Site hosted by Angelfire.com: Build your free website today!
MEKTUP

MEKTUP

Biliyor musun

Senden ayrılalı sakal bıraktım

Zamanın akışına koyverdim kendimi

Gömleklerin kolalı değil artık

Pantolonlarım ütülü değil

Ayakkabım boyalı değil

öylesine değiştim ki

Görsen tanıyamazsın

Sabahları gün doğarken kalkıyorum

İlk işim bir sigara yakmak oluyor

Ve bir süre denizin hışırtısını dinliyorum

Sonra, apansız sen geliyorsun aklıma

Gözlerin, dudakların, ellerin geliyor

Şimdi nerdesin kimbilir

Yatağında uyuyor olmalısın

Artık beni görme rüyalarında

Korkarsın

Mevsim sonbahar malum ya

Serde de kör olası şairlik var

Boyuna hüzünlü şeyler düşünüyorum

Ağaçların yaprakları dökülmeye başladı

Keskin poyrazlar esiyor kuzeyden

Kuşlar durmadan göç ediyor

Arasıra düşenler oluyor, yorgun yada yaralı

Tutup okşuyorum tüylerini, gagalarından öpüyorum

Ve diyorum ki

Sana kavuşmak için bir göçmen kuş olmalı

İşte böyle

Günler, haftalar geçip gidiveriyor

Saçım sakalım birbirine karıştı

Yinede her geçen gün

Kendime biraz daha alışıyorum

Ve biliyor musun

Unutamıyacağımı bile bile

Seni unutmaya çalışıyorum

Ümit Yaşar

 

MONA ROZA

Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadi kirik kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur igri igri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli olur bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Birgün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece güne

Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller

S.KARAKOÇ

 

Hayatta öyle mutlu ol ki,

Gözyaşlarındaki mutluluk,

Mutluluğu arayan mutsuzlara,

Örnek olsun...

Gülpembe

 

NEDEN?

Başbaşa kaldım yine dertlerimle,

Kavruluyorum sönmemiş kor ateşlerimle,

Sevince vız geliyor ayrılıklar,

Ne de çabuk geçiyor o mutlu yıllar,

kalbimdeki fırtına esiyor durmadan,

Döneceksen dön artık, gözyaşlarım kurumadan,

Kalbim bu sevgiden kurtulur mu söyle?

Cevap ver hadi durma öyle,

Sana sevgim vardı uçsuz bucakız bir deniz,

Kaldı ki anlamsız çünkü içi sensiz,

Neden bindim o otobüse sanki?

Kalacak o anlar, o göz kalbimde baki,

Beni tuzağa düşürdüğün yok mu ah o gözler,

Onlar gibi simsiyah o son sözler,

Bu kadar kolay mı herşey insafsız,

Ne kadar boş bir dünya, ne kadar anlamsız,

Bir gün kalbin beni özlerse eğer,

Dersin ki bu çocuk beni sevmiş meğer,

Ah ne olur seviyorum seni, sende sevsene,

Severken beni öpsene, ah öpsene,

Artık geri dönsende farketmez,

Ben affetsemde sevgilim aşklar affetmez,

Allah'ım neden bana bu ceza?

Çektirdiğin bu eziyet bu cefa,

Niçin sönmüyor hala kalbimdeki kor?

Neden unutulmak kolay unutmak zor?

Niçin benim kaderim hep ayrılık?

Ey ayrılık beni senden ayırsan artık,

Ağlamayacağım artık ağlatamayacak kimse beni,

Aramayacağım artık ne geleni, nede gideni...

Murat Akgül

NE OLDU SANA???

Ben ki anlamsızlığın arasında seni arıyorum...

Cevapsız sorunların içinde koşuyorum...

Yağmurun toprakla buluştuğu yerde seni arıyorum...

Arıyorum seni bir çocuğun masum gülüşünde, beyazın saflığında,

Suyun berraklığında, denizin maviliğinde...

Buluyorum seni ıssız bir adada dünyaya küsmüş, kaderiyle başbaşa...

Gözün sonsuza dalmış başlangıcı aramakta...

Ben sana dalmış o eski günlerin hasretiyle yanmakta...

Arıyorum seni şarkılarda, duygusallıkta, yalnızlığın kalabalığında...

Buluyorum seni bir deniz kıyısında mehtaba dalmış...

Gözlerin yorgun belin bükülmüş...

Aklıma bir soru takılıyor...

Acaba o mu?Süzüyorum seni...

Mehtaba dalmış bitkin gözlerini...

Senin gördüğünü bende görmek isterim...

Gözlerim yaşarır, kafam bulanır, kendimden geçerim...

Yok olmuyor sevgilim...

Göremiyorum seni, bulamıyorum...

Ne oldu sana?

O beni benden alan çakır mızrak gözlerine ne oldu?

Niçin böyle boş bakıyorsun?

Evet, şimdi anlıyorum...

Evet şimdi anladım...

Sende kendimi buldum...

Evet sevgilim beni bıraktıktan sonra bende böyle olmuştum...

Ama sevgilim sen üzülme...

Ağlama sevgilim, kıyamam sana...

Senin üzülmene dayanamam...

Tek dileğim sen mutlu ol yeter...

Seni ömrüm boyunca seveceğim...

