Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

                            

 

 

  

   

   

 

 
söyleşi

Musa, Asik Mahzuni'ye sordu

Kalp ve solunum yetmezligi nedeniyle bir süre önce JFK Hospital'da yogun bakima alinan günümüzün Pir Sultan'i Asik Mahzuni Serif, bir kez daha ölümü yenmeyi basardi. 40 yili askin süredir 'sana senin gibi baktiysam yuh' diyerek ülkemizin çifte standartlarina savas açan Asik Mahzuni'ye 12 Mart rejimi 'vatan haini' ilan ederek, tirnaklarini söküp elektrik verdi. 12 Eylül'de bir dizi baskiya maruz birakildi. Ona iskence edenler yok olup gitti. O ise 'Iste gidiyorum çesmi siyahim' gibi essiz yapitlariyla Türkiye halkinin dilinde türkü oldu. Zira bir bilgenin dedigi gibi, 'Bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarini yapanlardan daha güçlüdür' gerçegini kavrayip zülme karsi direnmeyi erdem sayar.

- Mahzuni Baba, çok geçmis olsun, sok aninda neler hissettiniz?

-Adim adim ölüme gidisimi hissettim. Hayat belirtim kesilmeye basladi. Karindan baslayan bir nefes kesikligi, alabildigine zorlayan bir hacim zorlugu, gözlerim kizarircasina çok zorladi beni.

- Nefesiniz yolda mi kesildi?

- Maalesef o son nefesi alamadim. O zaman ölümün soguklugunu hissettim. Cigerimde azicik nefes alacak yer bulamadim ki, nefes alayim da kalbimi kurtarayim. Hastaneye getirildigimde nabzim durmustu. Maalesef kriz yasadim. 

- Kriz aniyla simdiki hislerinizin fark yüzdesi?

-Krize girdigim ilk an ile su anki durumum arasinda asagi yukari yüzde 200'lük fark var, kurtuldum yani. Çünkü doktorlarin söyledigine göre hastaneye getirildigimde yasam belirtimden ümit kesilmisti.

- Felegi yenmenizin sirri?

- Iste benim dogus nedenimin beni bagisladigina inaniyorum. Yani yeni bir Mahzuni olarak hayata yeniden geldigime inaniyorum. Yeni yasamimda artik sigara ve içkiye yer yok.

- Ölüp tekrar dirilmenize neden olan krizi atlatmaniz, Türkiye için de bir referans olabilir mi, ne dersiniz? 

-Valla Türkiye benim gibi atlattiysa krizi kesin olarak kurtulur. (Kahkahalar) Yeniden yasamis olmak Musacigim çok hosuma gidiyor çok. Çünkü ben hayata çok inanan ve ona derinden bagli bir adamim. 

- Yeni bir aska hazir misiniz? 

-Tabii. Bir de ben simdi 3. kez Mahzuni olacagim. - Nasil? -Pir Sultan Abdal'in, 'Ben Musa'yim sen Firavun / Ikrarsiz seytani lain / Üçüncü ölmem bu hain / Pir Sultan ölür dirilir..' dedigi gibi ben üçüncü kezdir, ölüp ölüp diriliyorum. 

- Pir Sultan Abdal'dan gelen yasam damari sizde aynen devam ediyor, öyle mi? 

-Evet, dogru. Onun kanindan olmak da; ayni kökten ve damardan gelmek de benim için büyük seref. Saniyorum kurtuldum Musacigim. Gelip beni ziyaret ettigin için çok tesekkür ederim. 

- 'Pir Sultanlar kolay ölmez' denmesi bundan mi? 

-Evet. Dirildigime göre yasamam lazim benim. 

- Fikret Otyam'in, 'O kafire benden selam söyleyin, ölmesin'diye haber salmasi? 

-Fikret Baba dogru söylemis. Ben de buna uymaya çalisacagim. Ve de gençlere yarinin güzellikleri için sigaradan ve içkiden uzak durmalarini saglik verecegim. 

