Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

ALİ HAYDAR BAŞVEREN'İN ARAŞTIRMA YAZISI


ALEVİ-SÜNNİ SÜRTÜŞMESİNİN İÇYÜZÜ

BEŞİNCİ KISIM

ONDOKUZUNCU BÖLÜM: AYDIN BEYLİĞİ VE ŞEHZADE MUSTAFA

Biz Şeyh Bedreddin'in, müritlerinin Devlet'e ayaklanması dışındaki bütün davranışlarını ve fikirlerini benimseriz. Bu bakımdan, kendisinin Aydın Beyi ile görüşmesini ve Şehzade Mustafa'ya sempati duymasını da inceleme gereğini duyuyoruz.

Acaba Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'da parçalanmış olan Türk devletini tekrar Osmanlılar değil de, Aydın Oğulları kurmuş olsaydı, ne olurdu?..

Veya Çelebi Mehmed'den sonra yerine oğlu değil de, Mustafa Çelebi geçseydi ne olurdu?.. Öyle ya, 1920'lerde 6. Mehmed'in yerine Mustafa Kemal geçmiş, böylece Osmanlı hanedanı son bulmuştu. Bu da Anadolu'daki Türk Devleti için hayırlı bir geçiş olmuştu. 1420'lerde de bir başka Mehmed'in yerine, bir başka Mustafa geçseydi, hayırlı olur muydu?..

Hep dediğimiz gibi, İlahi Takdir en hayırlısını uygulamaya koymuştur... Mustafa gelseydi, 2.Murad, 2. Mehmed, 1. Selim gelmiyecekti. Acaba o zaman İstanbul'u fethedebilecek başka bir Fatih çıkabilecek miydi?.. Acaba halifeliği alacak, Türkiye'yi Şii İran tehlikesinden kurtaracak bir Yavuz çıkacak mıydı?.. Öte yandan Kanuni en iyi oğlunu öldürmiyecek, 2. Selim gibi bir sarhoş da padişah olmıyacaktı. 150 yıl süren yükselme devri uzayacak mı, kısalacak mıydı?.. Bu soruların cevabı, hep Mustafa'nın soyundan gelenlerin niteliğine bağlı olacaktı.

Öte yandan saltanatın Osmanoğulları'ndan Aydınoğulları'na geçmesi halinde, denizcilikte son derece usta olan bu Türkler acaba Avrupa'nın elinden Amerika kıtalarını, Okyanus ülkelerini çekip alamazlar mıydı?.. Aydınoğulları Oruç Reis'i, Hayrettin Paşa'yı, Turgut Reis'i daha iyi değerlendirmezler miydi?.. İzmir'de Haçlı donanmasını durdurmuş olan bu sülale, bir de Anadolu'ya hakim olsaydı, acaba neler yapabilirdi?.. (Bakınız: NOTLAR - 5B, 45)

Bütün bunlar, Aydınoğulları'nın Anadolu'nun birliğini Çelebi Mehmed gibi kısa zamanda sağlaması, Fatih gibi İstanbul'u fethedip 17 devleti ülkeye katması, Yavuz gibi hilafeti alıp Şii İran'ı bastırması ile mümkün olabilirdi. Acaba Aydınoğulları bunları başarabilirler miydi?..

Hacı Bayram'ın dediği gibi "Mevla neylerse, güzel eyler!.." Gerisi boş sözler! Hayır daima olandadır!..

YİRMİNCİ BÖLÜM: HACI BAYRAM-I VELİ

Çalabım bir şar yaratmış ........ ........ Ol şardan oklar atılır
İki cihan arasında ................. ..... Gelir ciğerlere batılır
Bakıcak didar görünür ............ ....... Arifler sözü satılır
Ol şarın kenarında .............. .......... Ol şarın pazarında

Nagihan ol şara vardım ....... ........ Bu sözü arifler anlar!
Ol şarı yapılır gördüm ........ ........... Cahiller bilmeyip tanlar.
Ben de bile yaptım! ......... ............ Hacı Bayram kendi banlar,
Taş ve toprak arasında! .......... ......... O şarın minaresinde!

Bu mısraları yazan ve bunlar ile "Ankara'nın Doğu ve Batı arasında önemli bir merkez olacağını, yeniden imar ve inşa edileceğini, bir ilim merkezi halini alacağını" günümüzden 600 yıl kadar önce söyliyen muhterem zat, HACI BAYRAM-I VELİ HAZRETLERİ'dir.

Hacı Bayram Ankara'nın Solfasol köyünde 1352 yılında doğdu. Asıl adı Numan'dır. Ankara'da bir süre tahsil gördükten sonra Bursa'ya gitti. Sonra Ankara'ya dönüp Kara Medrese'de ders vermeye başladı. Yüzlerce, hatta binlerce öğrenci yetiştirdi.

Dönemin ünlülerinden SOMUNCU BABA diye bilinen Hamidüddin Aksarayî, Şeyh Şüca'yı göndererek onu yanına çağırdı. Birlikte Aksarayî'nin yanına gittiklerinde Kurban Bayramı idi. Şeyh ona, "Adın Bayram olsun," dedi. O tarihten sonra Numan adı unutuldu. Sonra birlikte Hacc'a gittiler. Oradan da Bursa'ya geçtiler.