Nur Köroğlu

 

SON MEKTUP

Ölürsem, şaşma

Ölebilirim

Ölürsem, ağlama

Yine gelirim

Ölürsem, seslenme

Uyuyacağım

Ölürsem, üzülme

Yaşayacağım

Ölürsem, bekleme

Geri dönemem

Ölürsem, ölme

Sensiz edemem

Ümit Yaşar

 

YAĞMUR ALTINDA ÖPÜŞMEK

Hava kararmıştı

Yağmur yağıyordu

Dudakları sımsıcaktı

Elleri üşüyordu

Bir öptüm

Bir daha öptüm

Bir daha öptüm

Kimseler görmedi öpüştüğümüzü

Yağmurdan başka

İki gözüm çıksın

Şimdi ne zaman yağmur yağsa

Utanıyorum...

Ümit Yaşar

Henüz tam 14 yaşında

Sana doyamadan

Mezarımı sen kazdın

Gözyaşımı akıttın

Tabutumu sen boya

Yeşil veya karaya

Örnek olsun bizim gibi

Sevipte ayrılanlara

Nurcan

Öylesine bir hüzün işte,

Sıradan bir günün ardından gelen,

Yokluğuna dair olsa gerek,

Bu başımın dönmesi, üşümem,

Ve elimde kalemim,

Son bir kez göremeden seni,

Kimbilir hangi karayolunun,

Bilmem kaçıncı mevkiindesin, kimbilir?

Yeni hayatına,

Yeni aşklara doğru,

Belki göremeyeceğim seni, belki tutamatacağım ellerini yine,

Yine hüzünlenirim belki o şarkıyı dinlerken,

Yada vapura bindiğimde,

Belki yine yüzüm ıslanır,

Belki yine modaya çıkar, sarhoş olurum,

Olsun varsın,

Üç beş gün,

Bilemedin bir ya sürer,

Ama bu hasret,

Ömürboyu kalbümde sürer...

TUGUSHAN

 

SATILIK ŞİİR

Ben sersemin biriyim

Oturmuş senin için aşk şiirleri yazıyorum

Ellerinin beyazlığından

Gözlerinin güzelliğinden bahsediyorum

Oysaki sen bir ettir, ekmektir tutturmuşsun

Gözün Dünya'yı görmüyor

Al bu şiirimi, götür sat

Para ederse

Bir ekmek, yarım kilo pirzola al

Otur zıkkımlan!

Ümit Yaşar

 

SEL İLE DAĞLARA

Bugün geri dönüşü olmayan,

Çok uzak bir yere gittin,

Sende kaldı bu gönlüm,

Giderken onuda götürseydin.

Sensiz karanlıkta kaldı bu gönlüm,

Yalnız, öksüz kaldı bu gönlüm,

Kime bıraktında gittin,

Senin olan şu gönlümü.

Artık sensiz geçecek bütün yıllar,

Bilemezsin beni her anı nasıl yaralar,

Gidermi hiç senin gibi,

Göndermek istediğim o anılar.

Bugün ne kadar çok arttı,

İçimde sakladığım o acılar,

Bulamazsın benim gönlümdeki gibi

Olsada sende dünyadaki tüm aşklar

Sen, herkese sen diye baktığım,

Sen, herkeste seni aradığım,

Sen,kimsede seni bulamadığım,

Sen gözümün gizli yaşlarısın.

Vuruldu gitti gönlüm sel ile dağlara,

Sürüklendi gitti gönlüm sel ile dağlara,

Ağladı gitti gönlüm sel ile dağlara,

Kayboldu gitti gönlüm sel ile dağlara...

 

FİRUZ

Seni ilk gördüğümde,

Ateş yandı içimde

Fırtınalar koptu yüreğimde

Öyle baktım ki ben sana

Sanki içim yanarcasına

Seni yakınımda hissettim

Baktım gözlerinin ışıltısına

Sen bana baktığında

İçim titrer yanarcasına

Yüreğimdeki kıvılcımlar hoplar

Anlatamayacağım kadar sana...

Emine

 

SENİN ESERİN

Yoldan biri geçti demin,

Alayla bakıp serseri dedin,

Bu kadar gururlu olma,

O geçen serseri senin,

Bir zamanlar ki sevdiğin,

Bir düşün hak verirsin,

O serseri dediğin,

SENİN ESERİN...

Ayşegülnur

 

SENİN YÜZÜNDEN

Senin yüzünden bu halim

Bu gece, bu yıldızlar,

Senin için sarhoşum,

Bu uykusuzluğum,

Dökülen saçlarım,

Ödediğim telefon faturaları,

Odamı bile senin için boyadım sarıya

Seninle bir iki kelime konuşabilmek için

Sabahın köründe kalkıp sahil yoluna gelmem,

Sırf seni etkilemek için o soğukta denize girişim

Bu şiir hepsi,

Hepsi senin için

Hepsi senin için

Hoş gör halimi

Sitemim sevgimden

Seni sevdiğimden

Evet, seni gerçekten seviyorum

Hem de senin beni sevmediğin kadar

TUGUSHAN

 

SENİ SAKLAYACAĞIM

Seni saklayacağım inan

Yazdıklarımda çizdiklerimde

Şarkılarımda sözlerimde

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek

Ve kimseler görmeyecek seni

Yaşayacaksın gözlerimde

Sen göreceksin duyacaksın

Parıldayan bir sevgi sıcaklığı

Uyuyacak, uyanacaksın

Bakacaksın benzemiyor

Gelen günler geçenlere,

Dalacaksın

Bir sevgiyi anlamak

Bir yaşam harcamaktır

Harcayacaksın

Seni yaşayacağım, anlatılmaz

Yaşayacağım gözlerimde;

Gözlerimde saklayacağım

Bir gün, tam anlatmaya....

