZISI


ALEVİ-SÜNNİ SÜRTÜŞMESİNİN İÇYÜZÜ

BEŞİNCİ KISIM

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: TİMUR DEVLETİ

İşte bu sebeptendir ki, biz hiç bir Türk devletini kendimize düşman görmüyoruz. Hiç bir Türk devletini küçümsemiyoruz. Hiç bir Türk hükümdarınnın yaptığını Osmanlı padişahlarının yaptığından, hatta şimdiki Cumhurbaşkanımızın yaptığından ayrı düşünmüyoruz.

Ve işte bu yüzdendir ki, Timur'u Anadolu'ya gelip yakıp yıkan, padişahımız Yıldırım Bayezid'i yenip giden ve onun için de kinimizi çeken bir şahsiyet olarak değerlendirmiyoruz. Timur da öz-be-öz Türk idi... Yıldırım'la aralarındaki savaş, ancak kardeş kavgası olarak değerlendirilebilir.

Elbette Timur'un da herkes gibi hataları vardır. Ancak Timur'un hataları Kanuni'nin, 2. Mahmud'un hatalarından farklı değildir. Bunun yanında Anadolu'ya kazandırdıkları da vardır. Öyleyse hepsini tarafsız bir gözle ele almak gerekir.

BEŞİNCİ BÖLÜM: TİMUR'UN HAYATI

Timur, Cengiz'den 110 yıl sonra 1336'da dünyaya gelmiştir. Babasının adı Tarağay (Turgay) idi. Türkistan'da Keş ve Nahşep valisi idi. Annesi Cengiz Han sülalesinden Tekin Hatun idi. Ailesine Köregen (Gürgan-Gürkan) denirdi ki, güzel demektir. En eski Türkçe'deki hali ise kurıkan'dır.

Rivayete göre, atalarından Şahkulı Bahadur, bir rüya görür. Rüyasında kendinden 8 tane yıldız çıkar. Bunlardan sekizincisi pek parlak olup dünyanın dört bir yanına ışık saçar. Tabirciler Şahkulu'ndan 7 göbek sonra bir oğlan dünyaya geleceğini, ve büyük bir devlet kuracağını söylerler. İşte bu oğlan Timur'dur. Timur "demir" demektir. Osmanlı Türkçesi'nde demir "timur" diye yazılırdı.

O oönemde Türkistan ve Soğd diyarında Kazgan Han hüküm sürüyordu. İyi ata binen, iyi kılıç kullanan ve attığı oku yüzük deliğinden geçiren Timur, Kazgan Han'ın ordusunda görev almış ve meziyetleri ile hemen göze girmişti. Kazgan Han onu Celayirler'den Olcay Türkan adlı prensesle evlendirmişti.

Ancak Kazgan Han müstebid bir kişiydi. Halkı tarafından öldürüldü. Yerine geçen üç han da peşpeşe aynı akıbete uğradı. Ülkeyi kargaşa sardı. İşte bu dönemde Timur'un mensup olduğu Gürkan Türk boyu ile Celayir Türk boyu onun etrafında kenetlendiler.

Nihayet karışıklık duruldu ve Çağatay tahtına Tukluk Timur oturdu. Bu han da Timur'a kumandanlık verdi. Böylece Timur hem bulunduğu Maveraünnehir'de siyasetle ilgilenmeye başladı, hem de sofi şeyhi Pir Kutb-ül Aktab Zeyneddin Ebubekir'e intisap ederek manevi yönünü geliştirmeye çalıştı. Bu zatı sonradan sadr yapmıştır. (Bakınız: NOTLAR-5A, 8)

Timur, Zeyneddin Ebubekir'in yanısıra Mir Seyyid Şerif ve Hoca Bahaeddin'den de eğitim görmüştür ki, bu ikincisi Nakşıbendi tarıkatının kurucusu idi.

Manevi yönü kuvvetli olmasına rağmen Timur, siyasette her şeyi mubah sayardı. Onun için Hakan'ı hediyelerle elde etmeye çalışır, Hakan bir şey sorarsa, ona yanlış şeyler söyler, etrafındaki iyi adamları bir vesile ile uzaklaştırıp yerlerine kendi akrabaları olan Barlas ve Celayir boyu mensuplarının yerleştirirdi.

