Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!

......

O halde aklın varsa, Allah'ın sözünü dinle, Rasûlüllah'ın sözünü dinle, onlara aykırı söz söyleyenlerin notunu ver: "Bu Allah'ın sözüne karşı söz söylüyor, bu Rasûlüllah'ın tavsiyesine aykırı söz söylüyor... Ama çok yaldızlı, çok tirajlı, çok satan, çok meşhur... Allah'a karşı söz söylüyor. Allah bir şey söylüyor, o aksini söylüyor... Rasûlüllah bir şey söylüyor, o aksini söylüyor...

--Hocam, çok zor bu kararı vermek...

Sen bilirsin! Buyurun yollar serbest, meydanlar serbest, hayat serbet... Meyhanenin yolu kapalı değil... Zinânın yolu yasak değil, askerler geçit vermiyor değil... Herkes her istediğini yapıyor. Nasıl istersen yaşa, neyi istersen karar ver, hangi şeyi doğru görürsen onu yap! Yalnız sonunda pişman olmayacağın işi yap, sonunda pişman olunmayacak hayatı sür!..

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde gümüş renkli bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya, ağlayarak...

Başka bir şair de diyor ki:

Yâdında mı doğduğun günler?
Sen ağlar idin, gülerdi âlem...
Bir öyle ömür geçir ki, olsun
Mevtin sana hande, halka mâtem...

"Doğduğun zamanları hatırlıyor musun?" Ben hatırlamıyorum, kimse doğduğu zamanı hatırlamaz. Hatırlamazsın ama, ben söyleyeyim: "Sen ağlar idin, gülerdi âlem..." Sen cıyak cıyak bağırırdın. Hattâ dışarıda baban, bizim çocuk doğdu diye sırıtmaya başladı. Baban da dışarıda gülüyor, dayın da gülüyor, akrabalar da gülüyor. Annen de biraz acı çekmiş, doğum kolay değil ama, o da gülüyor. Bak herkes gülüyor.

"Bir öyle ömür geçir ki, olsun mevtin sana hande, halka mâtem..." Hande tebessüm demek, gülümseme demek... Mevt, ölüm demek... Öyle bir ömür geçir ki, ölürken sen gül, arkadakiler ağlasın!

Ölen niye güler, ne zaman güler?.. Gözünden perdeler kalkar, cenneti görür, cennetteki köşklere gözünü diker, Allah'ın kendisine verdiği imkânları görünce tebessüm eder, ruhunu teslim eder. Neden?.. Cennetteki makamını gördü, cennetlik olduğunu gördü, aşk ile şevk ile gidiyor. "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühû ve rasûlühû" diyor, bir gül bahçesine girercesine gidiyor. Dünya da neymiş, arkasına bile bakmıyor. Cenneti gördü, cennetin güzelliklerini gördü, gülerek gidiyor.

Bu sefer arkadakiler ne diyecekler:

--Ah, evliyâullah'tan filânca göçtü yâ...

Hüngür hüngür, hüngür hüngür, seller gibi yaşlar akıyor. Neden?.. "Bir mübarek insan öldü, aramızdan ayrıldı, biz ne yapacağız şimdi?" diye başlayacaklar ağlamaya...

Yâni öyle bir ömür geçirmeli ki, ahirete göçerken insan gülerek gitmeli, arkadakiler ağlamalı!.. Varsın onlar ağlasın...

Zâten bir başkası da diyor ki: "İnsan ölüye ağlamasın, kendisine ağlasın! Onun imtihanı bitti, benim halim ne olacak diye, insan kendisine baksın!" İmtihandayız, bu dünya imtihan yeri... Bu dünyada hepimiz imtihan oluyoruz. Bundan önce imtihan oluyorduk, şimdi de imtihan oluyoruz, evimize döndüğümüz zaman da imtihan olacağız. Ölünceye kadar imtihan devam edecek.

--Bakalım bu parayı nasıl kullanıyor?..

--Bakalım bu bilgisini nasıl kullanıyor?..

--Bakalım bu parayı pulu zînete mi harcıyor, gösterişe mi harcıyor, fiyakaya mı harcıyor, cakaya mı harcıyor, debdebeye mi harcıyor, kibre mi harcıyor, ücuba mı harcıyor, Allah yoluna mı harcıyor?..

--Vaktini ibadetle mi geçiriyor, günahla mı geçiriyor, zevkle mi geçiriyor, eğlenceyle mi geçiriyor?..

Hep imtihan, hepsi yazılıyor. Zerre kadar hayır yazılıyor, zerre kadar şer yazılıyor. Allah bizi rızasına uygun ömür sürenlerden eylesin... Faydalı işler yapanlardan eylesin... Gülerek ahirete göçüp, cennetiyle cemâliyle müşerref olanlardan eylesin...

Arkasında hayırlı eserler bırakanlardan eylesin... Ömrü boş geçirmeyip müslümanlar için, İslâm için, iman için, irfan için çalışanlardan eylesin...

Allah hepinizden razı olsun...

14. 2. 1997 - Antalya

(Tasavvuf Yolu Nedir, s. )