Bakacaksın,

Gözlerimi kapayacağım...

Anlayacaksın...

Özdemir ASAF

 

BEN SENİN BENi SEVEBiLME iHTiMALiNi SEVDiM

Soğuk ve şehirler arası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam.

Ben seninle bir gün Veysel Karani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.

İlkokulun silgi kokan tebeşir lekeli yılarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman.

Özlemeye başladım herkesi ve bu hasret öyle uzun sürdü ki adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonunda.

Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı birde camların buğusuna yazı yazma imkanı, yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda solculuk oynamaya başladık.

Ben doktor oluyordum sen hemşire geri kalanlar kontur gerilla kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve türk dil kurumuna inat bir türkçeyle, abilerimizden öğrendik "$" harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.

Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri, oysa ankara da hiç sevişmedim ben, disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.

Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri oysa hiç kurşun yaram olmadı benim ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım catışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece.

Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun, ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum sunni tenefüs saatlerinde.

Okul servisi seni hep zamansız amansızca bir lojman griliğine götürüyordu.

Ben senin benimle Tunalı Hilmi Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum..._

Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çarebilmez sürgünü ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum.

Muş Ovası'nın yalancı maviliğini, otobüs oluyordum izmir'e yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum yanağım otobüs caminin garantisinde otobüs oluyordum bir ülkeden bir ic ülkeye çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum Zap Suyu'nun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin.

Korkuyordum sonra iniyordum otobüsten çarşıdan bizim eve giden ÖMRÜMÜN EN UZUN, ÖMRÜMÜN EN KISA, ÖMRÜMÜN EN ÇOCUK, ÖMRÜMÜN EN İHTİYAR_ yolunu koşuyordum çünkü sonunda _ANNEM OLUYORDUM BABAM KOKUYORDUM_ sonunda.

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam.

Ben seninle bir gün Van'da ki bir kahvaltı salonunda,

Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında,

Ben seninle Ağrı Dağı'nın mistik ve demli bir çay kıvamına bakan

Doğu Beyazıt ın herhangi bir toprak damında,

Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim,

BEN SENİN BENİ SEVEBİLME İHTİMALİNİ SEVDİM..._

---------------- *YILMAZ ERDOĞAN* ----------------

 

 

SEVİLMİŞ

Düşün, nice günler geçecek aradan

Nice yıllar geçecek, düşün

Farkında bile olmayacaksın

Nasıl bir girdaba düştüğümüzün,

Altın sarısı saçların ak pak olacak

İnce, beyaz ellerin nasır nasır

Göreceksin zmaan nasıl soldurur insanı

Nasıl birdenbire ihtiyarlatır,

Hatıralar sızlayacak kalbinde

Bir yara gibi derinden derinden

Birkaç sararmış kağıt, bir eski resim

Kalırsa ne mutlu aşk günlerinden,

Bileceksinki geçmiş sevgilerdir

Her akşam güneşle beraber batan

O çağda aylar ve mevsimler birer işaret

İnsana ölümü hatırlatan,

Uyanıp bir gece uykunun en tatlı yerinde

"Rüyalarıma giren kim" diyeceksin

İşte o zaman belki beni hatırlayıp

"Sevdim, sevildim" diyeceksin...

Ü.Yaşar

Adını duvarlara yazamadım diye

Resmini yollara çizemedim diye

Uğruna canımı veremedim diye

Sanma bir tanem sevmedim seni

Kulun kölen olmadım diye

Her dediğini yapmadım diye

Hep yanında olmadım diye

Sanma bir tanem sevmedim seni

Seni çok severken bıraktın beni

Perişan ettin seven kalbimi

Tam aşkı bulmuşken terkettin beni

Biliyorum bir tanem sevmedin beni

Onurhan

 

SİTEM

işte bir gün daha bitti

pencereden ayın ışığı odama yansıyor

herkes birşeylerle meşgul oluyor

ama ben seni düşünüyorum

günler haftalar belkide aylar geçiyor

hasretin içimde dağ gibi büyüyor

ve ben seni özlüyorum

bilmem hatırlarmısın bana verdiğin sözleri

hani yeminimiz vardı hç ayrılmicaktık

hani beni seviyordun

nerde kaldı bu sözler ey sevdiğim

sana sesleniyorum duy beni

şimdi yaban ellerdesin,benden uzaktasın bliyorum

aşkımdan mı kaçtın yoksa turnam

bir damla sevgiyi çok mu gördün bana?

korktunda mı kaçtın gittin uzaklara

çağırsam beni biraz olsa anlayıp geri döner misin

orda bekleyenim var sevenim var der misin

herşey bu kadar kolay mı sence ela gözlüm

herşeyi bir anda silip atmak yaşanmamış saymak

çok mu kolay

hani bir şarkımız vardı

onu dinleyince birbirimizi hatırlayacaktık

peki dinlioyr muus şarkımızı ela gözlüm

dinleyip de ağlıyor musun benim gibi

hüzünlü şarkıları dinlerken kendinden geçiyor musun?

ey sevdiğim

bu sitem sana duy beni!

duy da gel gör şu halimi

ama görüpde acıma

senden istediğim ne para ne pul

bir damla sevgini versen bana yeter

seni çok seviyorum

beni unutma

--------------------------

 

SUS

Sus söyleme birşey,

Bozma bu suskunluğunun kutsallığını,

Sus,

Özür dileme, yalvarıp yakarma,

Geriye dönmem için,

Hatırlatma bana o gözyaşı kervanını,

Hatırlatma yalanlarını,

Gerçek sandığım aşkını,

Ne olur konuşma,

Bozma bu suskunluğunun kutsallığını,

Son defa bakayım gözlerine,

İşte gidiyorum şimdi,

Sakın birşey söyleme,

Ne olur sus,

Belki dayanamam yine dönerim sana,

Onun için konuşma,

Sus ne olur,

Bozma bu suskunluğunun kutsallığını...