Nihayet kendini Hakanın oğlu İlyas Hoca'ya vezir ve kumandan tayin ettirdi. Ancak bir süre sonra Han, Timur'dan kuşkulanınca, valilikten istifa edip sadece kumandanlıkta kaldı.

O sırada İlyas'ın askerleri yağmacılığa başlamışlardı. Halk ile "menla" diye bilinen hocalar ve derviş takımı ayaklandı. (Bakınız: NOTLAR-5A, 9) Askerler 70 menlayı zincire vurdular. Timur'un beklediği fırsat çıkmıştı Askerleri ezip menlaları kurtardı. O tarihten sonra, Timur'un hayatının akışı değişti. Halk onu din kurtarıcısı gibi görmeye bayladı. O ise kendine, "Men Timur, Tangrı kulu" diyordu.

Bu olay üzerine Hakan kendisini idama mahkum etti. Timur da din ehli ile bir anlaşma yaptı. Arkasından 60 adamıyla birlikte dağa çıktı. Peşinden gönderilen 1000 kişilik bir orduyu mağlup etti. Üç yıl dağda efe hayatı yaşadı. Bir defasında bir eşkiyanın eline karısıyla birlikte esir düştü, ama bir yolunu bulup kurtuldu.

Çevresine toplanan insanların sayısı gittikçe arttı. Seyyitler de onu desteklemeye başladılar.(Bakınız: NOTLAR-5A, 10) Bir süre sonra Timur güçlendi. Horasan'ı, Afganistan'ı ve Kandehar'ı aldı. Bu arada yaptığı bir savaşta ayağından okla yaralandı ve hayatı boyunca topal kaldı. Bundan dolayı da Timurlenk diye anıldı.

Timur güçlenince, Çağatay Sülalesi'ni ülkesinden atmıştı. (Bakınız: NOTLAR-5A, 11) Bir süre sonra da Kazgan'ın oğlu Hüseyin'i bertaraf etti. Türk diyarında rakipsiz kaldı. 1369'da ak keçe üzerinde Türk töresine göre Han ilan edildi. Semerkant'ı kendine payitaht yaptı.

Timur, Şamanist Cengiz Han'ın kanunnamesi olan "Yasak"ı kaldırıp yerine "Şeriat"ı getirdi. "Yarlık"ı kaldırıp yerine "Tüzük"ü koydu. Halkı 12 sınıfa ayırdı. Bütün tarhanlıkları vakıf yaptı. (Bakınız: NOTLAR-5A, 12) Türk örfüne göre işleyen mahkemeleri, şeriat esasına çevirdi. Ahali bu değişikliklere ayak uydurmakta çok zorluk çekti.

Ancak kolayca görülüyor ki, Asya'nın müslümanlığa adapte olmasında Timur'un payı büyüktür. O tarihlere kadar Türkler İSLAMİ ESASLARI kendi kültürleriyle yoğurmuşlar ve İslam'ın en güzel şekli diyebileceğimiz TÜRK İSLAM ANLAYIŞI'na ulaşmışlardı. Ancak islami kuralların kanunlar halinde uygulanmasına pek geçilmemişti. Timur bunu sağladı.

Timur 6 yılda 5 defa Türkistan'a sefer düzenledi. Sonra İran'daki Sıyistan'ı, Mazenderan'ı aldı. İtaatsizlik eden Moğolları tepeledi... Bu olay, Timur'un Cengiz soyundan olmasına rağmen, "Moğol" sayılarak dışlanamıyacağının bir başka delilidir. Kaldı ki, Moğolların da bizden sayılması gerektiğini, daha önce belirtmiştik.

1387'de İsfahan'da bir demirci ayaklanıp 3,000 askerini öldürünce, İsfahan'ı yaktı. (Bakınız: NOTLAR-5A, 13) Öldürdüğü 70.000 kişinin kellesinden küleler yaptı. Sonradan bu olay bazı Kürt militanların kendilerine bir "Demirci Kawa" efsanesi uydurup, devrim edebiyatı yapmalarına yol açmıştır.

