|
|
|
DOLUNAYA TÜL DÜŞTÜ-1 Savaş Ay Dolunaya tül düştü Dolunaya Tül Düştü: Beyin damarlarındaki tıkanma nedeniyle hastalanıp öldüğü belirtildi. Evet de; acaba kimin ve neyin beyin damarlarındaki tıkanma yüzünden hastalanmıştı? Kendi beyninin mi? Sanmam. Bir ozanı sazından, sözünden, düşüncesinden dolayı iten kakan, sansür eden, hapse tıkan, yok sayan, yok etmeye çalışan bir kolektif beyin var malum. Bu hangi beyin, hangi beylerin beyni; az buçuk da olsa biliyoruz hepimiz. Bu tıkanınca tezenenin* cenazeye dönüşme yolculuğu daha o zamanlar başlamış zannımca. Tabii bir anormallik, beklenmedik bir şey yok bu hallerde. Daha evveli ve yüzyıllar boyunca ve yüzler, binlerce gerçek yurtsever, ilerici, aydın, demokrat sanatçı gibi Alevi-Bektaşi Halk Ozanları da hakim sınıflar, gerici güçler tarafından yakıldı, yıkıldı, asıldı, sürüldü, sansürlendi. Çünkü yaşadıkları toplumun; değer yargılarını, yaşamdaki çelişkileri, yaşadıkları bölgenin coğrafi koşullarını, halkın sevinçlerini, üzüntülerini, acılarını, kederlerini, yoksulluklarını, varsıllıklarını, korkularını, savaşlarını en ince duygularla, estetik değerler katarak anlatan halk bilimi insanlarıdır. Bunlara birçok örnek verilebilir. Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi, Kul Hikmet, Kaygusuz Abdal, Nesimi, Karacaoğlan, Yunus Emre, Seyrani, Ruhsati, Aşık Veysel, Şah Turna, Muhlis Akarsu ve daha yüzlercesi sayılabilir. Solcu Bir Ozan Son şiir kitabı 'Dolunaya Tül Düştü' adını taşıyor. Ve kendini şöyle ifade ediyor Mahzuni: 'Ben Alevi bir aileden gelme olduğum için kök kültürümde Alevi ve Bektaşilik yatar. Siyasi rengime gelince; demokrat solcu bir ozanım. Ancak insan sevgisi din anlayışımda en büyük isimdir.' Onda bilim, soru, sorgu, felsefe, köy, şehir, devlet, millet, doğruluk, barış, yiğitlik, güzellik, erdem, zam, zulüm, zevzeklik, nakkaşlık, yuh, övgü, memleket, direnç, yol, başkaldırı, ögüt, dünya insanlığına sesleniş, okul, su, doğum, ölüm, soyanlar, şeref, şan, ceylan, hacı-hoca-dede ve de vesaire vesaire... Yani hayata ve insana ilişkin ne ararsak Mahzuni Şerif'te toplum ve insanı etkileyen her şeyi bulmak mümkündür. Şimdi DSP Milletvekili de olan gazeteci yazar Süleyman Yağız, Mahzuni hakkında yazdığı kitabın bir yerinde şöyle diyor: 'Mahzuni'nin hemen her dizesinde çok ince duyarlılıklar, hassas ölçüler, zorlu beğeniler ve hem olağan hem de olağanüstü öyküler. O Neye İnandı?.. Tüm baskılara karşı Alevi-Bektaşi kimliğini koruyan, bu kimlikten onur duyan, bu kimlikten ödün vermeyen, bu kimlikle evrenselliğe ulaşan bir ozandı. İşte kendi dilinden, kendi kimliğini ve kendi inançsal yönünü anlatan şiirlerinden biri: 'Beni merak edip şüphe duyanlar Kendin bilmezlerin telaşıyım ben Aslim Horasan'dan toprağım Afşin Elbistan düzünün bir taşıyım ben. Bir gün aşıkların kara gününde Ah çekip dolaştım sevda çölünde Kuran da okuduk mürşit önünde Saz çalıp söyleyen Bektaşiyim ben Gerçek Alevilik Ne?.. Mahzuni gerçek Aleviliğin; insanın içinde olduğunu; Aleviliğin insan sever, barışsever, eşitlikçi ve toplumcu bir düşünceyi savunduğu ve yalanı, dolanı, sömürüyü, üç kağıtçılığı, namussuzluğu, adaletsizliği, erdemsizliği, hoşgörüsüzlüğü, bağnazlığı, şeriatçılığı, şekilciliği reddettiğini 'Ben Aleviyim!' demekle Alevi olunamayacağını şiirlerinden birinde şöyle dile getiriyor: Bana bir Sünni demişler Ben Alevi olamam ki İşim gücüm yalan dolan Ben Alevi olamam ki Eğer böyle isen dostum Sen Alevi olamazsın On iki imamı haktır Bende layık imam yoktur Aleviyim diyen çoktur Ben Alevi olamam ki Olsam da bilemem ki Bilsem bile süremem ki Cahil cahil muska yazdım Yapıp yapıp ikrar bozdum Muhammet'e kuyu kazdım Ben Alevi olamam ki Olsam da bilemem ki İnan ki bulamam ki. Ali yalan söyledi mi? Yetim hakkını yedi mi? İyiye kötü dedi mi? Ben Alevi olamam ki Olamam ki olamam ki Olsam da bilemem ki... Akşam, 21.5.2002 |
|
e-mail:kizilaga@yahoo.com |