Tuba Pınar

 

ŞİİRİMİ YAZACAĞIM

Ben şiirimi okuyacağım

Sensiz olan kırık kalbime

Kabul etmediğin senli kalbime

Sensiz olacağım ama sana yazacağım...

Ben şiirimi okuyacağım

Kalbimden çıkan şiirleri

Aşkımı anlatan kelimeleri

Senli olan sensizlikleri

Sensiz olacağım ama sana yazacağım...

Ben şiirimi okuyacağım

Sensiz olan yalnızlığıma

Senli olduğum yalnızlığıma

Senle dolu olan aynama

Sensiz olacağım ama sana yazacağım...

Ben şiirimi okuyacağım

Kalbimi dolduran sevgimle

Kabul etmediğin ama

İçini dolduran kalbimle

Sensiz olacağım ama sana yazacağım...

Ben şiirimi okuyacağım

Derslerden birinde

Senli olan bütüm derslerin birinde

Yabancı olduğum birine

Sensiz olacağım ama sana yacağım...

Ben şiirimi okuyacağım

Seni düşündüğüm herhangi bir zamanda

Sensiz olduğum bütün zamanlara inat

Beni sevmeyen kaderime inat

Kaderime ve sana yazacağım

Sensiz olacağım ama sana yazacağım...

BEN ŞİİRİMİ YAZACAĞIM

Mursican

 

ŞEHİTLER ÖLMEZ

Ey vatanıma göz dikmiş serseri

Bu vatan uğruna çok kanlar aktı

Kan ile sulanmış her karış yeri

Allah Türk'ü şehit diye yarattı

Vatan uğruna şehit düşmüş asker

Senin kutsal kanın toprakta kalmaz

Yıllar evvel geldi bu mutlu haber

Ne mutlu müjdeki şehitler ölmez

Bu vatan bu millet sönmeyen bir nur

Şehitler cennette artık ebedi

Ezelden türk olmak en büyük onur

Anam bana şehit ol yavrum dedi

Dursun Turunç

 

TOPRAĞA VARDIM

Yine aklımda sen,

Halden anlamasa da satırlar,

Seni yazıyorum yine

Doğmaya üşenen güneşin hasreti ile...

Bugün yine sıradan bir gündü,

Ama hiç benzemıyordu başka günlere.

Esmeye üşendi bugün rüzgar

Dağılmadı bulutlarım, gözyaşlarım kurumadı

Yağmaya üşendi yağmur,

Kurudu, çatladı dudaklarım

Akmaya üşendi nehirler,

Denizlerin gözleri yollarda

Parlamaya üşendi yıldızlar,

Daldı dünya karanlık bir suya

Üşendi ellerim, kalkmadı duaya

Günahkar olup çıkıverdim bir günde.

Geçmeye üşendi zaman,

En çok da bu koydu bana,

En çok da bu uykusuz bıraktı beni

Geceleyin...

Geçmeye üşendi zaman,

Büyüttü hasretimi, zorlaştı bekleyişlerim

Yağmaya üşendi yağmur,

Şehri serinletmek için bugün ben ağladım,

Atmaya üşendi kalbim,

Bugün topraga vardım...

SELVİ

 

UNUTAMIYORUM

Unut demek kolay gel bana sor birde

Unutamıyorum işte unutamıyorum

Bir şey var şuramda beni kahreden

Şuramda tam yüreğimin üstünde

Çakılı duran birşey var

Elimde değil söküp atamıyorum

Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere

Kimi görsem biraz sana benziyor

Seni hatırlatıyor şu bulut, şu gökyüzü

Şu kayalıkları döven deniz

Şu hüzünlü melodi, şu napoliten şarkı

Bir zamanlar beraber dinlediğimiz

Boyuna seni düşünüyorum durmadan

Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba?

O güzelim gözleri kime bakıyor?

O canım elleri nerede

Oysa günler o günler değil

Akşamlar o akşamlar değil

Ve kalan şimdi sadece özlemin gecelerde

Durup durup seni büyütüyorum içimde

Seninle acılar büyütüyorum

Yeni yeni kederler büyütüyorum, dayanılmaz

Kirli sular yürüyor iliklerime

Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun?

Bir daha görsem seni diyorum, bir daha görsem

Bir gün olsun, bir dakika olsun

Unut demek kolay, gel bana sor birde

Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum

Dilimin ucunda sen

Başımın içinde sen

Keder misin, ecel misin, nesin sen?

Unutamıyorum işte unutamıyorum

Ümit Yaşar

 

U N U T U L D U M

Hani Hep Arardın.

Hani Hiç Unutmazdın,

Okyanus Gibi Dertlerimle...

Beni Yalnız Bıraktın...

Unutuldum, Yüreğimde Acılarla..

