|
Çağına damgasını
vurmuş sanatçıların, yaşadıkları süreçte anlaşılmaları
kolay olmamıştır...
...Âşık Mahzuni'yi anlamak ve yorumlamak başka açılardan da
zordur.
Bunlar nedir sorusuna yanıt ararsak; öncelikle Türkiye gibi aşırı
siyasallaşmış bir toplumsal coğrafyanın insanları olarak,
sanatcıyı
yüklediğimiz misyonla algılama beceri(sizliği)miz, kavramları
güncel
içerikleriyle yorumlamadaki ustalığımızla birleşince,
Mahzuni'yi anlamamız
güçleşecektir.
...Mahzuni, sözlü kültürün
zengin toplumsal ortamın yetiştirdiği bir sanatçı.
O da bu geleneğin büyük ustaları Yunus, Şah Hatayi, Pir
Sultan, Kul Hikmet,
Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu, gibi ürünlerini sözel
yolla topluma
ulaştırılıyordu. Gerçi, Mahzuni, bu ürünlerini müzikleriyle
birlikte ses kayıt
araçları kanallarıyla, radyo ve televizyon yoluyla kayıtlara
geçiyordu ama,
toplumun algılama biçimi, büyük kesimiyle, bu geleneksel duyma
biçimini
geçmiyor.
En doğrusu, Mahzuni, bu yolla çok
daha iyi anlaşılmıyordu. Çünkü O'nun
büyük çoğunluğuyla sadece müziklendirilmiş parçaları,
hatta onların da
popüler olanları belleklerde kalıyordu. Oysa, bir büyük
geleneğin birikimiyle
kendisini donatmış bu usta sanatçı, felsefi derinliği yoğun
ürünlerin
sahibiydi. Aşık Mahzuni'yi bir bütün olarak tanımanın,
anlamanın yolu
onun bu ürünlerini algılamaktan geçiyor.
Mahzuni ve
O'nun öncüleri yeterince anlaşılabilseydi, bu toplumda hâlâ
barbarlığın, ortaçağ karanlığına ait nidâların esamesi
okunabilir miydi?
KİMLİĞİ
...Buraya
"Hasan Obası" denmektedir. Burası göçer Çilingirler'in
bulunduğu,
otlak bir arazidir. Bunun için adına "Çilingir Çayırı"da
denir. Bu gün burası
hala Çilingir Çayırı olarak anılmaktadır. Seyyit Mehmet'in
türbesinin
bulunduğu bu köye şimdi ise, "Hasan Köyü"
denilmektedir. Bütün Elbistan /
Malatya ovalarında ve dağlarında o günün büyük mürşidi
ve evliyası olarak
bilinen Seyyid Hacı Mehmet Dede, Aşık Mahzuni Şerif ' in
babası Zeynel'in,
öz dedesidir.
Seyyid Mehmet'in 1800'li yılların
başında vefat etmesiyle, Hasan Köy'de
asimile edilerek Sünniliği kabul eden Cırıklı ve Ağuçan Türkmenleri
burada
kalır. Ancak, Oniki İmam'a bağlılığını sürdürmek
isteyen, Kocalar ve bir
kısım Ağuçan Türkmenleri, Koç Obası ve Alhaslı yaylalarına
dağılır.
Sonunda, Afşin'in 15 km.
kuzeydoğusunda, küçük bir tepe üzerine gelirler ve
Hozat / Barginek Köyü'nün anısına Berçenek Köyü'nü
kurarlar. Elbistan'a;
Dersim'den, Horasan'dan, Hatay'dan akın etmiş bütün Türkmen
ve Yörük
Alevileri asimileye uğrar ve köylere; camiler, imamlar tahsis
edilir. Bu arada
Berçenek köyü de üç-dört çeşit aşiretin karmasından
meydana gelir
(Ağuçan, Cırıklı, Kocalar, Savranlar, Ellezler). Bu aşiretler
uzun zaman kök
kültürlerini devam ettirirler. Ancak, bunlarla birlikte, Maraş
Sünni Türkmen Köyleri'nden gelen bir kısım Sünni Yörük
uzantılar da bu köye yerleşirler.
1940'ın başlarında Mahzuni
Şerif bu köyde doğar. Barginekli Ağuçan
Türkmenleri'nden olup, nene tarafı Varto / Hormekan Aşireti'nden
Razey'e (Irazca hatun) mensuptur.
1940'lı yıllarda, Berçenek'te
ilk okul olmadığı için Mahzuni, Elbistan'ın
Alembey Köyü'nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur'an eğitimi
alır, Eski
Türkçe okur, yazar. Ancak, 1956 yılında köye gelen ilk
okuldan, mezun
olduktan sonra Mersin Astsubay Okulu'na gider. 1960 yılında
Ankara Ordu
Donatım Teknik Okulu'nu bitirir. Başarısının gereği Kuleli
Askeri Lisesi'ni
aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk
edebiyatına gönül
verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir.
1961 yılından itibaren yüzlerce
plak, kaset yapar.
Hakkında yazılan ve yazdığı
kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu
olur ve 1998 yılında dünyanın, yaşayan üç büyük ozanı
arasında birinci
sırayı alır.
....1940'lı yılların başında
doğan Mahzuni Şerif, elini sazına attığı günden
itibaren bu tarihi bilmekte gecikmemiş ve sürüp geldiği
ecdadı yolunda fire
vermemiştir. Geçmişinde yapılan zulüm ve adaletsizliğe
kin beslememiş
olup, Yezit sözcüğünü yalnız Hz.Hüseyin'i şehit eden
Emevi zalimi için
kullanmış ve hiç bir sünni dostuna Yezit yakıştırmasını
reva görmemiştir.
Mahzuni'nin, Orta okul yıllarından
itibaren beğendiği, demokrasi ve
sosyalist mantık onu geleceğin en tutarlı terbiye kalıpları
olarak
muhafaza etmişlerdir.
...Mahzuni Şerif, kendisini dünya kültürleri içinde bir
parça
mazlum milletler içinde bir birey olarak tanımlamış ve bu
iki gerçekten
yola çıkarak, dönmeden devam etmiştir.
...Mahzuni'yi yakından tanımak,
O'nun eserlerini çok iyi dinlemekten ve
özümsemekten geçer. Kendisinin söylediği gibi "benim
söylediklerim ne ise
ben oyum". Gerçekten de Mahzuni ürettikleri eserlerle
topluma ve dünyaya
çok önemli iletiler vermiştir. Önemli olan bu iletiyi algılamak
ve bu iletileri
topluma sunmaktır.
Mahzuni ordudan ayrıldıktan
sonra toplumsal, siyasi konuları ele alan;
geleneksel halk şiirini devam ettiren ve diğer yanda protest
şiirlerle halkın
sorunlarını dile getiren; halk aşığı veya halk ozanlığına
başladı.
12 yaşından bu yana bu geleneği devam ettirmektedir.
Saz çalmayı amcası Aşık Fezali (Behlül Baba) dan öğrendi.
|