Şeyh Hamidüddin aslında çok değerli bir zat idi. Gençliğinde ERDEBİL'e gitmiş, orada HOCA ALİ'den ders almıştı. Hoca Ali, onun aldığını yeterli bulmadığını görünce, Diyar-ı Rum'a gitmesini söylemişti. HOCA ALİ ismindeki bu zat Timur'u da çok etkilemiştir.

Şeyh Hamidüddin bunun üzerine Bursa'ya gelip bir fırıncı dükkânı açmış, ve kendini kimseye belli etmeden "Müminler, somunlar!" diye ekmek satarak günlerini ALLAH'la geçirmeye, azla geçinmeye koyulmuştu. Kendisini keşfeden ta Buhara'dan kalkıp gelmiş olan Hz. Ali soyundan EMİR SULTAN Hazretleri olmuştur. Emir Sultan, Yıldırım Bayezid'in de damadı idi.

Rivayete göre, bir gün camide vaaz verirken Fatiha'yı 7 ayrı şekilde tefsir etmiş, ve şöyle demişti:

- "Bunun birini, ey cemaat sizin için, altısını da şu sütunun arkasında oturan muhterem zat için yapıyorum."

Bunun üzerine herkes merakla o tarafa dönünce, o güne kadar Somuncu Baba diye bildikleri kişiyi görüp hayrete düşmüşlerdi. Bu suretle Şeyh Hamidüddin, hem Horasan kokusu taşıyan Erdebil'in irfanını Anadolu'ya taşımış, hem de Seyyit olan Emir Sultan'ın teveccühüne mazhar olmuş, ondan velayet nuru almıştı. Bu irfan, bu nur dolayısiyle Hacı Bayram Hazretlerine geçmiş, onu "veli" yapmıştır.

Ancak Somuncu Baba tanınmak, itibar görmek heveslisi değildi. "Gayrı bize huzur yok. Emir Buharî bizi ele verdi," diyerek Bursa'dan kaçtı. O dönemde Hacı Bayram yanında mıydı, bilmiyoruz. Yalnız bildiğimiz bir husus var, vasiyeti üzerine Emir Sultan Hazretleri'nin cenaze namazını Hacı Bayram kıldırmıştır. Somuncu Baba ise bir müddet sonra Aksaray'da vefat etmiştir.

Şeyhini kaybeden Hacı Bayram köyüne döndü. Kışları da Ankara'da geçirmeye başladı. Kara Medrese'de halvete daldı, çile doldurdu. Bayramiye diye bilinen tarikatın temellerini attı. Etrafı gün geçtikçe kalabalıklaştı.

YİRMİBİRİNCİ BÖLÜM: OSMANLI DEVLETİ'NİN MANEVİ HÂMİSİ

Bilindiği gibi tarikatleri biri AÇIK YOL, biri de KAPALI YOL olmak üzere ikiye ayrılır. AÇIK YOL, Hz. EBUBEKİR'e, KAPALI YOL Hz. ALİ'ye dayanır. Bunların ikisini de Hz. ALİ'ye çıkaranlar vardır. Bir de SESLİ ZİKİR-SESSİZ ZİKİR diye ayıranlar vardır. Rivayete göre Hz. MUHAMMED mağarada saklanırken, EBUBEKİR'e sessiz zikir telkin etmiş. Başka bir zaman da Hz. ALİ'ye, sesli zikir yapmasını söylemiş... Her ne yoldan olursa olsun, hepsinin Hz. MUHAMMED'e, ondan da ALLAH'a çıktığı ortadadır.

İşte HACI BAYRAM tarikatını bir koldan Hz. EBUBEKİR'e, bir koldan Hz. ALİ'ye bağlıyarak bize bir şey göstermek istemiştir. Onun yolu hem açık, hem kapalıdır. Hem sesli, hem sessizdir.

İş bu kadarla da kalmaz. Hacı Bayram NAKŞIBENDİ ile HALVETİ tarikatini birleştirmiştir. Bunlardan Nakşıbendi SÜNNİ bir tarikattır. Kurucusu Buharalı bir Türk olan Hoca Mehmed Bahaeddin Nakşıbendi'dir.(1350'ler) Nakşiler İmam Ebu Hanefi'ye çok bağlıdırlar. Namazlarına, oruçlarına sadıktırlar. Öteki ise Şeyh Ömer Halveti'nin ALEVİ meşrepli tarikatıdır. (1350'ler) Müritler küçük bir odada 40 gün halvette kalır, ruhlarını arındırmaya çalışırlar. Yalnızlığı severler, gösterişten kaçarlar.