Unutuldum, Gözümde Yaşlarla..

Unutuldum, Kahreden Bu Yalnızlıkla...

Bende _Unutuldum....

Başbaşayım Anılarla,

Düşlediğim Yarınlarla,

Sensiz Bir Hayatla,

Neden Yalnız Bıraktın...

Neden Telefonlara Düşman Bıraktın...

Unutuldum,_ Yüreğimde Acılarla..

Unutuldum,_ Gözümde Yaşlarla..

Unutuldum,_ Kahreden Bu Yalnızlıkla...

Bende _Unutuldum....

Leyla Yiğit

 

VEDA

Hani o bırakıp giderken seni,

Bu öksüz tavrını takmayacaktın,

Alnına koyarken veda buseni,

Yüzüme bu türlü bakmayacaktın,

Hani ey gözlerim bu son vedada,

Yolunu kaybeden yolcunun dağda,

Birini çağırmak için imdada,

Yaktığı ateşi yakmayacaktın,

Gelsede en acı sözler dilime,

Uçacak sanırım bir kaç kelime,

Bir alev halinde düştün elime,

Hani ey gözyaşım akmayacaktın?

 

VEDAT' IN ÖYKÜSÜ

Doğumunu anımsıyorum,

Bir serçe kadar suçsuz,

Bir ot kadar biliçsiz,

Ve dilsiz bir taş gibi,

Pembe, kırmızı, mor,

Karışımında bir et parçası,

Yoğrulmuş balçık,

Yeşeren filiz,

Biçimlenen tohum,

Ve başlayan bir yalandı seninle,

Biliyorum...

_

İlk ağlayışını anımsıyorum,

Ürperten bir çığlık,

Bir su şırıltısı hüzün veren,

Akortsuz telli sazların,Çaldığı bir senfoni,

Soluk soluğa,

Ve son ağlayışını anımsıyorum,

Akmasını gözyaşlarının,

Boşluğa, sonsuzluğua,

O müthiş yalnızlığa...

Gülüşlerini anımsıyorum,

Kimi gün bir ustura gibi acımasız,

Kimi gün bir gül gibi dokunaklı,

Ve kimi gün gökyüzü kadar,

Görkemli, masmavi, yalansız,

Gülüşlerin inen bir tokattı aslında,

İğrenç yüzlerine insanların,

Gülüşlerin, isyandı aslında,

Gülüşlerin, ta kendisiydi çaresizliğin,

Gülüşlerin, gülüşlerin,

Ah senin beşikten mezara kadar,

Ağlayan gülüşlerin...

Yaşamını anımsıyorum,

Yana yakıla,

Düşe kalka,

Kesik kesik,

Paramparça,

Tam 24 yıl,

Sürsürdüğün bir yaşamdı o,

Ve birgün kendi ellerinle,

Boğup öldürdüğün bir yaşamdı o...

Sevgilerini anımsıyorum,

O sevecen gözlerini,

Sevdiklerini, dost bildiklerini,

Durmadan sevgiye çağıran ellerini,

İnsanlara, çiçeklere hayvanlara,

Sevgiyle bakışını anımsıyorum,

Yüreğinin sevgiyle duruşunu,

Başının sevgiyle dik duruşunu,

Ve kendini sevgiyle sunuşunu,

Anımsıyorum ölüme...

Bir dostluğu anımsıyorum aramızdaki,

Gün gün değişen,

Ama hergün biraz daha pişen,

Acılarla büyüyen gelişen,

Bir dostluğu anımsıyorum,

Benimle ilk içişini,

İlk kez bir kadına gidişini,

Son ilk kez sevişini anımsıyorum bir kızı,

Kırılışını,

Ayrılışını,

Ve bir gün o büyük yıkılışını anımsıyorum,

Yinede kızmıyorum sana, kızamıyorum,

Çirkin yaşamamak için,

Güzel ölmek istedin,

Anlıyorum...

Son günlerini anımsıyorum,

Bir sır gibi sakladığın,

Dayanılmaz acıların aklıma geliyor,

Sonra korkuların, kuruntuların,

Ve o en vazgeçilmez yerinde uykuların,

Yatağından sıçrayışların aklıma geliyor,

Solan yüzünü anımsıyorum,

Hüzünlü gözlerini,

Bembeyaz, düzgün dişlerini,

Yumuşak kahverengi saçlarını anımsıyorum,

Sonra ellerini,

Konuşan, düşünen, duyan ellerini,

Bir sanatın çilesini dokuyan ellerini,

Güçlü ellerini,

Sonunda bütün kahpeliklerine dünyanın,

O meydan okuyan ellerini...

Yarım kalmış hatıraydın sen...

Tamamlandın ölünce,

Şimdi yarım kalmış hatırayım ben,

Tamamlanacağım yanına gelince...

Ümit Yaşar

Düzeltmeler: Sami Güzel

 

VEFASIZ

İçine Dert Olacak

Sana Bu Son Konuşmam

İçine Dert Olacak

Hiç birşey Sormayışım

İçine Oturacak

Severek Ayrılışım

Adını Vefasız Koydum

Bırak Hep Öyle Kalsın

Sana Son Bir Sözüm Var.

ALLAH' ından Bulasın...

Leyla Yiğit

 

VE SEN

Evet sen,

Geriye baktığında,

Ağlayan bir kız göreceksin,

Seni seven, senin için yanan,

Özleyeceksin o günleri ama,

Geri gelmeyecekler, çünkü;

Kara toprak aldığını vermez geri...