Azerbeycan'ı Doğu Anadolu'yu zaptetti. Bilindiği gibi, Timur'un atası Cengiz'in soyu Asya'yı hemen tümüyle kontrolleri altına almışlardı. Türkler zaten Çin'in kuzeyinde asırlardır hüküm sürüyorlardı. Kubilay ile Güney Çin'e de hakim olmuşlardı. Ancak 1370'de çıkan bir ihtilal, Türklerin Çin'den büsbütün çekilmelerine yol açmıştır.

Batıda ise Cengiz'in oğlu Cuci soyu hüküm sürüyordu. Kırım'da Toktamış Han, Kıpçak diyarında Şeyban Han ve Volga taraflarında da Orus Han vardı. Bu kardeş çocukları birbirleriyle uğraşmadan duramıyorlardı. (Bakınız: NOTLAR-5A, 14) İşte o sıralarda Orus Han, Toktamış Han'ı mağlup etmiş, Toktamış ta Timur'a sığınmıştı. Timur da kendisine Otrar bölgesinde arazi verdi.

Orus Han'dan sonra başa geçen Mamay, Moskova Prensi Dimitri İvanoviç'e 1378'de yenildi. Bu suretle o tarihlerde 1-2 milyonu geçmiyen Ruslar güçlendiler, yayıldılar. Bir kısım Türkleri ruslaştırarak çoğaldılar. Bu mağlubiyetimizin abideleri, tabloları Rus sanatında önemli bir yer tutar.

Her nekadar bir süre sonra Toktamış Han, gelip Rusları mağlup ettiyse de, Timur'la arası bozulduğu için, Ruslar yok olmaktan kurtuldular (1382).

Timur 1389'da tekrar Kıpçak diyarına ve Toktamış'a saldırdı. Onu Moskova'ya kadar kovaladı. Sonra Rusya'yı da ele geçirerek Macaristan'a kadar yayıldı. (1391) Bu savaşların hepsinde yanında, kendisinin tahta oturacağını çok önceden haber veren İmam Berke vardı.

Timur yerine Cengiz Han olsaydı, ele geçirdiği yerleri ülkesine katardı. Timur ise, zaferden sonra Semerkant'a döndü. Kısacası Timur, Cengiz'in en önemli gücü olan idareci ve memur kadrosuna sahip değildi. Bu yüzden de çok yer fethetmesine rağmen semeresini toplıyamamıştır. Zaptettiği topraklardan ayrıldıktan sonra oradaki hakimiyeti sona ermiştir. Bu, Anadoluda da böyle olmuştur.

Kuzey Asya, yani Sabir Türkleri ve diğer Türk boyları müslüman da olsalar, Şamanist te; şeriatçı Timur'dan pek hoşlanmıyorlardı. (Bakınız: NOTLAR-5A, 15) Onun için Timur çekilince Toktamış'ı desteklemişlerdir. O diyarlarda hâlâ çalınıp söylenen Toktamış türküleri vardır.

Azerbeycan'a gelince, orada hüküm sürmekte olan İlhanlı (Cengiz) soyundan Han, Timur'un torunu Pir Muhammed'e kızını vererek onunla akraba oldu.

Timur, Siyistan, Belücistan, Afganistan, Doğu Anadolu'dan sonra İran'ı ve Irak'ı zaptetti. Bağdat'ı aldı, Kerbelâ'ya dayandı.(1392) Sonra Gürcistan'ı ele geçirdi. Şiraz Valisi Şah Mansur isyan edince, 17 yaşındaki oğlu Şahruh'un katıldığı bir savaşta onu mağlup etti. Şahruh, Mansur'un başını kesti, getirip babasının önüne attı. Timur da, Şahruh'u Horasan, Sicistan, Mazenderan'a padişah yaptı. İran'ı oğlu Ömer'e, Azerbeycan'ı da oğlu Mirza'ya verdi.

1398'de Hindistan seferine çıktı. Amacı oradaki despot prenslikleri ortadan kaldırarak kâfirleri müslüman yapmaktı. Ama Timur nedense hep Türk ve müslüman olanlarla savaşmış, bu yüzden de belki kâfirlerin güçlenmesine bile sebep olmuştur. Hindistan'da öyle oldu.