Peki, bu ne demektir?.. Bu, Hacı Bayram'ın yolunda SÜNNİ-ALEVİ AYIRIMI YOK demektir!.. Hacı Bayram bu davranışıyla o dönemde yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlıyan mezhep ayrılıklarına, tarikat farklılıklarına, daha başlamadan bir son vermek istemiştir. Etrafına onbinler toplanmasına, 2. Murad'ın bundan telaşa kapılmasına rağmen, onun Devlet'le de bir işi yoktu. Bunu bizzat Sultan'a hissetirmişti. Ayrıca İstanbul'un fethini de müjdelemişti. İşte bütün bunlar onun Osmanlı Devleti'nin manevi hamiliğini üstlenmesine yol açmıştır.

Bilindiği gibi, Türklerin ve Anadolu'nun esas hamisi AHMED YESEVİ Hazretleri'dir. Bunu Timur olayında da gördük. ABDAL MUSA'nın Orhan Gazi'yi ziyaretiyle bu himayeyi HACI BEKTAŞ üstlenmiş idi. Bu yüzden de Yeniçeri teşkilatının piri sayılırdı. Ancak HACI BAYRAM'ın 2. Murad'ı ziyareti ile bu görev ona geçmiştir. (Bakınız: NOTLAR - 5B, 46) Hele Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ve hükümet merkezinin Ankara olması ile bu himayenin, yeni devlet için de geçerli olduğunu kabul etmek gerekir.

Bugün hâlâ Hacı Bayram-ı Veli'nin türbesi, onun hem Türkiye'nin, hem Ankara'nın, hem de Ankara halkının hâmisi olduğunun delili olarak dolup taşmaktadır. Hazret, hamile kadınlara, sünnet olan çocuklara, evlenenlere, ve ahıret yolculuğuna çıkanlara adeta sırtını sıvazlıyarak destek olmaktadır.

Hacı Bayram'ın kurduğu tarikatın esası VAHDET-İ VÜCUD'a inanmaktır. Diğer tarikatlarda da bu vardır ama, bu mertebeye sonradan ulaşılır. Bayramilik'te buna baştan iman etmek gerekir. BİLMEK, BULMAK, OLMAK!... Her şey bundan ibarettir.

Müritten her şeyden önce güleryüzlü olması istenir. Sonra şöyle denirdi:

- Şefkatte güneş gibi ol!
- Tevazuda toprak gibi ol!
- Teslimiyette mevta gibi ol!
- Ayıpları örtmede gece gibi ol!
- Cömertlikte sular gibi ol!

Şeyh Şakik Belhi'nin sözü Hacı Bayram'ın düsturudur:

- "TANRI'nın yolunu dört şeyde buldum:

1- Rızk için emin olmak,
2- Her işte ihlaslı olmak,
3- Şeytana düşman olmak,
4- Ölümü yakın bilmek.

Hz. Ali'nin şu sözü ise Bayramilik tarikatının temelidir:

- "Az ibadet edip çok çalışmak, çok ibadet edip az çalışmaktan yeğdir!"

İşte bu yüzdendir ki, 2. Murad'ın kendisini ve müridlerini her türlü vergi ve yükten muaf tutma kararı ile, bir çok tembel ve serserinin "Biz Hacı Bayram müridiyiz" diye vergi vermekten kaçınması üzerine, HACI BAYRAM Hazretleri bir çadır kurdurttu, bütün "Bayramî"leri çağırdı. Onlara şöyle hitap etti:

- "Ey Bayramîler!.. Bugün imtihan günüdür. Cenab-ı Hak'tan bana emrolundu. Hepinizi birer birer kurban etmem gerektir. Şimdi herkes birer birer çadıra buyursun!"

Gerçekten de o gün "Bayramî" geçinenler için bir imtihan günüydü. Eğer samimi bir Bayramî çadıra girecek olsa, içerde önceden hazırlanmış olan koyunlardan biri kurban edilecek ve kanı dışarıya akıtılacaktı. Herkes donakalmıştı. Kimsede hareket yoktu. Nihayet bir kadın öne çıktı.

- "Ya şeyhim, beni kurban edesiz!"

- "Alın şu hatunu çadıra!... Başka yok mu?"

Arkadan bir de erkek çıktı. O sırada çadırdan kan akınca, kalabalığı bir korku sardı. Herkes kıyıdan köşeden kaçmaya başladı. Biraz sonra ortalıkta kimse kalmamıştı.

HACI BAYRAM-I VELİ Hazretleri bir tebessümle:

- "Varın, Engürü Valisine haber edin. Şu bir buçuk Bayramî'den gayrısından vergi alınacak. İçi rahat olsun,"

dedi. İşte tarikat budur!... Hizmetten, çalışmaktan kaçınanların, doğruluktan ayrılanların yeri değildir.

HACI BAYRAM tarikatına işsiz-güçsüz takımını almadığı, her müridinin bir mesleği olduğu için, AHİLER ile çok yakındı. Belki Ankara'da Ahiliğin bu kadar uzun süre varlığını devam ettirmesinin bir sebebi de bu olsa gerek!..

  • Personal Hotlist: NOTLAR - 5B , 12 İMAMLI ALEVİLİK TİMUR SAYESİNDE ANADOLU'YA GİRDİ , HİLAFET VE İMAMET , 12 İMAM DÖNEMİ , İSLAM'A FESAT KATANLAR , SİTEMİZDEKİ SAYFALAR