Ağlayacaksın biliyorum,

Kapanacaksın toprağıma,

Konuşacaksın mezar taşımla,

Yanacağım sen beni sevsen bile,

Sen gideceksin geldiğin yere,

Ama bir tuhaf olacaksın,

Gözlerin dolacak, kalbin burkulacak,

Çünkü sana diyorum ki;

ÖLÜME GEL!!!

Tuba Pınar

 

YALNIZ GECELERDE

Böyle yalnız gecelerde

Karanlık gök yüzünü görünce;

Daha yakın olmak isterim yıldızlara.

Çıkarım en yüksek ağacın tepesine.

Bilirim ki; elbet sende bakarsın karanlık gökyüzüne,

Sende görürsün benim gördüğüm yıldızları,

Ve bilirim sende hayal kurarsın benim gibi

Dalınca karanlığın içindeki parlaklıklara.

Ve hep seni düşünürüm

Böyle soğuk ve yalnız gecelerde.

TUGUSHAN

 

YAŞANMAMIŞ HATIRALAR BİLİRİM

Yaşanmamış hatıralar bilirim,

Büyülü sonbahar akşamlarında,

Bulutlar üstünde, su kenarında,

Yalnız hayal edilen hatıralar,

İşte; en ürpertici nağmelerle,

Bizim şarkımızı söyleyen rüzgar,

Sen dudağında gülümsemelerle,

Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim,

Fakat yine bizbize, başbaşayız,

Duymasanda düşünmesende; unutma,

Bir daha bu anı yaşayamayız...

Görülmemiş manzaralar bilirim,

Karda, kışta ilkbaharda,

Hür denizlerde, kuytu ormanlarda,

Sadece hissedilen manzaralar,

Bak, Dinle, neler anlatıyor yağmur,

Üşüyorum, üşüyorum beni sar,

karanlık başladı, gitme ne olur,

İnan değişen manzaralar değil,

Kilometreler anlayamadı bizi,

Fakat birgün gelirde birleştirir,

Beyaz bir güvercin kanadı bizi...

Söylenilmemiş mısralar bilirim,

Hüzün dolu yağmurlu gecelerde,

Alev çalgıların sustuğu yerde,

Yalnız, yalnız düşünülen mısralar,

Bilinmeyen şeyler huzur içinde,

Bilmenin bilinmez bir korkusu var,

Bak bütün rüyalarım nur içinde,

Çünkü bugün havasını kokladığım,

Deniz aşırı bir diyar bilirim,

Ve o diyarda seninle beraber,

Yaşanmamış hatıralar bilirim...

Ü.Yaşar

 

ÖPÜŞÜN KUŞLAR

Sökün ayı geldi çiğdemler bitti
Çırpını çırpını kakışın kuşlar
Gurbet ilin kahrı yaktı kül etti
Yanın benim gibi tutuşun kuşlar

Sarı çiğdem mor menekşe kokuyor
Yeşil suna yaylamızda şakıyor
Şimdi yavrularım yola bakıyor
Bu gün bizim köye yetişin kuşlar

N'olur kuşlar ben olsam tek gözünüz
Konuşurken ah ben olsam ağzınız
Hastalandım kaldım burda yalnız
Şu garip halime bakışın kuşlar

Gidin kuşlar gidin söylen yârime
Sahip olsun namusuma arıma
Sarılın boynuna benim yerime
Hal hatırdan sonra öpüşün kuşlar

Selam söylen Al'İzzet'in dostuna
Şu mektubu alın verin destine
Yuva yapın bizim evin üstüne
Her saba her sabah ötüşün kuşlar

 

ÖZGÜRLÜK SANCISI

Çakıltaşı
Sedef parıltısının yalnızlığınca
Denize hasret

Toprak parçası
Çorak iklimlerin susuzluğunca
Yağmura hasret

Güneş ışını
Kutupların beyaz soğukluğunca
Sıcağa hasret

Bekleme arzusu
Ümitlerin uzunluğunca
Yarınlara hasret

Özgürlük sancısı
Gözyaşının acılığınca
İnsanlığa hasret

Necdet EVLİYAGİL

 

Bİ TANE DAHA

Bu yürek kahpe yürek yetim yürek yoksul yürek
Hani şu uzun havalarda bozlaklarda mayalarda
İflah olmaz türkülerde tüten
Hani şu insanı kahreden canım
Kurşun misali delip geçen
Kurşun misali çöken

Bu yürek yetim yürek yoksul yürek
Binbir yerinden yaralı binbir yerinden yamalı yürek
Bir yanı tanrı bir yanı kul
Bir yanı tezek bir yanı gül
Bizim insanlarımız oğul ne zaman gülecek

Bu yürek yetim yürek yoksul yürek
Varımız yoğumuz malımız mülkümüz sermayemiz
Can evinde konan ilk taş
Can evinden uçan ilk kuş
Bu yürek yetim yürek yoksul yürek
Bir yanı gül bir yanı tezek
Bizim insanlarımız oğul ne zaman gülecek

Bedri Rahmi EYÜBOĞLU

 

 

ÇOCUK

Düşünebilseydin eğer doğduğunda
ortulmeden ogreneceklerinle bildigin
konulabilseydin aglamani kesip
belki de birseller ogrenebilirdin

Bülent Ecevit (1976)
(kaynak: ire arkadaşım yağmur__ )