Saldırısının odak noktasını Delhi Sultanı Mahmud-u Guri teşkil ediyordu. Timur Sind ırmağından Ganj'a kadar olan kısmı zaptetti. Delhi'yi muhasara etti. Mahmud fillerini öne sürdü. Timur'un atları korkup geri çekildi. Ama ertesi gün Timur arabalar üzerinde saman yakarak filleri bununla karşıladı. Bu sefer de filler ürktüler. Delhi düştü. Timur müthiş bir katliam yaptı. Anlaşılmaz görünse de, sonra ilim ve sanat adamlarını aldı, Semerkant'a götürdü. Gittiği her yerde böyle yapmıştır.

ALTINCI BÖLÜM: ANKARA SAVAŞI

Dine çok düşkün olan Timur, halife olmak istiyordu. Güçlü komşusu Yıldırım'ı ve Osmanlı Türklerini müslüman saymıyordu. Önünden kaçıp Osmanlı'ya sığınan Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf'u Yıldırım'dan istedi. Yıldırım vermedi. Bunun üzerine Timur, Yıldırım aleyhine Mısır Kölemenleri, Fransızlar ve Kastil Kralı ile ittifaka girdi. (Bakınız: NOTLAR-5A, 16) Yıldırım'a "Kayser-i Rum" diyor, böylece onu müslüman saymadığını göstermek istiyordu.

Yıldırım da ona "kuduz köpek" diye hakaret etti. Karşılıklı hakaretler ve sınır tecavüzleri arttı. Timur meseleyi sulh yoluyla çözmek istediyse de, Yıldırım yanaşmadı. Bu onun en büyük hatası oldu. Timur Anadolu'ya girip Sivas kalesini muhasara etti. Direndiği için de 40.000 kişiyi öldürüp, kuyulara doldurdu. Kellelerden kuleler yaptı. Bu arada Yıldırım'ın en sevdiği oğlu Ertuğrul da şehit oldu... Yıldırım'ın bu savaştan sonra hüzünlü hüzünlü kaval çalan bir çobana, "Neden dertli çalarsın çoban? Sivas gibi kalen, Ertuğrul gibi oğlun mu gitti?" demesi meşhurdur.

Suriye sultanı Ferec elçisini hapsedince, Timur Aradolu'yu bırakıp Şam'a yürüdü. Şehri teslim etmelerine rağmen, "Siz Muhammed soyuna hıyanet ettiniz," diyerek katliam yaptı. Şehri yağmalattı. Arkasından Ermenistan'a ve isyan eden Bağdat'a yürüdü, Bağdat'ı yaktı. Yine insan kellelerinden kulleler yaptı.

Timur böylece enteresan kişiliğini sergiliyordu. Şeriat'a düşkünlüğü ile Sünni, Ahmed Yesevi'ye bağlılığı ile Alevi, kan dökücülüğü ile Şii özellikleri kendinde topluyordu.

Ahmed Yesevi'ye bağlılığı nereden geliyordu?.. Timur bir gece rüyasında Ahmed Yesevi Hazretlerini görmüştü. Hace Ahmed Yesevi onu zaferle müjdelemişti. (Bakınız: NOTLAR-5A, 17) Böylece savaşın kaderi baştan belli olmuştu. Timur yine de hiç bir zamen tedbiri elden bırakmadı.

Bu arada Yıldırım da Azerbeycan'ı almış ve Timur'a sulh teklif etmişti. Ama araları yine Kara Yusuf yüzünden bozuldu. Timur tekrar Anadolu'ya girip Ankara'yı kuşattı. Yıldırım süratle üzerine gelince, muhasarayı kaldırıp yer değiştirdi.

Yıldırım daha önceden gelip Çubuk Çayı kenarında ordugâh kurmuştu. Timur'un hareket ettiğini görünce, o da yer değiştirdi. Halbuki komutanları ve vezirleri bu mevkii terketmemesini, sonra susuz kalabileceklerini söylemişler ama dinletememişlerdi, Yıldırım gidince, su başına Timur gelip yerleşti.