- 40 yildir, 'Sana senin gibi baktiysam yuh' diyerek ayrimciliga karsi insan haklari mücadelesi veriyorsunuz. Simdi demokrasi meyvesini yemeden gitmeniz dogru mu? 

-Iste onu kötü söyledin baba, yahu! Demokrasiyi görmek çok zor olacak. 

- Üçüncü kez ölümü yenen Asik Mahzuni'nin demokrasiyi görmeye mecali yok mu? 

-Haklisin Musacigim, zor da olsa görecegiz. Yani her krizi böyle atlatirsak görecegiz.

Fatma Mahzuni

 - Fatma Hanim, duygularinizi ögrenebilir miyim? 

-Mahsuni sagligini hep ihmal etti. Zaten Türk toplumu olarak her zaman sagligimizi en son planda düsünürüz. Uzun süredir bunun belirtileri vardi. Fakat 'Seni doktora götüreyim' dedigimde her seferinde itiraz edip reddediyordu.

- Bu son krize nasil yakalandi? 

-Konserden bir gün sonra Bahçelievler'de bir davete geldik. Davette fenalasti. Bir sansi vardi ki, hastane yakindi. 

- Hastaneye gelirken nasildi? 

-Doktorlar ümidi kesmisti. Iste 'soklama' diyorlar, galiba canlandirmayla tekrar kendine getirdiler. Ondan sonra da tedavisi basladi. Ikinci günde suuru açildi, cevap vermeye basladi. Sonra sagolsun bütün dostlari ziyarete geldiler, morali yükseldi. Ve kaldigi yerden yasama yeniden sarildi.

 

 

 

bir elmanın iki yarısıyız

Halk Müziğinin önde gelen isimlerinden Mahsuni Şerif ile müzik, müziğin toplumlararası ilişkilere yansıyan boyutu ve Türkiye'de geliştirilen barış sürecine ilişkin görüştük.

-Halk müziği dendiğinde akla ilk gelen ozanlardan birisiniz Sizce müzik nedir?

Müzik içerisinde aşk, kahramanlık, duygu ve gizem barındıran sözlerin estetik ile yoğrulması sonucu oluşan sanat ürünüdür. 

-Halk müziğinde işlenen ana temalar nelerdir? Bunların özellikleri nelerdir?

Halk müziğinde işlenen ana temalar aşk, kahramanlık, doğruluk, kardeşlik ve paylaşımdır. Bunlar hepsi halkın yozlaşmayan öz değerleridir. Dolayısı ile halk müziği halkın yüzyıllar boyunca gerek acılarla gerek sevinçlerle gerek haykırışlarla gerekse destanlar ile yarattığı değerlere estetik katılarak müziğe yansıtılmasıdır.

-Sizce halkın sanatçısının Toplumdaki rolü ne olmalıdır. Halk ozanları halkın kendilerine biçtiği bu rolü başarı ile oynayabiliyor mu?

Hiçbir birey doğuştan sanatçı olmamıştır. Sanatçıyı sanatçı yapan, yani yoktan var eden yaşadığı toplumun ta kendisidir. Bu yüzden toplum sanatçının tanrısıdır. Sanatçı ise tanrısına karşı kulluk görevini yerine getirmek ile yükümlüdür. Sanatçı aynı zamanda yaşadığı dönemin aynasıdır. Toplumun içinde bulunduğu durumu yansıtma, çözüm yollarında öncülük etme ve bir sonraki nesle türküler yolu ile ulaştırma zorunluluğu vardır. Halkın sanatçısının kendisine biçilen bu rolü yerine getirmede ne kadar başarılı olduğu bir başka konudur. Bu yargı ve karar yetkisi sadece halktadır.

-Müzik toplumlararası ilişkilerde de önemli bir konuma sahip bir sanat dalıdır. Sizce Müzik hangi koşullar altında yapıldığında olumlu sonuçlar verebilir? 