 

MAGARA

Magaranin duvarına
Hayvanlara tastan oydum
Kükrediler karanlıkta
Turkulerle kârsa koydum
Karanlikti magara
Isigi tastan oydum
Üsuyordum
Bir de gunes koydum
Ask oydum magaranin duvarına
Ask oydum
Agr
idi taslar
Yarildi magara
Ben dogdum

Bülent Ecevit (1970)

(kaynak:ire arkadaşım yağmur__ )

 

BU GECE YAZABİLİRİM

Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
Şöyle yazabilirim: "Yıldızla yüklü gece,
Mavmavi yıldızlar titreşir uzaklarda."
Döner gökte, şarkı söyler gece rüzgarı.
Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
Sevdim onu, o da sevdi beni bazen.
Böyle gecelerde duyumsadım onu kollarımda.
Öptüm, öptüm uçsuz bucaksız göğün altında.
Sevdi beni, ben de sevdim onu bazen.
Nasıl sevilmez o kocaman duru göz
ler.
Bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
Benim olmadığını düşündükçe, duyumsadıkça onu yitirdiğimi
Duymak uçsuz bucaksız, onsuz daha da sınırsız geceyi.
Göçüle düşer dizeler, çiy çimene düşercesine.
Ne çıkar sevgim onu tutamadıysa
Gece yıldızla yükl
ü ve yanımda değil o
Hepsi bu.
Uzakta şarkı söylüyor biri.
Uzakta.
Gönlüm razı değil onu yitirmeye.
Gözlerim bulmak istiyor onu, alıp getirmek için
Yüreğim ağrıyor ama o yanımda değil.
Aynı gece beyazlatıyor aynı ağaçları
Ama biz aynı biz değiliz ar
tık.
Sevmiyorum onu artık, bu kesin ama nasıl sevmiştim eskiden
Sesim rüzgarı aradı sesine dokunmak için
Başkasının, kimbilir kimin olacak, öpüşlerimden önceki gibi.
Sesi, pırıltılı bedeni, sonsuz gözleriyle.
Sevmiyorum bu kesin, ama belki de seviyorum
Unutmak uzun sürer çabucak geçse de sevgi.
Böyle gecelerde aldım onu kollarıma
Ama gönlüm yitirmeye razı değil.
En son acı bana çektirdiği
Ve bunlar son dizeler onun için yazdığım.

PABLO NERUDA

( kaynak : Dilek )

 

NATAŞA

Nasıl ki bir ana ceylan, vurulan yavrusuna ta yürekten yanıyorsa,
Nasıl ki bir Teksas'lı kız, Kanada'da kaybettiği Almanya'lı sevgilisini
Ta İstanbul'da arıyorsa, işte ben de seni, Kızılyeleli bir atın üstünde
Gece demeden, gündüz demeden koşarak,
Azgın denizlerdeki kudurmuş dalgalar gi
bi coşarak,
Bastığın her yeri parmak parmak kokladığın her çiçeği yaprak yaprak
Böylesine aramaya çıkacağım Nataşa!
Geçtiğin tüm yollardaki aynaları ters kapadığım,
Seni herkeslerden sakladığım öyle bir dünyaki bu.
Ne Sezar, ne Neron, ne Hitler, ne de Muss
olini
Dokuz gezegenin onuncusu, kardeş kavgalarının sonuncusu,
Ne Musa'nın ondört havarisi, ne Muhammed'in dört halifesi,
Çözemedi!... Çözemedi yavrum, bu sırrın ne demek olduğunu.
Düşün ki seni yıldızların arkasındaki karanlıkta yaşamaya mahkum etmişler,
Ne siyahın ne kadar siyah, beyazınsa ne kadar beyaz olduğunu
Göremeden öleceksin.
Oysa ki ben güneşin doğuşunu gördüm nataşa!
Sen burjuva züppelerinin neslinde salonları süsleyen bir gül,
Oysa ki ben karanlık sokaklarda çığlıkların,
Şaha kalktığı bir sonba
har akşamı,
Üç kurşun sesiyle doğdum Nataşa!
Hazır ol, teker teker, bölük bölük, ordu ordu
Seni kurtarmaya geliyoruz.
Bu benim sana ne tepeden inme bir emrim
Ne de ayaklarına kapanıp yalvarışımdır.
Bu tarihin yani yeni tarihin durdurulmaz akışıdır Nataşa!

Kilitli kapıları kırmak değil açmak var,
İnsanları insanca yaşatmak var,
Suları gürül gürül akıtmak var.
Biz çoktan erittik,
Yüreklerimizin çelikten potasındaki
Mermer bacaklı kızların ışıldayan gözbebeklerini!...

NAZIM HİKMET

(kaynak : Dilek)

 

BİR DAHA GELİRSEM EĞER

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
İkincisinde daha çok hata yapardım!
Kusursuz olmaya çalışmazdım, sırtüstü yatardım...
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar;
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım!
O kadar temiz olmazdım, daha çok risk alır, daha çok seyahat eder,
Daha fazla güneşin doğuşunu seyreder, daha çok dağa tırmanır,
Daha çok nehir aşardım...
Görmediğim yerlere gider, daha çok dondurma, daha az bezelye yerdim!
Problemlerin daha gerçekçi olurdu hayali problemlerim ise daha az.
Hayatı
n her anını gerçekçi ve üretken yaşayan insanlardandım.
Elbette mutlu anlarım oldu ama yalnız mutlu anlarım olmasına çalışırdım.
Farkında mısınız bilmem; yaşam budur zaten...
Anlar, sadece anlar.
Siz de 'anı' yaşayın 'şimdi'yi yakalayın.
Termometresi, bir şişe suyu, şemsiyesi ve paraşütünü almadan
Dışarıya çıkmayan insanlardandım.
Eğer yeniden başlayabilseydim, daha hafif seyahat ederdim.
Eğer yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda ayakkabılarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak aya
klarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım.
Bir şansım daha olsaydı eğer.
Ama şimdi seksenbeşimdeyim ve biliyorum ki...