Savaş başladıktan kısa bir süre sonra Yıldırım'ın kayını Sırp prensi Pazirlas maktul düştü. Anadolu Beylerini Timur'un yanında gören bazı askerler de, onun safına geçtiler. Yıldırım kahramanca dögüştü ama kuşatıldı. Son ana kadar kılıcını bırakmadı bir kaç defa at değiştirdi ama sonunda kementle yakalandı ve esir düştü. Kendisiyle birlikte bazı şehzadeler, karısı ve bazı devlet erkânı da yakalanmıştı.

Timur Anadolu'yu 7 ay talan ettikten sonra Semerkant'a dönmeye hazırlanırken, Yıldırım esaretin rezilliğine dayanamayıp intihar etti. Bunun üzerine şehzadeler arasında 11 yıl süren bir mücadele başladı.

Timur dönüş yolunda Bağdad'ın yeniden inşaını emretti. Ahmed Yesevi'yi ziyaret edip dua etti, sonra türbesini yaptırttı. Bu arada sevgili oğlu Mirza Cihangir ve İmam Berke öldü. Bu sırada Semerkant'ta medreseler, camiler, hastaneler yaptırtmıştı. Geldiğinde onları teftiş etti. (1404) Sonra bir Kurultay toplayıp Çin'e sefere hazırlanmalarını emretti. O tarihte 70 yaşındaydı. Otrar'a vardıklarında hastalanıp vefat etti. (1405) Yerine Mirza Cihangir'in oğlu Pir Muhammed'i, yani torununu bırakmış, ancak oğulları bir süre sonra taht mücadelesine girmişlerdir.

Timur İmparatorluğu torunu Uluğ Bey'in kendi oğlu tarafından öldürülmesiyle 1449'da parçalanmış, ancak hanlıklar halinde varlığını sürdürebilmiştir.

YEDİNCİ BÖLÜM: TİMUR'UN KİŞİLİĞİ

Timur sadece cengâver yönüyle bilinir. Ancak arkasında pek çok eser bıraktığı gibi, ilk botanik ve hayvanat bahçeleri sayılacak bahçeler de düzenletmiştir. Hanlar, hamamlar, kervansaraylar yanısıra Amu Derya ve Siri Derya arasında pek çok kanal açtırmış ve bölgenin refaha kavuşmasını sağlamıştır. İpekçiliğe, kâğıt imaline önem vermiş, kenevir ve keten ekimini de o başlatmıştır. Adam seçmesini bilir, böylece işlerin düzenli gitmesini sağlardı. Halk ile daimi temasta idi. Adalet hissi pek güçlüydü.

Çocuklarını da çok iyi eğitmiş, onların sefahattan uzak kalmasını sağlamıştır. Şahruh'un oğlu Uluğ Bey ise büyük bir matematikçi ve astronom olmuştur. Diğer torunu Babür Şah ile onun oğlu Hümayun, onun oğlu Ekber Han da âlim ve feylezof kişilerdi.

Kurduğu ilim merkezleri medreseler, Semerkant'a toplanan âlimler Türk dünyasına olduğu kadar Osmanlı Devleti'ne de 200 yıl hizmet vermiştir. Eğer Semerkant olmasaydı, Osmanlı Devleti çok daha önce gerilemeye başlardı.

Timur ayrıca Türkçe yazan hükümdarlardan olduğu gibi, onun zamanında Türkçe eser verme alışkanlığı da artmıştı. Daha önce Ahmed Yesevi ve Yusuf Has Hacip vardı ama bu konuda Timur'un katkısı Karamanoğlu Mehmet Bey'den fazladır.

Timur Meşhed'e girdiğinde ilk önce Eba Müslim Horasani'nin mezarını ziyaret etmiş, Firdevsi'nin mezarına ayağıyla vurup, "Kalk ta Türk'ü gör!" demiştir. (Bakınız: NOTLAR-5A, 18)

  • ÖNEMLİ SAYFALAR: NOTLAR - 5A , YILDIRIM KAYBETMEYE MAHKUMDU! , 12 İMAM DÖNEMİ , İSLAM'A FESAT KATANLAR , ORTAASYA TÜRKLERİ'NİN MÜSLÜMAN OLUŞU , SİTEMİZDEKİ SAYFALAR