Müzik halk, hak, birlik, beraberlik ve demokrasi için yapıldığı sürece toplumlar arası ilişkilere olumlu yansır. Aksi amaçlara hizmet eden müzik insanlara ayrımcılığı, milliyetçiliği ve yoz kültürü empoze eder. 

-Türkiyede halk müziğinde bir düşüş yaşanıyor mu?

Türkiyede halk müziğinin belirli bir kitlesi var. Halk müziği medyatik olamadığı için bu kitlenin dışına çok fazla çıkamıyor. Ayrıca medyanın sansüründen dolayı kendini yeterince ifade edemiyor. Bundan dolayı halk müziğinde düşüş olduğunun düşünülmesi gayet normaldir. Fakat halk müziğinde bir düşüş yaşandığını zannetmiyorum.

-Medya sansür ile ne amaçlamakta?

Müzik taşıdığı ifade ile anlam kazanır. Halk müziğine konu olan türkülerin her birinin toplumların tarihinde çok önemli bir yeri ve manevi değeri vardır. Halkların çetin mücadelesi sonucu oluşan bu değerler hiçbir zaman medya ve medyanın hakimlerinin çıkarları ile örtüşmemiştir. Bunun için medya, halk müziğine zorda kalmadığı sürece el atmamaktadır.

-Biliyorsunuz Kürt müziği üzerinde de sansür ve yasaklar var. Siz repertuarı çok zengin bir sanatçı olarak tanınıyorsunuz. Acaba repertuarınızda Kürtçe parçalar var mı?

Hayır yok. Ben Kürtçe bilmediğim için Kürtçe türkü okumuyorum. Bir ozan her hangi bir dilde türkü okumak isterse o dili çok iyi kullanması ve anlaması gerekir. Bu koşullar yerine getirilmedği sürece ozan ne kadar büyük olursa olsun, o halka ve o halkın manevi değerlerine saygısızlık etmiş olur.

-Türkiyede son süreçte barış ve demokrasi yolunda önemli ilerlemeler kaydedildi. Siz bu barış sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında ben bu sürecin çoktan başlaması gerektiğini savunan insanlardan biriyim. Kürt illerindeki savaşa, kirli savaş deniyor. Peki ben sorarım savaşın temizi var mıdır? Her iki taraftan masum insanların öldüğü bir savaş nasıl temiz olabilir ki? Sürecin başlaması Türkiyedeki tüm halkların yararınadır. 

Savaşta ısrar eden kişiler ise insanların ölmesini isteyen rant çevreleridir. Yıllardır biz bunları söyledik. Ama pek ciddiye alınmadık. Fakat en sonunda barış süreci pratiğe döküldü. Allah süreci başlatandan razı olsun. Bizler bir elmanın iki yarısıyız. Benim memleketim Kürtlere aittir. Ben Kürtlerin içinde doğup büyüyen bir insanım. Savaşın ve bir çok katliamın ağır tahribatlarını yaşadım. 

Emperyalistlerin üzerimizde oynadığı oyunlara artık tempo tutmayalım.Gün birlik ve beraberlik günüdür. Bunun için herkes üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmelidir.

-Barış sürecine Türk devletinin şimdiye kadar ki yaklaşımı pek samimi değil.

Sorunlar karşılıklı dialog ile çözülür yeter ki taraflar birbirine güvenip hareket etsin. Toplumsal barış için verilen en küçük taviz dahi kutsaldır. Taraflar herşeyi bir yana bırakıp ortak noktalar etrafında halkın çıkarları doğrultusunda bütünleşmelidir.

-Halk tarafından sevilen Kürt ve Türk ozanlar Barış sürecine katkı amaçlı bir kaset çıkarsa sizde bu kasette türküleriniz ile yer alırmıydınız?

Gayet tabi. Seve seve yer alırım. Akan kanın durması için halkın bir ozanı olarak üzerime ne düşüyorsa yaparım.

 Sinan Şahingözü