JORGES LUIS BORGES

(kaynak : Dilek)

 

ESKI ZAMAN ASIGI


ben eski zaman asigiyim
sevda ceker dusunurum aglarim
bazen tilki kadar kurnaz bazen akilsiz
bazen cocuk gibiyim bacak kadarim
herkes asik olur sevdalanir
bir yolu var gonul cekmeninde
benimki sevda degil atesten gomlek
bir kar dusmus isil isil yanar icimde
ama ben eski zaman asigiyim
sevmek kadar katlanmakta gelir elimden
gece hayalimde gunduz fikrimde
ela gozlu o yar cikmaz gonulden.
-oktay rifat



DONGU


sevincin yuzu guler ya, umudun cicegi acar
bende gozlerimi safaga acarim
sevginin pinarindan yikayip saclarimi
sana oyle gelirim.
Kuslar uykudayken daha, ruzgarlar uykudayken
uyanirim sessizcej
duser yollara yine sana gelirim
sana o zaman gelirim iste
unutmak icin herseyi
ogrenmek icin yeni bastan.
-adnan azar



O ZAMAN ANLARSINIZ


butun duraklardan geçtim hani o aci dedigimiz
her gecisimde geldi vurdu yalnizligima bir deniz
aldi yasamimi bir baska yasama birakti gitti
yuregini yuzune cikarmis bir cocuk vardi aynalarda
butun aynalar yitti
derindi, lacivertti, dalgaliydi sular
bir o yana bir bu yana salladi beni
calkalandim kopugumu aldilar
cokum, arinmisim simdi
bilirim, duyduklariniza sasirirsiniz
elbet birgun bir deniz
gelir de size vurur
o zaman anlar siniz.
-aziz kemal hiziroglu

cizdim
Ben agacin resmini cizdim
hic kimse icin…
daha ne yapraklarini yapistirdim
nede adini koydum
yemislerinin…
onu bir anlama yakistirdim.

Adiniza buyuyor bellegimde agac
baska agaclar doguruyor
buyumeyi bolusuyorlar golgelerinde
dal-dal, yaprak yaprak opusuyorlar
cizmez olaydim, bizi soruyorlar
donup bizlere bakiyorum
dovusuyorlar
-ozdemir asaf




HEP SEV O ALEVLER VARSIN SENI SARSIN
SEVDINSE EGER BIL YASIYORSUN VARSIN
DUNYA KUCULUR SIGMAZ OLURSUN GIDEREK
SEVDIKCE BUYURSUN COGALIR ARTARSIN….
_ umit yasar oguzcan



YAPAMADIGIM SEYLER
animsiyormusun yeni arabani
odunc alip carptigim gunu?
Oldurecegini sanmistim beni, oldurmedin oysa.
Animsiyormusun seni zorla sahile goturdugum ,
yağmur yagacagini soyledigin ve
yagmurun yagdigi gunu?
Soylemistim sana demeni beklemistim, demedin oysa.
Animsiyormusun kiskandirmak icin seni
baska oglanlarla oynastigim ve
senin kiskandigin gunler
i?
Terkedecegini sanmistim beni, terketmedin oysa.
Animsiyormusun cilekli pasta dusurup
arabanin paspasini kirlettigim gunu?
Tokatlayacagini sanmistim beni, tokatlamadin oysa.
Animsiyor musun dansin resmi giysili oldugunu
soylemeyi unuttugum ve
senin kot pantolonla geldigin gunu?
Birakacagini sanmistim beni, birakmadin oysa.
Evet, yapmadigim cok sey vardi.
Ama dayandin bana, sevdin beni
ve korudun beni
cok sey vardi
benim de senin icin yapmak istedigim
Vietnam dan dondugunde
DONMEDIN OYSA……..: (


SENI SEYREDIYORUM
saclarin ucusurdu ruzgardan
yanindan seni seyrederdim
gunes yakardi, deniz yakardi
sen konusurdun, dinlerdim
gulerdin…
susardin, dusunurdun
benimle el-ele yururdun
yol biterdi.
Gormezdim seni
zaman yil yil gecerdi
uzaktan cok uzakladan
seni seyrederdim.
O. ASAF



OLMASA MEkTUBUN
olamasa mektubun yazdiklarin olmasa
kim inanir senle ayrildigimiza
sanma unutulur kalp agrisi zamanla
herseyi unutarak yasanir sanma
neydi bir arada tutan sey ikimizi
birlestiren neydi ellerimizi
birak bana anlatma imkansiz sevgimizi
sevmek bircok seyi goze almaktir
baksana gecmise ne cok aniyla yuklu
nerde o taverna nerde sinema
harcanmis zamanlar yeniden yasanmazki
gec kaldiktan sonra arama bosa.
Murathan mungan

 

 

[ M E N Ü ]